Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/488

Karar No

2024/1876

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/488 Esas
KARAR NO:2024/1876
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:15/11/2022
NUMARASI:2020/376 Esas, 2022/188 Karar
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:04/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından 2016 yılında "... Okulları" ile birlikte "..." ibaresini içeren 96 adet markanın davalı firmadan devir alındığını, devir alınan ... Okulları'nın 2002 yılında kurulduğunu, kurulduğundan bu yana uluslararası standartta öğrenciler yetiştirmeyi vizyon edindiği, Türkiye genelinde 106 eğitim noktası oluşturularak dünya standartlarında eğitim verdiğini, 5 projesi AB Komisyonu Yürütme Ajansı tarafından fonlanan ilk ve tek Türk okulu olduğunu ve çeşitli ödüller aldığını, başta eğitim sektörü olmak üzere bugün birçok alanda faaliyet gösteren, toplum tarafından bilinen bir marka olduğunu, TPE nezdinde ... sayılı "..." ibareli tanınmış marka olarak bulunduğunu, protokolde yer alan hükümlerden anlaşılacağı üzere K-12 faaliyetleri (09, 16, 25, 35, 41, 43.sınıflar) ile bu sınıflar dışında olmakla birlikte K-12 faaliyetleri ile ilgili alanlarda "..." ibareli markanın tamamıyla müvekkiline bırakılmış olduğunu, bu manada davalı tarafça eğitim ve öğretim hizmetleri açısından tescil edilmiş olduğu ibareden de anlaşılan ve davalıda bulunan "..." ibareli markanın da müvekkiline devri gerektiği, davalı tarafından davaya konu markanın müvekkiline devredilmediği gibi, sonrasında bu markanın müvekkilinin yeni başvurularına karşı itiraza dayanak olarak da gösterildiğini, davalı tarafın özellikle eğitim-öğretim hizmetleri açısından "..." ibaresini müvekkiline devir ettiği, bundan sonra söz konusu K-12 faaliyetleri ve bu faaliyetlerle benzer/bağlantılı emtialar açısından ... ibaresi üzerinde bir markasal hakkı kalmadığı, bu manada devir edilmeyerek uhdesinde bıraktığı "..." ibareli markasını kullanması durumunda müvekkilinin markaları ile iltbas yaratılacak olup, haksız kazanç sağlanacağı, diğer taraftan davacı uhdesinde kalan bu marka nedeniyle müvekkili tarafından "..." ibaresini içeren marka başvurularının reddedildiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... sayılı "..." ibareli markanın müvekkiline devri ile müvekkili adına tesciline, aksi kanaat durumunda ise davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... sayılı "... ÜNİVERSİTESİ" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, bu anlamda mevcut durumun muhafazası ile davanın etkinliğini temin etmek üzere karşı yana tebligat ve duruşma yapılmaksızın davalı yanın marka tescil belgesinin olası devrinin dava sonuna dek önlenmesi için SMK'nın 159. vd. ve HMK 389 ve devamı maddeleri gözetilerek sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... sayılı markanın davacıya devri ile davacı adına tescilinin talep edildiğini, bu talebin bir sınai mülkiyet hakkının davacıya devri ile bu devirden ticari bir kazanç elde etmesi anlamına geldiğini, tarafların tacir olduğu ve huzurdaki davanın da mutlak suretle ticari işlerle ilgili davalardan olduğunu ve buna göre arabuluculuk yoluna gidilmeksizin açılan huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, 6769 sayılı Kanunun 25. maddesinde; "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." denmekle bir markanın hükümsüzlüğünün talep edilebilmesi için beş yıllık hak düşürücü süreye işaret edildiği, somut olayda da davacının hükümsüzlük talebiyle dava açması için Kanundaki beş yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, müvekkili adına TPMK nezdinde tescilli ... sayılı markanın uzman benzerlik araştırmasının olumlu sonuçlanmasından sonra 13.04.2015 tarih ve 236. sayılı marka ilan bülteninde yayımlandığını, böylece dava konusu markanın itiraz edilmeksizin 06.11.2015 tarihinde tescil edildiğini, dolayısıyla markanın müvekkili tarafından kullanıldığından haberdar olan davacı tarafın huzurdaki davayı açmak için hak düşürücü süresinin geçmiş olduğunu, kaldı ki davacı tarafın iddia ettiği gibi müvekkilinin markası sonradan kötü niyetli olarak tescil edilmiş olsaydı, bu durumdan markanın ilanından itibaren haberdar olan ve/veya olması gereken tacir konumundaki davacının yayıma itiraz hakkını da kullanmasının beklendiğini, davacının müvekkilinin kullanımını bildiği sabit iken bu duruma huzurdaki dava tarihine kadar itiraz etmemesinin basiretli tacir olmanın yükümlülüklerine aykırı davranarak sonuçlarına kendisinin katlanacağı anlamına geldiğini ve bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, usule ilişkin itirazlarına halel gelmemek kaydıyla; mahkemenin aksi kanaatte olması halinde huzurdaki davanın bu kez de yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarihli 2020/376E. - 2022/188 K. sayılı kararıyla; "...İncelenen dosya kapsamı, bilirkişi raporları kayıt ve belgeler, sicil dosyaları, taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, dava, davalı adına tescilli ... numaralı "...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olup, davacı tarafça davalı taraf ile aralarında düzenlenen marka devir sözleşmeleri ve ek protokol kapsamında 96 adet markanın devredildiğini fakat, davaya konu markanın devredilmediğini, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu. Marka devir sözleşmeleri ve ek protokol gereğince markanın devrinin davacı şirkete yapılması gerekirken yapılmadığı, davaya konu markaların davacıya ait devredilen markalara benzer olup iltibas oluşturduğunu bu sebeple de öncelikle davacıya devrine olmadığı taktirde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği. Davalı şirketçe cevap dilekçesi ile davacının ... esas unsurlu seri markaların sahibi olduğunu. ... ibaresinin davacı şirketin ticaret ünvanı'nın esasını oluşturduğunu. Davalı markasının ayırt edici nitelikte olduğunu, belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkememizce her ne kadar davaya konu uyuşmazlığın özü itibari ile hukuki uyuşmazlık olduğu tespit edilmiş ise de ayrıca markalar arası iltibas iddiası da yer aldığından ayrıca tarafların bilirkişi deliline dayanıp inceleme yaptırmak istediklerinden dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişi heyetince sunulan 22/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu markanın davacı şirkete devredilmesi gerektiği, ayrıca davacı markaları ile dava konusu markanın iltibas yarattığını belirttiği, ek raporda da kök raporun aynısı olduğu yönünde görüş bildirildiği. Buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde öncelikle taraflar arasındaki sözleşmeler ve protokol incelendiğinde; davacı ile davalı arasında 13 Mayıs 2016 tarihli marka devir sözleşmesi yapıldığı. Bu sözleşmede davacı şirketin devir alan, davalı şirketin ise devir eden sıfatı ile yer aldığı. 90 adet markanın 290.000 TL karşılığında devralan (davacıya) devredildiği, devredilen markalar incelendiğinde, markaların ... esas unsurlu ve genel itibari ile 16,41 ve 43. Sınıflarda tescilli olduğunun görüldüğü. Yine taraflar arasında düzenlenen 10/05/2016 tarihli ek protokol başlıklı belge incelendiğinde; iş bu protokolün 90 adet markanın devrine ilişkin sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olarak düzenlendiğini ve bu sözleşme ile devralanın, devraldığı markaları K-12 Faaliyetleri kapsamında kullanacağını, devredenin K-12 faaliyetleri dışındaki marka başvurularına itiraz etmeyeceklerinin hüküm altına alındığı. Davacı tarafça iş bu 13/05/2016 tarihli Marka devir sözleşmesi ve 10/05/2016 tarihli ek protokol gereğince davalı şirketin davaya konu markasını da devretmesi gerektiğini, zira bu markanın da K-12 faaliyetleri kapsamında kullanılan marka olduğunu. Sözleşmenin bu anlama geldiğini fakat davalının bu markayı uhtesinde bırakmasının protokole aykırı olduğu iddia edilmiş ise de; öncelikle tarafların tacir oldukları, imzalamış oldukları sözleşmenin hüküm ve sonuçları ile bağlı oldukları, tacir olmaları sebebi ile sözleşmede yer almasını istedikleri hususları sözleşmeye koydurabilecekleri nitekim marka devir sözleşmesine konu 90 adet markanın numara ve isimleri tek tek yazılarak sözleşmeye konu edildiği, bu markalar içerisinde davaya konu markanın yer almadığı, davacının baretli tacir gibi davranarak davaya konu markanın davalı şirket uhtesinde kaldığını araştırıp bu markanın da devrini talep etme olanağı ile bu markayı da sözleşme içerisine koydurma imkanı varken bu şekilde bir talep ve beyanın da olmadığı buna göre de, davamıza konu markanın dosya içerisindeki belgelerinden taraflar arasındaki marka devir sözleşmesine konu edilmediğinin anlaşıldığı, sözleşme kapsamında marka numara ve isimleri belirli olup geniş bir yorumla sözleşme kapsamında yer almayan markanın protokole dahil edilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kaldı ki yine Makememizce celp edilen davalı adına tescilli... numaralı 35 ve 41. Sınıfta tescilli ... markasının da tescilli olduğu, tescil sınıfının davacı şirkete devredilen 41. Sınıfta olduğu, bu markanın da devir sözleşmesine konu edilmediği, yine davalı adına tescilli fakat daha sonra tescilsiz hale gelen ...ve ... numaralı ... esas unsurlu markaların da devire konu edilmediği, bu markalarda incelendiğinde marka devir sözleşmesinin tarafların belirlediği ve açık olarak isim ve numaralarını yazdığı markaların devri için yapıldığı, sözleşmede yer almayan ve hiç bir şekilde belirtilmeyen dava konusu markanın sözleşme kapsamına dahil edilmesi şeklinde ki talebin dosya kapsamına uygun olmadığı bu yönü ile davanın reddinin gerektiği, taraf markalarının benzerliği sebebi ile hükümsüzlük iddiası yönünden ise davalının ... esas unsurlu markaların gerçek hak sahibi olduğu ve davacı şirkete K-12 faaliyetleri kapsamında ... esas unsurlu markaları devrettiği, yine ... ibaresinin davacının ticaret ünvanın esas unsurunu oluşturduğu, her en kadar davacı adına tescilli ... esas unsurlu markalar ile davalının davaya konu ... ibareli markası ... ibaresinin ortak olması ve 41. Sınıfta tescilli olmaları sebebi ile benzer olarak değerlendirilmiş isede ;davalının ... markası üzerinde ki önceye dayalı üstün hak, bu marka üzerinde uzun yıllardır kullanmış olduğu ticari ünvan nedeni ile ... markası üzerinde hak sahibi olduğu anlaşıldığından davacının davaya konu markanın hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği anlaşıldığından hükümsüzlük yönünden de davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dosyada aynı esas unsurlu veya aynı mallarda tescilli belli markaları devrettiğine göre sözleşmede zikredilmeyen ama aynı işaret ve malı taşıyan markanın ileride iltibas tehlikesi olacağından devir dışında bırakılamayacağına dair birbirlerini destekleyen kök ve ek raporlar bulunmasına rağmen ve mahkemece bilirkişi görüşüne başvurulduğu halde Mahkemece dosyanın bilirkişiye gönderilmesi gerekçesiyle farklı olan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin çelişkili olduğunu,Mahkemece davanın reddi gerekçesine göre dosyanın neden bilirkişiye gönderildiğinin tartışılması gerektiğini, gerek bu dosyada, gerekse aynı markanın kullanılmaması nedeniyle iptali için açılan 2020/390 Esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporları ile farklı gerekçelerle davanın reddine karar verildiğini, Mahkemece üstün hak ve ticaret unvanı gibi haklara dayalı olarak karşı tarafa hak tanındığını, bu durumun usule ve yasaya aykırı olduğunu, Davalının 41. sınıfta ve benzeri bağlantılı sınıflarda tescilli markalarının neredeyse tamamını müvekkiline devrettiğini, davalının 41. Sınıfta bir üstün hakkından söz edilemeyeceğini, markaların tüm hak ve vecibeleri ile müvekkiline devredildiğini, davalının üstün hak iddiasında bulunmasının marka hukukuna aykırı olduğunu, Davalının ticaret unvanı nedeniyle de hak sahibi olmadığını, zira ticaret siciline bakıldığından eğitim ve öğretim hizmetleriyle ilgili faaliyetinin bulunmadığını,Davalının uhdesinde davaya konu marka dışında üç markanın daha bırakıldığına dair gerekçenin de hatalı olduğunu, zira ... başvuru ve ... başvuru numaralı markalara başvuru aşamasında yapılan itiraz sonucunda markaların tescil taleplerinin reddedildiğini, bu markaların devralınmasının bir mantığı bulunmadığını, Mahkemece gerekçe yapılan ek protokolün neden imzalandığına dair müvekkilinin de bir bilgisinin bulunmadığını, Noter onaylı bir sözleşme olmadığını, müvekkilinin yetkililerinin protokolden marka başvurusuna yaptıkları itiraz nedeniyle davalı tarafça sunulması ile haberdar olduklarını, müvekkilinin neden devraldığı markalarla ilgili kendisini kısıtlayacak bir protokol imzaladığının kendileri için de soru işareti olduğunu, Marka devir sözleşmelerinin 10/05/2016 tarihinde yapıldığı, müvekkilinin devrinin ise Eylül 2016 tarihinde yapıldığını, Marka Devir sözleşmelerinin ve ek protokolün yapıldığın10/05/2016 tarihinde ...’in her iki şirketin de yetkililerinden olduğunu, her iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu, Yani davalı şirketin markalarını, markaları kullanan ve okulları bünyesinde bulunduran, organik bağı olan ... şirketine devrettiğini, bundan 3-4 ay sonra da ... Şirketini dava dışı... şirketine devrettiğini,Yani davalının yalnız markaları değil, markaları kullanan işletmeleri de müvekkiline devrettiğini, Davalının noter onaylı devir sözleşmelerinden sonra noter onayı olmayan protokolü ortaya çıkartarak şirketi sonradan devir alan kişilere karşı ileri sürdüğü bu durumda ek protokolün bağlayıcılığının tartışmalı olduğunu,Protokolün müvekkili şirketin kayıtlarına geçmediğini, şirketler arasında organik bağ mevcutken imzalandığını, noter onaylı olmadığı, markaları devralan şirketi devralacak şirketi borç altına sokacak bir protokolün geçerliliğinin şüpheli olduğunu, buna rağmen Mahkemece sözleşme serbestisi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalının markasının yerel mahkemenin 2020/390 Esas, 2022/189 Karar sayılı kararı ile kullanılmaması nedeniyle iptal edildiğini,Protokolde K-12 faaliyetleri olarak 09/16/25/35/41 ve 43. Sınıflar olarak yer almasına rağmen, Mahkemece K-12 faaliyetlerinin ilkokul-ortaokul-lise eğitim hizmetleri olarak yorumlanmasının hatalı olduğunu,Müvekkiline devredilen markanın 2002 yılında tescil edildiğini, tanınmış marka dahi müvekkiline devredildiği halde davalının üstün hakkından söz edilemeyeceğini,Dava konusu davalıya ait markanın, müvekkiline devredilen ve müvekkilinin hak sahibi olduğu seri markaların bir parçası olduğu ve seri markalarla iltibas yaratan bir marka olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/376 E. 2022/188 K. Sayılı 15/11/2022 tarihli kararının kaldırılarak, haklı ve hukuka uygun davalarının kabulüne, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı "..." markasının tanınmış marka olarak davacı şirket adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. 30/12/2014 başvuru, ...tescil tarihli, ... tescil numaralı "... " markasının tüm sınıflarda davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan Kadıköy ... Noterliğinin ... Yevmiye ve ... Yevmiye numaralı 13 Mayıs 2016 tarihli Marka Devir Sözleşmeleri incelendiğinde; davalı ... tarafından davacı ...'ne "..." esas unsurlu 90 adet markanın 290.000,00 TL bedelle, 6 markanın ise 20.000,00 TL bedelle devredildiği tespit edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan 10/05/2016 tarihli ek protokol incelendiğinde; taraflar arasında 10/05/2016 tarihinde imzalanan 90 adet markanın ve 6 adet markanın devrine ilişkin sözleşmelere ek olarak imzalandığının belirtildiği, 3.1. maddesi ile "Devralan; yukarıda belirtilen Marka Devir Sözleşmeleri ile devraldığı markaları K-12faaliyetleri (09, 16, 25, 35, 41, 43. sınıflar ve bu sınıflar dışında olmakla birlikte K-12 faaliyetleri ile ilgili diğer alanlar) dışında kullanmayacağını ve üçüncü kişilere kullandırmayacağını, Devreden'in veya ...'in ortağı bulunduğu şirketlerin işbu Ek Protokol'ün imza tarihinden ileriki tarihlerde yapacağı, K-12 faaliyetleri ile ilgili marka sınıfları dışında kalmak kaydıyla, “...” ibaresini içeren marka başvurularına (“... Koleji” veya “... Okulları” veya bunlar gibi K-12 eğitim kurumlarını çağrıştıracak ibareleri içermemek kaydıyla) itiraz etmeyeceğini ve itiraz etme hakkından peşinen feragat ettiğini gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt eder."3.2. maddesi ile "Devralan, devraldığı markaları üçüncü kişilere devretmek istemesi halinde, devralan üçüncü kişilerinde 3.1. maddede belirtilen yükümlülüklere uymasını sağlayacağını beyan ve taahhüt eder."3.3. maddesi ile "Devreden'in işbu Protokol'ün imza tarihinde elinde bulundurduğu markalar veya sonra yapacağı marka başvurularıyla ilgili olarak, üçüncü kişilerin yapacağı benzer marka başvurularına karşı “...” markasının korunması amacıyla ...'in yapacak olduğu marka başvurularına karşı itiraz işlemlerinde Devralan, konunun kendisine elektronik posta veya yazılı olarak bildirildiği durumlarda Devreden ile işbirliği içerisinde bulunacaktır." şeklinde anlaştıkları tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 22/10/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davalı adına tescilli ... numaralı "..." isimli eğitim hizmetine ait markanın davacı şirkete devredilmesi gerektiği, devir olmadığı takdirde davacı adına tescilli markaların ve tanınmış "..." markasının davacı adına tescil olması sebebi ile iltibas oluşturacağı yönünde rapor sunmuşlardır. İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 27/01/2022 tarihli ek raporda; Davalı adına tescilli... numaralı "..." isimli eğitim hizmetine ait markanın davacı şirkete devredilmesi gerektiği, devir olmadığı takdirde davacı adına tescilli markaların ve tanınmış "..." markasının davacı adına tescil olması sebebi ile iltibas oluşturacağı yönünde ek rapor sunmuşlardır.
GEREKÇE:Dava; davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve ek protokol hükümleri gereğince davacı şirkete devri gerekirken devredilmediği iddiasına dayalı, markanın davacıya devri, devir olmadığı taktirde davacı adına tescilli markaların ve tanınmış "..." markasının davacı adına tescilli olması sebebi ile iltibas oluşturduğu iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; 10/05/2016 tarihli marka devir sözleşmelerine ek olarak imzalanan Ek Protokol altında her iki taraf şirketin yetkililerinin de imzasının mevcut olduğu, Ek Protokolün imzalandığı tarihte davacı ve davalı şirketler arasında bağlantı bulunsa bile, bu durumun protokolün geçerliliğini etkilemeyeceği, marka devir sözleşmeleri ve protokolün daha sonra davacı ... devralan şirket için de bağlayıcı olduğu, asıl sözleşmenin Noter onaylı olmasına rağmen, imzası inkar edilmeyen Ek Protokolün Noter onaylı olmamasının da geçerliliğini etkilemeyeceği ve her iki tarafı da bağlayacağı kanaatine varılmıştır.Taraflar arasında görülen iki ayrı davayla ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/07/2024 tarihli, 2023/3543 Esas, 2024/5820 Karar sayılı ve 04/10/2022 tarihli, 2021/1248 Esas, 2022/6644 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, taraflar arasında imzalanan 10/05/2016 tarihli Ek Protokol incelendiğinde; davacının devraldığı markaları K-12 faaliyetleri dışında kullanmayacağını, devreden davalının da K-12 faaliyetleri dışında kalmak kaydıyla marka kullanımına itiraz etmeyeceğini açıkça kabul ettiği, K-12 faaliyetlerinin ise lise öğretimi sonuna kadar olan ilk ve orta dereceli ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı veya özel eğitim kurumlarını ifade ettiği, dolayısıyla somut uyuşmazlık yönünden davacının, anılan protokolle ilk ve orta öğretimi dışında anılan markaları kullanamayacağını taahhüt etmesine rağmen, davalının K-12 faaliyetleri dışında kaldığı kelime anlamı ile anlaşılan "... " markası üzerinde hak iddia edemeyeceği ve hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği, kaldı ki davacı şirket tarafından davalı adına eğitim ve öğretim hizmetlerinde tescilli tüm markaların devralınması amaçlanmışsa, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davacı tarafından marka devir sözleşmesinden önce davalı adına bu sınıflarda tescilli tüm markaların TPMK’dan araştırılarak marka devir sözleşmesine konu edilmesi gerektiği, davacı şirketin hataya düşürülerek marka devir sözleşmesini ya da sözleşmeye ek protokolü imzaladığına dair dosyaya bir delil sunmadığı, davalının "... " markasının esas unsuru itibariyle davacıya devredilen markalarla karıştırılma ihtimali mevcutsa da, tarafların aralarında yaptıkları anlaşmalarla bu markanın davalının uhdesinde kalması ve K-12 dışında kalan eğitim faaliyetleriyle ilgili davalının marka kullanımlarına davacının itiraz etmeyeceği konusunda anlaşmış olmaları nedeniyle, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim