Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2261
2025/200
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2261
KARAR NO:2025/200
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/09/2021
NUMARASI:2020/377 E. - 2021/643 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının, davalının müşterisi olan ihracatçı firma... AŞ'nin emtiasını taşımak üzere anlaşmaya vardığını, bu anlaşma kapsamında, davalının davacının navlun masraflarını yükleneceğini taahhüt ettiğini, bu yönde anlaşma yapıldığını, davacının bu sözleşme doğrultusunda, davalının müşterisi olan ... AŞ'nin emtiasını alıcı firma olan ...'nin teslim alacağı ve anılan emtiayı boşaltacağı adrese gereği gibi eksiksiz ve hasarsız olarak ulaştırdığını, ancak davalının müşterisinin alıcısı olan ve bahse konu emtiayı boşaltmakla yükümlü ve bu hususta sorumlu olan ... firmasının emtianın boşaltılması sırasında, davacıya ait ... plakalı araca hasar verdiğini, söz konusu hasara ilişkin tutulan tutanaklarda anılan hasarın taraflarının kusuru ile meydana geldiğinin açıkça kabul edildiğini, davalının müşterisi olan emtia göndericisi .... AŞ'nin alıcısı olan ve davacının taşıdığı emtiayı boşaltmakla yükümlü ve hususta sorumlu olan ... şirketi, emtianın boşaltılması sırasında davacıya ait söz konusu araca hasar verdiğini, söz konusu emtianın boşaltılmasının öncesinde, ... AŞ ile davacı arasında Hanau/Almanya'dan Halkalı- İstanbul'a gönderilecek emtianın, ilk emtianın teslimi akabinde gönderiminin söz konusu araç ile gerçekleştirilmesi ve karşılığında davacıya 2.600,00 EURO tutarında navlun ödenmesi kararlaştırıldığını, ancak söz konusu aracın zarar görmüş olması nedeniyle davacının emtiayı teslim ettiği ülke olan Almanya'nın ilgili mevzuatı gereği, hasar gören araca yeni bir emtia alamadığını, yüklemeyi iptal ederek aracın boş vaziyette Türkiyeye dönmek zorunda kaldığını, bu bağlamda davacı ile davalı şirket arasında yapılan söz konusu anlaşma gereğince, davacı tarafından yüklenilen tüm edimler gereği gibi yerine getirilmesine rağmen davacının aracına boşaltma firması olan ... tarafından verilen hasar nedeniyle davacının hem 2.600,00 EURO tutarında navlun kaybına uğradığını, hem de aracının hasarlanması nedeniyle zarara uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin ödeme kısmında, yurt dışı gümrük, masraf veya yük ile ilgili masraf doğar ise söz konusu bedelin taşıma işini organize eden davalı tarafından karşılanacağının açıkça kabul edildiğini, dolayısıyla aracın gördüğü hasarın meydana getirdiği navlun kaybından sorumlu olanın davalı şirket olduğunu, fiili taşıyan davacıya ait ... plakalı araçtan emtianın boşaltılması sırasında aracın zarar görmemesine dair özen sorumluluğunun taşıma işinin organizasyonunu sağlayan davalıya ait olduğunu, sorumluluğun TTK'nın 928.maddesi ve ilgili kanun maddesinde göndermede bulunulan TTK'nın 918.maddesinde düzenlendiği, tüm bu olayların akabinde, davacı tarafından, davalıya Kadıköy 27. Noterliği kanalıyla 10.06.2016 tarihli ve... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek söz konusu 2.600,00 tutarlı navlun kaybının tazmininin talep edildiğini, ancak söz konusu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, bunun üzerine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yetki itirazı üzerine daha sonra dosyanın yetkili ... sayılı dosyasına taşındığını, davalının takibe haksız ve kötüniyetle itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; CMR 32/1.maddesi ve TTK'nın 60.maddesine göre talebin zamanaşımına uğradığını, uyuşmazlığın esasınını .... AŞ/...arasındaki emtianın taşınması işleminin oluşturduğunu, davacının aracına zarar verdiği iddia edilen şirketin ise... şirketi olduğunu, bu nedenle dava konusu iddiaların muhatabının davalı olmadığını, davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, ... AŞ tarafından ... firmasına gönderilen emtinanın taşınması işleminin, taraflar arasında yapılmış olan anlaşma gereğince davacı tarafından gerçekleştirildiğini, söz konusu taşıma işlemine bağlı olarak, davacının davalıdan hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, yapılması gereken bütün ödemelerin, davalı tarafından gerçekleştirildiğini, davalının davacının dönüş taşımasına ilişkin bir taahhüdü bulunmadığını, davacının aracının dolu dönmesi ile ilgili olarak davalının herhangi bir taahhüdü bulunmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafa ait aracın hasar gördüğü ve bu sebeple yük alamadığı iddiasının ispat edilmesi ve aracın mevcut hali ile yük alıp/alamayacağının da tespiti gerektiğini, aksi halin kabulü durumunda davalının her halükarda sorumluluğunun ortadan kalkacağını, talep edilen 2.600,00 EURO'nun tümü ile kâr olarak belirtildiğini, bu bedelin tümünün davacı şirkete kâr olarak kalmayacağını, kabul anlamında gelmemek kaydı ile giderler düşüldükten sonra geriye kalan bedelden davacının mahrum kalmış olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine istinaden davacının uğradığı navlun kaybı zararına dayalı başlattığı icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında CMR hükümlerine tabi taşıma nedeniyle ticari ilişki bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın; davacının aracında taşıma nedeniyle hasar meydana gelip gelmediği, davacının aracında meydana gelen hasardan davalının sorumlu olup olmadığı, davacının dönüşte 3. Kişi/firma ile yük taşıması anlaşması yapıp yapmadığı, araçta meydana gelen hasar nedeniyle dönüşteki yük taşımasının iptal edilip edilmediği, davacının hasar nedeniyle dönüşte anlaştığı yük taşıması nedeniyle navlun kaybı zararının bulunup bulunmadığı, navlun kaybı zararının CMR hükümlerine tabi olup olmadığı, navlun kaybı zararının sözleşmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, navlun kaybı zararından davalının sorumlu olup olmadığı, zararın miktarı, navlun kazancından indirilecek masraflar, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, itirazın iptali davasının hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı hususlarında uyuşmazlığa düştükleri noktasındadır.Tarafların dilekçelerinde bildirdikleri delilleri toplanmıştır.Celp ve tetkik edilen İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Alacaklısının ... A.Ş., borçlusunun ... olduğu, ödeme emrinin borçlu şirkete 26/05/2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 26/05/2017 tarihinde yasal süresinde borca itiraz dilekçesi sunulduğu, icra dairesince takibin durdurulduğu, borçlu gider avansı olmadığından borca itiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edilmediği, öğrenme tarihinden itibaren alacaklı tarafından 1 yıllık hak düşürücü sürede itirazın iptali davasının açıldığı görüldü.Mahkememizin 22/04/2021 tarihli celsesinde dosyanın bir CMR Uzmanı bilirkişiye tevdii ile rapor aldırılmasına karar verilmiş, dosya 13/08/2021 tarihinde bilirkişiye teslim edilmiş, bilirkişi 31/08/2021 tarihinde raporunu ibraz etmiş ve rapor taraflara tebliğ edilmiştir.CMR Uzmanı bilirkişi mahkememize sunduğu 31/08/2021 tarihli raporunda özetle: Davacının taşıyıcı, davalının taşıma işleri organizatörü olduğu taraflar arasında CMR hükümlerine tabi taşıma nedeniyle ticari ilişki bulunduğunun ihtilafsız olduğunu, davacı yan iddiasına göre, davacının aracında taşıma süreci sonunda boşaltma sırasında hasar meydana geldiği, ancak bu hasarın taşıtın elverişsizliğine sebebiyet verecek bir ölçüde olup olmadığının, hasardan kimin fiilen sorumlu olduğunun sabit olmadığını, davacının aracında “uluslar arası taşımaya elverişsizlik ölçüsünde hasar” meydana geldiği sabit olacak bile olsa, bundan davalının sorumlu tutulamayacağını, davalının üzerine düşen birim sefer başına Türkiye-Almanya gidiş navlununu ödemekle sorumluluğunun sona erdiğini, davacının dönüş yükü için dava dışı ... firması ile 25.11.2015 tarihinde sözleşme yaptığı, buna göre 30.11.2015 tarihinde yüklemeye hazır olduğu, ancak araçta elverişsizlik sebebi ile yüklem yapılmadığı, taşımanın iptal edildiğini, davacının römorkta hasar iddiası nedeniyle dönüşte anlaştığı yük taşıması nedeniyle navlun kaybı zararının 2.600 EURO olduğunu, davacının taşıta verilen hasar sebebi ile olası navlun kaybı zararının CMR hükümlerine tabi olmayacağını, navlun kaybı zararının gönderen ile davacı arasında akdedilen CMR hükümlerine tabi sözleşmeye aykırılık sebebi ile dolaylı zararlar olarak değerlendirilebileceğini, Almanya gidiş navlunu 3.800 EURO iken, Türkiye dönüş navlununun 2.600 EURO olarak belirlendiği, dönüş navlununda iddia edildiği gibi bir takım masraflarda azalma sebebi ile tasarruf olmakla birlikte davacının başkaca alternatif yük bulma veya bu yükü taşımasında tamamının gelir olarak değerlendirilebileceğini, itirazın iptali talepleri ve dava sürecinde, hak düşürücü bir yıllık süre ile zamanaşımı değerlendirmesinin yüce mahkemeye ait olacağı, ancak somut olayda CMR m.32 hükmünün uygulanabilir olmadığını beyan ve rapor etmiştir.Dosyada mevcut tüm delillerin incelenerek değerlendirilmesinde; hükme esas olarak aldırılan CMR Uzmanı bilirkişi raporu dayanak yapılarak: Davacının taşıyıcı, davalının taşıma işleri organizatörü olduğu, taraflar arasında CMR hükümlerine tabi taşıma nedeniyle ticari ilişki bulunduğunun ihtilafsız olduğu, taşıma bedeli olan Almanya gidiş navlun bedeli olan 3.800 Euro'nun davalı tarafından davacı firmaya ödendiği, ticari ilişkiye konu yükün gönderenin dava dışı...şirketi, gönderilenin dava dışı...firması olduğu, davacının taşıyıcı, davalının ise taşıma işleri organizatörü olduğu, davacıya karşı yükün göndereni veya gönderileni konumunda bulunmadığı, taşınan malda taşıma esnasında zayi veya hasar meydana gelmediğinden CMR Konvansiyonu hükümlerine göre CMR hükümlerinin somut dava konusu olayda uygulanamayacağı, davalı firmanın üzerine düşen birim sefer başına Türkiye-Almanya gidiş navlununu ödemekle sorumluluğunun sona erdiği, yükün boşaltma esnasında meydana geldiğinden davacıya ait araçta meydana gelen hasardan yükün boşaltıldığı dava dışı yükün gönderileni olan ..şirketinin sorumlu olduğu, davalıya yöneltilebilecek husumet bulunmadığı, Davacı şirketin dönüş yükü için dava dışı ...şirketi ile 25.11.2015 tarihinde 2.600 Euro bedel ile sözleşme yaptığı, davalı şirketin Türkiye-Almanya gidiş navlununa konu yükü boşalttıktan sonra 30.11.2015 tarihinde yüklemeye hazır olduğu, ancak boşaltma esnasında araçta meydana gelen hasar nedeni ile dönüş yükünün iptal edildiği, davacının dönüşte anlaştığı yük taşıma navlun kaybının 2.600 Euro olduğu, yükün boşaltılması sırasında davacıya ait ... plakalı araçta hasar meydana geldiği iddia edildiği, hasarın yükün gönderilen dava dışı...şirketinde iken meydana geldiği, ancak hasarın aracın elverişsizliğine neden olacak ölçüde olup olmadığına dair her hangi bir tespitin bulunmadığı, hasara ilişkin fotoğrafların davacı tarafından sunulmadığı, ayrıca 27.11.2015 tarihli el yazılı fotokopi belge altında yükün boşaltıldığı dava dışı ... firma yetkilisinin şahit olarak imzası bulunuyor ise de ... firmasına ait kaşenin bulunmadığı, imzanın ... firma yetkilisine ait olup olmadığı anlaşılamadığı, Davalı firmanın navlun kaybı zararını yükü gönderen ile davacı arasında akdedilen CMR hükümlerine tabi sözleşmeye aykırılık sebebi ile dolaylı zararlar olarak değerlendirilmesi halinde ise; davacıya ait araçta meydana gelen hasarın yükün boşaltma sırasında meydana gelip gelmediği, hasarın yükü almaya elverişsizliğe neden olacak ölçüde olup olmadığı ispat edilemediğinden davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; defaatle taleplerinin CMR hükümlerine göre incelenmemesi gerektiğini gerek yazılı gerekse sözlü olarak dile getirmelerine rağmen mahkemece uyuşmazlığın CMR hükümlerine tabi olacağı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı şeklinde değerlendirme yapıldığını, bilirkişi tarafından da CMR hükümleri çerçevesinde tespit ve değerlendirme yapıldığını, uyuşmazlığın hatalı bir şekilde tespit edilmesi ve buna göre bilirkişi raporu hazırlanması neticesinde davanın da haksız bir şekilde reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, itirazlarının değerlendirme dahiline alınmadığını, dosyadan alınmış olan 01.09.2021 tebliğ tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazda bulunulmuş akabinde dosyada talepleri doğrultusunda etraflıca bir inceleme yapılabilmesi için ticari akitler hukukunda uzman ile taşıma ve taşımacılık mevzuatında uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edilmesine rağmen bunun gerekçe sunulmadan reddedildiğini, alacak taleplerinin dayanağı olan kanun hükümleri dahi hatalı bir şekilde tespit edilmiş iken yeniden inceleme yapılmaksızın ve itirazları dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından salt CMR hükümleri çerçevesinde tespit ve değerlendirme yapılmasının son derece hatalı olduğunu, davanın dayanağının TBK ve TTK olduğunu, davada TTK'da düzenlenen özel sorumluluk hali neticesinde davacıya ait araçta meydana gelen zarardan davacının sorumlu olduğunu, TTK'da belirtilen özel sorumluluk hali şartları somut olayda gerçekleşmemiş olsa dahi Borçlar Kanunu'na göre davalının zarar veren olarak verdiği zarardan sorumluluğunun halen devam ettiğini, raporda "Dosyada taşıt hasarına ilişkin fotoğraflar da sunulmamıştır." şeklinde belirtilmesine rağmen davacının yarı römorkuna ait fotoğraflardan da anlaşılabileceği gibi müvekkili şirkete ait aracın hiçbir şekilde taşıma yapmaya elverişli konumda olmadığını, bunun dosyada bulunan şoför tutanakları ve dava dışı ... tarafından tutulmuş olan tutanakla da sabit olduğunu, müvekkilin römorkunun maddi hasara uğradığı hususu ısrarla rapor kapsamında tespit ve değerlendirme dahiline alınmadığını, dava dışı ... tarafından tutulmuş olan ilgili tutanakta; "...plakalı araç 30.11.2015'te depomuza gelmiş olup aracın hasarlı olması sebebiyle Alman Kanunları çerçevesinde bu aracın yüklenmesinin mümkün olmaması ve dorsesinin işlevsel olarak kusurlu olması sebebiyle yükleme iptal edilmek zorundadır." şeklinde belirtildiğini, davanın tarafları arasında da müvekkiline ait araçta zarar meydana geldiğine dair bir uyuşmazlık bulunmadığını, davalının oluşan zararı kabul etmekte olup dosyada mübrez tutanaktan da anlaşılabileceği gibi maddi zararın oluştuğu hususuna ilişkin taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, ancak davacıya ait araçta zarar meydana geldiği şüpheye yer kalmayacak şekilde ispat edilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından söz konusu husus ispat edilmemiş gibi hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporu kapsamında yapılan tespitlerde maddi zarara sebebiyet veren olayın ne şekilde geliştiğine de açık bir şekilde yer verilmediğini, esasında davalı ve davacının, davalı şirketin müşterisi olan dava dışı ihracatçı firma ... AŞ'nin emtiasını taşımak üzere anlaştığını, bu anlaşma kapsamında, davalının davacıya navlun bedelini ödemeyi kabul ettiğini, anılan emtianın alıcısının ... firması olduğunu bildirdiğini, davacının yapılan söz konusu anlaşma doğrultusunda, davalının müşterisi olan ... AŞ'nin emtiasınının alıcı firması olan ...’nin teslim alacağı ve anılan emtiayı boşaltacağı adrese gereği gibi, eksiksiz ve hasarsız olarak ulaştırmış ise de, emtianın boşaltılması sırasında, davacıya ait ... plakalı araca hasar verildiğini, söz konusu hasara ilişkin tutulan ve dosyada mübrez tutanaklarda anılan hasarın davacının kusuru ile meydana gelmediğinin açıkça kabul edildiğini, söz konusu emtianın boşaltılmasının öncesinde,... AŞ ile davacı arasında ......,...- Hanau/Almanya’dan Halkalı- İstanbul’a gönderilecek emtianın, ilk emtianın teslimi akabinde gönderiminin söz konusu araç ile gerçekleştirilmesi ve karşılığında davacıya 2.600,00 EURO tutarında navlun ödenmesi kararlaştırıldığını, ancak davacıya ait aracın zarar görmüş olması nedeniyle, davacının emtiayı teslim ettiği ülke olan Almanya’nın ilgili mevzuatı gereği, hasar gören araca yeni bir emtia alamadığını, davacının yüklemeyi iptal ederek anılan aracın ülkeye boş vaziyette dönmek zorunda kaldığını, yani dava dışı olan diğer iki şirket arasındaki ilgili ticari anlaşma neticesinde mal gönderimi gerçekleşecek olup davalının taşımayı üstlendiğini, davalının komisyonculuğunu gerçekleştirdiği taşımada fiziki taşımayı aslen gerçekleştirenin ise davacı olduğunu, bu durumda davacının taşınan mallarla ilgili hiç bir sorumluluk ve yükümlülüğü bulunmamakla birlikte sözleşme konusu malların eksiksiz ve sağlam bir şekilde istenilen yere teslim edildiğini, davacının taşımadan kaynaklı her türlü edimini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davacının taşıma edimini eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olduğundan dava dışı gönderen ... AŞ ile gönderilen dava dışı ...'nin hiçbir zarara uğramadığını, yine taşıma işlemi gerektiği şekilde yerine getirildiğinden davalının komisyon ödemesini alabildiğini, fakat bu taşıma sözleşmesinin gerçekleştirilmesi sırasında gerçekleşen vinç kazası neticesinde davacının maddi zarara uğradığını, söz konusu zararının da karşılanmadığını, gerek bilirkişi raporu içeriğinde gerekse mahkeme tarafından verilmiş olan kararda her ne kadar davalının ısrarla "organizatör" olduğu belirtilmiş ise de davalının davacı ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca ''taşıtan" konumunda olduğunu, davalının sözleşme ve TTK kapsamındaki sıfatının hatalı bir şekilde değerlendirmeye alındığını, bizzat davalı tarafından hazırlanmış ve imzalanmış olan dosyada mübrez taşıma sözleşmesinde de davalının taraf "taşıtan" olarak göründüğünü, davalının kendi hazırladığı sözleşme ile bizzat taşıtan sıfatını üstlenmiş olmakla birlikte basiretli bir tacir olmanın gereği olarak kendi hazırladığı, taşıtan olduğunu kabul ettiği ve imzalamış olduğu sözleşmeye aykırı hareket edemeyeceğini, sonradan sıfatını değiştirmek suretiyle sorumluluklarından ve yükümlülüklerinden de kaçınamayacağını, kaldı ki, hiçbir şekilde aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte somut olayda taşıtanın sorumluluğuna gidilememesi halinde dahi Borçlar Kanunu uyarınca davalının her şekilde davacının uğramış olduğu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda meydana gelen zarara ilişkin olarak; "Davacı yan iddiasına göre, davacının aracında taşıma süresi sonunda boşaltma sırasında hasar meydana geldiğini, ancak bu hasarın taşıtın elverişsizliğine sebebiyet verecek bir ölçüde olup olmadığının, hasardan kimin fiilen sorumlu olduğunun sabit olmadığı" şeklinde birtakım tespit ve değerlendirmelere yer verilmiş ise de dosyaya sundukları kazaya ilişkin fotoğraflardan da açık bir şekilde görüleceği üzere söz konusu meydana gelen zararın bir iddia olmayıp somut ve objektif bir şekilde ispatlandığını, kaldı ki, dosyada yer alan tutanaklar ve diğer evraklardan da zararın sadece tek taraflı bir iddia olmadığı ve gerçekleştiği olgusu açık bir şekilde anlaşılabildiğini, Almanya resmi makamları tarafından da aracın yola ve taşımaya elverişli olmadığının dosyaya sunmuş oldukları evraklarda da açıkça belirtildiğini, fiili taşıyan davacıya ait ... plakalı aracın emtianın boşaltılması sırasında kullanıldığını, aracın zarar görmemesine dair özen sorumluluğunun taşıtan sıfatına haiz davalıya ait olduğunu, bu sorumluluğun da TTK'nın 928. maddesi ve 918.maddesinde düzenlendiğini, somut olayda da davalının, davacının uğradığı navlun kaybına ilişkin zararı tazmin etmesinin yukarıda belirtilen kanun hükümleri uyarınca zorunlu olduğunu, raporda talep edilmiş olan zarar tutarına ilişkin olarak ayrıca davalının üzerine düşen birim sefer başına Türkiye - Almanya gidiş navlununu ödemekle sorumluluğunun sonra ereceği belirtilmiş ise de söz konusu tespitin hukuka ve somut olaya aykırılık içerdiğini, davacının aracında meydana gelen hasarın tutanakların tutulmasından sonra giderildiği bariz iken dosya kapsamında davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan tutarlara değinilmediğini, söz konusu zararın taşıma sırasında meydana geldiğini, sonrasında davacının aracının yola çıkamamasına ayrıca başkaca da yük taşıyamamasına sebebiyet verdiğini, davacının CMR hükümlerine dayalı herhangi bir talebi bulunmadığını, bilirkişi tarafından müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarar ısrarla ve sadece CMR hükümleri kapsamında değerlendirme dahiline alındığını, bunun neticesinde de kabulü mümkün olmayan bir takım değerlendirmeler yapıldığını, Alman makamları tarafından da yola çıkmaya ve yük taşımaya elverişli olmadığı yönünde tespitte bulunulmuş olmasına rağmen bilirkişi tarafından ilgili husus görmezden gelinerek davacının alternatif olarak tehlikeli ve açık bir şekilde kanuna aykırı şekilde taşıma yapmaya davet edildiğini, bilirkişi raporunun, gerek dava konusu somut olay gerekse talebin dayandığı kanun hükümleri ile ilgisi olmayan, talepleri ile hiçbir şekilde örtüşmeyen bir şekilde ve konu ile ilgili bilgisi ve uzmanlığı olmayan bir bilirkişi tarafından hazırlanığını, zarar ispat edilmiş olunmasına rağmen ilgili husus değerlendirme dahiline alınmadığını, mahkeme gerekçesinde; "Davalı firmanın navlun kaybı zararını yükü gönderen ile davacı arasında akdedilen CMR hükümlerine tabi sözleşmeye aykırılık sebebi ile dolaylı zararlar olarak değerlendirilmesi halinde ise; davacıya ait araçta meydana gelen hasarın yükün boşaltma sırasında meydana gelip gelmediği, hasarın yükü almaya elverişsizliğe neden olacak ölçüde olup olmadığı ispat edilemediğinden davanın reddine dair karar vermek gerekmiş..." şeklinde belirtildiğini, ancak yukarıda da ayrıntılı bir şekilde açıkladıkları üzere oluşan zarara ilişkin tüm deliller ve fotoğrafların sunulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, fiili taşıyanın taşınan yüklerin boşaltılması sırasında aracına verilen zarar sebebiyle diğer taşımayı gerçekleştirememesi sonucu uğradığını iddia ettiği zararın davalı taşıtandan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 2.600 EURO asıl alacak, 260,23 EURO işlemiş faiz olmak üzere 2.860,23 EURO alacak (Harca esas değer;11.440,92 TL) yönünden 24.05.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak Kadıköy ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 10.06.2016 tarihli ihtarnamesinin gösterildiği, ödeme emrinin 26.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 26.05.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı ile aralarında imzalanan sözleşme uyarınca, davalının müşterisi olan dava dışı ... AŞ firmasına ait emtiayı Türkiyeden, Almanyada bulunan alıcı ...firmasına taşıma işini üstlendiğini, taşımanın gerçekleştirildiğini, emtianın alıcı şirket tarafından araçtan boşaltılması sırası sırasında alıcı ... tarafından ... plakalı aracına zarar verildiğini, araçta meydana gelen bu zarar sebebiyle, Almanyadan Türkiyeye dönüşü sırasında dava dışı ... AŞ şirketine verdiği taşıma taahhüdünü gerçekleştiremediğini, aracın boş döndüğünü ve 2.600 EURO navlun alacağından mahrum kalarak bu miktar zarara uğradığını ileri sürerek, 2600 EURO'nun tahsili için takip başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.Davalı ise; davacı ile yapılan anlaşma uyarınca ... AŞ'nin emtiasının taşınması işinin davacı yanca yapılmasının kararlaştırıldığını, davacıya bu kapsamda tüm ödemeleri yaptığını, davacının dönüş taşımasına ilişkin bir taahhüt vermediğini, davacının aracına zarar verenin dava dışı alıcı ... firması olduğunu, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece davalının taşıma işleri organizatörü olduğu, davalının yükün göndereni veya alıcısı olmadığı, davalıya husumet yöneltilemeyeceği, hasardan alıcı ... firmasının sorumlu olduğu, zararın yükün boşaltıldığı sırada meydana gelip gelmediğinin belli olmadığı, hasarın aracın elverişsizliğine sebep olacak nitelikte olup olmadığının belli olmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı, TBK ve TTK hükümleri ile davalıyla olan sözleşmeye dayandıklarını, CMR hükümlerine dayanmadıklarını, davalının TTK'nın 918 ve 928.maddeleri uyarınca sorumlu olduğunu, davalının taşıtan sıfatı taşıdığını ileri sürmektedir. Davacı ile davalı arasında sözleşme olduğu belirtilen ve davacı yanca sunulan, davalı ... başlıklı ve davacı ... şirketi imzalı bir sayfalık evrakta davacının içinde hasar gördüğü belirtilen dava konusu aracın da bulunduğu üç ayrı araç ile taşıma yapılacağının belirtildiği, dava dışı ...'nun ihracatçı firma, dava dışı ... firmasının alıcı olduğu, yükleme adresinin Türkiye/Koaceli olduğu, boşaltma adresinin Almanyada bir adres olduğu, yükleme tarihinin 19.11.2015 olduğu, ödeme kısmında '' beher araç yurt dışı gümrük, masraf veya yük ile ilgili masraf doğar ise yansıtılacaktır'' ibaresi bulunduğu, navlun bedeli olarak 3800 EURO yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Bu evraka karşı davalı yanca bir itirazda bulunulmamış, bilakis cevap dilekçesinde davacı ile yapılan anlaşmaya göre ... firmasının yükünün davacı yanca taşındığı, davalının davacıya ödemeleri yaptığı, davacının davalıdan alacağının kalmadığı belirtilmiştir.Bu sözleşme ve taraf beyanlarına göre somut olayda davacının fiilen emtiayı taşıyan olduğu, davalının ise taşıtan olduğu görülmekte olup davacı uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. Bu durumda eldeki uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve TBK hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmekte olup CMR hükümlerinin somut uyuşmazlıkta uygulanma yeri yoktur. Her ne kadar gerekçeli kararda CMR hükümlerine tabi taşıma ifadesi kullanılmış ise de CMR hükümlerine göre bir karar verilmediği görüldüğünden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Davacının iddiası,... firmasının yükü alıcı ... firmasının adresinde emtianın boşaltılması sırasında aracında zarar oluştuğu, bu sebeple dönüşte 25.11.2015 tarihinde Almayadan Türkiyeye yapacağı taşımayı gerçekleştiremediği ve 2600 EUROnavlun ödemesinden mahrum kaldığı, bundan da davalının sorumlu olduğu yönündedir. Davacının aracında meydana geldiğini iddia ettiği zarara davalının sebep olduğu yönünde dosyada bir delil bulunmadığı gibi sözleşmede de davacının aracında meydana gelene zararlardan davalının sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki dava dilekçesinde emtianın boşaltılması sırasında alıcı ... firmasının boşaltma sırasında araca hasar vermiş olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Öte yandan, davacı vekili, davalının TTK'nın 918 ve 928.maddelerine göre sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekilinin dayandığı bu hükümler taşıma işleri komisyoncusuna ilişkin hükümler olup somut olayda davalının bu sıfata haiz olduğuna dair delil bulunmamaktadır. TTK'nın 917 ve devamı maddelerinde taşıma işleri komisyoncusu düzenlenmiş olup göre, maddenin 1.fıkrasında taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi ile komisyoncunun eşya taşıtmayı üstlendiği, bu sözleşme ile gönderenin, kararlaştırılan ücreti ödeme borcu altına gireceği belirtilmiştir. Somut olayda davalının bu sıfata haiz olduğu kabul edilse bile söz konusu hükümler taşıma işleri komisyoncusu ile gönderen arasında uygulanacak hükümler olup somut olayda uygulanma yeri yoktur. Bu sebeplerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.13.02.2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.