mahkeme 2025/1320 E. 2025/1028 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1320

Karar No

2025/1028

Karar Tarihi

7 Ekim 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1320
KARAR NO : 2025/1028
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2025
NUMARASI : 2016/54 Esas, 2025/172 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, davalıya ait Mehmet Zahid Kotku Caddesi Danişment Sokak No:...Sultanbeyli/İstanbul adresinde davalı adına 01.11.2007 - 02.02.2015 tarihleri arasında fason olarak poilproplen büyük torba - mal üretimi yaptığını, davalının taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesini erken fesih ettiğini, müvekkilinin erken fesih sebebiyle iş kaybına uğradığını, zarar gördüğünü, taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin 4 - 1 maddesi gereğince feshin nasıl yapılacağının açıkça yazılı olduğunu, davalı işverenin bir ay önce yazılı bildirimde bulunmak şartı ile sözleşmeyi feshetme yetkisine sahip olduğunu, davalı işverenin de sözleşmenin bu maddesi gereğince müvekkiline Gebze 1. Noterliğinin 24.12.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtarnamenin müvekkiline 30.01.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi gereğince sözleşmenin ihtarnamenin müvekkiline tebliğini takip eden bir ay sonrası olan 28.02.2015 tarihinde sona ermesi gerekirken, davalının sözleşmeye aykırı olarak sözleşmeyi 02.02.2014 tarihinde fesih ettiğini, kendisine ait demirbaşları 05.02.2015 tarihinde teslim aldığını (Gebze 1. Noterliğinin, 24.12.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi), bunun üzerine müvekkilinin de erken fesih nedeniyle uğramış olduğu, yirmi yedi günlük iş kaybı nedeniyle maddi zararın tahsili için davalı firmaya Kartal 16. Noterliğinin 04.02.2015 tarih ve 4065 yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiğini ancak davalının kendisine verilen süre içerisinde ödeme yapmadığını, yine davalının 14.02.2015 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, müvekkilinin borçlu aleyhine erken fesih sebebiyle yirmi yedi günlük kazanç kaybı alacağının (işbu kazanç kaybının son bir yıl içerisinde davalıya yapılan aylık iş tutarı ortalamasına göre hesaplandığını) tahsili için borçlu aleyhine İstarıbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi yaptığını, borçlunun itirazı ile takibin durduğunu beyanla davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın esasına girilmeden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin davacı ile arasındaki sözleşmeyi Gebze 1. Noterliğinin 24.12.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 02.02.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshettiğini, sözleşmenin 4.2. maddesi uyarınca müvekkilinin böyle bir hakkının mevcut olduğunu, davalının bahsettiği fesih ihtarnamesinin davalının sözleşmede tebligat adresi olarak belirttiği yere gönderildiği, davalı tarafça dosyaya sunuları sözleşmenin 6. Maddesinde taraflarca adres değişikliğinin belirtilmediği sürece, bu adrese yapılan tebligatların geçerli sayılacağının açıkça belirtildiğini, yapılan fesihte herhangi bir hukuka aykırılığın mevcut olmadığını, davacının müvekkili şirketi aradaki ticari ilişki nedeniyle ibra ettiğine dair bir ibraname düzenlediğini, bu ibranamede müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağının kalmadığını açıkça beyan ettiğini, davacı tarafça davaya konu icra takibinde 206.199,00-TL talep edildiğini, davacının bu miktarı neye göre hesap ettiğinin belirsiz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte takip konusu bu alacağın da davacı tarafça açıklanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle, haksız ve dayanaksız davanın reddini, davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, taraflar arasında sözleşmenin 4/2. Maddesine göre; “iş bu sözleşme süresiz olduğu, sadece İşveren tarafından her zaman 1 ay önceden yazılı bildirim yapılmak şartı ile ve tazminatsız feshedilebilir.” düzenlemesine yer verildiği; sözleşmenin, yazılı bildirim koşuluna uyulmak şartı ile tazminatsız feshedileceği hususu düzenlenmiş ise de bildirim koşuluna uyulmaması halinde uygulanacak yaptırım sözleşme ile kararlaştırılmadığından genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği; davalı tarafından fesih bildiriminin, 14/12/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtar ile yapılarak sözleşmenin 30 günlük bildirim koşuluna uyularak tek taraflı ve tazminatsız olarak 02/02/2015 tarihi itibariyle feshedildiği, ilk tebligatın iade olduğu, ikinci tebligat şerhinin dosyada bulunmadığı ancak davacı beyanına göre ihtarnamenin, davacıya 30/01/2015 tarihinde tebliğ edildiği; kar kaybının hesaplanmasında, Türk Borçlar Kanununun 308. maddesinin kıyas yöntemiyle uygulanması gerektiği, bilirkişi heyetinin buna göre kök raporlarında yaptığı hesaplama ile davacının 27 günlük kar kaybının 4.668,72-TL olduğu, davacının davalıya gönderdiği 04/02/2015 tarihli ihtarnamedeki tutar tespit edilen alacaktan çok fazla olup, davalının temerrüde düşmüş sayılmayacağı değerlendirilmekle; davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 4.668,72-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak miktarı olan 4.668,72-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm vermeye ve denetime elverişli olmadığını, davalının taşeronluk sözleşmesini erken fesih etmiş olması nedeniyle davacının uğramış olduğu "kazanç kaybı-müspet zararının" giderilmesi davası olduğunu, bilirkişi heyetinin ise raporunda huzurdaki dava kar kaybı alacağı, yani kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarar olarak değerlendirdiğini ve buna göre rapor tanzim edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu son beş yıllık brüt satışlar, net satışlar, brüt ve faaliyet karları üzerinden yapmış olduğu -kazanç kaybı- hesabı da usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi heyetinin müvekkilinin son (1) yıllık satış rakamlarının ortalamasına göre "kazanç kaybı" hesabı yerine, son (5) yıllık satış tutarı üzerinden (27) günlük kazanç kaybı hesabının da hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, müvekkili şirketin fesih ihtarnamesini davacının sözleşmede yer alan adresine gönderdiğini, davalının ihtarnameyi davacının yeni adresine gönderme gibi bir yükümlülüğü olmadığını, davacı şirketin ihtarnamenin tebliği hususunu takip ettiğini, dosyadaki tebligat kayıtlarından da anlaşılabileceği üzere ihtarnamenin davacıya tebliğ edilemediğini öğrendiğini, bunun üzerine müvekkil şirketin davacı şirketin yeni adresini araştırıp öğrendiğini ve aynı ihtarnamenin bu kez yeni adrese gönderilmesini talep ettiğini, bu durumun müvekkili şirketin ilk ihtarnamede ileri sürdüğü beyanını geçersiz kılmayacak ya da yasal hakkına halel getirmeyeceğini, davacının faiz talebini aşar şekilde avans faizine hükmedilmesi hatalı olduğunu, davacı tarafın aynı şekilde takibe konu alacağı için %10,5 oranında bir faiz talep ettiğini, herhangi bir faiz türü ("avans faizi" gibi) talep etmediğini, davacı tarafın yalnızca takip talebinin alt tarafına bir yıldız işareti (*) eklediğini, bunun yanına "reesekont avans faizi" yazdığını, ancak bu yıldız işaretinin atıf yaptığı diğer yıldız işareti "takip öncesi işlemiş faiz" kısmında yer aldığını, mahkemece hükmedilen icra inkar tazminatının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, taraflar arasında 01.07.2007 tarihli poilproplen büyük torba mal üretimine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalının sözleşmeyi erken feshettiğini sözleşmede fesihin nasıl yapılacağının belirtildiğini, sözleşmenin 4/1 maddesinde 1 ay önce yazılı bildirim yapmak suretiyle fesih edilebileceğinin düzenlendiğini, 24.12.2014 tarihli fesih ihbarnamesinin 30.01.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, sözleşmeye göre 28.02.2015 tarihinde feshedilmesi gerekirken 02.02.2015 tarihinde fesih ederek davalının 05.02.2015 tarihinde demirbaşlarını teslim aldığını, 27 günlük iş kaybı olduğunu, ihtarname ile maddi zararların ödenmesini talep edildiğini ancak ödenmemesi üzerine ilamsız icra takibi başlattıklarını, takibin itiraz ile durması sebebiyle itirazın iptali ile takibin devamını, %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 02.02.2015 tarihinden itibaren fesih edildiğini, sözleşme 4.2 maddesinde davalının fesih etme hakkı bulunduğunu, taraflar arasında ibraname düzenlendiğini, ibraname ile alacakları kalmadığının açıkça belirtildiğini ve davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4/2 maddesinde fesih bildirimin 1 ay öncesinde yapılmasının belirtildiği, ancak süresinde bildirim koşuluna uyulmaz ise sonucunun ne olacağı sözleşmede düzenlenmediği, davacı tarafından 14.12.2014 tarihli ihtarname ile 02.02.2015 tarihinde sözleşmenin feshedileceğininin bildirildiğini ancak ihtarnamenin 30.01.2015 tarihinde ikinci kez gönderilmesi ile tebliğ edildiğini, kar kaybının TBK 308 maddesine göre hesaplandaığını, bilirkişi raporunda 27 günlük kar kaybı 4.668,72 TL hesaplandığından bu bedel itibariyle davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebininde kabulüne karar verilmiştir.Yargılama aşamasında davalı şirketin ünvanı değişerek ... Ambalaj Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olmuştur.Taraflar arasında imzalanan tarihsiz sözleşmede, imalatçı her türlü edimin ifası için gerekli giderlerden sorumlu olarak sipariş edilen malları siparişe uygun olarak üretmek suretiyle iş sahibi ... şirketine teslim etmesi kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 4. Maddesinde sözleşmenin feshi başlığı 4-1 maddesinde " Taraflar karşılıklı anlaşma ile veya bir ay önceden ihbar koşulu ile sözleşmenin diğer şartları ile uyumlu olarak sözleşmeyi fesh hakkına sahiptir. " 4-2 maddesinde " İş bu sözleşme süresiz olup, sadece işveren tarafından her zaman 1 ay önceden yazılı bildirim yapmak şartı ile ve teminatsız fesih edebilir ", 4-3 maddesinde " Yüklenici, firmasında ki ortaklık değişimini işverene önceden bildirecektir. Bildirmediği takdirde bu sözleşmenin fesih nedenidir" düzenlemesi bulunmaktadır. ... şirket vekili tarafından davacı ... şirketine gönderilen Gebze 1.noterliğinin 24 Aralık 2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile," müvekkil şirketle aranızda imzalanmış olan 01.07.2018 başlangıç tarihli taşeron sözleşmesi mevcuttur. Söz konusu sözleşmenin ilgili maddelerine göre 30 gün önceden haber verme koşuluna yerine getirerek sözleşmenin tek taraflı ve teminatsız olarak 02.02.2015 tarihi itibariyle feshedildiğini, 24.12.2014 tarihinde tarafınıza bildiririz" taraflar arasındaki sözleşme fesih edildiği bildirilmiştir. Fesih bildirimi için yapılan noter tebligatı adresten ayrılma sebebiyle bila tebliğ olmuş akabinde davacı yeniden ihtarnameyi yeni adrese tebliğ çıkartmış olup, tebligat davacı tarafa 30.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Uyuşmazlık, davacının eski adresine gönderilen ancak davacının iş yerinden taşınması nedeniyle bila tebliğ olan 24.12.2014 tarihli ihtarın geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan davacı yüklenicinin adresine, davalı iş sahibi tarafından 24.12.2014 tarihli ihtarname gönderilmiş ve bu ihtarname ile sözleşmenin 02.02.2015 tarihinde fesih olacağı sözleşme gereğince fesih olacağı bildirilmiştir. Sözleşmenin 6.maddesine göre, tarafların adres değişikliğini karşı tarafa bildirme yükümlülüğü altında oldukları, aksi halde bu adrese yapılacak tebligatın geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 14.12.2014 tarihli ve ... yevmiyeli ihtar davacının sözleşmede bildirdiği adrese yapılmış olup, bu adresten taşınması nedeniyle tebliğ edilememiştir. Sözleşmenin 6. maddesi, adres değişikliği karşı tarafa bildirilmediği sürece geçerli olacağını düzenlediğinden davalı tarafından yapılan bu ihtar geçerli olup, hukuki sonuç doğurmaya elverişlidir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davacının faturalarda yeni adresinin yazılı olduğundan bahisle davalıya yeni adresin bildirildiği belirtilmiş ise de, bir şirketin tebligat vb işlemleri için yetkili idari biriminin adresi ile fatura adresi farklı olabilir. Bu nedenle faturadayeni adresin belirtilmiş olması, tebligat adresinin de değiştiği anlamına her zaman gelmeyecektir. Bu nedenle tarafların tacir olduğu hususu da dikkate alındığında adres değişikliğini açık bir şekilde karşı tarafa bildirmeyi taahhüt eden tarafın bu yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde bunun hukuki sonuçlarına katlanması gerekir.Davalı tarafından davacıya ikinci bir ihtarın gönderilmiş olmasının yukarıda değindiğimiz sonucu değiştirip değiştirmeyeceği de ayrıca ele alınmıştır. Buna göre, fesih bildirimleri bozucu yenlik doğuran haklardan olup bir defa kullanılmakla geri alınamazlar. Fesih bildirimini geri almak isteyen tarafların yeniden sözleşme akdetmeleri gerekmektedir. Bozucu yenlik doğuran irade beyanlarının bu özelliği dikkate alındığında, davacının eski iş yerine yapılan bildirim yukarıda değindiğimiz nedenlerle geçerli kabul edildiğinden fesih iradesi de bu şekilde iletilmiş olup, davalının ikinci gönderdiği ihtar birinci ihtarı geri alıcı/kaldırıcı bir nitelik göstermeyecektir. İkinci ihtarın özelliği artık sadece birinci ihtardan davacıyı haberdar etmek olacaktır. Bu nedenle ikinci ihtarın varlığının birinci ihtarla yapılan feshi etkilemediği kabul edilmiştir.Bu durumda, davalı iş sahibi tarafından yapılan 24.12.2014 tarihli ihtarnamenin yükleniciye tebliğ edildiği ve bildirim itibariyle taraflar arasındaki sözleşme 02.02.2015 tarihinde fesih edildiği kabul edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, davalı iş sahibi bildirim yükümlüğünü süresinde yerine getirdiğinden, dava konusunun oluşturan geç bildirim sebebiyle kar mahrumiyeti talebi yerinde değildir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı yanın istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak oy çokluğu ile davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1- Davacı yanın istinaf talebinin REDDİNE,2- Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,3-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/02/2025 tarih ve 2016/54 Esas, 2025/172 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Davanın REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 2.490,38 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.874,98 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 32.991,84 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE,2-Davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 300,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.983,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3- İstinaf talebi reddedilen davacı yandan harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 07/10/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4-2 maddesinde " İş bu sözleşme süresiz olup, sadece işveren tarafından her zaman 1 ay önceden yazılı bildirim yapmak şartı ile ve teminatsız fesih edebilir. " hükmü bulunmaktadır. Davalı iş sahibi davalı şirket (eski şirket ünvanı ... şirketi) vekili tarafından davacı ... şirketine gönderilen Gebze 1.noterliğinin 24 Aralık 2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile," müvekkil şirketle aranızda imzalanmış olan 01.07.2018 başlangıç tarihli taşeron sözleşmesi mevcuttur. Söz konusu sözleşmenin ilgili maddelerine göre 30 gün önceden haber verme koşuluna yerine getirerek sözleşmenin tek taraflı ve teminatsız olarak 02.02.2015 tarihi itibariyle feshedildiğini, 24.12.2014 tarihinde tarafınıza bildiririz" taraflar arasındaki sözleşme fesih edildiği bildirilmiştir. Fesih bildirimi noter ihtarnamesi davacı yüklenicinin adresinde bulunmaması sebebiyle bila ikmal gelmiştir. Davalı iş sahibi davacı yüklenicinin tespit edilen yeni adresine tebligat çıkartılmış olup, tebligat 30.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda fesih bildirimi davacı yükleniciye 30.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Sözleşme gereğince 1 aylık fesih bildirimi bu tarih itibariyle başlaması gerekmektedir. Özellikle, sözleşme 4.2 maddesinde " 1 ay önceden yazılı bildirim yapmak şartı" getirilmiş olup, yazılı bildirim 30.01.2015 tarihinde yapılmıştır. Davacı yüklenicinin adresini değiştirmesi veya bulunulmaması sebebiyle yapılan bila tebligatın yazılı bildirim yapıldığı yönelik dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Bu durumda, sözleşme fesih tarihinden itibaren 1 ay sonra sözleşme fesih edilmiş kabul edilip, bu süre içerisinde taraflar arasındaki sözleşme geçerli kabul edilmesi gerekir. Sözleşmenin 28.02.2015 tarihinde fesih edilmesi gerekirken 05.02.2015 tarihinde fesih edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından ihbar süresi uyulmadan sözleşme fesih edilmesi sebebiyle davacının uğramış oldukları zararı isteme hakkı bulunmaktadır. Bu zarar kar kaybı olarak talep edildiğinden müsbet bir zarar olmaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda son beş yıllık brüt satışlar, net satışlar, bürüt ve faaliyet karları üzerinde yapılan inceleme yapılarak, davacının kar kaybının 4.668,72 TL olarak belirlenmiştir. Bilindiği gibi kar kaybı; yüklenicinin fesih sebebiyle yapamadığı sözleşme konusu işlerin geri kalan kısmından dolayı mahrum kaldığı kâr kaybının, öncelikle yapılmayan işin sözleşmenin feshi tarihindeki bedelinin (eser tamamlanmış, borç ifa edilmiş olsaydı yüklenicinin eline geçecek bedel ile sözleşmesine göre yapılan imalât sebebiyle yükleniciye ödenen ya da ödenecek bedel farkı) tespit edilmesi, bulunacak bu bedelden yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı ve kar kaybı hesabının hatalı yapıldığı anlaşılmaktadır.O halde mahkemece; bilirkişiler kurulu aracılığıyla rapor alınarak, kesinti yöntemine göre yüklenicinin fesih sebebiyle yapamadığı sözleşme konusu işlerin geri kalan kısmından dolayı mahrum kaldığı kâr kaybının, öncelikle yapılmayan işin sözleşmenin feshi tarihindeki bedelinin (eser tamamlanmış, borç ifa edilmiş olsaydı yüklenicinin eline geçecek bedel ile sözleşmesine göre yapılan imalât sebebiyle yükleniciye ödenen ya da ödenecek bedel farkı) tespit edilmesi, bulunacak bu bedelden yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybının hesaplanması, konusunda tarafların önceki bilirkişi raporlarına itirazlarını da giderecek şekilde denetime elverişli rapor almak suretiyle sonucuna göre karar vermesi gerekmektedir.Bu sebeple, ilk derece mahkemesinin kaldırılması gerektiği kanaat ve düşüncesindeyim.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim