mahkeme 2022/197 E. 2025/536 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/197

Karar No

2025/536

Karar Tarihi

25 Mart 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/197
KARAR NO:2025/536
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/10/2021
NUMARASI:2019/243 Esas - 2021/994 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin tek ortağı ve müdürü olan ...'ın 22.02.2012 ile 03.09.2018 tarihleri arasında müvekkili şirketin döküm departmanı satış müdürü olarak çalıştığını, hizmet süresinin son dönemlerinde kendi şirketini kurarak bundan sonra kendi hesabına çalışacağını iş arkadaşlarına açıklayan, iş arkadaşlarına işbirliği teklifinde bulunan ...'ın, 08.08.2018 tarihli yazıyla görev tanımında olan ve o zamana kadar hiçbir itirazda bulunmaksızın ifa ettiği görevlerinden birini yapmayacağını müvekkiline bildirdiğini, iş sözleşmesine aykırı davranan bu kişinin kıdem ve ihbar tazminatı alarak işten ayrılıp kendi şirketini kurmak amacıyla hareket ettiğini, anılan kişinin 08.08.2018 tarihinde yıllık izinlerini kullanmaya başladığını, arkadaşlarına yeni şirket kuracağını ifade eden ...'ın izlenmeye alındığını ve müvekkili aleyhine iş ve işlemlerde bulunduğu yönünde şüpheler oluştuğunu, ...'ın izinli olduğu dönemde müvekkili aleyhine yapacağı işlemlerin engellenmesi ve müvekkil aleyhine yapılan işlemlerin tespiti amacıyla zimmetindeki tüm ekipmanların izin öncesi iade alındığını, zimmetindeki bilgisayarlar ve cep telefonunu formatlayarak kayıtlı bilgi ve belgeleri yok etmeye çalışarak haksız rekabet delillerine ulaşılmasını engellemeyi amaçladığını, ...'ın iş akdinin izin dönüşü 03.09.2018 tarihinde haklı sebeple feshedildiğini, ...'ın, müvekkili şirketin mümessilliğini yaptığı şirketlerle, müvekkili şirketin bilgisi dışında ve müvekkili şirket aleyhine gizli görüşmeler yaptığını, çalıştığı dönemde müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduğunu, müvekkili şirketin sırlarını kendi işlerinde kullandığını, ziyaret ettiği şirket müşterilerine müvekkili şirketi kötüleyecek beyanlarda bulunduğunu, müşterileri haksız şekilde kuracağı şirketle çalışmaya yönlendirdiğini, bu kapsamda davacı şirketin mümessilliğini yürüttüğü ... şirketi ile gizli görüşmeler yaptığını, bu şirketin davacı ile olan ticaretinin sonlandırıldığını, anılan şirketin davalı şirket ile çalışmaya başladığını, bu durumun da davalı şirketin ortak ve yöneticisinin müvekkili şirkette çalışırken yaptığı yurt dışı ziyareti ile anılan müşteriyi ikna ettiğini gösterdiğini, haksız eylem oluşturan davranışların müşterilerce davacıya bildirildiğini ileri sürerek, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, ref ve men'ine şimdilik 1.000 TL maddi ve1.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı şirket yetkilisi ...'ın 20.02.2012 tarihinden iş akdinin eylemli olarak davacı tarafından feshedildiği 08.08.2018 tarihine kadar metalurji mühendisi olarak satış departmanında çalıştığını, ...'ın başarıları nedeniyle başarı primi aldığını, davacı şirketin çalışma koşullarını zorlaştırıp en sonunda 08.08.2018 tarihinde iş sözleşmesini eylemli ve onur kırıcı bir şekilde kendisine teslim edilen ekipmanların geri alarak feshettiğini, iş sözleşmesinin haksız feshi üzerine davacı şirket aleyhine Bakırköy 31. İş Mahkemesinin 2018/369 Esas sayılı dosya ile işçilik alacaklarına ilişkin dava açıldığını, bu davanın sonuçsuz bırakılması için eldeki davanın açıldığını, müvekkili şirketin davacıya zararaa uğrattığının somut olarak ispatlanması gerektiğini, afaki değerlendirmeler ile davalı şirket yetkilisinin önceki çalışma dönemine ilişkin olarak oluşan uyuşmazlığı bu dava ile gündeme getirmesinin yerinde olmadığını, iş davasında tarafların haklılığının ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya muhteviyâtı küllîyen tetkîk edildiğinde; Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Genel olarak haksız rekabet, rakipler arasında veya tedarik edenler ile müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı diğer şekillerdeki davranışlar ile ticari uygulamalar olarak ifade edilebilir. Haksız rekabet halleri,TTK'nın 57. maddesinde genel olarak belirtilmiştir. Ancak, haksız rekabet teşkil eden davranışlar, sayılan bu hallerle sınırlı değildir. Somut olaya göre değerlendirme yapılarak bir eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı mahkemece tayin edilmelidir. Haksız rekabet, haksız fiilin özel bir türüdür. Dolayısıyla, haksız rekabet her türlü kanıtla ispat edilebilir.Somut olayımızda bu konuda ispat yükü davacı üzerinde olup, taraf delilleri bu ilke çerçevesinde değerlendirilmiştir. Davalı tarafından dava dışı ... ile alakalı her ne kadar İş Mahkemesinde görülen davanın bekletici mesele yapılması gerektiğine ilişkin itirazlarda bulunulmuşsa da davacı tarafından davanın bu kişiye karşı açılmamış olması ve TTK madde 54 ile genel hükümlere göre haksız rekabet davası ikame ettiği dikkate alınarak İş Mahkemesinde görülen davanın sunucunun beklenmesine mahkememizce gerek görülmeyerek yargılamaya devam edilmiştir.Haksız rekabet iddiası doğrultusunda taraf defterleri üzerinde mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara karar kurulmuş ve ara karara rağmen incelemeye esas olacak şekilde sadece davacı defterlerini sunmuştur.Yapılan incelemeler neticesinde dava dışı ...'ın davacı şirket bünyesinde döküm departmanı satış müdürü olduğu ve daha sonra davacı şirket bünyesinde iken yılık izin sürecinde davalı şirketi kurduğu anlaşılmıştır. Dava dışı ...'ın pozisyonu itibariyle davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olabileceği durumu açık olup, işten ayrılıp tek başına şirket kurması elbette haksız rekabetin varlığına dair yeterli delil değildir. Fakat haksız rekabet iddiası üzerine taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmasına dair ihtaratlı ara karara rağmen davalı tarafından defterler dosyaya sunulmamış, davacı defterlerine göre dava dışı...'ın ayrılık tarihinden sonra ticari işleyişinde düşüşlerin meydana geldiği tespit edilmiştir. Bu düşüşlerin davalıdan kaynaklı olup olmadığı hususunda davalının ticari defterlerinin incelenmesi elzem olup, davalı tarafından ispat yüküne rağmen defter sunulmaması nedeniyle söz konusu kayıpların davalıdan kaynaklandığı kanaatine varılmıştır.Mahkememizce haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği buna bağlı olarak davacının maddi zararının oluştuğu, davacının ayrıca TTK madde 56/1'e göre manevi tazminat talebinin de yerinde olduğu, talep edilen miktarın makul olduğu kanaatine varılarak, yargılama sırasında ispat yükünün yer değiştirmesi ve davalının savunmalarını ispata dair yeterli delil dosyaya sunamadığı dikkate alınarak..." gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 103.678,03 TL'nin 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, 102.678,03 TL'sinin 07.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline; davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesinin kararının dosya kapsamı ile uyuşmadığını, öncelikle İstanbul 31. İş Mahkemesinin 2018/369 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava ile ...'ın şahsından kaynaklı eylemlerinden ötürü haksız fiil oluştuğunun belirtildiğini, münhasıran davalı şirketin fiilleri kapsamında ortaya konulan somut bir veri olmadan davalı şirket ortağına atfedilen eylemler neticesinde iddia edilen haksız fiilin oluştuğunun iddia edildiğini, davalı tüzel kişinin hangi eylem ve davranışının haksız fiil teşkil ettiğine dair somut bir veri ortaya konulmadığını, şirketin haksız rekabet yaptığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, yargılama sırasında davalı şirkete atfedilecek bir haksız fiilin ortaya konulmadığını, mahkemenin gerekçesinde şirket ile ortağının bütünleştirilerek karar verildiğini,Mahkemece davalı şirket ortağının, davacıya işçi olarak hizmet verdiğinin kabul edilmesi nedeniyle iş davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacı şirketin bu dava içinde karşı dava olarak rekabet yasağı kapsamında ayrı bir dava açtığını, bu davalar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğundan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, 04.11.2019 tarihli duruşmada iş mahkemesinin dosya sonucunun beklenmesine karar verilmesine ve dosyada hakim değişikliği ile başka bir delil değişikliği bulunmamasına rağmen bu ara karardan rücu edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu,Mahkemece verilen kararda delillerin hatalı değerlendirildiğini, gerekçenin aksine 12.10.2020 tarihli duruşmada defter ve kayıtların incelenmesi için gün tayin edildiğini, 17.01.2020 tarihli bilirkişi inceleme zaptında davalı şirketin defter ve kayıtların sunulduğunun belirlendiğini, 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, defter ve kayıtların sunulduğuna ilişkin değerlendirme yapıldığını ve mahkemece bu raporun esas alınarak karar verildiğini, gerekçede 01.03.2021 tarihli rapora dayanıldığının belirtilmesine rağmen gerekçede defterlerin ibraz edilmediğinden söz edildiğini, ispat yükünün davacıda olmasına rağmen ispat yükünün yer değiştirilerek davalıya yüklendiğini, mahkemece sunulan defterlerin sunulmamış gibi değerlendirildiğini, dava dilekçesinde davalının haksız rekabetine ilişin sadece ... firması ile ilgili olarak iddiada bulunmuşken yargılamada davalının muvafakati olmadığı halde iddia ve talebin genişletildiğini ve mahkemece bunların esas alınarak karar verildiğini, dava dilekçesinde sadece... firması ile ilgili haksız rekabet talebinde bulunduğunu, tahkikat aşamasında ise talebin genişletilerek ... Şti, ... AŞ, .... Şti ve ... AŞ ile diğer firmalar yönden de inceleme yapılmasını istediğini, 12.10.2020 tarihli duruşmada iddianın genişletilmesine muvafakat edilmediğinin belirtildiğini, 17.01.2020 tarihli bilirkişi inceleme zaptında iddianın genişletilmesi talebine muvafakatlerinin bulunmadığının bildirildiğini, taleple bağlılık kuralının aşılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu,İşçi işveren arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanan davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davalı şirket yetkilisi ile davacı arasında iş sözleşmesi bulunduğundan bu sözleşmeden kaynaklı davaların iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, dava dilekçesinde işçi işveren ilişkisi kapsamında "rekabet etmeme ve haksız rekabet" davası olarak talepte bulunulmasına rağmen, davada taraf olarak tüzel kişiliği gösterdiğini, davalı şirket orağı ... tarafından davacı aleyhine haksız feshi nedeniyle İstanbul 31. İş Mahkemesinin 2018/369 Esas sayılı dosyasında işçilik alacaklarının tahsili için dava açtığını, bu talebe göre davanın yanlış hasma yöneltildiğini, davalı şirkete yönelik davanın kanıtlanamadığını, ileri sürülen iddiaların tamamının şirket ortağının şahsına ilişkin olduğunu, ticari defterler sunulduğu ve üzerinde inceleme yapıldığı halde anlaşılmayan bir şekilde yerinde olmayan bir gerekçe ile ispat külfetinin davalıya yüklenmesinin hatalı olduğunu, oysa davalı şirketin hangi eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ticari defter ve kayıtlarda sadece kar düşüklüğü sebebiyle veya müvekkili şirketin kara geçtiğinden bahisle bu davada haksız fiilin ispatlanmış sayılamayacağını, ilk derece mahkemesinin esas aldığı raporda davalı şirketin karı sebebiyle bir hesaplama yapıldığını ve mahkemenin haksız fiilin varlığına kanaat getirdiğini, 15.01.2020 tarihi raporda Lepsıg firması yönünden davalı şirketin kurulduğu 09.08.2018 tarihinde kurulmasına rağmen davacı şirketin 2018 Ağustos ayına kadar 50.838,02+ 1.796,40+ 347,20 =52.981,22 Euro hizmet verdiği, davalı şirketin kuruluşundan sonra dava tarihine kadar ise 12 aylık periyota davacının 12.649,62+ 59.573,95+ 35.676,37+ 4.372,48 =112.272,42 Euro ... firmasın hizmet verdiğini, davalı şirketin kurulmasından sonra davacı şirketin Lepsig firması ile çalışmasını artırarak bu dönemde karlılığını 2,12 kat artırdığını, buna rağmen davacının hangi eylemi ile zarar oluştuğunun açıklanamadığını, itiraz üzerine 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporu ile yapılan incelemede ise davalının muvafakati olmadan ve dava konusu olmayan başkaca firmaların eklenerek, davacının dava konusu diğer firmalarda dahi kar artışı olduğu halde ve davalı şirket kurulduktan sonra dahi davacının müşterileri ile çalışmasını sürdürdüğü, karlılığını olağanüstü bir şekilde artırdığı halde, davalı şirketin ticari hayattaki karnın tümünün davacı taraf için bir zarar kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının kendi zararının ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin karının belirlenerek karar verilemeyeceğini, zararın bilimsel verilerle kanıtlanması gerektiğini, mahkemece eksik delillerle ve hatıl raporla karar verildiğini,Davanın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığını, davacının defterleri ile zararın belirlenebileceğini, mahkemece hukuksuz şekilde manevi tazminatın kabulüne karar verildiğini, somut bir zarar bulunmadığı ve karlılığın artmasına rağmen manevi tazminata karar verilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi ...'ın 22.02.2012 ila 03.09.2018 tarihleri arasında davacı şirketin döküm departmanı satış müdürü olarak çalıştığı, anılan kişinin iş akdinin 03.09.2018 tarihinde haklı nedenle feshedildiği, fesih öncesi izin süresinde davalı şirketin 09.08.2018 tarihinde kurulduğu, davacı şirketin müşterilerinin ayartılarak haksız rekabet oluşturulduğu ileri sürülerek, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Dava dilekçesinin neticei talep kısmında açıkça haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istenmiştir. Dava dilekçesinde esas olarak davalı şirket ortağı ve yetkilisinin, davacı şirkette müdürlük görevini yaparken Almanya'ya giderek davacının müşterisi olan ... firması ile görüştüğü ve bu firmanın davalı şirket ile çalışmaya başlayarak davacının zarara uğratıldığı belirtilmiştir. Cevaba cevap dilekçesinde ise bu şirkete yönelik iddia tekrar edilmiş, ayrıca davalı şirket yetkilisinin, sanki davacı şirkette çalışmaya devam ediyormuş gibi davacının müşterilerinden ... şirketleri ile temas kurmaya çalıştığı, ayrıca ... şirketi ile de temas kurulduğu belirtilmiştir. Bu durumda, davacının iddiası, anılan şirketlerle haksız rekabet oluşturacak şekilde ilişki kurularak davacının zarara uğratılmasına ilişkindir. Dava ve cevaba cevap dilekçesi içeriğindeki açıklamalardan, davalı şirket adına şirketin ortak ve yöneticisi olan ve aynı zamanda davacı şirketin eksi müdürünün, davacı şirketin ticari sırlarını kullanarak, davacı şirketin müşterileri ile çalıştığı ve aslında davacı şirketteki iş sözleşmesinin sona ermesine rağmen, sanki davacıda çalışıyormuş gibi, davacının müşterileri ile temas kurularak haksız rekabet oluşturulduğu iddiasında bulunulmaktadır.Bu arada, davalı şirket yetkilisi ...'ın, iş akdinin haksız nedenle feshedildiği iddiasıyla davacı şirket aleyhine Bakırköy 31. İş Mahkemesinin 2018/369 Esas sayılı dosyasında dava açtığı anlaşılmaktadır. Dosyadaki beyanlara göre bu davadaki karşı dava ile davacı şirketin de rekabet yasağı sözleşmesine aykırı eylemler nedeniyle ... aleyhine cezai şart alacağının tahsili için dava açtığı anlaşılmaktadır. Eldeki davada ilk derece mahkemesinin 04.01.2019 tarihli ara kararı ile iş mahkemesi davasının sonucunun beklenmesine karar verilmiş, daha sonra 01.03.2021 tarihli ara karar ile davanın sonucunun beklenmesinden vazgeçilerek karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince oluşturulan 04.11.2019 tarihli ara karar ile dosyadaki deliller üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. 5 nolu ara kararda bilirkişilerin ihtiyaç duyması halinde tarafların ticari defterlerini de incelemesine karar verilmiş, ancak emredici şekilde defterlerin ibrazı veya inceleme günü tayin edilmemiştir.Davacının ticari defterlerini ibraz ettiği, davalının ise ibraz etmediği, bilirkişi kurulunca düzenlenen 15.01.2020 tarihli rapor ile davacı şirketin ...şirketi ile ticari ilişkisinin azaldığı ve azalmanın 14.439 Euro olduğu belirlenmiştir. Mahkemece taraflara usulüne uygun şekilde ticari defterlerinin ibrazı emredilmediğinden, 12.10.2020 tarihli 2 nolu ara karar ile taraflara ticari defterlerinin ibrazı için inceleme günü belirlenmiştir. Belirtilen inceleme gününde, davalının da ticari defterlerini ibraz ettiği ve bilirkişi kurulunca davalının ticari defterlerinin de incelendiği anlaşılmıştır. Bilirkişi kurulunun tarafların ticari defterlerini inceleyerek düzenlediği 01.03.2021 tarihli raporda da davacının 7. sayfadaki tabloda belirlenen müşterilerine yaptığı müşterilerine yaptığı satışın düşmesi nedeniyle 103.678,03 TL kar kaybı bulunduğu belirlenmiştir. Davalı vekilinin artırım dilekçesi üzerine ilk derece mahkemesince bu miktarda maddi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.Eldeki davada davacı, belirsiz alacak davası şeklinde tazminat talep etmiştir. Talep edilen tazminatın niteliğine göre bu şekilde talepte bulunulması mümkündür.Davacı, davalı şirket yetkilisinin, davacı şirkette çalıştığı dönemdeki müşteri bilgilerini ve ticari sırlarını kullanarak, davacı şirketin müşterilerine ayartarak sözleşmelerini sona erdirmeye ikna ettiğini ve davacının müşterilerinin bu haksız fiil oluşturan eylemler nedeniyle davalı şirketle çalışmaya başladığını ileri sürmektedir.Ticari şirketlerin tüzel kişiliklerinin organları eliyle yürütülmesi ve işlemlerin organlarca yapılması nedeniyle, bir organın haksız eylem oluşturan davranışından, tüzel kişiliğin kazanç elde etmesi hâlinde tüzel kişinin oluşan bu zarardan sorumlu tutulması söz konusudur.Dava dilekçesinde esas olarak davalı şirket ve yetkilisinin TTK'nın 55/1.b maddesi kapsamında iddiasını ileri sürmektedir. Anılan maddede, sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak gibi durumlar haksız rekabet olarak tanımlanmıştır.Haksız rekabet hukuki bir fiil olup, bu fiiller tanık dâhil her türlü delil ile kanıtlanabilir. Bu tür durumlarda ispat yükü HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre, davalının haksız rekabet yaptığını iddia eden davacıya aittir. Davacının, usulüne uygun delillerle davalının, haksız rekabet oluşturduğunu ve hangi müşterinin ne şekilde, hukuka aykırı şekilde ayartılarak davacı ile olan ticari ilişkisinin sona erdirildiğini ve haksız fiil olan bu ayartma nedeniyle davacının ne miktarda zarara uğradığının kanıtlanması gerekmektedir.İlk derece mahkemesince bu kapsamda sadece tarafların ticari defterleri incelenmiş ve mahkemenin usulüne uygun ara kararı üzerine davalının ticari defterlerini inceleme için sunduğu görülmüştür. TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde yaptırıma bağlanan sadece haksız rekabettir. Haksızlık unsuru içermemek şartı ile rekabetin önlenmesi mümkün değildir. Ticari hayatın gereklerine uygun düzgün bir rekabet, şirket ve tüketiciler açısından önem arz ettiğinden, her türlü rekabetin yasaklandığı şeklinde bir sonuca varılamayacaktır. Bu nedenle, davacı şirketin işlerinin, davalı şirket yetkilisinin ayrılmasından sonra düşmüş olması başlı başına haksız rekabet yapıldığını kanıtlamaya yeterli değildir. İş miktarının düşmesinin veya davacı ile çalışan müşterilerin azalmasının, haksız rekabet oluşturan bir nedenle veya davacının ticari sırlarının kullanılarak davalı ile çalışmaya başlamalarından kaynaklandığının da kanıtlanması gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi bu ispat yükü davacıya aittir. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin davalının ticari defterlerini ispat etmemesi nedeniyle bu azalıştan sorumlu olduğu ve ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin gerekçesi hatalıdır.Esasen ilk derece mahkemesince, haksız rekabetin varlığı ve zararın varlık ve miktarına ilişkin deliller tam olarak toplanmamış ve değerlendirilmemiştir. Diğer yandan, dosyada haksız rekabetin meni ve tespiti talebi bulunmasına rağmen bu talepler ile ilgili ne tür işlemler yapıldığı da anlaşılmamaktadır. Dosyadaki tutanaklara göre bir kısım talepler konusunda hiç bir değerlendirme yapılmamıştır.Haksız rekabetin varlığı hâlinde açılabilecek davalar TTK'nın 56. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin e fıkrasına göre TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat istenebilecektir. İlk derece mahkemesince davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesine rağmen, buna ilişkin bir gerekçe oluşturulamamış, soyut olarak talep edilen miktara göre manevi tazminatın yerinde olduğu belirtilmiştir. Oysa manevi tazminatın varlığı için yasada aranan şartların gerçekleşmesi gerekmektedir.Atıf yapılan TBK'nın 58. maddesinde, kişilik haklarının zedelenmesi başlığı ile ilk fıkrada; kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Buna göre davalı şirketin hangi eyleminin, davacı şirket açısından kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu değerlendirilmeden soyut olarak manevi tazminatın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.İlk derece mahkemesinin kararı bu hâliyle istinaf incelemesine uygun değildir. Gerekçeli kararda hükmedilen tazminatlara ilişkin gerekçe bulunmadığı gibi, ispat yükü dosyadaki delillere göre de hatalı olarak tayin edilmiştir. Bu durumda, mahkemece, davalı şirketin davacının çalıştığı hangi şirketlerle çalışması nedeniyle talepte bulunulduğu dava ve cevaba cevap dilekçesine göre belirlenmelidir. Bundan sonraki aşamada iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirme yapılmalıdır. Tespit edilen maddi vakıalara göre, davalı şirketin haksız rekabet oluşturan bir eyleminin bulunup bulunmadığı, varsa bunların ne olduğu belirlenerek sonuca gidilmeli, buna göre maddi zarar mevcutsa, maddi tazminat miktarı gerekirse TBK'nın 50 ve devamı maddelerine göre belirlenmelidir. Manevi tazminat yönünden TBK'nın 58. maddesinin şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda gerekçe oluşturulmalı, dava dilekçesindeki haksız rekabetin tespiti ve meni talepleri hakkında da değerlendirme yapılmalıdır. Bu taleplerden vazgeçilmiş olması hâlinde buna ilişkin bir hüküm kurulmalıdır. Ayrıca, davalı şirket yetkilisinin iş mahkemesinde açtığı işçilik alacağı davası ile bu davada karşı dava olarak açılan rekabet yasağından kaynaklanan cezai şart tazminatı davalarının akıbeti araştırılıp, gerekirse buradaki tespitlerden de yararlanılarak, dosyadaki delillere uygun ve HMK'nın 297. maddesindeki unsurları taşıyan bir gerekçeli karar oluşturulmalıdır. Belirtilen şekilde inceleme yapılarak deliler toplanmadan ve dosyaya uygun olmayan, yetersiz gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.25.03.2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim