mahkeme 2025/772 E. 2025/853 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/772
2025/853
9 Eylül 2025
T.C.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/772
KARAR NO:2025/853
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/01/2025
NUMARASI: 2024/259 Esas,2025/34 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ:09/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ; davalı firma ile müvekkili şirket arasında 2021 yılı içerisinde ticari alış veriş olduğunu, bu ticari işin ilkinin 15.000,00-TL tutarında olduğunu, bu iş karşılığında davalı .... Şti.'ye (önceki ünvanı: ... Ticaret Ltd. Şti. olduğunu,) 19.07.2021 tarihinde ön ödeme olarak 10.000,00-TL ödeme yapıldığını, iş teslim edildikten sonra da 02.08.2021 tarihinde yine aynı hesaba 5.000,00-TL ödenmek suretiyle borcun ödendiğini, davalı firmanın da (... Şti. olan eski ünvanı ile) buna istinaden yapılan iş karşılığında 03.08.2021 tarih ... sayılı 15.000,00-TL tutarındaki faturayı düzenlediğini ve taraflar arasındaki ticari hesabın sıfırlandığını, şirket adının ...Grup olarak değiştiğini, müvekkili şirketin bu durumdan haberinin olmadığını, daha sonra müvekkili firmayla davalı şirketin ticari ilişkisinin bir süre daha devam ettiğini ve davalı tarafça müvekkili şirkete 08.11.2021 tarihli 61.334,21-TL tutarındaki fatura düzenlendiğini, kesilen faturada, ...OSB İşçilik adı altında 12.288,14-TL tutarında, daha önceden yapılan ve karşılığı alınmış olan alacak kalemini yeniden farklı bir ad ve tutarla mükerrer olarak faturalandırıldığını müvekkili şirket tarafından tespit edildiğini, iade fatura düzenlenerek davalı tarafa gönderildiğini, davalı firmaya banka üzerinden ödenen toplam nakit para ve kesilen fatura tutarının 74.235,51-TL olduğunu, davalı firmanın müvekkili firmaya yaptığı iş karşılığındaki fatura bedelinin ise 08.11.2021 tarihli 61.334,21-TL tutarında ki fatura olduğunu, davacının davalı şirketten 12.901,00-TL alacaklı olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine Şile İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile faturaya dayalı takip başlatıldığını, davacı müvekkilinin itiraz etmesi üzerine de İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/747 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, açılan bu davada yapılan yargılamada müvekkili şirketin davalı şirkete borcunun bulunmadığını, aksine 12.901,00-TL alacaklı olduğunu, bilirkişi raporu ile sabit olmasına rağmen, Mahkemenin davanın taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle ödenmeyen fatura bedelinin tahsili istemine dayanak yapılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, tüm bu nedenlerle; öncelikle Şile İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına, dosyaya yatan paranın davalı tarafa ödenmemesi için dava sonuna kadar tedbir konulmasını, müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile Şile İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile yapılan takibin iptalini, davalı şirketin haksız takip nedeniyle %20 oranında icra tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin de davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı tarafla konusu inşaat şantiye takibi ve insaat uygulama kalemleri (.....) olan işlerin yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, anlaşmaya uygun olarak işler tamamlanarak davacı şirkete teslim edildiğini, iş bedelinin bir kısmının davacı şirket tarafından ödendiğini, bakiye miktar ödenmediğinden davacı aleyhinde İstanbul Şile İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasından 07.12.2021 tarihinde 26.334,21-TL bakiye alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, gönderilen ilamsız takiplere ilişkin ödeme emrine, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunulduğunu, İİK 67/1 madde hükmü gereğince takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklının, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde Mahkemeye başvurarak, umumi hükümler dairesinde, alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceğini, müvekkilinin İstanbul Anadolu 9 Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını ve işbu davanın müvekkilinin haklı bularak karara bağlandığını, itirazın iptali davasının henüz kesinleşmediğinden ve derdest olduğundan tarafları ve konusu aynı olan işbu davanın, derdestlik sebebi ile reddedilmesi gerektiğini ayrıca davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması ve aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış bulunması, genel dava şartları olarak da belirlendiğini, tüm bu nedenlerle; haksız açılan davanın %20 kötü niyet tazminatı ile birlikte reddini, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, davanın Şile İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasında borçlu olunmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davası olduğunu, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/747 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın Şile İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali davası olduğu, Şile İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasında; alacaklının dava dosyasının davalısı, borçlunun dosya davacısı olduğu, icra dosyasındaki borcun sebebinin cari hesap alacağı olduğu, dava dosyasında yer alan davacı iddialarına esas cari hesap ilişkisi ile aynı hukuki ilişkiye dayandığı, alacaklının, itirazın iptali davası açmasından sonra, borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını kabul ederek, taraflar arasında aynı hukuki ilişkiden kaynaklı olarak açılmış ve görülmekte olan İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/747 esas sayılı dosyasının bulunduğu anlaşılmakla, derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinafında; taraflar arasında alış-veriş nedeniyle davalı Şirket tarafından Şile İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası ile faturaya dayalı takip başlattıklarını, davacının itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve davalı tarafından itirazın iptali için; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/747 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, cari hesap dikkate alındığında davacı Şirketinin davalı şirkete borçlu olmadığı, aksine bu şirketten 12.901,00 TL alacaklı olduğu ortaya çıktığını, ancak mahkeme davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verdiğini, mahkeme kararı istinaf edildiğini ancak kararın onanması halinde dosya alacaklısı olan davalı şirketin borca batık olması ve ödenecek paranın geri alınma imkanın olmaması nedeniyle şu an görülmekte olan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/259 E. Sayılı dosyası ile tüm cari alış-verişi kapsayan bir "menfi tespit davası" açtıklarını, Mahkeme gerekçeli kararında, İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/747 E. Sayılı dosyasının getirtilip tüm yönleri ile incelendiğini belirterek karar verdiğini, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/747 esas sayılı dosyasının incelendiğinde, davanın Şile İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali davası olduğu, Şile İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasında; alacaklının dava dosyası davalısı, borçlunun dava dosyası davacısı olduğu, icra dosyasındaki borcun sebebinin cari hesap alacağı olup, dosyamızdaki davacı iddialarına esas cari hesap ilişkisi ile aynı hukuki ilişkiye dayandığı anlaşıldığını, ancak kesinlikle böyle olmadığını, o dosya fatura alacağına, dava konusu talep ise cari alacağa yönelik bir dava olduğunu, mahkemenin derdestlik nedeniyle davanın reddine verilmesi kararının hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı, davalı firma ile davacı şirket arasında 2021 yılı içerisinde davalının önceki ünvanı olan ..... Şti. İle eser sözleşmesi kapsamında iş bedeli olan 15.000,00 TL ödendiğini, buna ilişkin fatura düzenlenmesi ile taraflar arasında alacak borç ilişkisinin sona erdiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiğini, davalı şirket tarafından 08.11.2021 tarihli 61.334,21-TL tutarındaki fatura düzenlendiğini, kesilen faturada,...adı altında 12.288,14-TL tutarında, daha önceden yapılan ve karşılığı alınmış olan alacak kalemini yeniden farklı bir ad ve tutarla mükerrer olarak faturalandırıldığını ve bu faturayı iade fatura düzenlenerek davalı tarafa gönderildiğini, davalı firmaya banka üzerinden ödenen toplam nakit para ve kesilen fatura tutarının 74.235,51-TL olduğunu, davalı firmanın davacı firmaya yaptığı iş karşılığındaki fatura bedelinin ise 08.11.2021 tarihli 61.334,21-TL tutarında ki fatura olduğunu, davacının davalı şirketten 12.901,00-TL alacaklı olduğunu, davalı şirket tarafından Şile İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile davacı hakkında faturaya dayalı takip başlatıldığını, takibe itiraz ile durması üzerine davalı tarafından İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/747 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davacı açıldığını, Mahkemece; davanın kabulü ile itirazın iptali ile asıl alacak miktarı olan 26.334,21 TL üzerinden takibin devamına karar verildiğini, mahkeme kararı istinaf edildiğini ancak kararın onanması halinde ikinci kez aynı borç ödenmek zorunda kalınacağını belirterek, davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı, taraflar arasında davacıya ait yerde; ..., ..., ...İnş, ... Platform, .. Büyük, .. Dükkan,p... Döşeme,reyon ...e,b Tabela İşçilik, ...İşçilik, ... işlerin yapılması konusunda anlaşma yaptıklarını, işin teslim edildiğini, iş bedelinin bir kısmının ödendiğini ancak bakiye kısmının ödenmediğini, İstanbul Şile İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından 07.12.2021 tarihinde 26.334,21-TL bakiye alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunulması sebebiyle takibin durduğunu, açtıkları İstanbul Anadolu 9 Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali davasının kabul ile sonuçlandığını, ancak karar henüz kesinleşmediğini, dava dosyasının henüz derdest olduğunu, derdestlik sebebi ile reddedilmesi gerektiğini gibi davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, Şile İcra Müdürlüğü'nün .. esas sayılı dosyasında borçlu olunmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davası olduğunu, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/747 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın Şile İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali davası olduğu, yargılama konu davanın tarafları aynı olduğu ve her iki davanın dayanağını cari hesap ilişkisi ile aynı hukuki ilişkiye dayandığı kabul ederek; davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinin gerekçesinde de "...Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde ise davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir..." yönünde açıklamalara yer verilmiştir.Bir davada menfaat (hukuki yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle bir davada hukuki menfaatin bulunup bulunmadığı mahkemece tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde yargılamanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmelidir. Böylelikle kişilerin haksız davalar açmak suretiyle dava hakkını kötüye kullanmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır.Menfi tespit davasının da bir türü olduğu tespit davaları, bir hakkın yahut hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup konusunu hak ve hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin yahut hakkın varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hakkın yahut hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup istemin kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hakkın yahut hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının hukuki yararının bulunması gerekir. Eda davalarında, hak ihlal edilmedikçe hakkın hukuken himayesini istemek mümkün değildir. Ancak bu durum tespit davaları için yumuşatılmış, davacının hukuki durumunu belirginleştirmekteki menfaatiyle özdeşleştirilmiştir. Kişi, içinde bulunduğu hukuki durumdan kaygı, güvensizlik ve endişe duyduğunda tespit davası açabilmelidir. Tespit davasının işlevi karmaşık uyuşmazlıkların ortaya çıkmasını engellemek, hakların yararlanılmasında istikrarı sağlamak olarak ifade edilebilir.Bununla birlikte tespit davalarının kötüye kullanılmasının engellenmesi ve bu davaların kabule şayan olabilmesi için iddia edilen tehlikenin ciddi ve davacının hukuki durumuna zarar verecek nitelikte güncel olması da gereklidir. Tespit davası bakımından hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilirken üç koşulun birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır. Bunlardan ilki; davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (hâlihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalıdır. Söz konusu tehdidin genellikle davalıya ait beyanların yahut davranışların sonucu olduğu kabul edilmektedir. Aynı zamanda davacıya yönelen tehdidin barındırdığı tehlike güncel bir nitelik taşımalıdır. İkinci koşul; bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalıdır. Daha önce de ifade edildiği gibi tespit davasına hukuki ilişkilerde yaşanan kaygı, güvensizlik ve endişe durumlarında başvurulmalıdır. Belirtmek gerekir ki, davacının hukuki durumuna ilişkin her türlü tehdit değil ancak zarara yol açacağına kanaat getirilen bir tehdit sebebiyle tespit davası açılabilir.Üçüncü koşul ise yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Tespit davası neticesinde verilen hükümler, kesin hüküm niteliği taşımakla birlikte davacıya icra yetkisi vermez. Bu sebeple davacının hukuki belirsizliğini ortadan kaldırmak için tespit hükmünün en uygun ve en elverişli olduğu durumlarda, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılabilir. Buna göre tespit hükmü davacının içinde bulunduğu hukuki belirsizliği gidermek için bir fayda sağlamadığında ve istenen hukuki koruma için diğer dava türlerinden birinin açılması gerekli olduğunda hukuki yarar şartının yerine getirildiği söylenemez.Belirtilen bu koşullar, tespit davasının özel bir türü olan menfi tespit davası için de geçerlidir. Buna göre bir kimsenin, gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle hâlihazırda icra tehdidi altında olması veya icra takibine maruz kalması, hukuki durumunun bu sebeple zararına yol açacak düzeyde belirsizlik içinde olması hâlinin, böyle bir borcunun bulunmadığına dair bir hüküm ile ortadan kaldırılabileceği durumlarda menfi davası açmakta hukuki yararın mevcut olduğu kabul edilebilir. Başka bir anlatımla gerçekte var olmayan bir alacak nedeniyle güncel anlamda zarara neden olacak düzeyde bir belirsiz hukuki durum içerisinde bulunulmayan hâllerde menfi tespit davası açmakta hukuki yararın varlığından söz edilmez.Menfi tespit davasında hukuki yarara dair çerçeve içerisinde; menfi tespit davasının konusu olan borç/alacak hakkında başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine ikame edilen itirazın iptali davasının mevcut olduğu durumlarda, her iki davadaki maddi vakıaya ilişkin tespitlerin birbirlerine etkilerinin kapsamının belirlenmesi zorunludur. Ayrıca somut uyuşmazlığın niteliği gereğince aynı borç/alacak için ikame edilen ve sıfatları farklı olmakla birlikte tarafları aynı olan itirazın iptali davası ile menfi tespit davasının birbirlerine etkilerinin kapsamının belirlenmesi, her iki dava arasındaki hukuki ilişkinin ortaya konulması önem arz etmektedir. İtirazın iptali davası ile menfi tespit davası arasında derdestlik anlamında bir ilişki bulunmamaktadır. Ancak menfi tespit davası ile itirazın iptali davasında aynı vakıa tartışılacağı için farklı sonuçlar çıkmaması amacıyla iki davanın birleştirilmesi, davaların birleştirilmesi mümkün olmazsa duruma göre davalardan birinin bekletici mesele yapılması gerekir. Zira aynı borç/alacak talebine ilişkin olarak itirazın iptali davasının yargılamasında alacağın/borcun varlığına yahut alacağın/borcun talep edilebilirliğine dair gerçekleştirilecek tespitler, menfi tespit davasında da nazara alınması, aynı vakıa hakkında çelişkili hüküm verilme tehlikesinin önlenmesi bağlamında elzemdir.Bu bakımdan bir borcun/alacağın dava veya icra takibi vasıtası ile dâhi talep edilebilir nitelikte olmadığını tespit eden kesinleşmiş mahkeme kararının mevcudiyeti, aynı alacak/borç ile ilgili olarak ileri sürülebilecek menfi tespit talebi bakımından hukuki yararı ortadan kaldırır. Zira hakkın varlığına dair tartışmadan bağımsız olarak borcun/alacağın dava veya icra takibi ile talep edilebilme olanağının bulunmaması durumunda aynı borcun/alacağın yükümlüsü yönünden icra yahut dava tehdidi altında zarar tehlikesi söz konusu değildir. Bu kapsamda bir belirsizlik, kesinleşmiş mahkeme kararıyla nihayete erdirildiğinden güncel anlamda aynı borca/alacağa ilişkin menfi tespit hükmü elde etme ihtiyacı ortadan kalkar.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava konusu alacak yönünden davalı tarafından Şile İcra Müdürlüğü'nün... esas dava dosyası üzerinden bakiye iş bedeli alacağı yönünden ilamsız icra takibi başlatılmış olup, takip borçlusu olan davacımızın yapmış olduğu itiraz ile icra takibi durmuştur. Takip alacaklısı tarafından İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/747 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davacı açılmış, mahkemece 16.05.2023 tarih 2022/747 esas ve 2023/405 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı istinaf aşamasında olup, henüz kesinleşmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunda İstanbul Anadolu 9.Asliye Hukuk Mahkemesince karar verilmiş olup, aynı alacak yönünden ve mahkeme kararının hatalı olduğu gerekçesi ile Menfi tespit davası açılması HMK 114/h maddesi yönünden davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi yerine, derdestlik sebebiyle davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE2-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2025 tarih ve 2024/259 Esas, 2025/34 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davacının dava açmakta HMK 114/h maddesi gereğince dava açmakta hukuk yararı bulunmadığından, davanın HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 449,73 TL harçtan mahsubu ile bakiye 165,67 TL harcın davacı yandan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı davalı tarafa İADESİNE,2- Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 255,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.938,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 09/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.