mahkeme 2020/2063 E. 2023/2135 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/2063
2023/2135
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2063
KARAR NO: 2023/2135
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07.10.2020
NUMARASI: 2018/83 E. - 2020/502 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Hisse Devrinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mak. San. Ve Tic. AŞ'de bulunan 658 nama yazılı hissesini 2014 yılında davalıya 2.000.000,00 TL bedelle devrettiğini, ancak davalının devir bedelini ödemediğini, davalının şimdilik 555.000,00 TL'lik alacağı ödemediğini, davalının hisse devir bedeline karşılık 08/02/2017 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli 2 adet çek verdiğini, çeklerin karşılıksız çıktığını, çeklere dayalı olarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/219 Esas sayılı dosyası ile de davalının menfi tespit davası açtığını, bu davada da hisse devir bedelinin 20.000.000 TL olduğunu kabul ettiğini, davalının hisse devir bedelini ödememesinin müvekkilini zor durumda bıraktığını, müvekkilinin şimdilik 555.000,00 TL alacağı bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 555.000,00 TL'nin devir tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacının dava dışı ... AŞ'deki %47 hissesini 2.000.000 TL karşılığı satın aldığı hususunun doğru olduğunu, bu konuda protokol imzalandığını, ancak müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, sundukları ödeme belgeleri ile bu bedelin ödendiğini, devrin 2014 yılının 7.ayında yapıldığını, hisse karşılığı 2.000.000 TL'nıa ilişkin ödeme planı çerçevesinde bugüne kadar 1.600.000 TL ödendiğini, kalan 400.000 TL için ise 28/02/2017 ödeme tarihli 2 adet çek keşide edildiğini, bu şekilde ödeme planı çerçevesi içinde ödemelerin yapıldığını, ancak davacının maddi durumunun iyi olmaması, şirketin tek taraflı olarak kendisi tarafından finanse ediliyor olması, hisse bedeli olarak ödenen 1.600.000,00 TL'nin şirket borçlarını karşılamada yeterli olmaması ve kendisinden gizlenmiş olması, karşılanması mümkün olmayan borçların açığa çıkması karşısında ortaklığın sonlandırılmasına karar verildiğini ve müvekkilinin davacıdan aldığı hisselerin davacıya geri satışının gerçekleştirildiğini, davacının 31/10/2015 tarihli geri satış işlemine ilişkin borçlarını ödemediği gibi toplam 400.000,00 TL olan çekleri de tahsil etmeye uğraştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ... Dosyaya sunulan belgelerden davacının dava dışı ...A.Ş.'deki hisselerini 24/07/2014 tarihli şirket hisse devir sözleşmesi uyarınca davalıya devretmeyi kabul ettiği, sözleşmenin 2.maddesinde devir bedelinin 2.000.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, aynı maddede ödeme şeklinin de nakit ve şahsi çek yahut şahsi cirolu çekler ile yapılacağının kabul edildiği görülmüştür. Taraflarca sunulan belgelerin incelenmesi ve taraf vekillerinin dosyaya sundukları dilekçeler kapsamında, mahkememizce 06/02/2019 günlü duruşmada tarafların hisse devri için 2.000.000,00 TL bedel üzerinden anlaştıkları, bu hususun uyuşmazlık konusu olmadığı, davalı tarafın bu bedelin 1.600.000,00 TL'sini ödediğini, kalan 400.000,00 TL için de 28/02/2017 tarihli 2 adet çek verdiğini savunduğu, davacının 28/02/2017 tarihli her biri 200.000,00 TL bedelli 2 adet çek için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında icra takibi başlattığı, davalının icra takibine karşı İstanbul Anadolu 7. ATM 2017/219 esas sayılı dosyada menfi tespit davası açtığı, bu davaya konu çeklerin hisse devir bedeline karşılık verilen çekler olmakla birlikte, davacı vekilince mahkememizde 555.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılan davada dava değerine bu çeklerin dahil edilmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili duruşmada bu davaya konu ettikleri 555.000,00 TL tutar içinde İstanbul Anadolu 7. ATM 2017/219 esas sayılı dosyaya konu 400.000,00 TL'lik çek alacağının olmadığını, protokolde geçen 155.000,00 TL nakit ödemenin yapılmadığını, dava konusu miktar içinde 155.000,00 TL nakit alacağın da yer aldığını beyan etmiştir. Davalının 1.600.000,00 TL ödeme yaptığı savunması bakımından sunduğu çek bedelleri toplamının 950.000,00 TL'ye tekabül ettiği anlaşılmakla, davalı vekilinden duruşmada sorulduğunda, bakiye 650.000,00 TL'nin 155.000,00 TL'sinin davacıya ödendiği, kalanın ise çek ve senetle ödendiğini ifade etmiştir. Davalı vekiline aynı duruşmada, gerek nakit ödemeye ilişkin belgesini ve gerekse eksik kalan ödemelere ilişkin belgelerini sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, davalı vekili 20/02/2019 tarihli dilekçe ve eklerini sunmuştur. Davacı vekili tarafından da bu dilekçeye karşı 20/03/2019 tarihli dilekçe sunulduğu ve davalının bir kısım ödeme beyan ve belgelerinin kabul edildiği anlaşılmıştır. Tarafların dilekçelerini sunmaları akabinde yapılan 20/03/2019 günlü duruşmada mahkememizce "Dosyada gelinen aşamada davacı vekilinin dilekçesinin 5.sayfasında davalının cevap dilekçesinde bildirdiği ... A.Ş'ye ait çekler ile 7.sayfada yine cevap dilekçesinde belirtilen ... Bankasına ait çeklerin hisse devir bedeline yönelik olarak verildiğini beyan ettiği, bu çekler toplamının 1.350.000,00 TL olduğu, söz konusu tutardan İstanbul Anadolu 7. ATM 2017/219 esas sayılı dosyaya konu edilen toplam 400.000,00 TL bedelli çekin düşümü ile 950.000,00 TL tutarın davalı tarafça çek ile ödendiğinin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, Geçen duruşma ara karar uyarınca davalı tarafın protokolde kararlaştırılan 155.000,00 TL nakit ödemeye dair varsa belgesini sunmak üzere süre talep ettiği, verilen kesin süre içinde herhangi bir belge sunmadığı, dolayısıyla bu tutarın ödendiği hususunun uyuşmazlık konusu olduğu, çeklerle ödendiği kabul edilen 950.000,00 TL ve İstanbul Anadolu 7. ATM dosyasında davası görülen çekler dışında uyuşmazlığın 155.000,00 TL nakit ödeme ve bakiye 495.000,00 TL tutara ilişkin olduğu anlaşıldı.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde bedelin çekle banka kanalı ile ödendiğini ileri sürdüğü, protokolde de ödemelerin çek ile yapılacağının belirtildiği, geçen duruşmada davalı vekilinin ödemelerin çek ve senetle yapıldığını bildirdiği, davacı tarafın savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediğini beyan ettiği anlaşıldı. Davalı vekilinin sunduğu iki taraf yanı sıra dava dışı ...'ın imzasını taşıyan cevap dilekçesi ek-6'da yer alan 24/10/2015 tarihli belgede davalının ödeme savunmasına dayanak gösterdiği toplam 123.100,00 TL bedelli senetlerin vergilere karşılık olduğunun yazılı olduğu,Aynı belgede 82.000,00 TL toplam tutarlı senedin vadesi gelmeyen çekler için verildiğinin yazılı olduğu, Aynı belgede 161.820,00 TL tutarlı çek ödemesinin piyasa borçlarına karşılık olarak verildiğinin yazılı olduğu, Söz konusu belgede hisse payına karşılık diye geçen 4.maddede yer alan toplam 350.000,00 TL bedelli 7 adet senet ve toplam 150.000,00 TL bedelli 3 adet çekin yer aldığı, bu maddede yer alan ... Ümraniye Şubesine ait keşidecisi davalı olan çekler yönünden davacının başka bir devir alacak borç ilişkisi nedeniyle ...'a verildiğini beyan ettiği, davalı vekilince sunulan listede de bu çeklerin ...'a verilen çekler olarak yer aldığı anlaşıldı. Aynı maddede yer alan 7 adet senetin hepsinin banka kanalı ile ödendiği, 27/08/2016 tarihli olanın dava dışı ...'a ödemesinin yapıldığı, kalanların davacıya ödendiği, bu senetlerden 27/02/2016 ve 27/04/2016 tarihli olanların lehtarının davacı olduğu, 27/08/2016 tarihli senette davacının adının yer almadığı, diğerlerinin lehtarının ise ... olduğu, 27/08/2016 tarihli olan dışında kalan tüm senetlerin ödemesinin davacıya yapıldığı anlaşıldı. " şeklinde yapılan tespitlere davacı vekili aynen katıldığını, davalının 155.000,00 TL tutarlı nakit ödemeye ilişkin belge sunamadığını, bu ödemenin ispatlanamadığını beyan etmiş, davalı vekili de mahkememizce yapılan tespitlerin yerinde ve doğru olduğunu, tutanaklarda adı geçen ...'ın davacının damadı olduğunu, ...'a herhangi bir hisse devri yapılmadığı gibi müvekkili ile arasında önceye dayalı herhangi bir alacak verecek ilişkisi de mevcut olmadığını, tutanakta imzasının bulunma nedeninin ... firmasını fiilen yöneten kişi olmasından kaynaklandığını, eşi ve aynı zamanda davacının kızı olan ...'ın da aynı vekalete sahip olduğunu, senetlerin de tüm işlemlerin ... tarafından yürütülmesinden ötürü bu şahıslar için düzenlendiğini beyan etmiştir. Bu noktaya kadar yapılan açıklamalar ile davalının 20/02/2019 tarihli dilekçesi ve ödeme belgeleri ile davacının 20/03/2019 tarihli dilekçesi ve beyanları tekrar incelendiğinde davalının dilekçesinde 5 nolu bent altında ... Ümraniye Sanayi Şubesi'ne ait çeklere ödeme savunmasında dayandığı görülmüştür. ... Ümraniye Şubesine ait 30/04/2015 tarihli her biri 175.000,00 TL bedelli olan 2 adet çekin davalı tarafından hamiline düzenlendiği, ilk cironun ...'a ait olduğu, ondan davacıya geçtiği ve ödemenin davacıya yapıldığı, aynı bankanın 30/08/2016 tarihli 200.000,00 TL ve 150.000,00 TL bedelli çeklerinin de davalı tarafından hamiline düzenlendiği, davacının cirosunun bulunmadığı, bu iki çekteki ilk cironun ...'a ait olup ondan ... Gayrimenkul ve ...'a ciro edildiği, onun tarafından ...'a ciro edildiği anlaşılmıştır. Toplam 700.000,00 TL bedelli çek ödemesi davacı tarafça kabul edilmiş, bu çeklerin ödemesinin hisse devir bedeli karşılığı yapıldığı beyan edilmiştir. Bu durumda 1.600.000,00 TL'den 700.000,00 TL düşüldüğünde 900.000,00 TL tutarlı ödemenin tespit edilmesi gerekmektedir. Yine davalı taraf dilekçesinde 5 nolu bentte belirtilen ... Bankası çekleri 25/04/2015 tarih 25.000,00 TL, 25/05/2015 tarih 50.000,00 TL, 25/05/2015 tarih 75.000,00 TL ve 25/05/2015 tarih 100.000,00 TL bedelli çekler olup toplamı 250.000,00 TL'dir. Davacı bu çeklerin de hisse devir bedeli karşılığı ödendiğini kabul etmektedir. Dosyaya sunulan bu çeklerin davacı teslim edildiğine ilişkin davacının imzasını taşıyan belge de mevcuttur. Söz konusu çeklerin tümü dava dışı bir şirket tarafından ... lehine düzenlenmiş olup 15 nolu çek ...'dan davalıya, ondan ...'a geçmiş ve bu şahsa ödenmiştir. Az önce de belirtildiği gibi davacı bu çeki ödeme olarak kabul etmektedir. 16 nolu çek aynı ciro zinciriyle davalıya ve ondan davacıya geçmiş ve davacı tarafından tahsil edilmiştir. 17 nolu çekteki ciro zinciri de aynı şekilde ... - davalı - ... Gayrımenkul- ... İnş. Şeklinde olup bu şirkete ödeme yapıldığı bankadan gelen cevabi yazı ile anlaşılmıştır. Davacı yan bu çeklerdeki ödemeleri de kabul ettiğinden 900.000,00 TL - 250.000,00 TL = 650.000,00 TL tutarındaki ödemenin daha belirlenmesi gerekmektedir.Davalı dilekçesinin 6 nolu bendinde 13 adet bono nedeniyle yapılan toplam 123.100,00 TL ödemeye dayanmaktadır. Davacı dilekçesinde bu bonoların hisse devir bedeli ile ilgisi olmadığını, senetlerin alınmadığını, davalının bu senetler için bir çok mahkemede ortaklıktan ayrıldıktan sonra ki borç bölüşümünde kendi payına düşen vergi borçlarına karşılık verdiğini beyan ettiğini belirtmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde sunulan davacı- davalı ve dava dışı ...'ın imzasını taşıyan 24/10/2015 tarihli "Teslim edilen Çek ve Senetler" başlıklı belgede 2 noda vergi borçlarına karşılık 13 adet senet (123.100,00 TL) yazılmış olduğu görülmüştür. Davalının kendi sunduğu imzasını taşıyan belgede bu senetlerin hisse devir bedeline karşılık verilmediği açıkça yazılı olduğu gibi, getirtilen İstanbul 7. ATM 2016/1102 esas sayılı dosyada dava dilekçesinde de davalı bu senetlerin şirketin vergi borcu karşılığı verildiğini açıkça belirttiğinden davalının 13 adet bonoya dayalı ödeme savunması mahkememizce yerinde görülmemiştir. Aynı bentte davalı 82.000,00 TL bedelli senet ödemesinden de bahsetmiş, davacı bu senetlerin de hisse devri ile ilgisi olmadığını, ortaklıktan ayrılma neticesinde borç dağılımı nedeniyle henüz vadesi gelmeyen çeklere karşılık davalının payına düşen kısım için verdiği senetler olduğunu beyan etmiştir. 24/10/2015 tarihli "Teslim Edilen Çek ve Senetler" başlıklı belgede 1 no da vadesi gelmemiş çeklere karşılık toplam 2 adet senet (82.000,00 TL) yazılı olduğu görülmüş, davalının kendi dayandığı belge ile bu senetlerin hisse devir bedeli için verilmediği anlaşıldığından ödeme belgesi olarak kabul edilmemiştir. Davalı taraf dilekçesinin 7 nolu bendinde ise 7 adet her biri 50.000,00 TL bedeli olmak üzere toplam 350.000,00 TL tutarındaki ödemeyi bildirmiş olup, davacı bu senetlere yönelik ödemeyi de kabul etmemiş, senetlerin kendisine verilmediğini beyan etmiştir. Bu bonolardan 27/02/2016 / 27/04/2016 tarihli olanların davalı tarafından davacı lehine düzenlendiği ve davacı tarafından tahsil edildiği bankadan gelen cevaptan anlaşılmıştır. 27/03/2016 / 27/05/2016 / 27/06/2016 / 27/07/2016 tarihli senetler ise davalı tarafından ... adına düzenlenmiş, ondan davacıya ciro edilmiş olup davacı tarafından tahsil edildiği de yine gelen banka cevaplarıyla tespit edilmiştir. 27/08/2016 tarih 50.000,00 TL bedelli senet ise davalı tarafından ... adına düzenlenmiş olup ondan da ...'a ciro edildiği ve onun tarafından da tahsil edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça da imzası inkar edilmeyen 24/10/2015 tarihli "Teslim Edilen Çek ve Senetler" başlıklı belgede 4 noda 7 adet (350.000,00 TL ) değerindeki bonoların hisse payına karşılık verildiği yazılmış ve bu bonoların 6 tanesinin davacı tarafça tahsil edildiği belirlenmiştir. Her ne kadar senetlerden biri davacının kızı tarafından tahsil edilmiş olsa da, bu senedin davacıya hisse devri karşılığı verildiği imzası inkar edilmeyen 24/10/2015 tarihli tutanakla sabit olup davalının 350.000,00 TL ödemeyi de ispatladığı kabul edilmiştir. Bu durumda 650.000 - 350.000= 300.000,00 TL ödemenin daha belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı taraf dilekçesinin 8 nolu bendinde ... Bankası A.Ş'ye ait yine davalının sahibi olduğu ... A.Ş tarafından muhatap davacı ... A.Ş.'ye şirket hisse bedeli olarak verilen toplam 470.084,72 TL tutarlı çeklere ödeme belgesi olarak dayanmış olup, davacı bu çeklerin kendisine teslim edilmediğini, söz konusu çeklerin ... A.Ş. Tarafından ... A.Ş.'ye olan borcuna karşılık verildiğini, ... A.Ş. 'nin mal veya hizmet karşılığı kestiği faturaların karşılığı olduğunu ileri sürmüş ve 20.03.2019 Tarihli dilekçe ekinde bu çeklere ilişkin olarak düzenlenen tahsilat makbuzlarını sunmuştur. Dosya kapsamında bu çeklerin hisse devir bedeli karşılığı verildiğini ispata yarar başkaca delil sunulmadığından davalının bu çeklere ilişkin ödeme savunması mahkememizce yerinde görülmemiştir.Davalı dilekçesinin 9 nolu bendinde ... Ümraniye Şube'ye ait 4 adet toplam bedeli 161.820,00 TL olan çeklere de ödeme belgesi olarak dayanılmış olup davacı bu çeklerin hisse devrine karşılık verilmediğini, bu çeklerin ... A.Ş. Tarafından ... A.Ş'ye olan borca karşılık verilen çekler olduğunu, ... A.Ş.'nin zaman zaman bu şirkete mal ve hizmet satışı yaptığını ileri sürmüştür. 24/10/2015 tarihli teslim tutanağında 3 no da piyasa borçlarına karşılık 4 adet çek (161.820 TL) teslim edildiği yazılıp olup, davalının 24/10/2015 tarihli tutanağın arkasında ek 8 olarak sunduğu A4 kağıdına dökülmüş listede de bu çekler ... A.Ş-... AŞ verilen çekler başlığı altında kayıt altına alınmıştır. Bu nedenle davalının bu çeklere ilişkin dayandığı ödeme savunmasının da ispat edilemediği kabul edilmiştir. Davalı tarafın 20/02/2019 tarihli dilekçesinin 10. Bendinde ise ... Ümraniye Sanayi Şubesi'ne ait davalının keşidecisi olduğu toplam 150.000,00 TL bedelli 3 adet çekten bahsedilmiş olup, bu çek ödemeleri de davacının kabulünde olmayan ödemedir. Davacı bu çeklerin davalı ile ... arasındaki başka bir ilişkiden ötürü ...'a verildiğini beyan etmiştir. Bu çeklerden ... nolu olanın iptal olduğu bankadan gelen yazı cevabı ile anlaşılmıştır. ... ve ... nolu çeklerin ise davalı tarafından hamiline düzenlendikleri ve ... tarafından tahsil edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar 24.10/2015 tarihli belgede bu çeklerin hisse payına karşılık verildiği yazılı ise de, hemen arkasında davalı tarafça sunulan (ek 7 ) nolu belgede bu çeklerin ...'a verildiğinin yazılı olduğu görülmüştür. Bu durumda biri zaten iptal olan 3 adet çeke ödeme belgesi olarak dayanılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıdan itibaren gelen gerekçeleri açıklanan tüm ödemeler sonucunda davalının 1.600.000,00 TL ödeme savunmasından geriye ispatlanamayan bakiye 300.000,00 TL kaldığı kabul edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen hisse devri sözleşmesinde 155.000,00 TL'nin nakit ödeneceği yazılmış olup, davalı vekili 06/02/2019 tarihli duruşmada nakit ödeme yapıldığını beyan etmiş ancak ödeme belgelerini sunamamıştır. Bunun yerine 20/02/2019 tarihli dilekçesinde 30/01/2016 tarihli tutanağa dayanarak 83.000,00 TL ödeme karşılığı 3 aracın davacıya teslim edildiğini ileri sürmüştür. Dayandığı belgenin davacının imzasını taşımadığı, davalı ve dava dışı ... arasında düzenlendiği, davalının bu şahsa olan borcuna karşılık verildiği, hisse devir bedeli ile ilgisinin olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili 14/10/2019 tarih dilekçesinde bu kez nakit olarak ödenmesi gereken 155.000,00 TL karşılığı olarak ... A.Ş'ye araçların teslim edildiğini beyan edip ekinde tutanak sunmuştur. Ancak bu tutanakta da hisse devir bedeli karşılığı nakit olarak ödenmesi gereken 155.000,00 TL'ye ilişkin bir kayıt olmadığı, ... A.Ş. Adına kayıtlı araçların ... A.Ş.'ye ... tarafından satışı yapılıp bila bedel devredileceğinin kararlaştırıldığı görülmüş, davalının 155.000,00 TL nakit ödemeyi de ispatlayamadığı kabul edilmiştir. Bu durumda davalı 300.000,00 TL'den 155.000,00 TL nakit ödeme dışında kalan çek ve senetle ödediğini savunduğu 145.000,00 TL yönünden de ödeme savunmasını ispatlayamamış durumdadır. Davalı vekili davacının hisse devir bedeli alacağının olup olmadığının tespiti için ödeme belgeleri ve davacı tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş ise de davacı ve davalı gerçek kişi olup davacının ticari defterlerinin bulunması söz konusu değildir. Dava davacının dava dışı şirketteki hisselerini davalıya devretmesinden doğan hisse devir bedeli alacağına ilişkindir. Davalı taraf ödeme savunmasına dayanmış ve tüm delillerini dosyaya sunmuştur. Dayandığı tüm çek ve senet ödemelerine ilişkin banka kayıtları getirtilmiş, diğer belgelerle karşılaştırılması mahkememizce yapılmıştır. Bir kısım ödeme davacının da kabulündedir. Bu yüzden ayrıca bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek duyulmaksızın yargılama sonlandırılmış, davanın kısmen kabulü ile tespit edilen 300.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı tarafça hisse devir tarihinden itibaren avans faizi talep edilmiş ise de sözleşmede hisse devir bedelinin ödenmesi için belirlenmiş bir gün olmadığı gibi davacının dava öncesinde de davalıyı temerrüde düşüren herhangi bir ihtarnamesi de bulunmadığından hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 300.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazla talep ile davacı tarafın tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekeçsinde açık ve net şekilde çek suretiyle ödeme yapıldığı ikrarına rağmen mahkeme tarafından davacının neredeyse başvurduğu tüm ödeme araçları hisse devir bedeline sayılacak duruma geldiğini, müvekkilinin beyanlarına aykırı şekilde sanki müvekkilinin beyanıymış gibi bazı hususları dikkate alarak ve bu suretle hukuken zorlama şekilde neredeyse davalının sunduğu tüm senetleri hisse devrine saydığını, davalının “ya tutarsa” diye dosyaya ibraz ettiği ödeme araçlarının mahkeme nezdinde hukukun temel ilkelerine aykırı şekilde kabul gördüğünü, bu sebeple mahkeme nezdindeki yargılama sürecinin de uzadığını, yapılması gerekenin .000.000,00 TL'lik ödemenin net hangi araçlarla yapıldığı hususunda izahat istemek ve buna göre sonuca gitmek olduğunu, bu yönü ile yargılamanın usuli olarak hatalı şekilde yürütüldüğünü, davacı tarafın savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediği mahkemece belirtilmesine rağmen hiçbir değerlendirme yapmadan tabir-i caizse davalı tarafın, davacı müvekkili ile olan ya da 3.şahıslarla olan, dava konusu hisse devri ile ilgisiz ne kadar ödeme aracı bulmuşsa dosyaya sunmasına göz yumulduğunu, tüm bu ödeme araçlarını tek tek incelediğini, davalı tarafın 3. şahıslara düzenlediği bir takım senetleri her ne kadar ciro marifetiyle müvekkilinin eline geçmiş ise de, sırf müvekkilin 3. şahıslardan ciro marifetiyle alıp tahsil ettiği bu senetleri, davalı lehine 24.07.2014 tarihli hisse devir bedeli olarak değerlendirildiğini, gerekçeli kararında 7 adet senede ilişkin mahkemenin bu tespiti ve sonrasındaki ifade ve değerlendirmelerinin gerçeği yansıtmadığını, 15.03.2019 tarihli beyanlarında söz konusu senetlere ilişkin ayrıntılı olarak her bir ödeme aracına ayrı ayrı beyanda bulunarak bir bilirkişi raporu gibi ayrıntılı şema yapılarak sunulduğunu, beyan dilekçelerinin dosyada mübrez olduğunu, 7 adet senede ilişkin yargılamanın başından bu sürece kadar her beyanlarında ifade ettikleri beyanları yokmuş gibi karar verildiğini, davalı tarafından keşide edilip ...'a verilen senetler her ne kadar daha sonrasında ... tarafından davacı müvekkile ciro edilmiş olsa da bu senetlerin dava konusu alacağa ilişkin verilmiş senetler olmadığını, bu senetlerin ... ile davalı arasında var olan alacak borç ilişkisi kapsamında verilen evraklar olduğunu, aksinin ispat külfeti davalı üzerinde olduğunu, ...'ın da davacıdan bağımsız şekilde davalı ile hisse devir dahil, birden çok alacak borç ilişkisi içinde olduğu vani birden çok hukuki ilişki içinde bulunduğunu, 7 adet (350.000,00 TL ) değerindeki bonoların hisse payına karşılık verilmediğini, mahkemenin bu kabulünün yerinde olmadığını, taraflar arasında farklı yıllarda birden çok hisse devri ve de birden çok borç ilişkisi mevcut olduğunu, 3.şahıslara verilmiş ve/veya 3.şahısların cirosu ile müvekkiline intikal etmiş böylece müvekkil tarafından tahsil edilmiş çek/senetlerin, davalı tarafından 24.07.2014 tarihli hisse devir borcuna karşılık verildiğinin ayrıca ve açıkça kanıtlanmadıkça davalının hisse devir bedeline mahsuben yaptığı bir ödeme olarak kesinlikle kabul edilemeyeceğini, mahkemece işbu senetlerin 24/10/2015 tarihli belgenin 4 nolu maddesi uyarınca verilmiş olduğu iddia edilse de bahsi geçen belgenin salt bir hisse devir sözleşmesinin ek bir protokol olmamakla birlikte taraflarının da farklı olduğunu, 24/10/2015 tarihli belgede yazan "hisse devir karşılık 3 adet çek (150.000), 7 adet senet (350.000)" şeklindeki ibarelere bakılarak lehtarı dava konusu 24.07.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi tarafı olmayan dava dışı ... olan senetlerin bir kısmının müvekkiline cirolanıp tahsil edildiği ve bir kısmının da yine lehtarın eşi tarafındanlaynı zamanda müvekkilinin kızı) tahsil edildiği gerekçesiyle dava konusu 24.07.2014 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödendiğinin ispatlandığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 24.10.2015 tarihli Müvekkil ..., Davalı ... ve Dava dışı ... imzalarını taşıyan belge ayrıntılı olarak incelendiğinde görüleceği üzere dava dışı ..., ..., ... ve ... Gayrimenkul AŞ ile ilgili maddeler bulunduğunu, dava konusu 24.07.2014 tarihli hisse devir sözleşmesine ek olarak düzenlenmediğini, bir an için bu senetlerin hisse payına karşılık verildiği kabul edilse bile ''hisse payına karşılık'' cümlesinden doğrudan şirket hisse anlamının da çıkmayacağını, çünkü taraflar arasında ortaklık ilişkisi sonlandırıldığında bir takım borçlar hisse payına karşılık bölünmüş ve davalı ... kendi payına düşen kısmı için bir takım çek ve senetler düzenlediğini, dolayısıyla 24.10.2015 tarihli belgedeki bu cümle tek başına bu senetlerin müvekkiline 24.07.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi bedeline karşılık verildiğini kanıtlamadığını, davalının, bu çekleri/senetleri, davacıya olan dava konusu 24.07.2014 tarihli hisse devir bedeli borcunu ödemek amacı ile verdiğini kanıtlayan herhangi bir belgeyi dosyaya ibraz edemediği için hisse devir bedeline ilişkin olarak yapılmış bir ödeme olarak dikkate alınamayacağını, bu sebeple müvekkilinin davalıdan iki çekten kaynaklanan toplam 400.000 TL'lik alacağı hariç olmak üzere 24.07.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi'nden kaynaklanan toplam 650.000 TL hisse devir bedeli alacağı olduğunu, devir sözleşmesinde ödeme tarihlerinin açık ve net şekilde belirlendiğini, faizin de bu tarihten işlemesi gerektiğini, kararın bu yönden de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyadaki uyuşmazlığın giderilmesi için özellikle ödeme belgeleri ile davacı tarafın ticari defterleri üzerinde davacı tarafın hisse devir bedeli alacağının olup olmadığının tespiti açısından inceleme yapılması gerekirken yerel mahkeme tarafından ticari defter incelemesi ve bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik incelemeyle hüküm tesis edildiğini, uyuşmazlık konusu hisse devir bedellerinin ödenip ödenmediği hususu olduğunu, hisse devir bedeline konu şirket ... Dan. Mak. San. Ve Tic. AŞ'nin ticari defterlerinin incelenmesi hususunda mahkemeye talepte bulunulmasına rağmen bu talebin reddedildiğini, işbu uyuşmazlığa konu hisse devir bedellerinin davalı müvekkil tarafından ödendiğine ilişkin tarafımızca dosyaya ödeme belgeleri sunulduğunu, ancak sunulan bazı ödeme belgeleri mahkeme tarafından hisse bedeline ilişkin kabul edilmeyip şirket borçlarına ilişkin yapılan ödemeler olması neden gösterilerek reddedildiğini, ancak mahkeme tarafından bu ödemelerin şirket borçlarına ilişkin olup olmadığı hususunda tarafımızca talepte bulunulmasına rağmen şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadığını, davacı tarafından ödenmediği iddia edilen 555.000 TL'lik bedelin içerisine 2 adet toplamda 400.000 TL'lik çekin dahil olmadığı iddia edildiğini, ancak bu çeklere ilişkin tarafımızca açılmış bulunan İstanbul Anadolu 7.ATM'nin 2017/2019 Rsas sayılı dersdest dava dosyasının yerel mahkeme tarafından bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından, müvekkili davalıya devredilen hisse bedellerinin toplamda 2.000.000 TL olduğu, hisse bedeli karşılığı verilmiş 2 adet toplamda 400.000 TL bedelli çek haricinde, davalı tarafın kendilerine 555.000 TL hisse devrinden kalan borcu olduğu iddia edildiğini, işbu dava ikame edildiğini, mahkeme tarafından ise davalı müvekkilin davacıya 300.000 TL hisse bedeline ilişkin borcu olduğu yönünde karar verildiğini, iş bu dava konusu ve devam eden davanın konusu davacı tarafından davalıya devredilen hisse bedellerinin ödenip ödenmediği hususlarının tespiti olduğunu, mahkeme tarafından bu dosyanın sonucunun beklenip bir karar hüküm tesis edilmesi gerekirken, ilgili dava dosyasıyla ilgili bekletici mesele yapılması talebinin reddinin yerinde olmadığını, dosyada taraflarca sunulmuş bulunan iki adet uzman görüşü arasında ciddi çelişkiler olup, mahkeme tarafından dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak çelişkilerin giderilmesi gerekirken, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan dosya üzerinden verilen kararın eksik incelemeyle verilmiş bir karar olduğunu, 3 adet 50.000 TL toplamda 150.000 TL bedelli çekler yönünden, çeklerin ilgili bankadan davacının kızı aynı zamanda ... şirketi ve davacının vekili konumunda olan kızı ... tarafından tahsil edildiğini, 24/10/2015 tarihli belgede 150.000 TL lik çeklerin hisse devrine ilişkin verildiğinin açıkça yazılı olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından salt davacı tarafın beyanlarına dayanılarak ilgili çeklerin hisse devir bedeli olarak kabul edilmemesinin hukuki hiç bir dayanağı bulunmadığını, 24.10.2015 tarihli teslim edilen çekler ve senetler başlıklı belgenin 4.maddesinde hisse payına karşılık 3 adet toplam 150,000,00 TL'lik çekin müvekkil tarafından davacı ... ve ...' a teslim edildiği yazıldığını, mahkeme tarafından ... Ümraniye şubesine çeklerin akıbeti hakkında müzekkere yazılmış gelen müzekkere cevabında ... Nolu 50.000 TL'lik çekin tahsil olmadan iptal edildiği , ... Nolu 50.000 TL'lik ve ... Nolu 50.000 TL'lik çeklerin ... adına kayıtlı hesaptan takas merkezi aracılığıyla ödendiğinin tespit edildiğini, yerel mahkeme tarafından ... bankası'na müzekkere yazılmış Bankadan gelen müzekkere cevabında ise ilgili çeklerin 27/01/2016 tarihinde ... tarafından kazasker şubesine ibraz edilerek takas aracılığıyla tahsil edildiği bilgisi verildiğini, .... davacı ...'ın kızı ve ...'ın ise eşi olduğunu, aynı zamanda ekte sunduğumuz vekaletnameden anlaşılacağı üzere ... ve ... Şirketi'nin vekili konumunda olduğunu, yazı cevaplarında söz konusu çeklerin ... tarafından bankaya ibraz edildiği ve tahsil edildiğinin gayet açık olduğunu, ancak 24/10/2015 tarihli Teslim edilen Çekler ve SeneTLer Başlıklı belgede Hisse payına karşılık toplam 150,000 TL çekin müvekkil tarafından davacı ... ve ...' a teslim edildiğinin yazılmasına ve bankaya yazılan müzekkere cevaplarında da ilgili çeklerin davacı ...'ın kızı ve aynı zamanda vekili konumundaki ... tarafından tahsil edildiğinin açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından müvekkil tarafından yapılan bu ödemelerin hisse devir bedeli karşılığında yapıldığı kabul edilmediğini, gerekçe olarak ise tarafımızca dosyaya sunulan Ek 7 Nolu belge gösterilmiş bu belgede çeklerin ...'a verildiği yazıldığından dolayı ödeme belgesi olarak dayanılmasının mümkün olmadığının belirtildiğinin görüldüğünü, eK 7 Nolu belge incelendiğinde ise taraflarca ödemelerin sıralanması için hazırlanan altında herhangi bir imzanın bulunmadığı ve hukuken resmi belge niteliği taşımayan bir kağıt parçası olduğunu, kaldı ki ; 24/10/2015 tarihli Teslim edilen Çekler ve Senetler Başlıklı; Davacı Davalı ve ...'ın imzalarını taşıyan belgede iş bu çeklerin hisse bedeline karşılık olarak verildiği ve davacıya teslim edildiği açıkça görüldüğünü, müvekkil davacı tarafından davalıya hisse senedi bedeli olarak verilen 05/05/2015 vade tarihli 95.000 TL bedelli müşteri çeki mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, hesaplamaya dahil edilmeden hüküm kurulduğunu, taraflar arasında imzalanan 24/07/2014 tarihli Şirket hisse devir vaadi sözleşmesi incelendiğinde 2- Nolu Maddenin Yeni ortağın yükümlülükleri başlıklı b bendinde sıralı 25/06/2015 Vadeli 95.000 TL şahsi cirolu çek ile ödeme yapılacağı belirtildiğini, davalı tarafından ise Müşteri çeki olarak ... Bankası Kozyatağı Şubesi ... no'lu 05/05/2015 vadeli ... Bilişime ait Müşteri çeki cirolanarak taraflara verilmiş ve taraflarca tahsil edildiğini, daha önce bu çekten bahsedilmiş ancak çok eski tarihli olduğu için dosyaya ibraz edilemediğini, 07/10/2020 tarihli celsede ise yine 95.000 TL lik çekin varlığından ve davacı tarafından tahsil edildiğinden bahsedilmiş ilgili bankadan sorulması talep edilmiş ancak mahkeme tarafından talepleri hakkında herhangi bir karar verilmediğini, sözlü yargılamaya geçilerek dosya hakkında karar verildiğini, 24/07/2014 tarihli şirket hisse devir vaadi sözleşmesinde bulunan 95.000 TL lik çek hakkında Yerel mahkeme tarafından hiçbir inceleme yapılmadan hüküm kurulmuş ve savunma hakkının kısıtlandığını, çekin bankaya ibraz edilip edilmediği, ibraz edildiyse tahsil edilip edilmediği, tahsil edildiyse kimler tarafından tahsil edildiği hususları konusunda herhangi bir inceleme yapılmadan eksik incelemeyle karar verildiğini, 4 adet toplamda 161.820 TL tutarlı çeklerle ilgili davacının iddia ettiği gibi şirketler arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak verilip verilmediği hususunda inceleme yapılmadan karar verildiğini, müvekkili tarafından keşide edilen ... Ümraniye Şubesine ait ... Nolu 01/04/2016 tarihli 42.820 TL bedelli ... Nolu 01/03/2016 tarihli 40.000 TL bedelli ... Nolu 03/01/2016 tarihli 40.0000 TL bedelli ... Nolu 01/02/2016 tarihli 40.0000 TL bedelli toplamda 161.820,00 TL olan çeklere ilişkin olarak yine yerel mahkeme tarafından ödeme savunmasının ispat edilememesi nedeniyle hesaplamaya dahil edilmediğini, 24/10/2015 tarihli belgeye bakıldığında davalı müvekkil tarafından piyasa borçlarına karşılık 4 adet toplamda 161.820 TL bedelli çekin davacıya teslim edildiğinin görüldüğünü, yine EK 5 deki belgede bu çeklern devir için verildiğinin yazılı olduğunu, davalı tarafından davacıya yapılması gereken hisse devrine ilişkin 161.820 TL lik bedelin, şirketin borçlarının ödenmesi için yapılması konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından davacıya toplamda 161.820 TL bedelli 4 adet çek verildiğini, ayrıca bu ödemenin hisse devrine ilişkin olduğunun anlaşılması içinde EK 5 deki belgede devir için verildiği belirtildiğini, mahkeme tarafından nazara alınmadığını, dosyaya sunulmuş ve davalıya hisse bedeli karşılığı verilmiş bulunan 35.000 TL'lik senet yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, mahkeme tarafından 20/02/2019 tarihinde dosyaya ibraz etmiş olduğumuz beyan dilekçesi ekinde bulunan 30/01/2016 düzenleme tarihli 35.000 TL bedelli hisse devir bedeli karşılığı olarak ... tarafından davalı ... lehine tanzim edilmiş senedin gözden kaçırıldığını ve hasaplamaya dahil edilmediğini, senet örneğinden anlaşılacağı üzere müvekkili tarafından ... adına düzenlenmiş senedin ... tarafından ... AŞ'ye, ... AŞ'den ise ... Ltd Şti.'ne ciro edildiğini, yine ekte sunulan ... bankası dekontundan da anlaşılacağı üzere bedeli ödenmek suretiyle teslim alındığını, ancak mahkeme tarafından ise bu senet hakkında herhangi bir inceleme yapılmadan dosya üzerinden eksik incelemeyle karar verildiğini, 2 adet toplamda 82.000 TL'lik senet bakımından 24/10/2015 tarihli tutanakta vadesi gelmemiş çeklere karşılık verildiği yazmasına rağmen hiçbir araştırılma yapılmadan salt davacı tarafın "ortaklıktan ayrılma neticesinde borç dağılımı nedeniyle henüz vadesi gelmeyen çeklere karşılık davalının payına düşen kısım için verdiği senetler olduğu" beyanına itibar edilip "hisse devrine ilişkin vadesi gelmemiş çeklere ilişkin verilmiş olabileceği" hesaba katılmadan davacı tarafın tek taraflı beyanıyla kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından ise hiçbir inceleme yapılmaksızın sadece davacı tarafın beyanlarına itibar edilerek söz konusu çeklerin ortaklıktan ayrılma nedeniyle borç dağılımı neticesinde davalı tarafından davacıya verildiği kabul edildiğini, 24/10/2015 tarihli tutanak incelendiğinde 82.000 TL bedelli senedin; sadece vadesi gelmemiş çeklere ilişkin olarak verildiği yazmakta olup ortaklıktan ayrılma sebebiyle borç dağılımı neticesinde mi verilmiş olduğu yoksa taraflar arasındaki hisse satışı sonucunda mı verilmiş olduğuna ilişkin bir ifade bulunmadığını, 24/07/2014 tarihli hisse devir vaadi sözleşmesinde 155.000 TL'nin nakit olarak davacıya verileceği hususu belirtilmiş olup 28/01/2015 ve 30/01/2016 tarihli tutanaklarlarda ve 14/10/2019 tarihli davalı tarafından dosyaya ibraz edilen beyan dilekçesinin ekindeki belgeden anlaşılacağı üzere davacının sahibi olduğu şirket tarafından davalı müvekkilin sahibi olduğu şirkete bilabedel devredilmesi gereken araçlar devredilmemiş olup bu araç bedelleri davalının davacıya ödemesi gereken hisse bedeli karşılığı davalının sahibi olduğu şirkete bırakıldığını, 24/07/2014 tarihli hisse devir vaadi sözleşmesinde 155.000 TL'lik miktarın davacıya nakit olarak verileceğinin kararlaştırıldığını, 28/01/2015 tarihli tutanakta tarafların birbirine olan borcu belirtildiğini, tutanakta her ne kadar davadışı ...'ın adı geçmiş olsa da tutanak içeriğinden ilgili kalemlerin şirket borçlarına ilişkin olduğunu, ... davalı ...'ın damadı olduğunu, davacının ise daha önce sunulan vekaletname ile şirket işleri için ... ve ...'ı vekil olarak tayin ettiğini, tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere ... ve davalı arasında ise herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, 28/01/2015 tarihli tutanağın 1.maddesinde ...'nın ...'a 116.000 TL borçlu olduğu belirtildiğini, 116.000 TL ...'nın ...'a hisse devrinden kaynaklı nakit borcu olduğunu, 30/01/2016 tarihli devam tutanağında ise bu 116.000 TL 'lik borç ve tarafların karşılıklı borçları belirtilmek suretiyle birbirinden mahsup edildiğini, müvekkilin 95.000 TL borcu olduğu tespit edildiğini, davalı tarafından 14/10/2019 Tarihli müvekkil tarafından dosyaya ibraz edilen beyan dilekçesinin ekindeki belgede ise davalının sahibi olduğu ... AŞ'ye ait olan 3 adet aracın müvekkilin sahibi olduğu şirkete bilabedel satışının yapılarak devredileceği konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığını, ancak davalı tarafından toplamda 83.000 TL bedelli bu araçların devri gerçekleştirilmediğini, daha sonra ise taraflar 30/01/2016 tarihinde tarafların birbirinden olan borç ve alacaklarını ve bunların birbirinden mahsubunu gösteren yukarıda belirtilen tutanağı imzaladığını, bu tutanağa göre davalının davacıya 95.000TL hisse devrinden kalan borçlu olduğu, ancak davalı tarafından 83.000 TLlik araçların davalıya devredilmemesi nedeniyle 95.000 TL'den devri gerçekleşmeyen 83.000TL lik araçların bedeli mahsup edilerek davalının 12.000 TL borcu kaldığı konusunda mutabık kalınıp tutanak imza altına alındığını, ... tarafından verilen vekaletnameyle ... Şirketi ve ... adına hareket etmektedir. Yine söz konusu vekaletname incelendiğinde ...'ın araç satın alma ve satma konusunda ...'ı kesin olarak yetkilendirdiği görüldüğünü, dolayısıyla tutanakta belirtilen toplamda 83.000 TL bedelli araçların, ... tarafından yetkilendirilen ...'a dosyada mevcut vekaletname ve taraflar arasındaki ticari ilişki bulunmadığı hususları da göz önünde bulundurularak, müvekkil tarafından hisse devri karşılığı bırakıldığının tespit edilmesiyle bir karar verilmesi gerekirken mahkeme tarafından nakit ödemenin yapıldığının ispat edilememesi sebep gösterilerek inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin de yanlış olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, dava dışı anonim şirket hisse devri sözleşmesi uyarınca belirlenen bedelin bakiye kısmının tahsiline ilişkin alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı taraf, 24.07.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca davalıya devrettiği şirket hisse bedeline ilişkin olarak bakiye 555.000,00 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı taraf ise sözleşme bedelinin ödendiğini savunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı ve davalı arasında, davacının dava dışı ... San.ve Tic.AŞ'deki hisselerinin davalıya devrine ilişkin 24.07.2014 tarihli şirket hisse devir sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmenin 2.maddesinde devir bedelinin 2.000.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, aynı maddede ödeme şeklinin de nakit ve şahsi çek yahut şahsi cirolu çekler ile yapılacağının kabul edildiği görülmektedir. Sözleşmenin varlığı ve sözleşme bedeline ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne miktar olduğu noktalarında toplanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede: HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somu olayda, sözleşme kapsamında hisse devir bedelini ödediğini savunan davalı, yapmış olduğu ödemeyi ispatla yükümlüdür. Davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde 24.10.2015 tarihli, davacı, davalı ve dava dışı ... imzalı ''Teslim Edilen Çek ve Senetler'' başlıklı bir belge sunulmuştur. Ayrıca mahkemece 06.02.2019 tarihli duruşmada, ödeme savunmasında bulunan davalı tarafa eksik kalan ve sunulmayan ödemeye ilişkin belgelerini ve beyanlarını ibraz için iki haftalık kesin süre verildiği, davalı vekilince 20.02.2019 tarihinde beyan dilekçesi ve ekinde ödemeye ilişkin bir kısım belgelerin sunulduğu görülmektedir. Davalı taraf, ... Ümraniye Sanayi Şubesi'ne ait davalının keşidecisi olduğu toplam 150.000,00 TL bedelli, 3 adet çekin davacıya hisse devir bedeli karşılığı verildiğini savunmuştur. Bankadan gelen yazı cevabına göre, bu çeklerden ... no'lu olanın iptal edildiği, ... ve ... no'lu çeklerin ise davalı tarafından hamiline düzenlendiği, ... tarafından tahsil edildiği anlaşılmaktadır. 24.10.2015 tarihli belgede bu çeklerin hisse payına karşılık verildiği savunulmuş ise de çeklerin hamiline düzenlendiği ve dava dışı ... tarafından tahsil edildiği, bu bakımından hisse devri için verildiğinin ispatlanamadığı anlaşıldığından mahkemece bu ödemenin esas alınmaması yerinde olmuştur. Davalı taraf, ... Ümraniye Şubesi'ne ait 4 adet toplam bedeli 161.820,00 TL olan çeklere de ödeme belgesi olarak dayanmıştır. Ancak 24.10.2015 tarihli teslim tutanağında 3 no'da bu çeklerin piyasa borçlarına karşılık teslim edildiği yazılı olduğundan hisse devir bedeli karşılığı verildiği ispatlanamadığından mahkemece bu ödemenin kabul edilmemesi yerinde olmuştur. Davalı taraf 82.000,00 TL bedelli senet ödemesinin kabul edilmemesini de istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. 24/10/2015 tarihli "Teslim Edilen Çek ve Senetler" başlıklı belgede 1 no'da vadesi gelmemiş çeklere karşılık toplam 82.000,00 TL bedelli 2 adet senet verildiğinin yazılı olduğu görülmektedir. Davalının kendi dayandığı bu belge ile söz konusu senetlerin hisse devir bedeli için verilmediği anlaşıldığından mahkemece davalı ödemesi olarak kabul edilmemesi yerinde olmuştur. Davalı taraf, 155.000,00 TL'nin nakit olarak ödendiğini ileri sürmüş, ancak ödeme belgesi sunamamış, bunun yerine 30.01.2016 tarihli tutanağa dayanarak 83.000,00 TL ödeme karşılığı 3 aracın davacıya teslim edildiğini ileri sürmüştür. Davalının sunduğu bu belgede davacının imzasının bulunmadığı, davalı ve dava dışı ... arasında düzenlendiği, davalının bu şahsa olan borcuna karşılık verildiği, hisse devir bedeli ile ilgisinin olmadığı görülmektedir. Davalı taraf, 14.10.2019 tarih dilekçesinde nakit olarak ödenmesi gereken 155.000,00 TL'nin karşılığı olarak ... AŞ'ye araçların teslim edildiğine dair tutanak sunmuş ise de bu tutanakta da hisse devir bedeli karşılığı nakit olarak ödenmesi gereken 155.000,00 TL'ye ilişkin bir kayıt bulunmadığı, dava dışı ... AŞ adına kayıtlı araçların ... AŞ'ye satışı yapılıp bila bedel devredileceğinin kararlaştırıldığı, 155.000,00 TL'nin ödendiğine dair bir belge sayılamayacağı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, mahkemece, 350.000,00 TL'lik davalı ödemesi dışındaki diğer ödemelerin hisse devir bedeline yönelik olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemektedir. Davalı vekilince, davacının hisse devir bedeli alacağının olup olmadığının tespiti için ödeme belgeleri ve dava dışı ... AŞ'nin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talebinin reddinin de yerinde olmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Ancak davada taraf olmayan ... AŞ'nin ticari defterlerinin incelenmesinin somut olaya bakımında gerekli olmadığı, davanın hisse devir bedelinin tahsiline ilişkin olduğu nazara alındığında bu şirket defterlerinin incelenmemesi yerinde olmuştur. Davalı vekilince, istinaf dilekçesinde 30.01.2016 ödeme tarihli ve 35.000,00 TL bedelli bir adet çekin değerledirme dışı bırakıldığını, son duruşmada ödemeye ilişkin olarak sundukları 05.05.2015 tarihli bir adet çekin ise nazara alınmadığı ileri sürülmüştür. Ancak davalı vekilinin bu beyanlarının, hisse devir sözleşmesi ile uyumlu olmadığı, zira 35.000,00TL'lik çek ile ödeme yapılacağının hisse devir sözleşmesine yer almadığı, 95.000,00 TL'lik ödemenin ise 25.06.20216 tarihli çek ile yapılacağının yazılı olduğu, fakat davalının sunduğu çekin 05.05.2015 tarihli olduğu görülmektedir. Bu durumda, davalı tarafından bu iki çekin hisse devir sözleşmesine ilişkin ödeme olduğu ispatlanamadığından bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Öte yandan, HMK'nın 266/1maddesi uyarınca, hâkim, çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerde kendiliğinden ya da tarafların talebi ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verebilir. Ancak uyuşmazlık konusu somut olay hâkimin hukuk bilgisiyle ve basit matematik işlemleriyle çözümlenebilecek nitelikte olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/ 219 Esas sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; söz konusu dava konusu iki adet toplam 400.000,00TL'lik çek bedelinin eldeki davanın konusu dışında olduğu ve eldeki davanın sonucuna etkili olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Uzman görüşü, bilirkişi raporu gibi takdiri delil niteliğinde olup takdiri mahkemeye aittir. Bu nedenle takdiri delil niteliğindeki uzman görüşleri arasındaki çelişkinin giderilmesi için bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığı gibi davalının yaptığı ödemelerin hisse devir sözleşmesi kapsamında davacıya yapılan ödemeler olup olmadığı konusu yukarıda da belirtildiği gibi hukuk bilgisi ile çözülebilecek nitelikte olup mahkemece de bu kapsamda inceleme yapılmış ve yazıl şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede: Her ne kadar davacı vekili, 24.10.2015 tarihli belgenin hisse devir sözleşmesinin eki olmadığı ve esas alınamayacağı ileri sürülmüş ise de söz konusu belgedeki imzanın davacı tarafından inkar edilmediği görülmektedir. Davacı, tarafların arasında birden çok ilişki olduğunu beyan etmiş ise de bu belgenin başka bir hukuki ilişki için verildiğini de kanıtlayamadığından mahkemece bu belgenin esas alınmış olmasının hatalı olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, hisse devir sözleşmesinde ödemenin nakit ve şahsi cirolu çek yoluyla yapılacağı kararlaştırıldığından bunlar dışındaki ödemelerin esas alınamayacağını ileri sürmüş ise de davalının ödeme savunmasının senet veya başkaca yazılı delille ispatlamasına engel bir durum bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin, mahkemece davalının ispatladığı kabul edilen 350.000,00 TL'ye yönelik istinaf sebebinin incelenmesine geçilmiştir. Öte yanda, mahkemece, davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde sunlan 24.10.2015 tarihli belge, yine mahkemece 06.02.2019 tarihli duruşmada, ödeme savunmasında bulunan davalı tarafa eksik kalan ve sunulmayan ödemeye ilişkin belgelerini ve beyanlarını ibraz için verilen iki haftalık kesin sürede sunulan ödeme belgeleri incelenmiş olup savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Yukarıda da belirtildiği üzere, sözleşmede nakit ve çek ile ödeme yapılacağı belirtilmiş ise de davalı tarafça senet ile ödeme yapıldığı ileri sürülerek bu konudaki senet suretleri dosya kapsamına sunulmuştur. Mahkemece, davalının sunduğu 7 adet ve her biri 50.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 350.000,00 TL tutarındaki ödeme incelenmiş ve bu bonolardan 27/02/2016 ve 27/04/2016 tarihli olanların davalı tarafından davacı lehine düzenlendiği, bankadan gelen yazı cevabına göre davacı tarafından tahsil edildiği, 27/03/2016, 27/05/2016, 27/06/2016, 27/07/2016 tarihli senetlerin davalı tarafından ... adına düzenlendiği, ondan davacıya ciro edildiği, bankadan gelen yazı cevabına göre davacı tarafından tahsil edildiği, 27/08/2016 tarihli, 50.000,00 TL bedelli son senedin ise davalı tarafından ... adına düzenlendiği, ondan da ...'a ciro edildiği, onun tarafından da tahsil edildiği, davacı tarafça da imzası inkar edilmeyen 24.10.2015 tarihli "Teslim Edilen Çek ve Senetler" başlıklı belgede 4 no'da 7 adet ve toplam 350.000,00 TL değerindeki bonoların hisse payına karşılık verildiğinin yazılmış olduğu, bu bonoların altı tanesinin davacı tarafça tahsil edildiği, senetlerden biri davacının kızı tarafından tahsil edilmiş ise de bu senedin davacıya hisse devri karşılığı verildiği hususu, imzası inkar edilmeyen 24.10.2015 tarihli tutanakla sabit olduğundan, davalının 350.000,00 TL'lik ödemeyi ispatladığı kanaatine varılmıştır. Davacı vekili, müvekkiline hisse devri için bu şekilde herhangi bir ödeme yapılmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de davacı tarafından başka bir hukuki ilişki için verildiği kanıtlanamayan ve imzasını inkar etmediği 24.10.2015 tarihli belgenin ve yedi adet senet bedeline ilişkin banka cevabi yazıları nazara alındığında, bu senetlerin davacıya hisse bedeline karşılık verildiği ve davacı yanca tahsil edildiği kanaatine varıldığından, aksi yöndeki davacı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Öte yandan, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde kesin bir vade belirlenmediği nazara alındığında, mahkemece dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de yerinde olmuştur. Bu sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ve taraf vekillerinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 15.369,75 TL nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 28.12.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.