mahkeme 2022/798 E. 2025/1396 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/798
2025/1396
12 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/798
KARAR NO : 2025/1396
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/02/2022
NUMARASI : 2021/137 E. - 2022/131 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı kredi borçluları ... Tekstil... Ltd Şti ve dava dışı ... ... Ltd Şti isimli şirketlere genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, davalının ise bu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladığını, asıl borçlu şirketler ile davalı tarafından kredi şartları ihlal edildiğinden, hesapların Denizli 6 Noterliğinin 13/11/2018 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kat edilerek, 1.675.782,04TL nakit borcun ödenmesi 60.800,00 TL gayri nakit borcun ise depo edilmesinin istenildiğini, yine Denizli 6 Noterliğinin 13/11/2018 tarih, ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi ile 655.986,27 TL nakit borcun ödenmesi, 16.000,00TL gayri nakit borcun depo edilmesinin istenildiğini, bu süreçte ... Ltd Şti ile müteselsil kefil olan davalı tarafından konkordato talepli davalar açıldığını, ... .. Ltd Şti hakkında Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 208/1351 esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini, dava dışı ... Ltd Şti, dava dışı ..., davalı ... hakkında Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1371 esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulü ile dava dışı şirket yönünden talebin kabulüne, ... tarafından konkordato talepli davanın reddine karar verildiğini, kefil tarafından kredi borcu ödenmediğinden, davalı ... hakkında İstanbul 3 icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk başvurusundan da sonuç alınamadığını, davalının icra dairesinin yetkisine karşı yapmış olduğu itirazında yetkili yeri göstermediğini, kaldı ki sözleşmenin 31.maddesine göre İstanbul icra müdürlüğünün yetkili olduğunu, talep edilen temerrüt faizinin sözleşmeye uygun olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dışı ... .. Ltd Şti hakkında Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1351 esas sayılı dosyasında konkordato talebinin dava konusu olduğunu, geçici mühletin 10/04/2019 tarihinde kesin mühlete dönüştüğünü, 1 yıllık kesin mühlet süresinin sonunda 6 ay daha uzatma kararı alındığını, 30/12/2020 tarihinde de konkordato talebinin tasdik edildiğini, müvekkili yönünden konkordato talepli davanın ise Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1371 esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, 30/12/2021 tarihinde kesin mühletin kaldırılmasını ve konkordato talebinin reddine karar verildiğini, sözleşmedeki yetki hükmünün müvekkilini bağlamayacağını, icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkili olmadığını, Denizli Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kat ihtarının 13/11/2018 tarihinde gönderildiğini, ödeme için 24 saat süre verildiğini, sürenin 16/11/2018 tarihinde dolduğunu oysa müvekkilinin 15/11/2018 tarihinde konkordato talebinin kabul edildiğini, Denizli Ticaret Mahkemesinin 2018/1371 esas sayılı dosyası ile alınan tensip kararında İİK 288/1.maddesine göre geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından İİK 'nın 294,295,296 ve 297.maddelerinin uygulanmasına karar verildiğini, dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunması nedeni ile ihtar ile kredi sözleşmesinin fesih edilmeyeceğini, bu sebeple tümerrüt faizi istenemeyeceğini, asıl borçlu dava dışı şirketin tümerrüde düşmediğini, davalı kefil açısından konkordatonun kaldırıldığı tarih olan 30/12/2020 tarihinden sonra sözleşmeyi fesih ettiğini ve alacağı kat ettiğine dair bir ihtar bulunmadığını bu nedenle kefil hakkında takipte yapılamayacağını, konkordato davaları nedeni ile asıl borçluya karşı muaccelliyet koşulları gerçekleşmediğinden kefile karşı da muaccel olmadığını, ihtarın alacağın muaccel olmasından sonra yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflarca gösterilen tüm deliller toplanarak bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilerek alınan rapor alınarak dosyaya bırakılmıştır. Genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde, davacı banka ile dava dışı ... arasında 14/04/2017 tarihinde imzalanan 3.500.000,00TL limitli sözleşmeye aynı limitle davalının kefil olduğu, davacı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan 17/04/2017 tarihli 3.000.000,00TL bedelli sözleşmeye davalı ile dava dışı ...'ın müteselsil kefil olduğu görüldü. ... her iki borçlu şirketin ortak/yetkilisi olması nedeni ile kefalet sözleşmesi, şekil itibari ile Borçlar Kanuna uygun olarak yapılmıştır.Dava dışı iki adet şirkete keşide edilen hesap kat ihtarı dosyada mevcut olup, her iki kat ihtarının da davalıya 15/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve davalının 17/11/2018 tarihinde temerrüde düştüğü görülmektedir. Tümerrüt faizi sözleşmenin 22.maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre bankanın TCMB 'na uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranının %100'nün ilavesi ile bulanacak oran üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş ise de Hukuk Genel Kurulu'nun 02/05/2019 tarih 2017/19-1650 esas, 507 karar nolu ilamına göre Merkez Bankasına bildirilen değil bankaca fiilen uygulanan akdi faiz baz alınarak temerrüd faizinin hesaplanması gerekmektedir. Bilirkişi tarafından da bu hususlara dikkat edilerek, her iki kredi açısından temerrüd faiz oranları belirlenmiştir. Kat ihtarı ile istenen 2.137.949,57TL alacaktan kat tarihinden sonra 30/06/2020 tarihinde ödenen 4.548,00TL'lik tahsilat asıl borçtan düşülerek takip başlatılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucunda her iki dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan krediler yönünden davalı müteselsil kefil olduğundan Ticari krediler yönünden, 2.142.418,69TL asıl alacak, 2.803.540,47 TL işlemiş faiz, 140.177,02TL BSMV , 2.105,17TL ihtar gideri, Kredili mevduat hesabı yönünden 189.270,74TL asıl alacak, 125.070,28TL işlemiş faiz, 6.253,51TL BSMV olmak üzere Toplam 5.408.835,88TL davalının bankaya borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Gayri nakdi alacağın kefilden deposunun talep edilebilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması gerekmekte olup, sözleşmenin 23.maddesinde kefilden depo talep edilebileceğinin açıkça düzenlendiği görülmektedir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede 6 adet çek sorumluluk bedeli olan 13.350,00TL'nin davalı kefil tarafından depo edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile belirlenen nakdi alacak yönünden, itiraz hakkı alacak ile likit olduğundan ..." gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 3. icra dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin Nakdi Kredi Açısından; ticari krediler yönünden, 2.142.418,69TL asıl alacak, 2.803.540,47TL işlemiş faiz, 140.177,02TL BSMV, 2.105,17TL ihtar gideri, kredili mevduat hesabı yönünden; 189.270,74TL asıl alacak,125.070,28TL işlemiş faiz, 6.253,51TL BSMV olmak üzere toplam 5.408.835,88 TL üzerinden takibin devamına, ticari kredi niteliğindeki asıl alacak miktarı olan 2.142.418,69TL 'ye takip tarihinden itibaren yıllık %60 temerrüd faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, kredili mevduat hesabındaki asıl alacak miktarı olan 189.270,44TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %30,24 temerrüd faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, 1.081.767,17 TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazla talebinin reddine, Gayri Nakdi Kredi yönünden; davacının davasının kısmen kabulü ile, 6 adet çek sorumluluk bedeli olan 13.350,00TL nin davacı banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesaba davalı tarafça depo edilmesine, davacı banka tarafından tazmin edilmesi halinde, tazmin edilen tutarın tazmin tarihinden itibaren yıllık %60 temerrüd faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmak sureti ile tahsili şeklinde takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1371 Esas sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunduğunu, geçici mühlet kararı verildiğini ve kesin mühlet kararı verildiğini, kesin mühletin 6 ay süre ile uzatıldığını, konkordato talebinin reddedildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, HMK 10.maddesi gereğince sözleşmeden doğan davaların ifa edileceği yer mahkemesinde açılması gerektiğini, HMK 17.maddesi gereğince kamu tüzel kişileri ve tacirlerin yetki sözleşmesi ile mahkemeyi yetkili kılabileceğini, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin krediyi bankanın Denizli Şubesinden kullandığını, ödeme yerinin Denizli Şubesi olduğunu, müvekkilinin kredi sözleşmesinin kefili olduğunu, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerektiğini, yetki itirazının ret kararının yerinde olmadığını, dava dışı şirketin konkordato talebinde bulunması durumunda bankaların ihtar çekerek kredi sözleşmelerini fesih edemeyeceklerini, bankanın müvekkilinin müteselsil kefil sıfatı bulunmasına rağmen hem temerrüt hem de takip öncesi ve sonrasında faiz talep ettiğini, İİK 296.maddesi gereğince borçlunun konkordato talebi nedeniyle bankanın kredi sözleşmelerini feshedemeyeceği için temerrütün düşmüş olacağını, tedbir kararının kaldırılmasına kadar faizlerin duracağını, faizin işletilemeyeceğini, konkordato mühleti içerisinde gönderilen fesih ve kat ihtarının bu sebeple geçersiz olduğunu, kredi borçlusunun gerekse kefiller açısından takip tarihi itibariyle kredi sözleşmesinin devam ettiğini, konkordatonun kaldırıldığı 30.12.2020 tarihinden sonra sözleşmenin feshedildiğini ve alacağın kat edildiğine dair bir ihtarın gönderilmediğini, taraflar arasında sözleşmenin devam ettiğini, müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi ya da asıl borçluya sonuçsuz kalacak şekilde ihtar çekilmesi gerektiğini, TBK 586/2.maddesi gereği konkordato mehili alınması durumunda alacaklı tarafından kefile müracaat edilebileceğini, ancak takip yapılabilmesi için borcun muaccel olması gerektiğini, konkordato mühleti verilmesi ile birlikte borcun kendiliğinden muaccel hale gelmeyeceğini, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporunda konkordato talebinde bulunulmasının hesap kat tarihinden ve icra takip tarihinden önce olduğunun belirtildiğini, kat ihtarının içeriğinden anlaşılacağı üzere müvekkili adına kayıtlı 4 adet taşınmazında davacı tarafın birinci dereceden ipoteği olduğunu, ipotek bedelinin ana borcu karşılar nitelikte olduğunu, müvekkilinin gayri nakdi kredilere ilişkin taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiğini, kefilin yalnızca kefalet limiti ve hukuki sonuçları ile bağlı olduğunu, Çek Kanunu uyarınca ödenmesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde açık bir hüküm bulunması gerektiğini, depo talebinin müteselsil kefilleri de kapsayıp kapsamadığı hususunda açık bir hüküm bulunmadığını, davanın öncelikle usulden, usulü itirazlarını yerinde görülmemesi halinde esastan reddi gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, asıl borçludan konkordato tasdik edilmesi ve taşınmazların satışının ertelenmesi sebebiyle tahsil edemediği parayı hukuka aykırı olarak müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... ... Ltd. Şirketi ile davacı bankanın Denizli Şubesi arasında 14.04.2017 tarihinde 3.500.000,00 TL kredi bedelle genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olduğu, davalının kredi sözleşmesinde müştereken borçlu ve müteselsil kefil olduğu, yine davacı banka ile dava dışı ... İnşaat... Ltd Şirketi arasında bankanın Bayramyeri Şubesi ile 17.04.2017 tarihinde 3.000.000,00 TL tutarında genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, davalı gerçek kişinin kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davalı kefilin konkordato talep etmiş olmasının takip hukuku yönünden sonuca etkisi olup olmadığı, genel kredi sözleşmesindeki yetki anlaşmasının geçerli olup olmadığı, mahkemenin yetkili olup olmadığı, konkordato mehil süresi içerisinde kredi sözleşmesinin fesih edilip edilemeyeceği, icra takibinde talep edilen faizin yerinde olup olmadığı, davalı kefilin depo bedelinden sorumlu bulunup bulunmadığı, müteselsil kefille ilgili gerçekleştirilen takibin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı şirketler ile davacı bankanın yukarıda yer verilen şubeleri arasında gerçekleştirilen genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalı gerçek kişinin müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı, davalı bankanın Denizli Şubesi tarafından 13.11.2018 tarihinde davalı ile birlikte dava dışı kredi borçlusu şirketler hakkında Denizli 4. Noterliğinde düzenlenen ihtarnameyi tebliğ ettiği, ihtarnamede .... Ltd Şirketine krediler açılıp kullandırıldığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edildiği, kredi hesabının 13.11.2018 tarihi itibariyle kat edildiği, davalı ve dava dışı ... ... Ltd Şirketinin borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu belirtilerek 655.986,27 TL nakdi kredi alacağı ile gayri nakdi krediler için 16.000,00 TL kredi alacaklarının talep edildiği, tebliğ tarihinden itibaren 24 saat içerisinde ödenmesinin belirtildiği, ödemenin gerçekleşmemesi üzerine banka tarafından davalı aleyhine İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/6 D.İş sayılı dosyasında 12.01.2021 tarihli ihtiyati haciz talebi ve alınan karar sonucunda davalı hakkında İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 19.01.2021 tarihinde 2.142.497,57 TL ticari krediden kaynaklanan alacak ile birlikte ferileri toplam 5.480.914,76 TL nakit alacağı ile 7 adet çek yaprağından kaynaklanan 15.575,00 TL gayri nakit alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı tarafça icra takibine karşı borca ve ferileri ve ayrıca yetki itirazında bulunduğu, ancak yetki itirazında yetkili icra dairesinin belirtilmemiş olduğu, davacı tarafça İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde nakit ve gayri nakit alacak toplamı üzerinden iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Öncelikle davalı vekilinin yetki itirazına dair usule ilişkin istinaf nedeninin cevaplandırılması gerekecektir. Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 31.maddesinde; yetkili mahkeme ve icra daireleri başlığı ile tarafların sözleşme hükümlerinin uygulanmasından doğabilecek ihtilaflarda Türk Hukukunun usul hükümleri ile maddi hükümlerin uygulanacağını kabul ve taahhüt ettiği, devamında ise müşteri ve kefil veya kefillerin bu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda ilgili madde hükümleri de saklı kalmak kaydıyla bankanın İstanbul Büyükşehir Belediye sınırları içindeki şubeleri için İstanbul merkez, diğer şubeleri için ise sözleşmeyi imzalayan banka şubesinin bulunduğu yerin mahkeme ve icra daireleri veya İstanbul merkez mahkeme ve icra dairelerinin yetkisinin kabul edeceği belirtilmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan HMK 17.madede; yetki sözleşmesi düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, tacirler veya kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme yetkili kılabileceği, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılacağı belirtilmiştir. Somut davada, dava dışı kredi borçlusu şirket ile banka yetki sözleşmesine dair hükümle birden fazla mahkeme ve icra dairelerini yetkili kılmıştır. Davacı banka yetkili kabul edilen yerlerden İstanbul İcra Dairesini tercih ederek icra takibi başlatmıştır. Aleyhine takip başlatılan davalı taraf her ne kadar gerçek kişi ise de TTK'nın 7.maddesinin 1.fıkrasında; iki veya daha fazla kişinin içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir. 2. Fıkrasında ise, yukarıda belirtildiği üzere, ticari borçlara kefalet halinde hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde 1. fıkra hükmünün geçerli olacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle müteselsil sorumlu olan davalı kefil yönünden mahkemenin yetkili olduğuna dair kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı kendisinin konkordato başvurusunda bulunulduğunu, verilen süre içerisinde kredi sözleşmesinin feshedilemeyeceğini, faizlerin işlemeyeceğini ve konkordato talebinin reddi kararının henüz kesinleşmediğini, davacı bankanın icra takibinin haksız olduğunu iddia etmiştir. Dosya içerisindeki Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1371 Esas, 2020/1274 Karar sayılı dosyasının ilgili evrakları ve karar örneği incelenmiştir. İnceleme neticesinde, konkordato talep tarihinin 14.11.2018 , davacı bankanın kat ihtarname tarihinin 13.11.2018 olduğu, davacı banka alacağı konkordato talep tarihinden daha önceki tarihte gerçekleşmiştir. Davalı vekilinin İİK 296.maddesi kapsamında kesin mühlet içerisinde kredi sözleşmesinin feshedilemeyeceğine dair istinaf nedeninin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İİK 296.maddesinde; borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamının esas olduğu, sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği, haklı fesih sayılacağına yahut borcun muaccel hale getirileceğine ilişkin hükümlerin borçlunun konkordato yoluna başvurmasında uygulanmayacağı ayrıca sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşmenin borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemeyeceği, geçici ve kesin mühlet süresince borçların edimlerin karşılıklı olarak ifa edileceği ifadelerine yer verilmiştir. Somut olayda, yukarıda belirtildiği üzere kat ihtarnamesi konkordato talep tarihinde öncedir. Üç aylık geçici mühlet 15.11.2018 tarihinde verilmiştir. İİK 294.maddede; kesin mühlet içerisinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağı, evvelce başlamış takiplerin duracağı, ihtiyati tedbir ve haciz kararlarının uygulanmayacağı, rehinle temin edilmemiş her türlü alacağı faiz işlemesinin duracağı gibi düzenlemelere yer verilmiştir. Davacı banka tarafından icra takibine konu olan ihtiyati haciz 05.01.2021 tarihli dilekçe ile talep edilmiştir. Yasada ihtiyati haciz talep edilemeyeceğine dair aksi bir düzenlemede mevcut değildir. İcra takip tarihi ise 19.01.2021 dir. Söz konusu tarih davacının talebinin yer aldığı konkordato yargılamasının sona erdiği 30.12.2020 tarihinde sonraki tarih olması nedeniyle davalının konkordato düzenlemesine aykırı şekilde takip yapılarak faiz işletildiğine yönelik iddiaları da yerinde görülmemiştir. Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ilgili kararında; davalı ve dava dışı gerçek kişi yönünden hükümle birlikte kesin mühletin kaldırılmasına ve davacıların konkordato taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kesin mühlet kararının kaldırılmış olması nedeniyle davalı lehine verilen muhafaza tedbirlerinin ve ihtiyati tedbir kararlarının kalkmış olduğunun kabulü gerekecektir. Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin usule yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. İşinin esasının incelenmesi uygun görülmüştür. Tarafların delillerini ibrazı ile birlikte bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 11.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ... Tra. San. Ve Tic. Ltd. Şti. firması arasında 3.500.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşme tarihi nazara alındığında 6098 sayılı yeni TBK'nu yürürlüğe girdikten sonra akdedilmiş olduklarının görüldüğü, sözleşmeyi davalı kefilinde (...) 3.500.000,00 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarının açıkça görüldüğü, ancak, dava dışı diğer ... İnş. Teks. Nak. Mad. Dış Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti.ne ilişkin sicil kaydına dosya içeriğinde rastlanılamadığı için, davalı kefilin bu şirketin ortağı ve/veya yetkilisi olduğu olmadığı tam olarak tespit edilemediği, bu konunun TBK'nun 584 m. kapsamında takdirinin mahkemeye ait olduğu, dosya içeriğine göre dava dışı kredi lehtarları ... İnş. Teks. Nak. Mad. Dış Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile ... .... Ltd.Şti. firmalarına çeşitli türde nakdi krediler ile gayrinakdi çek taahhüt bedeli kredileri kullandırıldığı, davalı/kefilin muhatabın gösterilen adresinin tevziat sırasında geçici süreyle kapalı olması nedeniyle 2 no.lu formül uygulanıp haber kağıdının kapıya ilsak olunmak suretiyle mahalle muhtarlığına 15.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasından anlaşıldığı, dava dışı kredi lehtarı şirket ve davalı kefil yönünden; hesap kat ihtamamesi ile ödeme için verilen (1) günlük mehil süresi bitimine müteakip 17.11.2018 tarihi itibariyle davalı/ketfilin temerrüde düşürülmüş sayılabilecekleri, davacı barıkanın talebi yönünden: davacı banka TCMB bildirdiği tabela faiz oranlarını esas alarak %60 (30x2) oranında temerrüt faizi talep ettiği, davacı banka ile dava dışı kredi lehtarları ... İnş. Teks. Nak.mad. Dış, Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle ... Tra. San. Ve Tic. Ltd. Şti. firmaları arasında Genel Kredi sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalı/kefil hakkında takip ve dava hakkının bulunduğunun tespit edildiği, sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 6.500.000,00 TL (3.500.000--3.000.000TL) olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarının 2.331.689,43 TL olduğu nazara alındığında, hesaplanan asıl alacağın, kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin hem kendi ve hem de dava dışı kredi lehtarları şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebilineceği, davacı bankanın 13.350,00 TL'sını (6 adet çek yaprağı x 2.225,00=) faiz getirmeyen bir hesapta depi edilmesini davalı kefilden talep etme hakkının doğmuş bulunduğu, alacağın muacceliyeti bakımından sözleşmenin 19. 20. Ve 21 m. ile TBK'nun 117 m. uyarınca kredi hesapları kesilip kat edilmiş olduğu, keşide edilen hesap kat ihtarı başta dava dışı kredi lehtarları şirketler ile davalı kefile tebliğ edilmiş sayıldığı için, alacağın muaccel hale gelmiş olduğu, dava dışı diğer ... İnş. Teks. Nak. Mad. Dış Tic. San. Ve Tic. Ltd. Şti.ne ilişkin sicil kaydına dosya içeriğinde rastlarılamadığı için, davalı kefilin bu şirketin ortağı ve/veya yetkilisi olup olmadığı tam olarak tespit edilemediği, bu konunun TBK'nun 584 m. kapsamında takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazda bulunmuştur. Ayrıca dava dışı kredi sözleşmesinin asıl borçlusu şirkete ait ticaret sicil gazete örneği dosyaya ibraz edilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, dava dışı kredi borçlusu şirket ile davacı banka şubesi arasında genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı ve davalı gerçek kişinin şirket yetkilisi olduğu ayrıca genel kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefil olarak yer aldığı hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davalı tarafın yetki ve konkordato uygulamalarına yönelik olarak usulü itirazları yukarıda değerlendirilmiş olduğundan genel kredi sözleşmesindeki davalı kefil yönünden gayri nakdi krediden dolayı depo yönünden sorumlu olup olmayacağının değerlendirilmesi gerekecektir. Genel kredi Sözleşmenin 23. maddesinde; nakit ve/veya gayri nakit kredinin depo edilmesi üst başlığı ile maddenin son cümlesinde bankanın herhangi bir gerekçe göstermeye mecbur olmaksızın nakit ve/veya gayri nakit kredi alacaklarının bedellerini nakdi teminat olarak bankaya depo etmesini (yatırmasını) müşteriden müşterek borçlu ile müteselsil kefillerden talep edebileceğine yer verilmiştir. Bu düzenleme kapsamında depoya dair verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nın 586. maddesinde müteselsil kefalet düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında; alacaklının teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı, ancak alacağın rehnin paraya çevrilmesi yolu ile tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hallerinde rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabileceği belirtilmiştir. Müteselsil kefil olarak davalı TBK'nın 586/1 hükmüne göre alacaklı tarafça borçlu takip edilmeden veya taşınmaz rehni paraya çevrilmeden kefili takip edebilecektir. Ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekecektir. Somut olayda, dava dışı borçlu şirket ifada gecikmiş olduğu gibi herhangi bir ödemede bulunmamıştır. Bu nedenle davalı kefil yönünden genel kredi sözleşmeleri gereğince başlatılan icra takibinde ve verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 277.108,18 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.