mahkeme 2025/1172 E. 2025/919 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1172

Karar No

2025/919

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1172
KARAR NO : 2025/919
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 13/05/2025
NUMARASI : 2023/432 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : .../09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı tazminat talebine ilişkin olup, ihtiyati tedbir kararı verilmesine dair karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili özetle, müvekkili ile davalı arsa sahibi kooperatif arasında 09.05.2016 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, taraflar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, müvekkilinin kendi üzerine düşen edimleri yerine getirerek inşaatı finansal olarak %60, fiziksel olarak %50 sinden fazlasını tamamladığını, davalının ise sözleşme gereğince üzerine düşen edimleri yerine getirmediği gibi, sözleşmedeki bazı anlaşma maddelerinin aksine davranışlar ve uygulamalar içine girdiklerini, davalının Bakırköy 2.Noterliğinin 17.03.2022 tarih ve ... yevmiye nolu ve Bakırköy 2.Noterliğinin 28.02.2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameleriyle müvekkil şirketin hesabına düşen taşınmazların satışına daha önceden verdikleri "muvafakatten rücu" ettiklerini, bunun üzerine müvekkilinin davalıya ihtarname göndererek tüm sözleşmeye aykırılıkların giderilmesini istediklerini ve bu suretle sözleşme gereğini yerine getirmeyen kooperatifi temerrüde düşürdüklerini, sözleşme ilişkisi devam ederken davalı tarafın vermiş olduğu muvafakatten vazgeçmesinin müvekkil şirketi finansal açıdan zora soktuğu gibi kaynak bulmasını da zorlaştırdığını, zira davalının muvafakatten rücu ettiği tarihle dava tarihi arasında inşaat maliyetlerinde %200 üzerinde artışlar olduğunu, diğer taraftan müvekkil ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin 8/L maddesine göre daire satışlarında satış önceliği ve satış fiyatının belirlenmesi hakkının müvekkiline ait olduğunu, arsa sahiplerinin müvekkilinden yazılı onay almadan bağımsız bölümleri satamayacaklarını, aksi halde bu sebeple müvekkilinin uğrayacağı tüm zararları ödemeyi taahhüt ettiklerini, sözleşmenin bu maddesine rağmen davalının müvekkilinden izin almadan 3. şahıslar üzerinden daire satışları yaparak müvekkilini bu yönden de zarara uğrattıklarını, davalı tarafından satışı yapılan dairelerin metrekare fiyatının en az 60.000 TL olmasına rağmen 14.150 TL'den satıldığını, bu kapsamda da davalının muvafakatten rücu kararının sözleşmeye aykırı bir karar olduğunu ve öncelikle tedbiren ortadan kaldırılması gerektiğini, müvekkili tarafından davalıya 30.03.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek sözleşmeye aykırılıklara bir an evvel son verilmesinin istenildiğini, davalı nezdinde bulunan bağımsız bölümlerin fahiş oranda düşük bir bedele satılmaması için taşınmazlara ihtiyati tedbir konulması gerektiğini belirterek davalının sözleşmeye aykırı bir şekilde müvekkili aleyhine olan muvafakatten rucu kararının öncelikle tedbiren ve yargılama sonunda tamamen ortadan kaldırılmasını, davalıya ait İstanbul ili Üsküdar ilçesi ... Mah. ... pafta ... ad 3 parselde yer alan bağımsız bölümlerin rayiç değer altında satışının engellenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, mümkün olmaması halinde "davalıdır" şerhi düşülmesini, davalının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararlara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 5.000 TL zararın ticari faiziyle tazminini, davalının sözleşmeye aykırı şekilde müvekkilinden izin almadan 3. şahıslar üzerinden yaptığı daire satışları sebebiyle müvekkilinin uğradığı zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 5.000 TL zararın ticari faiziyle tazminini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının müvekkil Kooperatife ait gayrimenkulün 152 m2 kısmını 19/02/2020 tarihinde Üsküdar Tapu Sicil Müdürlüğünün ... yev. numaralı satış işlemiyle ... isimli şahsa devir ederek sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davacı her ne kadar müvekkilini gerçek değerin çok altında bağımsız bölüm satışı yaparak zarara uğratıldığını iddia etmekteyse de müvekkilinin yapmış olduğu bir bağımsız bölüm satışının mevcut olmadığını, müvekkil kooperatif üyesi Nezahat Palabıyık tarafından bir adet bağımsız bölüm satışı yapılmış olup, bu bağımsız bölümün de rayiç bedelin iki katı tutarında 1.500.000 TL'ye satıldığını, buna karşılık davacı tarafından bugüne kadar 24 bağımsız bölümün gerçek değerin çok altındaki bedellere satıldığını, davacı aleyhine, İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/46 D. İş dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduklarını, sözleşmenin süresinin sona erdiği tarihten 135 gün sonra işbu davanın açıldığını, sözleşmeden kaynaklı işi teslim borcunun %50 seviyede yerine getirebilen davacının açmış olduğu davanın bu yönüyle bile haksız ve kötü niyetli olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkilinin tapuda arsa pay devrini yaptığını ve kat irtifakı ile bağımsız bölüm tapularının oluştuğunu, yüklenici firmanın kendi payına düşen bağımsız bölümleri tapu sicilinde devraldığını, ancak yüklenicinin edimlerini tam olarak yerine getiremediğini, iş bitim oranı ile yüklenici tarafından satışı yapılan bağımsız bölümler oranlandığında yüklenici davacının hak ettiğinden fazla bağımsız bölüm satışı yaptığını, 6306 sayılı kanun kapsamında yapılan bu inşaatta müteahhit payına düşen bağımsız bölümlerin müteahhit tarafından nasıl satılabileceğinin yasayla düzenlendiğini, arsa sahibinin bir muvafakat vermesinin gerekmediğini, kaldı ki muvafakattan rücu işleminin davacının inşaat faaliyetine devam etmesine ve inşaatı yapmasına engel bir durum oluşturmadığını, inşaatın sözleşmeye göre bitirilip teslim edileceği tarihin 09.02.2023 olduğunu, üzerinden 7 ay geçmesine rağmen inşaatın bu aşamada tahminen %50 seviyesinde olduğunu, sözleşmenin 8/L maddesinin hukuken geçerliliğinin bulunmadığını, sözleşmenin 8/L maddesinden yola çıkılarak muvafakatten rücu kararının tedbiren ortadan kaldırılması yönündeki talebin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve tedbir yoluyla kaldırılabilecek bir karar olmadığını, Beyoğlu 31.Noterliği 11.04.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının ihtarnamelerine cevap verdiklerini ve ayrıca davacıya karşı ihtarlarını da bildirdiklerini, davacının birçok sözleşme ihlali sebebiyle müvekkilinin ve dolayısıyla kooperatif üyelerinin zarara uğramasına neden olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece 19.03.2025 tarihli ara karar ile bir kısım bağımsız bölümlerin rayiç değer altında satışının engellenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar vermiştir. Davalı tarafın ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazı üzerine mahkemece 13.5.2025 tarihli değerlendirme ve kararda özetle, “…davacı yan her ne kadar alacak talepli dava açmış olsa da; davaya konu taşınmaz üzerinde kendisine düşebilecek daireler üzerine tedbir konulması talebinde bulunmuştur. Davacı yanın tedbir konulmasını talep ettiği bağımsız bölümlerin sözleşme kapsamında avans mahiyetinde olduğu gözetilerek (bu yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2025 Tarih, 2024/1916 Esas, 2025/46 Karar sayılı ilamı) doğrultusunda ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair karar vermek gerekmiş…” gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.Davalı vekili 13.5.2025 tarihli ara karara ilişkin istinaf dilekçesiyle özetle, avans tapu değerlendirmesinin arsa sahibi tarafından yükleniciye devredilen hisseler yönünden söz konusu olabileceğini ve arsa sahibinin yükleniciye karşı açmış olduğu davalarda gündeme gelebileceğini, oysa ki işbu davanın arsa sahibinin açmış olduğu bir dava olmayıp, yüklenicinin arsa sahibine karşı açmış olduğu bir tazminat davası olduğunu, dolayısıyla yüklenici davacının müvekkil arsa sahibine devretmiş olduğu bir tapu olmadığından avans tapu değerlendirmesinin yapılmasının son derece fahiş bir hata olduğunu, davacı tarafın kendisine düşebilecek daireler üzerine tedbir konulması şeklinde bir talebinin bulunmadığını, böyle bir talebinin olmasının da mümkün olamayacağını, zira davacı tarafın yüklenici olup, müvekkilinin davacıya düşen tüm daireleri zaten devrettiğini, dolayısıyla davacının böyle bir talebi yokken ve olması da mümkün değilken karar gerekçesinde böyle bir ibarenin yer alması son derece fahiş bir hata olduğunu, tedbir kararı verilen ... adet bağımsız bölümden 20 adetinin müvekkil kooperatif tarafından dava tarihinden önce 18.10.2021 tarihinde üyelerine ferdileştirme yapılarak üyeler adına tapu kaydı yapılan daireler olduğunu, bu taşınmazların gerek dava tarihinde, gerek dava tarihinden önce müvekkili kooperatif adına kayıtlı olmadığını, yalnızca A7 BLOK, DAİRE:5’in davalı kooperatif adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmaz yönünden de mahkemece verilen 04.07.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararına ilişkin şerhin mevcut bulunduğunu, müvekkili kooperatif adına kayıtlı olmayan taşınmazlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olup davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin mülkiyet hakkına ciddi bir müdahale niteliğinde olduğunu, davanın 10.000 TL tazminat alacağına ilişkin olup davanın konusunun ihtiyati tedbir kararı verilen taşınmazlar olmadığını, dava konusu olmayan taşınmazlar yönünden ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, HMK md.389 ve 390'da düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan yasal şartların mevcut bulunmadığını, davacı tarafça yaklaşık ispat şartını sağlayan delil sunulmadığını, 10.000 TL alacak davası için müvekkilinin 04.07.2023 tarihli kararla yaklaşık 13 adet taşınmazı hakkında, 19.03.2025 tarihli ara karar ile de 20 adeti müvekkil adına kayıtlı olmayan ... adet taşınmaz hakkında tedbir kararı verilmesinin hakkaniyete ve adil denge ilkesine de aykırı olduğunu, 19.03.2025 tarihli tedbir kararının içeriği itibarıyla da hukuka aykırı olduğunu ve icra edilebilirliği yönünde çelişkiler bulunduğunu, zira rayicin altında satılamaz şeklinde tedbir kararında rayicin ne olduğunun açıklanmadığını ve tedbirin icra edilebilirliğini de imkansız hale getirdiğini belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.DEĞERLENDİRME:Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davaclı ise iş sahibidir.Taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi akdedilmiştir.Mahkemece 04.07.2023 tarihli ara kararla özetle, muvafakattan rücu kararına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik talebin “…HMK 389. Maddesinin koşulları oluşmadığından davanın esasına ilişkin hususlarda kural olarak ihtiyati tedbir verilemeyeceğinden…” gerekçesiyle reddine, buna karşılık davalı kooperatife ait İstanbul ili Üsküdar ilçesi ... Mah. ... pafta ... ad .. parselde yer alan bağımsız bölümlerin rayiç değer altında satışının engellenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına yönelik talebin ise teminatsız olarak kabulüne karar verilmiştir.Söz konusu karar sonrasında davacılar vekili tarafından verilen 11/06/2024 ve 17/07/2024 tarihli dilekçelerde özetle, 04/07/2023 tarihli ara karar ile davalı kooperatife ait İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mah. ... pafta, ... ada 3 parselde yer alan bağımsız bölümlerin rayiç değer altında satışının engellenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, davalı kooperatifin taraflarınca iletilen ihtarnameye rağmen rayiç değer altındaki satış işlemlerine devam ettiğini, bu bağlamda daireler için ihtiyati tedbir talep etme durumunun hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı kooperatifin satışlarının durdurulmasını ve ekte sunulan listede yer alan ilgili taşınmazlara öncelikle teminatsız olarak, mahkemece uygun görülmediği takdirde uygun görülecek teminat karşılığında ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Mahkemece 30.07.2024 tarihli ara kararla özetle, dava konusunun taraflar arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle davacının uğradığı zararların tazmini amacıyla açıldığı, davanın konusunun sözleşmeden kaynaklı olduğu, taşınmaz aynından kaynaklı olmadığı; 04/07/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile ilgili parselde yer alan taşınmaz bölümlerin rayiç değeri altına satılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği de dikkate alındığında taşınmazlar üzerine tedbir konulması ve satışın durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili 30.7.2024 tarihli bu ara karara karşı istinaf talebinde bulunarak özetle, ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümlere ilişkin olarak ilk derece mahkemesince verilen tedbir talebinin reddine dair kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan 06/12/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle, 04/07/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir karar verildiğini, işbu davada ihtiyati tedbir kararının davacı tarafça dava yaklaşık olarak ispat edilmeden ve mahkemece Tapu Müdürlüğünden kayıtlar celp edilmeden hukuka aykırı şekilde verildiğini, yine dava konusu uyuşmazlığın konusu olmayan taşınmazlar yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, şartları oluşmadan verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkili kooperatif ve üyelerinin 1,5 yıldır ciddi mağduriyet yaşadığını, tapu müdürlüğü tarafından kooperatifin ferdileşme taleplerinin dahi tedbir kararı nedeniyle yapılmadığını belirterek 04.07.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 11.02.2025 tarihli ara kara ile özetle, 04/07/2023 tarihli tedbir kararına süresi içerisinde itiraz sunulmadığı, kararın kesinleştiği, davalı tarafından dosyaya mevcut aşama itibari ile yeni bir delil sunulmadığı gerekçeleriyle davalı tarafın ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin bu aşamada reddine karar verilmiştir.Davalı vekili 05.3.2025 tarihli istinaf dilekçesi ile özetle, ihtiyati tedbir kararına itiraz süresi olan 1 haftalık süre geçtikten sonra dosyaya vekaletname sunulmuş olup, ilk tedbir kararına karşı 1 haftalık süre içerisinde itiraz edilebilmesinin bu nedenle mümkün olmadığını, ancak dosyaya cevap dilekçesi sunulduktan ve deliller celp edildikten sonra değişen delil durumu karşısında HMK md.396 gereği tedbir kararının yeniden değerlendirilmesi ve kaldırılması istenmiş olup, mahkemece bu talebin ilk tedbir kararına 1 haftalık süre içerisinde itiraz edilmediği gerekçesi ile reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek 11.02.2025 tarihli ara kararın kaldırılması talep edilmiştir.Dairemizce 03.6.2025 tarihli 2025/636 Esas ve 2025/582 Karar sayılı kararı ile özetle, “…taraflar arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi itibariyle, ihtiyati tedbir konusu yapılan bağımsız bölümler dava konusu oluşturmaktadır. Mahkemece, dava konusu bağımsız bölümlerin aynına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararı doğru olmuştur…” gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar vermiştir.Davacı vekili tarafından sunulan 17/07/2024 tarihli dilekçede özetle; 04/07/2023 tarihli ara karar ile davalı kooperatife ait İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mah. ... pafta, ... ada ... parselde yer alan bağımsız bölümlerin rayiç değer altında satışının engellenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, davalı kooperatifin taraflarınca iletilen ihtarnameye rağmen rayiç değer altındaki satış işlemlerine devam ettiğini, 11/06/2024 tarihli dilekçesi ile daireler hakkında ihtiyati tedbir talep temek durumunda kaldıklarını belirterek, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile dilekçe ekinde listede yer alan taşınmazların satışlarının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.Dairemizce 22.02.2025 tarihli 2024/1916 Esas ve 2025/46 Karar sayılı kararı ile özetle, “…davacı yan her ne kadar alacak talepli dava açmış olsa da; davaya konu taşınmaz üzerinde kendisine düşebilecek daireler üzerine tedbir konulması talebinde bulunmuştur. O halde, mahkemece davacı yanın tedbir konulmasını talep ettiği bağımsız bölümlerin sözleşme kapsamında avans mahiyetinde olduğu gözetilip, dava değeri ile üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilen bağımsız bölümlerin değerleri dikkate alınarak, uygun miktarda bağımsız bölüm üzerine ihtiyati tedbir konulup konulmayacağı hususundaki talebin değerlendirilmesi gerekirken, taşınmazların dava konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur…” gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne ve mahkemenin ara kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece 19.03.2025 tarihli ara karar ile özetle, davalı kooperatife ait İstanbul ili, Üsküdar İlçesinde bulunan ...'te bulunan taşınmazların rayiç değer altında satışının engellenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.Mahkemece işbu istinaf konusu olan 13.5.2025 tarihli ara karar ile özetle, , “…davacı yan her ne kadar alacak talepli dava açmış olsa da; davaya konu taşınmaz üzerinde kendisine düşebilecek daireler üzerine tedbir konulması talebinde bulunmuştur. Davacı yanın tedbir konulmasını talep ettiği bağımsız bölümlerin sözleşme kapsamında avans mahiyetinde olduğu gözetilerek (bu yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2025 Tarih, 2024/1916 Esas, 2025/46 Karar sayılı ilamı) doğrultusunda ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair karar vermek gerekmiş…” gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, avans tapu değerlendirmesinin arsa sahibi tarafından yükleniciye devredilen hisseler yönünden söz konusu olabileceğini ve arsa sahibinin yükleniciye karşı açmış olduğu davalarda gündeme gelebileceğini, oysa ki huzurdaki davanın arsa sahibinin açmış olduğu bir dava olmayıp, yüklenicinin arsa sahibine karşı açmış olduğu bir tazminat davası olduğunu, dolayısıyla yüklenici davacının müvekkil arsa sahibine devretmiş olduğu bir tapu olmadığından avans tapu değerlendirmesinin yapılması son derece fahiş bir hata olduğunu, huzurdaki davada davacı tarafın kendisine düşebilecek daireler üzerine tedbir konulması şeklinde bir talebi olmadığı gibi, davacı yükleniciye düşen tüm dairelerin müvekkil arsa sahibi tarafından davacı yükleniciye zaten devredildiğini, 19.03.2025 tarihli ara kararı ile ... ada, ... parselde kayıtlı ... adet bağımsız bölüm yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiğini, tedbir kararı verilen bu taşınmazlardan 20 adetinin davalı kooperatif adına kayıtlı olmadığını, bu 20 daireyi müvekkil kooperatifin dava tarihinden önce 18.10.2021 tarihinde üyelerine ferdileşme yaparak üyeler adına tapu kaydı yapılan taşınmazlar olduğunu, söz konusu 20 dairenin bir kısmının da kooperatif üyeleri tarafından başkalarına satıldığını, bu taşınmazların gerek dava tarihinde, gerek dava tarihinden önce davalı kooperatif adına kayıtlı olmadığını, yalnızca ... Bloktaki ... nolu dairenin davalı kooperatif adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmaz yönünden de mahkemece 04.07.2023 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararına ilişkin şerhin mevcut bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın konusu olmayan taşınmazlar yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, HMK md.389 uyarınca ancak uyuşmazlık konusu şey hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, HMK md.389 ve 390'da düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan yasal şartlar mevcut olmadığını, 10.000 TL alacak davası için müvekkilin 04.07.2023 tarihli kararla yaklaşık 13 adet taşınmazı hakkında, 19.03.2025 tarihli ara karar ile de 20 adeti müvekkil adına kayıtlı olmayan ... adet taşınmaz hakkında tedbir kararı verilmesinin hakkaniyete ve adil denge ilkesine de aykırı olduğunu, 19.03.2025 tarihli tedbir kararının içeriği itibarıyla da hukuka aykırı olduğunu ve icra edilebilirliği yönünde çelişkiler bulunduğunu, zira rayicin altında satılamaz şeklinde tedbir kararı verilmiş olup, rayicin ne olduğunun açıklanmadığını ve tedbirin icra edilebilirliğini de imkansız hale getirdiğini belirterek 19.03.2025 tarihli ara karar ile hukuka aykırı şekilde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyatı tedbirin şartları 6100 sayılı HMK’nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur.İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da, hakim her somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilmemişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;Her ne kadar 22.02.2025 tarihli 2024/1916 Esas ve 2025/46 Karar sayılı ve 03.6.2025 tarihli 2025/636 Esas ve 2025/582 Karar sayılı kararlarımızda yükleniciye devredilen arsa paylarının avans mahiyetinde olduğundan ve ayrıca ihtiyati tedbir konusu yapılan bağımsız bölümler dava konusu oluşturduğundan bahisle karar verilmiş ise de, dava konusunun sözleşmeden dönme ya da sözleşmenin feshi ve tapu iptal taleplerini içermediği, sözleşmeye aykırılık nedeniyle açılan “tazminat” ve ayrıca “muvafakatten rücu kararının ortadan kaldırılmasına” yönelik dava olduğu, “rayiç değerin altında satışın engellenmesi” talepli dava açılmadığı, rayiç değerin altındaki satışın engellenmesinin sadece tedbir olarak dava dilekçesinde talep edildiği, bu nedenle konusu paraya ilişkin olan bu davada “daire satışının rayiç bedel altında olmaması” şeklinde bir tedbir kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı, diğer yandan davalı vekilinin hakkında tedbir kararı verilen ... adet bağımsız bölümün 20’sinin dava tarihinden önce ferdileştirme işlemleri yapılan ve kooperatif ortakları adına tescil edilen bağımsız bölümler olduğuna ve dava dışı 3. kişilerin adlarına tescil edilen bu bağımsız bölümlere tedbir onamayacağına dair itirazı hakkında gerekçede olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, şayet tapu kayıtlarında bu bağımsız bölümlerin dava tarihinden önce 3. kişiler adına tescili yapılmışsa davaya dahil olmayan bu kişilerin konutlarına hangi yasal nedenlerle tedbir konulduğunun karar yerinde tartışılmadığı anlaşılmakla istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin tarih, 2023/432 Esas, null/null Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere .../09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim