Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1229

Karar No

2025/219

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1229 Esas
KARAR NO: 2025/219
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/03/2024
NUMARASI: 2022/125 Esas, 2024/90 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette çalışmaya başlamadan (01 Mayıs 2007 tarihinden) önce, 2006 yılında ... (...),(geliştirme kod ismi ile ...; ilk ismiyle ... VE ... E SINIF SİSTEMİ) yazılımını oluşturduğunu, bu yazılımın piyasada tanınmasıyla davalı şirket çalışanlarının müvekkiline ulaşıp şirket adına Eğitim Yönetim Sistemi ile ilgilendiklerini, kiralama ya da lisans satın almak amacı ile sunumu görmek istediklerini bildirdiklerini, müvekkilinin anılan yazılımın demosu ve sunumunu yaptığını, şirket yetkilileri tarafından beğenilmesi üzerine müvekkilinin uzaktan eğitim konusunda danışmanlık yapmasının talep edildiğini, bu dönem içerisinde davalı şirketin başka bir firmadan kiralayıp sözleşme ile Maltepe Üniversitesi'nden kullandırdığı Uzaktan Eğitim Sistemi(Intelitek)ile ilgili sorunlar yaşaması nedeni ile sözleşmenin fesih aşamasında davalı şirket ile Maltepe Üniversitesi arasındaki sorunların giderilmesi için müvekkilinin önceden kendi adına oluşturduğu ve şahsen geliştirdiği eğitim sisteminin kurulduğunu ve kullanılmaya başlandığını, Şubat 2007'de müvekkilinin geliştirdiği, Eğitim Yönetim Sistemi (ELMS) ve E Sınıf Sistemi (ELS) 'nin Maltepe Üniversitesi'nde devreye alındığını, bu sistemlerin geliştirilmesinin müvekkili tarafından bizzat tümüyle yapıldığını, önceki sistemle ilgili tüm sorunların müvekkilinin kurduğu sistemle giderildikten sonra davalılar tarafından müvekkilinin tam zamanlı olarak davalı şirkette çalışmasının talep edildiğini, en başta yazılımların değeri ve kullanım bedeli, fikri haklarının karşılığının ödeneceğinin söylendiğini ancak başka vaatler de verilerek müvekkilinin oyalandığını, yazılımların telif bedeli dışında olmak üzere, davalı şirkette tam zamanlı olarak çalışması konusunda ikna edilen müvekkiline, prim hariç aylık 9.000 TL ücret, 1.000 TL sabit prim garantisi ve şirketin kâr oranına göre gelir payı verileceğinin teklif edildiğini, telif ödemesinin uygun bir zamanda ödeneğinin söylendiğini ve bu şartlarla müvekkilinin 01 mayıs 2007 tarihinde davalı şirket bünyesinde tam zamanlı olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde çalıştığı süre boyunca oluşturduğu yazılımların hiçbirinin bedelinin ödenmediğini, eser niteliğindeki bu yazılımların ve veri tabanlarının ücretinin de ödenmediğini, müvekkili şirketin davalı şirkette çalışmaya başlamadan önce projelendirip geliştirdiği ELMS eğitim yönetimi sistemi ve veri tabanının muhataplarca müvekkilinin davalı şirkette çalışması nedeni ile işveren nüfuzu kullanılarak kendisine ücret ödenmeden temin edilip kullanıldığını, sonrasında müvekkiline ait olan yazılımların davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ile davalılar adına tescil ettirildiğini, Şişli 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/234 D.İş sayılı tespit dosyası ile bahse konu Eğitim Yönetim Sistemi (ELMS)'nin değerinin 37.233.000,00 TL ve E Sınıf Sistemi (ELS)'nin değerinin 86.877.000,00 TL olarak tespit edildiğini, müvekkilinin bu eserlerin karşılığını alma ümidi ile davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, işveren nüfuzunun yine kullanıldığını, davalı şirketçe kurulan ve yüksek kazanç ümidi verilen Kıbrıs'ta mukim bir şirkete ortak edildiğini ancak müvekkilinin alacağını almadığını, bu şirketin de kendisine hiçbir getirisinin olmadığını, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca bir çok yazılım ürettip geliştirdiğini, bunların karşılığında hiçbir bedel almadığını, Beyoğlu ...Noterliği'nin 21.03.2012 tarihli ihtarnamesi ile mağduriyetini bildirerek davalı şirketten ayrıldığını, davalı tarafından müvekkilinin taleplerinin karşılanmadığını, alacaklarının ödenmediğini, bahse konu yazılımlara ilişkin maddi hakların müvekkilinin rızası olmadan, iradesi sakatlanarak davalılar tarafından kullanıldığını, kullanılmaya devam olunduğunu, yazılımları müvekkilinin davalı şirket ile çalışmaya başlamadan çok önce, aralarında işçi ve işveren bağı yok iken kendisine bağlı ekip ile birlikte geliştirdiğini, bu hususun İstanbul 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/164 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da belirlendiğinden bahisle, müvekkiline ait olan yazılımlar üzerinde müvekkilinin eser sahipliğinin tespitine, müvekkiline ait yazılımlar üzerindeki tecavüzün önlenmesine ve davalılarca ticaret konusu yapılmasının men'ine, işleme, uyarlama, güncelleştirmenin men'ine, Eğitim Yönetim Sistemi (ELMS) ve E Sınıf Sistemi (ELS) yazılımlarının haksız olarak davalılar tarafından kullanılması nedeni ile, 21.03.2012 tarihli ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte 70.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve davalı şirketin elde ettiği kâr üzerinden ticari faizi ile birlikte 10.000,00 TL'lik tazminatın davalı şirketten tahsiline, 20.000,00 TL'lik manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 31.01.2017 kayıt tarihli talep arttırım dilekçesi ile; dava dilekçesinde belirtilen tazminat dışı talepler aynı kalmak şartıyla, 159.336,82 TL maddi tazminatın 21.03.2012 tarihli ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte ve 20.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2004 senesinden itibaren davacı ile ilişkisinin başlamasından çok daha önceleri eğitim sistemleri teknolojileri ile sektörde hizmet vermeye başladığını, 15.06.2005 ve 26.05.2006 tarihli anlaşmalara istinaden hizmet sunduğu Maltepe Üniversitesi'nde kullanılan yazılımda bazı sorunlar olması sebebiyle kendi bünyesinde bulunlan çalışanlar ile LMS ve ELS tipi proglamların çalışmasına başlandığını, bu sırada davacının Ekim 2006 tarihinde şirketin o tarihte kullandığı uzaktan eğitim yazılımlarındaki bir sorun için ... Teknolojileri'ne davet edildiğini, şirket yetkilileri ile yaptığı görüşmeler sonucunda bu tarih itibari ile müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, diğer şirket çalışanları ile birlikte LMS ve ELS gibi bir çok programı geliştirdiğini, davacının bahsettiği Yönetim Yönetim Sistemleri (ELMS) ve E Sınıf Sistemi (ELS) olarak bahsettiği sistemlerin gerçek adının ... ve ... olduğunu, davacının çalışmalarından memnun olan müvekkili şirketin davacı ile öncelikle 29.12.2006 tarihinde Danışmanlık Sözleşmesini, ardından 01.05.2007 tarihli hizmet akdini ifa ettiğini, böylelikle davacı ile işçi-işveren ilişkisi çalışmalarının çok daha öncelerine dayanmasına rağmen bu tarihlerde resmi olarak kurulduğunu, söz konusu programların davacı tarafından değil müvekkili şirket çalışanları ile birikte ve ekip çalışması neticesinde ortaya çıkarıldığını, davacının müvekkili şirket ile aralarında herhangi bir bağ yokken ücretsiz bir şekilde programlarını kullandırmasının ve müvekkili şirketin bu programları sahiplenmesi iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının bu yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili ile Maltepe Üniversitesi arasındaki sözleşmeleri feshedileceğine dair beyanlarının doğru olmadığını, müvekkili ile Maltepe Üniversitesi arasındaki 2006-2009 yılları arası yapılan sözleşme gereği Maltepe Üniversitesi'ne eksiksiz olarak hizmet verildiğini, davacı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme gereği davacının maaşının 2.000-3.000 TL olarak belirlendiğini ve kendisine bu yönde ödemeler yapıldığını, davacıya kesinlikle kâr ortaklığına ilişkin bir teklifte bulunulmadığını, davacının söz konusu programların kendisine baskı kurularak ve nüfuz kullanılarak müvekkilleri adına tescil ettirildiği ve bu tescillerden çok sonra haberdar olduğu yönündeki iddilarının gerçek dışı olduğunu, yazılım işi yapan bir kimsenin kendisine ait yazılımları tescil ettirmemesinin mümkün olmadığını, bu programların telif başvuru işlemlerinin müvekkili şirketin teknoloji sorumlusu olan davacı tarafından bizzat yapıldığını, tüm yazılımların tescil tarihlerinin 2008 ve 2009 seneleri olduğunu, bu yazılımların tescillerine ilişkin marka ve patent başvuruları sırasında düzenlenlenen faturaların arkasında davacının kendi imzasının bulunduğunu, tescillerden haberdar olmadığı yönündeki beyanlarının gerçek olmadığını, dava konusu ürünlerin davacıya ait olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmelerde, davacı tarafından sözleşme süreleri boyunca oluşturulan tüm ürünlerin fikri ve sınai mülkiyet haklarının devredildiğinin hükme alındığını, davacıya gerek maaş gerekse telif bedellerinin nakden ve defaten ödendiğini, şirket tarafından haksızlığa uğradığını iddia eden davacının, şirket bünyesine katılımından bir yıl sonra uluslararası bir sempozyumda şirket adına, söz konusu yazılımların şirkete ait olduğunu vurgulayarak sunum yaptığını,... adlı programın müvekkili adına kayıtlı olmadığını, şirket çalışanı ... adına tescilli olduğunu, bu durumdan davacının haberdar olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında İstanbul 15.İş Mahkemesi'nin 2012/697 esas ve İstanbul 17.İş Mahkemesi'nin 2012/695 esas asyılı dosyaları ile devam eden davalar olduğunu ayrıca davacı hakkında müvekkili şirket tarafından güveni kötüye kullanma ve emniyeti suistimal suçlarından dolayı savcılığa suç duyurusunda bulunulduğundan bahisle davacının tüm iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: "... her ne kadar davacı eser sahipliğinin tespiti, tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemiyle iş bu davayı açmış ise de, Aralık 2006 - Mayıs 2007 arasında danışman, sonrasında da şirket personeli olarak davalıya hizmet sağladığı, esasen davacının davalı bünyesinde çalışmaya başlamadan önce FSEK 1/B-g kapsamında eser sahibi olduğunu daha doğru ifade ile mevzuat kapsamında eser olarak kabulü gereken bir yazılımının bulunduğunu ispatlamasının gerektiği, alınan raporlarda çalışmaların 2006 senesine kadar uzandığı tespit olunmuş ise de davalılar ile sözleşme öncesi kullanılabilir durumda bir yazılımın tespit olunamadığı programın öszleşmesel ilişkinin kurulduğu 2007 döneminde ancak çalışabilir duruma geldiği, 29.12.2006 tarihli, "Danışmanlık Sözleşmesi"nin, "Hizmetin Tanımı" başlıklı 5.1 maddesine göre"... yazılımım oluşturmak, geliştirmek ve yönetmek" danışmanın yapacağı işler arasında sayıldığı, şu hale göre ortada geliştirilen işleme nitelikte bir yazılımdan ziyade baştan oluşturulan bir yazılımın söz konusu olduğu, gerek danışmanlık gerek hizmet sözleşmesi dikkate alındığında sözleşme ilişkisi kurulan dönemde ortaya çıkan eser niteliğindeki yazılımın sahibinin davalı olduğunun kabulünün gerektiği, uygulanabilir bir programın sözleşme öncesi mevcudiyetinin ispat yükü altındaki davacı tarafından ispatlanamadığı, taraflar arasındaki mail yazışmaları ve esasen davacının kültür bakanlığına yapılan müracaatlarda bizzat katılımının bulunduğu dikkate alındığında davalılar adına eser sahibi olarak başvuruda bulunduktan sonra eser sahibi olduğunu iddia etmenin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı anlaşılmakla; -Davacının eser sahipliğinin tespiti, tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davalarının REDDİNE," şeklinde karar vermiştir.
DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 02/06/2022 tarih ve 2020/257 Esas, 2022/1005 karar sayılı ilamı ile; "...Davacı tarafça Eğitim Yönetim Sistemi (ELMS) ve E Sınıf Sistemi (ELS) yazılım ve veri tabanlarının, müvekkilinin davalı şirkette çalışmaya başlamadan önce projelendirilerek geliştirildiği ileri sürülmüştür. Davacı tanıkları "Eğitim Yönetim Sistemi" yazılımının ilk versiyonunun davacı tarafın ekip lideri olduğu bir ekip tarafından 2006 yılının Ekim Kasım aylarında geliştirildiğini doğrulamıştır. İlk derece mahkemesince iki farklı heyetten alınan bilirkişi raporlarında, davacının e-posta hesabında ve bilgisayar yazılımı ve kaynak kodları üzerinde yapılan incelemede, davacının davalı şirkete danışmanlık yaptığı ve çalıştığı dönemde geliştirilen programın işleme olduğu ve davacının yazılımının üzerinden geliştirildiğinin, davacının kaynak kodlarının hazırlık aşaması olarak bilgisayar programı sınıfında değerlendirilmesi gerektiğinin beyan edildiği anlaşılmıştır. FSEK 2/1 maddesi ile bilgisayar programı hazırlık tasarımlarının bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla ilim ve edebiyat eseri olarak korunacağı kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesi ve hizmet sözleşmesinde, yapılacak hizmet karşılığında ödeneceği kararlaştırılan ücretin, davacının "ELEMENT için geliştirmiş olduğu her türlü yazılım, program ve her türlü tasarımın mülkiyet ile fikri ve sınai haklarının bedelini de ihtiva ettiği" düzenlenmekle birlikte, sözleşmelerden önce geliştirildiği anlaşılan bilgisayar programı hazırlık tasarımlarının bedelinin ödendiği davalı tarafça ileri sürülmemiştir. Bu durumda mahkemece mevcut deliller kapsamında, bilgisayar programı hazırlık tasarımlarının sözleşme öncesi mevcudiyetinin değerlendirilmediğine yönelik davacı istinaf sebebi haklı görülmüştür. 5846 sayılı FSEK'in 68. Maddesinde: "Eseri hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." hükmü düzenlenmiştir. FSEK 68. Madde gereğince üç katı tazminata hüküm olunabilmesi için mütecaviz tarafından davaya konu eserin taraflar arasında bir sözleşme olmaksızın ve hak sahibinin izni olmaksızın kullanılması gerekir. Eser sahibinin rızasına dayalı kullanımlar yönünden, eser sahibi onu kullanan kişiden sadece, fiili kullanıma denk gelecek ölçü de sözleşme bedelini talep edebilecektir. Somut olayda davacı tarafça, Eğitim Yönetim Sistemi (ELMS) ve E Sınıf Sistemi (ELS) yazılımlarının haksız olarak davalılar tarafından kullanılması nedeni ile FSEK 68. Madde gereğince tazminat talebinde bulunulmakla; mahkemece davacının bilgisayar programı hazırlık tasarımlarının FSEK 2/1 maddesi kapsamında eser vasfında olup olmadığının değerlendirilmesi, eser vasfında olduğu kanaatine varılması halinde, davacıya ait bilgisayar programı hazırlık tasarımlarının, hak sahibinin izni olmadan kullanılıp kullanılmadığı yoksa sözleşmeler çerçevesinde ve davacının rızası ile geliştirilerek işlenip işlenmediği değerlendirilerek, yukarıdaki atıf yapılan kriterlere göre talep edilebilecek maddi tazminatın hesaplanması yönünden, Şişli 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/234 D.İş dosyasının da getirtilerek, denetime elverişli ek rapor yada yeni bir heyetten rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına" şeklinde karar vermiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 2.KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2022/125, 2024/90 Karar sayılı, 28/03/2024 tarihli ilamında; "...Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, bilirkişi raporları, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, taraf tanık beyanları ve izahı yapılan mevzuat hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı eser sahipliğinin tespiti, tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemiyle iş bu davayı açmış ise de, davacının Aralık 2006 - Mayıs 2007 arasında danışman, sonrasında da şirket personeli olarak davalıya hizmet sağladığı, 29.12.2006 tarihli, "Danışmanlık Sözleşmesi"nin, "Hizmetin Tanımı" başlıklı 5.1 maddesine göre"... yazılım oluşturmak, geliştirmek ve yönetmek" hususunun danışmanın yapacağı işler arasında sayıldığı, davacının bilgisayar programı hazırlık tasarımlarının FSEK 2/1 kapsamında eser vasfında olduğu, ancak sonraki işlemelerle yeni bir eser oluşturduğu, davalı kullanımlarının bu işleme eserler olduğu, davacının işlemelere muvafakat ettiği, dolayısı ile işlemelerin davacının rızası ile geliştirilerek işlendiği,davacının işlemeler üzerindeki haklarını sözleşmeyle davalıya devrettiği, davalının işlemeler üzerinde hak sahibi olduğu, bu noktada davalı kullanımlarının davacının FSEK'ten kaynaklanan haklarına tecavüz etmediği anlaşılmakla;-Davacının eser sahipliğinin tespiti, tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davalarının REDDİNE," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, Yerel Mahkeme kararı eksik ve hatalı incelemeye dayalı olup, bariz hukuki hatalar yapılarak, tüm delillerin iddiayı doğrular nitelikte olduğunu, Müvekkilinin 01.05.2007 tarihine kadar davalı şirket ile herhangi bir iş akdi içerisinde bulunmadığını, müvekkili tarafından 01.05.2007 tarihine kadar geliştirilen tüm programların eser sahipliğinin de müvekkiline ait olacağını, müvekkilinin dava konusu programlara dair eser sahipliği sıfatının kabul edilmesi gerektiğin, İlgili programlara dair mali hakların devredildiği yönünde taraflarca FSEK m. 52 anlamında herhangi geçerli hiçbir sözleşme bulunmadığını, 15.05.2023 tarihli kök raporun inceleme kısmında davacının davalı ile çalışmaya başlamadan önce bir “eser” meydana getirmiş olduğu anlaşılmaktadır." ibaresi yer aldığını, müvekkilinin 01.05.2007 tarihinden önceki çalışmalarında davalı şirketten bağımsız, tamamen kendi çalışmaları ile huzurdaki yargılama konusu programların kaynak kadlarını, yani temel kodlarını yazdığını, tüm bilirkişi raporlarında bu hususun ortaya konulduğunu, Müvekkilinin oluşturduğu yazılımın Kasım 2006 versiyonu hem kaynak kök kodlardan oluşan hem de 2006 yıllarındaki haliyle dahi satılabilir bir versiyon olduğunu, 01.05.2007 tarihinden sonra yapılan güncellemeler,in çalışır durumdaki eserin kullanımı sonucu ortaya çıkan küçük eksiklik ve aksamaların giderilmesi çalışmaları olduğunu, bu durumun da raporlarda tespit edildiğini, ELS ve ELMS programlarının tümüyle müvekkili tarafından oluşturulmuş ve geliştirilmiş olduğunu, bu programların eser sahibinin müvekkili olduğunu, Bilirkişilerin oluşturulan eserin niteliğine ve kaynak kodları sonrasında ne derecede değiştiğine bakmadan kullanım amacı ve algoritması değişmemiş olan müvekkiline ait yazılımın yeni bir işleme eser haline geldiğini iddia ettiklerini ve önceki raporlar ile birçok hususta çeliştiklerini, Maltepe Üniversitesinde Şubat 2007 ‘de devreye alınan sistemin geliştirilen eserle aynı olduğu ve sadece logolarının değiştirildiği daha önceki Bilirkişi raporlarında yer aldığını, Raporun Sonuç Kısmının 1 numaralı bendinde 192.000 TL danışmanlık bedelinin oluşabileceği ve davacıya maaş ve telif ödemesi adı altında banka ödemesi yapıldığı iddia edildiğini ancak Şişli 5. Asliye Hukuk mahkemesi tarafından değeri tespit edilen dava konusu Eğitim Yönetim Sisteminin bedeli, 25 Milyon TL civarında bir rakam olduğunu, Şişli 5. Asliye Hukuk mahkemesi değişik iş dosyasında eserin tespit edilen değeri belirtilmişken, bilirkişilerin bu hususu değerlendirmemelerinin hatalı olduğunu, Bilirkişinin müvekkilinin hak etmiş olduğu bedeli, rakamın şirketin karı üzerinden Yüzdesinin hesaplanmış olması hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline verilecek bedelin toplam ciro üzerinden hesaplanması gerektiğini, Zira şirketin diğer işleri ve faaliyetlerinden kaynaklanan zararlara, giderlere müvekkilinin ortak edilemeyeceğini,Bahsedilen danışmanlık sözleşmesi süresinin ortasına kadar devam eden yazılım geliştirme işlemleri özellikle üniversitelere yönelik transkript ve müfredat gibi modüllerin geliştirilmesi olduğunu, program başkaca iş kolları için de uyarlanabilir ve ekleme , çıkartmalar ile farklı sektörler için de uygulanabilir bir yazılım olduğunu, Davalı şirketle danışmanlık sözleşmesi yapılan 29 Aralık 2006 öncesinde uygulamanın örnek şirketlerde ve Milli Eğitim Bakanlığında kurulmuş ve çalıştırılmış olduğunu, tanık beyanları da bu yönde olduğunu, 29 Aralık 2006 ile Şubat 2007 arasında uygulamada sadece üniversitelere özel Transkript sayfası ve Bölüm müfredatının gösterilmesi gibi Üniversite ihtiyaçlarına yönelik geliştirmeler tamamlandığını, transkript ve müfredat sayfaları olmadan da bu Eğitim sistemi eğitimlerin tek tek atanması ve uzaktan Eğitim derslerinin verilmesi yoluyla sunulabilen bir hazır uygulama olduğunu, Ürünün yazılma amacı kurumsal şirketlerin eğitim yönetiminin ve uzaktan eğitimin yapılması olduğu için transkript ve müfredat gibi modüllere ihtiyaç duyulmadan danışmanlık süreci öncesinde hazır ve satılabilir bir ürün olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, yazılımlar üzerinde eser sahipliğinin tespitine, yazılımlara tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda; davacının bilgisayar programı hazırlık tasarımlarının FSEK 2/1 maddesi kapsamında eser vasfında olduğu, davacının davalılar ile çalışmaya başlamasının ardından taleplere göre eklemeler çıkarmalar yaptığı, davalı yanca ilk halinin değil eserin işlenmiş halinin piyasada kullanıldığı, müşterilere işleme eserin verildiği tespit edildiği, işleme eser kavramının doğması için ilk eser sahibinin işlemeye muvafakat vermesi gerektiğini, 29.12.2006 tarihli danışmanlık sözleşmesinin hizmetin tanımı başlıklı 5.1 maddede; "LMS yazılımını oluşturmak, geliştirmek, yönetmek" danışmanın işleri arasında sayıldığı, 10.maddede ise; "danışmanın iş bu sözleşme ile verilen görevleri ifa ederken geliştirmiş olduğu her türlü yazılım, program, tasarımı kendi tasarlamış olduğunu buna karşılık mülkiyet ile fikri sınai haklarını sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince elemente sattığını ve mülkiyetinin element e ait olduğunu kabul eder", hükmünün yer aldığı, 01.05.2007 tarihli hizmet sözleşmesinin 8.md de aynı yönde olduğu; davacının eserin işlenmesine ve işlemeler üzerindeki hakların davalıya ait olmasına açıkça muvafakat verdiğini, FSEK 20 md hükmüne göre davacının bu izni verdiği hatta bizzat kendi eliyle çalışan sıfatı ile işlemeleri yaptığının açık olduğunu, 24.01.2008 tarihli kodlar içinde sadece 4 dosyanın aynen kaldığı, sonrasında 214 kod dosyası ilave edildiğini, işlemelerin büyük çoğunluğunun 2008 sonrasında ortaya çıktığı, işlemeler üzerinde hakkın davalıya ait olacağı açıklanarak, davalının kullanımının fikri mülkiyet haklarına yönelik bir ihlal doğurmadığı açıkça tespit edilmiştir. Dosyada mevcut delil durumu, danışmanlık sözleşmesi ve hizmet sözleşmesine göre davacının sözleşme tarihinden sonra geliştirilen işleme eser yönünden talebi yerinde olmadığı gibi davalıların yazılım başvurusuna ilişkin davacının da yer aldığı e-mailler, başvuruya ilişkin faturalar, taraflar arasında 01.05.2007'de başlayan iş akdinin 21.03.2012 tarihine kadar devam ettiği de dikkate alındığında mahkemece davacının işlemlere icazet verdiği tespit edilerek davanın tümden reddine karar verilmesinde de usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim