mahkeme 2022/1773 E. 2024/946 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1773
2024/946
17 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1773 Esas
KARAR NO: 2024/946
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/02/2022
NUMARASI: 2019/438 Esas - 2022/36 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))|İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 17/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından dava dışı/borçlu ... Hiz. Tic. Ltd. Şti'ne icra takibi başlatılmış ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası ile müvekkilin bulunduğu dükkana hacze gelindiğini, dosyasının borçlusu olan şirketin kendilerinden önceki kiracı olması nedeniyle durum izah edilmeye çalışıldıysa da gelen haciz memurlarının müvekkil şirkete haciz işlemini gerçekleştirdiğini, müvekkil borçlu olmamasına rağmen 11.000,00 TL'yi elden 05/07/2018 tarihinde Av. ...'a verdiğini, müvekkili dosya alacaklısı ... Turizm firması ile ilgili haciz işleminin daha öncesinde görüşmüş ve alacaklının müvekkilin borcu olmadığına dair müvekkile yazılı beyan vermiş olmasına rağmen aradan geçen zaman üzerine alacaklının müvekkile yeniden haciz işlemlerini göndermiş olduğunu, müvekkilin söz konusu icra dosyasının borçlusu olmadığının tespitine, haksız alınan bedelin yasal faizi ile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması ve işbu davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmaması sebebiyle usulden reddine, davacının borçlu olmadığı parayı haciz baskısı altında icra dosyasına ödemiş olduğu yönündeki iddialarının hiçbir dayanağı bulunmaması ve davanın haksız olarak ikame edilmiş olması sebebiyle işbu davanın esastan reddine, davacının işbu davayı kötü niyetli olarak ikame ettiğinden bahisle %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2022 tarih ve 2019/438 Esas - 2022/36 Karar sayılı kararıyla; "... söz konusu davanı hak düşürücü süre dolmadan açıldığı, davanın 11.000,00TL istirdat davası yönünden tefriki ile mahkememizin en son esasına kaydına karar verildiği, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından dava dışı/borçlu ... Hiz. tic. Ltd. Şti'ne icra takibi başlatıldığı ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası ile davacının bulunduğu iş yerinde haciz işlemleri için gidildiği, davacı kiracı olarak bulunduğu dükkanda icra dosyasının borçlusu olan dava dışı şirketin kendilerinden önceki kiracı olması nedeniyle haciz baskısı altında borçlu olmadığını iddia ederek 11.000,00 TL'yi elden 05/07/2018 tarihinde ödediği, bilirkişi tarafından sunulan raporda davacı ve davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, ticaret sicil memurluğundan gelen sicil kayıtları yukarıda ayrıntıları ile incelendiğinde davacının kuruluş tarihi itibariyle davalı alacaklının ve dava dışı borçlu şirket ile herhangi bir ticari ilişkisi mevcut olmadığı, davacı şirket ile dava dışı şirket arasında her hangi bir bağın bulunmadığı, dava konusu takip nedeniyle davcı şirketin davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemesi nedeniyle usulden reddi gerekmekte iken, mahkeme tarafından işbu hususun dikkate alınmadığını; somut olayda 11.000,00 TL'lik ödeme 06/07/2019 tarihli hacizde yapıldığını, davanın ise 08/07/2019 tarihinde açıldığını, hak düşürücü sürenin neye göre dolmadığını Mahkeme gerekçeli kararında belirtilmediğini, Mahkeme kararında maddi olaylar arasındaki rabıta ve neden sonuç ilişkisi görmezden gelinerek, itirazlarımıza konu olan salt işbu bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar verildiğini, salt bilirkişi raporuna yer verilmek suretiyle verilen bir mahkeme kararının gerekçe ihtiva ettiğinden bahsedilemeyeceğini, Mahkeme kararının tek dayanağı olarak görünmekte olan bilirkişi raporuna karşı itirazlarımızın hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, Herhangi bir ihtirazi kayıt bulunmaksızın, ödeme yapan davacının haciz mahallinde, borçluya ait eşyalarının bulunduğunun bilirkişi raporuna itirazlarımızda belirtilmesine rağmen, Mahkemece işbu itirazların dikkate alınmayarak eksik inceleme ile hazırlanan subjektif rapor sonucuna göre bir karar verildiğini, Bilirkişi tarafından davacı ve davalı müvekkilimiz defterleri incelenmesine karşılık, davalı alacaklı müvekkilimiz ile dava dışı borçlu şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı beyanında bulunulduğunu, raporda işbu ilginç beyanın gerekçesi ise hiçbir yerde gösterilemediğini, Borcun kıymetli evraktan kaynaklanan bir borç olduğunu, şirket ticari defterlerine kıymetli evrakların kaydedilmesinin zorunlu olmadığını, bilirkişi tarafından işin bu taraflarına hiç girilmemiş olsa dahi işbu hususun da nazara alınması gerektiğini, Davacı yan tarafından fuzuli istihkak iddiaları ile gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulmasına karşılık işbu husus yargılamaya konu edilmemiş borçlunun alacaklılarından mal kaçırmaya dönük eylemler icra ettiğinin görmezden gelindiğini, Haciz esnasında her zaman düzenlenebilir neviden herhangi bir vergi levhası, kira sözleşmesi yahut sair bir evrak dahi sunulamadığını, üstelik ilgili tarihte yer alan tutanakta alacaklı vekili, daha önce yaptıkları hacizde de aynı mahcuzların yer aldığını belirtmiş ve davacı şirket ile dava dışı borçlunun aslında ortak hareket eden, alacaklılarından mal kaçırmak saikiyle muvazaalı işlemler yapılmakta olduğuna işaret etmiş olup, ilgili şahıs tarafından da işbu iddialar hakkında hiçbir itirazda bulunulmadığını, 17/03/2017 tarihinde yapılan haciz sırasında mahalde bulunan ve haczedilen ufolar, 11/09/2017 tarihli yapılan haciz işleminde yerinde bulunamadığını, davacı şirket yetkilisinin aleyhe delil bırakmamak adına mahalli temizlediğini, davacı taraf mahalde hazır bulunan ... isimli şahsı kendisinin tanımadığı bir üçüncü şahıs olduğunu beyan etmiş ise de, ilgili şahıs 17/3/2017 tarihli hacizde de mahalde hazır bulunan şahıs olup, ilgili yer hakkında kendisininmiş gibi beyanlarda bulunduğunu, Davacı şirket yetkilisi tarafından borca karşılık senet düzenlendiğini ve ödeme yapıldığını, bu suretle borç da kabul edilmişken işbu davanın ikame edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığını, haciz tutanağında haciz baskı ve tehdidi altında davacı yanca bir senet düzenlendiğinden hiçbir şekilde bahsedilmediğini, Esasen yapılan hacizler sırasında davacı yan tarafından herhangi bir senet düzenlenmemiş olup, ara bir dönemde borç kabul edilmek suretiyle senet düzenlendiğini ve işbu nedenle de haciz baskı ve tehdidi altında bir ödeme yapılmadığını, Müvekkilimize dava dilekçesi dahi tebliğ edilmediğini, usule aykırı bir şekilde yürütülen yargılama sonucu verilen kararın hatalı olduğunu; sonradan haberdar olunan dava vekil sıfatı ile tarafımızca takip edilmesine rağmen tarafımıza da herhangi bir dava dilekçesi tebliğ edilmediğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE: Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının istirdat istemi yönünden dosyanın tefriki ile mahkemenin ayrı bir esasına kaydedildiği, işbu dosyada sadece menfi tespit istemi yönünden yargılama yapıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davanın kabulüne; Davacının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yeni ... Esas) takip nolu dosyası yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine." karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, dava dışı borçlu ... Hiz. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan icra takibi kapsamında kendisine ait iş yerine hacze gelindiğini, borçlu olmadığı ve borçlu ile aralarında organik bağ bulunmadığı halde iş yerinden menkul haczi ve tahsilat yapıldığını beyanla menfi tespit ve istirdat isteminde bulunmuş; davalı ise, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, ayrıca davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı vekili tarafından "Davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı" ileri sürülmüş ise de; davanın menfi tespit davası olması nedeniyle herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın açılabileceği anlaşıldığından, davada hak düşürücü süre sorunu olmadığı yönündeki mahkeme tespiti yerindedir. Davanın açıldığı İstanbul 16.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davalı şirket adresine tensip zaptının 31.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi ile kararın davalıya tebliğ edildiği, dosyanın gönderildiği İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından hazırlanan yeni tensip zaptının da davalıya 30.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan tebligatların usulüne uygun olması karşısında davalının "davadan haberdar olamadığı ve savunma hakkının kısıtlandığı" yönündeki savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlu ... Hiz. Tic. Ltd. Şti'ne karşı icra takibi başlatıldığı, Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası ile davacının iş yerine haciz işlemleri için gidildiği, davacının "Borçlu ile ilgilerinin bulunmadığı, borçlunun iş yerindeki kendilerinden önceki kiracı olduğunu" beyan ettiği, buna ilişkin belgelerin dosyada olduğu, davacı ile dava dışı borçlu arasında ticari ilişki veya organik bağ bulunduğuna dair herhangi bir delilin bulunmadığı da gözetildiğinde mahkemece davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.053,42 TL harçtan, peşin alınan 513,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.540,06 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.