mahkeme 2023/206 E. 2024/1665 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/206
2024/1665
24 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/206 Esas
KARAR NO: 2024/1665 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2022
NUMARASI: 2021/154 E. - 2022/108 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ: 24/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait "..." markasının Türkiye'de ve yurt dışında tanınır olmasını ve ayırt edicilik kazanmasını müvekkilinin sağladığını, davalılardan ... tarafından haksız ve kötü niyetli olarak kendi adına TPE nezdinde ... nolu "..." markasının tescilinin İstanbul 2.FSHHM'nin 19.09.2013 tarih, 2012/68 E.-2013/75 K. Sayılı kararı ile hükümsüzlüğüne karar verildiğini, hükümsüz olan "..." markası ile davalıların, müvekkili markasını haksız ve kötü nöyetli olarak kullandığını, marka hakkında tecavüz ettiğini, müvekkilinin ürettiği mallar ile aynı mal ve hizmet sınıfında eşyalar üreterek piyasaya sürdüğünü ve haksız kazanç elde ettiğini, davalı ...'un ayrıca 2011 yılında kurulan ... isimli şirketin de yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu şirket ile birlikte müvekkilinin markasına haksız tecavüzde bulunarak ve haksız rekabet ika ederek müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını belirterek, müvekkiline ait "..." markasını Türkiye'de ve yurt dışında haksız, kötü niyetli olarak kullanan davalıların müvekkilinin markasına vaki tecavüzlerinin durdurulması için başta 556 sayılı KHK olmak üzere ilgili yasal düzenlemeler uyarınca öncelikte tedbir kararı verilmesini, marka tecavüzlerinin önlenmesini, giderilmesine, haksız rekabetin men'ine ve bilirkişi raporu ile hesap edilecek zarar ve kar mahrumiyeti miktarına göre taleplerini artırma hakları saklı kalmak kaydı ile 556 sayılı KHK'nın ilgili maddeleri ve sair her tür yasal düzenleme uyarınca 90.000,00 Euro maddi zarar ve yoksun kalınan kâr, 10.000,00 Euro da manevi olmak üzere toplam 100.000,00 Euronun davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 20.04.2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkilinin davalılar tarafından toplam 107.691,15.Euro zarara uğratıldığını, bu sebeple fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtıkları davada maddi tazminat ve yoksun kalınan kar yönünden davadaki 90.000,00 Euro olan taleplerini 107.691,15 Euro'ya çıkarttıklarını, bu nedenle davayı 17.691,15 Euro ıslah ettiklerini beyan etmiş, 19.04.2016 tarihli makbuz ile ıslah harcını yatırdığı görülmüştür.
CEVAP: Davalılar vekili 06.07.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı tahakkuk eden davanın bu yüzden reddi gerektiğini, davacının nizasının davalı ... ile olduğunu, diğer davalılar bakımından husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, davacının teminat göstermesinin gerekli olduğunu, müvekkillerinin kesinlikle kötü niyetli olmadıklarını, ayrıca haksız kazanç da elde etmediklerini, davacının cirolarındaki azalmanın müvekkillerine yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, 2008 yılında ciro kaybına başlayan davacının neden hükümsüzlük davası açmak için 2012 yılına kadar beklediğinin anlaşılamadığını, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu belirterek, huzurdaki davanın zaman aşımı, husumet ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR: İstanbul (Kapatılan) 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 08.12.2016 tarih 2015/122 E. - 2016/131 K.sayılı kararıyla; "Davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile; davalının, davacının "..." markasına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, haksız rekabetin men'ine, davalının markaya haksız tecavüzünden dolayı 96.702,35 EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine" karar verdiği görülmüştür.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizin 27/01/2020 tarihli 2017/3671 E. - 2020/178 K.sayılı kararıyla; "...Mahkemenin kabulüne göre de; davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde yetersiz inceleme yapıldığını, davacının ticari defter ve kayıtlarını süresinde sunmadığını,ilk derece mahkemesince tazminat belirlenirken KHK66/a ve b maddelerinin karıştırılarak hükme esas zarar miktarının tespit edildiğini, müvekkilleri ... ve ... firması ile, davacının ticari ilişkide bulunduğunu beyan ettiği ..., ... ve ... firmaları arasındaki ticari ilişkinin irdelenmesi, davacının markasının kullanılması suretiyle haksız rekabet yaratılıp yaratılmadığının tespiti ve davacının distrübütörü ... firmasının kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini ileri sürdüğü anlaşılmış, davacı tarafın davalı tarafın markaya tecavüzü nedeniyle, Türkiye'deki ticari kazancının düştüğünü ileri sürdüğü, tercümesi ibraz edilen ticari kayıtlarında da Türkiye'de ilişkide bulunduğu firmaların bu dört firma olduğunun görüldüğü, bu durumda davalıların bu şirketlerle ticari ilişkisinin ve davaya konu markaları taşıyan ürün alışverişinin bulunup bulunmadığının, yıllık kazancın ne kadarının bu ürün satışından oluştuğunun ve davacının kazanç kaybının davalıların markaya tecavüzü ve haksız rekabetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve ne kadarlık kısmının bu nedenle oluştuğunun araştırılmadığı, yetersiz ve eksik inceleme ile karar verildiği kanaatine varılmıştır. Davalılar vekilinin, davalı şirketler yönünden husumet itirazının değerlendirilmemesi, kabule göre de tazminat hesabı yönünden eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi nedeniyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı şirketlerin husumet itirazları incelenerek ve yukarıda işaret edilen hususlarda yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/09/2022 tarihli 2021/154 E. - 2022/108 K. sayılı kararıyla; "...Tüm bu açıklamalar muvacehesinde İstanbul 16. Hukuk Dairesi, 2017/3671 Esas, 2020/178 Karar, 27/01/2020 tarihli kaldırma kararı doğrultusunda yapılan incelemede davalı tarafça verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, 06/09/2021 tarihli dilekçe ile defterlerin temin edilemediğine ilişkin açık beyan ve ek raporlar doğrultusunda kaldırma gerekçesine konu hususların araştırılamadığı, husumete ilişkin yapılan değerlendirmede davalı ... ile diğer davacılar, ... A.Ş. ve ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin grup şirketleri oldukları, aynı merkezden yönetildikleri, şirketler arasında ilişki ve yakınlık bulunduğu, dolayısıyla ilişkili kişi pozisyonunda oldukları, bu nedenlerle davalıların husumet itirazlarının yerinde olmadığı gözetilerek davalı kullanımlarının davacıya ait ... ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine haksız rekabetin menine, davalının marka hakkında tecavüz nedeniyle 96.702,35 EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair davanın kısmen kabulü yönünde karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,1-Davanın KISMEN KABÜL KISMEN REDDİ İLE; davalı kullanımlarının davacıya ait ... ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine haksız rekabetin menine, 2-Davalının marka hakkında tecavüz nedeniyle 96.702,35 EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkillerine ait ticari defterlerin tüm aramalara rağmen bulunamaması nedeniyle dosyaya sunulamadığını, buna rağmen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Zamanaşımının gerçekleştiğini, marka tescilinden 4 yıl sonra 19.03.2012 tarihinde hükümsüzlük davası, 7 yıl sonrada tazminat davası açtığını, tazminat taleplerinin dava ve ıslah tarihinde zamanaşımına uğradığını, hükümsüzlük kararından 2 yıl sonra o ana kadar husule getirdiği güvene aykırı ve çelişki teşkil edecek mahiyette tazminat davası açılmasının MK’nun 2.maddesine aykırı olduğunu, Davanın husumet yokluğu yönünden reddi gerektiğini, Mahkemece yetersiz-noksan araştırma ve inceleme yapıldığını, Davacı firma Mahkeme kararına rağmen ticari defter ve kayıtlarını verilen sürede sunmadığı halde TTK ve HMK'ya aykırı olarak bazı grafik ve tabloların bunlar yerine kaim sayıldığını, Davacının gerçekten bir zararı olsa idi dahi zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış olmasının gözetilmesi gerektiği halde gözetilmediğini, Davacı tercihi hilafına 556 sayılı KHK'ya aykırı olarak hesaplama yapılmasının, muvafakatleri olmamasına rağmen bilirkişi hesaplama yönteminin değiştirilmesinin, 556 sayılı KHK 66, maddede ki (a) ve (b) şıklarının mezcedilerek hükme esas zarar miktarının tespitinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacının Türkiye'de yerleşik bir firma olmaması ve dava dosyasına sunulan bilgilerin denetlenebilir olmamasına ve bu husus bilirkişice belirtilmesine rağmen ticari defter kayıt özetlerinin, grafik ve tabloların bilirkişi incelemesine-raporuna-hükme esaalınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bilirkişinin, davalılar ... Tek..A.Ş. ve Displey Tek..Ltd. Şii'nin 2014 ve 2015 yılı faturalarının incelenmesi neticesinde dava konusu "..." markasını faturalarında veya benzeri belgelerde kullanmadığı, satışını yapmış olduğu ürünlerin markası olarak herhangi bir yere yazmadığının tespit edildiğine dair tespitine rağmen davacıya zarar verdiğine dair varılan sonucun doğru olmadığını, Davacının Türkiye satışlarında gerçekten bir azalma oldu ise bunun tek nedeninin isnat ettiği marka kullanımı olduğunun ispat edilmemiş olduğunu, Mahkemenin 03.11.2015 tarih ve 6 no'lu kararınında açıkça 09.09.2014'ten dava tarihine dek yapılacak hesaplama yönünden ara karar oluşturulmakla birlikte davacı tarafından da itiraza uğramadığı halde aşkın biçimde ilgisiz-geçmiş yıllara sari olarak yapılan hesaplama vd. nedenler muvacehesinde davanın reddi yerine kabulünün hatalı olduğunu belirterek, davanın kısmen kabulüne dair hukuka aykırı kararın icrasının tehirine, bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili 27/12/2022 tarihli ek istinaf beyanlarında ise; yerel mahkeme kararının sorumluluğun tespiti ve tazminat miktarının belirlenmesi hususunda çelişkili olduğunu, Müvekkili ...’ün diğer davalı şirketlerde ortaklığının bulunmasının tazminattan tüm davalıların sorumlu tutulması için dayanak teşkil etmediğini, davalı şirketlerin markayı kullandıklarının tespit edilemediğini, Tazminatın Türk Lirası yerine Euro cinsinden belirlenmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece denetlenmesi mümkün olmayan Almanya’daki bir şirketin kayıtları üzerinden müvekkillerini sorumlu tuttuğunu belirterek, davanın kısmen kabulüne dair hukuka aykırı kararın icrasının tehirine, bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul 2.FSHHM'nin 2012/68 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; 2012/68 E. - 2013/175 K.sayılı 19.09.2013 tarihli kararıyla, davalı ... adına tescilli ... başvuru numaralı markanın kötüniyetle tescil edildiğinden bahisle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği, kararın Yargıtay 11.HD'nin 17.04.2014 tarihli 2014/111 E. - 2014/7636 K.sayılı kararıyla onanarak, tashihi karar talebinde bulunulmadığından kesinleştiği görülmüştür. Davacı vekilinin 03.12.2015 tarihli dilekçesinde; maddi zarar hesaplanmasında 556 sayılı KHK 66/a maddesinde düzenlenen "Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markayı kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" yoksun kalınan kazancın ve ayrıca manevi tazminatın hesaplanmasını talep ettiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince Yeminli mali müşavir Prof. Dr. ..., Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Görevlisi ...’ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 03.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda; ODTÜ'den gelen yazıda, davalılardan ... adına kayıtlı alan adının 24.09.2009 tarihinden 23.09.2015 tarihine kadar davalı adına kaydının bulunduğunu, davalı ....Ltd Şti'nin 2014- 2015 yılı faturalarında "..." markasını faturalarında ve benzeri belgelerde kullanmadığını, davacının Türkiye'de yerleşik bir firma olmaması ve dosyaya sunulan belgelerin denetlenir olmaması nedeniyle davalı internet sitesinin satışların oluşumunda % 50 katkısının bulunduğunun kabulü ile davalı ... şirketinin markanın katkısı ile elde ettiği kâr'ın 2014 -2015 yıllarında 102.217,60 TL, davalı ... şirketinin 50.270,84 TL olduğu, 2014 yılında zarar ortaya çıktığını, satışların ... şirketine kaydırıldığı kanaatinde olduklarını, davacı markasının katkısı ile elde ettiği kâr'ın 11.087,13 TL olduğunu, markanın kâr'a etkisinin %25 kabul edildiğinde davacının yoksun kaldığı kazancının ... yönünden 25.554,20 TL, ... yönünden 2.771,78 TL olduğunu beyan etmişlerdir. Taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan 10.03.2016 tarihli ek raporda; İstanbul 2.FSHHM'nin 2012/68 E. Sayılı dosyasına sunulan davacının Türkiye satışları esas alındığında 2007 yılından sonra net satışlarında önemli bir düşüşün gerçekleştiğini, davacının bu dönemdeki Türkiye'de yaptığı satışlar nedeniyle kâr marjının belli olmadığını, bu durumda davalılardan ...'un 2014 yılı olağan kâr marjının alınmasının en makul olduğunu, bunun da %23,86 olduğunu, davacı markasının davalı internet sitesinde kullanıldığı sonucuna varılması halinde 19.08.2008 - 31.12.2012 dönemi için kazanç kaydının 73.088,15 Euro olduğunu, 01.01.2013 - 10. 06.2015 dönemi için davacı finansal bilgilerinden kazanç kaydı hesaplanamadığından, davalı ... Aş için hesaplanan tutardan yola çıkılarak davacının kazanç kaybının 83.097,78 TL olduğunu beyan etmişlerdir. Bilirkişi heyetinden alınan 01.06.2016 tarihli 2.ek raporda; davacının yoksun kaldığı kazancın 19.08.2008 - 31.12.2014 dönemi için 86.983,91 Euro, 01.01.2015 - 10.06.2015 dönemi için davalı kayıtlarına göre yapılan hesaplamada 15.015,42 TL olduğunu, beyan etmişlerdir. Dairemiz kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonrasında aynı heyetten alınan 10/08/2021 tarihli ek raporda; davalıların ticari defterlerinin incelenmesi için şirket yetkililerine ve vekillerine ulaşılamadığından, ulaşıldığında da bilirkişi heyetine geri dönüş yapmadıklarından, işyerinde defter veya belge incelenmesinin yapılamadığı, davalıların 2008 - 2015 yılları arası ticari defterlerini, düzenlediği ve kullandığı faturalarını mahkemeye sunması veya mahkemenin belirlediği tarih ve saatte mahkemeye getirmesi halinde ancak incelenebileceği bildirilmiştir. Aynı heyetten alınan 21/02/2022 tarihli 4. ek raporda; davalı ... ile diğer davacılar, ... Sist. San ve Dış Tic A.Ş. ve ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin grup şirketleri oldukları, aynı merkezden yönetildikleri, şirketler arasında ilişki ve yakınlık bulunduğu, dolayısıyla ilişkili kişi pozisyonunda oldukları kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
G E R E K Ç E: Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmış, istinaf süresi dolduktan sonra 28/12/2022 tarihinde sunulan dilekçesindeki ek istinaf talepleriyle ilgili inceleme yapılmamıştır. Davalılar vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf talepleri incelendiğinde; Dairemizce yapılan ilk istinaf incelemesi sonucunda verilen kararda da belirtildiği gibi, marka kullanımının devam etmesi nedeniyle zamanaşımının gerçekleşmediği, davacının, davalı ...’a ait markanın tescil başvurusunun yapıldığı 2008 yılından dört yıl sonra 2012 yılında, yani 5 yıldan daha kısa bir sürede markanın hükümsüzlüğü için dava açtığı, bu davanın açılmasından sonra da markaya tecavüz edildiği iddiasıyla 2015 yılında işbu davayı açtığı, bu nedenle davalı tarafın marka kullanımlarına sessiz kaldığından veya kötüniyetle hareket ettiğinden söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla, bu yöndeki istinaf talepleri kabul edilmemiştir. Davalılar vekilinin husumete ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; davalılardan ...’a ait olduğu ve 2009 tarihinde tahsis edildiği tespit edilen www...com.tr alan adlı internet sitesi üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığı, davacı tarafın da bu konuda bir talepte bulunmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulduğu anlaşılan internet sitesine ait görsellerde davalı şirketlerin adlarının mevcut olmadığı, tanıtılan ürünler üzerinde de "..." markasının yer almadığı, ancak internet alan adında ve içeriğinde "..." ibaresinin kullanıldığı görülmüştür. Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararında, davalılardan ...’un davalı şirketlerle ilişkisinden söz edilerek, davalı şirketlerin de markaya tecavüz ve haksız rekabetten sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında da davanın kabulüne karar verilmişse de, bu hususta davalı şirketlerin savunmalarının aksini gösteren bir delilin dosyada mevcut olmadığı, bilirkişiler tarafından davalı şirketlerin ticari kayıtları üzerinde yaptıkları incelemelerde, gerek faturalarda, gerekse ürünlerde "..." markasının kullanılmadığının tespit edildiği, davacının iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, yine davalı tarafından dosyaya sunulduğu anlaşılan internet sitelerine ait görseller incelendiğinde, davalı ...’ün internet üzerinden yaptığı satış faaliyetlerini davalı şirketler aracılığıyla yürüttüğüne veya davalı şirketlerin satış faaliyetlerini ...’a ait internet sitesi üzerinden yürüttüklerine dair bir delil bulunmadığı tespit edilmekle, tüm bu nedenlerle; Mahkemece davalılar ... San. ve Dış Tic. A.Ş. ve ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şirketi hakkında açılan davaların ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalılar vekilinin hesaplanan maddi tazminata ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; davacının davalılar tarafından "elemntone" markasının kullanılması nedeniyle zarara uğradığını ve zarar miktarını ispatlaması gerektiği, davacının 556 sayılı KHK’nın 66/2-a maddesi uyarınca mahrum kaldığı karın tespiti için davacı şirketin tecavüzün devam ettiği süreçte Türkiye’de ne kadar ürün sattığının ve ürün başına elde ettiği karın tespiti gerektiği, Dairemizin kaldırma kararında da belirtildiği şekilde; bu tespitin yapılabilmesi için davacının Türkiye’de ticari ilişkide bulunduğunu beyan ettiği ..., ... ve ... firmaları ile yaptığı ticaret hacminin tespiti için kayıtların dosyaya sunulmadığı, bu şirketler ile davalı ... arasındaki ticari ilişkinin incelenmesi gerektiği halde, davalı tarafça ticari kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, davacı tarafça bu kayıtların Mahkemece ilgili firmalardan istenilerek incelenmesi yönünde bir talepte de bulunulmadığı, aksine davacı vekili tarafından duruşmada dosyada bulunan mevcut delillere göre tazminat hesaplaması yapılmasının talep edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; davalı ve davacı tarafın ticari kayıtları incelenemediğinden; davacının mahrum kaldığı karın ne kadar olduğunun kesin olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı, maddi tazminatın Mahkemece TBK’nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca takdir edilmesi gerektiği halde, Mahkemece Dairemiz kaldırma kararına rağmen, daha önce alınan ve tazminat hesaplamasının eksik incelemeye dayalı oldukları Dairemizce tespit edilen bilirkişi raporlarına dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de yerinde olmamıştır. Davalı ...’ün alan adının tahsis edildiği tarihten önce markayı kullandığına dair dosyada bir delil bulunmadığından ve davalının kötüniyetle markayı tescil ettirdiği kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğundan, davalının markasının tescilli olduğu dönemdeki marka kullanımları da markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil edeceğinden, alan adının tahsis tarihi olan 24/09/2009 tarihinden dava tarihi olan 10/06/2015 tarihine kadar olan dönem için TBK’nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın belirlenmesi gerekir. Dosyada mevcut deliller ve tüm dosya kapsamı ile; davalının ürünlerini Euro karşılığı sattığına dair dosyada bir tespitin mevcut olmadığı, davanın açıldığı tarihte T.C. Merkez Bankası efektif satışında 1 Euro’nun TL karşılığının 3,1050 TL olduğu, davalı tarafından satılan ürün miktarının ve davacının cirosundaki azalmanın kesin olarak tespit edilemediği, davacının cirosunda azalma mevcutsa ne kadarının davalının marka kullanımından kaynaklandığının da tespit edilemediği, bu durumda davalının kusur derecesine ve markayı kullandığı süreye, markanın kullanıldığı mal ve hizmetlerin cinsine, kullanım şekline göre 10.000,00 Euro maddi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmasına, davalılar ... San. ve Dış Tic. A.Ş. ve .. İnşaat San. Tic. Ltd. Şirketi hakkında açılan davaların ispatlanamaması nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı ...’ün kullanımlarının davacıya ait "..." ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine haksız rekabetin menine, davalının marka hakkına tecavüz nedeniyle 10.000,00 EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davalılar vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/09/2022 tarihli, 2021/154 Esas, 2022/108 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davalılar ... San. ve Dış Tic. A.Ş. ve ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şirketi hakkında açılan davaların ispatlanamaması nedeniyle REDDİNE, Davalı ... hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalı ...’un kullanımlarının davacıya ait "..." ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine haksız rekabetin menine, Davalının marka hakkında tecavüz nedeniyle 10.000,00 EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, 3-İlk derece yargılaması yönünden; a-Harçlar Kanunu uyarınca hesap olunan 2.121,00 TL karar harcının, peşin yatırılan 5.276,95.TL ve ıslah ile yatırılan 972,81.TL harcın toplamı olan 6.249,76 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 4.128,76 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine, b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...’dan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/2. uyarınca davacı vekili yararına kabul edilen maddi tazminat yönünden hesap olunan 31.050,00 TL vekalet ücretinin davalı ...’dan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden davalılar ...İnşaat San. Tic. Ltd. Şirketi ve ... San. ve Dış Tic. A.Ş.vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar ... San. Tic. Ltd. Şirketi ve...San. ve Dış Tic. A.Ş.’ne verilmesine, d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/3. maddesi uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalılar vekili yararına hesap olunan 31.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalılar vekili yararına hesap olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, f-Davacı tarafından davalılar ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şirketi ve ... San. ve Dış Tic. A.Ş. için yapılan 18,00 TL posta gideri hariç; 27,70 TL peşin harç, 1.100,00 TL bilirkişi ücreti, 655,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.783,20 TL'den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 165,72 TL’sinin davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, g-Davalılar tarafından yapılan: 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 49,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.549,50 TL'den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 928,81 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalan kısmının davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması yönünden;a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,b-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 135,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 356,20TL'nin, davacıdan alınarak davalılara verilmesine,c-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.