Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/784

Karar No

2024/1774

Karar Tarihi

20 Kasım 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/784 Esas
KARAR NO: 2024/1774 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/02/2021
NUMARASI: 2016/270 E. - 2021/214 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/11/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla 10.000,00 TL bedelli çeke dayanarak ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile 10.000,00 TL bedelli imzası müvekkiline ait olmayan çeklere dayanarak icra takibi başlattığını, müvekkilinin kambiyo takibine konu çeklerin keşidecisi olmadığını, her iki takibin konusu çekler üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmayıp, dosya alacaklısına da böyle bir borcunun olmadığını, ödeme emrinin müvekkili yurt dışında iken usulsüz olarak tebliğ edildiğini, bahse konu icra takibinin müvekkili tarafından daha önce bilinmediğini, hakkında açılan icra takibini taşınmazı üzerine konulan haczin ihbarı için gönderilen 05/02/2016 tarihli 103 ihbarnamesi ile öğrendiğini, müvekkilinin oğlu ... tarafından bir takım çeklerin babasının bilgisi dışında o yurt dışında iken babasının adına imzalandığını, düzenlenen bu sahte çeklerin müvekkili adına ciro edildiğini, ...'ın babası adına sahte çek düzenlemesi hakkında açılan Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/493 E. sayılı dosyada verilen kararla da sabit görüldüğünü, ceza dosyası kapsamında müvekkilinden Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da imza örneklerinin alındığını ve sahte çekler üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığının ortaya çıktığını, davalı tarafından kötüniyetli olarak açılmış olan icra takiplerinde müvekkilinin İstanbul ili, Eyüp ilçesindeki taşınmazına haciz konulduğunu, müvekkilinin takip konusu çekler üzerindeki imzasının sahte olduğunun da sabit olduğundan ve davalıya herhangi bir borcu bulunmadığından, müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilmesini, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usule aykırı olduğunu, dava dilekçesinde davacının ve davalının adreslerinin bildirilmediğini, dava dilekçesinin bu sebeple usule aykırı olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davada tarafların tüzel kişi olmaması sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın süresinde olmadığını, çeke dayalı kambiyo takibinin 27/05/2011 tarihinde başlatıldığını, davacının açmış olduğu iş bu menfi tespit davasının ise 07/03/2016 tarihinde açıldığını, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası için yasanın aradığı yasal sürelerin aşıldığını, hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, öncelikle hak düşürücü süre itirazlarının kabulüyle davanın bu sebeple reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konu Kartal ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibine karşı davacı borçlunun, 10/05/2012 tarihinde Kartal 1. İcra Mahkemesinde 2012/290 E. sayısı ile imzaya ve borca itiraz davası açtığını, davayı kaybedeceğini anlayan kötü niyetli borçlu davacının davasını takipsiz bıraktığını savunarak, iyi niyetli 3. şahıs olan müvekkilinin haklarının korunarak haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, davacının davasının imza itiraz niteliğinde olması, davasını ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 günlük yasal süre içinde açmamış olması ve imzaya ve borca itiraz konusunda daha önce açılmış bir davasının bulunması, davacının elinde İİK'nun 68. maddesinde sayılan belgesinin bulunmaması, kişinin kendi muvazaasına dayanmasının hukuken mümkün olmaması ve davanın MK.'nun 2. ve 3. maddelerinde düzenlenen objektif iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedenleriyle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, davacı borçlunun kötü niyetli olması ve iyi niyetli 3. şahıs konumundaki müvekkilinin zarara uğratma gayesiyle hareket etmiş olması nedenleriyle davacının haksız ve kötü niyetli olduğunun sabit olması ve de alacağı sürüncemede bırakma gayesiyle iş bu davayı açtığının gözetilerek %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2021tarihli 2016/270 E. - 2021/214 K. sayılı kararıyla; "...Dava imza inkarına dayanılarak açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. İmza inkarı kıymetli evrağın sahte olarak düzenlendiği iddiası olup mutlak def’i niteliğindedir. Çek üzerindeki herkese karşı ileri sürülebilir. Çeke bağlı hak sahiplerinin iyi niyetli olup olmadığı eldeki davada yargılama konusu değildir. Mahkememizce alınan raporda davacının imzası ile çeklerdeki imza arasında irtibat tespit edilemediği, imzanın davacıya ait olmadığı anlaşılmıştır. Alınan rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğundan davanın kabulüne, davacının takibe konu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davalı kendisinin iyi niyetli olduğunu iddia etmiş ise de; yukarıda bahsedildiği gibi imza inkarı nispi def'ilerden olmayıp mutlak def'i olduğundan davalının iyi niyetli olup olmaması eldeki davada yargılama konusu olmadığından bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davalının kötü niyetli olduğu dosya kapsamında sabit olmadığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ön inceleme duruşmasına mazereti nedeniyle katılamadıklarını, Mahkemece mazeretlerinin kabulüne karar verilmesine rağmen ön inceleme duruşmasının ertelenmediğini ve yokluklarında yapıldığını, ilk itiraz ve beyanlarını sunamadıklarını, savunma haklarının kısıtlandığını, ön inceleme tutanağında eksik tespitler bulunduğunu, usuli itirazlarının tutanağa geçirilmediğini ve usuli eksikliklerin giderilmediğini, Dava dilekçesinde davacının ve davalının adreslerinin bulunmadığını, bu nedenle dava dilekçesinin usule aykırı olduğunu, Tarafların tüzel kişi olmadığını, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Davanın hak düşürücü sürede açılmadığından reddi gerektiğini, Kartal ... İcra (yeni İstanbul Anadolu ... İcra) Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine karşı davacı borçlunun 10/05/2012 tarihinde Kartal 1. İcra Hukuk Mahkemesinde 2012/290 Esas sayılı imzaya ve borca itiraz davası açıldığını, ancak davanın takip edilememesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, işbu davanın da konusunun aynı olduğunu, imzaya itiraz davasının tebliğden itibaren 5 gün içinde açılabileceğini, işbu dava için de yasal sürenin geçtiğini ve mükerrer yargılama yapıldığını, Davacının Türkiye'de ikamet ettiğini kötüniyetli olduğunu, dava açma sürelerinin geçtiğini, alacaklarının sürüncemede kalması için işbu davanın açıldığını, davacının çeki oğluna imzalattırarak iyiniyetli üçüncü şahsıları dolandırdığını, müvekkili iyiniyetli olduğundan imza inkarının kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini, İmzaya itiraz davası açma süresi geçtiğinden davacının menfi tespit iddiasını başkaca delillerle ispatlaması gerektiğini, Mahkemece yeterli incelemeye dayanmayan, hatalı bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, Davacının elinde İİK'nun 68. maddesi kapsamında delil bulunmadığını, Müvekkilinin alacaklı olduğuna dair fatura ve para makbuzlarının dosyaya sunulduğunu, Davacının çeklerin elinden nasıl çıktığını açıklayamadığını, davacının da dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğini düşündürdüğünü, Mahkemece müvekkilinin delillerinin toplanmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, Davacının ihtarlı kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı halde, kendisine bu konuda yeniden süre verilmesinin usule aykırı olduğunu, bu konudaki itirazlarının dikkate alınmadığını, Davacının kendisine verilen kesin sürede eksik harcı tam olarak yatırmadığını, yalnızca 19,00 TL yatırdığını, 53 kuruşunu ise yatırmadığını, buna rağmen dosyanın işlemden kaldırılmadığını belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile, kararın ortadan kaldırılmasına, olmadığı takdirde kararın bozularak yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Alacaklının ..., borçluların ... ve ... oldukları, 10.000,00 TL asıl alacak, 500,00 TL çek tazminatı, 30,00 TL komisyon ve 66,57 TL işlemiş faiz olmak üzere 10.596,57 TL alacak için 27/05/2011 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, takip dayanağının ... Bankası Bağcılar Şubesi'ne ait ... hesap üzerinden keşide edilen ... seri numaralı 10.000,00 TL bedelli nama yazılı çek olduğu, takibin kesinleştiği tespit edilmiştir. Takibe konu çek örneği incelendiğinde; ... Bankası Bağcılar Şubesi'ne ait ... hesap üzerinden keşide edilen ... seri numaralı, 30/04/2011 keşide tarihli, 10.000,00 TL bedelli çek olduğu, keşidecisinin ..., lehtarının ...olduğu, çekin arkasında sırasıyla ... ve ...'ın cirolarının bulunduğu, 06/05/2011 tarihinde bankaya ibraz edildiği, karşılığının bulunmadığının yazıldığı tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Alacaklının ..., borçluların ..., ... ve ... oldukları, 10.000,00 TL asıl alacak, 500,00 TL çek tazminatı, 30,00 TL komisyon ve 17,26 TL işlemiş faiz olmak üzere 10.547,26 TL alacak için 07/06/2011 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, takip dayanağının ... Bankası Bağcılar Şubesi'ne ait ... hesap üzerinden keşide edilen ... seri numaralı 10.000,00 TL bedelli nama yazılı çek olduğu, takibin kesinleştiği tespit edilmiştir. Takibe konu çek örneği incelendiğinde; ... Bankası Bağcılar Şubesi'ne ait ... hesap üzerinden keşide edilen ... seri numaralı,30/05/2011 keşide tarihli, 10.000,00 TL bedelli çek olduğu, keşidecisinin ..., lehtarının ... olduğu, çekin arkasında sırasıyla ..., ... ve ...'ın cirolarının bulunduğu, 30/05/2011 tarihinde bankaya ibraz edildiği, karşılığının bulunmadığının yazıldığı tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/290 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalının ... olduğu, Kartal ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu çekteki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla imzaya ve takibe itiraz davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 03/01/2013 tarihli, 2013/19 Karar sayılı kararı ile HMK'nun 150. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/502 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; şikayetçilerin ... ve ..., sanıkların ... ve ... olduğu, ... Bankası Bağcılar Şubesi nezdindeki ...'a ait hesaptan ... seri numaralı ve 27.000,00 TL bedelli çekin yetkili olmamasına rağmen sanık ... tarafından keşide edilerek ...'a verildiği iddiasıyla sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, yapılan ilk yargılamada mahkumiyetlerine dair verilen kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesi tarafından bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda 28/11/2018 tarihli, 2018/648 Karar sayılı kararı ile sanıkların üzerine atılı suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığından beraatlerine karar verildiği, kararın 06/12/2018 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan 26/10/2020 tarihli raporda; "...Her iki grup imza arasında her ne kadar kısmi benzerlikler mevcut ise de, gerek itiyatlar, eğim, cesamet, işleklik, gerekse imzaların başlangıç, orta bölüm ve sonlandırma tarzları, kalem yürütme alışkanlıkları gibi kaligrafik ve grafolojik özellikler bakımından aralarında bariz farkların bulunduğu görülmekle, inceleme konusu her iki çekteki keşideci imzalarının mukayese imzalarını atmış olan davacı ... eli mahsulü olmayıp, kısmen benzetme amacıyla takliden atılmış oldukları, her iki çekte inceleme konusu birer adet keşideci imzasının mukayese imzalarını atmış olan davacı ... eli mahsulü olmadığı..." görüş ve kanaatine varılmıştır.
G E R E K Ç E: Dava; davalı tarafça davacı aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talepleri incelendiğinde; HMK’nun 140/4. maddesi uyarınca ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu hallerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni duruşma günü tayin edilir. Dosya incelendiğinde ilk ön inceleme duruşmasında her iki taraf vekilinin de mazeret bildirmesi nedeniyle ön inceleme için yeni bir gün tayin edildiği, bu duruşmada davalı vekili yine mazeret bildirmişse de, HMK’nun 140/4. maddesi uyarınca Mahkemece ön inceleme duruşmasının yapılmasında usule aykırılık bulunmadığı, Mahkemece davalı tarafın görev ve yetki itirazlarının ön inceleme duruşmasında değerlendirildiği, ön inceleme duruşma tutanağında bir eksiklik bulunmadığı, davalı tarafın savunma hakkını ihlal eden bir durumun mevcut olmadığı tespit edilmiştir.Davaya konu icra takiplerinin kambiyo senetlerine mahsus icra takibi olmaları, alacağın kambiyo senetlerinden kaynaklanması ve kambiyo senetleriyle ilgili düzenlemelerin Türk Ticaret Kanununda yer alması nedeniyle Türk Ticaret Kanunun 4/1-a ve 5/1. maddeleri uyarınca görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, davalı vekilinin göreve ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekili davacının 53 kuruş eksik harcı yatırmaması nedeniyle davanın işlemden kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, dosya incelendiğinde davacının 19,00 TL ve 1,00 TL tamamlama harcını aynı tarihte, iki ayrı makbuzla yatırdığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili davacının kesin sürede bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşa da, bilirkişi ücreti hususunda verilen kesin süreye rağmen ücretin süresinde yatırılmaması halinde; yargılamayı uzatma amacı bulunmayan hallerde ücretin süreden sonra yatırılabileceği, dava konusu uyuşmazlıkta da ücret süresinde yatırılmamış ise de, bilirkişi incelemesi için çek asıllarının dosyaya sunulması gerektiği, davacı tarafından bilirkişi ücretinin yatırıldığı tarihte dahi çek asıllarının temin edilmemiş olduğu, bu nedenle davacının yargılamayı uzatma amacının olmadığı, ayrıca imza inkarında takibe konu kambiyo senedindeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfetinin davalıda olması, bu nedenle bilirkişi deliline dayanması gereken ve eldeki davada ispat yükü altında olan kişinin davalı olması nedeniyle, Mahkemece imza incelemesi için bilirkişi raporu alınmasında usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilmemiştir. Her ne kadar davalı vekili menfi tespit davasının süresinde açılmadığı ve İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/290 Esas sayılı dosyası ile imzaya ve borca itiraz davası açıldığından mükerrer yargılama yapıldığını iddia ederek istinaf talebinde bulunmuşsa da, İcra Hukuk Mahkemesinde açılan imzaya ve takibe itiraz davası ile icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarının farklı davalar oldukları, ayrıca menfi tespit davasının açılması için kanunda hak düşürücü bir süre öngörülmemiş olduğundan davalı vekilinin bu konulardaki istinaf talepleri de kabul edilmemiştir. Davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; Davalı vekilinin müvekkilinin iyiniyetli hamil olması nedeniyle davacının imzanın kendisine ait olmadığına dair iddiasını müvekkiline karşı iler süremeyeceğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, imza inkarı mutlak defilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceğinden, istinaf talebi kabul edilmemiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporunun yeterli olmadığı ve hatalı olduğuna dair istinaf taleplerinin incelenmesinde; bilirkişi raporunun uzman bilirkişi tarafından hazırlandığı, davacının davaya konu çeklerin keşide tarihinden önce ve sonra atılmış yeterli sayıda imzasının incelendiği, ayrıca Mahkeme huzurunda alınan imzaları ile de çekler üzerindeki imzaların mukayese edildiği, incelemenin hangi teknikle yapıldığının raporda açıklandığı, imza görsellerine yer verildiği, yani raporların yeterli ve denetime uygun olduğu görülmekle, davalı vekilinin istinaf talepleri kabul edilmemiştir. Tüm bu nedenlerle; incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 1.444,34 TL nispi harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 20/11/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim