mahkeme 2025/1501 E. 2025/1389 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1501
2025/1389
11 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1501
KARAR NO : 2025/1389
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27.03.2025
NUMARASI : 2024/731 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen itirazın iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen 27.03.2025 tarihli ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davalının müvekkili şirketten aldığı emtia bedelinden 7.287.845,82 TL'nin ödenmemesi üzerine, İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 23.09.2024 tarihli protokol ile borcun 5 gün içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, yapılan araştırmalarda davalı şirketin mali durumunun kötüleştiğini, şirketin aktiflerini elden çıkarmaya çalışıldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve takibe konu toplam alacak tutarı üzerinden borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakların ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, tarafların cari hesap şeklinde çalıştıklarını ve cari hesap kesim döneminin henüz gelmediğini, müvekkiline iadeli taahhütlü mektupla cari hesap borcu bildirilerek temerrüde düşürülmediğini, sunulan fatura ve cari hesap ekstresindeki borcun kabul edilmediğini, faturalara itiraz edilmemesinin tek başına borcun varlığı için yeterli olmadığını, bununla birlikte fatura ve cari hesaptan kaynaklanan borcun ifasının talep edilmesi için muaccel hale getirildikten sonra ayrıca bir temerrüt ihtarında bulunularak TBK'nın 121. maddesine göre seçimlik haklarından olan, iddia edilen borcun aynen ifası için makul bir süre verilmesi gerektiğini, ancak müvekkiline belirtilen şekilde TTK'nın 18.maddesine belirlenen şekilde bir ihtar gönderilmediğini, sunulan sulh ve ibra protokolünde imza bulunmadığını, TTK'nın 94.maddesine göre cari hesap ekstresinin kesim tarihinin gelmemesi nedeniyle alacağın talep edilemeyeceğini, işlemiş faiz ve inkar tazminatı talebinin yersiz olduğunu savunarak, ihtiyati haciz ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin değerlendirilidği 13.02.2025 tarihli ara kararda özetle; davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan e-fatura, e-irsaliye, ihtarname, tebligat şerhi ve mail yazışmaları içeriği dikkate alındığında, yaklaşık ispat şartı için yeterli delil sunulduğu gerekçesiyle takdiren %20 teminat karşılığında 7.287.845,82 TL alacak bakımından borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerde bulunanlar dahil her türlü hak ve alacaklarının borca yeter miktarının İİK'nun 257/1. maddesi uyarınca ihtiyaten haczine, teminatın verilmesi halinde ihtiyati haciz kararının İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından infazına, karar verilmiştir.Davalı vekili, ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin mal kaçırdığı veya ödeme güçlüğü içinde olduğuna dair somut bir delilin sunulmadığını, borcun vadesinin gelmediğini, vadesi gelmeyen bir borca yönelik ihtiyati haciz talep edilemeyeceğini, İİK'nın 257. maddesindeki şartların sağlanmadığını, tarafların cari hesap ilişkisi şeklinde çalıştıkların, ticari ilişkilerinin devam ettiğini, TTK'nın 90 ve devamı maddelerine göre cari hesap döneminin sonuna gelinmediği gibi, mutabakat da yapılmadığını, hesabın kat edilerek müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, müvekkilinin ödeme güçlüğü veya mal kaçırma girişiminde olduğu iddialarının asılsız olduğunu, davacı tarafından bu hususta herhangi bir delil dosyaya sunulmadığını, ihtiyati haciz için gerekli yaklaşık ispat şartı dahi sağlanmadığını, muaccel olmayan borç için ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini savunarak, 13.02.2025 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince ihtiyati hacze itirazın değerlendirildiği 27.03.2025 tarihli ara kararıyla; "...Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde, yerleşik içtihatlarda da benimsendiği üzere ihtiyati hacze konu alacağın kesin olarak ispatı gerekmeyip, yaklaşık ispatın yeterli olduğu, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan e-fatura, e-irsaliye, ihtarname, tebligat şerhi ve mail yazışmaları içeriğinin alacağın varlığı hususunda kanaat uyandırıcı ve yaklaşık ispata yarar nitelikte olduğu, dolayısıyla İİK'nın 257. maddesindeki şartların oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığından ..."gerekçesiyle ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati hacze ilişkin şartlar oluşmamasına rağmen itirazların dikkate alınmadan karar verildiğini, ihtiyati haciz kararının yargılama sonucunun beklenmesi gereken bir iddia neticesinde verildiğini, kararın müvekkili üzerinde telafisi güç zararlara yol açtığı, cevap, ikinci cevap, 17.02.2025 ve 26.03.2025 tarihli beyan dilekçelerinde açıklandığı üzere, borcun kabul edilmediğini, kaldı ki tarafların cari hesap sözleşmesi uyarınca çalıştığını, alacağa ilişkin cari hesap kesim döneminin henüz gelmediğini, yalnızca faturaya dayalı ve muaccel olmayan borcun talep edilmesi veya muaccel olmayan borca yönelik olarak ihtiyati haciz uygulanması mümkün olmadığını, müvekkilinin aktif şekilde ticari faaliyetine devam ettiğini, bir çok ülkede büyük inşaat projelerini yürüttüğünü, müvekkilinin mal kaçırma girişimi olmadığı gibi borca batık da olmadığını, müvekkilinin mali durumunun araştırılmadan karar verildiğini, davacının iddia ettiği 7.287.845,82 TL alacak için müvekkilinin 100.000.000 TL'nin üzerinde değeri olan 18 aracına ve banka hesaplarına haciz konduğunu, müvekkilinin de teminat yatırarak hacizleri kaldırdığını, bu durumun dahi mal kaçırma veya ödeme güçlüğü bulunmadığını gösterdiğini, iddia edilen borcun muaccel olmadığını ve ihtiyati haciz için İİK'nın 257.maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşmediğini, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, faturadan kaynaklı ihtiyati haciz kararlarının hukuki belirlilikten yoksun olduğununu, faturaların ihtiyati haciz için yeterli görülmesinin, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine; istinaf, dava içinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne ilişkin ara karara yönelik davalı vekilinin itirazın reddine dair verilen 27.03.2025 tarihli ara kararın istinafına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine dair 27.03.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davacının davalıya yaptığı satışlara istinaden davalı şirket adına düzenlenen fatura bedellerinin mutabakata rağmen ödenmediğini, fatura bakiyesinden kaynaklı borcun tahsili amacıyla İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe ve arabuluculuk yoluna başvurulmasına rağmen davalının borçlarını ödemediğini ileri sürmüştür.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Somut olayda, davacı vekili tarafından faturalardan kaynaklanan bakiye alacaklarının olduğu iddia edilerek ve borçlunun yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali olduğu iddiası ile ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Fatura tek başına alacak ve tutarını kanıtlamaya yeterli değildir. Ancak davacı vekilinin sunduğu e-fatura ve e-irsaliyeler, ihtar ve yazışmalar borcun varlığını yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlamaktadır. Davalı vekilinin gerek cevap dilekçesinde gerekse itiraz ve özellikle istinaf başvuru dilekçesinin ikinci sayfasında satılan malzemelerin standartlara uygun ve gerekli kalitede olmadığının savunulması da esasında, emtianın ayıplı olup olmadığına dair savunma sebepleri saklı kalmak kaydıyla, emtianın teslim edildiğini göstermektedir. Taraflar arasında TTK'nın 89 ve devamı maddelerinde düzenlenen yazılı şekil şartının yerine getirildiği bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Taraflar arasında açık hesap şeklinde yürütülen bir satım sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. TBK'nın 207. maddesindeki peşin satım karinesi uyarınca, satım sözlemesinde edimlerin aynı anda ifa edilmesi gerektiğinden muacceliyet için ayrıca bir ihtara gerek bulunmamaktadır. Muaccel bir borcun varlığının yaklaşık ispati halinde ise ayrıca İİK'nın 207/2.maddesindeki vadesi gelmemiş bir borç için ihtiyati haciz şartlarının irdelenmesine gerek bulunmamaktadır. Dosyadaki delillerle İİK7nın 257/1 ve 258.maddesi uyarınca yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığı ve miktarı kanıtlandığı, satılanın ayıplı olduğu savunmasının ihtiyati hacze itiraz nedeni olmadığı, aşkın haciz yönünden yetkili yargı mericinden talepte bulunulabileceği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince, davalının ihtiyati hacze yönelik itirazının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-İhtiyati hacze itiraz eden davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati hacze itiraz eden davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 11.09.2025
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 265/son maddeleri gereğince karar kesindir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.