mahkeme 2020/1844 E. 2023/1687 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1844

Karar No

2023/1687

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1844
KARAR NO: 2023/1687
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/07/2020
NUMARASI: 2019/349 E. - 2020/142 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı İsrail'de mukim Firma arasında margarin yükü alımına ilişkin satım sözleşmesinin imzalandığını ve taşıma işlemenin davalı tarafından üstlenildiğini, söz konusu yüklemeye ilişkin konşimento talimatında müvekkili tarafından orijinal konşimento düzenlenmesinin yazılı olarak talep edilmesine rağmen davalının TTK'nın 1228. maddesi gereğince konşimento düzenlemesinin zorunlu olmasına rağmen davalının bu yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, konşimento düzenlemediğini ve bunun yerine kıymetli evrak niteliğini haiz olmayan Seaway bill düzenlendiğini, müvekkili ile davalı arasında yapılan yazışmalarda taşımaya konu yük bedelinin henüz alıcı tarafından ödenmediği belirtilerek yükün alıcıya teslim edilmemesinin davalıya bildirildiğini ve davalı tarafından yükün teslimi konusunda müvekkilinin teyidinin beklendiğini bildirdiğini, bedelinin tahsil edilmemesine rağmen ve bu konuda davalıya teyit verilmemişken yükün alcıya teslim edildiğini, müvekkilinden ödeme teyidi almadan yükün teslim edilmesinin davalının hatasından kaynaklandığının davalı tarafından da kabul edildiğini, müvekkilinin tahsil edemediği yük bedelini davalının ödemekle sorumlu olduğunu, müvekkilinin Üsküdar ... Noterliğinin 22/09/2015 tarihli ihtarnamesinin gönderilmesine rağmen sonuç alınamaması üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu taşımaya ilişkin taşıma senedinin taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan navlun sözleşmesinin 26. maddesinde yetki anlaşmasının bulunduğunu yetkili mahkemesinin söz konusu anlaşmaya göre Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin taşımayı yapan ... firmasının merkezi Danimarka'da bulunan yabancı bir şirket olduğunu gönderilen olarak gözüken firmanın ise İsrail'de mukim yabancı bir firma olup 5718 sayılı MÖHUK gereğince yabancılık unsuru taşıyan bir taşıma olduğunu, müvekkilinin doğrudan taşımayı üstlenen firma olmayıp pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafından taşıma için taşımanın adi taşıma senedi ( Seaway bill ) tahtında yapılmasını talep ettiğini, düzenlenen adi taşıma senedinin taslağının davacıya gönderildiğini ve davacının da bunu kabul ettiğini, davaya konu mal bedelinin ispat edilemediğini haricen yaptıkları incelemelerde davacının mal bedelinin tamamının yurtdışındaki alıcıdan tahsil ettiğinin öğrenildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince, davanın zamaaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf başvurusu Dairemizin 27.09.2019 tarih ve 2018/1166 Esas, 2019/1196 Karar sayılı ilamı ile incelenmiş ve icra takibi ile zamanışımının kesilmesi nedeniyle davanın zamanaşımına uğramadığı belirlenerek, davalının husumet itirazının değerlendirilmesi, husumet itirazının aşılması halinde davalı vekilinin yetkiye ilişkin ilk itirazının değerlendirilmesi gerektiği belirlenerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince, Dairemizin kaldırıma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, davalının acente sıfatı bulunduğu belirlenerek takibin ve davanın doğrudan acenteye yöneltildiği belirlenerek karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; taraflar arasındaki deniz taşıma sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup; uyuşmazlığın, davalının pasif husumet ehliyetini haiz olup olmadığı, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı, davalının taşıma taahhüdünü tarafların anlaşmasına uygun olarak ifa edip etmediği, buna göre davacı zararının bulunup bulunmadığı ve davacının mal bedelini tahsil edememesi nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazına konu olan ... numaralı taşıma senedine davalı şirket taraf olmadığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazı yerinde görülmemiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinde verilen 27/09/2019 tarih, 2018/1166 E, 2019/1196 sayılı bozma kararı gereğince öncelikle davalının pasif husumet itirazının incelenmesi gerekmektedir. Dava, davalı aleyhine başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile mahkememiz önceki kararında da belirtildiği hali ile dava icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan HMK 124 maddesi uyarınca davada taraf değişikliği hukuken mümkün değildir. Kaldı ki davacı vekili 20/11/2017 tarihli ıslah dilekçesi ve mahkememiz 16/07/2020 tarihli celsedeki beyanları ile öncelikle husumet itirazının reddine karar verilmesini talep etmekle esasen tarafta yanılgıya düşmediklerini davalının davanın başından beri pasif husumeti haiz olduğunu beyan etmektedir. Ayrıca 20/11/2017 tarihli ıslah dilekçesi şarta bağlı olmakla hukuken şarta bağlı ıslahı talebinin de dikkate alınması mümkün değildir. Bu nedenle eldeki davanın davalı ...'ye karşı açılmış olup aynı davalı aleyhine takip edildiği mahkemece kabul edilmiştir. Dosyaya sunulan taşıma senedi incelendiğinde taşımanın dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiği ve davacı delilleri arasında sunulan mail yazışmalarının ise 'seagoline.com' uzantılı mail adresi üzerinden yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekilince dosyaya taşımanın davalı tarafından üstlenildiğine ilişkin olarak başkaca bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile zaman zaman taşıyan olarak taşıma senedinde kayıtlı olan dava dışı ... Şirketine acentelik yaptığını beyan etmekle TTK'nun 105. maddesinde acentenin aracılık ettiği iş ve hizmetlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda acenteye doğrudan doğruya dava açılamayacağı, ancak acenteliklerini yaptıkları firmalara izafeten dava açılabileceği, acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye'de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlarında acentelere uygulanamayacağı hükmü sevkedilmiştir. Kaldı ki dosyaya davalının davaya konu taşımaya aracılık ettiğine ilişkin olarak da herhangi bir delil ibraz edilmiş değildir. Davacı vekilinin de davalının acente olduğuna yönelik bir beyanı bulunmadığı gibi taşımanın davalı tarafından üstlenildiği beyan edilmektedir. Davalı vekili de davaya konu taşımada dava dışı ... Şirketine acentelik hizmeti vermediğini beyan etmektedir. Mersin Gümrük Müdürlüğünden celp edilen gümrük kayıtları incelendiğinde ise davalının acente olarak kayıtlı bulunduğu görülmekle birlikte, yukarıda izah edildiği üzere acente aleyhine doğrudan husumet yöneltilmesi hukuken mümkün değildir. Eldeki dosyada, gerek icra takibinin gerekse davanın doğrudan doğruya davalı acenteye karşı açıldığı belirli olup, TTK'nun 105. maddesine göre acenteye doğrudan doğruya icra takibi yapılması ve dava açılması mümkün olmadığından ve dosyada taraf değişikliğine ilişkin HMK 124 maddesi uyarınca kabul edilebilir bir yanılgı ve usule uygun bir ıslah dilekçesi bulunmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesi kararına da işaret edildiği üzere ıslah yolu ile taraf değişikliği de mümkün olmadığından..." gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle HMK'nın 124.maddesi uygulanarak taraf değişikliği yapılmasının hukuken mümkün olmadığına ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, oysa anılan maddede iradi taraf değişikliğinin düzenlenmesi nedeniyle madde hükmünün itirazın iptali davasına da uygulanabileceğini, Mersin Gümrük Müdürlüğünden celbedilen kayıtlarda, davalının acente olduğunun belirlendiğini, asıl taşıyıcı olan Seago Line firmasının yabancı menşeli olması ve Türkiyede faaliyet gösteren Maersk firmasının acente olduğu bilinerek, HMKnın 124. maddesinin 3. ve 4. fıkraları göz önünde tutulduğunda, eldeki davanın acente olan davalıya izafeten açılması yerine doğrudan yöneltilmesi kabul edilebilir bir yanılgıdan kaynaklandığı; Temsilcide hataya düşülmesinin doğrudan davanın reddini gerektirmediğini, davanın doğru hasma yöneltilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Gene Kurulunun bir çok kararında da HMK'nın 124.maddesi anlamında tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde husumetin doğru kişiye yöneltilerek argılama yapılması gerektiğinin kabul edildiğini, icra takibinde iradi taraf değişikliği yapılamayacağına ilişkin kuralın mutlak olmadığını, bu kuralın katı bir şekilde uygulanması, icra takibinde tarafın maddi hata veya temsilcide yanılma nedeniyle yanlış gösterilmesi gibi sınırlı durumlarda, söz konusu takibin iptali ve tekrar başlatılmasına, dolayısıyla da hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açabileceğini, bunu önlemek için, maddi hata ve temsilcide yanılma halleriyle sınırlı olarak istisnai bazı hallerde icra takibi esnasında da taraf değişikliği yapılabileceğinin kabulü gerektiğinin öğretide kabul edildiğini, davacının, temsilcideki yanılmayı sonradan düzeltebileceğini, temsilcide yanılmanın hukuki yaptırımının, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmayacağının bir çok kararda kabul edildiğini; Mahkemece "ıslahın şarta bağlı olarak yapıldığını ve bu sebeple usulüne uygun ıslah dilekçesi olmadığını" belirterek ıslah talebinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, ancak şarta bağlı ıslah yapılmadığını, taraf değişikliği talebinin kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğunu, taraf değişikliği yapıldıktan sonra (taraf değişikliği şartı ile değil, taraf değişikliğinden sonra) ıslah talebinin kabulü ile "İtirazın İptali Davasının Alacak Davası" şeklinde devamının talep edildiğini, yani, öncelikle davalının ... firmasına izafeten ... AŞ. olarak değiştirilmesi ve akabinde ... firmasına izafeten ... AŞ. aleyhine açılan itirazın iptali davasının alacak davası şeklinde devamına karar verilmesinin istenildiğini, bu durumda da şarta bağlanmış ıslah talebi bulunmamasına rağmen mahkemece hakkaniyete aykırı bir karar verildiğini, itirazın iptali davasının ıslahla alacak davasına dönüştürülebileceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne , karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz taşıması sırasında usulsüz şekilde ve talimata aykırı olarak alıcısına teslim edilen emtia nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından, taşıma sırasında oluşan zararın tazmini amacıyla ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Davalının, zamanaşımı, acentelik nedeniyle husumet gibi usulü itirazları üzerine davacı vekili 20.11.2017 tarihli dilekçesini sunmuştur. Anılan dilekçede, davalının daha önce taşımada acentelik yapmadığını belirtmesine karşın, 11.10.2017 tarihli dilekçede donatanın acentesi olduğunu kabul etmesine rağmen sorumluluktan kaçındığı, davacının Danimarka merkezli ...şirketi ile bir ilişkisinin bulunmadığı, müvekkilinin davalıya duyduğu güven ile ticari ilişkiye girdiği, bu nedenle kullanılan elektronik posta uzantısının yurt dışındaki şirkete ait olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, talimat olmaksızın yükün alıcısına teslimi ile zarar oluştuğunun davalının çalışanlarınca kabul edildiğinden husumet itirazının reddine karar verilmesi, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde müvekkilinin güveninin dürüstlük kuralına aykırı şekilde suiistimal edilmesi ve davalının taraf olmadığı ticari ilişki nedeniyle bu kadar belge sunmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle HMK'nın 124.maddesi uyarınca davalının ... şirketine izafeten davalı olarak değiştirilmesinin istenildiğini; davalının ise itirazın iptali davasında bu tür bir değişiklik yapılamayacağına ilişkin itirazda bulunduğunu, husumet değişikliğinin kabulü halinde davanın ıslah ile alacak davası olarak devam etmesinin mümkün olduğunu, bu durumda davalının husumet itirazının reddine, aksi halde HMK'nın 124.maddesi uyarınca ... şirketine izafeten davalı ... Aş olarak değiştirilmesini ve davanın alacak davası olarak ıslah edilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından zamanaşımı süresi içinde takip yapılarak itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı, takip ve davada husumeti doğrudan davalıya yöneltmiş, davalının acente veya temsilci olduğundan söz etmemiştir. Dairemizce daha önce yapılan istinaf incelemesinde, davacı tarafından yapılan ıslah talebinin şartlı ıslah niteliğinde olduğu ve şarta bağlı ıslah yapılamayacağı, ıslah sureti ile taraf değişikliği de yapılamayacağı belirlenmiştir. Gerçekten de tüm aşamalarda, taşıma sözlemesinin davalı ile kurulduğundan söz edilmesi karşısında, davacının, takip ve davasında temsilcide yanıldığından söz edilemez. Davacı, doğru hasım olarak davalının taşıyıcı olduğunu kabul ederek davalıya karşı tazminat davası açmıştır. Bu nedenli ilk derece mahkemesinin ıslah ile temsilcide yanılma ve iradi taraf değişikliğine ilişkin gerekçesi yerindedir. TTK'nın 105.maddesinde; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Davalının temsilcide yanılma veya ıslah talebinin yerinde olduğu düşünülse dahi bu kez de davalı şirketin acente sıfatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekecektir. Eldeki davada, davalının dava konusu bakımından akdi taşıyıcı, taşıma işleri komisyoncusu veya acente sıfatı ile hareket ettiğine ilişkin bir kanıt sunulmamıştır. Taşıma öncesi yazışmalar davacı ile dava dışı taşıyan Danimarka merkezli ... şirketi arasında yapılmıştır. Davalının bu davada taraf olmaması nedeniyle davalının acente sıfatının da tartışılmasına dahi gerek bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.10.2023
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim