Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1223

Karar No

2025/212

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1223
KARAR NO: 2025/212
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 25/11/2020
NUMARASI: 2020/274 Esas-2020/626 Karar
DAVA: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin Almanya'da ... şirketini iki ortak ile kurduğunu ve şirketine yatırımcı arayışına girildiğini, davalı şirkete yatırım yapmak isteyenlere şirketin amacının ve hedefinin yenilenebilir enerjiye ve solar enerjiye yatırım yapmak olduğunu belirttiğini, müvekkilinin de şirkete yatırım yaptığını, borçlunun yatırımcıların sermayelerini başka amaçlar için kullandığını, bundan dolayı da Hamburg Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.04.2013 tarihli ve ...sayılı kararı ile borçlu ... aleyhine dolandırıcılık suçundan 5 yıllık mahkumiyet kararı verildiğini, davalının Almanya Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.07.2008 tarihli kararı ile 15.07.2008 tarihinde tüketici iflası açıldığını, şirkete para yatıran ve dolandırılan alacaklıların alacaklarını iflas masasına yazdırdığını, müvekkilinin de 01/09/2008 tarihinde alacağını iflas masasına yazdırdığını, davaya konu alacağın Almanya'da tahsil edilemediğinden bu kez de davalı borçlu hakkında Türkiye'de icra takibi başlatıldığını ve davalının haksız itirazı sebebiyle takibin durdurduğunu beyanla davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin dava değeri oranında devamına, alacağın takip talebi çerçevesinde öngörülen oranlarda asıl alacağa işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davaya konu Ticari ilişkide de taraf olmayan davalıya karşı husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, mahkemenin işbu davayı görmeye yetkili ve görevli olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davanın derdestlik nedeni ile reddedilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davalı hakkında verilen yabancı mahkeme tarafından verilen iflas kararının tenfizinin gerekmediği düşünülse bile Hukuk sistemimiz açısından değerlendirme yapılması zarureti doğacaktır. İİK 255.maddesinde "İflas kapandıktan sonra tasfiyeden hariç kalmış bir mal bulunduğu haber alınırsa iflas dairesi o mala vaziyed edip sattıktan sonra başka bir merasime hacet kalmaksızın bedelini eksik alan alacaklılara sıralarına göre dağıtılır." hükmü yer almaktadır. İflas hukukunda temel prensibi sadece bir alacaklının yada bir alacaklı grubunun tatmin edilmesi olmayıp, aksine alacağı için başvurmuş bulunan bütün alacaklıların eşit oranda tasfiyede tatmin edilmesidir. Bu halde yapılması gereken iflas masasına kaydedilmeyen bir mal veya alacak mevcut ise masaya kaydının yapılması için müracat edilmesi, malın iflas idaresi tarafından satılması neticesinde alacaklılara sıralarına göre tasfiyeden pay verilmesi olması gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, masaya girmeyen malın satışı neticesinde, durumdan haberi bulunmayan diğer alacaklıların haklarına halel geleceği kaçınılmazdır. Somut durumda, davacı, davalı tarafın iflas masasına bildirmediği Türkiye' de yer alan bir taşınmazının bulunduğundan hareketle, sıra cetvelinde kayıtlı alacağının tahsili için takip başlatmış, Davalı tarafın itirazı üzerine ise itirazın iptali için dava açmıştır. İtirazın iptali davası; hem tespit hemde eda hükümleri içerir nitelikte bir dava türüdür. Bu anlamda, davacının alacağı yabancı mahkemenin verdiği iflas ve sıra cetveli kararı ile tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacının alacağının tahsili ise iflas masası tarafından yapılacak işlemler sonucunda gerçekleştirilecektir. Bu halde, Mahkememizce, tespit yönünden karar verilmesine gerek bulunmadığı gibi eda hükmünün yani yapılacak yargılama sonucundan bir miktar paranın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin tahsile yönelik hüküm kurulması ise olanaklı bulunmamaktadır. Tüm sayılan nedenler çerçevesinde, davacı tarafın HMK 114/1-h anlamında dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı...." gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h, 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinafa konu ettikleri İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/274E. ve 2020/626 K.sayılı kararının tek hakim tarafından verildiğini, öncelikle usulen dosyanın heyete tevdi edilmesi gerekirken tek hakimli mahkeme sıfatı ile karar verilmiş olmasının usule aykırı olduğunu, Mahkemece sundukları maddi olaylar, delilleri (özellikle de kesinleşmiş iflas tablosu) ve hukuki olgular irdelenmeksizin, emsal bilirkişi raporu ve hukuki mütalaaya değinilmeksizin, MÖHUK-TTK konusunda uzman akademisyen bilirkişi tarafından Alman Hukuku ve TTK 553.md. kapsamında değerlendirme yapılmaksızın, müvekkilinin hak arama hürriyetini kısıtlama sonucunu doğuracak ve adalet duygusunu zedeleyecek şekilde karar verildiğini, Müvekkilin iş bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu çok açık olduğunu, mahkeme ihtilafın çözümünde hukuki sebebini yanlış belirlediğini, Delilleri olan hukuki mütalaanın mahkemece dikkate alınmadığını, hamburg sulh hukuk mahkemesi (iflas mahkemesi) tarafından düzenlenen 67a ın 237/08 esas no.lu iflas tablosunun uluslararası geçerli resmi bir belge olduğunu, somut olayda davalı kişisel mal varlığı ile sorumlu olduğunu, İstanbul Bam 12.hd Nin 2019/481-359 No.lu kararının, dava konusu hukuki sebep ile ilgili iddialarını desteklediğini, seri dosyalardan birisinde alınan emsal bilirkişi raporunun mahkemece dikkate alınmadığını, Müvekkilinin Türk Mahkemeleri tarafından himaye edilmeye muhtaç olduğunu, davalının dava konusu alacağın doğumu ile ilgili olarak kusursuz olduğunu ispata yönelik esasa dair hiçbir geçerli delil gösteremediğini, davalının savunmasını sadece usuli itirazlarına dayandırdığını, mahkemenin gerekçesi türk mahkemelerinin yetkisi ve hukuki yarar arasında, net olmayan birbirine geçen ifadeler içerdiğini, BAM 13.HD'nin 2018/1641-1343 E.K.nolu 27.12.2018 tarihli kararında da açıkça belirtildiği üzere davalının yetki itirazının üst mahkeme denetiminden geçerek reddedildiğini, Haksız fiilin etkilerini doğurduğu yer bakımından, ayrıca ceza mahkemesi kararına da atıf yaptıklarını, davalının, ortağı olduğu şirkete, yatırım amacıyla müvekkili ve (açılmış olan seri davalardan anlaşılacağı üzere) daha birçok kişiden para topladığını ancak şirkete ait olan bu paraların davalı tarafından amacı dışında ve şahsi işleri için kullanılarak müvekkili gibi birçok kişinin dolandırıldığını, bunun neticesinde bahsi geçen ceza kararı ile davalının, dolandırıcılık suçundan 5 yıl mahkumiyet kararı aldığını, söz konusu karar davalının dolandırıcılık suçunu işlediğini, şirkete yatırılan paraların amaç dışı kullanıldığını (davalının bu para ile Türkiyede taşınmaz edindiğini) ispatladığını, (Hamburg Asliye Ceza Mahkemesi 620 KLs 1/11 esas sayılı kararı ve tercümesi dava dilekçemizin ekinde sunulmuştur.) borçlunun muamele merkezi dışında bulunan mal ve hakları yabancı ülkedeki iflas masasına konu olmaktan çıktığını, dolayısıyla haksız fiilin etkilerinin, artık davalının mutad meskeninin ve sebepsiz zenginleşme sonucu elde edilen malvarlığının bulunduğu yer olan Türkiye’de görüldüğünün açık olduğunu, Seri dosyaların hepsinde tahkikat aşamasına geçildiğini, mahkemenin üstelik de gerek milletlerarası yetki gerekse bununla bağlantılı olarak hukuki sebepler bakımından BAM denetiminden defalarca geçmiş olan bir konuda gerek esas gerekse usul bakımından anılan şekli gerekçe ile karar vermesi adalet duygusunu ciddi anlamda zedelediğini, Yerleşik AYM kararları uyarınca, mahkemelerin usul kurallarını uygularken adil yargılanma hakkını ortadan kaldıracak ölçüde şekilcilikten kaçınması gerektiğini, BAM dairelerinin seri dosyalarında önceden verdiği kararlar uyarınca da, müvekkilinin iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun açık olduğunu, dava şartları yerine getirilmiş olduğundan, davanın esasına girilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, haksız fiil ve şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden redine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 18.06.2014 tarih, 6545 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile değişik 5. maddesinde ''Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri beş yüz bin Türk Lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın; İflas, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara, şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır.'' hükmü yer almaktadır. Eldeki davanın, 18.04.2018 tarihinde yöneticinin sorumluluğuna dayalı iddiaları da içerdiği anlaşılmakla, davanın mahkeme heyetince görülmesi gerekirken, tek hâkim tarafından yürütülen yargılama sonucu verilen karar, usule aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince mahkemeye ilişkin dava şartlarına aykırı karar verildiği anlaşılmakla, HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın heyet hâlinde yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın, mahkeme heyetince yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 13.02.2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim