mahkeme 2021/1315 E. 2024/1492 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1315
2024/1492
24 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1315
KARAR NO: 2024/1492
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/11/2020
NUMARASI: 2019/692 E. - 2020/757 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın davalılardan ... Ltd. Şirketi yönünden kabulüne, davalı ... Bankası AŞ yönünden reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı ile satın alacakları malların tümü için avans çeki verdiklerini, tüm taleplerine rağmen taahhütleri olan malları teslim etmeyerek edimlerini ifa etmediklerini, hükümsüz ve sebepsiz kalan çekleri de iade etmediklerini, davalının taahhüdünü ihlal ettiğini, sözleşmeye uymadığını, hiçbir mal alındığına dair ortada hiçbir geçerli evrak bulunmadığını, davalı çekleri haksız ve yersiz olarak iadeden imtina ettiğini, davalılara çekler karşılığında hiçbir borçlarının bulunmadığını belirterek, çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine tespiti ve çeklerin hükümsüzlüklerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...San. Ltd Şirketi vekili, savunmasında özetle; davayı kabul ettiklerini, davacının taraflarına herhangi bir borcunun olmadığını, kabul beyanlarına göre karar verilmesini, ayrıca tarafların birbirinden vekalet ücreti talebi olmadığından avukatlık ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Bankası AŞ vekili, savunmasında özetle; müvekkili bankanın çeklerin yetkili ve iyiniyetli hamili olduğunu, dava konusu çeklerin müvekkili banka tarafından kredi borçlusu olan diğer davalıdan ciro yoluyla iktisap edildiğini, davacı ile müvekkili banka arasında herhangi bir akdî ilişkinin söz konusu olmadığını, müvekkili bankanın davaya konu çeklerin yetkili ve iyi niyetli hamili olduğunu, çeklerin süresi içerisinde bankaya ibraz edildiğini ancak ödeme yasağının bulunması nedeniyle bedellerinin tahsil edilemediğini, kambiyo ilişkisindeki mücerretlik ilkesi uyarınca davacı taraf ile diğer davalı lehtar firma arasındaki ihtilafların müvekkili bankaya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmayacağını savunarak, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen 10/08/2018 tarihli "Protokol" başlıklı belge ve davalı şirket vekilinin 30/05/2019 tarihli cevap dilekçesi bir arada değerlendirildiğinde davacının davalı ... Malzemeleri şirketine karşı açmış olduğu davaya yönelik davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ancak diğer davalı ...Bankasının 03/07/2019 tarihli cevap dilekçesinden davaya konu çeklerin davalı bankaya ciro yoluyla geçtiğinin kabul edildiği, davacı tarafından aksinin ileri sürülmediği anlaşılmıştır. Benzer konuya ilişkin Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/10394 esas ve 2015/8019 karar sayılı ilamında; "Uyuşmazlık dava konusu çekin rehin cirosu ile temlik edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 689. (6762 sayılı TTK md. 601) maddesine göre cironun rehin cirosu olabilmesi için senet üzerinde “bedeli teminattır” "bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer bir kaydı taşıması gerekmektedir. Dava konusu çek üzerinde böyle bir kayıt bulunmadığına göre davalıya yapılan cironun temlik cirosu olduğunun kabulü gerekir. Nitekim davalının 07.02.2014 tarihli cevap yazısında da dava konusu çekin teminat olarak değil, kredi borcundan mahsup edilmek maksadı ile temlik alındığı açıkça belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, dava konusu çekteki cironun temlik cirosu olduğu kabul edilerek 6102 sayılı TTK'nun 687 (6762 sayılı TTK md. 599) maddesi uyarınca keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerin ciro yolu ile hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülebilmesinin çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olma şartına bağlı olduğu gözetilerek deliller bu çerçevede değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklindeki açıklamalarının ışığı altında davacının davaya konu çeklerin davalı bankaya rehin cirosu ile temlik edildiğine yönelik bir iddiasının bulunmadığı gibi söz konusu çeklerin rehin cirosu ile temlik edildiğine yönelik dosyaya kazandırılmış her hangi bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda mahkememizce, dava konusu çekteki cironun temlik cirosu olduğu kabul edilerek 6102 sayılı TTK'nun 687 (6762 sayılı TTK md. 599) maddesi uyarınca keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerin ciro yolu ile hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülebilmesinin çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olma şartına bağlı olduğu gözetilerek deliller bu çerçevede değerlendirilmiş olup davacının bu yönde her hangi bir iddiası olmadığı gibi buna yönelik her hangi bir delilde dosyaya kazandırılmamıştır. Bu cümleden olmak üzere davalı bankanın çeklerin iktisabında bile bile borçlu davacının zararına hareket etmiş olma durumunun davacı tarafça iddia ve ispat edilmemesi karşısında 6102 sayılı TTK'nun 687 (6762 sayılı TTK md. 599) maddesi uyarınca keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerin ciro yolu ile hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği değerlendirmeleri ile davacının davalı bankaya karşı davasının reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, "1-Davacının davalı ... Bankası A.Ş'ye karşı açmış olduğu davasının REDDİNE, 2-a)Davacının davalı ... SAN. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye karşı açmış olduğu davanın KABULÜ ile davacı ...'in davalı... SAN. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye " ..., ... çek seri nolu, 10/03/2019 tarihli, 100.000,00 TL bedelli" çekten dolayı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, b)Davacının davalı ... SAN. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye karşı açmış olduğu davanın KABULÜ ile davacı ...'in davalı ... SAN. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye "Keşideci ..., ... çek seri nolu, 10/04/2019 tarihli, 100.000,00 TL bedelli" çekten dolayı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 3-Keşideci ..., ... çek seri nolu, 10/04/2019 tarihli, 100.000,00 TL bedelli çekin iptal talebinin Reddine, 4-Keşideci ..., ... çek seri nolu, 10/04/2019 tarihli, 100.000,00 TL bedelli çekin iptal talebinin Reddine," , karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı şirkete iki adet çek verildiğini, çeklerin karşılığı işin davalı şirket tarafından yerine getirilmediğini, kötü niyetli olarak çekleri ciro ederek davalı bankaya kullandığı krediye karşı teminat olarak verdiğini, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir borcunun olmadığını, davalı bankanın cevap dilekçesinde dava konusu çeklerin bankaya ciro yoluyla geçtiğini, diğer davalının kredinin teminatı olarak vermiş olduğunu beyan ettiğini, davalı şirketin borç batağında olduğunu, piyasa şartlarına göre kredi kullandırmamasını bildiği hâlde davalı bankanın kötü niyetli olarak hareket ettiğini, dava konusu çekleri teminat almak suretiyle davalı bankaya kredi kullandırdığını, müvekkili ile davalı şirket arasında herhangi bir fatura, mal teslim fişi gibi hiçbir yasal ve resmi belgenin olmadığını, çeklerin taraflar arasında düzenlenen protokol gereğince avans çeki olarak teslim edildiğini, kötü niyetli şekilde davalı banka ile olan beşeri ve sosyal ilişkileri neticesinde şirket bilanço ve vergi kayıtları alınmaksızın krediye konu edildiğini, davalı banka şubesinin yetkililerinin bu yönler düşünüldüğünde görevini kötü kullandığını ve ihmal ettiğini, davalı şirketin davaya karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde davayı kabul etmesi ve bu durumun mahkeme tarafından tespit edilerek davalı şirkete karşı borçlu bulunmadıkları yönündeki kararın haklı davaların kesin karinesini oluşturduğunu, davalı şirkete ve diğer davalı bankaya karşı açmış oldukları davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken sadece davalı ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalı banka yönünden ise davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve her iki davalı aleyhindeki davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın72/2. maddesi gereğince, ticari satımın avansı olarak verilen çekler karşılığı mal verilmediği ve çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasıyla menfi tespit talebine ve çeklerin hükümsüz olduğunun tespiti talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın davalılardan ... Ltd Şirketi yönünden kabulüne, davalı ... Bankası AŞ yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ile davalılardan ...Ltd. Şirketi arasında, dava konusu iki adet çekin davacı tarafça davalılardan ... Ltd Şirketi'ne avans çeki olarak verildiği, söz konusu çeklerin davalı şirket tarafından davalı bankaya kredi kullanımı karşılığında ciro edildiği konularında, bu iki taraf arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, bedelsizlik definin davalı bankaya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğine ve davalı banka aleyhindeki davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı tarafça ... bank ... Caddesi Şubesindeki çek hesabından 10.03.2019 tarihinde ve 10.04.2019 tarihinde her biri 100.000,00 TL olmak üzere iki adet çekin davalılardan ... Ltd Şirket adına emrine olarak düzenlendiği, davalı şirket tarafından çekin ciro edildiği ve çekin davalı bankaya geçmiş olduğu, banka tarafından çeklerin 10.04.2019 tarihinde ... Bankası Tavukçuyolu Şubesine takasa sunulduğu, çek hesabının davacıya ait olduğu, mahkeme yazısına istinaden çek bedellerinin ödenmediği anlaşılmaktadır. 10.08.2018 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenen "Protokoldür" başlıklı sözleşmenin davalı ...Şirketi ile davacı ... Dekorasyon ve Uygulama arasında gerçekleştirildiği, söz konusu protokolde davalı şirketin satıcı olarak yer aldığı, protokolün alım satım protokolü olduğu, toplamda 692.450,00 TL tutarındaki emtiaların en geç 15.05.2018 tarihinde tam noksansız olarak teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, fiyat teklif formunda belirtilen emtialara karşılık olarak 57.450,00 TL nakit olarak alındığı ayrıca ilaveten davacının çek hesabından keşideli yedi adet çekin avans çeki olarak davalı satıcı şirket lehine teslim edildiği, alıcı ile düzenlenen 15.01.2018 tarihli alım satım protokolü sonrasında şirketin girdiği ekonomik sıkıntılar nedeniyle protokole ekli fiyat teklif formunda belirtilen emtiaların alıcıya tesliminin mümkün olmadığı, bu nedenle protokolde kararlaştırılan malların tesliminin yapılmadığı, dolayısıyla alıcı ...'in taraflarına bir borcunun bulunmadığı, alıcıdan avans olarak alınan keşidenin yedi adet çekin bedelsiz hâle geldiğinin belirtildiği, davalı tarafça çeklerin iade edilmemesi üzerine iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların dosyaya delillerini ibraz ve celbi ile birlikte dosya üzerinde inceleme sonucu yukarıdaki gerekçelere istinaden karar verilmiştir. Dava, İİK'nın 72/2 maddesi gereğince icra takibinden önce açılan menfi tespit istemi ile çeklerin hükümsüzlüğünün tespiti ve iptali istemine ilişkindir. Davacının dava konusu çeklerden dolayı adına çek keşide edilen davalı şirkete karşı herhangi bir borcunun bulunmadığı, çeklerin avans olarak verilmiş olduğu hususu, bu iki tarafın kendi aralarında ihtilaafsızdır. TTK'nın 788/1. maddesinde; devredilebilirlik başlığı ile, açıkça "emre yazılı" kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile devredilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı tarafça düzenlenen dava konusu çeklerin her ikisi de emre yazılı şekilde düzenlenmiştir. Yasal düzenleme kapsamında söz konusu çeklerin ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile devredilmesi mümkündür. TTK'nın 790. maddesinde ise hak sahipliğinin ispat görevi başlığı ile cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı, çizilmiş ciroların yazılmamış hükmünde olduğu, bir beyaz ciroyu diğer bir cironun izlemesi durumunda bu son ciroyu imzalayan kişinin çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılacağı belirtilmiştir. TTK'nın 818. maddesinde, poliçeye ait hangi hükümlerin çek hakkında da uygulanacağına dair düzenlemeye yer verilmiştir. TTK'nın 818/1-e bendinde; poliçeye ait defilere ilişkin 687.maddeyede yer verilmiştir. 687. maddede, defiler başlığı ile poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişinin düzenleyen veya önceki hamillerden biri ile kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremeyeceği, hamilin poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olmasının ayrık olarak belirtildiği, ayrıca alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. TTK'nın 688. maddesinde tahsil cirosu düzenlenmiş, maddenin 1.fıkrasında, cironun "bedeli tahsil içindir", "vekaleten" veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerh ya da vekil etmeyi ifade eden bir kayıt içerirse hamilin poliçeden doğan bütün hakları kullanabileceği fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebileceği, poliçeden sorumlu olanların bu hâlde ancak cirantaya karşı ileri sürülebilecekleri defileri hamile karşı dermeyan edebilecekleri ifadelerine yer verilmiştir.Somut davada, dava konusu çeklerin teminat olarak değil kredi borcunun ödenmesi amacıyla temlik cirosuyla devredildiği açıkça belirtilmiştir. Çek üzerindeki ciroda, tahsil cirosu olduğuna dair bir kayıt da yar almamaktadır. Davalı bankanın, çeklerin bedelsiz olduğunu bilerek ve borçluya zarar vermek amacıyla çekleri kabul ettiğine dair bir olgu ve kanıt da sunulmamış olup davalı bankanın iyi niyetli çek hamili olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, TTK'nın yukarıda yer verilen 687. maddesi gereğince davacı keşideci tarafından, çekin düzenlendiği diğer davalı şirkete karşı aralarında bulunan ticari ilişkilere dayanan defileri (nispi defileri) davalı iyi niyetli hamil bankaya karşı ileri süremeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle mahkemece, davalı banka yönünden davanın reddi kararında bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı ekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.