Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1243
2026/155
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO : 2024/1243 Esas
KARAR NO : 2026/155 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2024
NUMARASI : 2021/218 E. - 2024/70 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/01/2026
K.YAZILDIĞI TARİH: 29/01/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı birleşen davada davalı vekilinin sunduğu dava dilekçesine özetle; davacının ülkemizde tanınan bir .... olduğunu, ......numaralı "..." ticaret ve hizmet markası olarak ....... sınıflarında tescilli markasının olduğunu, davacının davalılardan ... ile diğer davalının ... logosu altında işlettikleri TV kanalında bir süre beraber çalıştıklarını, bu bağlamda ... ile diğer davalı ve davacı arasında on üç bölümlük sözleşme imzalandığını, ancak davalıların sözleşme ilişkisi sona ermesine rağmen davacının marka hakkını ihlal ettiklerini, davalılardan ...'ın "... ile ..." biçiminde kullandığı ibare ile diğer davalının işlettiği anılan TV kanalında sunduğu programda davacının marka hakkını dava tarihine kadar ihlalini sürdürdüğü, söz konusu kullanımın SMK m.6/1-b ve 7/1-b uyarınca benzer olduğunu ve TMK m.2 uyarınca iyiniyetli olmadığını, SMK uyarınca karıştırılma ihtimali yaratarak marka hakkına tecavüz ve TTK m.55/1/a/4 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, davalıların davacının markasına tecavüz teşkil eden kullanımlarının SMK m. 159 ve HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir ile durdurulmasına, davalıların davacının tescilli markasındaki "..." ibaresine yönelik kullanımlarının marka hakkı ihlali olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın haksız kullanım tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız kullanım tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAPLAR: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zorunlu ara buluculuk sürecinin tüketilmediğini, davacının diğer davalının arkadaşı olup, ...'... programında editör olarak görev yaptığını, müvekkili adına tescilli ..... tescil numaralı "...'..." ibareli markanın bulunduğunu, davacı markası ile kullanılan marka arasında farklılık bulunduğunu, davacının dava konusu edilen markayı haksız elde ettiğini, tescilin kötü niyetli olduğunu, programla ilgili sözleşme görüşmelerinde program isminin şirket adına tescil edileceği ve sözleşme sonunda diğer davalıya devredileceğinin hüküm altına alındığını, davacının bu kapsamda yayınlanan ilk 13 bölümde çalıştığını ve bu duruma itiraz etmediğini, davacının markasını yedekleme ve ticari şantaj için tescil ettirdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davanın usulden reddinin gerektiğini, davacıya ait "..." markası ile davalının "...." programı arasında SMK m.6/1 uyarınca benzerlik/ayniyet olmadığını, marka ihlali olmadığını, "..." ibaresinin ayırt edici bir ifade olmadığını, programdaki esas unsurun "..." ibaresi olduğunu, 13/01/2021 tarihli sözleşmenin .... maddesine göre davacı ...'in çalışmaları sırasında elde ettiği, vücuda getirdiği fikri ve sınai değerlerin ...'a ait olacağını kabul ettiğini, davalı ... Medya'nın bu sözleşmeye dayanarak Beşiktaş 26. Noterliğinin .../08/2021 tarih ve .....yevmiye numarası ile davacı ...'e ihtar keşide ederek, "..." markasını davalılardan birine devretmesini talep ettiğini, bu talep yerine getirilmeyince de bu davanın davalısı ... ....'nın 4.FSHHM'NİN 2021/395 E. Sayılı dosyası ile koktuk markasının devrine karar verilmesi talebiyle dava açtığını, bu davanın huzurdaki dava ile birleştirildiğini, öncelikle ... markasının devri talepli davanın kabulünün gerektiğini, davacının davalı şirketin marka başvurusuna herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalı yan ile yapılan görüşmelerde program haklarının yayın süresince davalı şirkette olmasını, programın bitmesine müteakip diğer davalı ...'a ait olması şeklinde sözleşme kurulduğunu savunarak, haksız davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
BİRLEŞEN DOSYADA DAVA: Birleşen 4.FSHHM'nin 2021/395 Esas sayılı dosyasının davacı vekilinin sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin medya sektöründe 2018 yılından beri faaliyet gösteren ve bugün için Türkiye'de geleceği olan, büyük yatırımlarla TV, habercilik alanlarında değer katmak amacıyla yayın hayatını sürdüren ve ülkemize yaptığı-yapacağı yatırımlarla istihdam sağlamayı ve büyümeyi hedefleyen sektöründe prestijli bir rolü olan uluslararası televizyon faaliyetleri ve tecrübesine sahip bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin, 2021 Ocak başlarında, tüm Türkiye'de tanınır ... .... .... ile "...'..." isimli TV programının Haber ... kanalında hazırlanarak sunulması için ticari görüşmelere başladığını, bu görüşmelerde ...'ın arkadaşı ve aynı zamanda editörü olarak hizmet verecek olan davalı ...'in de bulunduğunu, görüşmelerin ardından "...'..." isimli programın yapılacağı konusunda ticari karara varıldığını, program markası için de "..." veya davacı müvekkili şirket tarafından başvuruda bulunulacağı yönünde görüşüldüğünü, bu aşamalardan davalının müvekkili şirket ve davanın ihbarı talebinde bulunulan ...'dan habersiz, izinsiz ve gizli bir şekilde art niyetli olarak, ...'a karşı elinde bir koz olarak tutabilmek için, markayı kullanmayacağını, markaya yatırım yapmayacağını bile bile erken davranarak 05.01.2021 tarihinde kendi adına başvuruda bulunduğunu, davacı müvekkili şirketin de ihbar olunan ...'la ticari görüşmeleri ve program yapma kararından sonra ....01.2021 tarihinde "...'..." markasına başvuruda bulunduğunu, "...." programının marka hakkı ... ile müvekkili şirket arasındaki sözleşme süresince müvekkili şirkete, sözleşmenin sona ermesini müteakip ...'a ait olduğu gibi, aynı şekilde programın format hak sahipliğinin de haberci sunucu-yapımcı ...'a ait olduğunu, nitekim işbu format program yayınından önce Beşiktaş 13. Noterliğinin 27.01.2021 Tarih, .... yevmiye numaralı işlemi ile ihbar olunan ... adına kayıtlı ve tasdikli olduğunu, davalının markanın, formatın kime ait olacağını en başta yapılan görüşmelerde bilerek, haksız olarak marka başvurusunda bulunduğunu, davalının dava konusu "..." markasının sadece kâğıt üzerindeki sahibi olduğunu, markaya değer katma ya da kullanma adına hiçbir yatırım-girişimi, kullanımı bulunmadığını, davalının marka sahiplenme yaklaşımının kötü niyetli olduğunu, ticari şantaj amacı ile aldığı marka için müvekkili şirket ve ... aleyhine İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/218 Esas sayılı dosyası ile markaya tecavüzün durdurulması talepli dava açtığını, davalının ... ile olan anlaşmazlığını markaya, programa ve müvekkiline yansıtmaya çalıştığından bahisle, öncelikle davalının açık hukuka aykırı davranışı karşısında telafi imkânsız zararlara sebebiyet vermemek bakımından hukuka aykırı şekilde davalı adına tescil ettirilen .... numaralı "..." markasının davalı tarafından haksız ve kötü niyetle kullanılmasının, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan haklarına ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğundan durdurulması, önlenmesi bakımından SMK 159 ve HMK 389 vd. maddeleri doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının müvekkilinden habersiz ve kötü niyetli olarak tescil ettirdiği ... numaralı "..." markasını kullanmasının marka hakkının ihlali olduğunun tespiti ile muhtemel tecavüzlerinin durdurulmasına/önlenmesine, saniyen, hak sahipliği mevzubahis olduğundan; dava dilekçesindeki açıklamalar doğrultusunda davanın ... T.C. kimlik numaralı ...'a ihbarına, dosyanın tarafları hukuki sebebi ve konusu aynı olan İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/218 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalı adına tescilli ..... numaralı "..." markasının davacı müvekkili şirkete ait olduğunun tespitine, markanın müvekkili şirkete devrine ve tesciline, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde terditli davaları kapsamında ..... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Birleşen davada davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde, cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
FERİ MÜDAHALE: Birleşen dosya bakımından ... vekilinin davacı yanında feri müdahale talebinde bulunduğu ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği ve yargılama sırasında feri müdahillik talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
MAHKEME KARARI:İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 20/03/2024 tarihli 2021/218 E. - 2024/70K. sayılı kararıyla; "... Tüm dosya kapsamı bir bütün dikkate alındığında; TPMK nezdinde ..... tescil numaralı "..." ibareli markanın davacı-birleşen dosyada davalı adına tescilli olduğu, .... tescil numaralı "...'..." ibareli markanın davalı-birleşen dosyada davacı adına tescilli olduğu, taraflar arasında imzalanan ...../01/2021 tarihli program yapım sözleşmesi (sözleşme başlıklı) bulunduğu anlaşılmıştır.
Esas dava yönünden davacının talebi davalıların tescilli markaya tecavüzün tespiti ile ferilerine ilişkindir. Bu dosya bakımından yapılan incelemede; davacı adına tescilli markanın 41. Sınıfta tescilli olduğu, davalı ... adına tescilli bulunan markanın ise 9, 38 ve 41. Sınıflarda tescilli olduğu, davacının markası için başvuru tarihinin 05/01/2021 olduğu, davalının markasının ise 11/01/2021 olduğu bu haliyle marka açısından davacının öncelikli hak sahibi olduğu kanaatine varılmış ise de; davacının markasının ayırt edicilik bakımından korunmasının zayıf nitelikte olduğu, davacı markası ile davalı marka kullanımları karşılaştırıldığında davalıların kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı, ayrıca taraflar arasında imzalanan 13/01/2021 tarihli program yapım sözleşmesi (sözleşme başlıklı) dikkate alındığında dava konusu edilen markanın hak sahibinin davalılardan ...olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmakla davalıların "...'..." ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı, bu hususun dosya arasına alınan bilirkişi raporu ile de belirtildiği, alınan raporun yeterli ve hükme esas alınması gerektiği kanaatine varılmakla esas dava yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen dava yönünden davacının talebi ise terditli olarak davalı adına tescilli markanın devri olmadığı takdirde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesine ilişkindir. Yapılan incelemede davalı adına tescilli markanın 41. Sınıfta tescilli olduğu, davalı ... adına tescilli bulunan markanın ise 9, 38 ve 41. Sınıflarda tescilli olduğu, davalının markası için başvuru tarihinin 05/01/2021 olduğu, davacının markasının ise 11/01/2021 olduğu bu haliyle marka açısından davalının öncelikli hak sahibi olduğu kanaatine varılmış ise de; davacının markasının ayırt edicilik bakımından korunmasının zayıf nitelikte olduğu, davacı markası ile davalı marka kullanımları karşılaştırıldığında davalıların kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı, ayrıca taraflar arasında imzalanan 13/01/2021 tarihli program yapım sözleşmesi (sözleşme başlıklı) dikkate alındığında dava konusu edilen markanın hak sahibinin dava dışı..... olacağının kararlaştırıldığı, bu hali ile davalı adına yapılan tescilin korunmaya değer olmadığı ve tescilin kötü niyetli olduğu bu hususun dosya arasına alınan bilirkişi raporu ile de belirtildiği anlaşılmakla esas dosyada terditli talep bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda markanın devrine ilişkin karar verilebileceği belirtilmiş ise de; SMK gereğince markanın tescilinin taraflardan birinden alınarak, diğeri adına tesciline karar verilemeyeceği anlaşılmakla davacının bu terditli talebi bakımından red kararı vermek gerekmiş ise de davanın terditli olarak açıldığı anlaşılmakla taleplerden biri ile ilgili karar verildiğinden hüküm fıkrasında buna ilişkin bir karar verilmemiştir.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Esas dava bakımından açılan davanın reddine,
2- Birleşen 4. FSHHM'nin 2021/395 E. Sayılı dosyasında terditli olarak açılan davanın kabulü ile; TPMK nezdinde davalı ... adına kayıtlı bulunan 2021/.... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
3-Karar kesinleştiğinde karar örneğinin TPMK'ya gönderilmesine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin markasının tescilli olduğunu ve davalıların kullanımlarının müvekkilinin markası ile açıkça iltibas teşkil ettiğini,
Bilirkişi raporu ile müvekkilinin markada öncelikli hak sahibi olduğunun belirtildiğini, buna rağmen Mahkemece asıl davanın reddine karar verildiğini,
Davalı tarafın kullandığı markanın esas unsurunun müvekkilinin markası olan "..." ibaresi olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduklarını, Mahkemenin gerekçesinde belirttiği "güçlü" ya da "zayıf" marka ayrımının kanuni bir dayanağının bulunmadığını,
Müvekkilinin markayı açık ve aleni bir şekilde, yasal prosedürlere uygun olarak tescil ettirdiğini, marka tescilinin kötüniyetli olmadığını, haksız bir menfaat elde etme amacının bulunmadığını,
Müvekkili ile davalıların 13 bölümlük program yapımı için anlaştıklarını, 13 bölüm bittiği halde davalıların müvekkiline ait markayı kullanmaya devam ettiklerini, müvekkilinin markayı bedelsiz devir taahhüdünde bulunduğuna dair bir algı oluşturulmaya çalışıldığını, Sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sözleşme hükümlerinin yalnızca tarafları, yani davalıları bağlayacağını,
Program Sözleşmesinde yer alan davalıların talebi doğrultusunda marka tescilinin devredileceğine ilişkin taahhüdün, yalnızca bir icaba davet niteliğinde olup, ileride davalı şirketin talebi halinde taraflar arasında marka tescilinin devrine ilişkin yeni bir sözleşme imzalanacağına işaret ettiğini, bu sözleşmeye dayanılarak müvekkilinin tescilli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hakkaniyete ve yasaya aykırı olduğunu,
Müvekkili program boyunca elde edilecek hak ve alacaklardan davalıların yararlanmasına icazet vermişse de, müvekkili adına kayıtlı bir markanın kullanımından 3. bir kişinin tek başına, süresiz ve karşılıksız olarak yararlanabileceğinin kabulünün mümkün olmadığını, TBK'da düzenlenen sözleşme özgürlüğünün sınırsız olmadığını,
Sözleşmede yer alan davalıların müvekkili adına tescilli markanın kullanımından tek başına, süresiz ve karşılıksız yararlanacağına ilişkin ve ilgili marka tescilini bedelsiz olarak davalılara devredeceğine ilişkin taahhüdün, müvekkilinin marka hakkını ölçüsüz bir biçimde sınırlandırdığını, işbu hükmün müvekkilinin kişilik haklarını kamu düzenine ve ahlaka aykırı olarak sınırlandırması nedeniyle kesin hükümsüz kabul edileceğinin izahtan vareste olduğunu,
Bir kişinin ekonomik özgürlüğünü ortadan kaldırma, ağır şekilde kısıtlama, ekonomik geleceğini tehlikeye sokma ve ekonomik hareketliliğini diğer tarafın keyfiyetine bırakma gibi hususları içeren tüm taahhütlerin ve hükümlerin genel ahlaka aykırı olduğunu,
Dolayısıyla müvekkilinin marka hakkını ölçüsüz bir biçimde sınırlandıran ilgili sözleşme hükmünün, müvekkilinin kişilik haklarını kamu düzenine ve ahlaka aykırı olarak sınırlandırması nedeniyle, kesin hükümsüz kabul edilerek, müvekkili adına kayıtlı markanın sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini,
Kimsenin hakkını kullanmaya zorlanamayacağını, müvekkilinin mevcut hakkını kullanmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin kanuna ve usule aykırı olduğunu,
Müvekkilinin davalı şirketin markasına süresi içinde itiraz etmemesinin, SMK çerçevesinde hükümsüzlük davaları dahil olmak üzere, davacı müvekkilinin yasal haklarını kullanmayacağı anlamına gelmediğini, müvekkilinin salt bu nedenle kötüniyetli olduğu sonucuna varılamayacağını belirterek, arz ve izah ettikleri nedenlerle Mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/03/2024 tarih, 2021/218 Esas, 2024/70 Karar sayılı ilamı hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan kaldırılarak esas davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatteyse İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar hukuk Mahkemesinin 20/03/2024 tarihli, 2021/218 Esas, 2024/70 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye iadesine, yargılama gideri ve vekalet cüretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 11/01/2021 başvuru tarihli,......tescil numaralı "...'..." markasının 09, 38 ve 41. sınıflarda asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... adına tescilli olduğu,
05/01/2021 başvuru tarihli, .... tescil numaralı, "..." markasının 41. sınıfta asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.
Asıl davanın tarafları arasında imzalanan Sözleşme örneği incelendiğinde; asıl davada davacı-birleşen davada davalı olan ...'in Haber ... TV kanalında yayınlanacak "...'..." programı kapsamında editörlük hizmeti vereceği, programın 13 bölüm olacağı, ...'in çalışmaları sırasında elde ettiği veya vücuda getirdiği fikri ve sınai değerlerin ... ...'a ait olacağını peşinen kabul ettiği, fikri ve sınai değerlerin Şirket tarafından işbu Sözleşme konusu programda kullanılmasına (işbu Sözleşmede yazan bedel kapsamında olmak ve ayrıca bir bedel talep edilmemek üzere) izin verdiği, peşinen muvafakat ettiği, bu bağlamada ...'in ...... başvuru numaralı "..." markalarını veya programla ilgili olabilecek kendi başlattığı/başlatacağı (varsa/olursa) başka marka, model, eseri Şirket'in talep etmesi halinde ... ... ve/veya Şirket'e bila bedel devretmeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiği, marka başvurusu yapılan markalar tescil edilirse, bahse konu markaların Sözleşme süresince (ve sözleşme döneminde üretilen Şirket tarafından kullanılmasına muvafakat ettiği ve bila bedel ruhsat/lisans verdiği, işbu Sözleşmenin muvafakatname/lisans mahiyetinde kabul edildiği, Sözleşmenin 13/01/2021 tarihinden itibaren hüküm ve sonuç doğuracağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Asıl davada davalılar... A.Ş. ile ... arasında imzalanan 10/02/2021 tarihli Sözleşme örneği incelendiğinde; Haber ..... TV kanalında yayınlanacak olan "...'..." isimli programda ...'ın sunucu olarak görev yapacağı, TV programının isim, marka, fikri ve sınai tüm haklarının münhasıran ... Medya'ya ait olduğu marka tescil/başvuru işlemlerini ... Medya'nın yapabileceği, Sözleşme sona erdiğinde markanın/ismin ...'a devredileceğinin kararlaştırıldığı tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesince televizyon yayıncılığı sektöründen ... ve marka uzmanı ......'ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda; Asıl dava yönünden (2021/218 E. no.lu dosya) "...Davalılardan ... ...’nın ....... başvuru numaralı, 11.01.2021 tarihli 9., 38. ve 41.sınıflarda tescilli "...." markası aleyhine SMK m.6/1’de aranan hükümsüzlük şartlarının yerine gelmediği;
Davalıların "...." markasına yönelik kullanımlarının, SMK m.7/2 hükmü açısından davacının 2021/00664 başvuru numaralı, 05.01.2021 tarihli 41. sınıfta tescilli "..." markasına tecavüz teşkil eden bir nitelik taşımadığı; Taraf markaları arasındaki farklılık sebebiyle davacının SMK m.155 hükmünden istifade etmesinin de mümkün olamayacağı; Davacının "..." ibaresi üzerinde SMK m.6/3 veya m.6/6 kapsamında gerçek hak sahibi konumunda bulunmadığı..." Birleşen Dava yönünden (2021/395 E. no.lu dosya)
:"...Davalının "..." markasına yönelik tescilinin ve başvurusunun SMK m.6/9 hükmüne
aykırı olduğu ve tescilin hükümsüz kılınabileceği; Taraflar arasında geçerli bir marka devir taahhüdü sözleşmesinin kurulduğu ve bu sözleşme uyarınca devir sözleşmesinin (tasarruf işleminin) yapılması borcunun doğduğu; Taraflardan birinin talebine (noter ihtarına) rağmen, davalı ...’in devir sözleşmesinin yapılmamasında diretmesi halinde mahkeme hükmünün bu sözleşme yerine
geçebileceği..." sonuç ve kanaatine ulaşmıştır.
G E R E K Ç E : Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davası, birleşen dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, markanın davacıya devri veya hükümsüzlüğü davasıdır.
Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, davalıya ait markanın kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı, birleşen davada davalı ... vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece birleşen davada talep edilen marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebiyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemişe de, taraflarca bu konuda istinaf talebinde bulunulmadığından, bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.
Dosya incelendiğinde; asıl davada davacı, birleşen davada davalı ...’in davalılar ile "...’..." isimli TV programında çalışma konusunda görüşmeler yaptığı, daha sonra aralarında sözleşme imzalandığı, henüz sözleşme imzalanmadan kısa bir süre önce "..." markasının 41. sınıfta tescili için TPMK’ya başvurduğu anlaşılmıştır.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı... A.Ş., birleşen dava dilekçesinde, ...’in ......tescil numaralı "..." markasının tescil başvurusunu kendilerinden habersiz yaptığını, durumu öğrenince şaşırdıklarını, ancak ...’in markanın bir an önce alınması için başvuru yaptığını, markayı istendiği takdirde ...’a ya da ... Medya şirketine devredeceğini beyan ettiğini iddia etmiş, davacı-birleşen davada davalı ..., bu iddiaların aksine, yani "..." markası için tescil başvurusunu birleşen davada davacı...şirketinin bilgisi dahilinde yaptığına dair bir savunma yapmamış, delil sunmamış, 13/01/2021 tarihli Sözleşme ile de talep halinde markayı devretmeyi taahhüt etmiştir.
Bu durumda, davacı-birleşen davada davalı ..., ... ... şirketine ait TV kanalından yayınlanacak ve kendisinin de editör olarak görev alacağı TV programında "...’..." markasının kullanılacağını bilerek, kullanma amacı olmadan "..." ibaresinin aynı sınıfta tescili için marka başvurusunda bulunduğu, bu nedenle kötüniyetli olduğu anlaşılmakla, Mahkemece davacı-birleşen davada davalı ...’e ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde olup, marka hükümsüzlüğü geçmişe etkili olacağından, asıl davada davacının davalılara karşı ileri sürebileceği bir marka hakkı bulunmadığından, asıl davanın reddine karar verilmesi de hukuka uygundur.
Tüm bu nedenlerle, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin asıl ve birleşen davaya ilişkin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl davada davacı- birleşen davada davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın asıl davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın birleşen davada davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderleri olarak asıl davada davacı - birleşen davada davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.