mahkeme 2022/1513 E. 2024/958 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1513
2024/958
17 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1513 Esas
KARAR NO: 2024/958
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/06/2022
NUMARASI: 2021/52 Esas - 2022/148 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 17/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1995 senesinde kurulan Acil Tıp Asistan ve Uzman hekimlerin başta eğitim ve özlük hakları için aktif olarak faaliyet yürütmekte olan bir dernek olduğunu, müvekkilinin eğitim faaliyetleri kapsamında 2013 yılından bu yan "..." ismi ile eğitimler ve bilimsel çalışmalar gerçekleştirdiğini, davalının ise etkin sayılamayacak biçimde www...com adresi üzerinden ... adını içerir bazı paylaşımlar yaptığını, ayrıca davalının TPMK nezdinde ... sayı ile "... - ... - ..." ibareli markayı tescil ettirdiğini, derneklerinin yıllardır bu isimle faaliyet yürüttüğünü ve davalının müvekkilini bilmemesinin mümkün olmadığını ve davalının aynı sektörde ve aynı isimle gerçekleştireceği etkinliklerin, yurt içi ve yurt dışında müvekkili derneğin etkinlikleriyle ayırt edilemeyecek büyük bir yanılgıya sebebiyet vereceğinin aşikar olduğunu, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesinde tecavüzün önlenmesi de talep edilmiş ise de ön inceleme duruşmasında davacı vekili taleplerinin sadece hükümsüzlüğe ilişkin olduğunu bildirmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2011 yılından bu yana ambulans ve acil bakım teknikeri olarak çalıştığını, sahibi olduğu internet sitesinde üyesi olduğu Acil Servis Derneği kapsamında, aralarında ... (...)'nın uluslararası eğitimleri de olan eğitimleriyle sektöründe bu konuda öncü bir sağlık çalışanı olduğunu, 2012 yılında Acil Tıp Akademisi projesini oluşturup 23.01.2013 tarihinde ...com alan adını aldığını, bu tarihten sonra online eğitim faaliyetlerine başladığını, çeşitli hocalar aracılığıyla eğitimler, makalaler vb. dokümanlar yayınladığını, Türk Patent ve Marka Kurumu'na 14.01.2020 tarihinde ... numaralı “... - ...” ibareli markası için başvurduğunu ve söz konusu markanın Türk Patent nezdinde tescil ve koruma altına alındığını, davacı tarafın huzurdaki davayı ikame edebilmesi için öncelikle marka üzerindeki gerçek hak sahibi olduğunu ispat etmesi gerektiğini, ayrıca gerçek hak sahibi markayı üçüncü kişinin başvurusu veya varsa rüçhan tarihinden önce kullanmaya başlamış olması gerektiğini, davacı tarafın müvekkiline ait ... markasını müvekkilden önce kullanmaya başlamadığını, ancak söz konusu markayı bilinir hale getirmediğini ve davacının tüm iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu savunarak, haksız davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarih ve 2021/52 Esas - 2022/148 Karar sayılı kararıyla; "Tüm dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporu ile ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının tescilsiz marka kullanımının, davalının “... tescil nolu marka için başvuru tarihi olan 14.01.2020 tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğu, gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu, davacının kullanımı dikkate alındığında, 41. sınıfta markayı kullandığı ve bu kullanıma bağlı olarak ilgili sınıfta hak elde edildiği, hükümsüzlüğü istenen markanın tescil kapsamının da aynı şekilde 41. sınıf olduğu, dolayısıyla dava konusu ... tescil nolu markanın 41. sınıf 1. ve 2. alt grubunda yer alan eğitim ve öğretim hizmetleri, sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri için SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca kısmi hükümsüzlük şartının mevcut olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı ayrıca davalı tescilinin kötü niyetli olduğundan bahisle markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. SMK m.6/9’da kötüniyetli marka tescilinin nispi red nedeni ve hükümsüzlük sebebi olduğu açıkça düzenlenmiştir (SMK m.25/1). Kötü niyetin varlığını tespit konusunda genel bir kriter yoktur. Her somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılır. Kötüniyetli tescilin varlığına kanaat getirilmesi durumunda, kötüniyet bölünemeyeceği ve tescilin tamamını kapsayacağı için tam hükümsüzlük kararı verileceği Yüksek Yargıtay kararlarında ifade edilmektedir. Somut olay bu bilgiler ışığında değerlendirildiğinde; “davalının, davacının tescilsiz şekilde kullandığı markasının esas ve ayırtedici unsuru olan “...” ibaresini” tescil ettirmesinin, “ilgili markanın özgünlüğü, ayırdediciliği, davacı derneğin tescilli ismi ve tüzüğü , davalının da derneğin faaliyet alanıyla aynı alanda faaliyette bulunması karşısında tescilin kötü niyetli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kabulüyle markanın tümden hükümsüzlüğüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkemece bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, ancak tarafımızca yapılan itirazlar değerlendirilmeden karar verildiğini, Mahkemece davacının tescilsiz marka kullanımının, müvekkil marka için başvuru tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğu ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından sunulan delillerin hiçbirinin dava konusu markanın davacı tarafça eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğunu ispatlamadığını, Davacı tarafından sunulan ... - ... - 20 Aralık 2020 tarihli 2019 - 2020 Dönem Raporu, ... şeklinde kullanım nedeniyle kabul edilmiş, ancak bu raporun gerçekliğinin incelenmediğini, Söz konusu dönem raporunun ıslak imza, tarih bilgisi ve kaşe içermediğini, raporun içeriğinde yer alan 2019 tarihli eğitimlere ilişkin bir görselin yer almadığını, 20.000-TL ciro yapıldığı gösterilen eğitimlerin hiçbir faturası bulunmadığını, 2018 - 2019 yıllarına ilişkin eğitim görsellerinin dosyada mevcut olmadığını, kaldı ki, söz konusu 2019 - 2020 Dönem Raporu ve 2018 - 2019 Dönem Raporu dernek tüzüğüne, dernek karar ve işletme hesabı defterlerine işlenmediğini, bu nedenle, söz konusu raporların dava konusu markanın gerçek hak sahibinin tespitinde kesin delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Davacı tarafından sunulan medicalakademi.com.tr internet sitesinde yer alan ilan dosyada mevcut 02.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının markasal kullanımı kabul edilmiş, söz konusu rapor da yerel mahkemece hükme esas alınmıştır. Bu ilanda 19 / 20 Mart 2015 tarihinde Marmara Üniversitesi Pendik EAH Acil Tıp Kliniğinde - Ölçme ve Değerlendirme Eğitiminin verileceği yazılmıştır. Ancak söz konusu eğitimin yapılıp yapılmadığının dahi belli olmadığını, Mahkemece davacı tarafın delil olarak sunduğu 29 Mart 2016, 09 Eylül 2015, 18 Aralık 2014 ve 09 Ocak 2013 tarihli e-maillerin gerçekliğinin tespit edilmediğini, bu eğitimler davacı dernekçe gerçekten düzenlenmiş olsaydı bu eğitimlere ilişkin broşür - afişlerin dosya arasına sunulması gerektiğini, Ekran görüntüleri üzerinde değişiklik yapmanın mümkün olduğunu, davacı derneğin bilgisayarların incelenmesiyle maillere ilişkin gerçek tarihler ortaya çıkabilecekken, yalnızca ekran görüntüleri üzerinden yapılan incelemeyle itirazlarımız göz ardı edildiğini, Ayrıca tüm bu evrakları kabul etmemekle birlikte, davacı derneğin mailinde yer alan ilk eğitimi 2013 tarihine ait olup bir sonraki eğitim broşürü 2015 tarihine ait olduğunu, bu evraklara göre davacının 2 yıl boyunca hiçbir eğitim düzenlemediğini, davacı derneğin sunmuş olduğu mail evrakında yer alan tarihin 2013 olması, tamamen müvekkil davalıya ait alan adının tescil edildiği tarihten daha önce olması sebebiyle kasten seçildiğini, 02.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkil davalıya ait sunulan belgelerin hiçbirinde tarih bilgisi yer almadığı kanaatine varıldığını, ancak müvekkile ait eğitimlerin sunulduğu evraklarda ve ...com adresinde mevcut sunumlarda 27 Eylül 2014, 29 Eylül 2014, 4 Kasım 2016, 20 Ekim 2017, 2 Eylül 2018 gibi muhtelif tarihler açıkça yer aldığını, Yine bilirkişi raporunda müvekkil davalının 23.01.2013’te ...com alan adını almış olduğu tespiti yapıldığını, ancak bu internet sitesi üzerindeki müvekkil davalının dava konusu markayı kullanımları hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, Müvekkil bu sitenin alan adını 2013 tarihinde tesadüfi olarak elinde bulundurmak amacıyla almamış olup, alın adının alındığı tarihten itibaren kendi sunumlarını bu site üzerinde paylaştığını, alan adı 2013 yılından itibaren müvekkil davalıya ait olup bu durum dava konusu markanın sahibi olduğunun kesin kanıtı olduğunu, Mahkemenin müvekkil davalının kötü niyetli olarak marka başvurusu yaptığına dair kararının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından müvekkil davalının marka başvurusu yapıldıktan sonra kötüniyetli bir şekilde benzer bir alan adı alınarak kullanılmaya başlandığını, davacı en başından beri müvekkil davalının tüm faaliyetlerinden haberdar olup bu alan adıyla birlikte eğitimlerine başladığını, Davacı dernek huzurdaki davada müvekkil davalıyla iletişime geçerek markanın devri konusunda pazarlık yapmaya çalışmışken, müvekkilimizin kötü niyetli olarak marka başvurusu yaptığına dair tesis edilen kararın hatalı olduğunu, Mahkemece dosyada mevcut bilirkişi raporlarına dair yaptığımız itirazları giderecek, tüm çelişkileri ortadan kaldıracak ayrıntılı bir rapor alınmadığını, bilişim uzmanı tarafından bilgisayarlar üzerinde inceleme yapılması talebimizin değerlendirilmediğini, ayrıca dosyada mevcut tüm delillerin gerçekliği tespit edilmeden karar verildiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE: Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, " karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlar ile ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 38. ve 41. sınıfta 13/01/2020 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davacının, 1995 yılında kurulan Acil Tıp Asistan ve Uzman hekimlerin başta eğitim ve özlük hakları için aktif olarak faaliyet yürütmekte olan bir dernek olduğunu, bu kapsamında 2013 yılından bu yan "..." ismi ile eğitimler ve bilimsel çalışmalar gerçekleştirdiğinden bahisle ""..." ibareli marka üzerinde tescilsiz kullanımı bulunduğu ve markada önceye dayalı hak sahibi olduğundan bahisle, davalının marka tescilinin davacı markası ile birebir aynı olması ve tescilin kötüniyetli olması nedeniyle hükümsüzlük isteminde bulunduğu; davalının ise, davacının Acil Tıp Akademisi markasını kendisinden önce kullanmaya başlamadığını, söz konusu markayı bilinir hale getirmediğini ve davacının tüm iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istediği görülmüştür. Mahkemece toplanan tüm deliller ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporları uyarınca; davacının 2013 yılından bu yan "Acil Tıp Akademisi" ismi ile eğitimler ve bilimsel çalışmalar gerçekleştirdiği, "..." ibareli marka üzerinde tescilsiz kullanımı bulunduğu, davacının tescilsiz marka kullanımının davalının “... tescil nolu marka için başvuru tarihi olan 14.01.2020 tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olması nedeniyle gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu, davacının kullanımının 41. sınıfta olduğu ve buna bağlı olarak ilgili sınıfta hak elde edildiği, dolayısıyla davalının ... tescil nolu markasının aynı sınıf yönünden (41. sınıf 1. ve 2. alt grubunda yer alan eğitim ve öğretim hizmetleri, sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri) hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu; davacının ayrıca kötüniyetli tescile de dayanması nedeniyle yapılan incelemede, davalının, davacının tescilsiz şekilde kullandığı markasının esas ve ayırt edici unsuru olan “...” ibaresini” tescil ettirmesinin, ilgili markanın özgünlüğü, ayırdediciliği, davacı derneğin tescilli ismi ve tüzüğü, davalının da derneğin faaliyet alanıyla aynı alanda faaliyette bulunması karşısında tescilin kötü niyetli olduğu sonucuna varılarak, mahkemece kötüniyetin bölünmezliği kuralı da gözetilerek davanın kabulüyle markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi isabetli olmakla, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.