Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2270
2025/203
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2270
KARAR NO:2025/203
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/10/2021
NUMARASI:2020/414 E. - 2021/390 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının finansal kiracısı olduğu ... isimli tekneye ilişkin bağlama sözleşmesi ve ekleri gereğince, müvekkil şirketin Muğla Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünce 2019-2020 dönemi için onaylanmış olan ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 23 günlük hizmet bedeli olan 20.699,10 EURO tutarındaki faturayı ödemek yerine, müvekkili şirkete yalnızca 3.255,00 EURO ödeme yaptığını, bu sebeple davalıya Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla ... yevmiye numaralı 18.08.2018 tarihli ihtarname gönderilerek bakiye borcu ödemesinin ihtar edildiğini, davalının 17.443.00Euro'luk bakiye ana para borcunu kendisine verilen sürede ödememesi üzerine 18.09.2020 tarihinde davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının ödeme emrinin kendisine tebliği üzerine icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının tamamen haksız ve kötü niyetli itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesi ve delil listesinin HMK'nın emredici hükümleri gereğince usulüne uygun olmadığını, yasaların emredici hükmü gereği davacı dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olup delillerini sunması gerektiğini, taraflar arasında davalının "..." isimli teknesine ilişkin olarak bağlama hizmeti alınması bakımından 16.07.2019 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme hükümleri gereğince davacının bağlama hizmetinin karşılığında yıllık toplam 54.000,11-EURO hizmet ücreti ödenmesi kararlaştırıldığını, davalının bu tutarı 16.07.2019 tarihinde peşin olarak ödediğini, sözleşme süresinin bitimi olarak kararlaştırılan 15.06.2020 tarihi itibariyle davalının, davacı tarafından sağlanan hizmetin devamı için teklif edilecek hizmet bedelinin bildirilmesini beklemeye başladığını, ancak davacının taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenmesi halinde uygulanacak hizmet bedeline ilişkin teklifini, müvekkilinin teknesini davacı şirkete ait ... çıkardığı tarih olan 08.07.2020 tarihine kadar bildirmediğini, bununla birlikte davacının hizmet sözleşmesinin devamı bakımından taraflar arasında akdedilmiş 16.07.2019 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan bedelin çok çok üzerinde, fahiş ve hakkaniyete aykırı bir hizmet bedeli uygulayacağını belirttiğini, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin bir yıl daha devam etmesi bakımından taraflarca anlaşma sağlanamadığını, davalıya ait teknenin 15.06.2020 ile 08.07.2020 tarihleri arasındaki 23 günlük süreyle davacıya ait ...'da kalmış olması nedeni ile taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile belirlenmiş tutar ile orantılı olarak hesaplanan 3.255,00-EURO'nun davacıya ödendiğini, teknenin de derhal... çıkarıldığını, bu durumun da Beyoğlu ... Noterliğinin 29.07.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, davacının bu ihtarnameye cevaben gönderdiği Beyoğlu ... Noterliğinin 18.08.2020 tarih ve ...yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesiyle "taraflar arasındaki Hizmet Sözleşmesinin 15.06.2020 tarihinde sona ermiş olduğu, bu tarihten sonra Sözleşme ve Sözleşme ekinde yer alan Yalıkavak Marina Hizmet Sözleşmesi Genel Şartları uyarınca günlük bağlama tarifesi üzerinden fiyatlandırma gerçekleştirildiği, bu kapsamda müvekkil şirketin 15.06.2020-08.07.2020 dönemi için bakiye 17.443,00-EUR borcunun bulunduğu" iddia edildiğini, davalının iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, davacının icra takibine konu etmiş olduğu 17.443,00-EURO bedelin dayandığını ifade ettiği ücret tarifesini hiçbir suretle hiçbir anda müvekkiline sunmadığını, davalının da taraflar arasında akdedilmiş ve kararlaştırılmış bedel üzerinden 23 günlük hizmet bedelini hesapladığını ve ödediğini, davacı şirketin sunduğu hizmete ilişkin gelecekte birden fazla işlemde kullanılmak üzere tek taraflı ve soyut şekilde hazırlandığı açıkça ortada olan "Hizmet Sözleşmesi" ve "Hizmet Sözleşmesi Genel Şartları"nın maddelerinin 6098 sayılı TBK madde 20.madde ve 6502 sayılı TKHK hükümlerine aykırı olduğunu, 16.07.2019 tarihli "Hizmet Sözleşmesi" incelendiğinde sözleşmenin 1 sayfadan oluşan tarafların ve bağlama hizmeti konusu teknenin bilgilerinin yer aldığı bölümden sonra sayfanın en altında yer alan bir paragraflık hükümlerden oluştuğunu, bununla birlikte işbu hükümlerin ve sözleşmenin eki niteliğinde olduğu belirtilen "... Hizmet Sözleşmesi Genel Şartları" olarak adlandırılmış maddelerin ise açık ve okunabilir olmaktan uzak olacak kadar küçük puntolarla kaleme alındığını, bu maddelerin davacı şirket lehine hakkaniyete aykırı şekilde menfaat sağlamak amacıyla gözle dahi görülmeyecek kadar küçük yazıldığını, davalı her ne kadar bir tüzel kişilik olsa da işbu huzurdaki dava konusu işlem bakımından ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiğinden 6098 sayılı TKHK uyarınca tüketici sıfatına haiz olduğunu, bu nedenle işbu uyuşmazlık konusu ilişki bakımından 6098 sayılı TKHK hükümlerinin uygulama alanı bulacağını, buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin aynı Kanun'un 4maddesi uyarınca en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenmesi ve bir nüshasının kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilmesi gerektiğini, Kanun'a açıkça aykırı şekilde 12 puntonun çok çok altında bir yazı boyutuyla okunaklı olmaktan uzak oluşturulduğunu, bununla birlikte anılan belgelerden sadece Hizmet Sözleşmesi metninin müvekkiline verildiğini, Genel Şartlar metni yine Kanun'a aykırı olarak davalıya verilmediğini, hazırlayan taraf lehine haksız menfaat sağlamak üzere düzenlenmiş anılan sözleşme maddelerinin haksız şart olduğunu, 6098 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5. Maddesindeki; "(1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. (2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. (3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir..." şeklindeki düzenleme doğrultusunda davacı şirketin tek taraflı ve soyut bir şekilde kasten 12 puntonun çok altında kaleme alınarak müvekkil şirket tarafından açıkça anlaşılabilir olmasını engellediği hükümlere dayanılarak 23 günlük hizmet karşılığında müvekkili şirketten hakkaniyete aykırı derecede fahiş bir bedel tahsil edemeyeceğini, davacının anılan Sözleşme ve Genel Şart hükümlerine dayanarak müvekkilinden 23 günlük bağlama hizmeti karşılığında 20.698,00-EURO talep ettiğini, bu bedelin taraflar arasında yıllık olarak kararlaştırılan 54.000,11 EURO hizmet bedelinin neredeyse yarısına karşılık geldiğini, bedelin fahişliğinin taraflar arasında belirlenen sözleşme ile bu bedelin neredeyse 6 aylık hizmete karşılık geldiğinin açıkça görüldüğünü, sözleşmenin diğer hükümleri karşısında sözleşmenin kuruluş anına göre davacının dava dilekçesinde dayandığı sözleşme ve genel şart maddesi haksız şart niteliğinde olduğundan kesin hükümsüz olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin anılan maddelere dayanılarak belirlenen tutarda bir borcu bulunmadığını, davalının, sözleşmenin sona ermesi itibariyle davacı şirketten sözleşmenin yenilenmesi için talep edilen hizmet bedeli hakkında bilgilendirilmeyi beklediğini, davacının kendisine konu hakkında uzun bir süre bilgi vermediğini, davacı şirketin kendi kusuruyla sebep olduğu bu sürece ilişkin fahiş ve hukuka aykırı bir bedel hesaplayarak müvekkili şirkete faturalandırdığını, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşme ile belirlenen bedele istinaden bir hesaplama yapılması hukuka uygunluk arz ettiğini, davacı tarafın iddiasının aksine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, davacının davalıdan likit ve belirlenebilir bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememizce yapılan yargılama, aldırılan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı marina işletmesinin 16/07/2019-15/06/2020 tarihleri tarihleri arasında sunduğu marina hizmeti uyuşmazlık konusu olmamakla birlikte, tarafların kabulünde olan sözleşmeye göre hizmet süresinin sonu olan 16/06/20020 ile davaya konu teknenin davacı marinasından ayrıldığı 08/07/2020 tarihine kadar geçen 23 günlük marina hizmet bedeli uyuşmazlık konusudur.Dosya kapsamında davalı vekilince tarafların kabulünde olan hizmet süresinin sona ermesi üzerine davacı tarafça teklif edilecek yeni hizmet teklifinin beklendiğine savunmakla birlikte, dosyaya davacı marinadan yeni teklifi beklediğine ve davacı marinaya bu hususu ilettiğine ilişkin herhangi bir delili sunulmuş değildir. Dosyaya da sunulan 16/07/2019-15/06/2020 tarihlerini kapsar marina hizmet sözleşmesi gayet net olarak hizmet başlangıç ve bitiş tarihlerini içermektedir. Ayrıca davalının da kabulünde olan sözleşmenin Ücretlendirme başlıklı 3.3 maddesinde, sözleşme süresinin bitiminden sonra ...'nin marinadan ayrılma işlemi gerçekleşmediği takdirde bağlama izninin kendiliğinden sözleşme süresi kadar ve geçerli tarife fiyatları ile yenilenmiş sayılacağı, kendiliğinden yenilenmiş sayılan sözleşmenin Tekne sahibi tarafından, uyuşmazlıkta olduğu gibi, iptal edilmesi durumunda tekne sahibinin bağlama bedelini günlük birim esas alınarak yapılan hesaplamaya göre belirlenen bedel üzerinden ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiği açıkça düzenlenmiştir. Aynı maddenin devamında ise ... Şirketi'nin sözleşme bitiminden önce bilgilendirme yükümlülüğü bulunmadığı da düzenleme altına alınmıştır. Bu kapsamda davalı vekilinin 15/06/2020 tarihi sorası döneme ilişkin davacıdan fiyat teklifi beklemesi ve teklifin nihayet teknenin marinadan ayrıldığı tarih olan 08/07/2020 tarihinde verilmiş olmasından bahisle, sözleşme baz alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda 23 günlük bedeli ödeyerek sorumluluktan kurtulduğu savunması mahkemece yerinde görülmemiştir.Bu noktada bilirkişi tarafından ayrıntılı olarak açıklanarak yapılan hesaplama doğrultusunda; İhtilafın konusu olan bağlama bedelinin hesaplanması gereken gün katsayısının Muğla İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü'nce onaylanan 2019-2020 tarifesinde belirtilen 8-29 günlük katsayı olan 2,748 olarak alınması hususunun, davalı taraf yetkili ve tecrübeli tekne personeli tarafından imza altına alınan 16/07/2019 tarihli sözleşme ve eki olan marina hizmet genel şartlarında belirtilen açık maddeler ile marina bağlama planlamasının sağlıklı yapılması adına makul ve yerinde olduğu ve bu durumda 15/06/2020-08/07/2020 tarihleri arasında 23 günlük bağlama hizmeti bedelinin damga vergisi hariç 20.504,58 Euro olarak hesabı ile, Davalı tarafından yapılan 3.255 Euro ödeme miktarı düşüldüğünde ise davacının talep edebileceği toplam bağlama bedelinin (damga vergisi dahil) 17.743 Euro olduğu yönündeki bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Ancak alacak kalemi her ne kadar faturaya dayanmaktaysa da, davacı tarafça talep edilebilecek miktar mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ortaya konulduğundan, davalı adına likit ve belirlenebilir kabul edilmediğinden davacının icra inkar tazminatı talebi yerinde bulunmamıştır." gerekçesiyle, davanın kabulü ile, ... sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin 17.443,00 EURO bakımından devamına, icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD de ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faize uygulanmasına, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kabulü kararının yerinde olduğunu, ancak alacağın likit ve belirlenebilir kabul edilmediği gerekçesiyle icra inkar tazminatının reddinin hatalı olduğunu, borçlunun, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına veya bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacağın likit kabul edildiğini, alacağın likit bir alacak olduğunu ve itirazın icra takibini sürüncemede bırakmak olduğunu, mahkeme kararında ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıdan talep edilen miktarın sözleşme hükümlerinden açıkça anlaşılacağı sonucuna varıldığını,dava dilekçesinde kolaylık olması adına 8-29 günlük tarifeye göre yapılan hesaplamanın aynısının yapıldığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. HD'nin 2018/1398 E. 2019/1132 K sayılı, 2020/26 E. 2020/82 Karar sayılı kararlarının benzer mahiyette olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtilen şekilde herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında davalının "..." isimli teknesine ilişkin olarak bağlama hizmeti alınması bakımından 16.07.2019 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme hükümleri gereğince davacının bağlama hizmetinin karşılığında yıllık toplam 54.000,11-EURO hizmet ücreti ödenmesi kararlaştırıldığını, davalının bu tutarı 16.07.2019 tarihinde peşin olarak ödediğini, sözleşme süresinin bitimi olarak kararlaştırılan 15.06.2020 tarihi itibariyle davalının, davacı tarafından sağlanan hizmetin devamı için teklif edilecek hizmet bedelinin bildirilmesini beklemeye başladığını, ancak davacının taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenmesi halinde uygulanacak hizmet bedeline ilişkin teklifini, müvekkilinin teknesini davacı şirkete ait ... çıkardığı tarih olan 08.07.2020 tarihine kadar bildirmediğini, bununla birlikte davacının hizmet sözleşmesinin devamı bakımından taraflar arasında akdedilmiş 16.07.2019 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan bedelin çok çok üzerinde, fahiş ve hakkaniyete aykırı bir hizmet bedeli uygulayacağını belirttiğini, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin bir yıl daha devam etmesi bakımından taraflarca anlaşma sağlanamadığını, davalıya ait teknenin 15.06.2020 ile 08.07.2020 tarihleri arasındaki 23 günlük süreyle davacıya ait ...'da kalmış olması nedeni ile taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile belirlenmiş tutar ile orantılı olarak hesaplanan 3.255,00-EURO'nun davacıya ödendiğini, teknenin de derhal ... çıkarıldığını, bu durumun da Beyoğlu ... Noterliğinin 29.07.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, davacının bu ihtarnameye cevaben gönderdiği Beyoğlu ... Noterliğinin 18.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesiyle "taraflar arasındaki Hizmet Sözleşmesinin 15.06.2020 tarihinde sona ermiş olduğu, bu tarihten sonra Sözleşme ve Sözleşme ekinde yer alan ... Hizmet Sözleşmesi Genel Şartları uyarınca günlük bağlama tarifesi üzerinden fiyatlandırma gerçekleştirildiği, bu kapsamda müvekkil şirketin 15.06.2020-08.07.2020 dönemi için bakiye 17.443,00-EUR borcunun bulunduğu" iddia edildiğini, davalının iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, davacının icra takibine konu etmiş olduğu 17.443,00-EURO bedelin dayandığını ifade ettiği ücret tarifesini hiçbir suretle hiçbir anda müvekkiline sunmadığını, davalının da taraflar arasında akdedilmiş ve kararlaştırılmış bedel üzerinden 23 günlük hizmet bedelini hesapladığını ve ödediğini, ancak bu hususların hiçbiri dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu kapsamında ve işbu bilirkişi raporu hükme doğrudan esas alındığından yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, salt davacı tarafın beyanları doğrultusunda tanzim edilen rapora istinaden hüküm kurulduğunu, tarafların iyi niyetli ilişkilere rağmen tamamen dürüstlük kuralına uygun hareket etmiş olan davalının sözleşmenin yenileneceğine duyduğu güven sebebiyle teknesini marinadan çekmediğini, davalıya hiçbir aşamada ibraz edilmeyen ücret tarifesi doğrudan esas alınarak ücretlendirme yapılmasının hakkaniyet ilkesine bütünüyle aykırılık teşkil ettiğini, davalının müvekkilin "..." isimli teknesinin sözleşme süresinin bitimi akabinde 23 gün süreyle marinada kalmaya devam etmesine davacının kendi kusuruyla sebep olduğunu, davacı şirketin sunduğu hizmete ilişkin gelecekte birden fazla işlemde kullanılmak üzere tek taraflı ve soyut şekilde hazırlandığı açıkça ortada olan "Hizmet Sözleşmesi" ve "Hizmet Sözleşmesi Genel Şartları"nın maddelerinin 6098 sayılı TBK madde 20.madde ve 6502 sayılı TKHK hükümlerine aykırı olduğunu, 16.07.2019 tarihli "Hizmet Sözleşmesi" incelendiğinde sözleşmenin 1 sayfadan oluşan tarafların ve bağlama hizmeti konusu teknenin bilgilerinin yer aldığı bölümden sonra sayfanın en altında yer alan bir paragraflık hükümlerden oluştuğunu, bununla birlikte işbu hükümlerin ve sözleşmenin eki niteliğinde olduğu belirtilen "... Hizmet Sözleşmesi Genel Şartları" olarak adlandırılmış maddelerin ise açık ve okunabilir olmaktan uzak olacak kadar küçük puntolarla kaleme alındığını, bu maddelerin davacı şirket lehine hakkaniyete aykırı şekilde menfaat sağlamak amacıyla gözle dahi görülmeyecek kadar küçük yazıldığını, davalı her ne kadar bir tüzel kişilik olsa da işbu huzurdaki dava konusu işlem bakımından ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiğinden 6098 sayılı TKHK uyarınca tüketici sıfatına haiz olduğunu, bu nedenle işbu uyuşmazlık konusu ilişki bakımından 6098 sayılı TKHK hükümlerinin uygulama alanı bulacağını, buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin aynı Kanun'un 4maddesi uyarınca en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenmesi ve bir nüshasının kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilmesi gerektiğini, Kanun'a açıkça aykırı şekilde 12 puntonun çok çok altında bir yazı boyutuyla okunaklı olmaktan uzak oluşturulduğunu, bununla birlikte anılan belgelerden sadece Hizmet Sözleşmesi metninin müvekkiline verildiğini, Genel Şartlar metni yine Kanun'a aykırı olarak davalıya verilmediğini, hazırlayan taraf lehine haksız menfaat sağlamak üzere düzenlenmiş anılan sözleşme maddelerinin haksız şart olduğunu, 6098 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5. Maddesindeki; "(1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. (2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. (3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir..." şeklindeki düzenleme doğrultusunda davacı şirketin tek taraflı ve soyut bir şekilde kasten 12 puntonun çok altında kaleme alınarak müvekkil şirket tarafından açıkça anlaşılabilir olmasını engellediği hükümlere dayanılarak 23 günlük hizmet karşılığında müvekkili şirketten hakkaniyete aykırı derecede fahiş bir bedel tahsil edemeyeceğini, davacının anılan Sözleşme ve Genel Şart hükümlerine dayanarak müvekkilinden 23 günlük bağlama hizmeti karşılığında 20.698,00-EURO talep ettiğini, bu bedelin taraflar arasında yıllık olarak kararlaştırılan 54.000,11 EURO hizmet bedelinin neredeyse yarısına karşılık geldiğini, bedelin fahişliğinin taraflar arasında belirlenen sözleşme ile bu bedelin neredeyse 6 aylık hizmete karşılık geldiğinin açıkça görüldüğünü, sözleşmenin diğer hükümleri karşısında sözleşmenin kuruluş anına göre davacının dava dilekçesinde dayandığı sözleşme ve genel şart maddesi haksız şart niteliğinde olduğundan kesin hükümsüz olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin anılan maddelere dayanılarak belirlenen tutarda bir borcu bulunmadığını, 27.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar ülkemizdeki marinalarda benzer hükümlerin bulunduğu sözleşmelerin yapıldığına değinilmekte olsa da bu hususun davanın tarafları arasındaki sözleşme hükümlerinin doğrudan geçerli sayılması anlamına hiçbir şekilde gelmeyeceğini, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin başka kararlarında bağlama bedelinin taraflar arasındaki sözleşme ile belirlenen hizmet bedeline oranla belirlendiği bir tutum benimsenirken işbu huzurdaki dosyada tam aksi bir tutum ile doğrudan davacının talebinin kabulüne karar verilmesinin taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılan bedele istinaden fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğu açıkça sabit olan bir bağlama bedeli ödenmesine hükmedilmesinin hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ilk derece yargılamasında bizzat hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya kapsamında mübrez beyanları hiç dikkate alınmaksızın tümüyle davacı tarafın beyanları dikkate alınarak tanzim edilmiş olan bu rapora itirazları neticesinde ek rapor alınması taleplerinin kabul görmediğini, raporun gerekçesiz ve denetime elverişsiz olduğunu, gerekçesiz bir bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davacı tarafın taraflar arasında mevcut iyi niyetli ilişkilere rağmen TKHK ve TBK hükümleri uyarınca haksız şart teşkil eden hükümlere dayanılarak tamamen dürüstlük kuralına uygun hareket eden ve sözleşmenin yenileneceğine duyduğu güven sebebiyle davacının teklifi kendisine ulaşana kadar 23 gün süre ile tekneyi marinada bulundurmaya devam eden davalı müvekkiline hiçbir aşamada ibraz edilmeyen ücret tarifesi esas alınarak ücretlendirme yapılmasının hukuk ve hakkaniyet ilkesine bütünüyle aykırılık teşkil ettiğini, davalının taraflar arasında akdedilmiş ve kararlaştırılmış bedel üzerinden 23 günlük hizmet bedelini hesaplayıp davacı şirkete ödemiş olmakla davacı şirkete karşı hiçbir borcu kalmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, tekne bağlama hizmet sözleşmesi uyarınca düzenlenen fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan ...sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 17.443,00 EURO (154.520,56 TL ) asıl alacak yönünden 18.09.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 14.09.2020 tarihinde düzenlenen faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 25.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 28.09.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı vekili; davacının davalıya bağlama hizmeti vermesine ilişkin sözleşmenin 15.06.2020 tarihinde sona ermesinin ardından davalı teknesinin 23 gün daha bağlama hizmeti aldığını, 23 gün sonra teknenin limandan çıkarıldığını, gerek sözleşmenin ilk maddesi gerekse sözleşmenin eki ... Hizmet Sözleşmesi Genel Şartlarının 3.3 maddesine göre davalının sözleşmenin bitim tarihi olan 15.06.2020 tarihinde tekneyi marinadan çıkartmaması nedeniyle sözleşme süresinin kendiliğinden yenilenmiş sayıldığını, yenilenme süresi içinde sözleşmenin feshedilmesi durumunda ise hizmet alınan süreye ilişkin bağlama bedelinin bahsi geçen fiyat listesindeki günlük birim fiyat esas alınarak hesaplanacağını, bu kapsamda sözleşme süresi bitiminden sonra davalın hizmet aldığı 23 günlük süreye ilişkin bedelin, fiyat listesindeki günlük birim fiyat esas alınarak hesaplandığını ve davalıdan talep edildiğini ancak davalının ödeme yapmadığını ileri sürmüştür.Davalı vekili ise; sözleşme süresinin bitimi olarak kararlaştırılan 15.06.2020 tarihi itibariyle davalının, davacı tarafından sağlanan hizmetin devamı için teklif edilecek hizmet bedelini bildirmesini beklediğini, ancak davacının taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenmesi halinde uygulanacak hizmet bedeline ilişkin teklifini bildirmediğini, bu sebeple teknenin sözleşme süresinin bitimi akabinde 23 gün süreyle marinada kalmaya devam etmesine davacının kendi kusuruyla sebep olduğunu, sözleşmenin TBK ve TKHK hükümlerine göre genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, talep edilen miktarın sözleşme ile kararlaştırılan bedelin çok çok üzerinde, fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu savunmuştur. Taraflar arasında 16.06.2019-15.06.2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere hizmet sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmenin ilk sayfasında ''... sözleşme bitim tarihinde teknenin marinadan ayrılma işlemi gerçekleşmediği takdirde işbu sözleşme kendiliğinden sözleşme süresi kadar yenilenmiş sayılacaktır. Hizmet sözleşmesinin devam eden dönemler için kendiliğinden uzaması halinde o tarihte ... geçerli olan fiyat tarifesi esas alınarak hesaplama yapılacaktır. ..'' hükme yer almaktadır.Yine sözleşmenin eki olarak belirtilen ... Hizmet Sözleşmesi Genel Şartlarının 3.3 maddesinde ise '' Sözleşme süresinin bitiminden sonra Tekne'nin...'dan ayrılma işlemi gerçekleşmediği takdirde Bağlama izni kendiliğinden sözleşme süresi kadar ve geçerli tarife fiyatları ile yenilenmiş sayılacaktır. Kendiliğinden yenilenmiş sözleşmenin Tekne Sahibi tarafından iptal edilmesi durumunda, Tekne Sahibi, hizmet alınan bağlama süresine ilişkin bağlama bedelinin fiyat listesindeki GÜNLÜK BİRİM FİYAT esas alınarak hesaplanacağını ve bu bedel üzerinden ödeme yapacağını gayrikabili rücu beyan, kabul ve taahhüt eder." hükmü yer almaktadır. Öncelikle somut olayda davalı, sözleşme süresi sonrasında 23 gün, davacıdan fiyat teklifi beklediği için tekneyi marinada tuttuğunu, fiyat teklifinin 08.07.2020 tarihinde yapıldığını ancak fahiş olduğunu, bu sebeple bu tarihte tekneyi marinadan götürdüğünü, 23 gün beklemeye davacının kusurunun sebep olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı tarafından bu hususu doğrulayan her hangi bir delil sunulamamış olduğundan aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalıya ait teknenin sözleşmenin bitim süresi sonrasında 23 gün daha davacının işlettiği marinada kaldığı ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki sözleşme ve eki genel şartların 3.3 maddesi birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, taraflarca karşılıklı olarak sözleşmenin yenilenmediği, ancak davalının sözleşmenin bitiminde tekneyi marinadan çekmediği, bu haliyle taraflar arasındaki sözleşmenin sözleşme süresince kendiliğinden yenilendiği, bu durumda ücretin o tarihte geçerli tarife fiyatlarına göre belirleneceği, kendiliğinden yenilenen bu sözleşmenin, yine davalı yanca 23 gün sonra teknenin limandan çekilmesi ile iptal edildiği, yenilenen ve daha sonra iptal edilen sözleşme uyarınca teknenin marinada kaldığı 23 günlük bağlama süresi için davacının bağlama bedelinin fiyat listesindeki günlük birim fiyatı esas alarak ücret talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan ve Dairemizce de denetime, hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporunda da o tarihte geçerli olan ve Muğla Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünce onaylı 2019-2020 marina ücret tarifesine göre davacının talep edebileceği bedelin, davalının ödemesi sonrasında kalan 17.743 EURO olduğu tespiti yapılmış olup mahkemece bu miktar üzerinde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Her ne kadar davalı vekili bedelin fahiş olduğunu ileri sürmüş ise de konusunda uzman bilirkişi raporunda da bedelin makul ve piyasa rayici ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Davacı, sözleşmenin bir paragraflık hükümlerden oluştuğunu, bununla birlikte işbu hükümlerin ve sözleşmenin eki niteliğinde olduğu belirtilen "... Hizmet Sözleşmesi Genel Şartları" olarak adlandırılmış maddelerin ise açık ve okunabilir olmaktan uzak olacak kadar küçük puntolarla kaleme alındığını, bu maddelerin davacı şirket lehine hakkaniyete aykırı şekilde menfaat sağlamak amacıyla küçük yazıldığını, dava konusu işlem bakımından ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden davalının tüketici sıfatına haiz olduğunu, TBK'nın 20.maddesine aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. TBK 20.maddesinde genel işlem koşulları, bir sözleşmeye yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olduğuna yer verilmiştir. Maddenin devamında bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması kapsamı, yazı türü ve şeklinin nitelendirmede önem taşımayacağı ve diğer hususlara yer verilmiştir.Kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşmelerin düzenlenmesi, yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Yasanın 25. maddesine göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz”. Genel işlem koşulu içeren sözleşmeler, dürüstlük kuralına aykırı ve karşı tarafın aleyhine olacak hükümler varsa, bu hükümler hiç yazılmamış (hükümsüz) sayılacaktır. Ancak genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2.maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda, tacir olan davalının davacı ile akdettiği bağlama hizmet sözleşmesindeki koşulları bilmediğini savunmasına imkan yoktur. Zira bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere teknenin bağlama limanının Bodrum olduğu, daha önce de ... hizmeti aldığı, bu sebeple sözleşmesini basiretli bir iş adamı gibi sözleşme hükümlerini inceleyerek ve varsa itirazlarını bildirerek imzalaması gerekmektedir. Kaldı ki sözleşme yürürlükte iken davalı tarafın sözleşmelere karşı herhangi bir çekincesine de rastlanılmamıştır.Bu sebeple davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde değildir.Davalı, tüketici olduğunu ve TKHK hükümlerinin uygulanmasını talep etmiş ise de, taraflar tacir olup eldeki dava ticari bir davadır. Bu sebeple davalının bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Davacı vekili, alacağın likit olmasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükmü istinaf etmiştir.İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlunun itirazını kötü niyetle yapılmış olması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Somut olayda, davalının teknesinin 23 gün davacıya ait marinada kaldığı sabit olup bu durumda Muğla Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünce onaylı 2019-2020 marina ücret tarifesine göre davalının ödemesi gereken bedelin tespiti mümkün görüldüğünden davacı alacağı likittir. Bu nedenle mahkemece, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu talebin reddi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile, ... sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin 17.443,00 EURO bakımından devamına,-İcra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD de ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faize uygulanmasına,-Hükmolunan alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 30.904,11 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar harcı olan 10.555,29TL'den peşin alınan 1.863,13TL'nin mahsubu ile bakiye 8.692,16TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan (1.925,33TL ilk harç 103,50TL posta ücreti ve 1.000,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam) 3.028,83TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı vekili için takdir edilen 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin davanın kabulüne karar verildiğinden davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL kanun yolu giderinin ve 63,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 225,60 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,d-Davalı tarafça sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi 13.02.2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.