mahkeme 2021/3067 E. 2025/902 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/3067
2025/902
16 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/3067
KARAR NO: 2025/902
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/02/2021
NUMARASI: 2019/160 Esas, 2021/136 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 16/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, davacı ile davalı şirket sahibi ve yetkilisi ... "... yapımı için KDV hariç 40.000,00 TL, duvar aynaları yapımı için KDV hariç 10.800,00 TL, Pencere Kenarı Söve yapımı için KDV hariç 20.000,00 TL, Boru Askı yapımı için KDV hariç 11.000,00TL, Dikey Boru Dekor yapımı için KDV hariç 9.000,00 TL, ... yapımı için KDV hariç 1.500,00 TL, Tente Üstü Güneş Kırıcı yapımı için KDV hariç 1.500,00 TL, Rayların Üzerine Sac yapımı için KDV hariç 1.000,00 TL" olmak üzere KDV hariç toplam 108,800,00 TL bedel karşılığında sözlü anlaşma yaptıklarını, davacı anlaşma doğrultusunda malları yapıp monte ettiğini, iş karşılığında fatura kestiğini ve kesmiş olduğu faturayı davalıya iadeli taahhütlü mektupla gönderdiğini, davalı çalışanı ..., 16.01.2017 tarihinde faturayı teslim aldığını ancak iş bedelinin ödenmediğini, İstanbul 19. İcra Dairesinde ... Esas sayılı dosya ile takibe başlandığını, ödeme emri davalıya (borçluya) tebliğ edildiğini davalı da süresinde icra takibine haksız ve yersiz olarak itirazda bulunarak takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı taraf icra takibine konu faturaların içeriğindeki mal ve hizmetleri davalı şirkete sağlamadığını, ifa yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın, doğmamış alacağı yönünden takip başlatmasının kötü niyetli olduğunu, davacı yan, faturalara konu hizmetlerin ifa edildiğini iddia ettiğinden davacı yan bunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki ve borç-alacak durumları tarafların ticari defterleri ile sabit olduğunu, davacı takibe konu faturalar ile ilgili alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu bulunmamakta olup ticari defterler incelendiğinde bu husus açıklığa kavuşacağını, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.Mahkeme, davacı defterlerinde alacağının kayıtlı olduğu ancak davalı defterlerinde davacıya dair borç kaydı bulunmadığını, takibe ve davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.), davalının BA formları bağlı bulunduğu vergi dairesinden getirtilmiş ve yapılan incelemede davacıdan mal ve hizmet alımına dair bir kayda rastlanmadığını, davacı fatura içeriği mal ve hizmeti davalı yana sağladığını ispat edemediğini, davacı her ne kadar tanık deliline dayanmışsa da, davanın miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nun 200 maddesi gereği tanıkla ispat için belirlenen sınırın çok üzerinde olduğu anlaşıldığından davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verildiğini, yemin delili hatırlatılmış davacı yemin deliline dayanmadığı, davacı alacağını ispat edememiş olması sebebiyle davanın reddine, kötüniyet ispat edilememiş olması sebebiyle kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir. Davacı istinafında; Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, davacının davalıdan alacaklı olduğuna dair rapor verildiğini, mahkeme bilirkişi raporuna itibar etmediğini, tanık ve keşif deliline dayanmış dayandıklarını ancak mahkeme bunu dikkate almadığını, mahallinde keşif yapılmış olması halinde davacının takmış olduğu malların ispatı yapılacağını, dosyaya sunulan fotoğraflar sunulduğunu ve mahkemece dikkate alınmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı, taraflar arasında yapılan sözlü eser sözleşmesi kapsamında edimlerini tamamladıklarını ancak davalı tarafından iş bedelinin ödenmediğini, girişilen ilamsız icra takibine itiraz edilmesi sebebiyle takibin durduğunu belirterek, itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında eser sözleşme ilişkisi bulunmadığını, fatura kapsamında işler yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi ispat edilemediğini, yemin deliline davacı tarafından dayanılmadığını belirterek davacı tarafından alacak ispat edilemediğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme kararı davacı tarafa muhtıra çıkartılmış olmasına rağmen, ilam harcı ve masrafların yatırılmaması sebebiyle, istinaf talebin reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemece çıkartılan muhtıra, usulüne uygun olmadığı, dairemiz tarafından dosya iade edildikten sonra davacı tarafından harç ve masrafları yatırmış olması sebebiyle, mahkemenin istinaf talebinin reddine ilişkin karar kaldırılması ile istinaf sebepleri incelemeye geçilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 470 inci maddesinde, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” biçiminde tanımlanmıştır. Eser sözleşmesi iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Türk Hukuk Lûgatında da “eser sözleşmesi” kısaca “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde ifade edilmiştir.Eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kural olarak yazılı veya kesin delillerle ispatlanmalıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğince davacı taraf, davalı yanın eser sözleşmesinin tarafı olduğu yönündeki iddiasını senetle ispat etmek zorundadır.Aynı maddede(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği de hükme bağlanmıştır.HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. (bkz. Yargıtay 6.HD'nin 26.04.2022 gün, 2021/3822 E, 2022/2442 K. Sayılı kararı)Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/15-3098 E. 2021/546K. 29/04/2021T.) Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacı, HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Davacı tarafça dosyaya bu iddiayı ispatlayacak yazılı bir belge ya da tanık dinlenmesini mümkün kılacak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir evrak ibraz edilmemiştir. Yargılamanın tüm aşamalarında sözleşme ilişkisini kabul etmeyen davalı iş sahibi, davacı tanıklarının dinlenmesine de muvafakat etmemiş ve mahkemece dinlenmemiştir. Davacının iddiası; taraflar arasında sözlü anlaşma gereğince edimlerin tamamlandığı, fatura düzenlendiğini ancak bedelinin ödenmediği yönündedir. Bu nedenle yazılı belge ile akdi ilişkinin varlığını kanıtlayamayan ve tanık beyanı için yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunamayan, yemin deliline dayanmamış olması sebebiyle; taraflar arasındaki akdi ilişki ispat edilememiştir. Taraflar arasında akdi ilişki ispat edilememesi halinde, edimin davacı tarafından yapılmadığı yönelik mahkeme kararı yerinde olmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2021 tarih ve 2019/160 Esas, 2021/136 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 118,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 496,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.