Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1200
2026/154
29 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO : 2024/1200 Esas
KARAR NO : 2026/154
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2023
NUMARASI : 2022/247 Esas, 2023/241 Karar
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 29/01/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır ... mesleğini ailesi ile birlikte sürdürmüş olan, "..." markasını satın alarak marka üzerinde tek gerçek hak sahibi olduğunu, ilk kez markayı devreden kişinin ailesi tarafından kullanılan ve tanınmış marka haline getirilen "..."nin günümüzde geniş bir kitle tarafından tanındığını, ancak hal böyle iken, davalının, müvekkilinin tek ve gerçek hak sahibi olduğu "... ..." markasını kötü niyetli bir şekilde iki kelime arasına "..." ibaresini ekleyerek ......sayı ile tescil ettirdiğini, davalının müvekkilinin tanınırlığından ve müşteri kitlesinden faydalanmak saiki ile davaya konu markayı kullandığını, müvekkilinin tescilli markasına ilişkin esaslı unsurların davalı tarafça iş yeri tabelalarında, yazar kasa fişlerinde ve tüm tanıtım unsurlarında kullanıldığını, söz konusu eylemler neticesinde müvekkilinin markadan doğan haklarının ihlal edildiğini iddia ederek, davalı eylemlerinin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını ve davalı adına ..... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış, 01/12/2022 tarihli beyan dilekçesi ile; davalı vekili davaya konu edilen müvekkiline ait iş yerinin, ... mahallesinde birçok köftecinin bulunması ve rekabet edilememesi nedeniyle bir yılı aşkın süredir kapalı olduğunu, "..." ibaresinin, ... içesinin bir mahallesi olduğunu ve mahalle isminin de markanın ayırt edici unsuru olarak kabul edilip kullanımının kısıtlanması ve engellenmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi davacının tanınırlığından yararlanma veya davacının şubesi izlenimi yaratma, bu sayede haksız kazanç sağlama gibi bir maksadının hiçbir zaman olmadığını, iltibas yaratacak bir kullanımın söz konusu olmadığını, davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
"...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bilirkişi rapor ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; önceki tarihli ......... tescil numaralı "......" ibareli markanın davacı adına, sonraki tarihli ........ tescil numaralı "..." ibareli markanın ise davalı adına tescilli olduğu, her iki markanın ortak unsurunun "..." ibaresi olduğu, ...'nin ... ilçesinde mahalle adı olup, her iki tarafın da işletmesinin ... ilçesinde olduğu, sonraki tarihli davalı markasında "..." ibaresi kullanımı tespit edilmiş ise de, bulunduğu yer ismini içermesi nedeniyle davalının kullanımında ve tescilinde kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, bu haliyle davalının marka kullanımının ve tescilinin üzerinden on yılı aşkın süre geçtiği, tescilin resmi kurum bülteninde yayınlanması, davalı faaliyetinin ise davacı ile aynı ilçede olması nedeniyle tescil ve kullanımdan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, bu haliyle gerek hükümsüzlük gerekse tecavüz yönünden öngörülen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra davanın açıldığı anlaşılmakla, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Hak düşürücü süre, def'i olmayıp itiraz olduğundan resen gözetilmiştir. Bu itibarla; davacının davasının REDDİNE, "şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf isteminde özetle;
Yerel mahkemenin marka tescilleri üzerinden inceleme yaptığını, müvekkilinin üstün hakkını hüküm altına alan kesinleşmiş Bakırköy 1.FSHHM’nin 2014/134 E. ve Bakırköy 1. FSHHM’nin 2015/7. E. Sayılı kararları hiçbir surette incelenmediğini, bu kararlar ile çelişkili şekilde karar verildiğini,
Davalı marka tescilinin müvekkil markasını ihlal ettiği, kötü niyet unsurlarıın mevcut olduğuna bilirkişi raporunda yer verildiğini,
Bakırköy 1.FSHHM’nin 2014/134 E. ve Bakırköy 1. FSHHM’nin 2015/7. E. Sayılı dosyalarındaki davalıların müvekkili ile aynı şekilde "..." mahallesinde işletme sahibi olsalar dahi müvekkilinin ... sektöründe üstün hak sahibi olduğu "..." ve ... ..." markalarını tescil ettirmelerinin kötü niyetli olduğu tespit edildiğini, davalının müvekkili ile aynı mahallede bulunmasının kötü niyetli olmadığı anlamına gelmediğini, aksine müvekkili ile aynı mahallede bulunmanın ve müvekkilinin üstün hak sahibi olduğu markayı kullanmak suretiyle müvekkilin varlığından ve tanınırlığından kötü niyetle faydalandığını gösterdiğini, müvekkiline çok yakın bir mesafede, müvekkilinin tanınırlığından faydalanmak amacıyla sadece "..." eklemesi yaparak "... ... ..." adıyla işletme açan davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkilin markasından haberdar olmaksızın, marka tescilinde bulunmasının hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğu ispatlandığını,
Müvekkilin ... sektöründe "..." unsuru üzerinde üstün hak sahibi olduğu kesinleşmiş yargı kararlarıyla sabit olduğunu, davalı tarafın markanın ortasına "..." ifadesi koyarak "... ..." ifadesini kullandığını,
Müvekkilinin tanınır hale gelmesinden önce "..." mahallesi bilinen bir yer olmadığını, ...'nin bugünkü tanınırlık seviyesine ulaşmasını sağlayan müvekkili olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4680 E. 2020/2600 K. sayılı ilamının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/7362 E. 2016/2491 K. Sayılı ilamının, Yargıtay11. Hukuk Dairesi'nin 2021/247 E. 2022/4116 K. Sayılı ilamının dikkate alınmasını,
Davalı tarafın kötü niyeti gözetilmeden sessiz kalma gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıd olduğunu, kesinleşmiş kararlarda aynı mahallede faaliyet gösteren 3. kişilerin kötü niyetli olduğu açıkça tespit edildiğini, müvekkilinin tek ve gerçek hak sahibi olduğu tescilli markası "... ..." esaslı unsurlarıyla müvekkili tarafından yüksek tanınmışlık düzeyine ulaştırıldığını, bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni refi ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; ispat yükü davacıda olup dava dilekçesi ekinde delil olarak dayanılan markasal kullanımlara ilişkin işyerinin davacı ile bağlantılı olup olmadığının tespit edilemediği, dava dilekçesi ekindeki internet kullanımlarının bir kısmında da yine davacı ile bağlantısı tespit edilemeyen işyeri adresinin bilgileri yer aldığı ve dava dışı üçüncü kişinin kimlik bilgilerinin yer aldığı, davalı vekilinin keşif yapılan adresin müvekkiline ait olmadığına ilişkin itirazı üzerine alınan ek raporda davalıya ait olduğu belirtilen adresin boş olduğunun tespit edildiği, boş olan işyerindeki markasal kullanıma ilişkin görsellere yer verildiği, internet kullanımlarında davalının adres bilgisi yer alanların ise son paylaşım tarihinin 2014 yılı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; iddiaya konu bir kısım markasal kullanımların davacıya ait olduğunun tespit edilememesi, davalının sosyal medyadaki son kullanımının 2014 tarihli olduğu, kötüniyetin ispatlanamadığı, markaya tecavüz iddiası yönünden beş yıl süre ile sessiz kalma nedeni ile hak kaybının gerçekleştiği, hükümsüzlük talebi yönünden de; davacı yanın, 03.05.2019 tarihinde devralmak suretiyle hak sahibi olduğu “......” markası mevcut ise de; davalının 2010/46065 sayılı markasının 27.12.2012 tarihinde tescil olduğu, tescil tarihi itibarı ile kötüniyetin tespit edilemediği, dava tarihi olan 16.09.2022 itibarı ile hükümsüzlük davası yönünden hak düşürücü sürenin tamamlandığı dikkate alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüş, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/01/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.