Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1854
2026/137
3 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1854
KARAR NO: 2026/137
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/07/2024
NUMARASI: 2022/533 Esas, 2024/776 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 03/02/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan tespit, tazminat ve alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, taraflar arasında davalının yüklenicisi olduğu İstanbul İli, .... İlçesi, .. ada, .... parsel ve .... ada, .... parsel sayılı taşınmazlar üzerine müvekkili davacı yanca bina inşa edilmesi konulu ..../10/2016 tarihli, 23 madde ve eklerinden oluşan alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, davalının yüklenicisi olduğu ... isimli projenin 1. ve 2. Etap ve ..... adet villadan oluştuğunu, davacı müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasından sonra hemen sözleşme konusu işlerin yapımına başladığını, sözleşmeye göre.... ada, ... parseldeki işlerin bedelinin KDV dahil 1.500.500,00 TL olduğunu, yapılacak işlerin dökümünün sözleşmenin ekinde yer aldığını, müvekkilinin, 1. etap .... villalık işinin, .... dairenin karkas olarak yapılmış, 11 tanesinin de tuğlası örülmüş halde teslim aldığını, etaptaki yapılması taahhüt edilen işlerin öngörülen süreden önce davacı müvekkili şirket tarafından tamamlandığını, yapılan işlerde kullanılan tüm malzemelerin müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, işçilerin maaşının müvekkili şirket tarafından ödendiğini, sözleşmenin eki olan işler ve daha fazlasının, davacı müvekkili şirket tarafından yapıldığını, davalıdan işlerin kabulünün talep edildiğini ancak davalı şirketin kabule yanaşmadığını, müvekkilinin Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden yapılan işlerin tespitini talep ettiğini,..... .... Noterliği'nce keşide edilen .... yevmiye numaralı ihtarname ile, tespit edilen yapılan işler bedelinin, davalıdan talep edilmesine rağmen keşide edilen ihtarnameye cevap verilmediğini,davalının, tespit yaptırıldıktan sonra iş sahasına davacı müvekkili ve işçilerini almadığını, davacı müvekkili şirketin ofis malzemelerinin dahi inşaat sahasında kaldığını, taahhüt konusu işin, davalının ödeme yapmaması sebebiyle iş sahasında tespit yaptırılmasıyla beraber davacıyı iş sahsında almaması sonucu, davalının kusuru ile tatil edildiğini, davacı müvekkilinin hem yapmış olduğu işler bedelini tahsil edemediğini, hem de dava konusu sözleşmeden elde etmeyi öngördüğü kardan mahrum kaldığını, davalı işverenin sözleşmenin kurulmasından sonra kendi edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin kurulmasında dahi sözleşme hükümlerine aykırı davranarak müvekkili davacı şirketin ekonomik güçlüğe düşmesine neden olduğunu, sözleşmenin bütünü incelendiğinde sözleşmenin zayıf tarafı olan alt yüklenici olan davacı müvekkili aleyhine gabin içeren birçok madde bulunduğunu, sözleşmenin süresi başlıklı 1/3. maddesinde işveren veya arsa sahiplerinden kaynaklanan sebeplerden dolayı projenin bitim süresinin uzaması halinde, yüklenicinin buna itiraz etmeyeceğinin ve ek fiyat talebinde bulunmayacağının, yüklenicinin mevcut yükümlülüğünü iş bitene kadar aynen yerine getireceğinin düzenlendiğini, aynı maddenin 4. fıkrasında; yüklenicinin işin bitim tarihinde geçici kabul için hazır hale getirmemesi durumunda geçici kabul için teslimde geciktirdiği her gün için toplam iş bedelinin %3’ ü kadar gecikme cezası ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 1. maddesinin 5. bendinde; yüklenicinin yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda, işverenden sözleşme konusuna uyulmaması halinde, yükleniciye 500.000,00 TL ceza-i şart ödeyeceğinin ve sözleşmenin 1. maddesinin 6. bendinde; yüklenicinin sözleşme koşullarına uymaması halinde işverene 500.000,00 TL ceza-i şart ödeyeceğinin düzenlendiğini, aynı sözleşmenin 6. maddesinde; iş veren tarafından geçici kabule engel bir aykırılık tespit edildiğinde, belirtilen süre içerisinde söz konusu aykırılığın giderilmemesi durumunda yüklenicinin geciktiği her gün için %0,5 tutarında gecikme cezası ödeyeceğinin yazılı olduğunu, sözleşmenin bütünü ve bu hükümler incelendiğinde alenen gabin içerdiğini, sözleşme özgürlüğü her ne kadar tarafların aralarında bir sözleşme kurarken onun içeriğini ve kapsamını diledikleri gibi belirleyebilmeleri anlamına gelse de, Borçlar Kanunu'nun sözleşmenin sınırlarını “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür” şeklinde düzenleyerek sözleşme konusunun serbestçe belirlenmesinin sınırlarını bir araya getirdiğini, sözleşmenin bir tarafının karşı tarafın zayıf ve kötü durumundan faydalanıp onu sömürmesinin ahlaka aykırı olduğunu, işveren ve davacı müvekkili arasında imzalanan sözleşmenin tamamı incelendiğinde edimler arasında açık bir oransızlık bulunduğunu, işverenin içinde bulunduğu durumdan kendi lehine aşırı derecede yararlandığını, bu durumun müvekkili davacıyı zarara uğratarak tazmini zor zararlara uğramasına neden olduğunu, sözleşmenin 1. maddesinin 5 ve 6. bendinde; davalı işveren ve davacı müvekkiline sözleşme koşullarına uyulmadığı hallerde eşit koşullarda cezai yaptırım öngörüldüğünü, ancak sözleşmenin tamamı incelendiğinde “Edimler arasında işveren lehine açık bir oransızlık (....)” bulunduğunun ortada olduğunu, zaten davalı işverenin sözleşme hükümleri gereğince ödemesi gereken bakiye miktarını da yatırmadığından davacı müvekkilini maddi olarak zor durumda bıraktığını, Davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini, davacı müvekkilinin sözleşmede zayıf taraf olmasından yararlandığını, bu durumun da sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) içeren maddelerinin iptalini gerektirecek objektif ve sübjektif şartların koşullarını oluşturduğunu, müvekkili davacının, davalı ile yapılan sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmek için büyük meblağlarda yatırım yaptığını, davacının yaptığı işler karşılığında davalının hakediş bedelini ödememesi sebebiyle ekonomik zorluğa düştüğünü, sözleşmenin gabin içeren hükümlerinin iptalini gerektirecek objektif ve sübjektif koşulların oluştuğunu ileri sürerek17/10/2016 tarihli sözleşmenin gabin içeren maddelerinin hükümsüzlüğünü içeren taleplerinin kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyladavacının bakiye alacağı olan 50.000,00 TL ile davacının mahrum kaldığı kâr olan 2.000,00 TL’nin mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranı uygulanarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,taahhüt konusu işin davalının kusuru ile tatil edildiğinin tespit edilmesine ve kendi kusuru ile mütemerrit olan davalının davacı aleyhine geç teslim nedeni ile aşırı yararlanma ve uygulama imkanı bulunmayan ceza-i şart tahakkuk ve tatbik edemeyeceğinin tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekilince sunulan 22.05.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesinde 52.000,00 TL olarak bildirilen dava değerinin bilirkişi raporu doğrultusunda toplam 1.148.700,00 TL'ye arttırıldığı beyan edilmiş ve buna dair gerekli ıslah harcı tamamlanmıştır.Davalı vekili, belirsiz alacak davasının koşullarının gerçekleşmediğini,dava konusu sözleşmenin 8.maddesine göre yüklenicinin işverenin yazılı iznini almaksızın işin hiçbir bölümünü alt yükleniciye devredemeyeceğini, ancak davacının, sözleşmeye aykırı olarak işverenin izni ve bilgisi dışında .... İnşaat ile Alt Yüklenici Sözleşmesi yaparak işin bir kısmını .......’ya devrettiğini, sözleşmeye açıkça aykırılık oluşturan bu hususun davalı müvekkili tarafından haklı fesih sebebi oluşturduğunu, davacının, işi devretmiş olduğu alt yüklenici...’ya gerekli ödemeleri yapmaması nedeniyle alt yüklenici... ve ona bağlı olarak çalışan ..., ..., ..., ..., ..., ..., .... ... .gibi kişilere davalı müvekkilinin ödeme yapmak sorunda kaldığını, yapılan ödemelerin bu kişilerin beyanları, müvekkilinde bulunan makbuz ve tutanaklarla sabit olduğunu, bununla beraber ....... İnşaat’ın ödeme yapmadığı bazı işçilerin davalı şirketin ofis ve mallarına zarar verdiğini, bu hususun, ... Polis Merkez Amirliği’nin .../01/2017 tarihli şikayetçi ifade tutanağı, .../01/2017 tarihli bilgi alma tutanağı, ..../01/2017 tarihli bilgi alma tutanağı ile görgü tespit ve araştırma tutanağı ile sabit olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davacının gabin iddiasında bulunabilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmeyi imzaladığı sırada tacir sıfatına haiz olan davacının deneyimsizliğinden veya düşüncesizliğinden bahsedilemeyeceğini, tacir sıfatını haiz borçlunun Türk Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin 2. fıkrasıyla 182. maddesinin 3. fıkrasında ve 525. maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemeyeceğini, bununla birlikte davacı şirketin... ile yaptığı alt yüklenici sözleşmesinde cezai şart olarak yükleniciye gecikme faizi olarak toplam iş bedelinin günlük %3’ünü öngörmüş olmasına rağmen müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmedeki %0,5 tutarındaki faiz hakkında gabin iddiasında bulunmasının da kötü niyetli hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, sözleşme hükümlerinin bir kısmının iptalinin, Anayasa’daki sözleşme hürriyetine ve Borçlar Kanunu’ndaki sözleşme serbestisi ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, Anayasa'nın 48. maddesinde sözleşme hürriyetinin düzenlendiğini, Borçlar Kanunu'nun 26. maddesinde tarafların istedikleri gibi sözleşme yapabileceklerinin hüküm altına alındığını, davacının sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerinin iptali talebinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmede bulunan cezai şart hükümlerinin sözleşmenin esaslı unsurlarından olup, davacının sözleşme şartlarını ihlal ettikten sonra bunların geçersizliğini ileri sürmesinin kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece ilk olarak 2017/863 Esas - 2019/514 Karar sayılı kararla; Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için tayin edilen inceleme gününde davacının hazır bulunmadığı gibi, yerinde inceleme talebini de olmadığı, bilirkişiler tarafından kendilerinden ibrazı istenen bir kısım evrakın da sunulmaması sebebiyle davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı,diğer taraftan davalının sunulan 2016 ve 2017 yılı ticari defter ve belgelerinin lehine delil niteliğinin olduğu, yapılan inceleme neticesinde davalının, davacıdan toplamda 507.800,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, hakediş ile ilgili belgelerin sunulmamış olması sebebi ile davacının, davalıdan hakediş talep etmesinin mümkün olup olmadığına ilişkin bir tespitin de yapılamadığı,buna göre davalı tarafından sunulan ve lehine delil niteliğine haiz olan ticari defter ve belgeler ile hakediş belgelerinin sunulmamış olması sebebiyle alınan bilirkişi raporu da dikkate alındığında dava dilekçesinde talep edilen bakiye alacağa ilişkin istemin sübut bulmadığı, davacı, sözleşme ile elde etmeyi öngördüğü kardan mahrum kaldığını belirterek mahrum kaldığı kar talebinde bulunmuş ise de, buna ilişkin iddiasını ispat edecek delilleri dosyaya sunamadığı ve bu konudaki zararının tespiti mümkün bulunmadığından bu yöne ilişkin talebin de sübut bulmadığı,aşırı yararlanma yani gabinin düzenlendiği 6098 sayılı TBK 28. maddesinin "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükmünü ihtiva ettiği, buna göre tacir olan davacının yapacağı sözleşmenin aleyhine bir sonuç doğurup doğurmayacağı hususunu araştırması ve öngörmesi gerektiği, tacir olması sebebiyle kendisinden basiretli bir şekilde davranması beklenen davacının zor durumda kalması, düşüncesizliği veya deneyimsizliğinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla kendisi tarafından ileri sürülen bu iddialara itibar edilemeyeceği,davacının taahhüt konusu işin davalının kusuru ile tatil edildiği ile kendi kusuru ile mütemerrit olan davalının davacı aleyhine geç teslim nedeni ile aşırı yararlanma ve uygulama imkanı bulunmayan ceza-i şart tahakkuk ve tatbik edemeyeceğinin tespit edilmesine karar verilmesine ilişkin talepleri değerlendirildiğinde, söz konusu taleplerinde davacının haklı olduğuna dair dosya kapsamında bir delilin bulunmadığı, bu taleplerin de ispata muhtaç olduğu, bu haliyle sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 2019/1419 Esas - 2022/933 Karar sayılı ilamıyla; Somut olayda, davacı yan, işin işçilerinin iş sahasına alınmamaları sonucu, davalının kusuru ile tatil edildiğini ileri sürdüğünden, bu hususu ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, bu kapsamda, davacının dosyaya sunduğu delillerin değerlendirilmesi gerektiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde deliler bölümünde tanık deliline dayandığı ve 23/05/2018 tarihli duruşmada davacı vekilinin bu konuda tanık dinletme talepleri olduğunu belirttiği, her ne kadar mahkemece bu talep dava konusu ve miktarı dikkate alındığında tanık ile ispatı mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de, davacının işçilerinin iş sahasına davalı yanca alınmadığı yönündeki iddiasının maddi vakıa olup, bu maddi vakıanın ispatının tanık ile mümkün olduğu, buna göre, mahkemece yapılması gereken işin; davacı yanın taahhüt konusu işin davalının kusuru ile tatil edildiği iddialarının kanıtlanması yönünden tanıklarını bildirmesi için süre verilmesi, bildirilen tanıkların dinlenmesi, tanık beyanlarının değerlendirilmesi akabinde işin gecikmesinde hangi tarafın kusurlu olduğunun tespit edilmesi ile yapılan tespit kapsamında sözleşme maddeleri ile cezai şart hükümlerinin değerlendirilmesi suretiyle sonucuna uygun karar verilmesinden ibaret olduğu gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece, davacı tarafın bildirdiği tanıklar dinlenmiş, yeni oluşturulan bir bilirkişi heyetinden 14.01.2024 tarihli rapor alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde, istinafa konu kararla; Davacı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki edimlerini tespit dosyası ile sabit olduğu üzere %70 oranında ifa etmesine rağmen bu süreçte hak ediş ödemesi alamadığı, bu durumun davacı yüklenicinin şartlarını ağırlaştırdığı, yine dinlenen tanık beyanları kapsamında davalı iş sahibi tarafından işin tatil edildiği gerekçesiyle yüklenici çalışanlarının şantiyeye alınmadığının sabit hale geldiği, bu haliyle davalı iş sahibince, davacı yüklenicinin işçilerinin şantiyeye girişi engellendiği sabit olduğu gibi, yine davalı iş sahibi tarafından 10/01/2017 ve davacının ihtarına karşı verdiği 27.01.2017 tarihli ihtarnameyle fesih iradesi açıklanıp davacıya bildirilmek suretiyle sözleşmenin feshedildiği, bu haliyle davalı iş sahibi tarafından sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğinin ispat edilemediği, kaldırma kararı akabinde alınan raporda da yer verildiği üzere; davacının sözleşme feshi akabinde yaptığı tespit doğrultusunda kesin hak edişinin KDV dahil 1.148.700,00 TL olduğu, bu miktarın sözleşme kapsamındaki işlerin %70'ine denk geldiği, davalı tarafça sözleşme kapsamında ödeme yapıldığına dair bir bilgi ve belgenin ibraz edilmediği görülmekle, davacı tarafın iş bu yöndeki alacak talebinin yerinde olduğu, uukarıdaki açıklamalarda da yer verildiği üzere dava konusu sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından feshedildiği ihtilafsız olup, feshedilen sözleşme kapsamında cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığı, yine açıklamalarda yer verildiği üzere sözleşme davalı iş sahibi tarafından feshedildiğinden ve fesihte kusurlu olduğu sabit olduğundan davacı yüklenicinin kâr kaybı talebinin yerinde olduğu, ancak, buna dair hesaplamanın kesinti yöntemine göre yapılması gerektiği halde, kaldırma kararı öncesi yapılan incelemede davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmediği gibi, verilen kesin sürelere rağmen hak edişlerin ve diğer belgelerin Mahkemeye ibraz edilmediği, yine davacı tarafından sunulan bir kısım belgelerin de her zaman düzenlenebilecek nitelikte imzasız belge niteliğinde oldukları, bu haliyle sunulan belgelerin yukarıda belirtildiği şekilde kâr kaybının hesaplanması ve ispatı bakımından yeterli olmadığı, bu haliyle, her ne kadar davacı tarafça kar kaybı talebinde bulunulması mümkün ise de davacı tarafça bu hususta hesaplama ve tespit yapılabilmesi yönünden ispata elverişli bir bilgi ya da belge dosyaya ibraz edilmediğinden davacı tarafın bu yöndeki taleplerinin de reddi gerektiği, tacir olan davacının, yapacağı sözleşmenin aleyhine bir sonuç doğurup doğurmayacağı hususunu araştırması ve öngörmesi gerektiği, tacir olması sebebiyle kendisinden basiretli bir şekilde davranması beklenen davacının 6098 sayılı TBK 28. Maddesi kapsamında zor durumda kalması, düşüncesizliği veya deneyimsizliğinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla kendisi tarafından ileri sürülen bu iddialara itibar edilemeyeceği dikkate alındığında davacının gabin içerdiği iddia edilen sözleşme hükümlerinin iptaline ilişkin talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davacı tarafın bakiye alacak istemi olan 1.148.700,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında;
1-)Cevap dilekçesindeki beyan ve savunmalarını aynen tekrar etmiş, ayrıca,
2-)Süresinde sunulmayan davacı tanıklarının dinlenmesinin hukuka aykırı olduğunu,
3-)Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, objektif kriterlerden uzak, taraflı, yetki gaspı yapılarak hukuka aykırı hazırlandığını, bilirkişiler tarafından hukuka aykırı olarak değerlendirilen hususların teknik sebeplerle değil, hukuki kriterlere ve en önemlisi yasada düzenlenen usul ve esaslarla hakim tarafından değerlendirilebileceğini belirterek,
kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında davalının yüklenicisi olduğu İstanbul İli, İlçesi, ....... ada,... parsel ve .. ada, .. parsel sayılı taşınmazlar üzerine davacı yanca bina inşa edilmesi konulu .../10/2016 tarihli, 23 madde ve eklerinden oluşan alt yüklenici sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin "Sözleşmenin Süresi" başlıklı 1.1. Maddesinde; "Yüklenici, sözleşmenin imzalanması ve işverence yer teslim belgesinin tanzimi ile işe başlamakla mükelleftir. Sözleşmede belirtilen süre yer teslimi ile başlar. Yer teslimi için ayrı bir belge düzenlenmemesi halinde 01/11/2016 tarih itibariyle yüklenici işe başlamakla yükümlüdür." şeklinde, 1.2.maddede; " Sözleşme konusu iş, bu sözleşmede öngörülen tüm hüküm ve koşullara uygun olarak tamamlanacak ve en geç 31/07/2017 tarihinde tamamlanıp geçici kabul için hazır olacaktır." şeklinde, 1.3.maddesde; "işveren veya arsa sahiplerinden kaynaklanan sebeplerden dolayı projenin bitim süresinin uzaması halinde, yüklenici buna itiraz etmeyecek ve ek fiyat talebinde bulunmayacaktır. Yüklenici mevcut yükümlülüğünü iş bitene kadar aynen yerine getirecektir." şeklinde, 1.4. Maddede; " Yüklenici işin bitim tarihinde geçici kabul için hazır hale getirmemesi durumunda yüklenici, geçici kabul için teslimde geciktiği her gün için toplam iş bedelinin bedelinin %3 kadar gecikme cezası ödeyecektir." şeklinde,1.5.maddede;" Yüklenici yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda, işverenden sözleşme konusuna uyulmaması halinde yükleniciye 500.000,00 TL ceza-i şart ödeyecektir." şeklinde ve 1.6maddede " Yüklenici sözleşme koşullarına uymaması halinde işverene 500.000,00 TL ceza-i şart ödeyecektir." şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Sözleşmenin "Yüklenicinin Yükümlülükleri" başlıklı 2.1. maddesinde davacı taşeronun yükümlülükleri "yüklenici, sözleşme kapsamında yapacağı işleri, işin ekili ve tecrübeli bir yükleniciden beklenilen şekilde, sözleşme hüküm ve icaplarına; sözleşmenin ayrılmaz parçası olan ekli listedeki model ve miktarlara, ürünün teknik özelliklerine ve standartlarına, işveren’in talep ve ihtiyaçlarına, fen ve sanat kurallarına, iyi niyet esaslarına ve işin gereğine, birinci sınıf işçilik anlayışına, işveren’nin ve yetkili elemanlarının direktiflerine uygun şekilde ifa, ikmal ve süresi içinde kusursuz ve noksansız vaziyette faaliyete hazır teslim etmeyi kabul ve taahhüt etmektedir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı taşeron taahhüt konusu işin, davalının ödeme yapmaması sebebiyle iş sahasında tespit yaptırılmasıyla beraber işçilerinin iş sahasına alınmamaları sonucu, davalının kusuru ile tatil edildiğini, bu nedenle hem yapmış olduğu işler bedelini tahsil edemediğini, hem de dava konusu sözleşmeden elde etmeyi öngördüğü kardan mahrum kaldığını ve kendi kusuru ile mütemerrit olan davalının geç teslim nedeni ile aşırı yararlanma ve uygulama imkanı bulunmayan ceza-i şart tahakkuk ve tatbik edemeyeceğini ileri sürmekte, davalı ise; işin gecikmesinde bir kusurunun bulunmadığını savunmaktadır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; işin gecikmesinde hangi tarafın kusurlu olduğunun saptanması noktasında toplanmaktadır.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Kaldırma kararımızda belirtildiği üzere, davacı yan, işin işçilerinin iş sahasına alınmamaları sonucu davalının kusuru ile tatil edildiğini ileri sürdüğünden, bu hususu ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece, davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinlendiği, yeni oluşturulan bir bilirkişi heyetinden ....01.2024 tarihli raporun alındığı ve bu rapordaki tespit ve görüşler hükme esas alınmak suretiyle, davalı iş sahibi tarafından yapılan feshin haksız olduğunun kabul edildiği, Mahkemece, haksız feshe dayalı talepleri (cezai şart, kâr kaybı) ve gabin iddiası reddedilmesine rağmen davacı tarafça istinafa gelinmediği, davalının 09.03.2017 tarihli ihtarname içeriğinden ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere sözleşmenin ileriye etkili feshedildiği, ileriye etkili fesih halinde feshe kadar yapılan işlerin bedelinin sözleşeme hükümlerine göre talep edilebileceği, bu durumda kabul edilen iş bedeli alacağının feshin haksızlığına bağlı olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda davacının talep edebileceği hakediş bedelinin, delil tespiti raporundaki tespitler de dikkate alınarak %70 tamamlanma oranına göre 1.148.700,00 TL olarak tespit edildiği, yapılan bu tespitin dosya kapsamına uygun olduğu, istinaf dilekçesinde davalı tarafça sözleşme kapsamında ödeme yapıldığına dair bir iddia ve delil yer almadığı, hükme esas alınan raporda davalı ticari defterlerindeki kayıtların tek başına hakediş ödemesi hususunu ispata yeterli olmadığının değerlendirildiği, davalı vekilinin istinafında ayrıca ve açıkça bir mahsup talebi de bulunmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece mevcut gerekçe ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../07/2024 tarih ve 2022/.... Esas, 2024/.... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 78.467,70 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 19.616,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 58.850,77 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 03/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.