mahkeme 2022/801 E. 2025/1398 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/801
2025/1398
12 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/801
KARAR NO : 2025/1398
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/12/2021
NUMARASI : 2019/290 E. - 2021/1085 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... AŞ Arasında 01/07/2015 tarihli Samsun, Ordu, Giresun, Sinop, Merzifon, Amasya, Çorum ili ve ilçeleri olmak üzere kargo taşımaçığılı ticari vekillik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin vekil olduğu söz konusu sözleşmeye göre, ...'nun müşteri ve diğer şubeleri tarafından gönderilen kargoların teslim alınması, ... tarafından belirlenen azami süreler içerisinde alıcılarına teslim edilmesi, kargoları alıcının adresine ulaştırmak vs. gibi hususlarda karşılıklı olarak anlaşıldığını ve imza altına alındığını, gerek ... şirketi gerekse şirket yetkilisi olan ... tarafından verilen tüm çek ve bonoların karşılıksız kaldığını, sözleşme bedellerinin tamamı ile karşılıksız kaldığını, davalı ... şirketi arasında yapılan sözleşme bedelleri müvekkiline ödenmemiş olmakla müvekkilinin oldukça büyük bir şekilde zarara uğradığını, davalı firma tarafından alacakları ödememek amacıyla borca batık duruma getirilerek muvazalı bir şekilde şirket devirlerine gidildiğini iddia ederek, şimdilik ödenmeyen toplam 10.000,00 -TL(On Bin Türk Lirası) alacağın sözleşme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... Holding AŞ vekili, savunmasında özetle; davacının 1.000.000,00 TL alacağı olduğu iddia edildiğinden, harca esas değer olarak 10.000,00 TL değer gösterilmiş bulunmasının usule uygun olmadığından, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın varlığını iddia ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, husumet yokluğu nedeniyle müvekkil açısından davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin taraflar arasında akdedilen sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkili ile dava dışı ... arasında iştirak ilişkisi söz konusu olmadığını, davacının taraflar arasında ortaklık ilişkisi olduğuna ilişkin iddialarının soyut nitelikte olduğunu, yerleşik yargıtay içtihatları da uyarınca bu yönde iddiası olan tarafın iddiasını somut verilerle ortaya koyması gerektiğini, taraflar arasındaki ortaklık-iştirak ilişkisini hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla, bir an için bir hakimiyet ilişkisi olsa dahi tüzel kişilik perdesinin aralanması için gerekli koşulların oluşmadığını, öncelikle husumet itirazının göz önünde bulundurularak müvekkili şirket açısından davanın esasa girilmeksizin husumet yokluğu nedeniyle reddine, belirlenebilir bir alacak için belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş bulunan davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise harcın tamamlanması için kesin süre verilmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...açılan dava tüzel kişilik perdesinin aralanması ve sözleşmeye dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirket ile ... A.Ş.(Eski Ünvan ... A.Ş.) arasında Kargo taşımacılığı ticari vekillik sözleşmesi bulunduğu, 01.07.2015 tarihinde imzalanan sözleşmeden sonra aynı tarihte cari hesap sözleşmesinin de imzalandığı, sözleşme bedeli olarak verilen toplamda 1.530.000,00 TL bedelli çek ve bonoların taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda karşılıksız kaldığı ve davacının 1.530.000,00 TL sözleşmeden kaynaklı alacaklı olduğu, ... A.Ş.'nin ise borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Diğer davalı ... ... Holding A.Ş. Yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanması hususuna bakılacak olursa TTK'da ticari şirketlere ilişkin düzenleme yapılırken tüzel kişiliğe ilişkin en önemli unsur, malvarlığının ayrılığı ve bağımsızlık unsurudur. Hiçbir şirket, diğer bir şirketin borçlarından sorumlu tutulamaz. Mevzuatta açıkça özel bir düzenleme olmamakla birlikte bu kuralın istisnaları mevcuttur. "Organik bağ" ve "Tüzel kişilik perdesinin aralanması" bu istisnalardandır. Bu durumda birbirinden ayrı tüzel kişiliği olan şirketler aynı borçtan dolayı sorumlu olmaktadırlar. İki tüzel kişi arasındaki ilişki ticari bir bağımlılık olabileceği gibi iktisadi ve ekonomik bir ilişki de olabilir. Bu ilişkinin yanı sıra alacaklılardan mal kaçırma amacıyla hareket edilmesi de gerekmektedir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması doktrinde "tüzel kişilik kavramının ardına gizlenerek kanuna karşı hile yapılması, ya da tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan gerçek kişilerin taraf oldukları sözleşmelerden doğan yükümlülükleri ihlal etmeleri veya 3. Kişilere zarar verme amacı gütmeleri durumunda tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve tüzel kişiliğin ardında yer alanlara el atılmalıdır. Yani MK 2/f2 anlamında hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğunda tüzel kişinin perdesi aralanmalı ve tüzel kişilik vasıtası ile elde edilmek istenen amaç engelllenmelidir. (Tekinalp, Ünal "Perdeyi Kaldırma Teorisi" İstanbul 1995 s 396) şeklinde ifade edilmektedir. Organik bağ kavramı ise Yargıtay içtihatların da iki şirket arasında devir ilişkisinin olması ayrı merkezden işlerin yürütülmesi, faaliyet alanlarının ve müşteri çevresinin aynı olması iki şirketin organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, çalışanların büyük ölçüde aynı olması, akrabalık ilişkisi v.b. Şeklinde yer bulmuştur. Tüm açıklanan kavramlar somut davada incelenecek olursa ... ... Holding A.Ş.'nin ... A.Ş.'ye 08.02.2016 tarihine kadar ortak olduğu, bu tarihe kadar dava dışı ...'ün her iki şirketin ortağı olduğu, ... her iki şirketin de yönetim kurulu üyesi oldukları, ... 08.02.2016 tarihinin öncesinde ve sonrasında her iki şirkette de çeşitli sıfatlarda görev aldığı, yönetim kurulu üyeliği yaptığı, ayrıca ... A.Ş.'nin hisselerini devralan ... ... A.Ş.'de genel müdür yardımcısı olduğu, her iki şirketin ortağı olan ...'ün damadı olan ...'ın ... ...'da görev aldığı, her iki şirkette yönetim kurulu üyeliği yapan ...'ın ... ...'de de görev aldığı, ... A.Ş.'nin 2015 yılı genel kurul toplantısının ... Holding A.Ş.'nin adresinde yapıldığı, her iki şirket arasında organik bağın mevcut olduğu, bu hususun İstanbul 26. İş Mahkemesi'nin 2016/496 Esas sayılı dosyasında da vurgulandığı, İstanbul BAM 27 HD'nin 2018/3134 Esas - 2018/1507 Karar sayılı ilamında da organik bağın mevcudiyetinin kabul edildiği tespit edilmiş olmakla tüzel kişilik perdesinin aralanması için gereken şartların oluştuğu, davalı olan her iki şirketin davaya konu alacaktan sorumlu oldukları anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın kabulüne, sözleşmelere bağlı kambiyo ilişkisinden kaynaklanan 1.530.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 15/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından kurulan hükmün hukuka uygun olduğunu, ancak hükmün sadece faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, bu sebeple hükmün istinaf edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Davalı ... ... Holding vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili ile diğer davalı arasında organik bağ olduğunu iddia ederek davalıdan var olduğu iddia edilen alacakların talep edildiğini, dava açıldığını, mahkeme tarafından davanın mesnetsiz şekilde kabul edildiğini, gerekçenin organik bağ kapsamında tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğine yönelik olduğunu, tek başına kararın kaldırılması gerektiğini, organik bağ ile tüzel kişilik kavramının birbirinden tamamen farklı kavramlar olduğunu, müvekkili şirketin ilk unvanının ...Gıda Sanayi... AŞ olduğunu, 1977 yılında Dünya Bankası Projesi olarak Van'da kurulduğunu, 2006 senesinde şirket merkezinde İstanbul olarak tadil edildiğini, 2009 yılında unvanın değiştirildiğini, müvekkili şirketin dava dışı ... tarafından kurulmadığını, devlet desteği ile et tesisi olarak kurulmasının ardından satın alındığını, müvekkilinin yatırım holdingi olduğunu, faaliyet alanının yatırım yapma ve hisse alım satımı olduğunu, borsa aracılığıyla ya da borsa harici birbirinden farklı birçok hissesini alıp sattığını, tüzel kişilik perdesinin aralanmasını talep edenin bu perdenin aralanmasının gerekliliğini de tartışmasız şekilde ortaya koyması gerektiğini, sadece organik bağ iddia edildiğini, perdenin aralanması talebinde bulunulmadığını, mahkeme tarafından perdenin düz, çapraz ya da ters aralanmasının uygulanacağının dahi açıklanmadığını, borçlu olduğu iddia edilen ... ... AŞ'nin paylarının 17.03.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde yer aldığı sürece dava dışı ...... AŞ'ye ait olduğunu, pay sahibi olmayan müvekkili şirkete husumetin yönetilmeyeceğine, şirketle herhangi bir ortak bulunmadığı gibi aynı şirket grubuna dahil olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber perdenin aralanması suretiyle sorumlu tutulabilecek kişinin ancak borçlu olduğu iddia edilen ...... AŞ'nin ortağı olabileceğini, hangi perdenin kaldırılması suretiyle ve hangi yöntem üzerinden müvekkiline husumet yöneltildiği ve sorumluluk yüklendiğinin anlaşılamadığını, perdenin aralanması gerektiği kanaatinde dahi müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini isim benzerliği nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini, diğer davalı şirketin yurt içi ve yurt dışında nakliye komisyonculuğu işi yaptığını, müvekkilinin ise yatırım şirketi olduğunu, müvekkilinin diğer davalı şirketin oy haklarının çoğunluğuna sahip olmadığını, bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinin incelenmesi durumunda farklılığın mevcut olduğunu, kararlara etki edecek hakimiyetinin bulunmadığının tespit edileceğini, şirket sicil kayıtları incelendiğinde faaliyetlerine devam ettiğini, kayıtlarda herhangi bir iflas tasfiyenin bulunmadığını, hali hazırda var olan bir şirketin borçlarından tahsil kabiliyetinin daha kolay olduğu, bağlantı olduğu iddiası ile başkaca bir şirkete husumet yöneltilmesinin hukuka, yasaya ve usule aykırı nitelikte olduğunu, mahkeme tarafından salt bazı akrabalık ilişkilerine atıf yapılarak karar verilmesinin hakkaniyetsizlik olduğunu, tüzel kişi ve gerçek kişinin birden fazla şirket ortağı olabileceğini farklı sektörlerde faaliyet gösteren birden fazla şirket kurabileceğini, kardeş şirketler arasında perdenin kaldırılabilmesi için tek bir iktisadi işletmenin yürüttüğü belli bir faaliyet için birden fazla şirketin kurulmuş olması şartının aranması gerektiğini, müvekkilinin kötü niyetli ya da muvazaalı bir eyleminin söz konusu olmadığını, emsal Yargıtay ilamında ifade edildiği üzere tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve buna göre alacağın davalı şirketlerden talep edilebilmesi için taraflar arasında organik bağ olmasının yeterli olmayıp ayrıca bu şirketler arasında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının somut verilere dayalı olarak tespit edilmesi gerektiği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yeni şirketin kurulmuş olması şartının arandığını, davacının iddiası ile sabit olduğu üzere davacının ... Şirketi ile sözleşme yaparak ticari ilişkisini o şirket ile kurup devam ettirdiğini, faaliyet alanlarının benzer olmadığını, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1137 Esas sayılı dosyası ile görülen davada alacaklı olduğunu iddia eden kişinin müvekkili şirkete husumet yöneltmesinin hatalı olduğunun kök ve ek rapor ile ortaya konulduğunu ve müvekkili şirket açısından davanın reddedildiğini, istihkak iddiası ile açılmış olan İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/309 Esas sayılı dosyası ile alınan raporda da diğer davalı hisselerinin borç doğumundan önce satıldığı, müvekkilinin kötü niyetinden bahsedilemeyeceğinin belirtildiğini, müvekkilinin taraflar arasındaki ilişkiden herhangi bilgisi ve onayının olmadığını, ayrıca çokça aile şirketinin bulunduğunu, diğer davalının bir genel kurulunun müvekkili şirket adresinde yapıldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, her katta birden fazla şirketin faaliyet gösterdiği büyük bir plaza olduğunu, isminde ... geçmesi nedeniyle mahkemenin ön yargılı şekilde binanın şirkete aitmiş gibi gerekçe oluşturduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını müvekkili şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Taşımacılık Ve Lojistik Hizmetleri AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, sunulan ticari defter ve kayıtların davacı yönünden usulüne uygun olmadığını, raporun hatalı ve yanılgılı düzenlendiğini, bilirkişinin yetkisini aşarak hukuki değerlendirme yaptığını, ticari defter ve kayıtların sahibi lehine delil olabilmesinin şartlarının bir arada olması gerektiğini, davacının sadece kendi ticari defterlerine dayandığını, başka delillerle iddianın ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafından verildiği iddia edilen ve karşılıksız çıktığı iddia edilen çek ve bonolarda zararların 1.000.000,00 TL'den fazla olduğu belirtilmiş olmasına rağmen belirsiz alacak davası açıldığını, davaya konu çek ve bonoların miktarlarının belirli olduğunu, faturaların teslim edilmediğini, davacı tarafça dosyaya arabuluculuk son durum tutanağı sunulmuş ise de tutanağın geçersiz olduğunu, davet mektubu tebliğ edilmesizin tutanak düzenlendiğini, hukuka uygun bir süreç işletilmediğini, sözleşme tarihinde faiz işletilmesinin haksız olduğunu, müvekkili şirketin kendi tüzel kişiliğine haiz ve hiçbir zaman yavru şirket konumunda olmadığını, diğer davalı şirket ile müvekkilinin faaliyet konularının farklı olduğunu, davacının tüzel kişilik perdesinin aralanması yahut organik bağın tespitine yönelik talebi olmamasına rağmen bu yönde rapor tanziminin hukuka aykırı olduğunu, bu yola sadece istisnai durumlarda başvurulabileceğini, ... kelimesinin Türkiye genelinde yaygın olarak kullanılan bir unvan olduğu ayrıca müvekkili şirketin eski unvanı olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca eski unvanında ... kelimesinin geçtiğini iddia ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taşıma sözleşmeleri kapsamında verilen bono ve keşide edilen çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle bedellerinin sözleşmenin tarafı olan şirket ile organik bağ içerisinde bulunduğu iddia edilen davalı şirketten müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, tüm taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirket ile davalılardan ... Taşımacılık ve Lojistik... AŞ şirketi arasında 14.10.2015 tarihinde taşıma sözleşmesi, 18.01.2016 tarihinde taşıt kira (taşıma sözleşmesi) kurulduğu, 25.02.2016 tarihinde taşıt kira sözleşmesinin imzalanmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı şirketler arasında organik bağın olup olmadığı, iddianın kapsamına göre iş bu davada sözleşmenin tarafı ile birlikte organik bağı olduğu iddia edilen şirkete karşı davanın açılmasının yerinde olup olmadığı, davacının iddialarının dışında inceleme ve değerlendirme yapılıp yapılmadığı, arabuluculuk başvurusuna dair işlemin geçerli olup olmadığı, davacının davalılardan olan alacak iddiasını ispat edip edemediği, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, davacı alacağının ispat edilip edilmediği, faiz başlangıç tarihinin yerinde olup olmadığı, mahkeme kararının gerekçeli olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, davacı şirket ile davalılardan ... ... AŞ şirketi arasında birden fazla taşıma sözleşmesinin akdedilmiş olduğu, adı geçen davalı tarafça davacılardan ... adına ... Sirkeci Şubesindeki çek hesabından 13.01.2016 tarihinde 110.000,00 TL 06.04.2016 tarihinde 120.000,00 TL çek keşide ettiği, ...Bankasındaki çek hesabından 29.03.2016 tarihinde ... ... adına 150.000,00 TL tutarında çek keşide ettiği, 29.02.2016 tarihinde 150.000,00 TL çeki ... - ... Petrol Ürünleri adına keşide ettiği, 25.04.2016 tarihinde davacı şirket adına 150.000,00 TL tutarında çek keşide ettiği, dava dışı ... tarafından ... Ankara Yeni Mahalle Şubesindeki çek hesabından davalı şirket adına 250.000,00 TL tutarında keşide edilen çekin davalı şirketçe davacı şirkete ciro edildiği, ...'in ... Bankası AŞ Yeni Mahalle Şubesindeki çek hesabından 100.000,00 TL tutarındaki çeki 30.06.2016 tarihinde davalı şirket adına keşide ettiği, çekin davacıya ciro edilmiş olduğu, aynı gerçek kişinin ..Bankası Şentepe Şubesindeki çek hesabından 200.000,00 TL tutarındaki çeki davalı şirket adına ... Bankası Yeni Mahalle Şubesindeki çek hesabından 100.000,00 TL çekin keşide edildiği, söz konusu çeklerin ciro yolu ile davacı şirkete intikal ettirildiği, davalı şirket tarafından 13.06.2016 tarihinde davacı şirket adına 50.000,00 TL bedelli malen kayıtlı bononun düzenlendiği, 20.06.2016 tarihli ve 27.06.2016 tarihli ,30.06.2016 tarihli, 06.07.2016 tarihli ve 13.07.2016 tarihli her biri 50.000,00 TL tutarında malen kayıtlı bonoların düzenlenmiş olduğu, davacı vekili tarafından davalı ... AŞ ile 01.07.2015 tarihli Samsun, Ordu, Giresun, Sinop, Merzifon, Amasya, Çorum ili ve ilçeleri olmak üzere kargo taşımacılığı ticari vekillik sözleşmesinin imzalandığını ayrıca cari hesap sözleşmesinin imzalanmış olduğu, sözleşmelere istinaden düzenlenen ve verilen çek ve bonoların karşılıksız kaldığını, davalı şirketin borca batık duruma getirerek şirketi muvazaalı olarak devirlere gittiğini, diğer davalı şirket ile organik bağ bulunduğunu, Bakırköy 26. İş Mahkemesinin 2016/496 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalılar arasında organik bağ bulunduğunu, alacaklıların alacaklarını almalarını engellemek amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığının görüldüğünü, davalı AŞ'nin 11.11.2013 tarihli yönetim kurulu kararına göre holding ve ...'ün AŞ nin iki ortağı olduğunu, 21.01.2016 tarihli genel kurul toplantısı sonrasında halen ortağı olduğunu, hukuki ve fiili bağın mevcut olduğunu, ... AŞ'nin ortaklık yapısındaki değişikliklerin yönetim kurulu üyelerinin sık değiştiği, aynı kişilerin değişik zamanlarda aynı gruptaki değişik şirketlerde görev almaları, sık unvan değişikliği, holdingin diğer şirkete gönderdiği e-postalar ve talepler incelendiğinde davalılar arasında organik bağ olduğu kanaatine varıldığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 2018/3134 Esas, 2018/1507 Karar sayılı ilamı ile de organik bağ bulunduğunun tespit edildiğini, ... AŞ Şirketinin borca batık hale getirildiğini, alacaklıların alacaklarını önlemek amacı ile muvazaalı devir yapıldığını, alacaklılardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını iddia ederek arabuluculuk başvurusu sonrasında iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde 10.000,00 TL dava değeri gösterilmiş olmasına rağmen mahkemenin 11.02.2020 tarihli ara kararı ile çek ve bonoların toplam bedeli 1.530.000,00 TL üzerinden alınması gereken harç yönünden eksik harcın tamamlattırılmasına karar verilmiş ve eksik harç 21.09.2020 tarihli mutemet alındısı ile mahkeme veznesine yatırılarak ilgili alındı belgesi dosyaya ibraz edilmiştir. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve celbi gereken delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 02.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalılardan ... Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri AŞ ile davacılardan ... Petrol Ürünleri - (...) arasında imzalanan 01.07.2015 tarihli “Kargo Taşımacılığı Ticari Vekillik Sözleşmesi”ne ait ilgili hükümlerin incelendiği, taraflar arasındaki bu sözleşme ile vekilin bağımsız ve yasalar anlamında basiretli bir tacir sıfatı ile ...'nun bahsi geçen Bölge Müdürlüğü ve şubelerinde taraflarca iş bu sözleşme hükümleri doğrultusunda sözleşme sona erene kadar ticari vekil olarak faaliyet göstereceği, vekil faaliyetini sürdürürken iş sözleşme hükümlerine bağlı kalmayı, işini yaparken basiretli bir tacir gibi davranmayı kabul ve taahhüt ettiği, yine faaliyetini sürdürürken, Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Karayolu Taşıma Kanunu ve ...'nun kendi iç işleyişini belirleyen iç yönetmelikleri, yazılı ve sözlü talimatları, sair ilgili diğer tüm emir ve talimatlara uygun olarak hareket etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, taraflar arasındaki vekalet ilişkisi ve sözleşme süresinin 5 yıl olduğu, iş bu sözleşmenin imzalandığı tarihten değil ... tarafından belirlenen teminatın vekil tarafından ...'ya verildiği tarihten itibaren hüküm doğuracağı, sözleşmenin sona ermesi, sebepleri ve sonuçlarının işbu sözleşmenin devam maddelerinde açıklanmış olduğu, sözleşmede bulunmayan hususlar ile ilgili olarak ortaya çıkacak boşlukta Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Karayolu Taşımacılık Kanunu'nda düzenlenen ilgili hükümlerin uygulanacağı, davalılardan ... Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri AŞ ile davacılardan ... Petrol Ürünleri - (...) arasında imzalanan 01.07.2015 tarihli Kargo Taşımacılığı Ticari Vekillik Sözleşmesi'nin eki olan “Cari Hesap Sözleşmesi”ne ait hükümlerin arz edildiği, sözleşmenin konusunun taraflar arasındaki ticari vekillik sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası niteliğinde olduğu ve taraflarca imza altına alındığı, davalılardan ... Taş. ve Loj. Hizm. AŞ'nin sicil bilgilerinin incelenmesi sonucunda; İstanbul Ticaret Odasında 642691 Sicil Numarası ile kayıtlı olan davalı ... Taş, ve Loj. Hizm. A.Ş.'nin unvan değişikliğinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 30.03.2016 tarih 9043 sayılı nüshası ile ilan edildiği, şirketin yeni unvanının ... Taş, ve Loj. Hizm. AŞ olduğunun görüldüğü, davalılardan ... ... Holding A.Ş.nin sicil 2006 yılından itibaren İstanbul Ticaret Odasında 597335 sicil numarası ile kayıtlı olduğu, daha öncesinde Van Ticaret Odasında 2047 sicil numarası ile kayıtlı olduğunun görüldüğü, davalı ... Ticari'ye ait Türkiye Ticaret Sicil Gazetelerinin incelenmesi sonucunda elde edilen unvan ve adres değişiklikleri, ortaklık yapısı ve şirket yetkililerine ait bilgilerin arz edildiğini, davalı ... ... Holding A.Ş. unvanının T.Ticaret Sicil Gazetesinin 01.10.2010 tarihli 7660 sayılı nüshasında ilan edildiği, davalılar arasındaki organik ilişkinin incelenmesi neticesinde; davacı tarafın “... Taşımacılık ve Loj. A.Ş. ile ... ... Holding A.Ş. arasında organik bağ bulunduğu” iddiası ile ilgili her iki tarafın da T.Ticaret Sicil Gazetelerinin incelenmiş olduğu, davalılardan ... ... Holding A.Ş.nin davalılardan ... (...) Kargo Taş. ve Loj. A.Ş.nin Kuruluşundan (T.T.S.G.nin 26.10.2007 tarih 6924 sayılı nüsha) 5.Sermaye Artırımı (T.T.S.G.nin 08.02.2016 tarih 9006 sayılı nüsha) ilanına kadar davalı ...'nun ortağı olduğu, ... Taşımacılık ve Loj. A.Ş.nin (Yeni Unvan ... Taşımacılık ve Loj. A.Ş) 07.10.2015 tarihli 2015 yılı Olağanüstü Genel Kurulu'nun Büyükdere caddesi ... ... Merkezi A Blok Kat.17 Levent Şişli İst. adresinde yapıldığı, bu adresin ... ... Holding A.Ş.nin de adresi olduğu, dava dışı ...'ün her iki şirkette de ortaklığının bulunduğu, dava dışı ...'ın her iki davalı şirketin Yönetim Kurulu'nda görev yaptığının görüldüğü, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan İstanbul Bakırköy 26. İş Mahkemesinin 2016/496 E. sayılı dosyasında bilirkişi ...'e verilen “davalılar ... Taşımacılık ve Loj. A.Ş ile ... ... Holding A.Ş arasında hukuki ve fiili bağlılığın olup olmadığı konusunun tespiti” görevi ile ilgili olarak tanzim edilen 09.05.2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; “... A.Ş.nin ortaklık yapısındaki değişiklikler, ... A.Ş.nin ortaklarının ortaklık yapısındaki değişiklikler, yönetim kurulu üyelerinin sık değişikliği, aynı kişilerin değişik zamanlarda aynı gruptaki değişik şirkette görev almaları, ... A.Ş. ve ortağı şirketteki sık unvan değişikliği, ... Holding A.Ş.nin ... A.Ş.ye gönderdiği e-postalar ve talepler incelendiğinde iki davalı şirketin arasında organik fiili) bir bağın olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Özellikle 2016 dan itibaren ... A.Ş.nin ortaklık yapısının ve yönetiminin değiştirilerek muvazaalı işlemler suretiyle iki davalı şirketin bağının kopartılmasına çalışıldığı, ... A.Ş. de çalışanların haklarının ödenmemesi yoluna gidildiği izlenimi edinilmiştir.” Şeklinde belirtildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesin 15.11.2018 tarihli 2018/3134 dosya no, 2018/1507 sayılı kararının “İstinaf Sebepleri” bölümünde, davacı vekili davalılar arasında organik bağ olduğunu ileri sürüp davanın kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istediği, “Delillerin Tartışılması ve Gerekçe” bölümünde özetle “...... somut uyuşmazlıkta dosya içeriği, atnık anlatımları,sunulan ticari sicil kayıtları dikkate alındığında davalı ... şirketinin eski ünvanının ... Taşımacılık ve Loj. A.Ş. olduğu, ticari sicil kayıtlarına göre davalı şirketlerin yetkililerinin aynı olduğu, duruşmada dinlenen davacı tanık beyanlarının ifadelerinde davacının ... Holding bünyesinde çalıştığını ifade ettikleri, davalı tanığı ...'ın ifadesinde ... A.Ş. nin ... olarak ... Holding bünyesinde olduğunu ifade ettiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalılar arasında organik bağ olduğu, işçi alacaklarından birlikte sorumlu oldukları tespit edilmekle HMK 353/1-b-2 maddesine göre kararın düzeltilmesi yoluna gidilmesi gerektiği kanaatine varıldığının” belirtildiğinin görüldüğü, ihtilafın çözümü için ... (...) Kargo A.Ş. dışındaki davalının hangi hukuki gerekçeye göre sorumlu tutulabileceğinin tespit edilmesi gerektiği, bilindiği üzere, borcun kaynaklarından birinin de sözleşme olduğu, taşıma sözleşmelerinin tarafı ... (...) Kargo AŞ olduğu, bu davalının sorumluluğunun temelinin sözleşme olduğu, ... ... Holding A.Ş.'nin sorumluluğu bakımından gündeme gelebilecek sorumluluk dayanakları arasında; organik bağ teorisi/tüzel kişilik perdesinin aralanması ile hukuki görünüş nazariyesine dayalı sorumluluk sayılabileceği, bilindiği üzere, her bir şirketin ayrı tüzel kişiliği, ayrı malvarlığı (hakları ve borçları) olduğunu, bir şirketin borcundan kural olarak başka bir şirketin sorumlu olmadığı gibi şirketin pay sahiplerinin de sorumlu olmadığı, şirketler hukukunda bu bakımdan hâkim olan ilkelerin malvarlığının ayrılığı ve bağımsızlık olduğunu, bununla birlikte, her kuralda olduğu gibi bu kuralların da istisnalarının var olduğu, hayatın farklı yönleri istisna tanımayı zorunlu hale getirebildiği, “Şirket” kurumunun kötüye kullanıldığı, bir hile aracı olarak işlev gördüğü durumlarda “şirket”i bağımsız kılan “tüzel kişiliğin” göz ardı edildiğine şahit olunduğu, bir şirketin, başka bir şirketin ya da gerçek kişinin borcundan sorumlu olmamasını sağlayan yegâne hususun, tüzel kişilik olduğunu, 6102 sayılı TK m. 124'te, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olduğunun hükme bağlandığı, dürüstlük kuralına aykırı bazı fiillerin ika edildiği durumlarda (şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda) “tüzel kişiliğin” göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararlarıyla ortaya çıkmış olduğu, bu konuda özel bir kanun hükmünün bulunmadığı, o nedenle de bu kuruma “tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi” denildiği, yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavramın da “organik bağ” kavramı olduğunu, özellikle işçiler tarafından açılan davalarda sıkça kullanıldığını, iki şirket arasındaki “organik bağ”dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliğinin göz ardı edildiği ve ikinci şirket ya da şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişilerin borçtan sorumlu tutulduğu, görüldüğü üzere “organik bağ” bir anlamda “tüzel kişilik perdesinin aralanması”nın şartlarını ifade ettiği,“organik bağ” kavramı ile “tüzel kişilik perdesinin aralanması” dayanağının aynı başlık altında ele alındığı, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusunu oluşturan sözleşme ilişkilerinin tarafı davacılar ve davalı ... A.Ş. olduğu, davalılardan ... ... Holding A.Ş. sözleşmelerin tarafı olmadığını, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği, sözleşme tarafı olmayan ... Holdingin sözleşmedeki haklardan faydalanamayacağı, borçlardan yükümlü olamayacağı, perdenin kaldırılabilmesi için öncelikle biri tüzel, diğeri gerçek veya tüzel kişi olmak üzere en az iki kişinin gerekli olduğu, davaya konu olayda ... (...) Kargo AŞ ve ... Holding AŞ olmak üzere iki kişinin mevcut olduğu, organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturduğu, bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulduğu, benzer bir ifadeyle, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulmasının mümkün hale geldiği, organik bağın mevcudiyetinin kabulü için borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı arandığı, şirketler arasında bu şekilde organik bağın bulunması halinde, birden fazla şirket tek bir şirketmiş gibi kabul edildiği, bu şekilde özellikle iki farklı şirket kurularak birinden yapılan borçlanmaların diğerine aktarılması veya bazı şirketlerin paravan olarak kullanılması ile kötü niyetli girişimlerden dolayı şirketlerin dâhil oldukları ilişkiler bakımından sorumlu tutulmalarının sağlandığı, organik bağın varlığı için iki ayrı tüzel kişilik arasında bir şekilde oluşmuş bir ilişkinin mevcudiyetinin arandığı, bu ilişki bazen iktisadi/ekonomik bazen ticari bir bağımlılık veya birliktelik veya aynı kaderi paylaşma bazen de birlikte hareket olgusunun şeklinde karşımıza çıktığı, Yargıtay kararlarına konu olan ve organik bağın kabul edildiği bazı hallerin olduğunu, borçlu şirket ile davalı şirket arasında devir ilişkisinin olması, iki şirketin aynı merkezden idare edilmesi, iki şirketin faaliyet alanlarının ve müşteri çevrelerinin aynı olması, ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi, iki şirketin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması, şirketler arasındaki iktisadi bütünlük, tüzel kişi ile ortakların alanlarının, organizasyon ve malvarlıkların birbirine karışması vb. haller olduğunu, burada sayılan haller örnekleme olarak sayıldığından, bunların dışında da benzer hallerin olmasının mümkün olduğu, dosya evrakı incelendiğinde, ... Holding A.Ş.'nin ... (...) Kargo A.Ş.'ye 08.02.2016 tarihine kadar paydaş olduğunun anlaşıldığını, bu paydaşlığın bir dönem çoğunluk pay sahipliğini de içerdiği, ayrıca ... A.Ş.'nin 2015 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı ... Holding A.Ş.'nin adresinde (Büyükdere Cad. ... ... ...Levent Şişli/İstanbul) yapıldığı, ... Holding'in tüm paylarını devrettiği 08.02.2016 tarihi öncesinde, dava dışı ... her iki şirketin de ortağı olduğu, yine dava dışı ... her iki şirketin yönetim kurulu üyeliğinde de bulunmuş olduğu, bu yönden devir tarihi öncesinde iki şirketin özdeş (birlik) olduğu, devir sonrasında (08.02.2016) ise iki şirketin ortak pay sahibi ya da yönetim kurulu üyesi olmadığı, ancak tespit edilebildiği kadarıyla, devirden önce ... Holding'te yönetim kurulu üyeliği yapan ..., ... AŞ'nin 04.04.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında katiplik görevini üstlenmiş olduğu, yine ... (...) Kargo AŞ'nin paylarını devralan ... ... Danışmanlık ve Elektrikli Araçlar Ticaret AŞ'de genel müdür yardımcısı olarak, ... ile birlikte, görev aldığı, ... Holding AŞ'de ve ... (...) Kargo AŞ'de yönetim kurulu üyeliği yapan ..., devralan şirket ... ... A.Ş.'de de yönetim kurulu başkanlığı yaptığı, bu sayılanlardan yola çıkarak ... Holding A.Ş, ... (...) Kargo A.Ş. ve ... (...) ... AŞ arasında yakın bir ilişki, belirli bir seviyede özdeşlik olduğu, dava dilekçesinde de sunulan Bakırköy 26. İş Mahkemesinin 2016/496 E. sayılı dosyasındaki 09.05.2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde, organik bağın mevcut olduğu ve bu bağın 2016 yılı sonrasında muvazaalı işlemlerle koparılmaya çalışıldığının belirtildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 2018/3134 E. 2018/1507 K. 15.11.2018 tarihli ilamında da davalı iki şirket arasında organik bağın var olduğuna kanaat getirildiği, tüm bu hususlar çerçevesinde, hukukumuzdaki yerleşik uygulama da göz önüne alındığında, davalı ... (...) Kargo AŞ ile ... ... Holding AŞ arasında organik bağın meydana geldiği kanaati hâsıl olduğu, bu kanaat uyarınca, “tüzel kişilik perdesinin aralanması”nın şartlarının oluştuğunun söylenebileceği, davacılar ve davalı ... Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri AŞ (...) arasında, Kargo Taşımacılığı Ticari Vekillik Sözleşmesi, Cari Hesap Sözleşmesi ve Taşıma Sözleşmesinden doğan borç ilişkisinin ve verilen çek ve senetler dolayısıyla kambiyo ilişkilerinin bulunduğu, söz konusu borçların ödenmediği, varlığını halen koruduğu, davalı ... (...) Kargo AŞ ile ... ... Holding AŞ arasında organik bağın meydana geldiği, davalı ... (...) Kargo AŞ ile ... ... Holding AŞ için tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğu, uyuşmazlık konusu alacaklardan ... (...) Kargo A.Ş. ile ... ... Holding AŞ'nin birlikte sorumlu tutulabileceği belirtilmiştir. Davacı vekili zapta geçen beyanında; bilirkişi raporunun haklılıklarını ortaya koyduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ise bilirkişi raporuna itiraz ederek, yeniden rapor alınmasını veya ek rapor alınmasını talep etmişlerdir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Davacılar ile davalılardan ... ... AŞ arasında akdi ilişkinin varlığı, akdi ilişki kapsamında birden fazla çeklerin keşide edildiği ve bonoların düzenlendiği, davacıların davalıdan söz konusu kıymetli evrak bedellerini tahsil edemediği konularında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Dava tarihinden önce dava dışı gerçek kişi ... tarafından her iki davalı aleyhine İstanbul 29. İş Mahkemesinin 2016/337 Esas, 2018/359 Karar sayılı dosyasında işçi ve işveren alacaklarına dair açmış olduğu dava neticesinde, ilgili mahkemenin davalılardan ... Ticaret ... Holding AŞ aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalı yönünden ise kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuştur. Söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 2018/3134 Esas, 2018/1507 Karar ve 15.11.2018 tarihli kararı ile; "...Organik bağ ilişkisinde işveren sıfatı olan tüzel kişinin, işçinin iş sözleşmesinden veya iş kanunundan doğan haklarını kullanmasının engellenmesi için temsilde farklı kişiliklere yer vermesi sözkonusudur. Bu durumda tüzel kişinin bağımsızlığı sınırlanır ve organik bağ içinde olunan kişi ile özdeş kabul edilir. Bu anlamda; tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, işçiye zarar verme(haklarının alınmasını engelleme), tarafta muvazaa(hizmeti kendisine verdiği halde başka bir kişiyi kayıtta işveren olarak gösterme) ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsil sözkonusudur. Bu durumların sözkonusu olduğu halde tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır. Organik bağ ise şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır.Somut uyuşmazlıkta; dosya içeriği, tanık anlatımları, sunulan ticari sicil kayıtları dikkate alındığında, davalı ... şirketinin eski ünvanın ... Taşımacılık ve Lojistik A.Ş olduğu, ticari sicil kayıtlarına göre davalı şirketlerin yetkililerinin aynı olduğu, duruşmada dinlenen davacı tanık beyanlarının ifadelerinde davacının ... Holding'in bünyesinde çalıştığını ifade ettikleri, davalı tanığı ...'ın ifadesinde ... A.Ş nin ... olarak ... Holding'in bünyesinde olduğunu ifade ettiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalılar arasında organik bağ olduğu, işçi alacaklarından birlikte sorumlu oldukları tespit edilmekle HMK.nun 353/1-b-2 maddesine göre kararın düzeltilmesi yoluna gidilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." verilen karar kesin olarak verilmiştir. HMK'nın 204. maddesinde; ilamların ve resmi senetlerin ispat gücü düzenlenmiştir. HMK'nın 204/1.fıkrasında; ilamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılacağına yer verilmiştir. Davalılar arasında organik bağ olduğuna dair kesin delil niteliğindeki mahkeme hükmü göz önünde bulundurulduğunda, davalıların buna dair aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, sözleşmenin tarafı olan davalılardan .... AŞ ile gerçekleştirilen sözleşmeler ve cari hesap ilişkileri ile çek ve bonolar neticesinde davacıların alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile sübuta ermiştir. Adı geçen davalının davacıların alacak iddiasını ispat edemediğine dair soyut iddiaları yerinde görülmemiştir. Alacağa karşılık olarak çek ve bono bedellerinin ödendiğine dair davalı tarafça herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Bilindiği üzere borcun olmadığını iddia eden davalı tarafın iddiasını uygun delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Bilirkişi raporu ayrıntılı ve gerekçelidir. Taraf şirketlere ait ticari sicil kayıtları ile birlikte defter ve ekli belgeler üzerinde ayrıntılı şekilde inceleme yapılarak değerlendirilmede bulunulmuştur. Davalı tarafça bilirkişi tarafından davalı şirketlerin sorumluluğu yönünden yorum yapıldığı, hukuki meseleler hakkında inceleme yapılmasının yerinde olmadığı iddia edilmiş ise de HMK'nın 266. maddesi gereğince mahkeme tarafından çözümü hukuk dışında teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği ifade edilmiştir. Aynı yasanın 282. maddesinde ise hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğine yer verilmiştir. Bu sebeple davalı vekilinin bilirkişilerin hukuki konularda inceleme yaptığına yönelik iddiaları dosya kapsamı ve yasal düzenlemeler karşısında yerinde görülmemiştir.Diğer taraftan, davacılar dava dilekçesinde davalı şirketler bakımından organik bağ bulunduğu iddiasını açıkça dile getirmişlerdir. Dava dilekçesinin sonuç kısmının 2. bendinde; davalılar arasındaki organik bağın tespitine dair talep belirtilmiştir. Davalının talep ve iddia olmaksızın rapor tanzim edilmesinin yargılamaya katkı sunmadığına yönelik iddiaları ve istinaf nedenleri dosya kapsamına uygun görülmemiştir. Organik bağ olduğu tespit edilen şirketlerin doğal olarak her birinin ayrı ayrı tüzel kişiliğinin mevcudiyeti kaçınılmazdır. Bu sebeple davalının her bir şirketin ayrı tüzel kişiliği olduğu, yavru tüzel kişiliğin mevcut olmadığına dair istinaf nedenleri isabetli görülmemiştir. Davacılar dava tarihinden önce arabuluculuk başvurusunda bulunmuşlardır. Dava şartı arabuluculuk son tutanağı 15.03.2019 tarihinde düzenlenmiştir. Tutanağın incelemesinden; davalı ... AŞ şirketin herhangi bir mazereti olmadan katılmadığı, yurt içi kargo ile davet mektubunun yollandığı tutanağa geçirilmiştir. Davalılardan holding vekili ile davacılar vekilinin arabuluculuğa katılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalılardan ... ..AŞ vekili tarafından istinaf nedenleri arasında müvekkili şirkete arabuluculuk davet mektubunun tebliğ edilmeksizin anlaşamama olarak tutanak tutulduğunu, 6325 sayılı Kanun ve Yönetmeliğe göre usulüne uygun tebliğ olmaksızın arabuluculuk süreci sonlandırıldığından hukuka uygun bir sürecin işletilmediği iddia edilmiştir. Ancak yukarıda belirtildiği üzere arabuluculuk evraklarından davalı tarafa dava dışı kargo şirketi vasıtasıyla davet mektubunun yollandığı, tutanağa geçirilerek diğer davalı vekili dahil tutanak imzalanmıştır. Bu nedenle davalının buna dair aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Mahkemece kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Sözleşme tarihinden itibaren işletilen faiz kararı yoktur. Davacılar vekili ise istinaf dilekçesinde, sözleşme tarihinden itibaren faiz işletilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiştir. Dava dilekçesinde sözleşme tarihinden itibaren reeskont faizi talep edilmiştir. TBK'nın 117/1. maddesinde borçlunun temerrütü koşullarına yer verilmiştir. Söz konusu maddede muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüte düşeceği ifade edilmiştir. Somut olayda dava tarihinden önce davalılara usulüne uygun şekilde gönderilen herhangi bir ihtarnameye dosya içerisinde rastlanılmamıştır. Bu durumda dava tarihinden itibaren kabul edilen alacak miktarına faiz işletilmiş olmasında herhangi bir usulsüzlük görülmemiştir. Ve davacıların buna dair istinaf başvurularının da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tüm taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, tüm taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... ... Holding vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 78.385,72 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Davalı ... Taşımacılık Ve Lojistik Hizmetleri AŞ vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,6-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.