Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1661

Karar No

2025/199

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1661
KARAR NO:2025/199
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/04/2021
NUMARASI:2018/224 E. - 2021/428 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 3 yıl kadar süredir ticaret yapıldığını, hemen hemen her siparişi satış müdürü olduğu bilinen davalı çalışanı bulunan ...’ın verdiğini, mal teslimlerini de bazen kendisi bazen de ... isimli kişinin aldığını, tarafların ticari ilişkileri süresince bu şekilde teamül oluştuğunu, imza karşılığı irsaliyelere istinaden gönderilen tüm faturaların da davalı yanca ödendiğini, ancak davalının takibe konu ettikleri 02/10/2017 tarih ve ... sayılı toplam 86.889,30 TL meblağlı ve... sayılı ve 23/10/2017 tarihli, 52.574,90 TL meblağlı faturaları ödemediğini, faturaların iade edildiğini, icra takibine konu faturaların dayanağı olan davalı yanca talep edilen kablo içerikli ürünlerde yine irsaliye düzenlenmek suretiyle 02/10/2017 tarihinde ... imzasına, 23/10/2017 tarihinde ... ve ...’ın birlikte imzalarına, daha önce de davacının sıklıkla teslimat yapılan ''... Gebze Kocaeli'' adresinde teslim edildiğini, ancak davalının bu teslime rağmen, düzenlenen e faturaya karşı süresi geçtikten sonra, Gebze ... Noterliğinin 10/11/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ekinde faturaları geri gönderdiğini, bunun üzerine ... sayılı dosyası ile bu iki fatura için toplam 139.464,20 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, ancak cari dökümden de görüleceği üzere faturaların bir kısmının ödenmiş bulunduğunu, toplam borcun 107.490,05 TL olduğunu ileri sürerek, haksız itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında ticari bir ilişki olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen ...'ın davalı şirkette 06/11/2014-03/11/2017 tarihleri arasında ''Sevkiyat Personeli'' olarak çalıştığını, ...'ın sipariş vermede yetkili olmadığını,...'ın yetkisiz bir şekilde sipariş verdiğinin tespiti üzerine işten çıkarıldığını ve davacı tarafın faturalarına itiraz edildiğini, dava konusu fatura muhteviyatı malzemenin davalıya teslim edilmediğini, davacının dilekçesinde adı geçen ...'ın davalı şirket çalışanı olmadığını, malların teslim edildiği Maltepe adresinde bulunan bir hurdacının çalışanı olduğunu, sevk irsaliyelerinin büyük bir kısmında bu şahsın imzasının bulunduğunu, davalı şirketin işlemler yapıldığı esnada fabrikasının bulunduğu adresin ... Tuzla/ İstanbul adresi olduğunu, ancak malzemelerin ... Gebze/Kocaeli adresine teslim ettiğini beyan ettiğini, fakat bu adresin davalı şirketin kuruluş aşamasında şirket merkezi olarak gösterilen adres olduğunu, teslimatın bu adrese yapılmasının mümkün olmadığını, sevk irsaliyesini imzalayan şahsın hurdacı çalışanı olduğunu, malzemelerin hurdacıya teslim edildiğini, davalı şirket nitelikli bir dolandırıcılık olayı ile karşılaştığını, bu konuda suç duyurusu yaptığını, 2018/10960 nolu dosya ile soruşturmanın devam ettiğini savunarak, davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ile savunmaları, toplanan tüm deliller, alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından davacının defter ve dayanakları üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında 2016 yılından devirle gelen ticari ilişkinin bulunduğu, davacı şirketin davalı şirkete mal sattığı, davalı şirketin bu mal alışlarına karşılık çek ile ödemelerde bulunduğu, davacı şirketin davalı şirketten 107.490,05-TL alacaklı olduğu, davalı şirkete ait ticari defter ve dayanakları üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, 31.974,15-TL borç bakiyesi verdiği, davalı şirketin davacı şirketten 20 adet fatura ile 700.681,36-TL bedelli mal satın aldığı ve 13 adet çek ile ödemede bulunduğu, davalı şirketin davacı şirketçe takibe konulan 02/10/2017 tarih 86.889,30-TL bedelli ve 23/10/2017 tarih 52.574,90-TL bedelli 2 adet faturayı ticari defterlerine işlemediği, faturaları davacı şirkete iade ettiği, yine davalı şirketin BA formu ile Gelir İdaresi Başkanlığına da beyan etmediği, takibe konu faturalara ait sevk irsaliyeleri incelendiğinde 02/10/2017 tarihli faturaya ait irsaliyede ... isim ve imzasının bulunduğu, 23/10/2017 tarihli faturaya ait irsaliyede ise ... ve ... isim ve imzalarının olduğu,...'ın davalı şirkette 2014 yılından 03/11/2017 tarihine kadar depo personeli olarak çalıştığı ve davacı şirketten teslim aldığı davaya konu malları hurdacıya sattığı, davaya konu olaylarla ilgili dolandırıcılık suçundan İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/623 esas-2020/164 karar sayılı dosyasında ...'ın cezalandırılmasına karar verildiği, davaya konu faturaların sevk irsaliyelerinde davacı şirketçe satılan malların davalı şirket depo personeli ... tarafından teslim alındığının anlaşıldığı, yine beyanına başvurulan davalı tanığı ...'in de davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ilişkilerin ... tarafından yürütüldüğünü ve mal alımı noktasında birçok kez sipariş verdiğini beyan ettiği, bu anlamda ...'ın davalı şirket adına hareket ettiği, dış ilişkide davalı şirketin sorumluluğunu doğuracağı, iç ilişkide rücu ilişkisinin söz konusu olabileceği anlaşıldığından davanın kabulü ile davalının davaya konu ... sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin 107.490,05-TL asıl alacak ile işleyecek faiz yönünden takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacağa % 9,75 oranını aşmamak kaydı ile değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalının davaya konu ... sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 107.490,05-TL asıl alacak ile işleyecek faiz yönünden takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacağa % 9,75 oranını aşmamak kaydı ile değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına, hükmedilen asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ...'ın davalıda 06.11.2014-03.11.2017 tarihleri arasında “Sevkiyat Personeli” olarak çalıştığını, davalı adına siparişleri verme konusunda yetkili kişi olmadığını, bu kişinin yetkisiz temsilci olarak davalının bilgisi ve onayı dışında siparişler verdiğini, malların da davalıya teslim edilmediğini,TBK'nın 46.maddesinde ''Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.'' denildiğini, ticari ilişkinin hukuki olarak dayanaktan yoksun olduğunu, yetkisiz kişilerle kurulan ilişki ve ardından bu ilişki sonucu temin edilen malın hiç sorgulanmadan davalıyla hiç ilgili olmayan hurdacının bulunduğu bir adrese tesliminin ticari ilişkinin aslında hiç doğmadığının çok açık kanıtı olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak, davalının siparişten sorumlu personelini bilmediğini ve buna ek olarak davalının fabrika adresinin neresi olduğunu bilmediğini iddia edemeyeceğini, takibe konu faturalardaki malların davalıya teslim edilmediğini, davalı depolarında faturalara dayanak mallar rastlanmadığını, ...'ın davalı çalışanı olmadığını, kilometrelerce uzakta Maltepe adresinde bulunan bir hurdacının çalışanı olduğunu, sevk irsaliyelerinin büyük kısmında işbu şahsin imzası olduğunu, şirket çalışanı olmayan ... çalışanı olduğunun hurdacının adresine teslimat yapıldığının davacı tarafça da kabul edildiğini, gerekçeli kararda bu konuya ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmamakla birlikte, malların hurdacıya teslim edilmesi kapsamında davacının basiretli bir tacir olarak bu konudaki davranışının değerlendirmeye dahi alınmadığını, davacının malları hurdacıya teslim etmesinin davacı tanıklarınca dahi kabul edilmesinin duruma ilişkin hiçbir değerledirmeye gerekçeli kararda yer verilmediğini, yetkisiz kişilerle kurulan ilişki ve ardından bu ilişki sonucu temin edilen malın hiç sorgulanmadan davalıyla hiç ilgili olmayan hurdacının bulunduğu bir adrese teslimi edildiği iddiası, ticari ilişkinin aslında hiç doğmadığının çok açık kanıtı olduğunu, 09.10.2020 tarihli bilirkişi raporu ile yapılan tespitlerin olayın bütünlüğüne yönelik olmadığını, ceza mahkemesinin önünde dolandırıcılık ve güvenin kötüye kullanılması başlığında ceza ile sonuçlandığını, henüz kesinleşmiş olmamakla beraber malların davalı tarafından teslim alınmadığını açıkça ortaya konduğunu, davalının açık bir fabrika adresi var iken, neden malların hurdacıya teslim edildiği konusuna bilirkişi raporunda hiç değinilmediğini, bahsi geçen kablolar asansör üretiminde nerdeyse hiç kullanımayan kablolar olduğunu, bu kadar büyük miktarlarda alınmasının basiretli bir tacir olması gereken davacıyı neden hiç şüpheye düşürmediğini, faturalar ile irsaliyelerde yazılı olan 4x4 ve 4X6 NYM kabloların asansör imalatında kullanılan bir kablo olmadığını, benzer kablo olarak 4x5 Kablo hazır tesisat içerisinde, blendajlı tip kablo ise motor ile kumanda panosu irtibatlanmasında yaklaşık 7 metre olarak kullanıldığını, bu tip kalın kesitli kabloların eski tip asansörlerin revizyonunda kullanılabileceğini, en uzun kullanım alanı 10 metre civarı olduğunu, bahsi geçen ... Kablo'ya sipariş verilen kablo miktarı 192.000(Yüz Doksan İki Bin) metreden fazla olduğunu, kaba hesap ve %20 yanılma payı ile 16.000 asansöre yakın geldiğini,firmalarının montaj adetleri ve revizyon miktarları göz önünde bulundurulduğunda bu miktarda kabloların tüketilmesinin olanaksız olup, hayatın olağan akışıyla çeliştiğini, davacının yaptığı işin ehli olduğu düşünüldüğünde bunu bilmeyecek durumda olması ve hiç şüphelenmemiş olmasının kesinlikle kabul edilemeyeceğini, mahkemece dosya üzerinde bahsi geçen kabloların davalı depolarında bulunup bulunmadığına ilişkin hiçbir inceleme yaptırılmadığını, eksik inceleme ile karar verdiğini, ilk başta, dikkate çekmemek için ufak meblağlarla başladığını, son zamanlardaki giriş miktarının artırılması, fatura meblağlarının çok yüksek olması neticesinde bu durumun şirket yetkililerinin dikkatini çektiğini, fakat ürün hiç müvekkili şirket deposuna girmemiş ve irsaliyeler yetkisiz, hata müvekkil şirket çalışanı olmayan şahıslarca imzalanmış olduğunu, davalının satın alma sorumlusunun da işbu dolandırıcılık olayını görmezden gelmesi neticesinde olayın bu aşamalara kadar gelmiş ve davalının kuruluş aşamasında çok büyük bir maddi darbe aldığını, satın alma sorumlusunun da bu olayın parçası olduğu tespiti ile işine son verildiğini, davalının, satın alma departmanın da içinde olduğu şekilde sistemli olarak dolandırıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davalı ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya satılan ve takip konusu faturalarda belirtilen malların davalı çalışanına teslim edildiğini, ancak takip konusu faturaların bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş; davalı vekili ise, malların teslim edilmediğini, ticari ilişki bulunmadığını, ...'ın mal teslim alma yetkisinin bulunmadığını savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 139.464,20 TL alacak yönünden tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 02/10/2017 tarihli, 86.889,30 TL tutarlı fatura ile 21/10/2017 tarihli, 52.574,90 TL tutarlı faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 01.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 05.02.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davalı çalışanı ...'ın davalı şirket adına hareket ettiği, mal tesliminin bu kişiye yapıldığı, bu durumun dış ilişkide davalı şirketin sorumluluğunu doğuracağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura tek başına alacağın varlığının kanıtı olamaz.Faturada yazılı malların teslim edildiğini ispat yükü, satıcı olan davacı taraftadır. Fatura konusu mal bedellerinden davalıyı sorumlu tutmak için faturaların tebliği ve malların tesliminin kanıtlanması gerekir.Mali müşavir bilirkişi tarafından 09/10/2020 tarihinde düzenlenen raporda; davacı ve davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin 2017 yılı ticari defter ve dayanaklarına göre kaydi olarak davalı şirketten takip tarihi itibariyle 107.490,05-TL alacaklı göründüğü, davalı şirketin 2017 yılı ticari defter ve dayanaklarına göre kaydi olarak davacı şirketten takip tarihi itibariyle 31.974,15-TL alacaklı göründüğü, davalı şirketin 02/10/2017 tarih ... seri nolu KDV dahil 86.889,30-TL bedelli ve 23/10/2017 tarih ... seri nolu 52.574,90-TL bedelli iki adet faturayı BA beyan formu ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na beyan etmediği, faturaları kabul etmediği, ticari defterlerine işlemediği, söz konusu faturalara ait sevk irsaliyelerinin teslim alan bölümünde imzası bulunan ...’ın davalı şirkette 06/11/2014-03/11/2017 tarihleri arasında Depo sorumlusu olarak çalıştığını, ... tarafından sipariş oluşturulduğu, ...’ın davalı şirket çalışanı olmadığı, belirtilmiştir.Somut olayda, tarafların ticari defterlerinin bilirkişi aracılığı ile incelendiği ve davalının davalıdan 2017 ve 2016 yıllarında mal alımı yaptığı, karşılığında çek ile ödemeler yaptığı anlaşılmış olduğundan, davalı vekilinin ticari ilişki bulunmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık takip ve dava konusu fatura içeriği emtianın davalıya usulüne uygun şekilde teslim edilip edilmediğine ilişkindir. Dava konusu fatura konusu mallara ilişkin sevk irsaliyesinde imzası bulunan ...'ın davalı şirketin ..'lı çalışanı olduğu anlaşılmaktadır.Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunulan ve davalı çalışanı olduğu anlaşılan ...'in davalı şirketin talebi ile davalı şirkete hitaben yazdığı beyanında, davacı ...şirketinden alınan kabloların siparişlerini ...'ın verdiğini, irsaliyelerde ...'ın imzası bulunduğunu beyan ettiği görülmektedir. UYAP sistemi üzerinden inceleme talep edilmesi üzerine incelemeye açılan İstanbul 30.Asliye Ceza Mahkemesini 2022/994 Esas, 2024/187 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı şirket tarafından, 10.11.2017 tarihinde çalışanları, ..., ...ileçalışanı ...ın teslim aldığı kabloları sattığı kişi olduğunu iddia ettiği ..., ... hakkında dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarını işledikleri iddiası ile şikayetçi olmuş, şikayet dilekçesinde,...'ın depo personeli sevkıyat personeli olarak çalıştığını, ... şirketinden hiçbir yetkisi olmadan kablo siparişi verdiğini ve bunları diğer sanıklarla birlikte satarak dolandırıcılık suçunu işlediği belirtilmiştir. Anılan şikayet üzerine İstanbul Anadolu CBS'nın 2018/10960 soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma sonucunda dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İstanbul 30.Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ve 2022/994 Esas, 2024/187 Karar sayılı kararı ile ... hakkında beraat kararı verildiği, onun dışındaki sanıkların güveni kötüye kullanma suçunu işledikleri sabit görülerek mahkumiyet hükmü kurulduğu, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 21. Ceza Dairesinin 04.09.2024 tarihli ve ..., ... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kesin olmak üzere reddine karar verildiği görülmektedir.Ceza dava dosyasında davalı şirkette satın alma müdürü olan ve sanık olarak yer alan...'in savunmasında, ...'ın daha önceden satın almada da çalıştığını, bu nedenle depo sorumlusu olarak çalıştığı dönemde de şirket bilgisi dahilinde sipariş verdiğini belirtmiştir.Davacı, 02.10.2017 ve 23.10.2017 tarihli iki adet fatura nedeniyle alacaklı olduğunu, siparişlerin davalı çalışanı ... tarafından verildiğini ileri sürmektedir. Davalı ise, ...'ın sipariş verme yetkisi olmadığını, ayrıca malların teslim alıp kendi yararına sattığını ve malı teslim almadığını savunmaktadır. Takip ve dava konusu faturalarda yer alan malların aynı tarihli sevk irsaliyeleri ile davalının ... kayıtlarına göre sigortalı çalışanı olduğu anlaşılan ...'a teslim edildiği açıktır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde adı geçen şahsın davalıda sevkıyat personeli olarak çalıştığı belirtilmiştir.Teslim alan kişinin, davalıya iş akdiyle bağlı olarak çalışması, davalı çalışanı ...'in yazılı beyanı, davalı sigortalı çalışanı ...'ın fatura konusu malları teslim aldığının tespit edilmesi karşısında, dava konusu faturalarda yer alan malların siparişinde ve teslim alınmasında da yetkili olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle davalının, çalışanın yetkisiz olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir.Davalı çalışanı ...'ın fatura konusu malları teslim almakla birlikte davalı deposuna koymak yerine kendi adına satarak menfaat elde ettiği hususu davalı ile ... arasında olup davacıya karşı ileri sürülemeyecektir. Kaldı ki, adı geçen şahsın davacı yetkilileri ile iş ve işbirliği içinde bu yönde bir eylemi bulunduğu da ileri sürülmemiş, bu yönde bir delile rastlanmamıştır.Sevk irsaliyelerinden birinde ... yanında ... isimli kişinin de bulunması ve bu kişinin davalı çalışanı olmaması davalının çalışanı ...'a malın teslim edildiği gerçeğini değiştirmeyecektir. Yine sevk irsaliyelerinde belirtilen adresin davalı şirketin sicil adresi olduğu anlaşılmaktadır.Davalı vekili, davalının çalışan ... tarafından dolandırıldığını, esasında faturalar konu malların davalının kullanmayacağı türden kablolar olduğunu ve davacının basiretli tacir olarak bu durumu fark etmesi gerektiğini, ayrıca malların da davalı deposunda olmadığını ileri sürmüş ise de, davacı, öncesinde aralarında ticari ilişki bulunan ve daha önce de davalı adına sipariş verip teslim aldığı anlaşılan davalı çalışanından gelen sipariş talebi üzerine davalıya mal sevkıyatında bulunması ve davalı çalışanına mal teslim etmesi aradaki ticari ilişki gereği ve hayatın olağan akışına uygun olduğundan bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bu durumda, davacı satıcının teslim borcunu yerine getirmesi nedeniyle, davalı alıcının satım bedelini ödediğini kanıtlaması gerekir. Ancak davalı yanca borcun ödendiğinin kanıtlanmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup aksi yöndeki davalı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 5.513,35‬ TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.13.02.2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim