Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1252

Karar No

2025/220

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1252 Esas
KARAR NO: 2025/220
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/03/2024
NUMARASI: 2021/172 Esas, 2024/56 Karar
DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüzün Tespiti, Meni, Refi
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ortağı olduğu ... Ltd. Şti.nin uzun yıllardan bu yana kimya sektöründe Türkiye'nin en büyük kimya fuar organizasyonlarını gerçekleştirdiğini, 2002 yılından bu yana sadece kimya sektörüne hizmet sunmak amacıyla yola çıkan ...'un, 2006 yılında ilk fuarı olan “...” ile fuarcılık sektörüne de adım attığını ve 2006 yılından bugüne sektöre toplam 8 farklı fuar kazandırarak toplamda 20 tane etkinlik yapmış bir organizasyon şirketi olduğunu, müvekkilinin "...”, "...”, “..." ve türevleriyle ilgili seri marka hakkına sahip olup, bu ibarelar üzerinde 35 ve 41 inci sınıflar nezdinde münhasır marka hakkı bulunduğunu, TPE nezdinde ... başvuru numarası ile ilan edilen “...", ... başvuru numarasıyla ilan edilen “...” ibareleri üzerinde müvekkilin münhasıran hakkı olduğunu, “...” ve "...” ibarelerine ilişkin hem 35. hem de 41.sınıflarda başvuruda bulunulduğunu, Müvekkilin söz konusu markalar ve türev ibarelerini organizasyonu gerçekleştirdiği fuarlarda ve tüm tanıtım materyallerinde yoğun bir şekilde kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, davalılar tarafından bir süredir “..." adıyla fuar düzenleyeceklerine ilişkin reklam ve tanıtım yapılmakta olduğunu, davalılar tarafından “...” adıyla fuar organizasyonu yapılması ve buna ilişkin tanıtım çalışmalarında “...” ibaresinin kullanılması şeklindeki kullanımlarının müvekkilin marka haklarına tecavüz oluşturduğunu ayrıca söz konusu kullanımların müvekkiline ait diğer seri markaları açısından da ihlal niteliği taşıdığını, dava konusu “...” şeklindeki markasal kullanımının müvekkile ait markalara ayniyet derecesinde benzemekle birlikte müvekkilinin "..." kök ibareli seri markası bakımından tüketici/müşteri nezdinde işletmesel bağlantı kurma ve dolayısıyla karıştırılma ihtimaline de sebebiyet verdiğini, davalı tarafça “...” ibaresini kullanmasının hem tecavüze hem de iltibasa açıkça yol açtığını, davalı şirketlerin dava konusu ibareyi organize edecekleri fuar kapsamında Fuar adı olarak kullanmalarının hem TTK haksız rekabet hükümlerine hem de 558 sayılı KHK'ya aykırı olduğunu, davalıların dava konusu eylemlerinin müvekkilin haklarına tecavüz teşkil etmiş olduğunun ihtar edilmesine rağmen, kusurlu davranışlarıyla müvekkilinin markalarına tecavüz etmeye devam ettiğini, davalıların haksız rekabete neden olan söz konusu kullanımları neticesinde müvekkil şirketin zarar görmesine sebebiyet verdiğini beyan ederek; Davalı şirket tarafından haksız olarak kullanılan; “...” ve “...” ibarelerinin, müvekkili şirkete ait TPE nezdinde ... başvuru numarasıyla ilan edilen “...", ... başvuru numarasıyla ilan edilen “..." ve yine içinde "...” ve “...” ibarelerinin geçtiği seri markalarına 6102 sayılı TTK ve 556 sayılı KHK uyarınca tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder eylemlerinin Tespitine, markalara tecavüz ile haksız rekabetin önlenmesine, giderilmesine, tecavüz sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortada kaldırılmasına, kusurlu davranışlarıyla müvekkil şirketin tescilli markalarına tecavüz eden, haksız rekabete neden olan ve müvekkil şirketin zarar görmesine sebebiyet veren davalılardan 50.000,00 TL tutarında Manevi Tazminatın Tahsiline, ticari faiz işletilmesine, 556 sayılı KHK'nın 66/1-b maddesine göre şimdilik 10.000-TL'nin ihtarname gönderildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte Maddi Tazminat olarak tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin fuar organizasyonları yapmakta olan bir firma olduğunu, dava konusu fuara ait markaların sahibi ve sorumlusu olan dava dışı ... Limited şirketinin mevzuat gereği Türkiye'de doğrudan fuar düzenleme konusunda lisans sahibi olmadığından müvekkili şirkete müracaat etmesiyle organizasyon ile ilgili çalışmaları yapması için bir mutabakat sağlandığını, müvekkili şirketin sadece bir organizatör konumunda olduğunu, dolayısı ile huzurdaki marka ihtilafının tarafı olmadığını, müvekkili şirketin web sayfasında, reklamlarında ve sair hiç bir reklam ve yayın organında söz konusu fuarın ilişkin reklam, tanıtım ve sair izahatın söz konusu olmadığını, diğer davalı ve dava dışı ... Limited şirketinin kimya, cam, metal, temizlik gibi alanlarda faaliyet göstermekte olup, 30 senedir kimya sektöründe yer aldığını, ... Limited şirketinin ülkemizde tescil için başvurduğu "..." ve “...” markalarının Avrupa Birliği İç Pazarı Uyumlaştırma Ofisi nezdinde de zaten tescilli olduğunu, şirketin 1986 yılından bu yana sayısız ülkede “...” markasını kullanarak kimya fuarı düzenlemiş olduğunu, dolayısıyla söz konusu firmanın Türkiye'de de bu bilinen ve uzun süredir kullandığı markası tahtında “...” adı altında bir fuar düzenleyeceğini, davacı tarafın markalarında yer alan “..." ibaresinin ayırt edici bir unsur olmadığını, ... limited şirketinin uzun zamandır kullandığı “...” markası bağlamında “..." adı altında fuar düzenlemesinin davacı tarafın tescilli markalarına bir tecavüz teşkil etmediğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 30 senedir kimya alanında konferans, sergi seminer ve yarışmaların düzenlenmesi ile ilgili faaliyetlerde bulunduğunu, ayrıcı 1986 yıllarından bu yana çıkardığı “...” adlı dergi ile de kimya sektöründe öncü bir kuruluş olarak faaliyet gösterdiğini, davacının davasına dayanak gösterdiği marka başvurularının, müvekkilinin Türkiye'de uzun yıllardır zaten kullanmakta olduğu “...” markası altında bir fuar düzenleyeceğini öğrenmesinden hemen sonra yapıldığını ve kötü niyetle yapılmış olan bu başvurulara TPE nezdinde itirazda bulunulduğunu, ayrıca “...” ibaresinin “...” kelimesinin İngilizcesi olan “...” ibaresinin ilk hecesi olduğunu ve dolayısıyla davacının tek başına "..." ibaresi üzerinde hak iddia edemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından “...” markasının 30 yılı aşkın süredir dünya çapında kullanıldığını, esasında müvekkilİ şirketin "...” tescilli ve tescilsiz markalarının gerçek hak sahibi olduğunu, ...'ın Avrupa Birliği İç Pazarı Uyumlaştırma Ofisi ( OHİM ) nezdinde ... sayılı ve 22.10.2014 başvuru tarihli “...” markası ile ... sayılı 22.10.2014 başvuru tarihli “...” markası ile tescilli olduğunu ve 35-41. sınıflarda topluluk markası olarak korunmakta olduğunu,“...” markasının İngilizcede “...” anlamına gelen “...” ibaresinin ilk hecesi olan “...” ibaresi ile “...” anlamına gelen “...” ibaresinin ilk hecesi olan “...” ibaresinin birleştitilmesi sonucu yaratılmış ve tamamen müvekkil şirketler grubuna ait bir marka olduğunu, kimya endüstrisinde faaliyet gösteren birçok Türk katılımcının müvekkilİ markasını uzun süredir yakından tanıdığını, müvekkili şirketin marka haklarının hukuki düzenleme ile korunmakta olduğunu ve tescil ettirmiş olduğu alan adları, çıkartmış olduğu dergiler, broşürler ve diğer bütün sunulan evraklar da, müvekkilin “...”" ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu gösterdiğini, davacı yanın müvekkil ile aynı sektörde faaliyet göstermekte ve müvekkilin faaliyetleri dahil markaları ile ilgili bilgi sahibi olduğunu, buna rağmen müvekkilin markasının henüz Türkiye'de tescil ettirmemiş olmasından kaynaklanan boşluktan faydalanarak “...” ibaresini kendi adına tescil ettirmek için başvurularda bulunduğunu, ... yetkililerinin müvekkil ile yaptıkları yazışmalarda da belirttiği üzere müvekkil şirket ile uzun yıllardır devam ettirilen iş dayanışmasının müvekkilinin İstanbul'da “...” adıyla bir fuar düzenleme kararını almasıyla bozulduğunu, müvekkilinin bu fuarı düzenlemesiye ...'in deyişiyle “onlara ait bölgede onlarla rekabet eder” hale geldiğini, ...'in müvekkilin İstanbul'da düzenleyeceği fuardan önceden haberdar olduktan sonra, hatta bu fuarın gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceğini öğrenmek maksadıyla 23.09.2014 tarihinde ... yetkililerinin e-posta yoluyla müvekkil ile iletişime geçerek bu etkinliğin yapılmamasını talep ettiklerini ve aralarında yapılmış olan işbirliğini anlaşmasını feshetme kararı aldıklarını belirttiklerini, bu yazışmaların ertesi günü olan 24.09.2014 tarihinde ...'in sahibi ...'ın TPE'ye ... sayılı “...” ve 25.09.2014 tarihinde ... sayılı “...” marka başvurusunda bulunulmasının bir tesadüf olamayacağını beyan ederek; usul ve esasa aykırı davarın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: "... davacı adına marka başvurularının TPE tarafından reddedildiği ve kesinleştiği, davalının davaya konu ibareleri yurt içi ve yurt dışı organizasyonlarda kullandığı, davacının da bunu bildiği, davacının bu kullanımlara karşı öncelik hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 09/03/2020 tarih ve 2017/4450 Esas, 2020/625 karar sayılı ilamı ile; "...Davacı tarafça TPMK nezdinde yapmış olduğu ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunun ... Limited 'in itirazı üzerine, 24/08/2016 tarihli kararıyla, "başvurunun kötüniyetli olduğundan" bahisle reddine karar verildiği, ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunun ... Limited 'in itirazı üzerine, 01/08/2016 tarihli kararıyla, "başvurunun kötüniyetli olduğundan" bahisle reddine karar verildiği, ... Lımıted 'in ... ibareli "..." ibareli başvuruya davacı tarafın itirazının ise 26/08/2016 tarihli kararla reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı vekilinin 15/12/2016 tarihli dilekçe ekinde sunduğu tensip zaptı örneklerinden, davacı tarafça TPMK'nın yukarıda açıklanan kararlarının iptali için Ankara 1. FSHHM'nin 2016/395 Esas sayılı, Ankara 3. FSHHM'nin 2016/425 Esas sayılı ve Ankara 4. FSHHM'nin 2016/428 Esas sayılı davaların açıldığı ancak, mahkeme tarafından davaların ve marka başvurularının akıbetinin sorulmadığı, davaların bekletici mesele yapılmadığı görülmüştür. Dairemizce YİDK kararlarının iptali davalarının akıbeti UYAP üzerinden sorgulanmış, Ankara 3. FSHHM'nin 2016/425 Esas sayılı dosyasında mahkemenin 30/11/2017 tarihli 2017/547 Karar sayılı kararıyla ... sayılı ... marka başvurusunun reddine ilişkin kararın iptali için açılan davanın reddine karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ve temyiz başvurusunun reddine karar verilerek kararın, 04/11/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Ankara 1. FSHHM'nin 2016/395 Esas sayılı dosyasında mahkemenin 29/05/2018 tarihli, 2018/172 K sayılı kararıyla , davanın reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, yine Ankara 4. FSHHM'nin 2016/428 Esas sayılı dosyasında mahkemenin 17/12/2018 tarihli 2018/471 Karar sayılı kararıyla, davanın reddine karar verildiği kararın kesinleşmediği görülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte olan mülga 556 Sayılı KHK 9/son maddesinde; "Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder.Marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi tazminat davası açmaya yetkilidir.Mahkeme öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayınlanmasından önce karar veremez." hükmü gereğince, ilk derece mahkemesinin davaların ve marka başvurularının tescil başvurularının sonucunu bekletici mesele yapması gerekirken, marka başvurularının reddedildiği ve kesinleştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın marka başvurularının sonucunun beklenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine" şeklinde karar vermiştir.
DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2021/172, 2024/56 Karar sayılı, 14/03/2024 tarihli ilamında; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davalılar tarafından davanın açıldığı tarihten sonra ... adıyla fuar düzenleneceğinin, düzenlenecek bu fuara ilişkin bu ismi kullanarak reklam ve tanıtım yaptıklarının, davalıların bu kullanımlarının davacıya ait ... başvuru numaralı ... ibareli ve ... başvuru numaralı ... ibareli markalar ile dava dilekçesinde belirtilen içinde ... ve ... ibarelerinin bulunduğu markalar yönünden tecavüz oluşturduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, dosya içerisindeki beyanlardan ve delillerden davacı ile davalı ...'nin kimya ile ilgili fuar organizasyonları yönünden faaliyette bulundukları, dava tarihinden sonraki tarihte yapılması planlanan ... isimli fuar organizasyonunun davalı ...'ye ait olduğu, diğer davalı tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de bu davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde davalı ...'nin Türkiye'de fuar düzenlemek için lisansı bulunmadığından davalı ...'tan yukarıda belirtilen fuarın düzenlenmesi için hizmet aldığı, davalılar arasında bu şekilde ticari ilişkinin bulunduğu beyan edilmiş olup bu beyandan davaya konu fuar organizasyonunun reklam ve tanıtım faaliyetlerinin davalılar tarafından birlikte yapıldığının değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle davalı ... vekilinin husumet itirazlarının yerinde olmadığı, davacı tarafından yapılan ... numaralı ... ibareli ve ... numaralı ... ibareli marka başvurularının yapılan itiraz üzerine TPMK tarafından reddine karar verildiği, dosyamız davacısı tarafından bu marka başvurularına ilişkin olarak itiraz üzerine TPMK tarafından verilen red kararının iptali ve markaların tescili talepli ... başvuru numaralı marka yönünden Ankara 3. FSHHM'nin 2016/425 Esas 2017/547 Karar, 2014/78585 başvuru numaralı marka yönünden Ankara 1. FSHHM'nin 2020/39 (bozma öncesi 2016/395 Esas) 2020/133 Karar sayılı dosyaları ile dava açıldığı, Ankara 3. FSHHM'nin 2016/425 Esas 2017/547 Karar, Ankara 1. FSHHM'nin 2020/39 (bozma öncesi 2016/395 Esas) 2020/133 Karar sayılı dosyalarında yapılan yargılamalar neticesinde ... ibaresinin davalı tarafından davacıdan daha önce uzun yıllardır fuar organizasyonlarında kullanıldığının, bu ibarenin davalı yönünden tanınmış marka olduğunun, yukarıda belirtilen markaların başvuru tarihlerinden önce davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunun, davalı tarafından bu ibarenin davacıdan önce uzun yıllardır kullanıldığının davacı tarafça bilinebilecek durumda olduğunun, davacının marka başvurularının kötüniyetli olduğunun belirtilerek davaların reddine karar verildiği, Ankara 3. FSHHM'nin 2016/425 Esas 2017/547 Karar sayılı kararının İstinaf ve Yargıtay incelenmesinden geçerek 04/11/2019 tarihinde, Ankara 1. FSHHM'nin 2020/39 (bozma öncesi 2016/395 Esas) 2020/133 Karar sayılı kararının İstinaf ve Yargıtay incelenmesinden geçerek 16/02/2023 tarihinde kesinleştiği, davacının 2014/78519 başvuru numaralı ve 2014/78585 başvuru numaralı marka başvurularının reddedildiği ve buna ilişkin tescili için açılan davalarda da davanın reddine karar verildiği, mahkeme ilamlarının kesinleştiği, dosyamızda alınan bilirkişi raporunda da yukarıda belirtilen kesinleşen dava dosyalarında tespit edildiği gibi davalının ... ibaresini fuarın gerçekleştiği yerin adı da eklenmek suretiyle davacıdan daha önce uzun yıllardır kullanıldığının tespit edildiği, bu marka ibareleri yönünden davacının kanun korumasından yararlanamayacağı, davacının ... başvuru numaralı ve ... başvuru numaralı markalar dışındaki dava dilekçesinde belirttiği içinde ... ve ... ibarelerinin bulunduğu markalar yönünden tecavüz oluştuğu iddiaları yönünden; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ... ibaresinin kimya ibaresinin ingilizcesinin kısaltması olduğu, kimya ve buna ilişkin fuar sektöründe kullanılan bir ibare olduğu, yine ... ibaresinin bölgenin adının ingilizcesi olduğu bu nedenle bu ibarelerin tek başına ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, davacıya ait dava dilekçesinde belirtilen yukarıda belirtilen markalar dışındaki markalar incelendiğinde de davacı tarafa ait ... ve ... ibarelerinin tek başına kullanıldığı tescilli markanın bulunmadığı, bu ibarelerin başka ibarelerle kullanılmasıyla oluşturulan markaların tescil edildiği, davacının ... başvuru numaralı ve ... başvuru numaralı marka başvurularının reddedildiği ve buna ilişkin tescili için açılan davalarda da davanın reddine karar verildiği, mahkeme ilamlarının kesinleştiği, chemspec ibaresinin kullanıldığı davacı adına tescilli başka markanın bulunmadığı, davalı tarafça kullanılan ... ibaresinin davacı adına tescilli diğer markalar yönünden ayırt edici nitelikte olduğu ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalıların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kullanımlarının bulunmadığı anlaşıldığından; -Davanın REDDİNE," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türkiye'de yıllardır büyük bir emek harcamak suretiyle, "..." ve “...” ibarelerini tek başına veya seri markalarının ana unsuru olarak kullanarak, kimya sektörünün en büyük fuarlarını gerçekleştiren, sektöründe bir çok tanınmış seri marka yaratan, müvekkili ve ortağı olduğu şirketin, davalılarca karşı karşıya bırakıldığı hak tecavüzünün önüne geçilmesi için dava açıldığını, Davalıların hem marka hakkı müvekkile ait olan “...” ibaresinin aynısını kullanmak hem de yine “...” ibaresini kullanmak suretiyle müvekkile ait marka haklarına açıkça tecavüz ettiklerini, “...” ibaresi hem birlikte hem de ayrı ayrı fuarcılık sektöründe müvekkili ve şirketi ile özdeşleşmiş, tanınmış hale gelmiş ve SERİ MARKA niteliği kazanmış olduğunu, tek başına marka ve aynı zamanda asli unsur olan "..." ibaresi muhafaza edilerek 2006 yıllarından günümüze kadar müvekkilinin asli faaliyetlerinde kullanılarak yoğun reklam, tanıtım ve kullanım faaliyetleri sonucu ayırt edici hak getirilen “..." ibareli bu markalar ın“seri marka” haline geldiğini, Dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda, kimya alanında “...” ve “...” ibarelerinin 2006- 2015 seneleri arasında sadece müvekkil tarafından kullanılmış olduğu ve Türkiye'de 2015 ve öncesinde ... ibaresi geçen herhangi bir fuar düzenlenmediği, böyle bir markasal kullanım olmadığı da teyit edildiğini, kullanılmasıyla yoğun bir şekilde ayırtedicilik kazanan, onlarca sektörel tanınmış markanın müvekkiline ait olması ve davalılarca kullanılan dava konusu ibarenin müvekkil markalarıyla karıştırılma tehlikesinin bulunmasının dikkate alınmadığını, Türkiye'de ve dünyada “..." ibaresiyle ilk marka başvurusunu yapan ın müvekkili olduğunu, OHIM kayıtlarına gör ... ve ... marka başvurularının 22.10.2014 iken, müvekkilinin başvurusunun 24.09.2014 olduğunu, davalının Türkiye'de markasal kullanımı da olmadığını, müvekkilinin uzu yıllardır kullandığı ... markası ile TPE de tescilli ... markasının kullanımın tecavüz ve iltibas oluşturduğunu, Öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, Müvekkilinin Türkiye'de 10 yıldır “...” ve "...” ana unsurlarıyla, sektöründe çok tanınmış fuarlar yapmakta, onlarca tescilli markaya sahip olduğunu, Davalılardan ... (eski ...) FİRMASI yetkilileri, yine kimya fuar alanında birlikte fuar organize etmek için müvekkil ve ortağı olduğu ... firmasıyla görüşmeler yaptıklarını, çeşitli kurum ve kuruluşları ziyaret etmişler, kimya fuar organizasyonuyla ilgili müvekkilde güven telkin ederek son derece kritik ticari bilgiler edindiğini, davalının Türkiye'de ne bir fuarı, ne kullandığı herhangi bir marka, ne de herhangi bir marka başvurusu bulunmadığını, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni refi, tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacı yanca ... şirketi aleyhine açılan Ankara 3.FSHHM'nin 2016/425, 2017/547Karar sayılı dosyada davacının "..." ibareli marka başvurusunun reddi üzerine YİDK kararının iptali için dava açıldığı, mahkemece "davalının ... markasını bilebilecek durumda olduğu, nitekim davacının, başvurusundan önce davalı ile bu yönde anlaşma yaptığı, davalının birçok ülkede fuar düzenlediği, davalının ... markasını en eski ve uzun süreli kullanıcısı olduğu, ... sayılı ... markasının kötü niyetle başvurulmuş olması itibarıyla kapsamındaki tüm emtia açısından reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine" karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarih, 2019/248 E., 6787 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, yine aynı taraflar arasındaki Ankara 1.FSHHM'nin 2020/39E, 2020/133 Karar sayılı dosyada; "dava konusu marka başvurusunu yaparken bir yaratma amacından öte "..." ibaresi üzerinde ticari anlaşmazlığa düştüğü davalı Şirketin marka başvurularını engellenme amacıyla kötü niyetli olarak hareket ettiği, bu sebeple diğer davalı Kurum tarafından ... sayılı dava konusu marka başvurusunun reddine" karar verildiği, kararın Y.11HD'nin 2021/6248, 2023/902 Karar sayılı ilamı ile onandığı, davacının dava konusu uyuşmazlığa esas nitelikte değerlendirilebilecek geçerli bir markasının bulunmadığı, ilgili kararlarda taraflar arasındaki ticari ilişkiye değinilerek tescil başvurusunda kötüniyet kabul edilerek karar verildiği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davalının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 87,50-TL istinaf masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim