Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/487
2024/1867
4 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/487 Esas
KARAR NO:2024/1867
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:15/12/2022
NUMARASI:2020/67 Esas, 2022/219 Karar
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/02/2020
KARAR TARİHİ:04/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'ın 16/04/2004 başvuru tarihli, ... numaralı "..." markasının sahibi olduğunu, müvekkillerinden ...'in ise, 01/04/2015 başvuru tarihli, ... numaralı " ..." markasının sahibi olduğunu, söz konusu markalar her ne kadar. 2004 ve 2015 yıllarında tescil edilmiş olsa da esasen, müvekkili ...'in dedesi ... ... tarafından 1960 yılında yaratılmış ve aynı zamanda 1960 yılında kullanılmaya başlanmış bir marka olduğunu, "..." markası ile 1960 yılında ... semtinde işkembe çorbası, kokoreç, ciğer, baş ve benzeri ağırlıklı sakatat gıda ürünlerinin sunumunun yapıldığı bir restoran işletmesi olduğunu, 1960 yılından bu yana devam eden aile geleneği olan "..." restoranının müvekkillerinden ...'in babası olan ... ...'nın sahibi ve yetkilisi olduğu diğer müvekkili ... tarafından aynı yerde ve şekilde işletildiği ve hali hazırda da işletilmeye devam ediliğini,müvekkillerden ...'nin bahsi geçen işletmesinin, 1960 yılından bu yana İstanbul İli, Beyoğlu ilçesinin ... semtinde hizmet veren, bölgenin tarihi ve geleneksel sembol markalarından biri halinde olduğunu, ... numarası ile tescil edilmiş "..." markasının sahibi müvekkili ...'ın da müvekkili ...'in akrabası olduğunu, müvekkili ...'nin tarihi nitelikteki, 1960 yılından bu yana müşterilerine hizmet veren restoranının, ... Beyoğlu İstanbul adresinde faaliyet gösterdiğini, müvekkillerinin "..." markasının, basından gördüğü bu saygı ve itibarın yanında, farklı bir mecra olarak İstanbul Ticaret Odası tarafından da İstanbul şehrinin tarihi lezzet noktalarından biri olarak kabul edildiğini, müvekkillerinin, ... semtinde yakaladığı başarının devamını sağlamak için İstanbul'un Anadolu yakasında 2012 yılının Aralık ayında İstanbul ili Kadıköy ilçesindeki ... semtinde bir şube açtığını, 30.07.2015 tarihinde 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında binanın yıkılması sebebiyle şubenin kapatıldığını, 2012 Aralık ile 30.07.2015 tarihleri arasında işletilen şubede, huzurdaki davanın davalısı ...'ın da personel olarak görev aldığını, davalının 01.12.2104 tarihinde müvekkilinin ... şubesinde çalışmaya başladığını ve şubenin kentsel dönüşüm süreci nedeniyle kapanmasına kadar şube çalışanı olarak görevine devam ettiğini, kapanış ile birlikte 24.06.2015 tarihinde işten ayrıldığını, müvekkillerinin, "..." markası altında işlettiği restoranda işkembe, kelle paça, tuzlama, beyin çorbaları ile kokoreç, ciğer, kuzu başı tandır, beyi emekler ile birlikte, muhtelif ızgara, yardımcı yemek ve tatlı çeşitlerini müşterilerine sunduğunu, davalının da, müvekkillerin ürün gamının bire bir aynısını müşterilerine sunduğunu, mağaza konseptinin bile bire bir aynısı olduğunu, hatta davalı tarafça kendi restoranında aynı şairin, aynı şiirinin, aynı mısralarını, müvekkillerinin kullanımı ile aynı çizim ve şekille kullanıldığını, tüm hususları belirtmek gerekirse; müvekkillerinin yarım asrı aşkın bir marka bilinirliğine, müşteri saygınlığına sahip olması, davalının müvekkilinin restoranında çalışması, davalının müvekkilinin restoranından ayrıldıktan sonra, müvekkilinin markasına tecavüz eden bir markayı kullanması, davalının tecavüz teşkil eden marka ile müvekkilinin faaliyet konusu ile bire bir aynı olan bir restoran açması, davalının tecavüz teşkil eden marka ile açmış olduğu restoranda, duvar yazıları dahil olmak üzere müvekkilinin restoranın konseptini bire bir taklit etmesi, gelen müşterilere müvekkilinin bir şubesi olduğunu beyan etmesinin müvekkilinin kullanımını taklit etmek olduğunu, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/64 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespitte alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafın marka kullanımının müvekkilinin tescilli markası ile iltibas yarattığının tespit edildiğini, her ne kadar bahsi geçen bilirkişi raporunda marka kullanımları arasında iltibas tespit edildikten sonra, bunun tecavüz teşkil etmediği belirtilse de, bu değerlendirmenin bilirkişi raporunda SMK'nın155. maddesinin dikkate alınmaksızın, kanun öncesi dönemden gelen alışkanlıktan kaynaklandığını, zira SMK'nın 155. maddesi uyarınca, markasını sonradan tescil ettiren tarafın, kendi tesciline dayanarak kendinden önce tescil edilen marka ile iltibas yaratma hakkı bulunmadığını belirterek, maddi ve manevi tazminat talep etme hakları saklı kalmak kaydı ile; dava dilekçesinde belirttikleri konularda teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti, tespiti takiben tecavüz oluşturan fiillerin durdurulması, önlenmesi ile tecavüzün giderilmesine, dava sonunda verilecek hükmün, kesinleşmeyi müteakip masrafları davalı tarafından karşılanmak suretiyle Türkiye çapında tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına ve Türk Ticaret Kanunu 54 ve devamında yer alan maddeler uyarınca davalının, müvekkiline ait markayı taklit ederek kamuoyunu aldatıcı ve yanıltıcı eylemleri suretiyle rekabeti kötüye kullanıyor olması sebebiyle, haksız rekabetin önlenmesine ve Türk Patent Enstitüsü nezdinde davalı adına ... numarası ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait "..." markasının 26.10.2017 tarihinde Türk Patent nezdinde ... numarası ile tescil edildiğini ve koruma altına alındığını, 4 yıla yaklaşan bir süredir davacı ve davalının birbirinden haberdar olduğunu ve bu süreçte davacıların herhangi bir işlem yapmayarak sessiz kaldıklarını, usul yönünden de huzurdaki bu davanın 3 farklı davacı tarafından açıldığını, huzurdaki üç davacıdan ikisinin konuyla uzaktan yakından alakası bulunmadığını, diğer davacı ...'nın ise hukuken haklı bir sebebi bulunmadığını, 06.03.2020 tarihinde Mahkemece verilen karardan da anlaşılacağı üzere, davacılardan ... firmasının hukuken hak sahibi olmadığının mahkemece belirlenmiş olduğunu, davacılardan ...'ün ise "..." markasının 43. sınıfta tescil sahibi olduğunu, Türk Patent Kurumunda 43. sınıf "hazır çorbalar ve hazır yemekler" kategorisini içerdiğini, dava konusunun bu sınıfla, bu sektörle en ufak bir bağlantısı bulunmadığını, davalının hazır çorba ve hazır yemek sektörüyle hiç bir bağlantısı bulunmadığın, davacı ...'ün de bu hazır yemek sektörüyle bir bağlantısının bulunmadığını, davacı ...'nın öne sürdüğü marka ile müvekkiline ait markanın arasında benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın işbu davayı açmadan önce mahkeme aracılığıyla iki kere tespit yaptırmış olduğunu, bu iki tespit raporunda da markaya tecavüz ve haksız rekabet unsurlarını barınmadığının net bir biçimde belirtilmiş olduğunu, davacı tarafın burada da ya tutarsa mantığıyla iki tespit yaptırmış olabileceği kanaatine vardıklarını, ama iki rapor denemesinin de tutmadığını, davacı tarafın, diğer tespit işleminden dava dilekçesinde bahsetmemiş olduğunu. İstanbul Anadolu 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/363 D. İş dosyasından alınan raporda da markaların karıştırılmayacağının açıkça ifade edildiğini, davalı firmanın markasının "..." olduğunu, görsel ve fonetik açıdan hiçbir şekilde davacının markası ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını, zira gerek okunuş, gerek yazılış haliyle markaların birbirinden farklı olduğunu, tek taraflı bir bakış açısıyla ve gerçeği yansıtmayan "..." markasının sanki "al" ibaresi ağaçla kasıtlı kapatılarak gösterildiği fotoğrafların mahkemeye sunulduğunu, Mahkemenin de bu fotoğrafları baz alarak tedbir kararı verdiğini, farklı açılardan çekilen fotoğraflardan anlaşılacağı üzere böyle bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, "..." markasının 2001 17139 numarası ile tescili bulunduğunu, böyle bir durumda davacının iddialarının kabul edilmesinin, kendi markasının da hükümsüz olabileceği anlamına geldiğini, davalı firmanın TPE nezdinde uzun süredir tescilli sair markaya sahip olduğunu, "... ..." ... şubesinin 2010 yılında açıldığını, ... bey tarafından işletildiğini, 2013 yılının Ağustos ayında iş adamı ...'ye 550.000,00 TL'ye satıldığını, satış yapılırken alıcı ...'ye kentsel dönüşümden söz edilmediğini, alıcının zor durumda bırakıldığını, alıcının yıkım kararı nedeniyle yeni işletme başvurusunun belediye tarafından iptal edildiğini, ödenen paranın geri verilmemesi nedeniyle ... Şubesi'nin ... ve yine Ankara'lı iş adamı ... (2014 yılı Ekim ayında Ankara dan gelip işletmeye katılmıştır) ile beraber,Şirketi'yle işletilmeye devam ettiğini, işletme binasının yıkılması kararı sonrası aynı işletmenin ,,, Merdivenköy adresine taşındığını ( şu anki mevcut adres ), yıkım kararında tahliye protokolünü ..., ... Şirketi yetkilisinin imzaladığını, bu durumun ... işkembe şubesinin yıkım karan öncesinde de, ... Şirketi tarafından işletildiğini gösterdiğini, ... ...'nin, ... şirketi tarafından Eylül 2015 tarihinden, Ekim 2017 tarihine kadar işletildiğini, bu süre içerisinde kullandığı tabela ve isimden dolayı kendilerine bir dava açılmaması, devredilen ... Şubesinin devamlılığını gösterdiğini, tüm konularla ilgili şahitlerinin olduğunu, gerektiğinde mahkeme nezdinde ifade verebileceklerini, ... Gıda'nın işlettiği... Şubesinde çalışan 5 kişinin, yeni adreste de ...'da çalışmaya devam ettiğini, yukarıda sigortalı çalışan ... Şube'sinde de çalıştıklarını, ...'de açılan işletmede 2015 Ağustos ayından 2017 yılının Mayıs ayına kadar çalıştıklarını, 2017 yılında tekrar...'nde çalışmaya devam ettiğini, SGK kayıtlarından bunun rahatlıkla görülebileceğini, ... ... ve ...'nın dava dilekçesinde ...'de bulunan şubeden haberdar olmadıklarını beyan ettiklerini, lâkin işletmeye de defalarca geldiklerini, ... sözde markasıyla işletilen şubenin iflas ettiğini ve satışı ...'a yapıldığını, eklerde satış sözleşmesi ve faturasının sunulduğunu, davacıların dava dilekçesinde bu şube ile ilgili bilgilere kasıtlı olarak yer vermediklerini, bu satışla ilgili de şahitleri olduğunu, ...'ın kendisinin yeni bir şube açmadığını, işletmeyi satın aldığını ve kendi bağımsız markasını oluşturarak ticari hayatına devam ettiğini savunarak, ihtiyari tedbir talebinin kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/12/2022 tarihli 202/67E. - 2022/219 K. sayılı kararıyla; "...incelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Dava davacılar adına tescilli... ve ... markalarına yönelik olarak davalı tarafından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunulduğunun tespiti, önlenmesi ve men'i ile davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın benzerlik, gerçek hak sahipliği ve kötü niyetli tescil iddiasına dayalı hükümsüzlüğe ilişkin olup, davacılar vekili davacılardan ...' ın ... numaralı ... markasının tescilli sahibi olduğunu diğer davacı ...' in ... numaralı ... markasının sahibi olduğu, markaların davacı ...' in dedesinden kaldığını, daha sonra davacı ...' in babası dava dışı ... ' ın hak sahibi olduğu diğer davacı şirket tarafından 1960 yılından beri aynı yerde ... markasıyla hizmet verdiğini, markadaki esas unsurun ... ibaresi olduğunu, bu markanın İstanbul' un tarihi lezzet noktalarından biri olduğunu, davalının 2012 ve 2015 yılları arasında davacı şirket bünyesinde çalıştığını, daha sonra ... markasıyla Kadıköy' de restaurant açtığını, davalının tescilli markasının ... şeklinde ise de kullanımının ... olduğunu,... ibaresi üzerinde davacıların öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, taraf markalarının benzer olduğunu, davalının kötü niyetli olarak davacılar markasının itibarından faydalanmaya yönelik tescilde bulunup kullandığını, bu durumun aynı zamanda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu belirttiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını... markasının özgün bir marka olduğunu, davacıların davayı açmakta hukuki menfaatinin olmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği, hükümsüzlük davasında gerçek hak sahipliği iddiasında da bulunulduğu için mahkememizce tanıkların dinlenmesine karar verildiği, dinlenen davacı tanıklarından ...' ın alınan beyanında davacılara ait ... çalıştığını, davalının da 4 yıl önce davacı iş yerinde çalıştığını, davalının işlettiği iş yerinin daha önce ... Bey olduğunu ... Bey' den sonra davalının patron olması nedeniyle buradan ayrılarak diğer şubeye geçtiğini, diğer dinlenen tanık...' nin alınan beyanında, davalının iş yerinin yanındaki balıkçıyı işlettiğini 2017 yılında iş yerinin adının ... patronunun ise ... olduğunu daha sonra davalı ...' in iş yerini devraldığını, diğer davalı tanığı ..' in alınan beyanında davalı ile 2016 yılında ... birlikte çalıştığını patronlarının ... olduğunu işler bozulunca iş yerini davalı ...' in devraldığını, iş yerinin önceki ismi ... iken davalının ... olarak değiştirdiğini, mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetince sunulan 05/11/2021 tarihli raporda taraf markalarının ortak olarak 43. Sınıfta kullanıldığını, markalar arasında iltibasın mevcut olduğunu, davalı kullanımlarının tecavüz teşkil ettiği yönünde görüş bildirildiği, itiraz üzerine aldırılan 23/05/2022 tarihli ek raporda kök rapordaki görüşün muhafaza edildiği, buna göre tüm dosya kapsamına göre, davacı ...' ın ... numaralı ... + lale şekli ibareli markanın 43. Sınıfta hazır çorbalar ve hazır yemekler emtialarında tescilli sahibi olduğu, diğer davacı ...' nın ise ... numaralı ... ibareli markanın 43. Sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde tescilli sahibi olduğu, davalı ...' ın ise davaya konu ... numaralı ... markasının 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, dosya kapsamından davacı şirketin ... isimli iş yerlerini işleten firma olduğu diğer davacı gerçek kişilerin ise marka tescil sahipleri olduğu, ... markasının davacılarca uzun yıllardır 1960 lı yıllardan beri nesilden nesile aktarılmak suretiyle kullanıldığı ve kullanımın halen devam ettiği, ... markasının özellikle yiyecek - içecek sektöründe dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre belli bir bilinirliği olduğu, markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğu, diğer ibarelerin tanımlayıcı mahiyette olduğu, davalı markasında yer alan ... ibaresi ile davacıların markaları karşılaştırıldığında ... ibaresinin ortak olduğu yine davacı ...'a ait ... numaralı markada yer alan lale şekli ile davalının davaya konu ... numaralı markasında yer alan lale şeklinin de benzer olduğu markaların ortak olarak 43. Sınıfta tescilli olduğu hem bilirkişi raporu hem de mahkememizde oluşan kanaate göre markaların esas unsurunun ... ibaresi olması sebebiyle ortalama tüketici nezdinde aynı kaynak veya işletmeye aitmiş izlenimi doğurup iltibasa yol açabileceği bu sebeple ... markasının gerçek ve üstün hak sahibinin davacılar olması sebebiyle SMK' nun 6/1 ve 6/3. Maddeleri uyarınca davalı markasında yer alan 43. Sınıftaki yiyecek içecek hizmetleri bakımından taraf markaları ortak olarak tecilli olduğundan bu hizmetler yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, SMK 6/9. Maddesi uyarınca kötü niyetli tescil iddiası yönünden ise davalının yaklaşık dört yıl davacılara ait iş yerlerinde çalışmış olması davacıların ... ibareli markasını kullandığını biliyor olması buna rağmen ... markasını seçip kullanmasının tesadüfi bir seçim olmayacağı davacı markasının özellikle markada yer alan ... ibaresinin yiyecek içecek sektöründe uzunca yıllardır bilinen bir marka olması sebebiyle bu markanın bilinirliğinden faydalanmaya yönelik marka seçiminin iyi niyetli tescil olmadığı, bu sebeple SMK ' nun 6/9. Maddesi uyarınca tescilin kötü niyetli tescil olduğu kanaatine ulaşıldığından, kötü niyetli tescil halinde markanın tescilli olduğu tüm emtia ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verileceğinden davalı markasının bu yönüyle tescilli olduğu tüm emtia ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiş yine davalı kullanımlarının markanın tescilli hali ... ise de iş yeri tabelalarında ... ibareleri büyük ve dikkat çekici şekilde yazılmak suretiyle davacıların markasından yararlanmaya yönelik 6769 Sayılı yasanın 29.1-b) Maddesi kapsamında "marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri kullanmak suretiyle markayı taklit etmek " hükmünü ihlal edecek şekilde marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda TTK' nun 55/1-a) 4 maddesi uyarınca "başkasının malları ve iş ürünleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" hükmünü ihlal eder nitelikte haksız rekabet eylemi olduğu yine 6769 Sayılı SMK' nın 155/1. Maddesi uyarınca "marka, patent veya tasarım hakkı sahibi kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez" denilmek suretiyle davalının tescilli marka kullanımı savunmasının da dinlenemeyeceği gerekçesiyle; 1-Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli 2017/95856 numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, davalı tarafından davacının marka hakkına yönelik tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, önlenmesine ve men'ine, 2-Hükmün Türkiye çapında yayın yapan günlük gazetelerden birinde ilanına..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davanın üç kişi tarafından açıldığını, Mahkemece davacıların dava açmakta hukuki yararlarının bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, davacı ...'ün markasının yalnızca 29. sınıfta "hazır çorbalar ve hazır yemekler" için tescilli olduğunu, diğer davacı ...'nın markası ile müvekkilinin markasının benzer olmadığını, diğer davalı ... Ltd. Şirketi'nin ise marka sahibi olmadığını, tedbir talebinin de bu davacı yönünden reddine karar verildiğini, buna rağmen davanın tüm davacılar yönünden kabul edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Davacı ...'ün markasının 29. sınıfta tescilli olmasına rağmen, mahkemenin gerekçesinde ve bilirkişi raporlarında 43. sınıfta tescilli olduğuna dair yanlış tespit yapıldığını,Davacının işbu dava açılmadan önce iki tane delil tespiti yaptırdığını, gerek İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/363 D.İş sayılı dosyasında, gerekse diğer tespit dosyasında markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının belirtildiğini, davacı tarafça 2018/363 D.İş sayılı dosyadan dava dilekçesinde hiç söz edilmediğini, Müvekkilinin markasının görsel ve fonetik açıdan davacıların markaları ile benzer olmadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,Yerel mahkemenin müvekkilinin markasının kötüniyetle tescil edildiğine dair kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kötüniyetle hareket etmediğini,Davalının kendisine yeni bir restoran açmadığını, mevcutta var olan bir işletmeyi devraldığını, Müvekkilinin 2015 yılından itibaren ... Şirketi'nde çalıştığını, bu şirket iflas edince işletmeyi tüm demirbaşlarıyla birlikte devraldığını,Müvekkilinin davacıların yanında hiçbir çalışmasının olmadığını, Mahkemenin aksi görüşünün haksız ve gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin davacıları daha önceden tanımadığını, Davacıların yargılama sırasında Mahkemeye yanıltıcı beyanlarda bulunarak kötüniyetle hareket ettiklerini, müvekkilinin işletmesinde "..." markasının kullanıldığını belirterek, açıklanan nedenlerle ve resen gözetilecek nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin15/12/2022 tarihli, 2020/67 Esas, 2022/219 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, müvekkili aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... başvuru, ... tescil tarihli, ... tescil numaralı "..."markasının 43. Sınıfta "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. ... bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." için davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. 01/04/2015 başvuru, 20/07/2016 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 43. sınıfta "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için davacı ... adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. 16/01/2004 başvuru, ... tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 29. sınıfta "Hazır çorbalar ve hazır yemekler." için davacı ... adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; ... şahıs işletmesinin 26/10/2017 tarihinde tescil edildiği, faaliyet alanının lokanta işletmeciliği olduğu, Davacı ...'nin ... tarihinde tescil edildiği, ortaklarının ... ... ve ... oldukları, gıda maddelerinin ticaretinin de dahil olduğu ticari faaliyetler için kurulduğu tespit edilmiştir.Davacıya ait SGK kayıtları incelendiğinde; .... Şirketi ve .... Şirketinde çalıştığı tespit edilmiştir.Dinlenen davacı tanığı ... beyanında; ...’nde çalıştığını, yaklaşık 10-15 yıl olduğunu, davalıyı da tanıdığını, kendisinin çalıştığı iş yerinde davalının önceleri tabakçı olarak çalıştığını, yaklaşık 4 yıl önce kendilerinin iş yerinde çalıştığını, ... hanımın şu anda ...’deki ...’nin sahibi olduğunu, “...” isminin ... beye ait olduğunu bildiğini, ... beyin çalıştığı şirketin patronu olduğunu, ... hamınla iş yeri açacağına dair herhangi bir konuşmasının olmadığını, ... hanımla birlikte çalıştıklarını, öncesinin ... beyin olduğunu, daha sonra ... hanım devralınca kendisinin ayrıldığını, devire ilişkin bilgi sahibi olmadığını, birlikte çalışırken müşterilere burasının ...'nin şubesi gibi dediklerini, birlikte çalışmaktan kastının, ikisinin de işçi olduklarını, patronun başkası olduğunu, ... hanım patron olduktan sonra onun yanında çalışmadığını, ayrıldığını, diğer şubeye geçtiğini beyan etmiştir. Davalı tanığı ... beyanında; Meryem hanımın iş yeri olan ...’nin yanındaki balıkçıyı işlettiğini, 2017 yılında devraldığında bu iş yerinin adının ... olduğunu, patronunun ... bey isimli birisi olduğunu, ... hanımın onun yanında çalıştığını, ... beyin iş yerini devredince ... hanımın iş yerini devraldığını, yaklaşık devraldıktan 2-3 ay sonra ... olarak değiştirdiğini, halen de bu şekilde kullanıldığını, gelen müşterinin tabelayı görüp ona göre geldiğini, ... beyle bir iki kere muhabbet ettiğini, tam olarak kim olduğunu bilmediğini, fakat mekan sahibi olduğunu bildiğini beyan etmiştir. Davalı tanığı ... beyanında; ... hanımla 2016 yılında ... ...’nde işe başladığını, kendisinin de orada çalıştığını, birlikte orada çalıştıklarını, patronun ... bey olduğunu, kendisinin işler bozulunca iş yerini devretmek istediğini, hatta kendisine bile teklif ettiğini, daha sonra Meryem hanım iş yerini devraldıklarını, devraldıktan sonra ismini ... olarak değiştirdiğini, davalıya ait iş yerinin öncesinde ... bey tarafından devredilince ..., sonrasında ... bey tarafından işletildiği zamanlarda gelen müşterilere buranın ...'nin şubesi olduğunu söylediklerini, fakat davalı devraldıktan sonra buranın ... olduğunu söylediklerini, zaten orasının ... ismi ile iş yapamadığını, bu nedenle ... beyin devrettiğini, Meryem hanım devraldıktan sonra iş yerini tekrar toparladığını, gelen müşterinin ... hanımın sahibi olduğu için geldiğini, onun çabaları sebebi ile geldiklerini, ... isimli şahsın soyadının ... olduğunu, ... beyin iş yerinin işletmecisi ve patronları olduğunu beyan etmiştir. İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/64 D.İş sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... tarafından ..." markasına tecavüz ettiği iddiasıyla davalı ... aleyhine delil tespiti talep edildiği, marka vekili bilirkişi ...'tan alınan 29/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda; "...Yukarıdaki bilgileri bulunan markanın haklarının tespit isteyen tarafa ait olduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğu, dosyaya delil olarak sunulan karşı tarafa ait işyerinde çekilen fotoğraflarda tabela, fiş, broşür üzerinde "..." olarak kullanıldığı, karşı tarafın bu şekilde kullanımının benzerlik yarattığı, fakat markaya tecavüz ve haksız rekabet unsurlarını tam olarak barındırmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesi'nce alınan 05/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Davacıların "..." markasının ...7 no ile 43. sınıfta, "..." markasının ... no ile 43. Sınıfta Türk Patent nezdinde tescilli olduğu, davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... no ile tescilli "..." markasının 43. Sınıfta yer alan hizmetlerde Türk Patent nezdinde tescilli olduğu, taraf markalarının 43. Sınıfta yer alan “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri"nde tescil edildiği ve kullanıldığı, söz konusu hizmetlerin orta düzeyde tüketiciye hitap eden hizmetlerden olduğu, taraf markaları aynı anda yan yana göremeyen orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa düşme ihtimalinin mevcut olduğu, davalı markasının SMK 6/1 ve 6/3 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, yukarıdaki tespitleri doğrultusunda davalının kullanımlarının SMK. kapsamında marka hakkına tecavüz halleri düzenleyen SMK 29/a hükmüne göre marka hakkına tecavüz teşkil edebileceği, SMK 155. maddesi uyarınca davalının, davacının tescilli markalarından sonraki tarihli markasını burada savunma olarak ileri süremeyeceği, davalının başvurusunu kötüniyetle yaptığı kanaatinde oldukları ve fakat bu konudaki nihai değerlendirme ve takdir hakkının mahkemeye ait olduğu, davalının ... no ile "..." tescilli markasının tesciline 09.03.2018 tarihinde, dava tarihi itibariyle söz konusu markanın tescil tarihinden 5 yıllık sürenin geçmemiş olması nedeniyle, davalının iddialarının konusu olan sessiz kalma suretiyle hak kaybı koşullarının oluşmadığına dair görüş bildirmişlerdir.İlk derece mahkemesince alınan 23/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davalı tarafın itirazlarının yeniden incelenmesi neticesinde, kök raporda belirttikleri tespit ve görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığına ilişkin görüş bildirmişlerdir.
GEREKÇE:Dava; davalı adına tescilli ... numaralı “...” markasının hükümsüzlüğü ve davalının marka kullanımları ve işletmesindeki ticari faaliyetinin davacıların marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalının öncelikle usule ilişkin istinaf talebi incelenmiştir. Dosya incelendiğinde; davalının markasının hükümsüzlüğüne dayanak yapılan "..." ve " ..." markalarının davacılar ... ve ... adına tescilli oldukları, davacı ... Ltd. Şirketi’nin bu markaların sahibi olmadığı gibi, markaları inhisari lisans sözleşmesi ile kullandığına dair de dosyada bir delil bulunmadığı halde, Mahkemece bu davacı yönünden marka hükümsüzlüğü davasının aktif taraf ehliyeti bulunmadığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken, tüm davacılar yönünden hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Dosya kapsamındaki deliller ile davacı ... Ltd. Şirketi’nin marka sahibi diğer davacıların rızasıyla markayı uzun süredir kullanmaya devam ettiği, bu nedenle markaya tecavüz ve haksız rekabetten dolayı zarar göreceği, bu nedenle marka sahibi olan diğer davacılarla birlikte markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasını açabileceği anlaşıldığından, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davalı vekilinin müvekkiline ait markanın davacılar ... ve ...’e ait markalar ile benzer olmadığına ve kötüniyetle tescil edilmediğine dair istinaf taleplerinin incelenmesinde; davacılara ait markalar ile davalının markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, markalarda yer alan diğer kelimelerin tanımlayıcı nitelikte olup, "..." ibaresinin markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler için ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğu, davalının markasında yer alan "..." ibaresinin ve şekil unsurunun markaları farklılaştırmaya yetmediği, markaların hitap ettikleri ortalama tüketicinin aklında kalacak olan marka unsurunun "..." ibaresi olacağı bilirkişi raporları ile de tespit edilmiştir. Davacı ...’ün ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 29. sınıfta "Hazır çorbalar ve hazır yemekler." için tescilliyse de, dosyada mevcut işletme belgeleri ile uzun yıllardan bu yana davalının markasının tescilli olduğu 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" kapsamındaki lokanta işletmeciliğinde kullanıldığı, kendi sektöründe belli bir bilinirliğe ulaştığı, bu nedenle davacı ...’ün "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğu, kaldı ki davacının markasının tescilli olduğu "Hazır çorbalar ve hazır yemekler." emtiasının 43. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" ile de bağlantılı olduğu, davacı ...’nın ... tescil numaralı "..." markasının da 43. sınıfta "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için tescilli olduğu, yani davalının markasının davacılara ait markalar ile aynı ve bağlantılı mal ve hizmetler için tescil edildiği, ortalama tüketicinin davalının markasını davacılar ... ve ...’ya ait ve lokantacılık alanında belli bir bilinirliği olan markalar ile karıştırılabileceği, bu davacıların seri markası olduğunu düşünebilecekleri, bu şekilde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalının markasının SMK’nun 6/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.Yine davalının iş yerini devralırken "..." markasını ve işletme adını kullanma hakkını da devraldığına dair dosyada bir delil bulunmadığı, davalının daha önce işçi olarak çalıştığı iş yeri nedeniyle davacıların marka haklarından haberdar olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalının işletmeyi devraldıktan sonra, davacıların izniyle markayı kullandığını bildiği önceki işletmenin markasına ve işletme adına oldukça benzer olan "..." markasını tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu, bu nedenle davalının markasının SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüz kılınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davalının markaya tecavüz ve haksız rekabete ilişkin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; alınan bilirkişi raporları delil tespiti ve tanık anlatımlarıyla; davalının işletme adında ve iş evrakında ve eşyasında, intrenet sitesinde ve tanıtımlarında kullandığı "..." markasının davacı ... . Şirketi’nin kullanımında olan ve davacılar ... ve ...’ün tescilli markaları ile karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olduğu, davalının lokantacılık sektöründe belli bir bilinirliğe sahip olan davacılara ait markaların bilinirliğinden yararlanmak amacıyla bu markayı kullandığı anlaşılmıştır. Davalının bu kullanımları davacıların markadan kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğundan, mahkemece davacıların açtıkları marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının kabulüne karar verilmesi yerindedir.Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talebinin kısmen kabulüne, diğer istinaf taleplerinin reddine, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, deliller toplanmış olduğundan kazanılmış haklar saklı kalmak şartıyla yeniden hüküm kurulmasına, davacı ... Tic. Ltd. Şirketi’nin açtığı marka hükümsüzlüğü davasının HMK’nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca aktif taraf ehliyeti bulunmadığından usulden reddine, davacılar ... ve ...’ün açtıkları marka hükümsüzlüğü davasının kabulüne, davalının ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacıların açtıkları marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının kabulüne, davalı tarafından davacının marka hakkına yönelik tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, önlenmesine ve men'ine, hükmün Türkiye çapında yayın yapan günlük gazetelerden birinde ilanına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin15/12/2022 tarihli, 2020/67 Esas, 2022/219 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davacı ... Tic. Ltd. Şirketi’nin açtığı marka hükümsüzlüğü davasının HMK’nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca aktif taraf ehliyeti bulunmadığından USULDEN REDDİNE, Davacılar ... ve ...’ün açtıkları marka hükümsüzlüğü davasının KABULÜNE, davalının ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davacıların açtıkları marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının KABULÜNE, Davalı tarafından davacıların marka hakkına yönelik tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, önlenmesine ve men'ine, Hükmün Türkiye çapında yayın yapan günlük gazetelerden birinde ilanına 4-İlk derece yargılaması yönünden; a)Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, b)Kabul edilen marka hükümsüzlüğü davası yönünden davacılar ... ve ... lehine Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılar ... ve ...'e verilmesine, c)Reddedilen marka hükümsüzlüğü davası yönünden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin Davacı ... Tic. Ltd. Şirketi’nden alınarak davalıya verilmesine, ç)Kabul edilen marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası yönünden davacılar lehine Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, d)Davacı tarafından yapılan 54,40 TL harç, 203,00 müzekkere ve tebligat gideri, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti ve Değişik iş dosyası masrafları 1.042,00 TL olmak üzere toplam 3.299,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinaf yargılaması yönünden;a)İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, b)İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacı ... Tic. Ltd. Şirketinden alınarak davalıya verilmesine, c)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.