Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/614
2024/1842
4 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/614 Esas
KARAR NO: 2024/1842
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/12/2022 tarih
NUMARASI: 2021/204 Esas, 2022/230 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin “...” nin imtiyazlı hak sahibi olduğunu, “...” 1994 yılında imtiyaz haklı ulusal gazete olarak yayına başladığını ve devam etmekte olduğunu, “...’nin ulusal çapta bilinen ve tanınan bir marka olduğunu, davalının herhangi bir basım veya yayın (gazete, dergi, kitap v.s.) işleminde kullanmadığı halde, davacı müvekkilinin 27 yıldır büyük emek harcayarak yatırımını ve tanıtımını yaptığını ticaret unvanı olarak kullandığı yani gerçek hak sahibi olduğu “...” ibaresini TPE tarafından ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde ... tescil numaralı “...” ile ... tescil numaralı “...” markalarını 16. sınıfa dahil emtialar açısından tescil ettirdiğini, MK.2'ye aykırı olan bu davranışın hukuken korunmasının mümkün olmadığını, davacı müvekkilinin 1994 yılından beri ... unvanı altında ulusal çapta gazetecilik hizmetlerinde bulunmakta olduğunu, davalının bahsini ettikleri markalarının müvekkili şirketin unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin daha önce tanıtıp piyasaya sürdüğü bu unvanın “...” olarak tescilinin de yasaya aykırı olduğunun aşikar olduğunu bu nedenle iptalinin gerektiğini, bununla birlikte ticaret unvanını kullanma hakkının TTK 52. maddesi uyarınca münhasıran hak sahibine yani müvekkiline ait olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirketin 16. sınıf dahilindeki belirtilen hizmetleri 1994 yılından bu yana 27 yıldır “...” ibaresi ile gerçekleştirmekte olduğunu, müvekkili kendi sektöründe ulusal ve uluslararası alandan “...” ana ibaresini hem marka hem de ticaret unvanı olarak 27 yıldır fiilen ve kesintisiz kullanmakta olduğunu, davalının “...” ibaresinin tescilinin ise tam 14 yıl sonra olduğunu, müvekkilinin “...” markasını, 16. sınıf dahilindeki emtialar açısından uzun zamandır ulusal alanda kesintisiz ve fiilen ayırtedici olarak kullanmış olduğunu, bu markaya yatırım yapmış olduklarını bu markanın tanıtımını yapan ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, davanın kabulü ile davalıya ait, ... tescil numaralı “...” ile ... tescil numaralı “...” markalarının 16. sınıfa ait emtialar açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ..., "..." markası ile 16. sınıfa dahil emtialar ile basın yayın işi yaparak söz konusu ... markası ile kitapları yayınlanmakta olduğunu, müvekkilinin söz konusu "... marka tescil belgesini 2008/ 12998-Ticaret marka numarası ile Türk Patent Enstitüsü aracılığı ile 10/03/2008 tarihi itibariyle 10 yıllık süre ile koruma altına alarak, 16 emtia numarası ile faaliyetine başladığını, akabinde bu 10 yıllık süre bittikten sonra ... Marka numarası ile markanın yenilendiğini, bu marka adı altında kitaplar, dergiler ve gazeteler yayımlanmakta olduğunu, müvekkilinin bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında yayımladığı kitaplarda, yayımladığı gazete ve dergilerde kullandığını, hizmet kalitesinin haklı bir üne kavuşmuş olduğunu, bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, davacı taraf ise yeniyüzyıl gazetesini dava dilekçesinde belirttiği gibi 1994 tarihinde herhangi bir marka ve patenti almadan kullanmış olduğunu, müvekkil marka hakkını aldıktan çok sonra müvekkiline haber vermeden, markasının hükümsüzlüğüne ilişkin bir dava açmadan haksız ve kötü niyetle kullanmış olduğunu, marka ihlali yaptıkları için haklarında suç duyurusunda bulunduktan sonra da gazeteyi kapatarak ortadan kaybolduklarını ve yapmış oldukları suç duyurusu neticesinde İstanbul Fikri Sınai haklar ceza mahkemesinde dava açıldıktan sonra gazetenin yetkililerinin marka ihlali ve başkaca suçlar nedeni ile ceza evinde olduklarının ortaya çıktığını, müvekkilinin bu marka ile halen hem üretim ve hem de pazarlama faaliyetlerine devam etmekte olup kendisine iyi bir pazar payı oluşturmuş olduklarını, marka hükümsüzlüğünü isteyen davacı tarafın bir dönem gazetecilik sektöründe faaliyet göstermiş olduğunu ve marka tescil başvurusunda dahi bulunmadan müvekkilinin tescilli markası olan yeniyüzyıl ibaresini tescilli markaymış gibi sattığını gazetesinin ismi olarak kullanmış ve marka hakkına tecevüz nedeni ile haklarında ceza davası açıldığından ve cezadan kurtulmak amacıyla işbu davayı açtıklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Somut olayda davacı yan 27 yıldır markayı kullandığını ileri sürmüş ise de bu yönde bir delil sunmadığı, ticari sicile davacının kaydının 12.10.2015 tarihinde oluşturulduğu, hükümsüzlüğe konu davalı markasının ise ... adına ... nolu markanın ticaret markası olarak 16. Sınıf için ... ibaresi ile 10.3.2008 tarihinde tescil edildiği, ... nolu ... gazete&dergi;&kitap; ibareli markanın ise 16.sınıf için 13.11.2015 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Dolayısıyla davacı 2008 yılından önce marka üzerinde hak sahibi olduğuna dair hiçbir delil sunmamıştır. ... davacı vekilinin belirlenen kesin süre içinde bilirkişi incelemesine ilişkin gideri yatırmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi kesin süre davanın taraflarını bağladığı gibi Mahkeme Hakimini de bağlayıcı etkiye sahiptir. Bu açıdan davacının gerçek hak sahibi olup olmadığı ancak içinde sektör bilirkişinin bulunduğu bir heyetçe incelenerek çözüme kavuşacağından mahkememizce 22.3.2022 tarihinde gazetecilik sektörü, marka vekili, marka uzmanı bilirkişi heyeti oluşturulmuş ancak davacı yanca kesin süre içinde ücret yatılmamış olup, davalı yanında muvafakat etmediği gözetildiğinde dava dosyasının mevcut delillere göre sonuçlandırılması gerekmiştir. Kesin süreye uyulmaması nedeniyle davacı bilirkişi incelemesi delilinden vazgeçilmiş sayılmıştır..Bu durumda sunulu delilere göre inceleme yapıldığında davacının kayden dava açtığı tarih 15.6.2021 tarihi olup, davalı ... adına ... nolu markanın ticaret markası olarak 16. Sınıf için ... ibaresi ile 10.3.2008 tarihinde tescil edildiği,dolayısıyla bu marka için davacının 13 yıl bekledikten sonra dava açtığı gözetildiğinde sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı anlaşılmıştır. .... Somut olayda davacı davalının kötüniyetle hareket ettiğini ispat etmediği gibi, sunulu delillere göre de davacı marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ispat edememiştir. Dolayısıyla ... adına ... nolu marka için talep edilen hükümsüzlük istemi yönünden 13 yıl , ... nolu ... gazete&dergi;&kitap; ibareli marka yönünden de yaklaşık 6 yıl sessiz kalarak davacı huzurdaki marka hükümsüzlüğü davasını açmış olup, davalının kötüniyetle haraket ettiğine keza davacının gerçek hak sahibi olduğuna dair delil sunmadığı, kesin süre içinde bilirkişi ücretine de yatırmadığı gözetildiğinde davalının davacının markasına , ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet yarattığı yönündeki iddianın da ispat hukuku kurallarına göre ispat edilemediği, sunulu deliller çerçevesinde Mahkememizce yapılan inceleme kapsamına göre ;Davanın REDDİNE," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Yerel mahkemece dosyadaki gider avansı tutarı mahsup edilmeksizin taraflarına kesin süre verilerek bilirkişi ücreti istenmiş olup, dosyada mevcut gider avansı mahsup edilerek kalan tutar yönünden taraflarına kesin süre verilmesi gerekirken, hiç gider avansı yokmuş gibi işlem yapılmasının doğru olmadığını, bu nedenle verilen kesin süre geçersiz olup, buna bağlı olarak davanın reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığını, usul ve maddi hukuk kurallarına açıkça aykırılık teşkil eden, delillerin incelenmesi ve değerlendirilmesinde hataya düşülmek suretiyle tesis edilen yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, davalı adına tescilli ... nolu "..." ibareli marka ile ... numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin istinaf istemi; bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararda dosyadaki gider avansının mahsup edilmediğine ilişkindir. Mahkemece öninceleme duruşmasında gider avansı yönünden kesin süre verilmiş, sonraki celse dava takip edilmediğinden dosya işlemden kaldırılmış, yenileme tensibinde bu hususa değinilerek sözlü yargılama günü tayin edilmiştir. Kesin sürenin verildiği tarih itibarı ile davacının 189,50TL gider avansı mevcut olup bu tutarın bilirkişi ücretlerine ilişkin 3057TL'lik gideri karşılamayacağı açık olduğu gibi, davacı vekili de aşamalarda hiçbir itirazda bulunmamış, son celse yeniden süre istemiştir. Hükümsüzlük istemine konu ... numaralı "..." ibareli marka 16.sınıfta 13.04.2010 Tarihinde davalı adına sicile tescil edilmiş, ... numaralı "..." ibareli marka da aynı emtia sınıfında 13.11.2015 tarihli başvuruya istinaden 10.08.2017'de sicile tescil edilmiştir. Bu durumda dava tarihi olan 15.06.2021 itibarı ile davalının ilk markasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği, davalının ikinci markasının ilk markanın serisi niteliğinde olduğu açıktır. Davacının dava dilekçesinde kötüniyetli tescil yönünden hiçbir somut delil sunmadığı dikkate alındığında mahkemece kötüniyetin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi yerinde olup bu husus mahkemece değerlendirilebileceğinden bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararın yerinde olmadığına ilişkin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.