Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1954

Karar No

2025/130

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1954
KARAR NO: 2025/130
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/849 Esas, 2024/503 Karar
TARİHİ: 19/09/2024
DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi sebebiyle alacak talebi olup, mahkemece davada verilen zamanaşımından redde dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, "Davacı müvekkil şirket ile davalı ... San. Tic. AŞ arasında akdedilen 18.04.2017 tarihli "Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi nazarınca, İstanbul İli Kadıköy ilçesi ... Mah. ... Sokak No:... adresinde kain ve Tapunun ... pafta ... Ada ... parsel sayısında kayıtlı binadaki 9.Katta yer alan 27 nolu (3+1) dairenin alım-satımı konusunda tarafların anlaştıklarını, davalı müteahhit yapımcı firmanın daireyi teslim tarihi, sözleşmenin imzalanmasını müteakip 12 ay olarak belirlenmiş olup sözleşmede bu durum belirtildiğini, söz konusu tarihte ve bugüne kadar geçen süre içerisinde davalı yüklenici firma edimini ifa etmediğini, müvekkilinin söz konusu firma tarafından mağdur durumda bırakıldığını, ne dairesini alabilmiş ne de davalı tarafın "barter anlaşması sebebi ile" daire ödemesi olarak nezdinde kalan tutarı kendisine iade etmediğini, sözleşmede düzenlenme tarihinde "dairenin satış bedeli" 1.200.000.TL olarak belirlendiğini sözleşmenin 5. maddesine göre "daire satış bedeli ödemesi: davacıdan temin edilen ve edilecek Dış Cephe Alüminyum Kompozit kaplama, merdiven korkulukları, balkon cam korkulukları ve ısı yalıtımlı doğramaların imalat ve montajı karşılığında %30 nakit %70 Barter şeklinde daire barter'i olarak yapılacaktır." şeklinde olduğunu, davacı müvekkilinin sözleşmenin düzenleme tarihinde dairenin satış bedeli olarak belirlenen 1.200.000.TL'sinden, cari hesaba göre 922.405,41 TL'lik yapmış olduğunu, iş karşılığı daire ödemesini gerçekleştirdiğini, kalan bakiyenin de, yine iş yapıldığı sırada ve iş karşılığı olarak (barter usulü) ödeneceği kararlaştırıldığı, iş, dış Cephe Alüminyum Kompozit kaplama, merdiven korkulukları, balkon cam korkulukları ve ısı yalıtımlı doğramaların imalat ve montajı işi olduğunu, sözleşme bedeline karşılık olarak temin edilecek dış cephe alüminyum kompozit kaplama, merdiven korkulukları .....imalatı ve montajının yapılarak teslimi öngörülmekte olduğunu, artı eksi bakiyeler günün şartlarına göre düzenlenecek ve hesaplamadan sonra kalacak bakiye ise daire tesliminde ödeneceğini, ne var ki, dairenin bedeli sözleşmede piyasa rayicinden daha yüksek olarak gösterilmiş olması yanı sıra, davalı tarafından davacıya taahhüt edilmiş olan işler de verilmediğini, bu sebeple de, davacı müvekkilin ayrıca ticari zararları söz konusu olduğunu, buna ilişkin sair talep,dava ve alacak haklarımız şimdilik saklı tuttuklarını, bu sebeple, davacının yapmış olduğu iş karşılığı faturalı alacağının bir kısmı (sözleşme şartlarına göre %30 nakit-%70 barter olarak sayılmak üzere) kendisine ödenmiş olmasına rağmen rağmen, ... Apartmanının "Aluminyum kompozit cephe levha ile giydirme cephe, cam balkon korkulukları merdiven korkulukları ve ısı yalıtımlı dükkan doğramları işlerinden doğru, davalı nezdinde daire barter karşılığı olarak bulunan dairesini devri ve teslim alamadığı gibi 489.058,41 TL parasını da iade alamadığını, söz konusu sözleşme taraflar arasında düzenlendiğini, adi yazılı sözleşme olduğunu, o dönemin şartlarında taraflar aralarındaki güven ilişkisine dayanarak sözleşmeyi noterde düzenlemek yerine kendi aralarında adi yazılı şekilde imzaladıklarını, somut olayda gayrimenkul satım sözleşmesi, resmi şekle uyulmadığından geçersiz olduğunu, şekle aykırılığın hukuki sonucu geçersizlik olduğunu, şekli geçersizlik, hukuki işlem tarafı ve ya tarafları hiçbir şekilde geçersiz işlemin yerine getirilmesinde talep imkânı vermeyeceğini, ifa edilmiş edimlerin geri verilmesini talep hakkı olduğunu, sözleşmenin geçersizliğinin ana işlemin yanı sıra eklentilerini de kapsadığını, somut olayda müvekkilimin daire barter sözleşmesi gereğince, davalı firma nezdinde kalan ve daire bedeli karşılığı sayılan 489.058,41.TL'nin davalı müteahhit firma tarafından iadesi gerektiğini belirterek sözleşmenin mahkemece geçersizliğinin tespiti ile davalıya sözleşmeye güven ile ödenen 489.058,41 TL'nin denkleştirici adalet ilkesinde göre uyarlanarak, müvekkilime ticari avans faizi uygulanarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki 18.04.2017 tarihli sözleşme esas itibarıyla bir eser sözleşmesi olduğunu, eser sözleşmelerinden kaynaklı alacak iddialarında zamanaşımının 5 yıl olduğunu, zamanaşımının başlangıç tarihi esasen sözleşme tarihi olmakla birlikte bir an için sözleşmeye göre eserin tamamlanması için öngörülen 75 günlük iş süresinin sonu olan 3 Temmuz 2017 tarihi dahi her halükarda zamanaşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilse bile huzurdaki davada 5 yıllık zamanışımı süresinin 3 Temmuz 2022 tarihinde sona erdiğini, zamanaşımı itirazlarının kabulünü ve davanın reddini talep ettiklerini, davacının edimlerini eksik bıraktığını, işleri müvekkilinin 3. şahıslara tamamlatmak zorunda kaldığını, arsa sahiplerinin gecikme iddiasıyla davalı yüklenici şirket aleyhine ikame ettikleri İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/647 Esas sayılı davayı açtıklarını, Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi kapsamında ödemezlik definin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının, taraflar arasındaki 18.04.2017 tarihli sözleşmenin "Barter" esasına yönelik olarak "Geçersizliğinin Tespiti" talebi tamamen yersiz olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan 30.04.2018 tarihli Protokol-1 başlıklı belge ile aslında taraflar 18.04.2017 tarihli Noterden yapılmadığı için zaten şekil şartı yönünden geçersiz olan "Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi"ni ortadan kaldırdıklarını ve aynı tarihli "Kompozit Cephe Kaplaması" sözleşmesinde yer alan işlerin artık "Barter" esasıyla değil, "Bedel Ödeme" esasıyla yapılacağını karşılıklı ve yazılı olarak kabul ettiklerini, davacının tahsiline karar verilmesini talep ettiği bedel "Taşınmaz Satış Bedeli" değil olsa olsa "İş Bedeli" olduğunu belirterek davalı müvekkili şirket aleyhinde açılmış olan yersiz ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme; davacı yüklenici satım sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile davalı tarafından aralarındaki sözleşme uyarınca 489.058,41 TL ödenmesini talep ettiği talepler TBK 147/6 maddesine göre eser sözleşmesinden kaynaklı olması sebebiyle 5 yılda zamanaşımına uğrayacağı, davalı taraf cevap dilekçesinde zamanaşamı def'ini ileri sürdüğü, taraflar arasında ki sözleşme 18.04.2017 tarihli olup iş bitim süresi 75 gün olduğu, davacı taraf teslime dair herhangi bir delil sunmamış olduğu, zamanaşımı süresi iş bitim tarihi itibariyle başlayacak olduğu, davacı tarafından işbu dava 30.11.2023 tarihinde açıldığı, davalı tarafça ödeme kapsamında protokol-1 başlıklı belge ile 25.06.2018 - 25.09.2018 vade tarihli çekler ile ödemede bulunduğu beyanı kabul edilse dahi talep edilebilecek alacak ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında; dairenin teslim tarihinin sözleşme tarihi olan 18.04.2017 tarihli Gayrımenkul Satış Vaadini müteakip 12 ay olarak belirlendiğini, davalı yüklenicinin edimini yerine getirmediğini, ilk derece mahkemesince deliller gereği gibi incelenmeksizin ve toplanmaksızın zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, 489.058,41 TL alacağın haksız olarak müvekkiline ödenmediğini, 30.04.2018 tarihli sözleşme ile barter anlaşmasından vazgeçilmediğini, çünkü 30.04.2018 tarihli sözleşme ile başka bir dairenin bu sözleşme ile barter olarak verilmesine imkan tanındığını, hukuki ilişkinin yanlış ve hatalı tespit edildiğini, satış vaadinde zamanaşımının 10 yıl olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve ödenen bedelin iadesi talebi vardır. Davacı taşeron olup, davalı yüklenicidir. Arsa sahipleri dava dışıdır. Davacı taşeron vekili davalı ile 18.04.2017 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yaparak davacı taşeronun yapacağı kompozit kaplama ve korkuluklara karşılık olarak bedel olarak barter şeklinde davalı yükleniciden 1.200.000,00 TL tutarında 9. kat 27 no'lu bağımsız bölümü devralacağını sözleşmede düzenlediklerini müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak bağımsız bölümü alamadığını sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitini ve ödenen 489.058,41 TL. 'nin iadesini talep etmiştir. Yerel mahkeme 5 yıl zamanaşımının dava tarihi itibariyle dolduğunu belirterek davanın zamanaşımından reddine karar vermiştir. Somut olayımızda zamanaşımı süresi asıl sözleşme olan eser sözleşmesine göre tayin ve tespit edilir. Bir başka deyişle sözleşmenin geçersiz olması dahi eser sözleşmesi olması niteliğini değiştirmez. Zamanaşımı süresi eser sözleşmesi için geçerli olan 5 yıllık zamanaşımı süresine göre değerlendirilir. Eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağı eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ödenen bedelin geri istenmesi ile ilgili alacak da fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale gelir. Fesih talebinde istenen bedel iadesinde fesih iradesinin karşı tarafa ulaşma anından 5 yıllık zamanaşımı süresi hesaplanmalıdır. Bu sebeple cevap layihasında belirtilen ihtarlarda dosyaya getirtilerek var ise başka ihtarlarda getirtilerek, fesih iradesinin karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığı araştırılıp tespit edilerek bu tarihten 5 yıl zamanaşımı hesaplamasının yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında ihtarlarda fesih iradesi söz konusu değilse ya da fesih iradesi mevcut olup ta 5 yıl zamanaşımı süresi dava tarihine kadar dolmamışsa bu takdirde esasa girilmesi gerekmektedir. Ayrıca daha önceki tarihli taraflara ait sözleşmenin feshi iradesi tespit edilemezse, dava dilekçesinde sözleşmenin geçersizliği ve ödenen bedelin iadesi talep edildiği için davacının fesih iradesini dava ile kullandığı kabul edilerek, zamanaşımı dolmadığı kabul edilerek esasa girilmelidir. Belirtilen sebeplerle yerel mahkemenin değerlendirmesi ve kararı hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2 - İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2024 tarih ve 2023/849 Esas, 2024/503 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3 - Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4 - Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6 - İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 13/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim