mahkeme 2020/1701 E. 2023/1662 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/1701

Karar No

2023/1662

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1701
KARAR NO: 2023/1662
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07.07.2020
NUMARASI: 2017/948 E. - 2020/320 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ve 11.09.2020 tarihli istinaf talebinin reddine dair ek kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 06.03.2014 tarihli yetkili sigorta acenteliği sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin davalı sigorta şirketinin acentesi olarak sigorta iş ve işlemlerine aracılık etmeye başladığını, davalı tarafça 08.07.2014 tarihli ihtarnamesi ile 3 ay önceden haber vermek suretiyle sözleşmenin feshedildiğini ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 ay boyunca sözleşmenin devam edeceği ancak müvekkilin komisyon oranlarının düşürüldüğünü, sözleşmenin haksız nedenle feshedildiğini, müvekkilinin davalı sigorta şirketine ortalama acentenin çok üstünde gelirler getirdiğini, müvekkili vasıtasıyla davalıya kazandırılan müşterilerden davalının gelir elde etmeye devam edeceğini, müvekkilinin TTK.nın 122. maddesinde düzenlenen denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL denkleştirme tazminatının ve delil masrafı için sarfedilen 316,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı acentenin müvekkiline olan vadesi geçmiş borçlarını ödemediğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, denkleştirme tazminatı koşullarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... Davacı, acente sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiğini iddia ederek mahrum kalınan kârdan ve portföy tazminatından kaynaklı alacağından şimdilik 1.000,00 TL’lik kısmını talep ve dava etmiştir. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi gereği davalı sigorta şirketinin dilediği zaman ve hiçbir haklı sebep göstermeksizin 3 ay öncesinden feshi ihbarda bulunmak suretiyle sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu, nitekim davalı şirketin de taraflar arasındaki sözleşmeyi bu hükme istinaden haklı olarak feshettiği, 03/02/2020 tarihli bilirkişi raporuyla da davacı tarafın denkleştirme tazminatı hak edebilmesi için Türk Ticaret Kanunu'nun 122/1 maddesindeki şartların oluşmadığının tespit edildiği, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin dördüncü ayında feshedildiği ve takriben yedi ay acentelik ilişkisi sürdüğü, sözleşmenin feshinden sonra davacı ... Sigorta acentesi tarafından kazandırılan müşterilerin poliçe bitim sürelerinden sonra biten poliçelerini yenilemedikleri, davalı tarafından derhal fesih yapılmadığından kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmediği, sözleşme süresi içerisinde hakedilen komisyon tutarlarının davacıya ödendiği ve taraflar arasındaki sözleşmenin süresi ile bu süredeki aylık ortalama 1.220,58-TL'lik komisyon tutarı göz önünde bulundurulduğunda somut olayın özellik ve şartlarında denkleştirme tazminatı ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmediği anlaşıldığından ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiş..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk derece mahkemesinin ek kararının özeti: "...Mahkememizin 2019/948 Esas, 2020/320 sayılı ve 07/07/2020 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın davanın miktar ve niteliği itibariyle kesin olarak verildiği, Davacı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. vekili tarafından 10/09/2020 tarihli dilekçe ile hükmün kesin olmasına rağmen istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. HMK 346/1 maddesinde " İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder." denilmektedir. Dosya kapsamı ve istinaf dilekçesinin tetkikinde, Mahkememizce verilen hükmün kesin olmasına rağmen Davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmakla, istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, davacı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. vekilinin İstinaf talebinin kararın kesin olması nedeniyle HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Ek karar, davacı vekiline 15.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili ek kararı 17.09.2020 tarihinde yasal süre içerisinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın ret kararının kesin olarak verildiğini, HMK'nın 107. maddesinde belirtilen belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması hâlinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemeyeceğini, ek kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatına hak kazandığını, taraflar arasındaki 06.03.2014 tarihinde imzalanan acentelik sözlemesinin davalı tarafça 08.07.2014 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, fesihte herhangi bir nedenin gösterilmediğini, müvekkili nedeniyle davalı tarafın önemli menfaatler elde ettiğini, bilirkişi raporunun hukuki değerlendirmelerle dolu olduğnu adete hâkim yerine geçerek yargılama yaptığını iddia ederek, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada taraflarına talep artırım imkanı verilmeksizin karar verildiğini, istinaf başvurusunun reddine dair ek kararının kaldırılarak esas istinaf dilekçeleri doğrultusunda inceleme yapılmasını ve neticede davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, yetkili sigorta acenteliği sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâr ve portföy tazminatı alacaklarının tahsiline ilişkin belirsiz alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair hüküm ve akabinde istinaf başvurusunun reddine dair karar ve ek karar verilmiş; bu ek karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklara saklı tutulmak kaydı ile 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının tahsilini talep etmiştir. Dava belirsiz alacak davası şeklinde açılmıştır. Dava dilekçesinde HMK'nın 107. maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açıldığı ifade edilmiştir. Davanın belirsiz alacak davası olduğu konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf mevcut değildir. Yargılama aşamasında mahkemece dosya üzerinde bilirkişi raporları alınmıştır. 01.11.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sözleşmenin feshinden sonra davacı tarafından kazandırılan müşterilerin poliçelerini yenilmediğini, TTK 122/2 maddesine göre yapılan hesaplamada sözleşmenin kısa bir süre sonra devam ettiği, taraflar arasında 06.03.2014 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin 15.10.2014 tarihinde kadar sürdüğü, devam ettiği süre içerisinde komisyon tutarlarının ortalamasının 9.764,65 TL / 8 ay = 1.220,58 TL üst sınır olarak hesaplandığı, davalı tarafından sözleşmeye uygun olarak 3 ay önceden sözleşmenin sonlandırılacağı, davacıya bildirildiği, ihtarnamelerde davacıya ait kusura dayanmadığı, TTK 122/2.maddesi gereğince yapılan hesaplamada talep edilebilir üst sınır denkleştirme tazminatının 1.220,58 TL olduğu belirtilmiştir. Taraflar vekillerinin itirazı üzerine alınan üç kişilik bilirkişi raporunda sonuç olarak, davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya ibraz edilen belgelerden davacı acentenin faaliyette bulunduğu 220 günlük süre içerisinde gerçekleştirdiği, 73.784,15 TL tutarındaki sigorta primlerine ilişkin toplam net komisyon tutarının 9.764,65 TL olduğu feshin 3 aylık fesih öneri verilerek yapıldığı hakkaniyet gereği davacının en fazla üst sınır olarak hesaplanan 15.978,52 TL / yıl denkleştirme tazminatı talebinde bulunabileceği belirtilmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 7 ay devam ettiği, fesihten sonra kazandırılan müşterilerin poliçelerini yenilemedikleri aylık ortalama 1.220,58 TL komisyon tutarı göz önünde bulundurulduğunda somut olayın özellikle şartlarında denkleştirme tazminatı ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmediği ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Kesin olarak verilen karara karşı davacı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuş başvurunun reddine ilişkin ek karar yine davacı tarafça istinaf edilmiştir. Davacı, başlangıçta davasını HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açmış, ancak daha sonra talep artırımına ilişkin herhangi bir dilekçe sunmamıştır. Ne var ki davacı davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmış olduğundan mahkemenin hükmün kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 11.09.2020 tarihli ek karara ile reddine dair ek karar isabetli görülmeyerek işin esasının incelenmesi uygun bulunmuştur. Genel olarak denkleştirme tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminattır. TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır. Davacı tarafça TTK'nın 122. maddesi kapsamında yetkili sigorta acenteliği sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı talep edilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 06.03.2014 tarihinde başladığı ve 15.10.2014 tarihine kadar sürdüğü çekişmesizdir. Bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere sözleşmenin davalı tarafından derhal fesih edilmediği, 24.maddesine istinaden 08.07.2014 tarihinde sözleşmenin 3 ay sonra sonlanacağının davacı tarafa bildirildiği, sözleşmenin feshinden sonra davacı tarafından kazandırılan müşterilerin poliçelerinin yenilemediği, sözleşmenin tek taraflı feshedildiği ve davacının bu süre içerisinde komisyon ücret ortalaması da dikkate alındığında denkleştirme tazminat hakkının doğmadığı, bu sebeple davacının aksine iddiaları yerinde görülmeyerek mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, hükmün karar tarihi itibariyle davanın belirsiz dava şeklinde açılmış olması nedeniyle kesin nitelikte olmadığından davacı vekilinin mahkemenin HMK'nın 346/1 maddesi gereğince kararın kesin olması gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine dair 11.09.2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve mahkemece verilen davanın reddine dair kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle davacının esas hükme ilişkin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353 1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacı vekilinin HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca hükmün kesin olduğu gerekçesiyle mahkemece istinaf başvurusunun reddine dair 11.09.2020 tarihli ek karara ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile 11.09.2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına, 2-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin asıl hükme yönelik istinaf başvuru sunun esastan reddine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.19.10.2023
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim