Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1284
2026/254
12 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1284 Esas
KARAR NO: 2026/254
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/04/2024
NUMARASI: 2021/220 Esas, 2024/87 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ: 12/02/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ...sektörü ile uğraştığını, ... markasının müvekkili adına TPMK nezdinde tescilli olduğunu, müvekkilinin markanın tanınırlığı için 22 yılda 20.000.000,00 TL reklam harcaması yaptığını, davalı tarafça müvekkiline ait ürünlerin taklitlerinin satışa sunduğunu, müvekkiline ait unvan ve logoları kullandığını, İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin .....D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile marka hakkına tecavüzün tespit edildiğini, davalı şirketin müvekkilinin tasarladığı tescilli tasarım hakkına tecavüz eden ürünlerini adreslerinde üretip, satış yapmaya devam ettiğini, davalının bu fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkiline maddi ve manevi zarar verdiğini belirterek, davalının, müvekkili adına tescilli marka ve logosundan doğan haklarına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, önlenmesine, 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda tecavüzün varlığına ilişkin bir tespit bulunmadığını, delil tespitinin görevsiz mahkemece alınan karar ile yaptırıldığını, söz konusu rapora süresi içerisinde itirazda bulunduklarını, davanın taraflarının eski ortaklar olduğunu, davacının iddia ettiği tüm yatırımların taraflarca ortak olarak gerçekleştirildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, taraflara ait markalar arasında iltibas bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından iltibas oluşturacak bir kullanım bulunmadığını, davacının davasında haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
".... TPMK'dan gelen kayıtlar incelendiğinde .... tescil numaralı "db ... san. .....+....." ibareli markanın 30.sınıfta baharatlar ürününde, ... numaralı "... ... ..." ibareli markanın 30.sınıfta "yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar " ürünlerinde olmak üzere davacı adına tescilli olduğu, tecavüz iddiaları kapsamında davalı kullanımlarının tespiti yönünden dava açılmadan öce davacı tarafça İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/... Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti talebinde bulunulduğu, bu dosyanın dosyamız içerisine alındığı, incelendiğinde davacının tespit talebinin kabulüne karar verildiği, davalının işletmesinde incelemeler yapılarak bilirkişiden rapor alındığı, rapor incelendiğinde davalının da davacı gibi ...alanında faaliyet gösterdiği, davalının işletmesindeki kullanımlarının "...", "...... ve....", " ... .... ve......." ibarelerinden oluştuğu, tecavüz iddiaları yönünden davacı markaları ile davalı kullanımları karşılaştırıldığında davacı markası ile davalı kullanımlarının ayırt edici ve esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davacı markasında bulunan "..." ibaresinin tarafların faaliyet gösterdikleri ...faaliyet alanı yönünden ayırt edici niteliğinin bulunduğu, davacı markalarının baharatlar ürününde tescilli oldukları, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen kayıtlar incelendiğinde davalı şirketin kuruluş tarihinin 16/11/2017 tarihi olduğu, davacının ... numaralı tescilli markasının başvuru ve tescil tarihinin davalı şirketin kuruluş tarihinden önce olduğu, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı kullanımlarının davacı markası yönünden ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalı vekilinin sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğranıldığına ilişkin iddiaları yönünden davalı şirketin kuruluş tarihinin 16/11/2017 tarihi olduğu, davacı tarafça tecavüz iddiasıyla 23/09/2020 tarihinde delil tespiti talebinde bulunulduğu, 18/11/2020 tarihinde bu davanın açıldığı, davalı şirketin kuruluş tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında üç yıllık süre bulunmakla, beş yıldan az bu süre yönünden davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı yönünde değerlendirme yapılamayacağı, davacı tarafça 6769 sayılı SMK'nun yukarıda belirtilen yasal düzenlemeleri kapsamında tazminat talebinde bulunabilineceği, davacı tarafça 6769 sayılı SMK'nun 151/2-a maddesi "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir." kapsamında maddi tazminat talebinde bulunulduğu, bu madde kapsamında hesaplama yapılması için bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği bilirkişi tarafından sunulan kök ve ek raporda davacı ve davalı satışları karşılaştırıldığında; davalının faaliyetine bağlı olarak davacı satışlarında bir azalmanın fiiliyatta mevcut olabileceği düşünülse de gelir tablosu kalemlerinden somut bir şekilde talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenemeyeceği bu nedenle talep edilebilecek tazminat miktarının TBK 50.madde uyarınca mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, hesap bilirkişisince tarafların defterlerinden somut bir şekilde151/2-a maddesi kapsamında tazminat hesabı yapılamayacağı belirtilmekle, davacının marka hakkına tecavüz oluşturan kullanımlarından davalının tacir olarak kusuru bulunduğu, tazminat bakımından sorumluluğunun doğduğu, hal böyle olunca yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında, davalı kullanımlarının sabit olması, ihlal süresi, kullanılan mecra ve bilirkişi raporundaki tespitler, TBK md. 50,51 hükümleri dikkate alındığında dava dilekçesinde talep edilen 10.000 TL maddi tazminatın somut olay özelinde makul sayılabileceği, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek bir tutar olmadığı, manevi tazminat talebi yönünden marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya göre davalının davacının markasını, marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde izinsiz olarak kullandığı ,dolayısıyla eyleminde kusurlu olduğu bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine 30.000-TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı anlaşıldığından davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile, bu tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, bu bağlamda davalıya ait adreslerde bulunan davacıya ait markalara tecavüz oluşturan "..." ibaresinin bulunduğu ürünlere el konulmasına, kararın kesinleşmesi halinde imha edilmesine, maddi tazminat bakımından davanın kabulü ile, TBK 50, 51.maddeleri uyarınca takdiren 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalı vekili istinaf isteminde özetle;
Markaya tecavüzün gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin kurucusunun davacı şirketin eski ortaklarından olup ortaklığın bitirildiğini, ... ibaresinin şirketin kurucusunun soyadı olduğunu, aynı zamanda tarafların şirket yetkililerinin akraba olduğunu, müvekkilinin soyadını marka olarak kullanma hakkı olduğunu, Yargıtay kararı sunduklarını, davacının müvekkilinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, sessiz kalma süresinin 5 yıl olduğunu, davacının müvekkili kurulduktan 3 yıl sonra dav açtığını, ancak tarafların adreslerine göre davacının hak kaybına uğradığını, yakın adreste aynı pasajda bulunduklarını, davacının iyiniyetli olmadığını, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, markaya tecavüzün gerçekleşmediğini, maddi tazminatın 3 katı kadar manevi tazminata hükmolunmasının da yerinde olmadığını, maddi ve manevi tazminatın orantılı olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı taraf istinafında ... ibaresinin davalı şirket yetkilisinin soyadı olduğunu, markaya tecavüz oluşmadığını, davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığını ileri sürmüş ise de; davacının ... numaralı"... baharat şekil" ibareli 30 sınıfta 13.03.1998 den itibaren, ..... numaralı "... ." ibareli marka 30 sınıfta 06.08.2018 den itibaren tescilli olduğu, davalı şirket yetkilisinin davacı şirketin eski ortağı olduğu, davalının markasal kullanımında ... ibaresindeki... kelimesinin küçük punto ile yer aldığı, ... ibaresinin ise büyük punto ile yazılarak önplana çıkarıldığı, ayrıca ... ... ibareli markasal kullanımın da davacı markalarına tecavüz teşkil ettiğinin sabit olduğu, davalının kullanımın hukuka uygun olduğuna ilişkin savunmasının yerinde olmadığı, bununla birlikte davalının faaliyete 2017 yılında başladığını savunduğu, önceye dair delil sunulmadığı, davacı tarafça 25.09.2020'de delil tespit talebinde bulunarak dava açıldığı, sessiz kalmanın koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceği dikkate alındığında mahkemenin bu konudaki değerlendirmesi yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Davalı vekili maddi ve manevi tazminat yönünden istinafa başvurmuş ise de; dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre mahkemece TBK 50,51 maddesine göre hükmolunan maddi tazminat yerinde görülmüş, somut olayın özelliklerine göre hükmolunan manevi tazminat miktarı da yerinde olmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
-Alınması gereken 2.732,40 TL harçtan peşin yatırılan 683,10TL'nin mahsubu ile kalan 2.049,30 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.