Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1622
2025/186
12 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1622 Esas
KARAR NO: 2025/186 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/05/2024
NUMARASI: 2020/398 E. - 2024/139 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ: 12/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının tekstil mezunu olup bilgisayar tecrübesi bulunmadığını, müvekkili şirketin ortaklarının sahibi olduğu ... Ltd.Şti'nde işe alındığını ve burada yazılımı gerçekleştirilen mobil servislerin yönetiminde görevlendirildiğini, kendisine bilgisayar alanında gelişimini sağlamak üzere destek ve imkan verildiğini, ... şirketinin dijital hizmetler kapsamında bir dijital ajans şirketi kurmayı kararlaştırdığını, bunun üzerine davacı şirketin 22/05/2013 tarihinde İstanbul'da kurulduğunu, şirketin faaliyet alanları içerisinde internet siteleri yapmak, işletmek, internet siteleri ile reklam promosyon maddeleri satmak, bilişim ve iletişim aletleri ve makineleri ile ilgili danışmanlık, projelendirme işleri bulunduğunu, şirketteki ana hissedarın ... olduğunu, davalının da şirkette küçük bir payının bulunduğunu, müvekkili şirket, ... şirketinin ve davalının 03/11/2014 tarihinde üçlü bir protokol imzaladığını, davalının işçi olarak müvekkili şirkete geçtiğini, davalıya ajans işlerinin yürütülmesi sorumluluğunun verildiğini, personel alımı ve işten çıkarma gibi pek çok önemli kararlar alma konusunda kendisine yetki verildiğini, davalının bu süreçte birçok şirketlerle ve kişilerle görüşme yaptığını, bu görüşmelerin sonunda şirketlerin, şirket içinde ve dışındaki toplantılarda bilgisayar kullanarak yaptıkları sunumları geliştirmek ve etkili kılmak için teknik desteğe ihtiyaç duyduğunu ve bu alanda iş yapılabileceğini ifade ettiğini, bunun üzerine "..." isimli bir proje geliştirilerek logolar ile bu alanda hizmet verilmeye başlandığını, bu konsept altında müşterilere sunum oluşturmak, içerik geliştirme, cihaz tabanlı sunum, multimedya desteği ve sair hizmetler verileceğine dair reklamlar yapıldığını, davalıdan yaptığı görüşmelerle ilgili olarak iletişim kurduğu kişileri müvekkiline bildirmesinin istendiğini, ancak bu bilgileri paylaşmayı hep geciktirdiğini, davalının ... üzerinde odaklandığını, bu nedenle müvekkili şirketin beklediği şekilde büyüyemediğini, davalının ...'nun ticari bir ürüne dönüşmesinin mümkün olmadığına müvekkili şirketi inandırdığını ve kendisiyle diğer çalışanların 10/08/2015 tarihinde işine son verilmesini sağladığını, ancak bu arada davalının piyasada ...'ya ilişkin faaliyetlerde bulunduğu duyumunu aldıklarını, yapılan araştırmada davalının 15/04/2015'de ... Ticaret A.Ş. isimli bir şirket kurulduğunun görüldüğünü ve davalının işten çıkarılmasından bir gün sonra 11/08/2015 tarihinde ... için logo kullanarak kendi adına marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin haberdar olmadığı için itiraz edemediğini, davalının başvurusunun kötüniyetli olduğunu, ayrıca bu tescil başvurusundan önce müvekkilinin bu markayı kullandığını, müvekkilinin üstün hak sahibi olduğunu belirterek, davalı adına tescilli "..." markasının tüm sınıflar yönünden sicilden terkinine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: davacı vekili 20/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının uğratılmış olduğu zararların tazmini için, fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere, davalının 89.613,28 TL tazminat ödemesine ve dava tarihinden itibaren bu tutara ticari faiz uygulanmasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin 03/11/2014 - 10/08/2015 tarihleri arasında davacı şirket adına çalıştığını, müvekkilinin mesai saatleri dışında tamamen kendi bilgi ve tecrübesine dayalı olarak ... projesini geliştirdiğini, bu hususun davacı tarafından kendisinden istenen bir çalışma olmadığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, ... projesinin içeriği, isim ve logosu dahil olmak üzere tamamının müvekkili tarafından oluşturulduğunu, tüm hakların müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin bu projeyi davacı şirket altında yürütmek istediğini, ancak davacının müvekkilinin işine son verdiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
MAHKEMENİN İLK KARARI: İstanbul 1.FSHHM 17/10/2017 tarihli 2016/132 E. - 2017/221 K.sayılı kararıyla; "...toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre; davacı şirketin 22/05/2013 tarihinde İstanbul'da kurulduğu, şirketin ana hissedarının ... olduğunu, davalının 11/08/2015 tarihinde davacı şirketteki işinden ayrıldığı, dava konusu markanın 11/08/2015 tarihinde tescil edildiği, davalının ... Ticaret A.Ş'yi 21/04/2015 tarihinde kurduğu, 03/11/2014 tarihli protokolde davalının ajans başkanı olarak görevlendirildiği, bu protokolde herhangi bir marka adına yer verilmediği, şirket ile rekabet yaşadığına dair bir düzenlemenin yer almadığı, marka üzerindeki fikri hakların davalıya ait olduğu, davalının 2006 yılında ... isimli şirkette çalışmaya başladığı, bu şirketin yetkililerinin de bilgisi dahilinde 2008-2010 yılları arasında markakod isimli bir şirketin de kurucu ortağı olduğu, şirket yetkililerinin davalının bu alandaki girişimlerine bir itirazın olmadığı, markayı fikri haklar ve logo kapsamında oluşturanın davalı olduğu, marka tescilinde kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği..." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
KALDIRMA KARARI: Dairemizin 03/12/2020 tarihli 2017/6860 E. - 2020/2094 K.sayılı kararıyla; "...Her ne kadar taraflar arasında yazılı iş akdi ve özellikle rekabet yasağı içeren düzenlemeler dosyaya sunulmamış ise de, dosya içeriğinden davalının henüz iş akdi son bulmadan önce ... A.Ş ünvanlı bir şirketi kurduğu ve iş akdinin sona erdiği gün marka tescil başvurusunda bulunduğu anlaşılmış olup davalının bu bakımdan davacıya ait markayı bilerek ve kötüniyetli olarak tescil ettirdiği kanaatine varılmıştır. İlk derece mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesi yerinde değildir. Öte yandan davacı taraf, davasında maddi tazminat talebinde de bulunduğundan ilk derece mahkemesince davacı tarafa maddi tazminatın neye göre talep edildiği hususu açıklattırılıp gerektiğinde bu konuya ilişkin delilleri toplandıktan ve bilirkişi incelemesi yaptırılıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/10/2017 tarih, 2016/132 esas, 2017/221 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE..." karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: İstanbul 1.FSHHM 15.05.2024 tarihli 2020/398 E.- 2024/139 K.sayılı kararıyla; "...Davalı vekili her ne kadar dava dışı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesine muvafakat etmediğini beyan etmiş ise de, Bam ilamında da bahsi geçtiği üzere dosya içeriğinden davalının henüz iş akdi son bulmadan önce ... Ticaret A.Ş ünvanlı bir şirketi kurduğu ve iş akdinin sona erdiği gün marka tescil başvurusunda bulunduğu anlaşılmış olup, şirketin yetkilisinin davalı olması ve kuruluşunun da bahsi geçen ... işleri kapsamında kurulması , nitekim unvan isminin de bu şekilde olması hasebiyle şirketin kurulduğu tarihten dava tarihine kadar olan sürece ilişkin tespit edilen net kazancın ... işleri kapsamında olduğu, davalı yanın, başka yeni iş ve hizmetlerin de bulunduğunu beyan etmiş ise de, bunun tespitine imkan sağlayacak delil sunmadığı gibi ticari defter kayıtlarının incelenmesinden de imtina etmiştir. Hülasa; 09.01.2024 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen 89.613,28 TL tazminat miktarı yerinde bulunmuş, davacı vekili de bu miktar üzerinden davasını ıslah ettiğinden davacının uğratılmış olduğu zararların tazmini için, 89.613,28 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi( bahsi konu marka üzerinden elde edilen net gelir şirket üzerinden gerçekleşen ticari faaliyet kapsamında gerçekleşmesi sebebiyle) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: 1-Açılan davanın KABULÜ ile; -... sicil numarası ile TPE’de tescil edilen “...” markasının tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine, -Davacının uğratılmış olduğu zararların tazmini için, 89.613,28 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; "..." markasının müvekkili tarafından yaratıldığını ve geliştirildiğini, bu durumun tanık anlatımları ve dosyaya sundukları delillerle ispatlandığını, Davacı şirket ile yapılan mail yazışmalarında da görüldüğü gibi müvekkilinin "..." markası ile yola devam edeceğinin davacı tarafça da bilindiği halde bu konuda bir itirazda bulunmadıklarını, hatta "..." için kullanacağını bilerek şirket bilgisayarlarını alacağına mahsuben müvekkiline teslim edildiğini, Müvekkilinin kötüniyetli olmadığını bu yazışmaların gösterdiğini, müvekkilinin açıkça "..." dediğini, davacı şirket yetkilisi ...'ın da 11/08/2015 tarihinde müvekkiline cevap verilerek müvekkilinin talep ettiği makine listesini onayladığını,Davacının marka hükümsüzlüğüne gerekçe yaptığı hiçbir hususun ispatlanamadığını, Mahkemece müvekkilinin çalışma ve katkıları hiçe sayılarak fahiş bir tazminata hükmedildiğini,Davacının delil listesinde bulunmayan ve davada taraf dahi olmayan bir hükmi şahsın defterleri incelenerek tazminat hesabı yapıldığını, söz konusu markayı kullanmak için alt yapı oluşturmayan ve uygun personeli de olmayan davacıya müvekkilinin tazminat ödemesine karar verildiğini, müvekkilinin markaya katkılarının ve yaptığı harcamaların dikkate alınmadığını,Bilirkişilerin dava dışı şirketin tüm satış ve gelirleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, ... markasıyla ilgili elde edilen gelirin ne kadar olduğunun hesaplanmadığını, 2016 yılında zarar edildiği, 2015 yılı içinde yalnızca net satışlardan satış maliyeti ile faaliyet giderlerinin çıkarılması sonucu yapılan hesaplamanın kabul edilemeyeceğini,Davacı şirketin hiçbir zaman eğitim hizmeti vermediğini, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle birlikte diğer sınıflar açısından hükümsüzlüğüne ilişkin karar verilecekse dahi eğitim hizmetlerine ilişkin 41. Sınıfın ayrıca değerlendirilerek, bu sınıf açısından davanın reddinin gerekeceğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kaydı incelendiğinde; davalıya ait ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 11/08/2015'ten itibaren 10 yıl süreyle 35, 41 ve 42.sınıflarda tescil edildiği görülmüştür. Davacı tarafından delil olarak sunulan 03/11/2014 tarihli protokol başlıklı belgenin incelenmesinde; davacı ile davalı ve ... A.Ş arasında düzenlendiği, davalının ... şirketindeki çalışmasına dair İş Kanunundan doğan tüm haklarının ve çalışma süresinin davacı şirkete devredildiği görülmüştür. Davacıya ait SGK kaydı incelendiğinde; davalının, davacı şirkette 04/11/2014 tarihinde işe girdiği, 10/08/2015 tarihinde işten ayrıldığı görülmüştür. Dosyada mevcut Ticaret Sicil Gazetesi örneği incelendiğinde; dava dışı ... Ticaret A.Ş.'nin 15/04/2015 tarihinde tescil edildiği, davalının şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu tespit edilmiştir.Dinlenen davacı tanığı ... 16/03/2017 tarihli duruşmada; bir dönem 2013-2016 Aralık döneminde ...'te Genel Koordinatör olarak çalıştığını, davalı ...'in ajans başkanı olduğunu, 2011den beri davalı ile çalıştığını, ... ibareli markanın 2014 yılında kendi içinde doğduğunu, markanın isminin kim tarafından bulunduğunu şu an tam olarak bilemediğini, ancak şirket içinde 2014 yılından itibaren geliştiğini ve bu yönde bir ihtiyaç olduğunu bildiğini, şirket sunumları müşteriler tarafından beğenildiği için bu yönde sunumların hazırlanması yönünde talep geldiğinden bu şekilde hareket edildiğini, sunum hizmeti verildiğini, kendi müşterilerine verdikleri gibi müşterilerinin müşterisi olan firmalara da sunum hizmeti verdiklerini, kendi içlerinde bir geliştirme süreci olduğunu, ihtiyaca yönelik personel aktarımı yapıldığını, artı ... için de personel ayrımı yapıldığını, sadece sunum hizmetlerinde kullanılmak üzere, hem ..., ... dergisine hem de ... adına iki ayrı reklam da verildiğini, ayrılırken kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini, kendi içlerinde kar getirmediği ve gelen işi istihdamla nerdeyse fite fit karşıladıkları yönünde paylaşımlar olduğunu, sadece ... için değil, ...'te çalışan diğer personelden de tahminen 3-4 kişinin küçülme kapsamında alınan karar nedeniyle işten çıkarıldığını, ...'nun net bir rakam bildirememekle birlikte 2014 yılından bu yana çok rahat 50.000,00 TL'nin üzerinde kazandırdığını, işten ayrıldıktan 1 ay sonra ...'in iş yeri açtığını internetten öğrendiklerini, ...'in idari görevleri olduğunu, ...'in verdiği kararları ...'in onayladığını, 2015 yılından bu yana, ... ayrıldıktan sonra gelen müşteri talepleri üzerine sunum hizmeti verildiğini, 2014 sürecinde faturalara ... ibaresini eklediklerini, 2015'ten sonra eklemediklerini, ...'in zaten fiili olarak kendileriyle beraber çalıştığını, sadece sunum hizmeti olarak verdiklerini beyan ettiği görülmüştür. Davacı tanığı ... 16/03/2017 tarihli duruşmada; 8 yıldır davacı şirkette çalıştığını, finans bölümünde ... adına fatura kesildiğini, ben de finansla ilgili işlere baktığını, dava konusuyla ilgili çok detaylı bilgisi olmadığını, ... markasıyla ilgili olarak müşterilere hizmet verildiğini, fatura da kesildiğini, faturada sunum hizmet bedeli, ... hizmet bedeli gibi ibarelerin yer aldığını, halen bu hizmetin verilmediğini, 2015 yılı içinde bu hizmetin verildiğini hatırladığını, ancak tam olarak emin olmadığını, ... şirketten ayrıldığında ...'in alacaklarına karşılık cihazlar verdiklerini, bu cihazları teslim ettiğinde ... ile devam edeceğini söylediğini, kendisinin bu bilgiyi yöneticilerle paylaştığını, ancak hangi tarihte paylaştığını hatırlamadığını, paylaştığında bu konuda yöneticilerin bilgisi olmadığını anladığını beyan ettiği görülmüştür. Davalı tanığı ... 16/03/2017 tarihli duruşmada; ... ilk ortaya çıktığında ...'te ürün geliştirme bölümünde çalıştığını, ilk ortaya çıktığı tarihi tam olarak hatırlamamakla birlikte kendisinin Temmuz 2014 yılında işten çıkarıldığını, fikri ilk ortaya çıkaranın ... olduğunu, şirket içindeki konuşmalardan projenin tutmayacağına yönelik konuşmalar yapıldığını, ...'in şirketten ayrıldığı tarihte kendisi daha önce ayrıldığı için markayı kullanıp kullanmama hususundaki görüşünü bilemediğini beyan ettiği görülmüştür. Davalı tanığı ... 16/03/2017 tarihli duruşmada; davalı ...'le Ekim 2014 itibarıyla çalışmaya başladığını, ... projesi kapsamında ...'e bağlı olarak çalıştığını, ...'ün elemanı olmadığını, markayı ...'in bulduğunu bildiğini, ...'in ...'dan ayrıldıktan sonra kendisinin yine ...'in yanında çalışmaya devam ettiğini, halen de onun yanında çalıştığını, iş başvurusu için ilk ...'ya gittiğini, ilan ... olarak çıktığı için ...'ya başvuru amacıyla gittiğini, ...da çalışan arkadaşının ...'e gitmesi gerektiğini söylediğini, iki ay eğitim süreçlerinin olduğunu, kendisinin de ...in gözetiminde başladığını, arkadaşının kendisine ...'in projesi olduğunu, bu nedenle direkt onunla görüşmesi gerektiğini söylediğini, ...'in işten ayrıldıktan sonra bu markayı kullanacağını kendisi dahil iş yerinde çalışan birkaç kişinin daha bildiğini, ... isimli arkadaşlarının birlikte çalıştıkları için bildiğini, ... isimli şahısın da bildiğini beyan ettiği görülmüştür. İlk derece Mahkemesince bilirkişiler ..., ... ve ... 23/06/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; Davacı firmanın 2013-2014-2015-2016 yılları toplam gelirinin 1.627.771,65 TL olduğu, firmanın satışların maliyeti ve faaliyet giderleri düşüldükten sonra toplam karının 447.853,50 TL olduğu, firmanı ortalama karının 9628 olduğu davacının tazminat talepleri doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için davalının vekili ile iletişime geçildiğini, yine davalının ticaret odasından celp edilen bilgiler doğrultusunda ortağı olduğu dava dışı ... TİCARET A.Ş firmasına ait resmi beyanlar ve evrakların talep edildiğini, ancak davalı vekili tarafından ilgili firmanın talep edilen belgelerinin geçen süre içinde sunulmadığı, davacının talepleri doğrultusunda tazminat hesabı yapılabilmesi için dava dışı firmanın resmi beyanlarının ilgili vergi dairesinden celp edilmesi gerektiğine dair görüş bildirilmiştir. Bilirkişiler ..., ... ve ... 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; Mahkemenin 16.11.2022 tarihli kararı gereği dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin mali verileri üzerinden dava tarihi 14.06.2016 tarihinde geriye dönük olarak SMK 151/2-b kapsamında yapılan tazminat hesaplamasına göre davacı firmanın talep edebileceği toplam tazminat tutarının 225,331,28 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.Daha sonra mali bilirkişiden alınan 09.01.2024 tarihli ek rapor ile; davalı firmanın itirazları neticesinde yeniden yapılan hesaplamada, dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin mali verileri üzerinden dava tarihi 14.06.2016 tarihinde geriye dönük olarak SMK 151/2-b kapsamında yapılan tazminat hesaplamasına göre davacı firmanın talep edebileceği toplam tazminat tutarı 89.613,28 TL olarak hesaplanmıştır.
G E R E K Ç E: Dava, marka öncelik hakkı ve kötüniyetli tescil iddiasıyla marka hükümsüzlüğü ile markaya tecavüz nedeniyle maddi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin marka hükümsüzlüğüne ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde; davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde "..." markasının davacı şirket tarafından kullanılmaya başlandığı tanık anlatımları, sunulan fatura ve belgeler, bilirkişi raporları ile tespit edilmiştir. Davacı şirket bünyesinde ve davalının sorumluluğunda geliştirildiği anlaşılan sunum programının haklarından ayrı olan marka hakkının davalıya ait olmadığı, markayı ilk olarak kullanmaya başlayan davacının marka üzerinde öncelik hakkına sahip olduğu, bu durumu bilmesine rağmen davacı şirketten ayrılmadan "..." markasını da içeren ticaret unvanı ile davalının yeni bir şirket kurması, işten ayrılır ayrılmaz markanın tescili için başvuru yapmasının kötüniyetli olduğunu gösterdiği, davacı şirketin davalıya "..." markasını adına tescil ettirmesi ve kullanması için açıkça muvafakat vermediği, bu nedenle Mahkemece dava konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğuna ve davalı tarafından markanın kötüniyetle tescil edildiğine dair kabulü ile marka kötüniyetle tescil edildiğinden, tescilli olduğu tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerindedir. Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; davalının "..." markasını ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı şirket aracılığıyla kullandığı ve gelir elde ettiği sabittir. Her ne kadar dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK uyarınca davalının tescilli markasını kullanması markaya tecavüz olarak kabul edilmese de, davalının kötüniyetli olması nedeniyle tescilli bile olsa markayı kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğundan, bu nedenle mahkemece maddi tazminata hükmedilmesi yerindedir. Ancak, bilirkişi raporları incelendiğinde; davalının elde ettiği gelire göre maddi tazminat hesaplanması için dava dışı şirkete ait ticari defter ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, Mahkemece vergi kayıtları üzerinden inceleme yaptırıldığı, bilirkişiler tarafından davalının ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin incelenen dönemdeki tüm gelirlerinin hesaplamaya dahil edildiği, "..." markasının kullanılması ile elde edilen gelir tespit edilemediği gibi, markanın gelire etkisinin de tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece TBK’nun 50. maddesi uyarınca maddi tazminatın belirlenmesi gerekirken, davalının yetkilisi ve ortağı olduğu şirketin tüm geliri üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talepleri kabul edilmiştir. Davaya konu markanın davacı ve davalı taraflarca kullanım süresi, tescilli olduğu sınıflar, davalının elde ettiği toplam gelir ve davalının kusur durumuna göre 40.000,00 TL maddi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kazanılmış haklar saklı tutularak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... sicil numarası ile TPMK’da tescil edilen "..." markasının tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine, davacının uğratılmış olduğu zararların tazmini için, 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, maddi tazminat mahkemece takdir edildiğinden reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 15/05/2024 tarihli 2020/398 E. - 2024/139 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... sicil numarası ile TPMK’da tescil edilen "..." markasının tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine, Davacının uğratılmış olduğu zararların tazmini için, 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,3-İlk derece yargılaması yönünden; Alınması gereken 2.732,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL peşin harç ile 1.370,00 TL ıslah harcı toplamı olan 1.540,78 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.191,62 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, -Davacı tarafça yapılan başvurma, peşin, ıslah harcı, posta, müzekkere, tebligat ve bilirkişi masraflarından oluşan 4.951,38 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Maddi tazminat hakkaniyet hükümlerine göre taktir edildiğinden, davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan; -Marka hükümsüzlüğü davası yönünden 40.000,00 TL, maddi tazminat istemli dava yönünden 40.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Maddi tazminat hakkaniyet hükümlerine göre taktir edildiğinden, maddi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılaması yönünden; -Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine, -İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 290,00TL tebligat ve posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 12/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.