Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1886

Karar No

2025/208

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/1886
KARAR NO:2025/208
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:26/04/2023
NUMARASI:2022/229E. - 2023/176 K.
DAVANIN KONUSU:Deniz Taşımacılığı Kaynaklı Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Türkiye genelinde satış ve imalat yapan ... markasının grup şirketlerinden olan müvekkili şirket ile İsviçre’de yerleşik, ... A.S arasında iplik alım satımı hususunda 90 gün vadeli akreditif ödemeli, ... satış ile anlaşmaya varıldığını, davalı ... A.S'nin malları parsiyel halde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davalı ... A.S firmasının, anlaşmaya konu bu malları parsiyel olarak taahüt ettiğini, Kore ve Endonezya’dan temin ettiği parsiyel teslime konu 1.835.000 kg (+%10 opsiyonlu) ipliğin bir bölümünün taşınması için davalı ... ile bir bölümünün de taşınması için dava dışı başka bir lojistik firması ile anlaştığını, sözleşme kapsamındaki ipliklerin 2018 Nisan ayından itibaren müvekkili şirkete teslim edilmeye başlandığını, ancak özellikle müvekkili şirket bankasınca akreditif bedelinin ödenmesinden sonra mal teslimi konusunda ciddi sorunlar baş gösterdiğini, müvekkilinin söz konusu mallarının bir kısmını gecikmeli de olsa sorunsuz teslim aldığını, davalıların hukuka aykırı hapis uygulaması nedeniyle mahkeme marifetiyle teslim alabildiğini, dava konusu bir kısım mallarını ise bedelini ödediği halde hiç teslim alamadığını, ... firmasının müvekkiline düzenlediği iki adet faturaya ilişkin olarak davalıların iki adet konşimento düzenlediğini ve akreditif bedellerinin ödeneceği ...Bankasına sunulmasını birlikte temin ederek, toplam 220.241,55 USD akreditif bedelinin vadesinde banka tarafından satıcı bankasında ödemesini temin ettiğini, müvekkili şirketin mallar teslim edilmediği için akreditif bedelinin davalılarca çözülmesine engel olmak istediğini, ancak ... Bankası davalılarca hazırlanarak sunulmuş olan evrakların eksiksiz ve tam olduğunu, ödemeye mecbur bulunduklarını bildirdiğini ve ödemenin banka tarafından gerçekleştirildiğini, davalı taşıyanın malları teslim aldığına dair konşimento asıllarının müvekkili şirket bankasına ibrazını sağlayarak toplam 2.444 kaplık 220.241,55 USD'lik akreditif bedelinin, satıcı ... firmasına ödenmesine neden olduğunu, böylece 2018 Temmuz Ağustos ayları itibarıyla müvekkilinin bankasınca tüm mal bedellerinin ödendiğini, ödemesi yapılan mallar hakkında defalarca davalılara bilgi talebinde bulunulduğu halde davalılarca yükleme bilgisi verilmediğini, davalıların bir kısım iplikleri ... Limanı gümrüklü sahasına indirmelerine rağmen tüm taleplere karşın müvekkili şirkete teslimden imtina etmeleri üzerine müvekkili nezdinde davalılara kaşı güvenin tamamen sarsıldığını ve yükleme bilgisi paylaşılmayan mallarla ilgili olarak hukuki sürecin başlatılmasına ihtiyaç duyulduğunu, müvekkiline teslim edilmeyen malların teslim alınması için İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/123 Değişik İş sayılı dosyasından talepleri doğrultusunda karar verildiğini, davalılar nezdindeki ipliklerin müvekkiline tesliminin sağlandığını, gümrüklü sahada bekletilen malların mahkeme ilamı ile teslim alınmasını takiben bu kez, davaya konu konşimentolardaki ipliklerin tesliminin yapılması için son kez davalıya müvekkili tarafından Çerkezköy ... Noterliğinin 20 Kasım 2018 tarih ... sayılı ihtarnamesi keşide edilerek, taşıma konşimentolarına konu malların teslim edilmesi, aksi halde ödenmesine sebebiyet verdikleri mal bedelli olan toplam 220.241,55 USD'nin fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile ödenmesi ihtar edildiğini, ancak davalı taşıyan tarafından ihtar hükümleri yerine getirilmediğini, davalılar yasal düzenlemeye aykırı olarak malları teslim almadan konşimento düzenlediği ve/veya düzenlenmesini temin ederek müvekkili şirket bankası olan ... Bankasına ibrazla, satıcı ... A.S'nin bankasına toplam 220.241,55 USD akreditif bedelinin ödenmesine sebebiyet verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 220.241,55 USD'nin fiili ödeme tarihindeki ... Bankası Türk Lirası karşılığı 1.363.317,22 TL’nin 28.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının, teslim edilmediği için satın almak zorunda kaldığı iplikler nedeniyle uğradığı maddi kaybın tespiti ile bu zarara karşılık şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Şti vekili, savunmasında özetle; davanın gerek acentası olmadıkları bir yabancı firmaya izafeten müvekkiline, gerekse de doğrudan müvekkiline yöneltildiğini, davacının dava dilekçesinde davalı olarak yabancı bir şirkete izafeten müvekkilini gösterdiğini, ancak işbu yabancı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir acentelik ilişkisi olmadığını, davacı tarafça sunulan 2 adet konşimentonun düzenleyicisinin bu yabancı şirket olduğu, bu konşimentoların davacı tarafından sunulan İngilizce/Türkçe suretlerinde bu firmanın logosunun, ticari unvanının ve kaşesinin bulunduğunu, üzerinde de imza yer aldığını, müvekkili şirketin bu yabancı şirketin acentası olmadığını ve kendileri ile her hangi bir konuda müteselsil sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, mahkemeye delil olarak sunulan konşimentoların ön yüzünde bu şirketin bizzat kendisinin taşıyana izafeten acenta sıfatı ile konşimento düzenlediğinin yazdığını, konşimentoların hukuka aykırılığı ve geçersizliği hakkındaki savunmalar saklı kalmak kaydı ile eğer davacı davasını bu konşimentolara dayanarak açtıysa zaten kendisinin diğer davalı yabancı şirketin taşıyana izafeten acenta olarak konşimento düzenlediğini görmesi gerektiğini, ancak bu gerçek saklanmak için bu konşimentolar eksik tercüme ettirildiğini, davacı dava dilekçesinin 3. sayfasının 7.1.bendinde müvekkili ile herhangi bir bağlantısı bulunmayan mahkemenin 2018/436 esas ve 2018/123 D.İş sayılı dosyalarına atıfta bulunduğunu, mahkemenin 2018/436 esas sayılı dosyasına sundukları cevap dilekçemizde ayrıntılı olarak izah ettikleri üzere, işbu davaların huzurdaki dava ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirketin TTK'nın 917 vd. maddelerinde tanımlandığı şekliyle taşıma işleri komisyonculuğu yapmakta olan bir şirket olduğunu, müvekkilinin fiili taşıyıcı sıfatının kesinlikle bulunmadığını, bu bağlamda müvekkilinin sadece aracılık, komisyonculuk, simsarlık hizmeti verdiğini, konşimentoların 25. maddesinde ihtilaf halinde ABD hukukunun uygulanacağı ve uyuşmazlığı çözme yetkisinin bu ülke mahkemelerinden olan New Jersey mahkemelerinde olduğu açıkça yazılı olduğunu, yetkisiz İstanbul Mahkemelerinde açılan bu davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, BUSIST 18-06001 nolu ve 30.05.2018 tarihli konşimento diğer davalı yabancı şirket tarafından acenta sıfatı ile düzenlenmiş olup bu konşimentoda, TTK 1228 ve 1229.maddeleri uyarınca bulunması gereken zorunlu unsurların neredeyse hiçbirinin bulunmadığı görüldüğünü, ... nolu ve 30.05.2018 tarihli konşimento diğer davalı yabancı şirket tarafından acenta sıfatı ile düzenlenmiş olup bu konşimento da TTK 1228 ve 1229.maddeleri uyarınca bulunması zorunlu unsurların neredeyse hiçbirinin bulunmadığı görüldüğünü, bu konşimentolardan yükün yüklendiği anlaşılmadığını, müvekkili ... Şti.'nin sadece taşıma işleri komisyonculuğu yapmakta olan, aracı bir firma olduğunu, davaya konu olayda taşıyıcı, taşıyan, nakliyeci olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "..Mahkememiz dosyasına sunulan 13/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davalılar .... Şti ile ...'ın birbirinden tamamen bağımsız şirketler olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, bu iki şirket arasında yoğun bir ilişkinin/bağın bulunduğunu, ... Şti. davacının talepleri bakımından, ...'ın sorumlu olduğunu ileri sürmekteyse de, yapılan işlemlerin hem ... Şti. hem de ... adına yapıldığının düşünüldüğünü, bu iki şirketin dışardan tek bir şirket görünümü sağladıklarından, .... Şti ile ... arasında organik bir bağın oluştuğunu, dosyadaki mevcut veriler, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/137. E-2021/404 K. Sayılı dosyanın gerekçeli kararı ve Ek Raporda yer verilen tespitler doğrultusunda ... ve ... AŞ arasında organik bağın oluştuğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Dava; alıcısına teslim edilmeyen satım konusu mallar için ödenen satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizin 2018/556 Esas sayılı dava dosyasında, satıcı ...'in malların taşınması konusunda ... ... ile anlaştığı, ...'nin malları teslim almadığı halde konişmanto düzenlediği ileri sürerek Davalı ... AS ve ... ile .. ve ... Şti'ye karşı birlikte dava açmış olup ... ve ... bakımından tahkikat tamamlanmadığından bunlar hakkındaki dava tefrik yargılamasına eldeki esas üzerinden devam edilmiştir Davacı vekili iddialarında, müvekkili ile davalı ... A.S. arasında iplik alım satımı hususunda 90 gün vadeli akreditif ödemeli,... satış ile anlaşmaya varıldığını, ...'in malları parsiyel halde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, satıcının düzenlediği; ...-... nolu 28.08.2018 tarihli kap adedi 1.260 olan 113.545,15 USD bedelli ve ...-...nolu, 28.08.2018 tarihli, kap adedi 1.184 olan 106.696,40 USD bedelli faturalara karşılık 220.241,55 USD ödendiği halde malların teslim edilmediğini, karşılıksız kalan mal bedeli ile ikame mal alımı için fazladan ödenen tutardan davalıların birlikte sorumlu olduklarını ileri sürmektedir.Davacının yasal ticari defterleri üzerinde yapılan mali inceleme ile, davacının 08.05.2018 ile 28.08.2018 tarihleri arasında davalı satıcı ... .'ya ... Bankası ... Şubesi hesabından akreditif yolu ile toplam 5.979.202,46 USD ödeme yaptığı, bu ödeme karşılığında 4.398.941,66 USD mal alımı yapıldığının defter kayıtlarına yansıtıldığı, dolayısıyla 31.12.2018 tarihi itibari ile davacının davalı ... . 'dan 1.580.260,80 USD alacaklı gözüktüğü saptanmıştır. Eldeki davaya konu edilen 220.241,55 USD'ninde, 28.08.2018 tarihinde davacının ... bankasındaki hesabından akreditif yolu ile davalı ... 'nın hesabına ödendiği, ancak faturalara konu olan malın davacıya teslim edilmediği alınan bilirkişi raporları ile dosya kapsamınadan anlaşılmaktadır.Davacı taraf, işbu dosya ile aynı alım satım ilişkisinden dolayı mahkememizde açılan 2018/449 ve 2018/431 Esas sayılı dava dosyalarında taşıyanlarca eşya tesellüm edilmeden konşimentoların düzenlendiğini, daha sonrada konişimentolar bankaya ibraz edilerek akreditif yolu ile mal bedelinin tahsil edildiğini ileri sürmektedir. Mahkememizin 2018/556 E. Sayılı dosyasında alanan 1. bilirkişi raporunda, davacının bu uygulamadan haberdar olduğu yönünde değerlendirme yapılmış olsa da; 02.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda teknik bilirkişinin yapmış olduğu tespitlerden anlaşıldığı üzere, dava konusu olmayan mal teslimlerinde ki fazla ve eksik teslimlerin miktar olarak olması gereken net ağırlık bilgisi yerine koli/ karton biriminin baz alınmasının hatalı sonuçlar elde edilmesine yol açtığı, ... numaralı konişimento kapsamında kap adedinde fazlalık olduğu ileri sürülse de konişimento muhtevası ürüne ait gümrük giriş beyannamesinin incelenmesinden fatura, konişimento ve beyannamede belirtilen malın net ağırlık bilgisinin aynı olduğunun anlaşıldığı, fatura konusu olan iplik emtiasının değerini belirlemede birim ölçüsünün ağırlık olduğu, her bir iplik makarası, kolisi standart ağırlıkta olmadığından bunların içine konulduğu kolilerinde aynı ağırlıkta olmasının yani homojen olmasının mümkün bulunmadığı, kap sayısının eksik veya fazla olmasının değil toplam ürün ağırlığının faturadan farklı olmasının sorun teşkil edeceği oysa ... numaralı konişimento da ağırlık bazlı bir fark mevcut olmadığından bu konişimento bazında fazla bir mal teslim edilmesinin sözkonusu olmadığı, sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla yapılan bu değerlendirmeden ilk bilirkişi raporunda davacının eşya teslim edilmeden konişimento tanzim edilmesinden haberdar olduğu kanaatine varılmasına yol açan fazla teslim vakasının gerçekte sözkonusu olmadığı, bunun eşyanın net ağırlığı yerine koli sayısının esas alınmasından kaynaklanan bir hesap yanlışlığı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının bu uygulamadan haberdar olduğunu gösteren başka bir delil de sunulamamıştır. Yine davacı şirket yetkilisi ... tarafından ... şirket yetkilisine gönderilen 04.05.2018 tarihli e-posta yazısında "Bizde ki ...numaralı konişimento da brüt kilogram 90.846, sizin bize ilettiğiniz ihbarda ise 86.310 kg, kilogramı kontrol etmenizi rica ederim" ifadeleri ile ... yetkilisinin cevabi mailinde "Kontrol ettik, yanlışlık var fakat bize bu şekilde bildirildi, konuyu Kendall şirketi yetkilileri ile görüşün," denilmesi üzerine bu kez aynı kişinin 09.05.2018 tarihli ... şirketi yetkilisine "4 ton fark var, kontrol etmenizi rica ederim" bildiriminde bulunduğu görülmektedir. Yine davacı şirket yetkilisi tarafından davalı ... şirketine gönderilen 01.11.2018 tarihli e-posta da ... numara konişimento muhteviyatı konteynerlara ilişkin olarak" yeni gelen iki konteynerin ... numaralı konişimentoyla ilgili olduğunu söylemiştiniz, fakat ... konişimento da kap sayısı 1890, gelen iplik ise ... kap. başka konişimento ile ilgili olmasın. Ekte konişimento görüntüsünü bilginize sunarım" ifadeleri yer almaktadır. Sözkonusu e-posta yazışmalarının içeriğine bakıldığında da davacının uygulamadan haberdar olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava dosyasında aksi kanıtlanamadığından, taşıyıcı ... tarafından eşya tesellüm edilmeden konişimento düzenlendiğinden davacının bilgisinin olmadığı değerlendirilmiştir.Yine bu taşımalar ile ilgili olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/145411 numaralı soruşturma dosyasında ... A.Ş.'nin yetkilisi olan ...'un ifadesinin alındığı, adı geçen şahsın buradaki ifadesinde " Yurt dışında ki mal ihracatçı firma tarafından bize taşınmak üzere teslim edilmemesine rağmen sanki teslim edilmiş gibi konişimentolar düzenlettirildiğini" beyan ettiği görülmüştür. Bu yolla tanzim edilen konişimentoların daha sonra ... Bankasına ibraz edilerek davacıya teslimi yapılmayan malların satış bedelinin tahsil edildiği dosya kapsamına göre sabittir.Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı firmaya ait olup davalı ... ait ... ve .... numaralı konşimentolara konu olan ...-... ve ...-... sayılı faturalarda belirtilen 2444 koli ürünün bedeli tahsil edildiği halde, taşınarak alıcısı davacıya teslim edilmediği ileri sürülmektedir. Bahsi geçen konşimentolar " Taşıyan ... firmasını temsilen / acentesi sıfatıyla ... " şeklinde imzalanmıştır. Ancak dosya kapsamına göre, ...'ın acentesi olmadığı, ... teslim şartlı satıştan satıcıya karşı taşımayı üstlendiği, belirgin bir durumdur, o halde ...'in kendi konşimentoları ile taşımayı taahhüt ettikten sonra fiilen icrasını üçüncü kişiye bırakmış olduğundan akdi taşıyan sıfatına haiz olduğu, değerlendirilmelidir. ... Şirketi konşimentolarda yer almamakla birlikte varış ihbarnameleri bunun tarafından düzenlendiğinden taşıma ilişkisinde gönderilen nazarında acente gibi değerlendirilmelidir. Bu çerçevede TTK'nın 105.maddesine göre, davalı ...'ye ... A.Ş'ye karşı dava açılması mümkün sayılmıştır.Dava dosyasında fiili taşıyan konşimentosu mevcut olmayıp malların taşınarak alıcısına teslim edildiği davalı taraflarca ispatlanamamıştır. Bu durumdan eşyanın taşınmak üzere tesellüm edilmeden ... tarafından konşimento düzenlendiği dosya kapsamına göre sabit hale gelmiştir. Aksinin kabul edilmesi halinde ise tesellüm edilen mallar alıcısına teslim edilmediği halde mal bedelinin tahsil edilmiş olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu değerlendirmede ki birinci ihtimalde taşıyanın TBK'nın 112.maddesindeki akde aykırılık yükümlüklerine göre ikinci ihtimalde de taşıyanın sorumluluğunun düzenlendiği TTK 1178/5 .maddesi gereğince zarardan sorumlu olmalıdır.Davalılar, ... Şti. ile ... arasındaki ilişkiye bakıldığında, .... Şti.'nin Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtlarına göre, şirketin ortakları ... ve ...'dir. (TTSG İlanı, T. 18.10.2016, Sayı: 9178, Sayfa: 103). Yine bu şirketin müdürlerinin ...olduğu görülmektedir. (TTSG İlanı, T. 13.07.2018, Sayı: 9620, Sayfa: 462) ... Ltd. Şti.'nin 05.10.2018 tarihli Ticaret Sicil Kayıtlarına göre (TTSG İlanı, T. 05.10.2018, Sayı: 9675, Sayfa: 550), şirket genel kurulunun toplantıya davet edilmesine ilişkin ilanda, genel kurul gündem başlıklarından bir tanesi: “Şirket iştiraki olan ve Amerika'da faaliyet gösteren ...(...) şirketine şirketimiz adına temsilci atanması,”şeklindedir. Dosyaya sunulan 07.05.2018 tarihli varış İhbarnamelerinde “... Ltd. Şti.” ve ...'ın unvanlarına birlikte-alta alta-"...” ismi altında, yine antet kısmında bu iki şirketin adres ve telefon bilgilerine yan yana yer verildiği belirlidir. Aynı birlikteliğe, “.... Şti.” tarafından davacı şirkete gönderilen faturalarda da yer verilmiştir. Bu şekilde bu iki şirketin unvanları birlikte kullanılmıştır.Tespit edilen bu durum, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere iki şirketin muhataplarının nezdinde, sanki tek bir şirketlermişçesine bir algı yaratıldığını düşündürmektedir. Öte yandan .... Şti.'nin yetkili temsilcilerinin e-posta yazışmalarında “... Ltd., ...” şeklinde ibarelere yer verildiği görülmektedir. Yine ... Şti.'nin ortağı ve müdürü olan ...”ın sosyal medya hesabı olan ... hesabında “ ..., ...” kaydına yer verilmiştir. Bu hususlar göz önüne alındığında, davalılar ... Şti. ile ...'ın birbirinden tamamen bağımsız şirketler olduğunu söylemek mümkün değildir. Aksine bu iki şirket arasında yoğun bir ilişki/bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. ... Şti. davacının talepleri bakımından, ...'ın sorumlu olduğunu ileri sürmekteyse de, yapılan işlemlerin hem ... Şti. hem de ... adına yapıldığı, bu doğrultuda bu iki şirket dışardan, tek bir şirket görünümü sağladıklarından, .... Şti. ile ... arasında organik bağ ilişkinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle her iki davalının da teslim edilmeyen mallar için davacının hesabından ödenen bedel nedeniyle doğan zararından birlikte ve müteselsilen sorumludur.Davacıya teslim edilmeyen mal bedeli 220.241,55 USD olup dava dilekçesinde bu tutarın ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsili talep edilmektedir. Ödemenin 28.08.2018 tarihinde yapıldığı dosya kapsamına göre sabittir. 220.241,55USD nin 28.08.2018 tarihindeki kur üzerinden karşılığı (220.241,55 USD X6.2391= 1.374.109,05TL) 1.374.109,05TL olmakla birlikte, dava dilekçesinde talep edilen meblağ 1.363.317,22 TL olduğundan taleple bağlı kalınarak, 1.363.317,22 TL'nin tahsiline karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir. Davacı teslim edilmeyen mal yerine ikame mal alımından doğan zararının da tahsilini talep etmiş ise de, davacı bu zararını ispatlayamamış olduğundan bu yöndeki talebin reddi gerektiği sonucuna varıldığından, tüm bu değerlendirmelerin neticesinde; davalılar ... Ltd. Şti. ile ... hakkındaki davanın 1.363.317,22 TL üzerinden KISMEN KABULÜ ile 1.363.317,22 TL'nin 28.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte mahkememizin 2018/556 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİ yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.363.317,22 TL'nin 28.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte mahkememizin 2018/556 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılar ... Şti. ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili tarafından verilen 21/06/2023 tarihli tavzih dilekçesi ile hükümde maktu olarak hükmedilen vekalet ücretinin davada kabul edilen 1.363.317,22.-TL üzerinden nispi olarak hesaplanarak tashih edilmesini ve bu hususta ek karar yazılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ek kararında: davacı vekilinin vekalet ücretinin düzeltilmesi talebinin reddin karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın 1.363.317,22TL üzerinden kabul edildiğini, bu tutar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 9.200,00TL maktu vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiğini, davanın, mahkemenin 2018/556 Esas, 2022/319 Karar sayılı dosyasından ... AS'ye izafeten ... AŞ, ... Şirketi, ....ye ... Şti., ... Şirketi aleyhine 1.363.317,22 TL alacağın tahsili için açıldığını, mahkemece 2018/556 E. - 2022/319 Karar sayılı dosyadan tefrik kararı verildiğini, bu dosyadan davalılar .... Şti., tasfiye halinde ... Şirketi aleyhine 1.363.317,22TL alacağın tahsili için davaya devam edildiğini, 2018/556 E. - 2022/319 Karar sayılı dosyasından verilen kararda 1.363.317,22TL alacağın davalılardan tahsiline ve bu miktar üzerinden hesaplanan 80.516,10TL nispi vekalet ücretinin taraflarına ödenmesine karar verildiğini, aynı mahkemenin bu iki dosyasında vekalet ücreti yönünden farklı karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, 1.363.317,22TL alacak üzerinden 2023 yılı AAÜT üzerinden belirlenecek nispi vekalet ücreti ödenmesine şeklinde hükmün düzeltilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın vekalet ücretine ilişkin bölümünün kaldırılarak, kabul edilen alacak üzerinden nispi vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, alıcı davacıya teslim edilmediği iddia olunan mallar için ödenen bedelin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili 28.12.2018 tarihli dava dilekçesinde; ... AS'ye izafeten .. AŞ, ... Şirketi, ....'ye izafeten ... Şti., ...Şti.'ni davalı göstererek 1.363.317,22 TL alacağın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Mahkemece 2018/556 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yargılamaya başlanmış, bu dosya üzerinden yürütülen yargılama sonunda mahkemenin 25.05.2022 tarihli duruşmasında davalılar ....'ye izafeten ... Şti., ....Şti.yönünden davanın tefrikine, diğer davalılar ... AS'ye izafeten ... AŞ, ... Şirketi yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 1.363.317,22 TL'nin 28.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.Tefrik kararı sonrasında davalılar ....'ye izafeten ... Şti., ...Şti.yönünden davaya aynı mahkemenin 2022/229 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiş, dosya bilirkişiye tevdi edilerek 13.03.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu dosya kapsamına alınmış ve mahkemece davanın kısmen kabulüne dair istinaf konusu eldeki karar verilmiştir.Mahkeme kararı, davalılar vekilince istinaf edilmemiş, davacı vekilince vekalet ücretinin nispi hükmedilmesi gerektiği belirtilerek istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi de davacı vekilinin bu istinaf başvurusu kapsamında yapılmıştır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilirken hüküm fıkrasının no'lu bendinde karar tarihindeki AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca tayin olunan 9.200 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Gerek mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 'nin 8.maddesi, gerekse şu anda yürürlükte bulunan AAÜT'nin 8.maddesine göre bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur.Somut olayda da, davalılar ...'ye izafeten ... Şti., ....Şti.yönünden dava tefrik edilmiş ve eldeki dosya kapsamında yargılama yapılarak hüküm verilmiştir. Bu nedenle eldeki davada da vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmakla birlikte konusu para ile ölçülebilen davalarda AAÜT'nin 13.maddesine göre vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiğinden konusu para ile belirlenen eldeki davada da mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüş ve ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri kapsamında dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile 1.363.317,22 TL'nin 28.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte mahkememizin 2018/556 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılar .... Şti. ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,2-Dosya tefrik edildiğinden, tefrik aşamasında harç alınmadığından, 179,90 TL başvurma, 615,40 TL peşin harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 maddesi uyarınca tayin olunan 179.964,89 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,4- Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 496,00 TL posta gideri ile 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.496,00 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 492,00 TL istinaf başvuru harcı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,8-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.02.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim