Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1991

Karar No

2025/207

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1991
KARAR NO:2025/207
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07.11.2024 tarihli ek karar
NUMARASI:2024/389 D.İş - 2024/397 K.
DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz
Taraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü kararına borçlu ve üçüncü kişi vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen 07.11.2024 tarihli ek karara karşı, borçlu ve üçüncü kişi vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan değişik iş dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden/alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili alacaklı şirketin İspanya'da bulunan ve birçok ülkede turizm seyahat acenteliği yapan, uluslararası sektörde en eski ve en bilinir turizm acentelerinden biri olduğunu, karşı taraf borçlunun da merkezi Almanya olan turizm seyahat acentesi olduğunu, iki taraf arasındaki ticari ilişkiye dayanak oluşturan 14/06/2022 tarihli acentelik hizmet sözleşmesi bulunduğunu, taraflar arasında düzenli olarak devam eden, geniş hacimli bir acentelik anlaşması ve bu kapsamda yürütülen faaliyetler bulunduğunu, müvekkili şirketin, borçlu şirketinin Almanya'dan diğer ülkelere gönderdiği turistlerin transfer ve konaklamalarını yapan operatör şirket olarak yıllardır hizmet verdiğini, Haziran 2024 tarihi itibarı ile karşı tarafın borçlarını ödeyemez duruma geldiğini, faaliyetlerini tamamı ile durdurarak şirketin tasfiye sürecine girdiğini, tarafların yıllardır cari hesap şeklinde vadeli ödeme ile çalıştığını, müvekkilinin, karşı taraf şirketin tasfiye sürecine girdiği günden bu yana alacaklarını tahsil edemediğini, müvekkilinin 50.343 adet faturaya dayanan toplamda 16.587.108,31 EURO alacağının vadesi geçmiş olmasına rağmen karşı tarafça ödenmediğini, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında 27.06.2024 tarihli mutabakat ile borçlu şirketin borcunu ikrar ettiğini, karşı tarafın finans müdürü tarafından gönderilen borç kabulünü açıkça gösterir mutabakatı yazısında, karşı tarafın 16.035.042,61 Euro borcu olduğunu açıkça kabul ve beyan ettiğini, maili gönderen ...'ın karşı tarafın ticaret siciline kayıtlı temsilcisi olduğunu, buna ilişkin Almanya ticaret sicili kaydını sunduklarını, borç kabul mutabakatı yazısında belirtilen bu rakamın daha sonra ilave olan borçlarla birlikte 16.587.108,31 EURO'ya ulaştığını, e-mail ve onaylı çevirisini sunduklarını, borçlu şirkete 29/07/2024 tarihinde bir ihtar yazısı gönderilerek, 06/08/2024 tarihine kadar ödeme için süre verildiğini, gönderilmiş olan bu ihtara rağmen müvekkilinin alacağının bugüne kadar halen ödenmediğini, müvekkilinin alacağının varlığı, borçlu şirketin bu borcu ödemekte temerrüt hali, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında 27.06.2024 tarihli mutabakat olduğunu, borçlunun faaliyetlerini durdurarak tasfiye sürecine girdiğini, borçlunun ülkede mutad bir yerleşim yerinin bulunmaması, geçici bir hukuki koruma sağlanmadığı sürece müvekkilinin alacağının tahsil edilememesi riskinin çok kuvvetli olduğu nazara alındığında ihtiyat haciz koşullarının oluştuğunun anlaşıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte Türk mahkemelerinin ana ihtilafın çözümüne dair dava yönünden yetkili olmadığı düşülülse dahi, geçici hukuki korunma sağlanması yönünde verilecek kararlarda Yargıtay içtihatları çerçevesinde yetkili olduğunun sabit olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2008/4717 Esas, 2008/650 Karar sayılı ilamının bu yönde olduğunu, görüleceği üzere asıl dava bakımından yetkili mahkemenin yurt dışında bulunması ve/veya özel bir tahkim anlaşmasının bulunması halinde bile, bu mahkemenin ülkemizde infazı kabil bir geçici koruma kararı veremeyeceği açık olduğundan, bu görev ve selahiyetin tartışmasız olarak Türk mahkemelerine ait olacağının sabit olduğunu, karşı tarafın Türkiye'de doğrudan veya dolaylı olarak ortak olduğu şirketler mevcut olduğu gibi, yine ülkemizde birçok üçüncü kişi ve kurumlarda hak ve alacakları bulunduğunu, bu sebeple, hem müvekkiline ait para alacağı borçlarının vadesi geçtiğinden, hem de karşı taraf şirketin borçlarını ödeyemez duruma düşmesi neticesinde ivedi bir şekilde alacaklarının güvence altına alınması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/2635 Esas ve 2013/5653 Karar sayılı ilamında "Mahkemece ihtiyati hacze ilişkin (...) Hukukumuzda ülke içi yer itibariyle yetki kuralları aynı zamanda milletlerarası yetki kuralları olarak uygulanır. O nedenle, HUMK'nın 9 ila ... ve 14 ila 16 ve ... ila .... maddelerinde yer alan genel ve özel yetki halleri ile, diğer Kanunlarda belirtilen özel yetki hükümleri bulunan durumlarda, Türk Mahkemeleri milletlerarası yetkiye sahiptir. Yetkinin varlığında, davanın yanlarının Türk vatandaşı veya yabancı olması kural olarak bir faktör olarak alınmaz. Türk Mahkemelerinin yetkili olduğu hallerde, tarafların yetki anlaşması ile yabancı bir ülke mahkemesini yetkili olarak kabul edebilirler. Somut olayda taraflar arasında yapılan bu şekilde bir yetki anlaşması bulunmamaktadır. Ayrıca dava, hukuksal nitelikçe cebri icra hukukundan kaynaklanmakta olup, Türk mahkemelerinin ülke içi yetkisinin ve ona bağlı olarak milletlerarası yetkisinin varlığını kabul etmek kaçınılmazdır. Bu durumda, açıklanan hususlara dikkat edilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin İspanya menşeli olduğu da göz önüne alınarak 4982 sayılı Kanun ve buna bağlı Yönetmelik uyarınca, karşılıklılık ilkesi kapsamında bulunan ülkeler hakkında Tebliğ kapsamında, İspanya karşılıklılık ilkesi gereği teminat alınmayacak ülkelerden olduğundan, yabancı kişilerden alınması gereken teminattan muaf olduğunu, aksi kanaat halinde teminat yatırmaya hazır olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin ve yabancı para borcunun, fiili ödeme günündeki kur karşılığını talep etme hakları saklı kalmak kaydı ile ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile dava açılış tarihindeki kur ile 16.587.108,31 EURO'ya karşılık gelen, 606.756.421,98-TL tutarındaki alacak için ihtiyati haciz kararı verilmesini, borçlu şirketin, taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyaten haciz konulmasını talep etmiştir.İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 02.09.2024 tarihli değişik iş kararında; "..Mahkememizin 29/08/2024 tarihli ara kararı ile "1-İhtiyati haciz talep eden vekilince ön büro aracılığı ile fiziken ibraz edilen evrakların ve tüm belgelerin dosyamız arasına fiziken gelmesinin beklenilmesine, 2-Mahkememizin 28.08.2024 tarihli ara kararı ile "1-İhtiyati haciz talep eden vekiline; -Talep dilekçesi ekinde çıktı olarak ibraz edilmiş olan aleyhine ihtiyati haciz talep edilen tarafa ait olduğu bildirilen Münih Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tutulmuş olan Ticaret Sicil Kayıtlarına ilişkin yetkili makamlarca usulüne uygun verilmiş apostil şerhini mahkememize ibraz etmek, Üzere işbu ara kararın tebliğinden itibaren 3 iş günlük kesin süre verilmesine," dair tesis edilen ara karar uyarınca talep eden vekiline verilen sürenin dolmasının beklenilmesine," şeklinde ara karar oluşturulmuştur.Mahkememizce alınan 29/08/2024 tarihli ara karar üzerine ihtiyati haciz vekili 29/08/2024 tarihli dilekçesi ile "Mahkemenizin vermiş olduğu ara karar gereğince İhtiyati Haciz talebimizde delil olarak dayanmakta olduğumuz faturalara ait flash bellek dilekçemiz ekinde sunulmuştur. (Ek:1) Mahkemenizce tarafımızdan talep edilen, ticaret sicil gazetesinin Apostil şerhi için tarafımıza verilen 3 günlük süre, onay makamının Almanya da olması nedeni ile yeterli bulunmamaktadır. Ancak, dosyaya ibraz etmiş olduğumuz sicil gazetesi tarafımızdan avukat olarak aslı gibidir şeklinde onaylanarak imzalanmış olup, dilekçemiz (Ek:2) ekinde sunulmuştur. Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 19. Maddesine göre avukatların resmi evrakları da onaylama yetkisi bulunmaktadır. Bu yetkimize istinaden hukuk ve cezai tüm sorumluluğu tarafımıza ait olmak üzere Alman Sicil Gazetesi örneği tarafımızdan onaylanmış ve dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Diğer taraftan, sicil gazetesinde adı geçen ve borçlu şirketin 01.Mayıs.2022 tarihinden itibaren Genel Müdürü nolan ...'ın bu görevi icra ettiğine dair borçlu ... şirketinin İnternet sayfasında yer alan habere ve açıklamaya ait sayfa uzantısını delil olarak sunmaktayız. Açık kaynak bilgi olan bu siteden görüleceği üzere mutabakat metnini imzalayan kişi şirketin ... sıfatı ile yetkili genel müdürüdür. Kaldı ki müvekkile gönderilen e mail de borçlu şirketin resmi web uzantısına ait olan adresten gönderilmiştir. İlgi wep sitesi adresi çıktısı ekte sunulmuştur. (Ek-3);..." beyanda bulunmuş olup, dilekçe ekinde faturaların olduğu 1 adet flash bellek ile aleyhine ihtiyati haciz istenen şirketin yetkili temsilcilerini gösterir belgelerin suretlerini ihtiyati haciz isteyen tarafından vekilince aslı gibidir şeklinde tasdiklendiği ve imzalandığı görülmüştür.İİK'nın ihtiyati hacizi düzenleyen 257. Maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği hükme bağlanmış olup anılan hüküm rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş (muaccel hale gelmiş) para alacağına ilişkindir. Aynı yasanın 257/2. Maddesinde ise henüz vadesi gelmemiş (muaccel hale gelmemiş) alacak talepleri hakkında ihtiyati haciz kararı verilebilmesi koşulları belirlenmiş ve bu durumlarda ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hallerinin gerçekleşmesi aranmıştır.İhtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun oluşması yeterlidir bu kapsamda dosyaya suretleri sunulan, taraflar arasında düzenlenen sözleşme, ihtarname, aleyhine ihtiyati haciz istenen şirkete ait yetkili temsilcileri gösterir belge ve mutabakat maili birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati haciz istenen şirketin münferiden yetkili temsilcisi olan ... tarafından ihtiyati haciz isteyen şirkete gönderilen 27/06/2024 tarihli mailde "Bu yazımızla kayıtlarımıza göre, 27/06/2024 tarihi itibariyle şirketlerimiz arasında lehinize 16.035.042,16Avro tutarında ödenmemiş bir bakiye olduğunu bildiririz " denildiği, temsilcilere ait belgenin ihtiyati haciz isteyen vekilince aslı gibidir şeklinde onanarak imzalandığı dikkate alınarak, mailde kabul edilen 16.035.042,61Euro yönünden ihtiyati haciz isteyen vekilinin talebinin kısmen kabulüne, ihtiyati haciz isteyen 16.587.108,31Euro yönünden ihtiyati haciz istemiş ise de , yaklaşık ispata esas alınan mail de 16.035.042,61Euro esas alınarak alacak miktarı yazılı olduğundan 16.035.042,61Euro yönünden ihtiyati haciz isteminin kabulü ile 552.065,70 Euro yönünden reddine karar vermek gerekmiş olup ; İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde 16.587.108,31Euro'yuTL'ye çevirerek karşılık gelen 606.756.421,98TL üzerinden ihtiyati haciz kararı istemiş ise de hangi tarihli hangi kur üzerinden Euro'nun TL'ye çevrildiğini belirtmemiştir. Kısmen kabul kararı verilen 16.035.042,61Euro talep tarihi itibari ile TL'ye çevrildiğinde 606.756.421,98TL'yi aştığı tespit edilmiştir.Talep edenin hangi tarihli kur üzerinden çeviri yaptığı tespit edilmediğinden oranlama yapılarak (606.756.421,98TL / 16.587.107,31Euro =) 36,5800TL miktarlı kur üzerinden çeviri yapılarak 16.035.042.61Euro X 36,5800TL = 586.561.858,67TL alacak yönünden ihtiyati haciz talebinin kabulüne , 552.065,70 Euro'ya denk gelen kısım yönünden ise ihtiyati haciz talebinin reddine aşağıdaki gibi karar verilmiştir. " gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile talep konusu alacak olan 586.561.858,67TL'nin %20'sine tekabül eden 117.312.371,73 TL nakti teminat veya süresiz banka teminat mektubunun getirilmesi halinde borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının dava değeri/alacak değeri olarak gösterilen 586.561.858,67 TL üzerinden borca yetecek miktarda tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ihtiyaten haczine, ihtiyati haciz isteyen 16.587.108,31 EURO meblağ üzerinden ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de yaklaşık ispata esas alınan mailde, karşı tarafça 16.035.042,61 EURO olduğu mailde belirtilmiş olması nedeniyle 552.065,70 Euro ihtiyati haciz talebinin reddine ermiştir.Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden üçüncü kişi ... AŞ ve borçlu vekilleri tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde ayrı ayrı itiraz edilmiştir İhtiyati hacze itiraz eden üçüncü kişi ... AŞ vekili, itiraz dilekçesinde özetle; alacaklının ihtiyati haciz kararını dayanak göstererek ... sayılı dosyası ile müvekkili şirkete İİK'nın 89/1 maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiğini, 13.09.2024 tarihinde gönderilen haciz ihbarnamesi ile ihtiyati haciz kararını öğrendiklerini, karara karşı beyan ve itirazlarını sunmaları gereğinin hasıl olduğunu, müvekkilinin Türk hukuku kurallarına tabi olarak kurulmuş ve Türkiye’de yerleşik bir şirket olduğunu, müvekkilinin tek pay sahibinin ise merkezi Almanya olan ve Alman yasalarına uygun olarak kurulmuş ... olduğunu, borçlunun ise ise ...'nin hakim ortağı olarak TTK'nın 195/3. maddesi uyarınca ...'in de hakim ortağı olduğunu, bu doğrultuda ...'in borçlunun ana şirket olduğu şirketler topluluğunda bir yavru şirket olduğunu, müvekkilinin borçlu tarafından satılan turizm hizmetlerinin Türkiye ayağındaki uygulayıcısı konumunda olduğunu, bu doğrultuda turistlerin konaklayacağı otellerle kontenjan anlaşmalarının yapılması, turistlerin havaalanından konaklayacağı otellere transferi için gerekli anlaşmaların yapılması, turların organize edilmesi vs faaliyetleri olan ...'in, tüm bu faaliyetleri borçlu tarafından kendisine gönderilen avans ödemeleri aracılığı ile yaptığını, turistlerden ücret tahsilatı borçlu tarafından yapıldığı için ...’in operasyonel faaliyetleri yönetebilmesi için gerekli olan finansmanı borçlu tarafından yapılan ön ödemeler ile sağladığını, ... tarafından verilen hizmetler kapsamında ise daha sonra borçluya fatura kesildiğini, borçlunun iflas kararı alması ve tüm operasyonlarını durdurması neticesinde...'in de tüm operasyonel kabiliyetleri sona erdiğini, müvekkiline mevcutta yapılan ancak turistler gelmediği için icra edilemeyen birçok anlaşmadan dolayı birçok icra takibi ile karşı karşıya kaldığını, halihazırda müvekkilinin banka hesaplarında haciz bulunduğunu, müvekkilinin borçlunun iflas kararını açıkladığı günden bu yana alacaklılarının zarara uğramaması adına çok yoğun bir çaba sarfederek iflas nedeniyle Türkiye’de zarara uğrayan sözleşmesel bağla bağlı iş ortaklarına olan borçlarını kapatmaya çalıştığını, hukuka aykırı olan ihtiyati haciz kararına dayanarak yapılacak işlemler neticesinde müvekkilinin iflas idaresine yapması gereken ödemeleri alacaklıya yapmak zorunda kalması halinde, hukuka aykırı olan ihtiyati haciz kararına karşı itiraz etme hakkını kullanmayan şirket yöneticilerinin Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi uyarınca pay sahiplerine karşı hukuki sorumluluğunu gündeme getirebileceğini, bu nedenle müvekkilinini İİK'nın 265/2.maddesi kapsamında menfaati ihlal edilen üçüncü kişi olarak işbu itirazı sunmaya ehil ve yükümlü olduğunu, alacaklının İspanya'da yerleşik bir şirket olduğunu, ne alacaklı ne de borçlunun Türkiye’de yerleşik olmadığını, taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklardan dolayı Türk mahkemelerini yetkili kılan herhangi bir belge bulunmadığını, Türk mahkemelerinin bahse konu uyuşmazlıkta milletlerarası yetkisi bulunmadığından talebin yetki yönünden reddi gerektiğini, borçlunun tasfiye nedeninin iflas kararı olduğunu, Alman mahkemesinin 01.09.2024'te verdiği karar ile iflas idaresi olarak Avukat ...’ı atadığını, alacaklılara alacaklarını iflas masasına bildirmeleri için 30.10.2024 tarihine kadar süre verildiğini, İİK'nın 193. maddesi uyarınca iflasın açılmasının borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurduğunu, iflas kararının kesinleşmesi ile bu takiplerin düşeceğini, iflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamayacağını,Türk Hukukunda olduğu gibi Alman hukukunda da iflas eden şirket aleyhine icra takibi yapılamayacağını, alacaklıların alacaklarını yalnızca iflas masasına kaydedilebileceğini, bu nedenle borçlu aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi ve icra takibi başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, resmi nitelikte olmayan belgelerle muaccel bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğini ileri sürerek, itirazları doğrultusunda ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, itiraz dilekçesinde özetle; İİK'nın 258. maddesi gereği ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceğini, borçlunun yerleşim yeri ..., ..., ... adresi olduğundan görevli ve yetkili mahkeme Münih Mahkemesi olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkili şirket hakkında iflas kararı bulunduğunu, 01.09.2024 tarih saat 7:30’da iflas prosedürünün açıldığını, İcra ve İflas Kanunu’nun 193. maddesi uyarınca'' iflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. İflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz.'', bu sebeple ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, alacağın ispat edilemediğini, alacaklının e-posta yoluyla alacağın kabul edildiği belirtip e-posta dosyaya sunduğunu, bu kadar yüksek tutarda faturadan kaynaklanan bir alacağın, şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan tespit edilemeyeceğini, güvenilirliği olmayan bir e-postaya istinaden yaklaşık ispat kuralının var olduğunu söylemenin hukuken mümkün olmadığını, alacaklının diğer tüm alacaklılar gibi alacağını iflas idaresine bildirmesi ve iflas idaresi tarafından şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiğini ileri sürerek, itirazları doğrultusunda ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 07.11.2024 tarihli ek kararında; "...Mahkememizin 12/07/2024 tarihli değişik iş kararı incelendiğinde, ihtiyati haciz isteyen vekili dilekçesinde, müvekkili ile ... arasında acentelik hizmet sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin söz konusu şirketten 50.343 adet faturaya dayalı toplamda 16.587.108,31Euro alacağı bulunduğunu, 27/06/224 tarihi itibari ile ... şirketinin müdürü tarafından gönderilen mutabakat metninde de... şirketinin 16.035.042,61EURO borcu olduğunun kabul edildiğini belirterek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş mahkememizce dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İİK'nın ihtiyati hacizi düzenleyen 257. Maddesi gözetilerek, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun oluşmasının da yeterli olması nedeniyle , taraflar arasında düzenlenen sözleşme, ihtarname, aleyhine ihtiyati haciz istenen şirkete ait yetkili temsilcileri gösterir belge ve mutabakat maili birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati haciz istenen şirketin münferiden yetkili temsilcisi olan ... tarafından ihtiyati haciz isteyen şirkete gönderilen 27/06/2024 tarihli mailde "Bu yazımızla kayıtlarımıza göre, 27/06/2024 tarihi itibariyle şirketlerimiz arasında lehinize 16.035.042,16 Avro tutarında ödenmemiş bir bakiye olduğunu bildiririz " denildiği, temsilcilere ait belgenin ihtiyati haciz isteyen vekilince aslı gibidir şeklinde onanarak imzalandığı dikkate alınarak, mailde kabul edilen 16.035.042,61Euro yönünden ihtiyati haciz isteyen vekilinin talebinin kısmen kabulüne, ihtiyati haciz isteyen 16.587.108,31Euro yönünden ihtiyati haciz istemiş ise de , yaklaşık ispata esas alınan mail de 16.035.042,61Euro esas alınarak alacak miktarı yazılı olduğundan 16.035.042,61Euro yönünden ihtiyati haciz isteminin kabulü ile 552.065,70 Euro yönünden reddine karar vermek gerekmiş olup;İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde 16.587.108,31Euro'yu TL'ye çevirerek karşılık gelen 606.756.421,98TL üzerinden ihtiyati haciz kararı istemiş ise de hangi tarihli hangi kur üzerinden Euro'nun TL'ye çevrildiğini belirtmemiştir.Kısmen kabul kararı verilen 16.035.042,61Euro talep tarihi itibari ile TL'ye çevrildiğinde 606.756.421,98TL'yi aştığı tespit edilmiştir.Talep edenin hangi tarihli kur üzerinden çeviri yaptığı tespit edilmediğinden oranlama yapılarak (606.756.421,98TL / 16.587.107,31Euro =) 36,5800TL miktarlı kur üzerinden çeviri yapılarak 16.035.042.61Euro X 36,5800TL = 586.561.858,67TL alacak yönünden ihtiyati haciz talebinin kabulüne , 552.065,70 Euro'ya denk gelen kısım yönünden ise ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi kaanatine varılarak " 1-İhtiyati haciz talebinin KISMEN KABULÜ ile talep konusu alacak olan 586.561.858,67TL'nin %20'ine tekabül eden 117.312.371,73TL nakti teminat veya süresiz banka teminat mektubunun getirilmesi halinde borçlu ...'in taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının dava değeri/ alacak değeri olarak gösterilen 586.561.858,67TL üzerinden BORCA YETECEK MİKTARDA tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İHTİYATEN HACZİNE,2- İhtiyati haciz isteyen 16.587.108,31Euro meblağ üzerinden ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de yaklaşık ispata esas alınan mailde, karşı tarafça 16.035.042,61Euro olduğu mailde belirtilmiş olması nedeniyle 552.065,70 Euro ihtiyati haciz talebinin REDDİNE " şeklinde karar verilmiştir.İİK 261 ihtiyati haciz kararının infazı başlıklı maddesinde , "Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyati haciz kararları, 79 dan 99 uncuya kadar olan maddelerdeki haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre icra edilir" denilmiştir.İhtiyati haciz isteyen taraf süresinde teminatı yatırarak ihtiyati haciz kararının süresinde uygulanmasını talep ettiği, itiraz edenler tarafından yapılan itirazın süresinde olduğu görüldü.İhtiyati haciz isteyen tarafın talebinin geçici hukuki koruma önlemi olması nedeniyle, tarafların yabancı olmasına rağmen Türk Mahkemeleri'nin yargı yetkisi bulunmaktadır.İhtiyati hacze itiraz edenler vekilleri mahkememizin yetkisine de itiraz etmiş olup, 5718 sayılı kanunun 40.maddesine göre Türk Mahkemeleri'nin milletlerarası yetkisine iç hukukun yer itibari ile yetki kuralları tayin etmektedir.İİK 50.maddesine göre, para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki , takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.HMK'nun 9.maddesine göre Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkeme, davalının Türkiye'deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak diğer özel yetki halleri saklı kalmak üzere, mal varlığı haklarına ilişkin dava , uyuşmazlık konusu mal varlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir.İhtiyati haciz kararı üzerine başlatılan takip neticesinde İİK 89 maddesine istinaden çıkartılan haciz ihbarnameleri üzerine, ihtiyati haciz isteyen vekilinin ve ihtiyati hacze itiraz eden 3.kişi ... Aş'nin itiraz dilekçesinde de yer aldığı üzere ...'in ...'nin ana şirket olduğu şirketler topluluğunda yavru şirket olduğu ve ...'in ... tarafından satılan turizm hizmetlerinin Türkiye ayağındaki uygulayıcısı konumunda olduğu ve ...'ye 22.500,00Euro borcunun bulunduğu yönünde... cevabi yazı gönderildiği, ...'in sicil kaydı alınıp incelendiğinde merkez adresinin Beyoğlu /İstanbul olduğu bu nedenle HMK 9.maddesi kapsamında borçlu şirketin Beyoğlu/İstanbul'daki şirket nedeniyle İstanbul'da mal varlığı bulunduğu, dolayısı ile mahkememizin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.İtiraz nedenleri arasında, borçlu şirket ile ilgili olarak Münih Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iflas talepli başvuru yapıldığı, 03/06/2024 tarihinde borçlu şirketin yöneticilerinin yetkisinin kısıtlanarak borçlunun tasarrufta bulunabilmesi için geçici iflas yöneticisinin onay vermesi şartının getirildiği, daha sonrada şirketin 01/09/2024 tarihinde iflasına karar verildiği belirtilerek söz konusu iflas kararı nedeniyle, ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği iddia edilmiş olup, birer sureti dosya içerisine bırakılan İstanbul BAM 14 HD'nin 2019/150 esas 2019/129 karar ve Yagıtay 11 HD'nin 2009/14360 esas 2010/103 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere iflas kararı yada iflas ile ilgili verilen tedbir kararlarının ihtiyati haciz kararı vermeye engel teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Çünkü yasa ihtiyati haciz kararının verilmesine değil, iflas nedeniyle uygulanmasını engellemektedir.İtiraz nedenlerinden bir diğeri de İİK 193.maddesi uyarınca , iflasın açılması , borçlu aleyhinde haczi yolu ile yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur, iflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer , iflas tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz hükmü gereğince ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği iddia edilmiş ise de bir önceki paragrafta belirtildiği üzere yasa ihtiyati haciz kararı verilmesine değil uygulanmasını engellemektedir. İflas kararının kesinleşmesi akabinde bu maddenin uygulanmasının icra müdürlüğünden talep edilmesi , talep hakkında red kararı verilmesi halinde de durumun şikayet yolu ile İcra Hukuk Mahkemesine iletilmesi gerekmektedir.Geçici hukuki korumaya ilişkin taleplerde 5718 sayılı kanunun 48.maddesi gereğince teminat alınmasına gerek olmayıp bu husus Yargıtay 11 HD'nin 2011/2691 esas 2011/2639 karar sayılı ilamında da belirtilmiştir.Bir diğer itiraz nedeni ise, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı, söz konusu e postayı gönderen borçlu şirketin yetkililerinden olan ...'ın yetkisinin tek başına kullanılabilir bir yetki olmadığı, diğer yetkilinin ... olduğu ayrıca bu yekililerin yetkilerinin iflas mahkemesince 03/06/2024 tarihi itibari ile kısıtlandığı, mahkemece seçilen iflas yönetiminin onayı olmaksızın şirket yöneticilerinin tasarrufta bulunamayacağı yönünde karar alındığını bu nedenle söz konusu e postaya dayanılarak ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini kaldı ki fotokopisi sunulan e postanın ... tarafından gönderilip gönderilmediğinin de belli olmadığını belirterek ihtiyati haciz kararının kaldırılması istenilmiş olup, ihtiyati haciz isteyen tarafından sunulan ve borçlu şirketin temsilcilerini ve yetkiyi kullanım şekillerini gösterir sicil kayıtları incelendiğinde, ... ve ...'ın münferiden yetkilerinin bulunduğu ancak tasarruf yetkilerinin 03/06/2024 tarihi itibari ili kısıtlandığı ve iflas yönetiminin onayına tabi kılındığı, olduğu söz konusu e postanın 26 Ağustos 2024 tarihli olup...tarafından gönderildiği ve 27/06/2024 tarihi itibari ile ihtiyati haciz isteyen şirkete 16.035.042,61Euro ödenmemiş borçlarının olduğunun bildirildiği, birer sureti dosya içerisinde bulunan İstanbul BAM 12 HD'nin 2023/256 esas 2023/413 karar ve İstanbul BAM 13 HD'nin 2023/2218 esas 2023/2060 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere mutabakat mailini gönderen kişinin yetkili olup olmadığı, gönderilen e postanın sahte olup olmadığı hususlarının açılacak asıl dava da tartışılması gerektiği ayrıca iş bu davanın esas dava olmayıp ihtiyati haciz talebine ilişkin değişik iş dosyası olması bu nedenle İİK'nun ilgili maddelerine göre ihtiyati haciz kararı verebilmek için tam ispat değil yaklaşık ispatın yeterli olduğu, her ne kadar yöneticilerin tasarruf yetkileri kısıtlanmış ise de iş bu dosyanın esas dava olmaması nedeniyle mahkememizce sadece yaklaşık ispatın oluşup oluşmadığı araştırıldığından , borçlu şirketin yetkili temsicilerinden birinin gönderdiği e posta ile borç miktarını belirterek aleyhine ihtiyati haciz istenen şirketin ihtiyati haciz isteyen şirkete borcu bulunduğunu beyan etmesi ayrıca ihtiyati haciz isteyen tarafından karşı tarafa gönderilen ve flash disk olarak dosyaya sunulan faturalar nedeniyle yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu sonucuna varıldığı, dolayısı ile itirazların reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, ihtiyati hacze karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiştir.Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden üçüncü kişi ... AŞ ve karşı taraf/borçlu ... vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden üçüncü kişi ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; Türk mahkemelerini yetkili kılan herhangi bir belge bulunmadığını, mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin alacaklı ve... nezdinde uyuşmazlık konusunu oluşturan bir malvarlığı olmadığını, borçlunun iflas ettiğini, hem Türk hukukunda hem de Alman hukukunda, iflas eden bir şirketin borçluları aleyhine icra takibi yapılamayacağını, alacaklıların taleplerinin yalnızca iflas masasına kaydedebileceğini, alacaklı tarafından delil olarak sunulan resmi evrakların apostilli nüshalarının bulunmadığı, borca dayanak olarak gösterilen delilin ise şirket yöneticisi tarafından gönderildiği iddia edilen bir e-posta ekran görüntüsü olduğunu, yaklaşık ispatın sağlanamadığını, sunulan belgeler incelendiğinde, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığı gibi, alacaklı tarafından iddia edilen alacağın muaccel bir alacak olduğuna kanaat getirilmediğini, belgelerin resmi nitelik taşımaması, borca dayanak olarak gösterilen delillerin hukuken geçerli kabul edilmemesi ve bu delillerin alacaklı olduğunu iddia eden tarafın iddialarını destekleyecek nitelikte olmaması, ihtiyati haciz kararı verilmesini hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmayacağını, borçlu yöneticisi olarak e-posta gönderdiği iddia edilen ... isimli kişinin yetkilerinin kısıtlandığına dair Alman mahkemesince verilen kesinleşmiş iflas kararından, iflas idaresi tarafından sunulan diğer bilgi ve belgelerden haberdar olunmasına rağmen, bu açık itirazların göz ardı edildiğini, alacaklı tarafından sunulan belgelerin apostil şerhi taşımadığı, delil olarak kullanılan e-posta ekran görüntüsü, haber sayfaları ve benzeri belgelerin hukuken geçerli nitelikte olmadığı açıkça ortadayken itirazın reddini hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; yetki itirazlarının HMK'nın 9.maddesi kapsamında, mal varlığına ilişkin dava, uyuşmazlık mal konusu mal varlığı unsurunun bulunduğu yerde açılabilir, ihtiyati haciz kararı üzerine başlatılan takip neticesinde müvekkilinin dolaylı olarak hissedarı olduğu 3. şahıs şirkete gönderilen haciz ihbarnamesine verilen cevapta, müvekkili şirketin söz konusu şirketten alacaklı olduğunun bildirilmesi ve bu şirketin adresinin Beyoğlu'nda olması nedeniyle borçlunun İstanbul'da mal varlığı bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, mahkemenin HMK'ın 9. maddesinde belirtilen “uyuşmazlık konusu mal varlığı unsurunun bulunduğu yer”den ne anlaşılması gerektiği konusunda büyük bir hata yaptığını, maddede kasdedilenin, mal varlığına ilişkin bir davada yani taşınır ya da taşınmaz bir mala ilişkin bir uyuşmazlığın söz konusu olduğu durumda, uyuşmazlık konusu malın bulunduğu yerde dava açılabileceği olduğunu, bu maddeden kastedilenin müvekkili şirketin para alacağı olduğu tüm borçluların bulunduğu yer mahkemeleri olmadığını, müvekkil şirketin 81 ilde para alacağı olması durumunda 81 ildeki mahkemeler yetkili olmayacağını, huzurdaki davaya konu uyuşmazlık, bir mal varlığına ilişkin olmayıp para alacağına ilişkin olduğunu, bir an için TBK m. 89 uyarınca alacak iddiasında bulunan tarafın yerleşim yerinin de yetkili olacağı kabul edilse dahi, somut uyuşmazlıkta alacak iddiasında bulunan ...'in de yerleşim yerinin İspanya'da olduğunu, bu şirketin Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığını, bu sebeple İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi HMK m. 10 uyarınca da yetkili kabul edilemeyeceğini, yabancılık unsuru içeren hukuki ilişki ve işlemlerden doğan uyuşmazlıklara Türk Mahkemelerinin bakabilmesi için milletlerarası yetkiyi haiz olmaları gerektiğini, Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ise 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un ('MÖHUK") 40 ila 46 maddelerinde düzenlendiğini, uyuşmazlık konusunda yetkiyi düzenleyen bir milletlerarası sözleşme veya özel milletlerarası yetki kuralı yahut yetki anlaşması bulunmadığından, MÖHUK 40. maddesi uyarınca, milletlerarası yetkinin bulunup bulunmadığının iç hukukun yetki kurallarına göre tayin edilmesi gerektiğini, iç hukuk kuralları ile yer itibariyle yetkili bir Türk mahkemesinin varlığı ise milletlerarası yetkinin doğumu için gerekli ve yeterli olduğunu, uyuşmazlık bakımından HMK'da yer alan genel ve özel yetki kuralları göz önünde bulundurulması gerektiğini, HMK'nın m. 6 uyarınca, genel yetkili mahkeme “davalının yerleşim yeri” mahkemesi olduğunu, müvekkilinin Almayada mukim olduğunu ve mahkemenin HMK 6.maddeye göre yetkili olmadığını, HMK m. 9'da ise Türkiye'de yerleşim yeri bulunmamakla birlikte mutat meskeni bulunan kişilere karşı açılacak davalarda yetkili mahkemenin, davalının Türkiye'deki mutat meskeninin bulunduğu yer mahkemesi olacağı kabul edildiğini, ancak mutat mesken kavramı, gerçek kişilere mahsus bir kavram olduğunu, bu kavram yer değiştirme iradesinin takibi tüzel kişiler kadar kolay olmayan gerçek kişiler bakımından kullanılan bir kavram olduğunu HMK 9 ve 10 maddelerine göre de mahkemenin yetkiliolmadığını, ihtiyati haciz talep edenin dava açmakta hukuki yararı olmadığını, müvekkili hakkında iflas kararı verildiğini, yabancılık teminatı sağlanmadığından davanın reddi gerektiğini, tüzel kişilerin de yabancılık teminatından muaf tutulması için sonradan “Adalete Uluslararası Erişim Hakkında Sözleşmesi” imzalandığını, sonradan imzalanan bu değişikliğe, İspanya tarafından bir çekince konulup konulmadığının bilinmediğini, müvekkili şirketin davacıya borcu olmadığını, müvekkili şirket yetkili temsilcileri tarafından imzalanmış borcu kabul eden bir beyan söz konusu olmadığını, müvekkilinin borcu kabul ettiği ve... isimli kişinin 27.06.2024 tarihinde müvekkilinin münferiden yetkili temsilcisi olduğu hususlarının doğru olmadığını, bunun doğru olduğu Münih mahkeme kararları ile sabit olduğunu ve bu konuda esas yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını, ihtiyati haciz talep edenin bu konularda mahkemeyi yanıltması sonucu, mahkemenin hata yaptığını, söz konusu e-mailin güvenilir olmadığını, e-maili gönderen kişi ve e-mail içeriğinde çok kolay bir şekilde her zaman tek taraflı değişiklik yapılabileceğini, bu nedenle güvenilir olmayan bir e-mail görüntüsüne istinaden yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını söylemenin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili hakkında iflas kararı verildiğini, şirkete iflas yöneticisi atandığını, iflas başvurusunun yapıldığı 03 Haziran 2024 tarihinde yani söz konusu email tarihinden önce şirket temsilcilerinin yetkilerinin kısıtlandığını, kesinleşen mahkeme kararları ile sabit olduğundan bu konularda esas yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını, bu hususlar mahkeme kararı ile sabit olduğundu, mahkemece bu konuda esas yargılama yapılması gerekir sebebiyle itirazın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, tasarrufların geçici iflas yöneticisinin onayı ile geçerli olacağına karar verildiğini, geçici iflas yöneticisinin onayı olmadan soyut borç ikrarında bulunabilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu e-mailin müvekkilinin yetkili temsilcileri tarafından gönderildiğinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte, biran için söz konusu e-maili gönderdiği iddia edilen “...” isimli kişi tarafından gönderildiği ve içeriğinde bir değişiklik yapılmadığı ispat edilse dahi “...” isimli kişinin yetkileri mahkeme kararı ile kısıtlandığını ve kendisinin münferiden temsile yetkili olmadığını, dosyaya sunulan ticaret sicil kaydı incelendiğinde, 27.02.2024 tarihinde “...” isimli kişinin temsil yetkisinin değiştirildiği ve müvekkiline müdür olarak “...” isimli kişinin atandığının görüleceğini, dolayısıyla söz konusu e-mailin geçerli olduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte, biran in söz konusu e-mailin “...” inde değişiklik yapılmadığı ispatlansa bile söz konusu e-mail için onay alınmadığından ve “...” isimli kişinin müvekkili şirketi tek başına temsile yetkili olmadığından e-mailin Müvekkil Şirket açısından bir bağlayıcılığı olmadığını, sunulan uzman görüşünün dikkate alınmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati hacze karşı yapılan itirazın reddine dair kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlu ve üçüncü kişi tarafından yapılan itirazın reddi ek kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü kararına borçlu ve üçüncü kişi vekillerince yapılan itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, borçlu ve üçüncü kişi vekilleri tarafından, yasal süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Mahkemece ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı 3.kişi ve borçlu vekilince itiraz edilmiş, ek kararla itirazın reddine karar verilmiştir.Türk Anayasasında, bağımsız mahkemelerce kullanılacağı belirtilen yargı yetkisi ancak Devletler Hukuku tarafından belirli alanlarda sınırlandırılmıştır ve yargı yetkisi dava şartlarından kabul edilmektedir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, sayfa 882). Milletlerarası yetki denildiğinde, yargı yetkisinin mevcut olması koşulu ile bir davaya hangi Devlet Mahkemesinin bakabileceği anlaşılır. Milletlerarası yetki dava şartlarından sayılmamaktadır. Her Devlet Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini bizzat tayin eder (Nomer, Ergin; Devletler Hususi Hukuku 7. bası 1993 sayfa 398). Hukukumuzda ülke içi yer itibariyle yetki kuralları aynı zamanda milletlerarası yetki kuralları olarak uygulanır. O nedenle, HUMK'nın 9 ila 12 ve 14 ila 16 ve 19 ila 21. maddelerinde yer alan genel ve özel yetki halleri ile, diğer Kanunlarda belirtilen özel yetki hükümleri bulunan durumlarda, Türk Mahkemeleri milletlerarası yetkiye sahiptir.Yetkinin varlığında, davanın yanlarının Türk vatandaşı veya yabancı olması kural olarak bir faktör olarak alınmaz. Türk Mahkemelerinin yetkili olduğu hallerde, tarafların yetki anlaşması ile yabancı bir ülke mahkemesini yetkili olarak kabul edebilirler. Ayrıca, eldeki uyuşmazlık, hukuksal nitelikçe cebri icra hukukundan kaynaklanana ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, Türk mahkemelerinin ülke içi yetkisinin ve ona bağlı olarak milletlerarası yetkisinin varlığını kabul etmek kaçınılmazdır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23.03.2013 tarih ve 2013/2635 Esas, 2013/5653 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.06.2008 tarih ve 2008/5052 Esas, 2008/6508 Karar sayılı kararları). Bu nedenle somut olayda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Mahkemece, HMK'nın 9.maddesi uyarınca yetki itirazın reddine karar verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere ülke içi yer itibariyle yetki kuralları aynı zamanda milletlerarası yetki kuralları olarak uygulanır. Her ne kadar HMK'nın 9 maddesinde malvarlığı haklarına ilişkin davanın uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabileceği belirtilmekte ise de, bu ifadeyi eldeki ihtiyati haciz talebinin konusu mal varlığı şeklinde anlamak gerektiğinden aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.MÖHK'un 48.maddesi gereğince teminat alınması gerektiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, maddede de ifade ediliği gibi Türk mahkemesinde dava açılması, icra takibinde bulunulması halinde yabancı gerçek ve tüzel kişilerin teminat gösterme yükümlülüğü bulunmakta olup ihtiyati haciz talebi yönünden teminat yatırılması zorunluluğu bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Borçlu şirket hakkında Almanya mahkemelerince iflas kararı verildiği, bu sebeple ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, iflas kararı verilmesi ihtiyati haciz kararı verilmesine engel değildir. Kaldı ki, iflas kararının tanıma ve tenfizine de karar verilmemiştir.Mahkeme ek kararında da belirtildiği üzere 27.06.2024 tarihli email, sözleşme ve faturalar birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, yaklaşık ispatın sağlandığı görülmektedir. İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına karşı itiraz sebepleri sınırlı şekilde sayılmış olup, bu sayılanlar dışında başka bir sebebe dayanılarak ihtiyati hacze itiraz edilmesi mümkün değildir.dir. İtiraz eden borçlu ve üçüncü kişi tarafından yukarıda değerlendirilenler dışında ileri sürülen ticaret sicil kayıtları, şirket müdürünün yetkisinin süresi gibi itiraz nedenleri ve iddiaları açılacak dava yoluyla ileri sürülebilecek nitelikte olup, İİK'nın 265. maddesinde sınırlı olarak sayılmış olan ihtiyati hacze itiraz kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu sebeplerle, karşı taraf borçlu vekilinin ve itiraz eden üçüncü kişi vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine dair verilen 07.11.2024 tarihli ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, borçlu vekilinin ve itiraz eden üçüncü kişi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, borçlu ... ve üçüncü kişi ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-... ve üçüncü kişi ... AŞ vekilince yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının borçludan ve üçüncü kişiden tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Üçüncü kişi ... AŞ vekilince yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir, kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının bu üçüncü kişiden tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Borçlu ...ve üçüncü kişi ... AŞ tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 13.02.2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim