Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1591
2025/206
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1591
KARAR NO:2025/206
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/03/2024
NUMARASI:2023/845 E. - 2024/180 K.
DAVANIN KONUSU :Ticari Ünvanın Korunması
Taraflar arasındaki ticari unvanın korunması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerden ... Şirketi 1976 yılında Ankara'da kurulduğunu, 27 ülkeye ürün/hizmet sağladığını, müvekkili ... Şirketinin ise 2018 senesinin başında ... tarafından kurulduğunu,... İnşaat'ın bağlantılı şirketi ve ... grup şirketlerinin bir parçası olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmalar esnasında, davalının "... Şirketi" ticari unvanını müvekkili şirket ile aynı iş kolunda tescil ettirdiğinin tespit edildiğini, davalının internet sitesi incelendiğinde, davalının, müvekkili şirket ile aynı faaliyet bölgesinde faaliyet gösterdiğini ve 03.08.2021 gibi son derece yakın bir tarihte kurulmuş olmasına rağmen, tesadüfi olmaktan uzak bir biçimde müvekkili gibi 46 sene önce kurulmuş izlenimi oluşturmaya çalıştığının tespit edildiğini, davacıların ticaret unvanının esas ve asıl unsuru olan "..." ibaresinin davalı şirket tarafından ticaret unvanında kullanılmasının TTK kapsamında düzenlenen ticaret unvanının korunması hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, TTK'nin 52.maddesine aykırılık bulunduğununu, maddeye göre hak sahibinin ticaret unvanı üzerinde hakkı devam ettiği sürece üçüncü kişilerin, Türkiye'nin herhangi bir yerinde, hak sahibinin unvanından ayırt edilmesi için gerekli olan ekleri ve farklılaştırmaları yapmadan; ticaret unvanını tescil ettirmesinin mümkün olmadığını, yani üçüncü kişiye ait bir ticaret unvanının tescil edilerek faaliyetleri kapsamında kullanılabilmesi için önceki tarihli bir ticaret unvanı ile karıştırılmaya (iltibasa) yol açmayacak şekilde oluşturulmasına bağlı olduğunu, aksi halde hak sahibinin, ticari unvanının tecavüze uğrayacağını, davacıların ticari unvanında yer almakla birlikte marka olarak da tescili sağlanmış "..." ibaresinin davalı tarafından iltibas yaratacak ve hukuka ve ticari dürüstlüğe aykırı olacak şekilde ticari unvanında kullanıldığını,"..." ibaresinin ... grup şirketlerinin ticari unvanlarının ayırt edici asıl unsurunu oluşturduğunu, davalı tarafından bu ibarenin ticaret unvanında kullanılmasının karıştırılma tehlikesine yol açmak suretiyle davacıların ticari unvanına tecavüz teşkil ettiğini, davalının, davacının ulusal ve uluslararası bilinirlik ve güvenilirliğinden faydalanarak ekonomik menfaat elde etmeye çalıştığını, davacıların uzun seneler sonucu oluşturmuş olduğu müşteri çevresini yanıltma ve ... grup şirketleri arasında yer alıyormuş izlenimi yaratarak haksız kazanç sağlama amacı ile hareket etmekte olduğunu, davalının aynı iş kolunda ve aynı sicil bölgesinde bulunan davacıları ve "..." ibaresinin davacılar tarafından yıllardan beri kullanıldığını bilmemesinin mümkün olmadığını, bu sebeple davalının "..." ibaresini kullanarak bir ticaret unvanı oluşturmasının ticari dürüstlük ile bağdaşmadığını, bu kapsamda, TTK m.52 hükmü uyarınca davalının davacının ticari unvanın esas unsuru olan "..." ibaresini kendi ticaret unvanında esas ve asıl unsur olarak ve ticari dürüstlükle bağdaşmayacak ve haksız bir şekilde kullandığının tespit edilmesi, yasaklanması, ayrıca ilgili kanun hükmü uyarınca ticaret sicilindeki tescilinin de değiştirilmesi/silinmesi gerektiğini,Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de sabit olduğu üzere, önceki tarihli bir firmanın ticaret unvanına benzer şekilde oluşturulan sonraki tarihli ticaret unvanının, bu firma yetkililerinin ad-soyadlarını taşıması ihtimalinde dahi yine de iltibasa sebebiyet vereceğinden TTK m.52 uyarınca sonraki tarihli firmanın ticaret unvanından ortak unsur olan ibarenin terkinine karar verilmesi gerektiğini, davalının, davacının ticaret unvanının esas unsurunu ticaret unvanında aynı şekilde kullanmasının haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, ticaret hayatında çeşitli ayırt edici işaretler kullanıldığını, bunlardan en önemlileri ticaret unvanları, işletme adları ve markaları olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 39.maddesi kapsamında ticaret unvanının tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken ve bu işlemlerle ilgili senet ve diğer evrakı imzalarken kullandığı "..." olduğunu, davalının bu kullanımının davacı ve davalı arasında bir ilişki olduğu izlenimi uyandırdığını, aynı zamanda haksız rekabet anlamına da geldiğini, Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin amacının rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların önüne geçmek olduğunu, TTK m. 55'de "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:..4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,.." hükmü yer almakta olup amir kanun hükmü gereğince davalının kendisini ... grup şirketlerinden biriymiş gibi göstererek müşteriler nezdinde karışıklığa yol açmasının haksız rekabet hallerinden biri olarak kabul edildiğini, karıştırılmaya neden olan fiillerle gerçekleştirilen haksız rekabet hâli, uygulamada en çok karşılaşılan haksız rekabet hâllerinden biri olup "karıştırılma" ifadesinden maksadın ticari faaliyetlerde bulunan rakiplerin ürünleri, tanıtım vasıtalarını yahut iş mahsulleri gibi değerleri arasındaki benzerlik olduğunu, TTK'nın 54/(1)-a-4 maddesine ilişkin gerekçede "karıştırılma" ifadesinin yanıltmayı, kandırmayı veya yanlış algılattırmayı kapsayacak şekilde düzenlendiğini, tüm bunlara ek olarak, "..." ibaresinin davacıların grup şirketleri tarafından yaklaşık 50 yıldır kullanılarak ayırt edici ve tanınan bir ticaret unvanı haline geldiği gibi aynı zamandadavacılarca "..." ibarelerinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde de marka olarak tescil ettirildiğini ("..." ibareli ve ... Tescil No marka - 06. ve 07.sınıflar, "..." ibareli ve ... Tescil No marka - 06, 07 ve 37. Sınıflar,"..." ibareli ve ... Tescil Nolu marka - 35 Sınıf,"..." ibareli ve ... Tescil Nolu marka - 06,07,35 ve 37. Sınıflar "..." ibareli ve ... Tescil Nolu marka - 42. Sınıf), bu kapsamda "..." ibaresinin gerek ticari gerekse de sınai anlamda yıllardan beri davacılarca tarafından kullanıldığı ve davcılarla ile özdeşleşmiş olduğunu, davalının tek amacının müşteriler nezdinde karışıklık yaratarak davacıların bilinirliğinden faydalanmak olduğunu, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini gerektiğini, davacılarca "..." ibarelerinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde de marka olarak tescil ettirildiğini ("... + şekil" ibareli ve ... Tescil No marka - 06. ve 07.sınıflar, "..." ibareli ve ... Tescil No marka - 06, 07 ve 37. Sınıflar,"..." ibareli ve ... Tescil Nolu marka - 35 Sınıf,"..." ibareli ve ... Tescil Nolu marka - 06,07,35 ve 37. Sınıflar "..." ibareli ve ... Tescil Nolu marka - 42. Sınıf), bu kapsamda "..." ibaresinin gerek ticari gerekse de sınai anlamda yıllardan beri davacılarca tarafından kullanıldığı ve davcılarla ile özdeşleşmiş olduğunu, davalının tek amacının müşteriler nezdinde karışıklık yaratarak davacıların bilinirliğinden faydalanmak olduğunu, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini gerektiğini ileri sürerek, davalının ticaret unvanı kullanımının davacıya ait ticaret unvanına tecavüz eder şekilde kullanıldığının tespitine, davalının ticaret unvanını davacının ticaret unvanına tecavüz teşkil eder şekilde kullanımının önlenmesi kapsamında müvekkil şirket ticari unvanının esas unsuru olan "..." ibaresinin davalının sicilde kayıtlı ticaret unvandan terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davalı şirketin ticaret ünvanının iltibas yaratacak şekilde kullanıldığının tespiti ile iltibas oluşturan kısmının ticaret sicilinden silinmesi talebinden ibarettir.Davacı tarafça dava dilekçesinde; ... ibaresinin 50 yıldır davacı tarafından kullanıldığı ve davacı adına marka olarak tescilli olduğu, marka olarak tescilinin sağlandığı, ticari ünvanın ayırt edici asıl unsurunu oluşturan bu ibarenin davalı ünvanında kullanılmasının davacının ticari ünvanına tecavüz teşkil ettiği, ... ibaresi üzerinde davacının kazanılmış hakkının bulunduğu, davalı tarafından aynı ünvanın tescil ettirilmesinin ve kullanılmasının iltibasa yol açtığı, bahse konu ünvanın ticari ve sınai anlamda davacının tarafından kullanıldığı ve özdeşleştiğinin iddia edildiği, davacının TPE bünyesinde tescilli olan ... ibaresinin bulunduğu markasının haksız rekabete konu edildiğinden eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6769 sayılı SMK 156/1 maddesinde, "Bu kanunda ön görülen davalarda görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunun" düzenlendiği, markaya tecavüzden kaynaklanan davaların ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği, mahkemelerin görevinin HMK 1 maddesi gereğince kamu düzeninden olduğu ve resen dikkate alınması gerektiği, davacı tarafça, yukarıda açıklamalar doğrultusunda tescilli ticaret ünvanına ve tescilli markasına dayanıldığının anlaşıldığı, bu haliyle Mahkememizin görevsiz olduğu kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca davanın usulden reddine, kararın kesinleşme tarihinden itibaren taraflardan birinin iki hafta içerisinde başvurması hâlinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının ..." ibaresini kullanmasının TTK'nın ticaret unvanının korunması hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, işbu davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, davacı ticari unvanında yer almakla birlikte marka olarak da tescili sağlanmış "..." ibaresinin davalı tarafından iltibas yaratacak ve hukuka ve ticari dürüstlüğe aykırı olacak şekilde ticari unvanında kullanıldığını, . "..." ibaresinin ... grup şirketlerinin ticari unvanlarının ayırt edici asıl unsurunu oluşturduğunun, davalı tarafından bu ibarenin ticaret unvanında kullanılmasının karıştırılma tehlikesine yol açmak suretiyle davacının ticari unvanına tecavüz teşkil ettiğini, ticaret unvanının korunmasına ilişkin TTK m. 52 kapsamındaki taleplerinin değerlendirilmesi hususunda mahkemenin görevli olduğunu, yüksek mahkeme kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, davalının "..." ibareli ticaret unvanını kullanmasının davacıların ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğini, ilgili kanun hükmü uyarınca davalının söz konusu unvanı kullanmasının yasaklanması ve davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret sicilinden silinmesine karar verilmesinde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacıların ticaret unvanının esas unsurunu davalının ticaret unvanında aynı şekilde kullanması haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple de davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, TTK m. 4 hükmü uyarınca mutlak ticari davalardan sayılan ve marka haklarına dayanılmayan haksız rekabete ilişkin davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, işbu dava konusunun iltibas sebebiyle haksız rekabet hükümleri çerçevesinde incelenmesi gerektiğini, mahkemenin görevli olduğunu,bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 50 ve 52 maddesi gereğince ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi ve ticaret unvanındaki ''...'' ibaresinin sicilden terkini istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekili; davacıların ticari unvanında yer alan "..." ibaresinin davalı tarafından iltibas yaratacak ve hukuka ve ticari dürüstlüğe aykırı olacak şekilde ticari unvanında kullanıldığını,"..." ibaresinin... grup şirketlerinin ticari unvanlarının ayırt edici asıl unsurunu oluşturduğunu, davalı tarafından bu ibarenin ticaret unvanında kullanılmasının karıştırılma tehlikesine yol açmak suretiyle davacıların ticari unvanına tecavüz teşkil ettiğini, davalının TTK'nın 52.maddesine aykırı davrandığını ileri sürerek, davalının ticaret unvanı kullanımının davacıya ait ticaret unvanına tecavüz eder şekilde kullanıldığının tespitine, davacının ticari unvanının esas unsuru olan "..." ibaresinin davalının sicilde kayıtlı ticaret unvanından terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Bir davada vakıaları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelemeyi yapmak mahkemeye aittir. Somut olayda, dava dilekçesindeki iddialarına bakıldığında davacıların ticari unvanlarında yer alan "..." ibaresinin davalı tarafından iltibas yaratacak ve hukuka, ticari dürüstlüğe aykırı olacak şekilde ticari unvanında kullanıldığı,"..." ibaresinin ... grup şirketlerinin ticari unvanlarının ayırt edici asıl unsurunu oluşturduğu, davalı tarafından bu ibarenin ticaret unvanında kullanılmasının karıştırılma tehlikesine yol açmak suretiyle davacıların ticari unvanına tecavüz teşkil ettiği ileri sürülmüş, davacının ticari unvanının esas unsuru olan "..." ibaresinin davalının sicilde kayıtlı ticaret unvanından terkin edilmesi talep edilmiş olup davacının ticaret unvanına ilişkin taleplerinin TTK'nın 52. maddesi kapsamında, ticari unvanın korunması talebine ilişkin olduğu görülmektedir. Fikri mülkiyet veya sınai mülkiyet hakkıyla ilgili bir talep bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde söz konusu unvanın tescilli olduğu belirtilmekle birlikte marka hakkına dayalı bir istemde bulunulmadığı gözetildiğinde davaya bakma konusunda asliye ticaret mahkemeleri görevli olduğundan ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu görevsizlik kararı usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik karanının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,4-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümde yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.