mahkeme 2020/1457 E. 2023/1079 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1457
2023/1079
12 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1457
KARAR NO: 2023/1079
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/02/2020
NUMARASI: 2015/219 Esas, 2020/106 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali
KARAR TARİHİ: 12/10/2023
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı tarafla müvekkili şirket arasında otomasyon yapım işi için 16.08.2005 tarihli 130.000 Euro + KDV bedelli Teknik ve Ticari Sözleşme imzalandığını, sözleşmenin "Ödeme ve Teslim Süreleri" ile ilgili bölümünün 3. maddesinde, sözleşme bedelinin % 60'ının kullanılacak malzemelerin teslimi ile, bakiyenin ise işin kabulünden sonraki ilk ödeme gününde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre, kullanılacak malzemelerin 19.10.2005 tarihli, ... numaralı fatura ve ... numaralı irsaliye ile belirlenen sürede teslimi üzerine malzemelerin bedeli olan 78.000 Euro + KDV karşılığı 149.968.38 TL (1 Euro= 1,6296 TL. olarak alınmış) davacı şirkete ödendiğini, "Teknik ve Ticari Sözleşme" gereği üstlenilen BT 8 ve K 5 otomasyon modernizasyon işi, sözleşmede belirlenen şekilde ve sürede 5. ve 7, günün sonunda tamamlanıp devreye alınmasına rağmen, davalı şirketin davacının 52.000 Euro + KDV karşılığı 114.865,92 TL olan bakiye alacağını ödemediğini, davalı şirketin fiilen kullandığı için mağdur olmadığı otomasyon işine ait kesin kabulle ilgili tutanağı iki yıla yakın süre (545 gün) imzalamadığını, defalarca görüşmelere rağmen davacının bakiye alacağını da ödemediğini, bunun üzerine, davacı şirketin, 16.08.2005 tarihli sözleşme ile belirlenen 09.03.2007 tarihli ve ... seri no'lu faturaya dayalı 114.895,92 TL alacağının tahsili için 28.03.2007 tarihinde Kadıköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan faturaya dayalı takibe, davalı vekili tarafından 09.04.2007 tarihinde yetki vs. nedenlerle itiraz edildiğini, yetki itirazı üzerine duran takibe, yetkili İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından devam edildiğini, borçlu vekiline gönderilen ödeme emrinin tebliği sonrasında, itiraz edilmeyen takibin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesi üzerine, davalı şirketin, ... Bankası A.Ş. Gebze/Ticari Şube Müdürlüğündeki hesabına 139.778,57 TL. tutarında haciz konulduğunu, borçlu şirket vekilinin İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/171 E. sayılı dosyasından "ihtiyati tedbir" talepli "menfi tespit davası" açtığını, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince 31.03.2007 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile "takibin durdurulması talebinin reddine, ihtiyati tedbir talebinin takip konusu alacanın % 40'ı kadar nakdi teminatın depo edilmesi koşulu ile kabulü ile, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine" dair karar verildiğini, bu kararla icra dosyasındaki işlemlere devam edilemediğini, aynı zamanda borçlu tarafça alacaklı aleyhine, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/775 E. sayılı dosyasından "alacak ve tazminat davası" açıldığını, iki dosyanın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/876 E, sayılı dosyasında birleştirildiğini, borçlu şirket vekili tarafından İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/80 E. sayılı dosyası ile "usulsüz tebligatın iptali" talebi ile açılan 3. davanın yapılan yargılamasında bozma sonrasında 25.03.2010 tarihinde verilen kararla; "..davacıya yapılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu anlaşıldığından, yapılan tebligata 07.01.2008 tarihinde ıttıla kespetmis sayılmasına, takip dosyasında itirazı ıttıla tarihine göre süresinde olduğundan hakkındaki icra takibinin durdurulmasına, davacı yönünden icra takibi durdurulduğundan, icra dosyasında yapılan hacizlerin fekkine.." dair takibin durdurulması kararının verildiğini, 25.03.2010 tarihinden 08.12.2014 tarihine kadar "hakkında ihtiyati tedbir kararı bulunan" icra dosyasında taraflarca hiçbir işlem yapılmadığını, icra dosyasına sunulan ve İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesince, Yargıtay bozma kararı sonrasında sürenin de olduğuna karar verilen borçlu itirazının alacaklı veya vekiline tebliğ edilmediğini, ayrıca takibin durdurulmasını da kapsayan İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/80 E., 2010/638 K. sayılı kararının da alacaklı veya vekiline tebliğ edilmediğini, dolayısı ile itirazın iptali davası açma süresinin davacı şirket açısından yasal olarak başlamadığını, borçlu şirket vekili tarafından takiple ilgili açılan menfi tespit davasının reddedildiğini, borçlu şirket tarafından davacı alacaklı aleyhine açılan ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/876 E. sayılı dosyasında incelenen menfi tespit davasının 21.01.2015 tarihinde yapılan karar duruşmasında davanın reddine, davalının tazminat talebinin kabulüne, "..takip konusu alacak miktarı olan 114.865,92 TL. üzerinden % 40 olarak hesaplanan 45.948,36 TL. icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesine, davalı tarafın, tedbirin kaldırılması yönündeki taleplerinin karar henüz kesinleşmediğinden ve şartları oluşmadığından reddine, tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına" dair karar verildiğini, sundukları gerekçeli karardan da açıkça anlaşılacağı üzere, tedbirin karar kesinleşinceye kadar devam edeceği mutlak olup, borçlu şirket vekilinin, icra dosyasına cebri icra yolu ile alınan paranın kendilerine iadesi talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalı borçlu şirketin, takibe karşı açtığı menfi tespit davasının reddedildiğini belirterek, sonuç olarak; ticari sözleşme ve faturaya göre varlığı sabit olan davacı alacağının mahkeme kararı ile de tespit edildiği dikkate alınarak; davalı borçlunun haksız itirazının iptali ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında duran takibin asıl alacak ve fer'iler yönünden devamına, cebri icra ile icra dosyasına alınan paranın davalıya iade edilmemesi ve icra dosyasında işlem yapılmaması için itirazın iptali davası sonuçlanıncaya kadar İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. dosyasına "teminatsız olarak" ihtiyati tedbir konulmasına, haksız itiraz ve davalar nedeniyle alacağını tahsil edemeyen davacının, maddi/manevi hakları ihlal edildiği için, icra takibi ve itiraz tarihinde yürürlükte olan yasa doğrultusunda % 40'tan az olmamak üzere hükmolunacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın icra takip dosyasına yapılan itirazlarından 8 yıl sonra açıldığını, İİK ile belirlenen yasal süresinde açılmadığını, müvekkili şirketin hiçbir surette davacı tarafa borcunun olmadığını, icra dosyasına yapılan itirazlarının haklı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 16/08/2005 tarihli teknik ve ticari sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme ile söz konusu şirketin müvekkili şirketin karışım tesisindeki BT 8 ve K 5 otomasyon modernizasyonunun imalat, ambalaj, nakliye, montaj ve devreye alınmasını taahhüt ettiğini, sözleşmenin akdini müteakip, müteaddit defalar gerek sözlü, gerekse ihtarname ile uyarılmasına rağmen davacı şirketin taahhütlerini yerine getirmediğini, istenilen özellikteki işi yapamadığını ve devreye alma işlemini gerçekleştiremediğini, bu durumun müvekkili şirketteki üretiminin aksamasına ve zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davacı tarafın ihtar edilerek temerrüde düşürüldüğünü, davacı tarafa müvekkili şirket tarafından keşide edilen ihtarname ile; BT 8 ve K 5 ve otomasyon modernizasyonunu işinde yerine getirmediği ediminin davacı nam ve hesabına başka bir firmaya yaptırılacağı hususunda ihtar edildiğini, ihtara rağmen davacı tarafın herhangi bir girişimde bulunmamış olması nedeniyle müvekkili şirketin üçüncü bir firma olan ... ile yukarıda bahsedilen ve davacı tarafından yapılmayan işlerin davacı nam ve hesabına yapımı için anlaşma yapmak zorunda kaldığını, bunun sonucunda söz konusu şirket tarafindan keşide edilen 24/07/2007 tarihli fatura gereğince KDV hariç toplam 70.000 Euro'luk ödeme yapıldığını, üretimdeki otomasyonla ilgili olan söz konusu işlerdeki aksamanın derhal giderilmesi zorunlu bulunduğundan, öncelikle delillerin ortadan kalkması ihtimali karşısında delil tespiti yaptırıldığını Gebze Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/120 D.Iş sayılı dosyası ile tayin edilen bilirkişiler tarafindan sözleşme ve işin mahiyeti gereğince tayin ve tespit edilecek hususlar yanında ayrıca davacı şirket tarafindan işlerin sözleşmeye göre ve süresinde yapılıp yapılmadığı hususlarının tespiti ile bu sözleşmeye aykırı olarak yerine getirilmeyen davacı edimlerinin ve işlerinin telafisi için gerekli isçilik ve malzemenin maddi değerinin tespiti ile bu sebeple meydana gelmiş olan üretim aksaması nedeniyle uğranılan maddi zararın tespitinin istendiğini, üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda: "BT 8 ve K S ve otomasyon modernizasyonunun yazılım ve donanım eksiklikleri bulunduğu ve yapması gereken işlemleri gerektiği şekilde yürütmediği ve toplam zararlarının 138.460,99 YTL olduğunun" tespit edildiğini, bununla birlikte, işin süresinde yapılmamış olması nedeniyle sözleşmede öngörülen ceza-i şartın söz konusu olduğunu, aynı zamanda davacı tarafın müvekkili şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatarak, ödeme emri gönderdiğini, hukuka aykırı olarak yapılan tebligata istinaden davacı tarafın İİK 89/1 maddesi kapsamında müvekkiline ait mevduata haciz konduğunu ve tutarın icra dosyasına intikalini sağladığını, ödeme emrinin iptali için İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/18 E Sayılı (yeni 2010/80 E) dosyası ile dava açıldığını, devam eden süreçte, İcra Hukuk Mahkemesinin ödeme emrinin iptaline karar vermiş ise de; aleyhine haksız olarak yasal takip başlatılan müvekkilinin söz konusu ödeme emrinin iptaline karar verilene kadar İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/171 Esas sayılı dosyasıyla menfi tespit ve İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/775 Esas (yeni birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/876 Esas) sayılı dosyası ile alacak davası açmak zorunda kaldığını, bahse konu İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/876 E sayılı dosyasıyla görülen alacak ve menfi tespit davalarında davacının dava dosyasına sunduğu birçok beyan dilekçesinde belirttiği beyanlarıyla bu davalardaki iddia ve beyanlarının davacı tarafın açıkça kabul ve ikrar edildiğini, bu kabuller ve ikrarlar kesin delil niteliğinde olup, bunların dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde söz konusu menfi tespit davasının reddedildiği dikkate alınarak itirazın iptali kararı verilmesi talebinin hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, öncelikle menfi tespit davasına nazaran açılan itirazın iptali davası daha geniş kapsamlı bir dava olup, hiçbir şekilde menfi tespit davası sonucunda verilen kararın huzurdaki davada esas alınmasının söz konusu olamayacağını, menfî tespit davasının kesinleşmediğini, ayrıca bu davada verilen bütün bilirkişi raporlarında davacının edimini yerine getirmediği tespitlerinin yer aldığını, söz konusu dosyanın Yargıtay'dan dönüşü ile yerel mahkeme kararının kesinleşmesinin beklenmesini, müvekkili şirketin davacı şirkete borcu olmadığı gibi, yüksek miktarda alacağının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacı taraf alacağını ispat edemediğini belirterek, davanın reddine, % 40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın faturaya dayalı 114.685,82 TL asıl alacak ve 6.259,41 TL işlemiş yasal faiz alacağına ilişkin olarak başlatılan takibe davalının itirazının iptaline ilişkine ilişkin olduğu, takibe itirazın ve İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/80 Esas, 2010/638 Karar sayılı kararı davacı alacaklıya tebliğ edilmediğinden davanın İİK'nın 67/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeyle otomasyon modernizasyonu işinin toplam 130.000 Euro+ KDV bedelle yapımının; iş bedelinin %60'ının malzeme tesliminde, kalan kısmının ise işin kabulünden sonra ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacı yüklenici tarafça iş bedelinin tahsili için takip talebinde bulunulmuş olup; davalı iş sahibince İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/775 Esas sayılı dosyasında işin gereği gibi ifa edilmemiş olması nedeniyle ve gecikme cezası taleplerine ilişkin tazminat davası ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/171 Esas sayılı dosyasında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olunmadığının tespitine ilişkin dava açılmış olup her iki dosya birleştirilerek İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/876 Esas sayılı dosyasında görüldüğü, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/876 Esas sayılı dosyasında alınan 13/09/2009 tarihli bilirkişi raporunda otomasyon sistemindeki sorunların giderilmesi için makul sürenin 1 ay olduğu, ancak davacının bu sorunların giderilmesi için 545 gün beklediği, bu gecikmeye kendi kusuru ile sebebiyet verdiği, 1 aylık makul süreye tekabül eden zarar tutarının 9.314,00 TL olduğu, davacının ifa edilmeyen edimin davalı nam ve hesabına başkasına yaptırılmış olması nedeniyle talep ettiği 70.000,00 Euro'luk talebinin ise başlangıçta tesiste otomasyon sistemi mevcut olmadığı, davalı tarafından kurulan otomasyon sistemi iyi çalışmadığı için davacının sistemi değiştirip yerine yenisini yaptırma hakkının sözleşmede mevcut olduğu, davacının da edimini tam olarak yerine getirmediği, bedelin 127.108,80 TL + KDV'lik kısmını ödediği, geriye kalan bedeli ödemediği, kendi ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının iyi çalışmayan otomasyon sistemini değiştirmiş olması sebebiyle bedel talebinde bulunamayacağı, davalının davacıdan 09/03/2007 tarihli ... sayılı 114.865,92 TL bedelli faturadan dolayı alacaklı olduğunun bildirildiği, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/876 E sayılı dosyasında davacı iş sahibinin (işbu dosya davalısı) işin ayıplı ifası ve gecikme cezası taleplerine ilişkin olan asıl davasının kısmen kabulü ile 9.314,00 TL gecikme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ; menfi tespit talebine ilişkin birleşen davanın reddine karar verildiği , kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. HD nin 2016/3601 Esas, 2016/4354 Karar sayılı ilamı ile "...mahkemece ayıptan doğan zarara hükmedilmiş ise de ayıp bedeli bilirkişilerce hesaplanmasına karşın hüküm altına alınmamıştır. Oysa yapılması gereken iş birleşen davada iş bedelinin tamamına hükmedildiğinden yaptırılan bilirkişi incelemesine göre saptanan 32.500,00 Euro ayıp giderim bedelinin de ayıptan kaynaklanan zararla birlikte hüküm altına alınmasından ibarettir. Bu husus gözetilmeden ve bilirkişi raporuna itirazı yanlış değerlendirilerek ayıp bedelinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. " şeklinde karar verilerek menfi tespit davasının reddine ilişkin hükmün bozma dışında bırakıldığı ve kesinleştiğinin anlaşılması gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verildiği, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, davalının ayrı bir dava konusu olarak da ileri sürdüğü ve tespiti gereken ayıp bedeli nedeniyle alacağın likit olmadığı, bu sebeple icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacıdan sabit yüksek miktarda alacağının mevcut olduğu, davacı tarafından yapılan işin ayıplı olduğu, icra takibine itirazda müvekkilinin haklı olduğunu, alacağın likit olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında otomasyon modernizasyonu yapım işi için 16.08.2005 tarihli 130.000 Euro + KDV bedelli Teknik ve Ticari Sözleşme imzalanmıştır. Davacı taraf, sözleşme gereğince işi yapıp teslim ettiğini, ancak 52.000 Euro + KDV karşılığı 114.865,92 TL olan bakiye alacağın ödenmediğini, yapılan icra takibine itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiş; davalı taraf uyarılara rağmen işin tamamlanmadığını ve devreye alma işinin gerçekleştirilmediğini, eksiklerin dava dışı firmaya 70.000 Euro bedel karşılığında tamamlatıldığını, davacıya karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası ve ayrıca edimin tam olarak yerine getirilmemesi nedeniyle oluşan zararların, cezai şartın ve yüklenici nam ve hesabına yaptırılan işlerin bedellerinin tahsili için alacak davası açtıklarını, borçlarının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; mahkemece, davanın kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla icra takibi yapılmış, itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davası açılmış; bunun karşısında davalı tarafça da İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/876 esas (bozma sonrası 2018/1046 esas) sayılı dosyası ile birleşen 2008/171 esas sayılı dosyası ile aynı icra takibi nedeniyle borçlu bulunulmadığına ilişkin menfi tespit davası açılmış; netice olarak mahkemece birleşen menfi tespit davasının reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 09/09/2020 tarih ve 2019/3404 esas, 2020/2360 karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına; 17/06/2021 tarih ve 2020/3192 esas, 2021/2810 karar sayılı kararı ile de taraf vekillerinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilerek hükmün kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı tarafın aynı icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olarak açtığı menfi tespit davasının reddine karar verilip kesinleştiğinden, davacı alacağının varlığı da sübuta ermiş bulunmaktadır. Bahsi geçen kesin hüküm itirazın iptali davasını gören mahkemeyi bağlayacağından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur. Mahkemece, davalının ayrı bir dava konusu yaptığı ve tespiti gereken ayıp bedeli nedeniyle alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamına göre, menfi tespit davasına ilişkin dava dosyasında mahkemece mali müşavir bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafından düzenlenen takip konusu faturayı davalının ticari defterine kaydettiği anlaşıldığından, alacağın davalı tarafça bilinebilir ve likit olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kabulü ile, itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden dava tarihi gözetilerek %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı vekilinin istinaf taleplerinin REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen KABULÜNE, 3-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2020 tarih ve 2015/219 Esas, 2020/106 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4- Davanın KABULÜ ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 5-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın % 20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 8.274,07 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.494,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.779,85 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2- Davacı tarafından yapılan 1.494,22 TL peşin harç, 27,70 TL başvuru harcı, 101,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.622,92 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 19.380,05 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 36,10 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 184,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 8.274,07 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.068,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.205,32 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 12/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.