Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/490

Karar No

2024/1873

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/490 Esas
KARAR NO: 2024/1873
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/11/2022
NUMARASI: 2020/58 Esas, 2022/197 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; marka tescil başvurusunda bulunan müvekkilinin, İsviçre, Almanya, Avusturya gibi ülkelere Yunanistan'da üretimini yaptığı zeytinyağı, bal ve kekik ürünleri satış ve pazarlamasını yaptığını ve uzun yıllardır "..." markası adı altına ticari hayatına devam ettiğini, uluslararası alanda tanınırlığını bu marka üzerinden sağladığını, bu isimle reklam, ilan ve tanıtım yaptığını, katıldığı ulusal ve uluslararası bütün fuarlarda bu ismi kullandığını, tescili için başvurulan markanın, İsviçre'de yine şirketin ortağı olan ... adına da tescil ettirildiği, Türkiye'de ise şirketin, ... Tic. A.Ş. ismiyle kurulduğunu ve faaliyete geçtiğini, uzun yıllardır kullandığı, yatırım yaptığı ve dış ticarette kullandığı markasını Türkiye'de de tescil ettirmek isteyen müvekkilinin, davalının itirazı ile karşılaştığını, Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 1. ve 6.maddelerinde tescil sistemini öngörmüş olsa da, bunun önemli istisnalarından birisinin tescilden önceki kullanıma dayanan gerçek hak sahipliği olduğunu, gerçek hak sahipliği nedeniyle hükümsüzlük kararı verilebilmesi için, marka sahibinin mutlaka Türkiye'de bulunması ve Türkiye'de satış yapması gerekmediğini, zira Paris Sözleşmesi'nin 8.maddesinde sözleşmeye taraf yabancı bir ülkede tescilli ticaret unvanlarının, Türkiye'de tescilsiz olsa bile korunması gerektiği yönünde düzenleme içerdiğini, müvekkilinin yapmış olduğu başvurunun, dosya içeriği, ilgili KHK ve yukarıda bahsi geçen içtihatlar dikkate alındığında; davacı müvekkilinin "..." markasını fili kullanımı ve piyasada tanınır hale getirmesi, bu isim altında uzun yıllardır ticari faaliyette bulunmasıyla zaten itiraz edenin tescil tarihinden çok önce bu marka hakkını kazandığını, dolayısıyla sicile yapılacak tescilin açıklayıcı nitelikte olacağını, gerçek hak sahipliği ilkesinin, kötüniyet ile başkasına ait markaları tescil ettirerek gerçek hak sahibi tarafından markaya yapılan yatırımdan ve tanınmışlıktan faydalanan kimselere karşı Türkiye'de henüz markasını tescil ettirmemiş gerçek hak sahiplerini korumaya yönelik en önemli hukuki argüman olduğunu, bu bakımdan gerçek hak sahipliğinin ticari sicil sisteminin istinasını teşkil ettiğini, İstanbul Ticaret Odası'nın "Türk Fikri Mülkiyet Hukuku'nda Güncel Gelişmeler" başlıklı 2011-32 sayılı yayınında; "Bir diğer sorunun da markayı haksız yere kendi adına tescil ettiren kimsenin, tescilden doğan haklarını gerçek hak sahibine karşı kullanması olduğu, markayı tescil ettiren üçüncü kişilerin gerçek hak sahibinin söz konusu marka ile Türkiye piyasasına girmesine engel olduklarına sıkça şahit olunduğu, ancak Yargıtay 2001 tarihli bir kararında tescil sahibinin gerçek hak sahibini markasını kullanmaktan men edemeyeceğini belirtmiştir." diyerek ticari uygulamada karşılaşılan yaygın sorundan bahsettiğini, davalı ...'nın, "..." isimli marka ve patent ofisinde marka ve patent uzmanı olarak görev aldığını, dolayısıyla markayı tescil ettirdiği sınıflarda herhangi bir ticari faaliyette ya da üretimde bulunmadığını, Yunan mitolojisine ait bir tanrıça ismi olan "..." yi tescil ettirmesinin, gerek herhangi bir ticari faaliyetinin olmaması, gerekse bu markanın mitolojiye ait bir kavram olması nedeniyle kullanılabilirliğinin öngörülmesi ve bundan haksız kazanç sağlama amacıyla kötüniyetli bir işlem olduğunun aşikar olduğunu, referans alınan tüm yargı kararları, marka tescili ile alakalı mevzuat ve mevcut deliller değerlendiğinde, müvekkilinin ticari faaliyetlerini yıllardır "..." markası adı altında devam ettirdiğini, buna ilişkin İsviçre'de yapılmış bir tescil bulunduğunu, ticaretini yaptığı ürünlerin zeytinyağı, bal, kekik ürünleri olduğunu ve 30-35 sınıf kodu ile tescil edilen ürünlere dahil olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, buna karşılık; tescil talebine itiraz eden tarafın hiçbir ticari faaliyeti olmamasına rağmen sicile yaptırdığı tescili, bu markayı tescil ettirmek isteyen diğer kimselerden haksız kazanç sağlamak amaçlı ve kötüniyetle yaptığı ve bunun tescilden terkinini gerektirecek bir sebep olduğunun anlaşılacağını, Türk Ticaret Kanunu ve mevzuatın özünü oluşturan Medeni Kanun'un 2. maddesinde yer alan "dürüstlük ilkesi" ve hakkaniyet gereğince, delilleri ve yüksek yargı "..." markasının kararları göz önünde bulundurularak davanın kabulü, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve sicilden terkini ile, gerçek hak sahibi olarak zaten marka hakkının sahibi olan müvekkili adına, Markalar Dairesi Başkanlığı'nca reddedilen 30 ve 35 sınıf kodunda da tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 25/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesiyle bir kısım delillerinin dosyaya sunulduğunu, davayı ıslah ederek yeni delillerini sunduklarını beyan etmiş ve delillerini bildirmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının marka hükümsüzlüğü talebini Kanundaki hangi maddeye dayandırdığını açıklamadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının bu davada dava ehliyetinin bulunmadığını, her ne kadar ... Tic. A.Ş.'nin yetkilisi olsa da, davacı sıfatının tüzel kişi şirkete ait olduğunu, davacının bu şirketin marka kullanımlarına dayanarak öncelik hakkı iddiasında bulunamayacağını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının 26/04/2019 tarihinde 30 ve 35. sınıflarda tescili için başvuru yaptığı "..." markasının müvekkili adına tescilli marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaya yaptıkları itirazın TPMK tarafından kabul edildiğini, bu karara karşı davacı tarafça yapılan itirazın Kurum tarafından reddedildiğini, marka korumasının tescille elde edildiğini, tescil ve korumda ülkesellik ilkesinin geçerli olduğunu, davacının markasının Türkiye'de tescilli olmadığını, davacının markasının yurt dışında ... adına tescilli olduğunu, tescil tarihinin de 05/09/2019 olup, müvekkilinin marka tescil başvurusunun daha önce yapıldığını, ... Tic. A.Ş.'nin de 23/08/2019 tarihinde kurulduğunu, davacının markasının Dünyada ve Türkiye'de tanınmışlığının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2022 tarihli 2020/58E. - 2022/197 K. sayılı kararıyla; "...İncelenen dosya kapsamı, bilirkişi raporları kayıt ve belgeler, sicil dosyaları,taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, dava, davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının gerçek hak sahipliği nedeni ile hükümsüzlüğüne ilişkin olup, davacı tarafça, davacının İsviçrede ortağı olduğu şirket adına ... markasını tescilli olduğu, Türkiye de ise ... TİC.AŞ ismi ile şirket kurulduğunu, Avrupa da bu isimle uzun yıllardır ticari faaliyette bulunduğunun belirtildiği, davalı tarafça ise davanın reddinin talep edildiği. Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 14/06/2021 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığı yönünde görüş bildirildiği. Daha sonra davacı tarafça rapora itiraz üzerine dosyanın yeniden aynı bilirkişiden itirazları değerlendirilmek üzere rapor alındığı alınan ek rapor da da kök görüşü muhafaza edildiği, daha sonra davacı tarafça itiraz üzerine bu defa içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu yeni bir heyet oluşturulduğu. Heyet tarafından sunulan 25/06/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davanın gerçek hak sahipliğini ispat edemediğinin bildirildiği. Buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; hükümsüzlüğe konu edilen ... numaralı markanın 03,30 ve 35. Sınıflarda 07/08/2018 tarihi itibari ile tescil edildiği. Davacı tarafça ... markasının gerçek hak sahibinin davacı olduğu iddiasında bulunulmuş ise de; öncelikle dava dışı olan ... A.Ş'nin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde 23/08/2019 tarihinde Muğla da kurulmuş olduğu, kuruluş tarihinin davalı markasının tescil tarihinden sonraki bir tarih olduğu. Yine bilirkişi raporu ile incelenen https:/....ch isimli internet sitesinde 2016 yılından beri ... markasının kullanıldığı tespit edilmiş ayrıca, davacı tarafından yurt dışındaki marka tescilleri de delil olarak sunulmuş ise de sunulan delillerin davacı yana ait olmayıp dava dışı 3. Kişilere ait olduğunu. Davacının, davaya konu marka ile tescil tarihinden önce Türkiye de herhangi bir ticari faaliyetine rastlanılmadığı davacının bu marka üzerindeki gerçek hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin markasının ilk olarak İsviçre'de müvekkiline ait ... adına 30/08/2016 tarihinde tescil edildiğini, Türkiye'de "... " adıyla 10.10.2016'da "yenilebilir bitkisel yağlar" için 29. Sınıfta müvekkili adına tescil edildiğini, Müvekkilinin Yunanistan'da üretim yaptığını, Milas'ta zeytinlik alması nedeniyle 02/09/2019 tarihinde ... Tic. A.Ş.'nin kurulduğunu, aynı isimle Milas'ta fabrikasının faaliyete geçirildiğini, "..." markasının müvekkilinin babası ... ve amcası .. adına 29. sınıfta 28/12/2021 tarihinde TPMK tarafından tescil edildiğini, Tüm bunlara rağmen bilirkişilerin müvekkilinin markasının yurt dışındaki kullanımlarına dair internet sayfalarının eksik incelendiğini, markanın yırt dışındaki tanınırlığının inceleme dışı tutulduğunu, Bu konuda dosyaya sundukları ticari faturalar ve internet kayıtlarının ortada olduğunu, Yurt dışında faaliyette olan ... şirketinin müvekkilinin ailesine ait olduğunu ve yetkilisinin müvekkilinin babası ... olduğunu, Zürih merkezli olduğunu, Türkiye'de yerleşik ... Telekominikasyon şirketi tarafından ürünlerini Türkiye'de sattığını, Gerçek hak sahipliği için mutlaka Türkiye'de bulunmak ve Türkiye'de satış yapmasının gerekmediğini, Paris Sözleşmesinin 8. maddesi gereğince sözleşmeye taraf yabancı bir ülkede tescilli ticaret unvanlarının da Türkiye'de tescilli olmasalar da korunması gerektiğini, Müvekkilinin markasının SMK'nun 6/5. maddesi gereğince tanınmış marka olduğunu, Davalının marka ve patent ofisinde çalışan bir kişi olduğunu, markayı kullanmadığını, kötüniyetli olduğunu, SMK'nun 6/9. maddesi gereğince marka başvurusunun reddi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesini, bu mümkün değilse hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 05/02/2018 başvuru, 07/08/2018 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 03, 30 ve 35. sınıflarda davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. Davalının 26/04/2019 tarihinde ... numaralı tescil başvurusu ile "..." markasının 30 ve 35. sınıflarda tescili için başvuru yaptığı, rüçhan hakkının bulunmadığı, davalının itirazı üzerine tescil talebinin kısmen reddine karar verildiği, bu karara davacının itiraz ettiği, bu kez TPMK YİDK'nın 14/02/2020 tarihli, ... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 14/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davacı tarafından mesnet olarak gösterilen ... İÇ VE DIŞ TİC. A.Ş. şirketinin kuruluşu aşağıda yer alan ticaret sicil gazetesinde de görüleceği üzere; 23.08.2019 tarihinde Milas/Muğla da kurulduğu, 02.09.2019 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, davalı tarafa ait marka tescil başvrusunun 05.02.2018 tarihi olduğu, davalı markasının davacı tarafın mesnet olarak gösterdiği şirket kuruluşu ve davacı marka başvurusundan önce davalı tarafa marka başvurusunun yapıldığı, dosya kapsamında yapılan incelemede davacının davalıdan önce markayı kullandığını ispatlayan delile rastlanmadığı, davalı adına tescilli dava konusu olan ... başvuru numaralı ... ibareli marka için 05/02/2018 tarihinde başvuru yapıldığı, 07/08/2018 tarihinde tescillendiği, marka haklarının davalı taraf ... adına kayıtlı olduğu, dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı yönünde raporu mahkememize sunmuştur. İlk derece mahkemesince alınan 26/01/2022 tarihli ek raporda; Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davacı tarafından mesnet olarak gösterilen ... İÇ VE DIŞ TİC. A.Ş. şirketinin kuruluşu aşağıda yer alan ticaret sicil gazetesinde de görüleceği üzere;23.08.2019 tarihinde Milas/Muğla da kurulduğu, 02.09.2019 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, Davacının itiraz dilekçesinde sunduğu linklerden bir tanesinin alt bölümünde 2016 tarihi görüldüğü fakat linklerle incelemesi talep edilen marka kullanımının davacı ile bağlantısı, marka sahibinin kim olduğunun (davacı ya da davacıya ait şirket mi) anlaşılacağı kadar bilgi olmadığından, davacının tanınmış marka olduğunu ispatlayacak derecede tanınmış marka belgesi yada deliline rastlanmadığından, dosya kapsamında yer alan; davacının davaya dayanak olarak gösterdiği şirketin kuruluş tarihinin 23.08.2019 olması, davalı tarafa ait marka tescil başvurusunun 05.02.2018 tarihi olması, davalı markasının davacı tarafın mesnet olarak gösterdiği şirket kuruluşu ve davacı marka başvurusundan önce davalı tarafca marka başvurusunun yapıldığı, dosya kapsamında yapılan incelemede davacının davalıdan önce markayı kullandığını ispatlayan yeterli delile rastlanmaması sebebi ile, davalının patent firması olması sebebi ile kötü niyetli olmasının takdirinin Sayın Mahkeme'de olduğu, Yurtdışı marka tescillerinin ülkesellik kavramı gereği Türkiye'de koruma sağlamadığı, Korumanın sağlanması için Türkiye'de tescil alınmış olması gerektiği, ya da tanınmış marka olması gerektiği, tanınmış marka olduğu ile ilgili belge ya da delile rastlanmadığı, davalı adına tescilli, dava konusu olan 2018 11289 başvuru numaralı "..." ibareli marka için 05.02.2018 tarihinde başvuru yapıldığı, 07.08.2018 tarihinde tescillendiği, marka haklarının davalı taraf "..." adına kayıtlı olduğu, dosya kapsamında yapılan inceme sonucunda hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığının mahkemenin taktirine ait olduğu yönünde ek rapor sunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince alınan 25/06/2022 tarihli raporda; Alan adı kaydının 10.05.2019 tarihinde yapıldığının tespit edildiği, davalı yan adına "..." ibareli markanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 05.02.2018 tarih ve ... no ile uluslararası 03, 30 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunun tespit edildiği, dava dışı ... İÇ VE DIŞ TİC. A.Ş.'nin kuruluşunun ticaret sicil gazetesinde de görüleceği üzere 23.08.2019 tarihi olduğu, şirketin Milas/Muğla'da kurulduğu, 02.09.2019 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğinin tespit edildiğini, davacının davaya dayanak olarak gösterdiği şirketin kuruluş tarihinin 23.08.2019 olduğu, davalı tarafa ait marka tescil başvurusunun 05.02.2018 tarihi olduğunun görüldüğü, davalı markasının davacı tarafın mesnet olarak gösterdiği şirket kuruluşu ve davacı marka başvurusundan önce olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği internet haberlerinin bir kısmının tarihinin dava konusu markanın başvuru tarihi olan 05.02.2018 tarihinden sonra olduğunu, 2016 yılından bu yana "..." ibaresinin kullanıldığı https://....ch/ internet sitesinin davacı yana ait olmadığı, dava dışı ...şirketi adına kayıtlı olduğu, dosya kapsamında davacı yanın davalı yandan önce markayı kullandığına ilişkin belge ve doküman bulunmadığı, dosya kapsamında sunulan deliller bakımından davacı yanın dava konusu marka tescil başvurusunun gerçekleştirilmesinden evvel ülkemiz nezdinde herhangi bir faaliyetinin tespit olunamadığı gibi, ilgili markanın ülkemizde bilinir durumda olduğuna ilişkin de dosya içerisinden herhangi bir veri tespit edilemediğinden, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6/3. maddesi kapsamında dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı yolunda görüş bildirildiği görülmüştür.
GEREKÇE: Dava, gerçek hak sahipliği, davacının markasının tanınmış marka olduğu ve kötüniyetli tescil iddialarına dayalı marka hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Her ne kadar davacı vekili müvekkilinin "..." markasını davalının marka tescil başvurusundan önce Türkiye’de kullandığı iddiasıyla SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca hükümsüzlük talep etmişse de, dava dilekçesindeki anlatımlar ve dosyaya sunulan delillere göre, davacının kendisine ait kullanımlara değil, dava dışı İsviçre menşeili ... ve Türkiye'de tescilli ... Üretim İç ve Dış Tic. A.Ş.’nin kullanımlarına dayandığı, ancak bu şirketlerin ayrı tüzel kişilikleri bulunduğundan, davacı bu şirketlerin ortağı ve yetkilisi olsa dahi bu şirketlere ait tescilsiz marka kullanımlarının davacıya marka üzerinde hak sağlamayacağı, kaldı ki dosyaya sunulan fatura ve belgelerin tarihlerine göre İsviçre’deki şirketin davalının marka tescil başvurusundan önce Türkiye’de markayı kullandığının ispatlanamadığı, Türkiye'de tescilli ... Üretim İç ve Dış Tic. A.Ş.’nin ise davalının marka tescil başvurusundan sonra tescil edilerek faaliyete başladığı, bu nedenle davacının tescilsiz marka kullanımı nedeniyle marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Yine dosyaya sunulan delillerle, davacının hak iddia ettiği "..." markasının yurt dışında da davacı adına tescilli olmadığı, ayrıca bu markanın SMK’nun 6/4. maddesi kapsamında tanınmış marka olduğunun ve davalının marka tescilinin kötüniyetle yapıldığının da ispatlanamadığı, davacının Türkiye’de tescilli markası bulunmadığından SMK’nun 6/5. maddesi uyarınca tanınmışlık değerlendirmesi yapılamayacağı, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim