Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1288

Karar No

2026/226

Karar Tarihi

12 Şubat 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1288 Esas
KARAR NO: 2026/226 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/03/2024
NUMARASI: 2022/36 E. - 2024/59 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ: 12/02/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, iki kadın girişimci tarafından kurulan, ....... ve cüzdan ürünlerinde uzman-laşmış, yüksek kalitede ürünler üreten ve satışını gerçekleştiren kendi sektöründe çok önemli bir firma olduğunu, müvekkilinin internet sitesi olan https://.....tr/ adresinde "..." ve "..." isimi ile satışa sunulmakta olan özgün... tasarımlarının müvekkili tarafından tasarlandığını ve yine ilk kez Türkiye’de müvekkili tarafından "...." markası altında kamuya sunulduğunu, müvekkilinin söz konusu
tasarımları ilk kez Türkiye’de ... Kasım 2020 tarihinde... dergisine verdiği röportaj ile kamuya sunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin tescilsiz tasarımlarının üç sene boyunca yani 16 Kasım 2023 tarihine kadar koruma altında olduğunu, hal böyle iken davalının, müvekkilinden izin almaksızın, bu tasarımları çok ufak farklarla........tr isimli internet sitesi üzerinden "......" markası altında "..." ve "..." isimleri ile satışa sunduğunu, dava konusu tasarımların genel görünüm itibarıyla ayniyet düzeyinde benzer olduklarını, müvekkilinin tasarımının ön yüzünde bulunan çantaları kapatma kemerinin tasarımının davalı tarafından aynen alındığını, ayrıca müvekkilinin tasarımda kullandığı ..... dahi davalı tasarımına dahil edildiğini, .....ovallikleri, genel kalıpları da dahil genel görünümün ayniyet düzeyinde benzer olarak oluşturulduğunu, karşı tarafın söz konusu eylemlerinin SMK m.81-1/a uyarınca tecavüz niteliğinde olduğunu ve davalının ayrıca müvekkili aleyhine haksız rekabet de yarattığını iddia ederek, müvekkilinin tescilsiz tasarımından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, ref'ine, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi ve 50.000,00 TL itibar tazminatının tecavüzün gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile tahsiline ve verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 22/02/2024 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini, 245.263,32 TL tutarında artırarak, harcını yatırmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1960 yılında küçük bir atölyede temelleri atılan ...’ın bugün Türkiye ayakkabı pazarının en önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, müvekkilinin ürünleri ile davacı ürünleri arasında teknik zorunluluk dışında bir benzerlik bulunmadığı gibi, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği tasarımların bir moda akımı haline geldiğini ve anonimleşmiş tasarımlar olduklarını, tüm tasarımlarını güncel trendlere uygun olacak şekilde ve kendi bünyesindeki tasarımcılara yaptıran müvekkili şirketin tüm tasarımlarının kendisine ait olduğunu, hiçbir şekilde başkaca tasarımların benzerleri
şeklinde üretim gerçekleştirilmediğini, taraf ürünlerinin teknik zorunluluğun ötesinde tasarımsal açıdan önem arz eden tüm noktalarının birbirinden farklı olması ve markalarının da farklılığı dikkate alındığında, bilgilenmiş kullanıcı açısından ürünlerin karıştırılmayacağını, ayırtedici niteliğe sahip olduğunu, müvekkili şirket tarafından daha önce satışa sunulmuş bir başka modelin güncel moda akımları neticesinde revize edilerek yeni tasarım oluşturulduğunu, davacının kendisine ait olduğunu belirttiği modellerin harcıalem, herkes tarafından kullanılan ve çantanın ön bölgesinde küçük bir göz
daha eklenerek daha kolay ulaşılması gereken nesneler için bir cep eklenmesi ile oluşturulmuş modeller olup, ..... üzerine küçük cep eklenmesinin moda akımı haline geldiğini ve neredeyse tüm tasarımcılar ve üreticiler tarafından kullanıldığını, dolayısıyla davacı tasarımlarının yenilik niteliğine sahip olmayıp SMK korumasının söz konusu olmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 07/03/2024 tarihli 2022/36E. - 2024/59 K. sayılı kararıyla; "...Taraf vekillerince bildirilen ve resen celbi gereken deliller celp edildikten sonra dosya bilirkişiye tevdi edilerek, bilirkişi raporu alınmış, itiraz üzerine ek rapor ve yine tazminat talebi ile ilgili ikinci heyetten de rapor alınmıştır. Dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde;
davacının davaya dayanak gösterdiği tescilsiz "....." tasarımlarının ilk defa Türkiye'de davacı tarafça kamuya sunulduğu, aksini gösteren denetlenebilir bir bilgiye-delile rastlanmadığı ve dava tarihi itibarıyla kamuya sunum tarihinden itibaren 3 yıllık sürenin geçmediği, yeni ve ayırt edici nitelikte oldukları, davacının dava konusu tescilsiz tasarımlar üzerinde hak sahibi olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafa ait “...” model isimli ürün ile davalı tarafa ait “...” ... isimli ürünün kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait “...” model isimli ürün ile davalı tarafa ait “...” model isimli ürünün kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak algılandıkları, bu benzerliğin SMK 59/2 maddesi anlamında ayniyet derecesinde benzerliğin kopyalanması şeklinde olduğu, davalı tarafın davacının internet ortamındaki satışını görerek aynısını piyasaya sunduğu, dolayısıyla SMK 59 maddesi anlamındaki tecavüzün sabit olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Maddi tazminat talebi yönünden davacı taraf 6769 sayılı SMK’ nun 151. Maddesinde yer alan seçimlik haklardan olan “c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmıştır. Birinci raporda afaki olarak lisans bedelinin 21.444,94 TL olduğu olabileceği belirtilmiş ise de, itiraz üzerine alınan ikinci raporda davacının ticari defterleri de incelenmek suretiyle ve aralarında sektör bilirkişisi olmak üzere tasarımın özgünlüğü de değerlendirilerek 245.263,32 TL maddi tazminat hesaplayan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının maddi tazminat talebi bu tutar yönünden kabul edilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden ise, tecavüzün niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 50.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Davacı vekili ayrıca itibar tazminatı talep etmiş ise de, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2016 tarih ve 2015/8175 Esas- 2016/5114 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; "Markanın(tasarımın) itibarı kavramı, marka ile inşa edilen imajı ifade etmektedir. Zira imaj ve güven oluşturmanın bir maliyeti vardır. İtibar zararı ise inşa edilen veya edilmekte olan imajın zedelenmesi nedeniyle doğan zarardır. İtibar tazminatı belirlenirken, bir taraftan imaj inşası için gerçekleştirilen giderlerden hareket ederek zararın giderilmesi için yapılması gereken (reklam kampanyası gibi) giderleri dikkate almalı, diğer taraftan da itibar kaybının manevi yönünü göz önünde tutulmalıdır." Somut uyuşmazlıkta, davalının kötü üretim ve pazarlama yaptığı hususu ispatlanamadığı gibi, davacının marka ve tasarım imajının zedelendiği hususu da ispatlanamamıştır. Keza , bozulan imajın düzeltilmesi için herhangi bir masraf yapılması gerektiği de ispatlanamamıştır. Bu itibarla, itibar tazminatına yönelik talebin reddi gerekmiştir.Yine davacı tescilsiz tasarıma dayalı olarak SMK hükümleri kapsamında talepte bulunduğu gibi TTK'nın haksız rekabet hükümlerine göre talepte bulunmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararı ile kümülatif korumadan vazgeçildiğinden SMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra SMK ile TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanması mümkün olmadığından haksız rekabete ilişkin talep yönünden davanın reddi gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının tescilsiz tasarıma yönelik talebi yönünden KISMEN KABULÜNE, davalının davacıya ait "..." isimli tescilsiz ..... tasarımı ile ayırt edilemeyecek derecede benzer "..." isimli ... , yine davacıya ait "..." model isimli ... ile ayırt edilemeyecek kadar benzer "..." model isimli .... üretip satışa arz etmek suretiyle davacının bu tescilsiz tasarımlardan doğan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının bu ürünleri üretmesinin , ürettirmesinin, sağlamasının, satışa arz etmesinin, ithal etmesinin, ihraç etmesinin, elde bulundurmasının , bu ürünleri depolarında ve internet ortamında vs. mecralarda ticari amaçlarda kullanmasının men'ine, .
2-Tecavüz teşkil eden davalı ürünleri ve münhasıran bu ürünlerin tanıtımında kullanılan evraklara el konularak imhasına, toplam 245.263,32 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin ülke genelinde yayınlanan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına,
4-Davacının haksız rekabet ve itibar tazminatı ile fazlaya dair manevi tazminat talepleri yönünden davanın reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMLERİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Mahkemece manevi tazminat taleplerinin kısmen, itibar tazminatı taleplerinin tamamen reddedilmesinin hatalı olduğunu,
Davalının müvekkilinin tasarımlarından haberdar olduğunu, müvekkilinin 2.000,00-3.000,00 TL’ye sattığı ürünleri davalının 200,00-300,00 TL’ye sattığını, müvekkilinin ürününün fiyatının bu kadar düşürülmesinin ticari itibarını sarstığını, Mahkemece itibar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin fahiş bir hata olduğunu,Mahkemece reddedilen manevi tazminatla ilgili davalı yararına vekalet ücretine hükmedildiğini, bilindiği gibi manevi tazminatın dava açıldıktan sonra artırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin Mahkemenin ne kadar manevi tazminata hükmedeceğini bilmesi mümkün olmadığından, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukukta öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğunu,Ayrıca dava dilekçesinde talep ettikleri 200.000,00 TL manevi tazminatın makul bir miktar olduğunu, Mahkemece 50.000,00 TL gibi düşük tutarda manevi tazminata hükmedilmesinin mütecaviz eylemleri adeta teşvik ettiğini, Müvekkilinin SMK kapsamında korunan tescilsiz tasarımdan doğan haklarının, aynı zamanda TTK kapsamında haksız rekabet hükümleri ile de korunduğunu, Türk hukukunda kümülatif (çoklu) korumanın söz konusu olduğunu, yani aynı ürünün, şartları da mevcutsa, sözgelimi hem patent, hem tasarım, hem de haksız rekabet hükümleri kapsamında korunabileceğini,
Her ne kadar Mahkemece Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin kararından söz edilmişse de, kararda marka hakkına tecavüzden söz edildiğini, işbu davanın ise tasarım hakkına tecavüz davası olduğunu, Somut olayda davalının müvekkilinin iş ürününü ayniyet derecesinde kopyalayarak satışa sunduğunu, bu olayda kümülatif korumanın söz konusu olduğunu, iltibas mevcutsa haksız rekabetin de söz konusu olacağını,Davalının bir yandan müvekkiline ait özgün tasarımlı çantaların piyasa değerini ve tüketicilerdeki kalite algısını yerle bir ederken, diğer yandan da bu ürünleri çok daha ucuza satarak ticari hayatta haksız yere öne geçerek, müvekkilinin piyasasını daralttığını,Dolayısıyla da davalının hiçbir izin ve onay alınmaksızın, basiretli tacire yakışmayan ve dürüstlüğe de aykırı olarak müvekkilinin fikri ürününün kullanılmasının müvekkilinin TTK'dan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini belirterek, açıklanan sebeplerle Bakırköy 1 FSHHM, 07/03/2024 tarihli, 2022/36 Esas, 2024/59 Karar sayılı kararının kısmen kaldırılarak; davalının, fikri mülkiyet hakları müvekkiline ait tescilsiz tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 245.263,32 TL maddi ve ayrıca 200.000,00 TL manevi tazminata, 50.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesine ve hükmedilecek tazminat miktarına, tecavüzün gerçekleştiği tarihten itibaren bankalarca uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, TTK’nın haksız rekabet hükümleri gereği davalının elde ettiği 50.705,99 TL net karın müvekkiline verilmesine, hükmedilecek tazminat miktarına, tecavüzün gerçekleştiği tarihten itibaren bankalarca uygulanan en yüksek ticari faizin uygulanmasına, verilecek olan hükmün, masrafı davalıya ait olmak üzere yurt içinde yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, yargılama giderleri, sair masraflar ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçelerindeki savunmalarını tekrarla, müvekkiline ait ürünleri ile davacıya ait ürünlerin tasarımlarının farklı olduklarını, bu nedenle tasarım haklarına tecavüzün söz konusu olmadığını,
Davacının .... tasarımlarına benzer pek çok ürünün piyasaya sürüldüğünü, anonim hale gelen bu tasarım nedeniyle davacının tescilsiz tasarım korumasından yararlanamayacağını,Tasarım hakkına tecavüzü kabul etmemekle birlikte, yapılan maddi tazminat hesaplamasının da doğru olmadığını, Yargıtay kararlarına göre lisans bedelinin cironun %1’i ile %4’ü arasında olacağının kabul edildiğini, dosyada hesaplamaya konu edilen %10 ile %25 oranında lisans bedelinin kabul edilemeyeceğini,.Ayrıca, müstekar Yargıtay kararları gereğince lisans bedelinin hesaplamasında yalnızca davacının cirosunun dikkate alınamayacağını, lisans bedelinin götürü bir bedel olarak üretim veya satışa bağlı olmaksızın baştan belirlenebileceği gibi, uygulamada daha ziyade ciroya uygulanacak bir orana göre tespit edildiğinin görüldüğünü,.Buna rağmen, yerel mahkeme kararında da açıkça belirtildiği üzere, sadece davacının ticari defterleri dikkate alınarak yapılan hesaplama uyarınca maddi tazminatın kabulüne karar verilmesinin müstekar yargı kararlarına aykırı olduğunu, zira bilirkişiler tarafından müvekkilinin ticari defterleri de incelenerek yapılan hesaplamada maddi zararın 21.444,94 TL olabileceği belirlenmişken, salt davacının ticari defterleri uyarınca yapılan hesaplama bunun 10 katından fazla olduğunu, bu haliyle aradaki fahiş farkın direkt olarak yerel mahkeme tarafından yok sayılarak davacının ticari defterleri üzerinden kabul kararı verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, arz ve izah edilen ve mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle, istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın tümden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İlk derece mahkemesince tasarım uzmanı......, marka vekili ....... ve mali müşavir .....’den oluşan bilirkişi heyetinden alınan ../09/2022 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "…Davacı tarafa ait “...” model isimli ürün ile davalı tarafa ait “...” model isimli ürünün kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak algılandıkları, Davacı tarafa ait “...” model isimli ürün ile davalı tarafa ait “...” model isimli ürünün kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak algılandıkları, Davacının davaya dayanak gösterdiği tescilsiz "..." tasarımlarının ilk defa Türkiye'de davacı tarafça kamuya sunulduğu, aksini gösteren denetlenebilir bir bilgiye-delile rastlanmadığı ve dava tarihi itibarıyla kamuya sunum tarihinden itibaren 3 yıllık sürenin geçmediği, yeni ve ayırt edici nitelikte oldukları, davacının dava konusu tescilsiz tasarımlar üzerinde hak sahibi olduğu, Sayın Mahkeme tarafından davacının maddi tazminata hakkı olduğu kabul edilirse, davacı tarafın seçtiği hesaplama yöntemine (SMK m.151/f.2-c) maddi tazminat talebine yönelik olarak dava dosyasına emsal bir lisans sözleşmesi sunulmadığından bu aşamada hesaplama yapılamadığı, sunulması halinde bu yönde ek rapor hazırlanabileceği, aksi halde davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddelerine göre belirlenmesi hususunun Sayın Mahkemenizin takdirine arz olunduğu…" yönünde görüş bildirildiği anlaşıldı.
İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetine .... sektöründen bilirkişi ...... eklenerek alınan.../03/2023 tarihli ek bilirkişi raporu incelendiğinde; "…Heyetimizin Sektör Bilirkişisi Üyesinin Tespit ve Değerlendirmesi: Sektörde ... tasarım ve üretiminde esinlenme, özgün çalışma ile tasarlanmış ürünü görüp, o ürünü baz alarak yeni fikirlerle harmanlayıp ortaya yeni tasarlanmış bir ürün çıkartmaktır. Esinlenilerek ortaya çıkarılan ürünlerde bir parça benzerlik söz konusu olabilir ancak bu noktada ayırt edicilik fark yaratmaktadır. Kök raporda da ayrıntılı olarak belirtildiği şekli ile, davacı tarafa ait "..." modeli ile davalı tarafa ait "..." modeli ve davacı tarafa ait "..." modeli ile davalı tarafa ait "..." modeli arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğu değerlendirilmektedir. Davalı tarafından, davacıya ait ...... modellerinin daha önceden de piyasada mevcut ürünler olduğu iddia edilmişse de, davacı modelleri ile ayırt edilemeyecek derece benzerlik gösteren ve piyasaya daha önce sunulmuş ya da tasarım tescilli ürünlere ait dosya kapsamında sunulmuş bir bilgi, belgeye rastlanmadığından değerlendirme yapılamamıştır.
Mali İnceleme: Davalı tarafın, dava konusu ....... modellerinden, dava tarihinden önceki dönemde toplam 1.214 adet satışının bulunduğu, bu satışlardan 214.449,39 TL.' sı ciro elde ettiği ve Genel Yönetim Giderleri hesaba katılmadan yapılan hesaba göre 50.705,99 TL. sı kazanç elde ettiği tespit edilmiştir.
Davalı tarafın, dava konusu iki adet ........ modeli satışlarından elde ettiği satış hasılatı ve İTO tarafından emsal dava dosyalarına gönderilen cevap yazılarında bildirilen oran üzerinden yapılan hesaba göre, davacı tarafın talep edebileceği lisans bedeli 21.444,94TL. sı olarak hesap edilmiştir…" şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince muhasebeci ......, marka vekili ... ve deri sektöründen .....’ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan ....../01/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "…- Sayın Mahkemenin görevlendirmesi çerçevesinde, davacının daha önceki raporların maddi tazminat hesaplamasına ilişkin yapmış olduğu itirazlar kapsamında; davacı vekilinin lisans seçeneğine göre olan tazminat talebi gözetilerek, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları, her iki tarafın birim satış fiyatları değerlendirilip, tasarımın niteliği ile SMK 151/3 maddesi de gözetilerek davacı vekilinin istenebilecek maddi tazminat tutarını gösterir rapor tanzim edilecek, davalı yanın tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilsiz tasarımlara tecavüz teşkil eder mahiyette olup olmadığına ilişkin olarak görev alanımızda var olan sınırlama nedeni ile herhangi bir inceleme yapılmadığı, -6769 sayılı SMK” nun 151. Maddesinde yer alan seçimlik haklardan olan “c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli." ne göre yapılan inceleme ve değerlendirme uyarınca dava konusu tescilsiz iki tasarıma dayalı olarak davacı tarafın talep edebileceği maddi tazminat tutarının 245.263,32 TL olarak hesaplandığı…" yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E : Dava; davacının tescilsiz tasarımlarından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, maddi, manevi ve itibar tazminatı ile hüküm özetinin ilanı taleplidir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; tecavüzün devam ettiği süreye, davalının kusur durumuna ve her iki tarafın cirolarına ve ekonomik koşullara göre, Mahkemece hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yine Mahkemece manevi tazminatın kısmen reddedilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de HMK’nın 326/2. maddesi uyarınca usule uygundur.Davalının satışını yaptığı davaya konu ......... ürünlerinin kalitesiz olarak üretildiğine veya kötü şekilde kullanıldığına dair dosyaya bir delil sunulmadığı, SMK’nın 150/2. maddesindeki itibar tazminatı koşullarının mevcut olduğunun ispatlanamadığı, yalnızca daha ucuz fiyatla satış yapılması nedeniyle itibar tazminatına hükmedilemeyeceğinden, Mahkemece davacının itibar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.
Haksız rekabete ilişkin yapılan incelemede; 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır.
Gerçekten de, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacıya ait tescilsiz tasarımların koruma kapsamında kalan ürünleri üretip satması eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine karar verilmesi de yerindedir. Her ne kadar davacı tarafça dava dilekçesinde tazminat miktarı belirtilmeksizin, haksız rekabet nedeniyle davalının elde ettiği ve etmesi muhtemel menfaatin karşılığının da davacıya verilmesine karar verilmesi talep edilmişse de, Mahkemece bu talebin açıklattırılmadığı, bu taleple ilgili gerekli harçların yatırılmadığı, dolayısıyla bu konuda usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde talep ettiği 50.705,99 TL net karın davacıya verilmesi talebinin de kabulü mümkün değildir.Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; her ne kadar davalı vekili müvekkilinin ürünlerinin davacının tescilsiz tasarımları ile benzer olmadığını ve davacının tasarımlarının anonim olduğunu savunmuşsa da, tasarım ve ........konusunda uzman bilirkişilerden alınan raporlarda denetime uygun şekilde ve tasarımcının seçenek özgürlüğü de değerlendirilerek, davalıya ait ürünlerin davacının tescilsiz tasarımları ile genel izlenimde ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları, tasarımlar arasındaki farkların küçük ayrıntılarda olduğu, tasarımların bütüncül algılarına ayırt edici nitelik kazandırmadıkları, tasarımların davacıdan önce kamuya sunulduklarına dair bir delil bulunmadığı, tasarımların anonim olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle mahkemece davalının davacıya ait tescilsiz tasarımlara tecavüz ettiğine dair tespiti yerindedir.
Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf talepleri incelendiğinde; davacı tarafça dosyaya örnek lisans sözleşmesinin sunulmadığı, mali bilirkişiler tarafından her iki tarafın ticari defterleri incelenerek, davalının tecavüzün gerçekleştiği dönemde davaya konu ürünlerden toplam 1214 adet ürün sattığı, 214.449,39 TL ciro elde ettiği, net karının ise 50.705,99 TL olduğunun tespit edildiği, davacının ise toplam 79 adet ürün sattığı, toplam 187.273,16 TL ciro elde ettiği, Mahkemece davalının sattığı ürün sayısının davacının ortalama satış fiyatı ile çarpılarak bulunan toplam cironun %10’u kadar 245.263,32 TL lisans bedeline hükmedildiği tespit edilmiştir.
SMK’nın 151/3. bendi uyarınca yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulması gerekir.
Mahkemece, lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı süredeki satış fiyatına göre davalının yaptığı ürün satış adedi üzerinden hesaplanan muhtemel cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporları dayanak alınarak, ticari hayatın koşullarına uygun olmayacak şekilde, davalının dava konusu edilen ürün satışlarından elde ettiği karın yaklaşık 5 katı kadar lisans bedeli ödemesine karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.Davacı tarafça lisans bedelinin tespitine yarayacak şekilde dosyaya başkaca delil de sunulmadığından, bu durumda lisans bedelinin TBK'nın 50. ve 51. maddeleri uyarınca hakkaniyete göre tespiti gerekir. Davacının tasarımlarının tescilsiz olmasına, daha önce bu tasarımlarla ilgili yapılmış bir lisans sözleşmesinin mevcut olmamasına, tasarımların kamuya sunuldukları tarihe, tarafların cirolarına, satış kapasitelerine, tecavüzün iki yıl devam etmiş olmasına göre, 50.000,00 TL lisans bedelinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin esastan REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince BAKIRKÖY .... FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin .../03/2024 tarihli 2022/... E. - 2024/... K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Davanın KISMEN KABULÜNE,
-Davacının davasının tescilsiz tasarıma yönelik talebi yönünden KISMEN KABULÜNE, davalının davacıya ait "..." isimli tescilsiz ......tasarımı ile ayırt edilemeyecek derecede benzer "..." isimli ........, yine davacıya ait "..." model isimli ...... ile ayırt edilemeyecek kadar benzer "..." model isimli...'yı üretip satışa arz etmek suretiyle davacının bu tescilsiz tasarımlardan doğan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının bu ürünleri üretmesinin, ürettirmesinin, sağlamasının, satışa arz etmesinin, ithal etmesinin, ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, bu ürünleri depolarında ve internet ortamında vs. mecralarda ticari amaçlarda kullanmasının men'ine, -Tecavüz teşkil eden davalı ürünleri ve münhasıran bu ürünlerin tanıtımında kullanılan evraklara el konularak imhasına, toplam 50.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin ülke genelinde yayınlanan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, -Davacının haksız rekabet ve itibar tazminatı ile fazlaya dair maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davanın reddine 3-İlk derece yargılaması yönünden; -Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 6.831,00 TL ilam harcının, 4.286,46 TL peşin ve 4.175,00 TL tamamlama harcının toplamından mahsubu ile, fazla alınan 1.630,46 TL karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebi nedeniyle 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat talebi nedeniyle 50.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat talebi nedeniyle 50.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen maddi tazminat talebi nedeniyle 50.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen haksız rekabet talebi nedeniyle 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen manevi tazminat talebi nedeniyle 50.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen itibar tazminatı talebi nedeniyle 50.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru, 6.831,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 6.911,70 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan 297,50 TL tebligat - tezkere masrafı ile 13.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.797,50 TL yargılama giderinin, davanın kabul - ret oranına göre hesaplanan 5.540,00 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması yönünden; -Davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden davacı yandan alınması gereken 732,00TL maktu istinaf harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine, -İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 1.169,40TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim