Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1651

Karar No

2025/193

Karar Tarihi

12 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2024/1651 Esas
KARAR NO:2025/193 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:10/09/2024
NUMARASI:2024/8 E. - 2024/143 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; "...", "...", "...", "..." biçimindeki markaların ...'de tescilli olduğunu, müvekkilinin ayrıca 2007 yılından beri "..." biçimindeki ...'yu da kullandığını ve bu logo üzerinden tescilsiz kullanım nedeniyle eskiye dayalı hak sahibi olduğunu, davalının hem müvekkiline ait "..." markalarını, hem de bu logoyu 25. sınıftaki terlikler yönünden kullanmasının, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalıların başkalarına ait tanınmış markaları tescil ettirmek için ...'ne başvurmayı alışkanlık haline getirdiğini, davalıların 25. sınıfta herhangi bir marka tescilleri olmamasına rağmen ... internet sitesinde ve ayakkabı teşhir ve satış reyonlarında "..." markasını ve logosunu koyarak iltibas yarattığını, davalılar arasında ortaklık ya da akrabalık bulunduğunu ve birlikte hareket ettiklerini, başkalarının markalarını farklı sınıflarda kendi adına tescil ettirerek, iltibas oluşturarak haksız kazanç elde etmeyi misyon edinen davalının önce müvekkilinin "..." markasını farklı sınıflarda tescil ettirdiğini, daha sonra "..." ibaresini 25. sınıfta tescil ettirdiğini, daha sonra ise "..." ibaresini ve nihayet logoyu da ilave ederek "..." biçiminde tescil ettirdiğini, ortalama tüketicilerin, davalı ürünleri ile müvekkilinin ürünlerini ayırt etme şansının kalmadığını, davalının bu tescillerinin ve kullanımlarının kötüniyetli olduğunu iddia ederek, davalı ...'a ait dava konusu ettikleri..., ..., .., ..., ... numaralı marka tescillerinin tamamının 556 Sayılı KHK'nın 7, 8 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve ... sicilinden terkinine, her halükarda ... adına ... sicilinde tescilli bulunan ... numaralı ve ... numaralı markasının tamamının 556 Sayılı KHK’nın 14 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve ... sicilinden terkinine, ...Şirketi adına TPE sicilinde tescilli bulunan ..., ..., ... numaralı marka tescillerinin tamamının 556 sayılı KHK’nin 7, 8 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve ...sicilinden terkinine, davalı tarafın tecavüz fillerinin durdurulmasını, "..." ibareli markayı ve müvekkiline ait logoyu içeren müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 25. ve 10. sınıflardaki emtialar yönünden davalı tarafın her türlü kullanımının engellenmesini, tecavüzün, haksız rekabet eylemlerinin refini ve menini, davalıya ait her türlü eşya ve emtiadan davalının tabelasından, reklamlarından, davalının ticari unvanından, davalının ... internet alan adı ve her türlü alan adından müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 25. ve 10. sınıflardaki "..." ibaresinin çıkartılmasını, haksız rekabete ve iltibasa sebebiyet veren ... alan adının kullanımının durdurulmasını ve yasaklanmasını, davalı tarafın 25. ve 10. sınıflardaki emtialar yönünden her türlü ürün, reklam, tabela, katalog, poşet ve sair emtiasından şayet "..." ibaresi ve müvekkile ait logosunun çıkartılması mümkün değil ise bu emtiaların imhasına, dava sonunda Mahkeme kararının müvekkil lehine verilmesi halinde ise, 556 Sayılı KHK'nın 62/f hükmü uyarınca ücreti davalı taraftan alınarak ilamın, Türkiye' de tirajı en yüksek 3 gazetede yayınlanmasına, şayet marka hükümsüzlüğü talepleri herhangi bir sebepten dolayı reddedilir ise davalının şekli marka tescilleri ile müvekkilini mağdur etmesinin önlenmesi için, 35. sınıfta "..." ibaresi ve logosu üzerinde eskiye dayalı kullanıma dayalı gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunun tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın menine, davalının marka gaspı ve tecavüzü sebebiyle oluşan her türlü maddi, manevi zararlarını talep haklarının ve fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı tutulmasına, talep ve dava etmiştir.
CEVAPLAR:Davalılardan ...Ayakkabıcılık vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." ve "..." markalarını devraldığını, davalılardan ... ile birlikte müvekkili şirketin "..." markalı ve diğer markalı ürünleriyle tekstil ve terlik piyasasında önemli bir paya sahip olduklarını, ... sitesinin 2008 yılından beri faal olduğunu, kullanımının yasal tescil kapsamında olduğunu, davacı şirketin "..." markasını 2012 yılında satın aldığını, davacının 2003 yılından 2016 yılına kadar herhangi bir girişimde bulunmadığını, oysa davacı ile davalı ...'ın fuarlarda toplantılarda, işyerinde birçok kez karşılaştıklarını, davacının 2015 yılında ...'ye yaptığı " ..." marka başvurusunun reddedilmesi üzerine davacının endişeye kapılarak bu davayı açtığını, davacının eskiye dayalı hak sahipliği iddiasının doğru olmadığını, içinde "..." ibaresi geçen yüzlerce marka olduğunu, davacının basiretli davranmadığını, benzer markaların farklı sınıflarda tescilinin engellenemeyeceğini, müvekkilinin marka başvurusu sırasında davacının "..." markasını kendisinden devraldığı ... Ayakkabıcılık şirketinin itirazının ... tarafından reddedildiğini, bu red kararının üzerinden 8 yıl geçtikten sonra şimdi davacının bu davayı açtığını, davacının markasının tescil sınıfları ile müvekkilinin marka tescil sınıflarının benzer olmadığını, "..." markası ile "..." markası arasında da en ufak bir benzerlik bulunmadığını, davacının davranışlarının "zımni rıza" , "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" ve "zamanaşımı" olarak değerlendirmeye müsait olduğunu, tarafların karşılıklı olarak "..." markası başvurularına ... nezdinde itirazda bulunduklarını, ancak hukuki boyuta taşınmadığını, davacının haklarının zamanaşımına uğradığını, sessiz kalma yoluyla tükendiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının kötüniyet iddialarının farazi olduğunu, yeni SMK'na göre davacının ... nolu "..." markasını tescilli olduğu sınıflarda kullandığını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ... Ayakkabıcılık şirketinin eşi ve ortaklarına ait olduğunu, zaman zaman birlikte faaliyet göstermelerine rağmen ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, diğer davalı ...'nin eski ortakları olduğunu, müvekkilinin "...." ve "...." markalarıyla terlik üreterek pazar lideri olduğunu, müvekkilinin ... sitesinin 2008 yılından beri faal olduğunu, "..." ibaresinin bir İngiliz markası olduğunu, "darbeli çekiç" olarak bilindiğini ve bu markanın yurt dışında tanınmış olduğunu, eğer bir taklitçi varsa bunun davacı olduğunu, ... nezdinde "..." ibaresi geçen 101 marka başvurusu olduğunu, davacı şirket kurulalı 10 yıl olduğunu, davacının "..." markasını 2012 yılında ... Ayakkabıcılık şirketin satın aldığını, eğer bir hak var ise bu hakkın .... Ayakkabıcılık şirketine ait olduğunu, davacının markasının ayakkabıcılık alanında marufiyet kazanmasının 2013 yılı sonrasında gerçekleştiğini, müvekkilinin "..." markalarının zaten ayakkabı kapsamında kullanmadığını, "..." markasının ise ayakkabı alanında müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin ve ... Ayakkabıcılık'ın "..." markalarının hiçbirisinde "ayak giysileri, ayakkabılar, terlikler, sandaletler" emtiasının tescilli olmadığını ve ne kendisinin ne de... şirketinin "..." markasını ayakkabı, terlik alt sınıfında kullanmadığını, ancak kendisinin ve ... şirketinin "..." markalarının ise 25. sınıftaki ayak giysileri, ayakkabılar, terlikler, sandaletler emtiası için tescilli olduğunu ve kullanıldığını, kendisinin ve ...şirketinin kullanımının marka tescili kapsamında kaldığını, "..." markasının 25. sınıfta terlik, ayakabı için... Ayakkabı adına tescilli olduğunu, oysa ihtilaf konusu olayda terlikler üzerinde "..." markasının, internet sitesinde, stantda ve kataloglarda ise "..." markasının kullanıldığını, yasal bir hakkın kullanılmasının engellenemeyeceğini, tespit sırasında alınan bilirkişi raporuna davacının itiraz etmediğini, dolayısıyla bu raporun bağlayıcı olduğunu, bilirkişi raporunun kendileri lehine olduğunu, davacının "..." markası ile davalının "..." markalarının benzer sınıflar içermediklerini, "..." markası ile "..." markası arasında ise benzerlik dahi bulunmadığını, eğer davacının markası tanınmış marka olarak kabul edilir ise karıştırma ihtimalinin düşünülemeyeceğini, karıştırma ihtimali iddiasının söz konusu olmadığını, davacının önceye dayalı kullanım iddiasının da doğru olmadığını, davacının markalarının tanınmış marka olmadığını, benzer markaların farklı sınıflarda tescillerinin engellenemeyeceğini, "zamanaşımı", "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" ve "zımni rıza"nın söz konusu olduğunu, zira bu davanın ...'nin red kararından 8 yıl sonra açıldığını, ayrıca davacının markayı kendisinden devraldığı ...Ayakkabıcılık'ın, ...'nin 2007 yılındaki red kararından sonra ... kararına karşı dava açmayarak bu duruma rıza gösterdiğini, tarafların... nezdinde birbirlerinin marka başvurularına itiraz ettiklerini, ancak mahkemeye başvurmadıklarının, kötüniyet iddiasının farazi olduğunu, tescil önceliği ilkesi gereği "..." ve "..." markalarının davalılar tarafından tescil edildiğini, davacının "..." markasını sadece ayakkabı alanında tescil ettirdiğini, farklı alanlardaki tescillere ses çıkarmadığını, şimdi dava açmakta kötüniyetli olduğunu, dava arkadaşlığının bulunmadığını, dava dilekçesinin usule aykırı olduğunu, ...Fatih ilçesinde oturduğundan yetkili mahkemenin İstanbul FSHH Mahkemesi olduğunu, yeni SMK uyarınca def'i haklarını kullandığını ve davacının ... nolu "..." markasını tescilli olduğu sınıflarda kullandığını ispatlaması gerektiğini, ... internet alan adının 2008 yılından beri faal olduğunu, zamanaşımı, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ...’nin uzun yıllar ticaretle uğraşmış olup yaklaşık 2 yıldır emekli olduğunu, fiilen çalışmadığını, fiilen çalıştığı sürede zaman zaman diğer davalılarla da birlikte ve ortak olarak çalıştığını, hatta davalı ... AYAKKABICILIK şirketinde de kuruluş aşamasında ortak olmuşsa da, söz konu şirketteki hisselerini ve imalathanesini devrettiğini, imalathanenin fiilen ve resmen ... AYAKKABICILIK tarafından işletildiğini, D.İŞ dosyasında gelinen imalathanenin eskiden ... adına kayıtlı olmasına rağmen yaklaşık 2 yıldır ... AYAKKABI adına kayıtlı olduğunu ve çalıştırıldığını, davalının taraflar arasındaki "..." ve "..." markaları için yaşanan ihtilafta ilgisi bulunmadığını, sadece bilgi ve görgü sahibi olduğunu, "..." ve "..." markasının 2007 yılından bu yana ... ve akabinde ... AYAKKABICILIK tarafından tescil edilip kullanıldığını, ticari yatırımların yapıldığını, davalının aynı zamanda 2007 yılından bu yana . AYAKKABICILIK şirketinin yetkililerinin birçok kez ... ile değişik mekânlarda karşılaştıklarına ve değişik sınıflarda bu markaların kullanımı konusunda sözlü olarak anlaştıklarına tanık olduğunu, hatta bu irtibatların bir kısmına bizzat aracılık yaptığını, ... adına kayıtlı "..." ve "..." ibareli marka tescili bulunmadığını, iki yıldır çalışmadığını, ticaret yaptığı sıralarda davalılarla birlikte değişik marka ürünlerin fason olarak üretimini ve satışını yaptığını, fakat söz konusu ürünler üzerinde kullanılan tüm markaların davalılar adına tescilli olan markalar olduğunu, hiçbir şekilde marka tescil kapsamı dışında kullanımının bulunmadığını, mevcut durumun D.İş raporuyla da sabit olduğunu, bir an için Mahkeme aksi kanaatteyse bu durumda da diğer davalı cevaplarında ayrıntılarıyla izah edildiği üzere davacının davranışları "sessiz kalma", "zımni rıza", "basiretsiz davranma" kapsamında olup, aynı zamanda zamanaşımının söz konusu olduğunu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmadığını, davalının adresi Fatih’te olduğundan yetkili mahkemenin İstanbul FSHHM olduğunu beyan ederek, itiraz ve defilerinin dikkate alınmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMENİN İLK KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/07/2018 tarihli 2016/210 E. - 2018/255 K. sayılı kararıyla; "...Somut olayda yapılan delil tespiti, dosyaya ibraz edilen tüm delil ve belgeler dikkate alındığında davacı tarafa ait marka tescilleri, davalı taraf kullanımları dikkate alındığında davalı taraflara ait tescilli marka kapsamları da dikkate alındığında, davalı taraflarca mağazada terlik standlarında tanıtım levhası konulması biçiminde kullanımın markaya yönelik tecavüz olup söz konusu başkasına ait işaretin izinsiz kullanımları aynı zamanda haksız rekabet olup davalı tarafların ...markasının reyonda sergilenen ürün markası olarak kullanımlarının engellenmesine, tüm davalılar yönünden karar vermek gerekli ve yerinde görülmüştür Davalılardan...in işyeri sahibi olup diğer davalılar ile ortak iş yaptığı mahkememizin 2016/100 sayılı dosyasında tespit edilmiş olup tecavüzün tespiti meni yönünden, kabul edilen kısım yönünden diğer davalılar yönünden sorumluluğu söz konusu olup husumet itirazı kabul edilmemiştir.Diğer kullanımlar yönünden davalı tarafların tescilli markası söz konusu olup tescilli marka kapsamında kullanımın dava tarihinde yürürlükte bulunan Mülga KHK gereği kullanım yasal hak olup engellenmesi mümkün olamayacağından yerinde olmayan diğer tecavüz ve haksız rekabet taleplerinin reddine dair;Davacı tarafın ..., ... sayılı markaların kullanmama nedenine dayalı iptal talebi yönünden anayasa mahkemesinin 2016/148 esas 2016/189 karar 6.01.2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 556 sayılı KHK nin 14. Maddesine yönelik iptal hükmü dikkate alındığında bu talebin yasal dayanağı ortadan kalktığından iptal talebinin usulden reddine,Hükümsüzlük talebi yönünden davalı ...'a ait ... ...,... davalı anta ayakkabıcılığa ait... sayılı markalar farklı sınıflarda tescilli olup bu sınıflar yönünden davacı tarafın bir kullanımı ve üstün hakkı olmadığından yerinde olmayan hükümsüzlük talebinin reddine,Davalı ...'a ait ..., ... sayılı markaların davacıya ait tescilli markalar dikkate alındığında benzer olduğundan ve üstün hak sahibi davacı taraf olduğundan bu markaların hükümsüzlüğüne TPMK kayıtlarından terkin edilmesine, Davalı anta ayakkabıcılığa ait... sayılı markanın davacı markalarına benzer olup davacının üstün hak sahipliği dikkate alınarak markanın hükümsüzlüğüne TPMK kayıtlarından terkin edilmesine, Davalı anta ayakkabıcılığa ait ... sayılı markanın 35. Sınıfta tescilli koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç ve dış giysiler, çoraplar ayak giysileri, baş giysileri, kemerler, pantolon askıları, jartiyerler, bir araya getirilerek sunulması hizmetleri, belirtilen hizmetler, perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzer diğer yöntemlerle sağlanabilir kısmının söz konusu hizmet ve emtialar yönünden davacı tarafın daha önceki tescilli markaları ve üstün hak sahipliği dikkate alınarak kısmen hükümsüzlüğüne, Yukarıda belirtilen kısım yönünden markanın TPMK kayıtlarından terkin edilmesine,Tecavüzün tespiti meni yönünden davacı tarafın davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davacı tarafa ait ... marka dikkate alındığında davalı tarafların ... ibareli kullanımların mağazacılık hizmetleri açısından koruma sağlamış olup kullanımın mağaza içindeki stantlarda emtia üzerindeki karton ve benzeri yazı ve tanıtım reklamlarında kullanılmasını, markaya yönelik tecavüz haksız rekabet olduğunun tespiti menine,Davalı tarafların ... markasını reyonda sergilenen terliklerde ürün markası olarak kullanımının ve tanıtımının yapılmasının engellenmesine, ürünlere ve tanıtım evrakına el konulmasına, masrafı davalılardan alınarak imhasına,Diğer kullanımlar yönünden kullanımlar davalı tarafların tescilli marka kapsamında olup hükümsüz sayılıncaya kadar markasal kullanımın engellenemeyeceğinden diğer talepler yönünden yerinde olmayan tecavüze yönelik taleplerin reddine..." karar verilmiş, karar taraflarca istinaf edilmiştir.
KALDIRMA KARARI:Dairemizin 27/12/2023 tarihli 2022/913 E. - 2023/1990 K.sayılı kararıyla; "... gerekçeli kararın 6. sayfasında davacının markasının davalı ...’a ait ..., ..., ... sayılı markalar ile davalı ... Ayakkabıcılığa ait ... sayılı hükümsüzlük talebi reddedilen markaların tescil tarihlerinde davacının markasının tanınmış marka olmadığı belirtilmişse de, buna ilişkin ayrıntılı bir gerekçe yazılmadığı, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da davacının markalarının tanınmış marka olup olmadıklarına, 556 sayılı KHK’nin 8/2. maddesi uyarınca davalıların farklı sınıflarda tescil edilmiş olsalar dahi, davalıların marka kullanımlarıyla davacının markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayıp sağlamayacakları, markanın itibarına zarar verip vermeyecekleri, davalı kullanımlarının davacının markasının ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurup doğurmayacağına dair bir görüş bildirilmediği, yine davacının kötüniyetli tescil nedeniyle de davalıların markalarının hükümsüzlüğünü talep etmiş olmasına rağmen, davalıların hükümsüzlüğü talep edilen markalarını kötüniyetle tescil ettirip ettirmediklerine dair de gerekçeli kararda bir açıklama bulunmadığı, davacı tarafın kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük iddiasının değerlendirilmediği tespit edilmiştir.HMK’nun 355.maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda da, davacının ... alan adının kullanılmasının durdurulması ve yasaklanması talebiyle ilgili de bir karar verilmediği, bu durumun HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olduğu kanaatine varılmakla, taraf vekillerinin diğer istinaf talepleri incelenmeksizin, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davacının markasının tanınmış marka olup olmadığı, dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KH’nın 8/2. maddesindeki hükümsüzlük koşullarının bulunup bulunmadığına dair bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak, ayrıca davalıların kötüniyetli marka tescili nedeniyle hükümsüzlük talepleri ile alan adının kullanılmasının yasaklanması talepleri de incelenerek bu konularda da bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine..." karar verilmiştir. karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/09/2024 tarihli 2024/8 E. - 2024/143 K. sayılı kararıyla; "...Davalı ...'a ait ..., ... sayılı markalar ... ibaresi olup 18. Sınıfta ve 35. Sınıfta tescilli olup yine bu kişinin ortağı ve yetkilisi olduğu davalı ... Ayakkabıcılığa ait ... sayılı marka 03,14,18,26,35,43. Sınıfta yine ...'a ait ... sayılı ... markası 2,3,9,14,16,24,26,28,41,43. Sınıflarda tescilli olup davacı ve davalı taraf markaları karşılaştırıldığında ... ibaresinin ortak olup aynı işletmeden gelen markalar imajı yarattığı, tescil sınıfları farklı ise de, en son aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı markasının davalıların tescil başvuru tarihi itibarıyla tanınmış marka olup, geniş korumadan yararlanması gerektiği, ayrıca davacı markasının özgünlüğü dikkate alındığında davalıların bu markanın özgünlüğü ve bilinirliğinden faydalanmak amacıyla aynı ibareyi tescil ettirdiği ve böylece tescillerinin kötü niyetli olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile bu markaların tümden hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Yine Davalı ... adına tescilli ... sayılı ... ve ... ... ibareli markaları dikkate alındığında söz konusu markalar 25. Sınıfta tescilli olup bu sınıf yönünden davacı tarafın 2003 yılında tescil edilen tanınmış markaları dikkate alındığnıda üstün hak sahipliği söz konusu olup tescilli markalar birebir davacı taraf markasına benzer olup, sınıfsal benzerlik de dikkate alındığında ayrıca yukarıda değinilen tanınmışlık olgusu ve kötü niyetli tescil dikkate alındığında bu markalar yönünden de davanın kabulüne, markaların hükümsüzlüğüne ... kayıtlarından terkinine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... Ayakkabıcılık adına tescilli ... sayılı ... markası yönünden yapılan değerlendirmede, davacıya ait daha önceki 2003 tarihli ... markası dikkate alındığında, markanın ... ibaresinin birebir aynı olup ortalama tüketici nezdinde davalı markası davacının seri markası niteliğinde olup aynı sınıfta tescilli oludğundan 25. Sınıf yönünden markanın üstün hak sahibi davacı taraf olup bu marka yönünden ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ve benzerlik söz konusu olup, yine tanınmışlık ve kötü niyetli tescil olgusu da gözetilerek bu markanın da hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir.Davalı ...Ayakkabıcılık adına tescilli ... sayılı markaya yönünden marka 35. Sınıfta ... şekil markası olarak tescilli olup davacı tarafın markasının ... ibaresi ile birebir aynı olup sınıftsal benzerlik yönünden davalı tarafa ait marka tescilinde bulunan koruyucu amaçlı olanlar hariç hertürlü malzemeden yapılmış iç ve dış giysiler çoraplar, ayak giysileri, baş giysileri, kemerler, pantalon askıları, jartiyerler bir araya getirilerek sunulması hizmetleri yönünden söz konusu emtialar 25. Sınıf ürünler yönünden davacı tarafın üstün ve öncelikli daha önceki tescilli markası olup bunların satışa sunulması hizmetleri yönünden 25. Sınıf hizmetler ve 35. Sınıf hizmet yönünden benzerlik olup davacı tarafın üstün hak sahipliği ve tescili dikkate alındığında davalı taraf markası benzer ve seri marka imajı yarattığından, keza tescil başvuru tarihinde davacı markasının tanınmış marka statüsünde olduğu ve davalı markasının bu davayı taklit etmesi sonucunda tescilin kötü niyetli olduğu kabul edilerek bu markanın da hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir.Davacının marka haklarına tecavüzün tespiti, men'i ve haksız rekabete ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; dava ve olay tarihinde yürürlükte bulunan markalar hakkındaki KHK'nın 9 ve 61 maddeleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmede, somut olayda yapılan delil tespiti, dosyaya ibraz edilen tüm delil ve belgeler dikkate alındığında , davalı taraflarca işletilen mağazada terlik standlarında tanıtım davacı marka ibaresini taşıyan levha konulup, ürün satışının yapıldığı, bu kullanımın markaya yönelik tecavüz olup söz konusu başkasına ait işaretin izinsiz kullanımları aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğundan davacıların bu talepleri yönünden de davanın kabulü gerekmiştir.Davalı tarafların tescilli markası söz konusu olup tescilli marka kapsamında kullanımın dava tarihinde yürürlükte bulunan Mülga KHK gereği kullanım yasal hak olup engellenmesi mümkün değil ise de, yukarıda hükümsüzlük bahsinde değinildiği üzere davalıların tescilleri kötü niyetli olduğundan ve kötü niyetli tescil herhangi bir hak bahşetmeyeceğinden bu tescillere değer verilmemiştir. Davalı tarafın davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzün ref'ine ve men'ine, davalıya ait her türlü eşya ve emtianın, tabeladan ve reklamlarından "..." ibaresinin çıkarılmasına, 25 ve 10.sınıftaki emtialar yönünden davalı tarafa ait her türlü ürün, reklam, tabela, katalog, poşet ve sair emtiasından çıkarılması mümkün ise "..." ibaresi ve davacıya ait logonun çıkarılmasına, çıkarılması mümkün değil ise el konularak imhasına, yine davalı tarafa ait ... alan adının iptaline ve erişimin engellenmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı tescillerin kötü niyetli olması, dava ve olay tarihi gözetildiğinde davalı tarafın sessiz kalma yolu ile hak kaybına ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir. Davalılardan ... ve ... Limited Şirketi markaları tescil ettirerek kullandıklarından keza davalılardan...in işyeri sahibi olup diğer davalılar ile ortak iş yaptığı mahkememizin 2016/100 değişik iş sayılı dosyasında tespit edilmiş olup tecavüzün tespiti meni yönünden, kabul edilen kısım yönünden diğer davalılar yönünden sorumluluğu söz konusu olup husumet itirazı kabul edilmemiştir. Davacı vekilinin muarazanın önlenmesi talebi yönünden birinci kademedeki hükümsüzlük yönünden kabul kararı verildiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davacı tarafın ..., ... sayılı markaların kullanmama nedenine dayalı iptal talebi yönünden anayasa mahkemesinin 2016/148 esas 2016/189 karar 6.01.2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlğe giren 556 sayılı KHK nin 14. Maddeszine yönelik iptal hükmü dikkate alındğında dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacının kullanmama nedeniyle iptal dışındaki talepleri yönünden hükümsüzlük talebi yönünden davalı ...'a ait ..., ..., ... davalı anta ayakkabıcılığa ait ... sayılı markaların, davalı ...'a ait ..., ... sayılı markaların, davalı anta ayakkabıcılğa ait ... sayılı markanın, davalı anta ayakkabıcılığa ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 3-Davalı tarafın davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzün ref'ine ve men'ine, davalıya ait her türlü eşya ve emtianın, tabeladan ve reklamlarından "..." ibaresinin çıkarılmasına, 25 ve 10.sınıftaki emtialar yönünden davalı tarafa ait her türlü ürün, reklam, tabela, katalog, poşet ve sair emtiasından çıkarılması mümkün ise "..." ibaresi ve davacıya ait logonun çıkarılmasına, çıkarılması mümkün değil ise el konularak imhasına, yine davalı tarafa ait .... alan adının iptaline ve erişimin engellenmesine, 4-Davacı vekilinin muarazanın incelenmesi talebi yönünden birinci kademedeki hükümsüzlük yönünden kabul kararı verildiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 5-Hüküm kesinleştiğinde masrafı davalılara ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye çapında yayınlanan trajı en yüksek üç gazetenin birinde ilanına..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı ... vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece sessiz kalma nedeniyle hak kaybı ile zımni rızaya ilişkin savunmalarıyla ilgili bir değerlendirmede bulunmadığını, bilirkişi raporunda da bu konuda bir inceleme yapılmadığını,Müvekkilinin "..." markasını 2007 yılında tescil ettirdiğini ve o tarihten bu yana kullandığını, zamanaşımı ve sessiz kalma nedeniyle hak kaybının mevcut olduğunu, Davacının markaları devraldığı ... Ayakkabı şirketinin müvekkilinin değişik sınıflarda marka tesciline ve kullanımına ciddi bir itirazının bulunmadığını,... Ayakkabı'nın 2012 yılında 25. sınıfta tescilli "..." markasını davacıya sattığını, iki firmanın birbirleriyle bağlantılı olduklarını, dolayısıyla davacı şirketin de müvekkilinin marka tescilinden ve kullanımından haberdar olduğunu,Marka hükümsüzlüğü davası için zamanaşımının 5 yıl olduğunu, işbu davanın ise marka tescilinden 9 yıl sonra açıldığını, buna ilişkin mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmadığını,Davalıların kötüniyetli kabul edilmesi halinde dahi davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını, zira yerleşik Yargıtay kararlarına göre davacının da kötüniyetli olmaması, yani hakkını makul bir süre içerisinde ileri sürmesi gerektiğini,Markaların fiilen kullanımları ile marka hükümsüzlüğü arasında ilişki kurulamayacağını, fiili kullanımın yaptırımının farklı olduğunu,Müvekkilinin markasının kötüniyetle tescil edilmediğini, 2007 tescil tarihinde "..." markasının bilinen ve kullanılan bir marka olmadığını, o tarihte markanın sahibi olan firma tarafından müvekkilinin tesciline ve kullanımına ciddi bir itirazda bulunulmadığını,Davacının "..." markasını devir aldıktan 4 yıl sonra kötüniyet iddiasını ileri sürdüğünü, Davacının markasını kullanmadığında dair savunmalarının dikkate alınmadığını,Bilirkişi raporunda açıkça davacının markasının tanınmışlığının hangi tarihte gerçekleştiğinin tespit edilemediği belirtilmesine rağmen, Mahkemece davacının markasının müvekkilinin marka tescili tarihinde tanınmış marka olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenle gerekçeli karar ile hükme esas alınan rapor arasında çelişki bulunduğunu belirterek, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile gerekçeli karar arasında "TANINMIŞLIK BAŞLANGIÇ TARİHİ" yönünden açık bir çelişki bulunması nedeniyle ilgili kararın kaldırılmasına, davacı şirketin "..." markalarını ilk olarak 2012 yılında devir aldığı, oysa davalı markalarının 2007 yılında tescil edildiği durumu gözetilmeksizin; tanınmışlık, kötüniyet, gerçek hak sahipliği yönünden oluşturulan kararın kaldırılmasına,"ZAMANAŞIMI", "SESSİZ KALMA NEDENİYLE HAK KAYBI" ve "ZIMNİ RIZA" savunma/itirazları hakkında en ufak bir değerlendirme yapmadan oluşturulan kararın kaldırılmasına, ...’nın "KULLANMAMA DEFİ SAVUNMASI" kapsamında yapmış oldukları taleplerin yargılama süresince dikkate alınmaması neticesinde oluşturulan kararın kaldırılmasına, KÖTÜNİYET yönünden çok hatalı değerlendirme yapılması, davalının marka tescillerinin davacının Kullanımından 5 yıl önce ve farklı sınıflarda olması dikkate alınmadığından kararın kaldırılmasına, diğer davalı ... yönünden her hangi bir karar oluşturulmaması nedeniyle de kararın kaldırılmasına, bilirkişi raporları arasındaki açık çelişki giderilmeden, ... ve ÜRETİM MAHALLİNİNİN kime ait olduğu araştırılmadan, ticari defterler, kayıtlar, ... kayıtları incelenmeden eksik ve yetersiz incelemeyle oluşturulan kararın kaldırılmasına, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine, davacı taleplerinin reddine, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse hükmün bozularak yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, istinaf yargılaması için duruşma günü verilmesini, yargılama giderleri ile avukat ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER:Dosya arasında bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; davacı ... Ayakkabı şirketinin 10. ve 25. sınıflarda 08/10/2003 başvuru tarihli, ... numaralı "..." , 25. sınıfta 21/05/2010 başvuru tarihli,... numaralı "...", 25. sınıfta 14/07/2015 başvuru tarihli, ... "...", 10. ve 25. sınıflarda, 19/10/2015 başvuru tarihli, ... numaralı "..." markalarının tescilli oldukları, Davalı ... Ayakkabıcılık'a ait 3, 14, 18, 26, 35, 43. sınıflarda, 08/11/2011 başvuru tarihli, ... "...", 35. sınıfta (ayak giysileri ve giysiler için mağazacılık dahil) 27/10/2011 başvuru tarihli, ... numaralı " ..." , 25. sınıfta, 26/11/2014 başvuru tarihli, ... numaralı "...", markalarının bulunduğu,Davalı ...'a ait 18. sınıfta 22/10/2007 başvuru tarihli, ... numaralı "...", 35. sınıfta, 01/11/2007 başvuru tarihli, ... numaralı "...", 2, 3, 9, 14, 16, 24, 26, 28, 41 ve 43. sınıflarda 26/11/2009 başvuru tarihli, ... numaralı "..." , 25. sınıfta ve 21/08/2013 başvuru tarihli, ... numaralı "..." , 25. sınıfta ve 12/10/2015 başvuru tarihli, ... numaralı "..." markalarının tescilli oldukları tespit edilmiştir.Dosyada bulunan ticaret sicil kaydı incelendiğinde; davalı ... Ayakkabı... Şti.’nin 30/01/2014 tarihinde tescil edildiği, ortağının ve yetkilisinin ..., eski ortağının ise ... olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince 2016/100 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yapılmış, dosyada alınan bilirkişi raporunda; "...tespit yapılan iş yerinin ...'ye ait olduğu, iş yeri çalışanının ise işyeri sahibinin ... olduğunu beyan ettiği, işyerinde "..." adının kullanıldığı, iş yerinde yapılan incelemede, terlikler üzerinde ve terlik kolileri üzerinde "..." markasının kullanıldığı, terliklerin üzerine dizilerek satış yapılan standlarda " ..." ibaresinin yazılı olduğu, standlarda ... internet alan adında katalog ve sair tanıtım vasıtası üzerindeki kullanımların ... adına tescilli ... ibareli marka tescili içerisinde bulunduğu, ... ibaresinin markasal olarak kullanıldığı, aleyhine delil tespiti istenen tarafın "..." ve " ..." ibareli markasal kullanımlarının tescilli marka hakkı kapsamında kaldığı..." tespit ve görüşüne yer verildiği görülmüştür.İlk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan raporda; "... kelime markası olarak davacının 25. sınıfta 08.10.2003 tarihinde tescil edildiği, 25 ve 35. sınıfın karşılaştırılması bakımından markaların ..., ... kelimeleriyle oluştuğu işitsel ve fonetik olarak birbirine benzediği, sınıfsal benzerlik bulunduğu, markasal olarak üstün hak sahipliğinin davacıya ait olup, davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davacı tarafın üstün hak sahipliği nedeniyle ve tescilli hak sahipliği nedeniyle hükümsüzlük talebinde bulunabileceği..." yolunda beyanda bulunmuş oldukları anlaşılmıştır.Dairemiz kaldırma kararı sonrası alınan 27/05/2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda sonuç olarak; davacı markalarının hangi tarihte tanınmış oldukları tespit edilememekle birlikte dava tarihinde tanınmış marka niteliği taşıdığını, davalıların marka tescilinde kötüniyetle hareket ettiğini, dolayısıyla davacı markasının tescilli olmadığı sınıflara da müdahale hakkı olduğunu, davalı markalarının hükümsüzlük koşullarını taşıdığını bildirmiştir.
G E R E K Ç E:Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile alan adının iptali ve erişimin engellenmesi, muarazanın giderilmesi davasıdır.Mahkemece kullanmama nedeniyle iptal davası ve muarazanın önlenmesi talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığını, davacının diğer taleplerinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı ... vekilinin davacının markasının tanınmış marka olmadığına ilişkin istinaf talebi incelendiğinde; 27/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının "..." markasının dava tarihinde tanınmış marka olduğu, ancak hangi tarihte tanınmış marka haline geldiğinin tespit edilemediğine dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilebilmesi için davalının markasını tescil ettirdiği tarihte davacının markasının tanınmış marka olması, davalının markanın tanınmışlığından haksız olarak yararlanmak amacıyla marka tescil başvurusunda bulunması gerekir.Davalının ilk marka tescil başvurusu yaptığı 2007 yılında davacının markasının tanınmış marka olduğu davacı tarafından dosyaya sunulan delillerle ispatlanamamış olduğundan, Mahkemenin davalı ...'ın 2007 yılında yaptığı tescil başvuruları sırasında davacının markasının tanınmış marka olduğuna dair gerekçesi doğru olmamıştır. Davalı ... vekilinin kullanmama definin değerlendirilmediğine dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’da marka hükümsüzlüğüyle ilgili kullanmama defi mevcut olmayıp, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren SMK’nun 25/7. maddesi ile bu konuda düzenleme yapıldığından ve SMK’nun davada uygulanma imkanı bulunmadığından davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davalı ... vekilinin müvekkilinin marka tescilinin kötüniyetli olmadığına dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olunmadığı bilinmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde başvuru yapılması durumunda söz konusu olacaktır. Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.Dosyaya gelen TPMK kayıtları incelendiğinde davalı ...’ın ... tescil numaralı "..." markasının tescil sınıflarının davacının markasından farklı oldukları, bu markanın itirazsız olarak tescil edilmesinden sonra davalı ... tarafından bu kez ...tescil numaralı "..." markasının 35. sınıfta genel olarak mağazacılık hizmetlerini de kapsayacak şekilde tescili için başvurulduğu, bu tescil başvurusuna davacının markaları devraldığı ... Ayakkabı firması tarafından kendisine ait marka dayanak gösterilerek 22/05/2008 tarihinde itiraz edildiği, ancak TPMK tarafından itirazın reddine karar verilerek markanın 35. sınıfta davalı adına tescil edildiği, davalının ..., ... ve ... tescil numaralı markalarını tescilli oldukları mal ve hizmetlerde kullandığına dair dosyaya bir delil sunulmadığı, davacının "..." markasının tesadüfen bulunabilecek bir marka olmadığı, esas unsuru oluşturan İngilizce kelimelerin Türkçede bilinen ve yaygın kullanılan İngilizce kelimelerden olmadıkları, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi ayakkabı sektöründe bilinirliği olan davacı markasının esas unsurunu oluşturan kelimelere aynen yer verilerek davalı ... tarafından hiç kullanılmamasına rağmen önce farklı sınıflarda, daha sonra davacının markalarının tescili kapsamında kalan mal ve hizmetler için tescil ettirilmesinin iyiniyetli tescil olarak kabul edilemeyeceği, ...’ın ... numaralı marka başvurusuna yapılan itiraz nedeniyle davacının markasından ve itirazından haberdar olmasına rağmen aynı ibareyi içeren ve davaya konu edilen benzer markaları tescil ettirmeye devam ettiği, ... numaralı ve "..." ibaresi ile birlikte şekil unsurunu da içeren markadaki şekil unsurunun davacının 2007-2008 yılı kataloğunun kapağında kullanılan şekil unsuru ile aynı olduğu, ayrıca bilirkişi raporu ile davacının faturalarında ve kataloglarında 2004 yılından bu yana tescilsiz olarak kullanıldığı tespit edilen ve özgünlük taşıyan "..." ambleminin de sonraki marka başvurularında aynen kullanılmasının da davalının kötüniyetle hareket ettiğini gösterdiği, bu nedenle Mahkemece davalı ...’ın marka başvurularının kötüniyetli olduğuna dair kabulünün yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybıyla ilgili istinaf talebi incelendiğinde; davalının hükümsüzlüğü talep edilen markalarının kötüniyetle tescil edildiği tespit edilmekle, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının söz konusu olmayacağı, davalının alan adının da 2007 yılındaki kötü niyetli marka tescil başvurusundan sonra 30/12/2008 tarihinde tahsis edilmesi nedeniyle kötüniyetli kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı ... adına tescilli ..., ... tescil numaralı markaların tescil tarihlerinden dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmediği, diğer ..., ..., ... tescil numaralı markalarının ise ayak giysileri için tescilli olmadıkları, tescilli oldukları mal ve hizmetler için davalı ...’ın markalara ciddi yatırım yaptığına ve tescil tarihinden bu yana kullandığına, bu nedenle markaların hükümsüz kılınması halinde ekonomik olarak büyük bir zarara uğrayacağına dair dosyada delil bulunmadığı, bu nedenle davacının dava konusu bu markalarla ilgili de kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, davacının marka üzerindeki hakkını gerek itiraz yoluyla, gerekse dava açarak makul sürede kullandığı, Mahkemece davalı ...’a ait markaların marka benzerliği, öncelik hakkı ve kötüniyetli tescil nedeniyle tescilli oldukları tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı ... vekilinin marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine ilişkin istinaf talepleri incelendiğinde; davalının da faaliyette bulunduğu iş yerinde terlik ürünleri üzerinde ve davalıya ait internet sitesinde ayak giysileri için markanın kullanıldığının tespit edildiği, davalının markalarının kötüniyetle tescil edilmeleri nedeniyle kullanımlarının markaya tecavüz niteliğinde olduğunun kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığı, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının söz konusu olmayacağı, mahkemece marka hakkına tecavüz edildiğinin tespiti ve önlenmesine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Her ne kadar davalı ... vekili davalı ... hakkında hüküm kurulmadığını belirterek, kararın bu nedenle de kaldırılmasını talep etmişse de, ... için istinaf talebinde bulunmadığı, kararın yalnızca ... vekili olarak istinaf edildiği, yalnızca bu davalı için istinaf harcı yatırıldığı, kaldı ki hakkında yalnızca markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davası açılan ... hakkında bu konuda karar da verilmiş olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin talebi kabul edilmemiştir.Tüm bu nedenlerle; davalı ... vekilinin ...'a ait markaların hükümsüzlüğü davasıyla ilgili istinaf talebinin kabulüne, diğer istinaf taleplerinin reddine, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kazanılmış haklar saklı tutularak ve karar sonuç itibariyle doğru olduğundan ...'a ait markaların hükümsüzlüğü davasıyla ilgili gerekçesi değiştirilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı ... vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 10/09/2024 tarihli 2024/8 E. - 2024/143 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,-Davacı tarafın ..., ... sayılı markaların kullanmama nedenine dayalı iptal talebi yönünden Anayasa Mahkemesi’nin 2016/148 Esas 2016/189 Karar sayılı, 6.01.2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 556 sayılı KHK nin 14. maddesine yönelik iptal hükmü dikkate alındığında dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, -Davacının kullanmama nedeniyle iptal dışındaki hükümsüzlük talebi yönünden davalı ...'a ait ..., ..., ..., ..., ... tescil numaralı, davalı ...’ne ait ..., ... ve ... sayılı markaların hükümsüzlüklerine ve sicilden terkinlerine, -Davalı tarafın davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzün ref'ine ve men'ine, davalıya ait her türlü eşya ve emtianın, tabeladan ve reklamlarından "..." ibaresinin çıkarılmasına, 25 ve 10.sınıftaki emtialar yönünden davalı tarafa ait her türlü ürün, reklam, tabela, katalog, poşet ve sair emtiasından çıkarılması mümkün ise "..." ibaresi ve davacıya ait logonun çıkarılmasına, çıkarılması mümkün değil ise el konularak imhasına, yine davalı tarafa ait ... alan adının iptaline ve erişimin engellenmesine, -Davacı vekilinin muarazanın incelenmesi talebi yönünden birinci kademedeki hükümsüzlük yönünden kabul kararı verildiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, -Hüküm kesinleştiğinde masrafı davalılara ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye çapında yayınlanan trajı en yüksek üç gazetenin birinde ilanına,3-İlk derece yargılaması yönünden; -Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL ilam harcından, 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile, 586,20 TL bakiye karar harcının, davalılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan, 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen tecavüz davası yönünden hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'nin yalnızca 25.500,00 TL'sinden sorumlu olacak şekilde davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan 539,70 TL dava ilk masrafı ve 1.072,73 TL tebligat - tezkere masrafı ve 14.400,00 TL bilirkişi avansı olmak üzere toplam 15.531,13 TL yargılama giderinden 5.177,04 TL'sinin davalı ...'dan müstakilen, 5.177,04 TL'sinin ...'nden müstakilen ve 5.177,04 TL'sinin tüm davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,-Marka iptaline ilişkin talep hükümsüzlük talebi ile terditli açıldığından ve hükümsüzlük davası kabul edildiğinden bu talep yönünden ayrıca avukatlık ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılaması yönünden;-Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,-İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 450,00TL tebligat ve posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 12/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim