Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/2263

Karar No

2025/201

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2263
KARAR NO: 2025/201
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/04/2021
NUMARASI: 2020/165 E. - 2021/316 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan 01/03/2019 tarihli, ... numaralı, 590,00.TL tutarlı, 13/03/2019 tarihli, ... numaralı, 4.838,00.TL tutarlı, 03/05/2019 tarihli, ... numaralı, 18.693,56.TL tutarlı ve 30/05/2019 tarihli, ... numaralı, 1.888,00.TL tutarlı faturalar içeriği ürünler ile borçlu şirketin tadilatlarını gerçekleştirdiğini, alacağı oluşturan faturalar içeriği ürünlerin müvekkili tarafından tedarik edildiğini, davalının faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, ancak ödeme yapmadığını, ödeme yapmaması üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde borca itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile asıl alacağın %2' sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu hizmet ifa edilmediğini, davacının hiçbir alacağı bulunmadığını, dava konusu hizmetin verildiği iddiasının karşı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, arabuluculuk tutanağında icra inkar tazminatı talebi yer almadığından işbu talebin dava şartı yokluğundan ayrıca reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı ile alınan 16/10/2020 tarihli bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olup, bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler aşağıda yazılı kısım dışında** yerinde bulunduğundan, davanın yanlızca asıl alacak yönünden harca esas değer bildirilip ve harçlandırılıp asıl alacak üzerinden açıldığı görülmekle, mahkememizin 06.03.2020 tarihli müzekkeresi ile Vergi Dairesinden taraf şirketlere ait BA-BS Formları talep edilmesi üzerine, Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü’ nün 13.03.2020 tarihli yazısı ekinde gönderilen davacı şirkete ait 2019 yılı BA-BS Formlarından, Davalı şirket ile gerçekleşen ticari faaliyete ilişkin davacı şirket tarafından; 2019 yılı BS Formunda davalı şirket adına 2 adet fatura bedeli toplamı olarak KDV hariç 17.442,00 TL tutarının beyan edilmiş olduğu görülmektedir. Maslak Vergi Dairesi Müdürlüğü’ nün 19.03.2020 tarihli yazısı ekinde gönderilen davalı şirkete ait 2019 yılı BA-BS Formlarından ise Davacı şirket ile gerçekleşen ticari faaliyete ilişkin davalı şirket tarafından; 2019 yılı BA Formunda davacı şirket adına 2 adet Fatura bedeli toplamı olarak KDV hariç 17.442,00 TL tutarının beyan edilmiş olduğu görülmektedir. Böylelikle, taraf şirketlere ait 2019 yılını kapsayan BA-BS Formlarının incelenmesi neticesinde; davacı şirket tarafından tanzim edilen Mayıs 2019 dönemine ait 2 adet fatura toplamı KDV hariç (15.842,00 + 1.600,00=) 17.442,00 TL tutarındaki satış faturalarının ilgili dönemlerde BS Formları ile Vergi Dairesine beyan edilmiş olduğu ve davalı şirket tarafından toplam KDV hariç 17.442,00 TL tutarındaki faturaların ilgili dönemlerde BA formları ile Vergi Dairesine beyan edilmiş olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu faturaların davalı şirket kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Bilanço esasına göre defter tutan kişi ya da kurumlar tarafından düzenlenen, bir ay içerisinde KDV hariç toplam 5.000,00 TL ve üzerinde olan faturaların BA-BS formları ile vergi dairesine beyan edilmesi gerektiği, takip ve dava konusu Mart 2019 dönemine ait diğer iki fatura toplamı KDV hariç (500,00 + 4.100,00=) 4.600,00 TL olması sebebiyle taraflarca beyan edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere; davacı şirketin incelemeye ibraz etmiş olduğu ticari defter kayıtlarının tetkikinde; Takip talebine konu faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu görülmekle birlikte, söz konusu faturaların kapalı fatura olarak düzenlenmiş olması sebebiyle kasa hesabına tahsil olmuş şekilde kayıtlara işlenmiş olduğu, bir başka ifadeyle; davalı şirket adına cari hesap kaydı tutulmamış olduğu, dolayısıyla davalının cari hesap borcu olduğunun görülmediği tespit edilmiştir. Ancak söz konusu faturaların davalı tarafından ödenmemiş olması nedeniyle, davacı tarafından icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafın itiraz dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde; davacıya ödeme yapılmış olduğu hususunda herhangi bir beyanı bulunmadığı görülmediğinden ve dosyaya sunulan taraf şirketlere ait BA-BS Formlarından, takip talebine konu Mayıs 2019 dönemine ait 2 adet faturanın davalı şirket ticari defter kayıtlarına işlenmiş olduğu, Mart 2019 dönemine ait 2 adet fatura toplamının ise KDV hariç 4.600,00 TL olması sebebiyle taraf şirketlerce beyan edilmemiş olduğu görülmektedir. Buna göre; her ne kadar bilirkişi raporunda davacı şirketin takip tarihi itibariyla davalı şirketten 26.009,56 TL Alacaklı durumda olduğu kanaati oluştuğu belirtilmiş olsa da, Davalı taraf cevap dilekçesinde; dava konusu hizmet ifa edilmediğinden karşı tarafın hiçbir alacağı bulunmadığını, dava konusu hizmetin verildiği iddiasının karşı tarafça ispat edilmesi gerektiğini beyan etmekte olduğu, davalı şirket tarafından incelemeye ticari defter kayıtları sunulmamış olması sebebiyle, takip talebine konu faturalara istinaden herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilemediğinden, davacı şirket tarafından tanzim edilen Mayıs 2019 dönemine ait 2 adet fatura bedeli toplam KDV hariç 17.442,00 TL tutarındaki satış faturalarının, davalı şirket tarafından ilgili dönemde BA Formu ile Vergi Dairesine beyan edilmiş olduğu tespit edilerek, buna göre söz konusu faturaların davalı şirket kabulünde olduğu anlaşılmakta olup, faturalara karşı yasal itiraz süresi içerisinde davalı tarafından yapılan herhangi bir itiraza dosya kapsamında rastlanılmadığından, Davalı taraf her ne kadar; davacı taraftan aldığı bir hizmet olmadığını, takibe konu edilen faturaların ticari defterlerinde yer almadığını beyan etmekte ise de, davalı şirket tarafından incelemeye ticari defter kayıtları sunulmadığından, davacı şirket tarafından tanzim edilen Mayıs 2019 dönemine ait 2 adet fatura bedeli toplam KDV hariç 17.442,00 TL tutarındaki satış faturalarının, davacı şirket tarafından tanzim edilen takip talebine konu işbu faturaların davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 08/04/2016 tarih 2015/12329 Esas , 2016/6138 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; icra takibine konu edilen faturalar davalı defterlerine kayıt edilmiş veya vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile davalı tarafından bildirilmiş ise faturalar kapsamındaki hizmetin verilmiş olduğunun kabulünün gerektiğinden, davacının davalıdan Mayıs 2019 dönemine ait 2 adet fatura bedeli toplam KDV hariç (15.842,00 + 1.600,00=) 17.442,00 TL tutarındaki satış faturalarının, 17.442,00 x 1,18 = 20.581,56-TL KDV dahil (03.05.2019 tarihli 18.693,56 TL fatura, 30.05.2019 tarihli 1.888,00 TL fatura alacağı ) asıl alacağının olduğunun kabulü gerekmiş, ** diğer takip dayanağı olan “ 01.03.2019 tarihli 590,00 TL fatura, 13.03.2019 tarihli 4.838,00 TL fatura" yönünden ise davalı yan tarafından Vergi dairesine bildirim yapılmadığından ve işbu 2 faturaya konu hizmetin alınıp alınmadığına dair dosya kapsamında evrak bulunmadığından takibe konu işbu 2 fatura yönünden davanın kabulüne yer verilemeyeceğinden, davacının davasının kısmen kabulü ile, davalı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 18.693,56TL lik fatura asıl alacağı ile 1.888,00-TL fatura asıl alacağı olmak üzere toplam 20.581,56-TL alacağa yönelik itirazının iptaline ve Takibin bu miktar bakımından devamına, Takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar hükmedilen 20.581,56-TL asıl alacağa yıllık % 19,50 ve değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, Fazlaya ilişkin 5.428,00-TL lik asıl alacak isteminin reddine, İİK md. 67/2 kapsamında, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile hükmedilen toplam tutar 20.581,56-TL'nin %20'si oranındaki 4.116,31-TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne, 18.693,56TL'lik fatura asıl alacağı ile 1.888,00-TL fatura asıl alacağı olmak üzere toplam 20.581,56-TL alacağa yönelik itirazının iptaline ve takibin bu miktarlar bakımından devamına, takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar hükmedilen 20.581,56-TL asıl alacağa yıllık % 19,50 ve değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin 5.428,00-TL'lik asıl alacak isteminin reddine, 20.581,56-TL'nin %20'si oranındaki 4.116,31-TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faturalara konu hizmetin davalıya verilmediğini, malların teslim edilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar üzerinde de işbu hizmetin müvekkiline verildiğine dair hiçbir ibare olmadığını, kaldı ki karşı tarafın hizmetin verildiğini ispat edemediği hususuna işbu bilirkişi raporunda da yer verildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, Yargıtay HGK'nın E.2017/19-915, K. 2018/1338, T. 19.9.2018 Kararının da bu yönde olduğunu, emsal nitelikteki İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/652 Esas, 2021/62 Karar sayılı 19.01.2021 tarihli ilamında da bu hususlara yer verildiğini, somut olayda karşı tarafın kumlu ısıcam, köşebent ve diğer ürünlere ilişkin sunduğu faturaların irsaliyeli fatura olduğu halde üzerinde yer alan teslim alan/ teslim eden kısmı boş ve imzasız olduğunu, tek başına bu hususun dahi, karşı tarafın işbu faturaya konu ürünleri teslim etmediğinin apaçık kanıtı olduğunu, karşı tarafın düzenlemiş olduğu faturaların vergi dairesi kayıtlarında yer almasının yegane sebebinin kanuni zorunluluk olması olduğunu, Vergi Usul Kanunu ile sair mevzuat ticari işlemlerin bildirilmesi zorunluluğunun öngörüldüğünü, işbu faturalara itiraz edilmemiş olmasının yegane sebebinin, henüz hizmetin verilmemiş olması sebebiyle karşı tarafın sözleşmeye uyarak hizmeti gerçekleştirip ürünleri teslim edeceği inancından başka bir şey olmadığını, bu itibarla karşı tarafça müvekkiline gönderilmiş olan faturaların, sözleşmenin varlığını ispat etmekten başka hiçbir işleve sahip olmadığını, zira taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, davacının ise sözleşmenin kurulduğuna ilişkin faturalar düzenlediğini, hizmeti ise hiç ifa etmediğini, teslim olgusunun yazılı delille ispatı gerektiğini, karşı tarafın ticari defterlerinin tek başına delil niteliğinde olmayıp malların teslimine, hizmetin verildiğini ispata medar hiçbir delil sunulmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 26.009,56 TL asıl alacak, 1.249,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.259,54 TL alacak yönünden 23.07.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak fatura alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 25.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 25.07.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı, takip ve dava konusu 01/03/2019 tarihli, ... numaralı, 590,00.TL tutarlı, 13/03/2019 tarihli, ... numaralı, 4.838,00.TL tutarlı, 03/05/2019 tarihli, ... numaralı, 18.693,56.TL tutarlı ve 30/05/2019 tarihli, ... numaralı, 1.888,00.TL tutarlı 4 adet fatura içeriği ürünler ile borçlu şirketin tadilatlarını gerçekleştirdiğini, bu nedenle alacaklı olduğunu ileri sürmüş, davalı ise fatura konusu malların teslim edilmediğini, hizmetin verilmediğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince taraf defterlerinin bilirkişi aracılığı ile incelenmesine karar verilmiş, davacı defterlerini sunmuş ancak davalı sunmamıştır. Davacı ticari defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporundan ve vergi dairesi yazı cevabından dava ve takip konusu 2 adet faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı yanca faturalara ilişkin BS formu, davalı yanca ise BA formu düzenlenerek vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamayıp, fatura konusu mal ve hizmetin verildiğinin de davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda alacağa dayanak takip ve dava konusu iki adet faturanın davalı tarafından BA bildiriminin yapıldığı dikkate alındığında, fatura konusu malların davacı tarafından davalıya tesliminin kanıtlandığı karine olarak kabul edilmelidir. Davalı taraf iki adet fatura bedelinin ödendiği ileri sürmediği gibi bu yönde delil de sunmadığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince dava ve takip konusu iki adet fatura yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.054,45‬ TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.13.02.2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim