Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1831
2025/214
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/1831
KARAR NO:2025/214
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:22.06.2023
NUMARASI:2023/245 Esas - 2023/499 Karar
DAVA:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki sigorta rücu davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 09.06.2011 tarihinde ... arkadaşının ailesinin evinde 4. Katta bulunan terasta oynarken yüksek gerilim hattından elektrik çarpması sonucunda yaralandığını, davacılar ..., ... ve ... lehine müvekkili şirket aleyhine maddi manevi tazminata hükmedildiğini, hükmün temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, müvekkili şirket aleyhine başlatılan ... Sayılı dosyasına 959.977,03-TL ödeme yapıldığını ve dava konusu poliçe kapsamında muafiyet sınırı hesaplanarak düşülmesi sonucu 944.249,03- TL asıl alacak kaldığını, ayrıca ödeme tarihinden itibaren 201.577,76-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 1.145.826,79-TL üzerinden takip başlatıldığını ancak davalı sigorta şirketleri tarafından mezkur takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı sigorta şirketleri ile müvekkili şirket arasında 31.08.2010-31.08.2011 tarihlerini kapsayan poliçe ile sigortacı davalı müvekkili şirketin işçilerinin uğrayacakları zararları teminat altına alındığını, ... Grubu’nun, 12 Temmuz 2013 itibariyle ... A.Ş. ana ortağı olmasının ardından işbu şirketin unvanı ... A.Ş. Olduğundan davaya konu icra takibi ile huzurdaki dava işbu şirkete yöneltildiğini, bu nedenlerden dolayı; davalının ... sayılı dosyasındaki borca ve ferilere yönelik haksız itirazlarının tümünün iptaline ve takibin devamına, davalıların alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının ödediğini iddia ettiği giderlerine ilişkin rücu hakkı olup olmadığını ispat etmesi gerektiğini, 25.10.2010 tarihli kaza sebebiyle doğan alacaklar için müvekkili şirket yönünden hem 6 yıllık zamanaşımı hem de 10 yıllık zamanlaşımı süresi dolduğunu, bahse konu kazaya istinaden ...,.., ... tarafından ... A.Ş. Aleyhine zararlarının tazmini amacıyla Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/94 E. numarası ile dava ikame edildiğini, Yargıtay 3. H.D. 2020/9960 E., 2020/6879 K. Sayılı 23.11.2020 tarihli ilamı ile karar onandığını, davacı ... A.Ş. ise kesinleşen ilama istinaden .... Sayılı dosyaya 29/12/2020 tarihinde ödeme yaptığını, sigortalı ödeme yaptıktan sonra 2 yıl içerisinde müvekkili şirkete başvurarak yapmış olduğu ödemeyi poliçe kapsamında talep edebileceğini, ancak 2 yıllık rücu zamanaşımı işbu dava ikame edilmeden önce dolduğunu, müvekkili şirket nezdinde olay tarihini kapsayan herhangi bir poliçe tespit edilemediğini, bu nedenle müvekkili şirketin de söz konusu kazaya ilişkin olarak sorumluluğu olmadığını, İlgili poliçede Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk kapsamındaki her bir hasarda kişi başına 10.000,000 USD ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerden dolayı; davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, husumet yönünden reddine, davanın zamanaşımının geçmiş olması nedeniyle reddine, usule ilişkin itirazlarının kabul edilmemesi halinde; kazanın poliçe kapsamında olmaması sebebiyle davanın reddine, maluliyet oranı tespiti için kazazedenin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü’ne sevkine, hazineye kayıtlı aktüer aracılığı ile bilirkişi incelemesi yapılmasına, icra takibine yapmış oldukları itirazın devamına, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali talebinin reddine, haksız takip ve dava nedeniyle %20'den az olmamak üzere davacı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine; müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren taraflar açısından yasal faiz uygulanmasını aleyhe hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan 04/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Yeni TTK düzenlemesinde özel sigortalar için düzenlenmiş olan zamanaşımı süreleri de alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıl ve her halde 6 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı belirtildiğini, dava konusu hasarın 09.06.2011 tarihinde gerçekleştiğini, ancak dava konusu hasar müvekkil şirkete zamanaşımı süresi içinde ihbar edilmediğini, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı davrandığını, müvekkili şirkete hasara ilişkin bildirimde bulunmadığını işbu davaya esas icra takibi ise 11 yıl sonra ikame edildiğini, davacı ... A.Ş. adına ... numaralı ve 31.08.2010 - 31.08.2011 tarihleri arasında geçerli "Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi" bulunduğunu, işbu poliçede 1.500.000,00-USD olarak belirlendiğini, davacı yanın İstanbul 6. İcra Dairesi ...Sayılı dosyası ile başlatmış olduğu takipte müvekkili şirket ve diğer davalıları borçlu gösterererek davacı yanca ödenmiş olan 944.249,03 TL tazminat tutarı üzerinden takip başlattığını, müvekkili şirketin dava dosyasında mübrez sigorta poliçesinde poliçe kapsamında oluşan hasarlara karşı tazminat sorumluluğu %15 oranında olduğunu, manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamında olmadığını, bu nedenlerden dolayı; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilerek sigorta bilirkişisi tarafından inceleme yaptırılmasına, icra takibine yapmış oldukları itirazın devamına, davacının itirazın iptali talebinin reddine, ve icra takibine davacı aleyhine en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı ... A.Ş. Vekili tarafından sunulan 12/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, talebe konu mezkur kaza 09.06.2011 tarihinde gerçekleştiğini, kazanın üzerinden genel zamanaşımı süresinin de geçtiğini, davaya konu kaza ile ilgili müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığından ve bu kapsamda müvekkili şirket dava açılmadan önce temerrüde düşmemiş olduğundan davacı yanın dava dilekçesindeki taleplerinden dolayı müvekkili şirketin faiz ve ferilerden dahi sorumluluğu bulunmadığını, Müvekkili sigorta şirketi nezdinde düzenlenmiş poliçe, sigortalıya yöneltilebilecek iş kazasından doğan talepleri; poliçe teminatları kapsamında kalmak kaydı ile poliçe limitleri ile sınırlı olarak sadece sigortalının poliçede bildirilen faaliyet konusu ile ilgili ve sadece poliçede bildirilen faaliyet adresinde meydana gelecek olaylar yönünden , sigortalı şirketin kusuru oranında teminat altına alacağını, olay nedeniyle, işbu poliçe kapsamında yapılan ödemeler nispetince poliçe teminat limitinin eksildiğini/tüketildiğini ve sigortalı adına düzenlenmiş ve aynı teminat kapsamında başka bir sigortanın da bulunması durumunda, bu poliçe ile sigortacıya düşecek sorumluluğun; diğer sigorta/sigortalara oranla azalacağını bildirdiklerini, Müvekkili sigorta şirketi,... A.Ş. ortak sigortalı bulunduğu işveren sorumluluk sigorta poliçesinin 7 müşterek * ( koasürans ) sigortacısından biri olduğunu, bu nedenlerle; taleplerin zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddine, varsa dahi sorumluluklarının sadece sigortalı kusuru ile sınırlı olacağına, kusur atfı yapılan diğer kusur sorumululukları kapsayan ödeme sebebiyle sigorta şirketinden talepçi olunamayacağına, sorumluluğu kabul anlamına gelmemek üzere, poliçe limiti ve %20 koasürans payı ve 10.000-USD muafiyet hususunun karar aşamasında ayrı ayrı gözetilmesine, rücuya konu dava dosyasındaki raporları kabul etmediklerini, rücu talebi kapsamında denetlenmesini, mezkur olay nedeniyle, işbu poliçe kapsamında yapılan/yapılacak ödemeler nispetince poliçe teminat limitinin eksildiğinin/tüketildiğinin dikkate alınmasına, sigorta şirketine karşı mükerrerliğin önlenmesine, davanın esastan dahi reddine, icra takibine yapmış oldukları itirazın devamına, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali talebinin reddine, takip ve dava nedeniyle %20'den az olmamak üzere davacı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, müvekkili şirket dava açılmasına sebebiyet vermediğini, tüm dava masrafları, faiz ve sair fer'i taleplerinin reddine, ücreti vekaletin ve masrafların davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan 17/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İşbu talebe konu mezkur kazanın 09.06.2011 tarihinde gerçekleştiğini, kazanın üzerinden genel zamanaşımı süresi dahi geçtiğini, müvekkili ... Şirketi konu davadan/kazadan ilk kez aleyhine yapılan takip ile haberdar olduğunu, müvekkili sigorta şirketine herhangi bir başvuru ya da usulüne uygun ihbar yapılmadığını, ihbar yapılmadığından konu davada müvekkilinin savunma ve davaya dahil olma imkanı bulunmadığını, ... numaralı ... Poliçesi'nde sigortalı ... A.Ş. olduğunu, sigortalı zarar görenlere karşı diğer tazminat yükümlüleri ile birlikte müteselsilen sorumlu olsa da davada taraf olmayan müvekkili sigorta şirketi ile arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında zararın tamamının tazminini talep edemeyeceğini, poliçe kapsamında müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ancak ve ancak sigortalılarının nihai sorumluluğu ile sınırlı olacağını, davacının sorumluluğunu aşan kısımlara yönelik rücu hakkının müvekkili sigortacıya karşı değil, ancak ve ancak zarara sebebiyet veren diğer sorumlulara karşı ileri sürebileceğini,... A.Ş. tarafından tüm kusuru kapsar şekilde sigorta şirketlerine başvuru ve dava yöneltilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteselsil sorumluluk kapsamında kusurları oranında diğer sorumlulara başvuru yapılması gerektiğini, sigorta şirketi ile sigorta ettiren, tespit olunan bir miktara veya sigorta bedelinin belli bir yüzdesine kadar olan hasarların ya da hasarın belli bir yüzdesinin sigortacı tarafından tazmin edilmeyeceğini poliçede düzenleyebileceğini, müvekkili sigorta şirketi nezdinde düzenlenmiş poliçe, sigortalıya yöneltilebilecek iş kazasından doğan talepleri; poliçe teminatları kapsamında kalmak kaydı ile poliçe limitleri ile sınırlı olarak sadece sigortalının poliçede bildirilen faaliyet konusu ile ilgili ve sadece poliçede bildirilen faaliyet adresinde meydana gelecek olaylar yönünden , sigortalı şirketin kusuru oranında teminat altına alınacağını, taleplerin zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddine, varsa sorumluluklarının sadece sigortalı kusuru ile sınırlı olacağına, kusur atfı yapılan diğer kusur sorumululukları kapsayan ödeme sebebiyle sigorta şirketinden talepçi olunamayacağına, sorumluluğu kabul anlamına gelmemek üzere, poliçe limiti ve %20 koasürans payı ve 10.000-USD muafiyet hususunun karar aşamasında ayrı ayrı gözetilmesine, rücuya konu dava dosyasındaki raporları kabul etmediklerine, rücu talebi kapsamında denetlenmesine, mezkur olay nedeniyle, işbu poliçe kapsamında yapılan/yapılacak ödemeler nispetince poliçe teminat limitinin eksildiğinin/tüketildiğinin dikkate alınmasına, sigorta şirketine karşı mükerrerliğin önlenmesine, davanın esastan dahi reddine, icra takibine yapmış oldukları itirazın devamına, davacının itirazın iptali talebinin reddine, takip ve dava nedeniyle %20'den az olmamak üzere davacı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm dava masrafları, faiz ve sair fer'i taleplerinin reddine, ücreti vekaletin ve masrafların davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan 18/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazanın 09.06.2011 tarihinde gerçekleştiğini, zararlarının tazmini amacıyla Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/94 E. numarası ile dava ikame edilmiş ve kararın 23.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, davacı tarafından dosyaya 29.12.2020 tarihinde ödeme yapıldığını, bu kapsamda davacının 2 yıllık rücu zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca zarar gören, dava ikame etmeden evvel sigorta şirketine yazılı olarak müracaat etmekle yükümlü olduğunu, davacı tarafın vekilinin mail üzerinden başvurusu genel şartlar uyarınca usulüne uygun bir başvuru olmamakla birlikte gerekli evraklar da müvekkili sigorta şirketine iletilmediğini, davacı, müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, tarafların kusur oranlarının kesin olarak tespit edilmiş olması gerektiğini, kusur tespiti yapılmadan müvekkilinin davacıya ödeme yapması beklenemeyeceğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 09.06.2011 tarihinde gerçekleşen iş kazasıyla ilgili olarak davacı ile müvekkili arasında 31.08.2010 - 31.08.2011 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 2012988/0 numaralı 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, poliçeye göre müşterek dağılımda müvekkili sigorta şirketinin %5 oranında sorumluluğu bulunduğunu, müvekkili sigortacı şirket, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, manevi tazminat talepleri teminat altına alınmadığını, müvekkili sigorta şirketinin manevi tazminat talepleri kapsamında herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sigortalı tarafından ödenmiş olan manevi tazminat tutarları açısından rücu imkanı bulunmadığını, poliçede muafiyet notu kararlaştırıldığını, söz konusu maddeye göre voltaj dalgalanmaları sebebiyle oluşacak hasarlarda her bir hasarda uygulanmak üzere 50.000 USD, diğer hasarlarda 10.000-USD tenzil edildikten sonra müvekkili şirket tarafından sorumluluk doğacağını, minimum tutar olan 10.000 USD'yi aşmayan hasar bedellerinde müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilmeyeceğini, müvekkilin, poliçe kapsamında sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, davacının ödemiş olduğu tazminatın tamamının sigorta şirketlerinden rücu talebinin haksız olduğunu, davacı aleyhine açılan dava müvekkili şirkete ihbar edilmediğini, bu nedenlerden dolayı; davanın usulden reddine, davanın esastan reddine, aksi kanaat halinde itirazları doğrultusunda kusur durumunun tespitine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davayı ikame etmiş olan davacının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmişlerdir.Davalı ... Sigorta vekili tarafından sunulan 09/05/2023 tarihli süre uzatım talebi dilekçesinde; dava konusu hasar zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...TTK 1482. maddesine göre; " Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Davacı tarafça elektrik çarpması nedeniyle hak sahibi üçüncü kişiye karşı ödediği tazminata ilişkin davalı sigorta şirketleri aleyhine Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk, Ürün Sorumluluk ve Çevre Kirliliği Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında tazminatın sigortalayanlardan tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası açılmış olup, tüm davalılar tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmakla, eldeki davada zarar doğuran eylemin 09/06/2011 tarihinde meydana geldiği, davacının tazminata mahkum edildiği Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/94 Esas sayılı davasının 18/02/2014 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında davacı tarafça davanın 15/11/2016 tarihinde sigortalayan ... A.Ş.'ye ihbarının talep edildiği, ayrıca hasarın 01/11/2016 tarihinde ... A.Ş.'ye ihbar edildiği, davacı hakkında Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/94 Esas, 2017/101 Karar sayılı maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kararın temyiz incelemesi sonrası 23/11/2020 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça Bursa 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasında hak sahiplerine en son 29/12/2020 tarihinde 939.066,03-TL ödeme yapıldığı, davacı tarafça söz konusu tazminata ilişkin davalılar hakkında dava konusu 15/04/2022 tarihli icra takibinin başlatıldığı ve eldeki davaya ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinin 27/09/2022 tarihinde başlayarak 21/11/2022 tarihinde sonlandığı ve davanın 17/04/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, somut olayda uygulanacak hükümler incelendiğinde ilk olarak sigorta sözleşmesinden doğan istemlere ilişkin TTK'nun 1420 maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar düzenlemesi gereğince, davacının hasarı ... Sigorta şirketine ihbar ettiği 01/11/2016 tarihinden itibaren TTK 1427 gereği 45 günlük süre sonrası olan 16/12/2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, bu tarihten itibaren TTK 1420 maddesi gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin 16/12/2018 tarihinde dolduğu,TTK 1420. maddesinde aynı kanunun 1482. maddesindeki hükmün saklı tutulduğu ve bu maddeye göre sorumluluk sigortaları yönünden sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri için zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiş olup, somut olayda zarar doğuran eylemin 09/06/2011 tarihinde meydana geldiği ve bu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin 09/06/2021 tarihinde dolduğu anlaşılmakla, dava konusu olayın niteliği itabariyle taksirle yaralama suçundaki ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, bu haliyle eldeki davanın 17/04/2023 tarihinde açılması nedeniyle TTK 1420 atfıyla TTK 1482 maddesi gereğince Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar düzenlemesi gereğince somut olayda davanın her halde zararı doğuran eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı..." gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dilekçesindeki ve aşamalarda beyanlarını aynen tekrarla; rücuya konu alacak ihbarla değil, üçüncü kişilere ödeme yapılması ile riziko gerçekleşmiş olacağından bu zamanda talep hakkı muaccel hale geleceğini,
İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararda, rücuya konu ödemeye dayanak kazanın 09/06/2011 tarihinde meydana geldiğini, rücuya dayanak Bursa 1. AHM 2014/94 E. sayılı dosya üzerinden açılan davanın, davalılardan ... Sigorta şirketine 01/11/2016 tarihinde ihbar edildiğini, TTK 1427 gereği 45 günlük süre sonrası olan 16/12/2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, bu tarihten itibaren TTK 1420 maddesi gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin 16/12/2018 tarihinde dolduğu, diğer davalılar yönünden ise 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, ancak rücu hakkına konu talep hakkı ödeme tarihi ile muaccel olacağını, aksi halin kabulü ise hukuk mantığına aykırılık teşkil edeceğini, nitekim bu durumun kabulü halinde müvekkili tarafından ödeme yapılıp yapılmaması kesinleşmeden, ayrıca ödeme yapılacak ise de miktar kesinleşmeden talep hakkının muaccel olacağı anlamı çıkacaktır ki böyle bir durumun söz konusu olamayacağını, somut olayda müvekkil şirket tarafından Bursa 1. AHM 2014/94 E.sayılı dosya kapsamında verilen hüküm Yargıtay 3. HD 2020/9960 Esas 2020/6879 Karar sayılı ilam ile kesinleştiğini ve müvekkili tarafından Bursa 11. İcra Dairesi ... sayılı dosyaya rücu konusu ödeme 29/12/2020 tarihinde yapıldığını, dolayısı ile rizikonun 29/12/2020 tarihinde gerçekleştiğini,İşbu husus TTK 1427’inci maddenin 2’inci fıkrası uyarınca hükmü ile de sabit olduğunu, müvekkili tarafından ödeme yapılmasına müteakip ödenen miktar rücu kapsamında talep edilebilir hale geldiğini, aksi halin kabulünde yukarıda da belirttikleri üzere poliçe kapsamında talep edilebilecek miktar belirsiz olduğundan, halihazırda talep edilebilecek somut bir hak da bulunmadığını, dolayısı ile 29/12/2020 tarihinde ödeme yapıldığından ve rücu edilecek miktar bu anda talep edilebilir hale geldiğinden 2 yıllık zamanaşımı süresi 29/12/2020 tarihi itibariyle başlayacağının da izahtan vareste olduğunu, bu kapsamda tüm davalılar tarafından zamanaşımı süresinin 29/12/2022 tarihinde sona ereceğini, aksi halde müvekkili tarafından rücu edilecek miktar da belli olamayacağı için rücu edilmesinin abesle iştigal olacağı da sabit olduğunu, bu nedenle de kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davalılara, icra takibi başlatılmasının da zamanaşımı kesen nedenlerden biri olup, müvekkili tarafından davalılara 15/04/2022 tarihinde İstanbul 6. İcra Dairesi ... sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını,Davalılar tarafından dosyaya yapılan itiraz neticesinde mezkur takibin durduğunu, 1 yıllık dava açma süresi içerisinde 17/04/2023 tarihinde dava ikame edildiğini, dosyada bu yönden de zamanaşımı ile ilgili bir sorun bulunmadığının sabit olduğunu,Öncelikle yargılama sürelerinin ülkemizde uzun olduğu herkesçe bilinen bir gerçek olmakla birlikte somut olayda da kaza tarihi 09/06/2011 olmasına karşılık rücuya konu kazaya ilişkin yargılama Aralık 2020 tarihinde kesinleştiğini, söz gelimi yargılamanın 11 yıl sürmesi halinde baştan rücu hakkının düşmüş olacağını ki hukuk düzenimizde böyle bir husus da düzenlenmiş olmadığını, nitekim yargılama süresi boyunca süreler de işlemediğini, Taraflar arasında münakit poliçe kapsamında davalıların sorumluluğu bulunduğunu, ayrıca davalılar yönünden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, üçüncü kişilere ödenen sigorta tazminatının, sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketlerinden rucuen tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Öncelikle poliçenin düzenlenme tarihi dikkate alındığında somut olayda hangi kanunun uygulanacağı belirlenmelidir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 2. maddesinde "(1) Bu Kanunda aksi öngörülmemiş veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse: a) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır. b) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukukî fiiller, bağlayıcılıkları ve hukukî sonuçları itibarıyla, bu tarihten sonra dahi, gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tâbidir. c) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır..." ; "sigorta sözleşmesi" başlığı altında 39. maddesinde "(1) 6762 sayılı Kanun yürürlükte iken yapılmış ve hüküm ifade etmeye başlamış sigorta sözleşmelerine, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl süreyle 6762 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Ancak, bu bir yıllık süre içinde sigorta ettireni, sigortalıyı ve lehdarı koruyan hükümler bakımından, 1517nci maddesi müstesna, Türk Ticaret Kanunu hükümleri geçerli olur." düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre somut olayda, taraflar arasında 31.08.2010-31.08.2011 tarihlerini kapsar Sigorta Poliçesinin tanzim edildiği, rizikonun ise 09/06/2011 tarihinde meydana geldiği ve davanın da 26/02/2021 tarihinde açılmış olduğunun anlaşılması sebebiyle, 6102 sayılı TTK hükümleri gereğince değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda, 09.06.2011 tarihinde ...' in arkadaşının ailesinin evinde 4. Katta bulunan terasta oynarken yüksek gerilim hattından elektrik çarpması sonucunda yaralandığı, buna göre rucuya konu olayın 09.06.2011 tarihinde meydana geldiği, davacının tazminata mahkum edildiği Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/94 Esas sayılı davasının 18/02/2014 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında davacı tarafça davanın 15/11/2016 tarihinde sigortalayan ... A.Ş.'ye ihbarının talep edildiği, ayrıca hasarın 01/11/2016 tarihinde ... A.Ş.'ye ihbar edildiği, davacı hakkında Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/94 Esas, 2017/101 Karar sayılı maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kararın temyiz incelemesi sonrası 23/11/2020 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça Bursa 11. İcra Dairesi'nin... sayılı icra dosyasında hak sahiplerine en son 29/12/2020 tarihinde ödeme yapıldığı, davacı tarafça söz konusu tazminata ilişkin davalılar hakkında eldeki davaya dayanak icra takibinin 15/04/2022 tarihinde başlatıldığı ve eldeki davaya ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinin 27/09/2022 tarihinde başlayarak 21/11/2022 tarihinde sonlandığı ve eldeki davanın 17/04/2023 tarihinde açıldığı ihtilafsızdır.Davalılar davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuş, davacı yan ise üçüncü kişiye edeme yapılmasına neden olan davanın 23.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, yine üçüncü kişiye 29.12.2020 tarihinde ödeme yapıldığını, gerek davanın kesinleşme gerekse üçüncü kişiye ödeme tarihi itibariyle rizikonun gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini, riziko tarihinden itibaren zaman aşımı süresinde 15.04.2022 tarihinde icra takibi başlatıldığı da gözetildiğinde, eldeki davanın zaman aşımı süresi içinde açıldığının kubü gerektiğini ile sürmüştür. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, TTK'nın 1420. maddesine göre; "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar."TTK'nın 1427. maddesinde ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'',TTK 1482. maddesine göre; " Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenleme getirilmiştir.Somut olayda uygulanacak hükümlere göre, ilk olarak sigorta sözleşmesinden doğan istemlere ilişkin TTK'nın 1420. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Davacının hasarı ...Sigorta şirketine ihbar ettiği 01/11/2016 tarihinden itibaren TTK'nın 1427 gereği 45 günlük süre sonrası olan 16/12/2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, bu tarihten itibaren TTK'nın 1420. maddesi gereği iki yıllık zamanaşımı süresinin 16/12/2018 tarihinde dolduğu,TTK'nın 1420. maddesinde aynı Kanun'un 1482. maddesindeki hükmün saklı tutulduğu ve bu maddeye göre sorumluluk sigortaları yönünden sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri için zamanaşımının azami süresi on yıl olarak belirlenmiş olup, somut olayda zarar doğuran eylemin 09/06/2011 tarihinde meydana geldiği ve bu tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresinin 09/06/2021 tarihinde dolduğu sonucuna varılmaktadır. Dava konusu olayın niteliği itabariyle ceza zamanaşımı hükümlerinin uygulanması söz konusu değildir. Bir an için aksi düşünülse dahi taksirle yaralama suçundaki ceza zamanaşımı süresinin de sekiz yıl olduğu, bu hâliyle eldeki davaya dayanak icra takibinin 15.04.2022 tarihinde başlatıldığı, davanın da 17/04/2023 tarihinde açılması nedeniyle TTK'nın 1420 atfıyla 1482. maddesi gereğince Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar düzenlemesi gereğince somut olayda davanın her hâlde zararı doğuran eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince kuralan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca essatan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı arafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 345,55 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,13.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.