mahkeme 2020/1679 E. 2023/1669 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1679
2023/1669
19 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1679
KARAR NO: 2023/1669
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13.07.2020
NUMARASI: 2014/991E. - 2020/359 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketin maliki olduğu tarihte Samsun ili Terme ilçesi ... Mah. Samsun Ordu Şosesi mevkiinde kain olup tapuda ..., ... pafta 1 ada ... parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmazın 13/07/2007 tarihinden başlamak ve 13/07/2027 tarihine kadar geçerli olmak üzere 20 yıl süreli intifa hakkını ... yevmiye numaralı resmi senetle aldığını, müvekkili şirketin intifa hakkına sahip bulunduğu bu taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak kullanılması ve işletilmesine yönelik olarak davalı şirket ile de bayilik sözleşmesi imzalandığını ve aradaki dikey ilişki sona erene kadarda bu şekilde devam ettiğini ve davalı şirketin ... Bayisi olarak faaliyette bulunduğunu, diğer davalılar müvekkili şirketle davalı bayi şirketin imzalamış olduğu 25/06/2007 tarihli bayilik ve işletmecilik sözleşmesini garanti ve taahhüt eden sıfatıyla imzaladığını ve bu sözleşme kapsamındaki şirketin borçlarına garantör olduğunu, dava dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla ve taraflar arasında imzalanan tüm sözleşmelerin feshedilmiş bulunması nedeniyle davalının işleticiliğini yaparken satılmış olan intifa konusu taşınmazla ilgili gayri maddi hak bedeli/ intifa bedeli olarak ödenen ve davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesine neden olan toplam 1.533.765,00 TL + KDV alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini; talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili savunmasında özetle; davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin feshine neden olan olayın davalı müvekkillerden kaynaklı olmadığını, bu nedenle sözleşmenin feshi ile davacının bir zararının doğup doğmadığının tespiti, müvekkiline bir husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği ve müvekkilinin sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğinin tespiti olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacı talebinin haklı olduğu varsayımında, faiz isteminin de yersiz olduğunu, cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında davanın reddine karar verilmesini; talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacı ... şirketi ile davalı şirket arasında bayilik ve işletmecilik sözleşmesinin aktedildiği, davalı gerçek kişilerin ise sözleşmenin 17. maddesi gereğince, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin eksiksiz ve zamanında yerine getirileceğini BK 110 md hükmü gereğince garanti ve taahhüt ettikleri, davalı şirketin ise sözleşme tarihinde, bayilik faaliyetinin yürütüldüğü, intifa hakkının tesis edildiği taşınmazın maliki olduğu görülmüştür. Terme İcra Müdürlüğünün ve Terme Tapu Müdürlüğünün yazı cevaplarından, davacı lehine intifa tesis edilen taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığı, ihalenin 11/01/2011 tarihinde kesinleştiği, 12/01/2011 tarihinde, davacı lehine tesis edilmiş intifa hakkından ari olarak taşınmazın ihale alıcısı adına tescil edildiği, 25/03/2011 tarihinde ise dava dışı ... şirketi lehine intifa hakkının tescil edildiği belirlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davacı lehine 20 yıl süreyle tesis edilen ve bu süre için bedeli ödenen intifa hakkı süresinden önce terkin edilmiş olmakla, kullanılmayan süre yönünden davalı şirketin sebepsiz zenginleştiği belirlenmiştir. İadesi gereken tutar yönünden; Mahkememizce alınan 13/01/2017 tarihli rapordaki tespitlere Mahkememizce de iştirak olunarak; bunun yanı sıra davacı vekilinin 27/11/2019 tarihli beyanı ile 25/03/2011 tarihi itibariyle yapılan tespite itirazlarının olmadığı yönündeki beyanları gözetilerek 25/03/2011 tarihi itibariyle hesaplanmış olan intifa bedelinin davalılardan tahsili gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça iade borcu yönünden sunulan 29/07/2011 tarihli ihtarnamenin tebliğine ilişkin kayıt bulunmadığından dava tarihi itibariyle faize hükmedilmiştir. Davalı gerçek kişiler yönünden ise sözleşmenin 17. maddesi ile sözleşmeden kaynaklı yükümlülükler garanti ve taahhüt edilmiş olmakla, davalı şirket ile birlikte iade borcundan kaynaklı olarak sorumluluklarının bulunduğu kanatiyle... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.263.319,43 TL'nin dava tarihinden (15/09/2011) itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; iş bu davayı 1.533.765,00 TL +KDV tutarı üzerinden açtıklarını, mahkemenin 20.11.2019 tarihli celse ara kararı ile KDV olarak talep edilen alacak tutarını bildirmelerini ve buna ilişkin harcı ödemelerini talep ettiğini, buna cevaben 27.11.2019 tarihli beyan ile dosyanın daha fazla sürüncemede kalmaması için 13.01.2017 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen 1.263.319,43 TL üzerinden doğacak olan KDV'nin 227.397,47 TL olduğunun beyan edilip buna ilişkin harcı ödediklerini, ıslah için taraflarına süre verilmesini talep etmelerine rağmen süre verilmediğini, bu durumun HMK 181.maddesine aykırı olduğunu, kısmen ıslaha başvuran tarafa ıslah ettiği usul işleminin yapması için bir haftalık süre verilir hükmünün mevcut olduğunu, ayrıca mahkemenin henüz faturalandırılmadığı gerekçesiyle KDV talebinin reddine karar verdiğini, bu kararın son derece hatalı olduğunu, taraflar arasında nizaya konu olduğu için mahkemeye taşınan bir alacak nedeniyle henüz tahsil edilip edilmeyeceği belli olmaylan tutar için müvekkilinden fatura kesip vergi dairesi nezdinde KDV borcu altına girmesi, akabinde henüz tahsil etmediği KDV'yi ödemesinin beklenemeyeceğini, alacak için fatura kesilmiş olsaydı davalıların bu faturada tahakkuk eden KDV'yi KDV kanunun 29.maddesine göre indirim konusu dahi yapabileceklerini belirterek açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 1.263.319,43 TL asıl alacağı %18 KDV eklenerek bulunacak 1.490.716,92 TL'nin 25.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, istinaf talebi öncesinde 07.08.2020 tarihli dilekçe ile HMK'nın 305/A gereği hükmün tamamlanması talebinde bulunarak, bilirkişi raporu gereğince tespit edilen bedel üzerinden doğacak KDV'nin harcının ödendiğini, aynı beyanda mevcut delil durumuna göre karar verilmesi hâlinde ıslah için taraflarına süre verilmesini, aksi halde eksik görülen hususların tamamlanmasının talep edildiğini, ancak talepleri olmasına rağmen ıslah için taraflarına HMK'nın 181. maddesi gereğince süre verilmediğini belirterek, asıl alacağa %18 KDV eklenerek bulunacak 1.490.716,92 TL üzerinden tam kabul yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir. Mahkeme tarafından davacının talebi 10.09.2020 tarihli ara karar ile reddedilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, intifa sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararıyla süresinden önce sona ermesi nedeniyle, intifa bedelinin sözleşmenin karşılıksız kalan kısmına isabet eden bölümünün tahsili istemine ilişkin bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, Bayilik ve İşletmecilik Sözleşmesinin varlığı, sözleşme gereğince yirmi yıl süreli olarak intifa hakkına dair senet düzenlendiği, davalı gerçek kişilerin taraflar arasında imzalanmış olan 25.06.2007 tarihli Bayilik ve İşletmecilik Sözleşmesinin garanti taahhüt edenler sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, söz konusu sözleşmenin devamı sırasında bayinin üçüncü kişilere olan borçlarını ödememesi üzerine davacı şirketin intifa hakkına sahip olduğu davalı şirketin maliki olduğu taşınmazın davacının marka ve bayi altında işletilmekteyken icra kanılıyla satıldığı ve yapılan açık artırma sonucunda taşınmazın üzerindeki istasyonla birlikte dava dışı ... Ltd. Şirketi'nin mülkiyetine geçtiği, davacının intifa hakkının icra satışı sonucunda kalkmış olduğu yeni malikin bayiliği devraldığı, başka bir firmayla anlaştığı, davalı şirketin ise EPDK'ya başvurarak 25.03.2011 tarihinde bayilik lisansını iptal ettiği, ayrıca Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihinde yayınladığı duyuru ve akabinde rekabet kurulunun aldığı kararla 18.09.2010 tarihine kadar tüm sözleşmelerin ve bu kapsamda kira/intifa sözleşme sürelerinin 5 yıldan fazla olamayacağını ve bu tarihi itibariyle de sözleşmenin süresinin sona ereceğine karar verildiği, dağıtım şirketlerinin açmış olduğu davanın reddedildiği, davacı şirketin intifa hakkının rekabet kurumu duyurusu neticesinde tapudan terkin edilmesinden dolayı istasyona yapılan yatırım bedelleri, ödenen intifa/gayri maddi hak bedellerine yönelik olarak davacı şirketin yaptığı ödemelerin dikey ilişkinin sona erdiği 25.03.2011 tarihinden sonraki döneme tekabül eden bakiyelerin iade edilmesinin Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlene 29.07.2011 tarihli ihtarname ile davalılardan talep edildiği, dilekçede sonuç olarak toplam 1.533.765,00 TL + KDV'nin alacağın muaccel olduğu, 25.03.2011 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamede ayrıca davalı bayinin akaryakıt alımlarından kaynaklı vadesi geçmiş 88.753,93 TL borcununda bulunduğu ifadesine yer verildiği, Akaryakıt istasyonunun 2007 yılından itibaren 20 yıl, 2027 yılına kadar işletilmesi planlanmışken bunun gerçekleşmediği hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık mevcut değildir. Mahkemece davacı şirket tarafından 13.01.2011 tarihli dava dilekçesinde, intifa konusu taşınmazla ilgili gayrimaddi hak bedeli/intifa bedeli olarlak ödenen ve davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesine neden olduğu iddia olunan toplam 1.533.765,00 TL + KDV alacağının temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsili talebinin mahkemece 20.11.2019 tarihli celsede 2 nolu ara karar ile KDV şeklinde talep tutarının gösterilerek açıklanması için süre verilmesi, aksi halde bu istem yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine dair hükümle birlikte 3. bentte 2 nolu bent gereğince talep sonucunun açıklanması durumunda eksik harcın ikmali yönünden ara karar oluşturulmasına dair karar uyarınca davacı vekilinin 27.11.2019 tarihli dilekçeyle KDV alacak tutarlarını 227.397,47 TL olarak açıkladığı, mevcut delil durumuna göre karar verilmesi halinde ıslah için taraflarına süre verilmesini aksi halde eksik hususların tamamlanmasını talep ettiği, mahkemenin 05.12.2019 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin açıklamış olduğu KDV değeri üzerinden karşılanması gereken harcın tamamlanması için davacı vekiline ihtarname tebliğ edildiği, davacı tarafça 18.12.2019 tarihli makbuz ile tamamlama harcının yatırılarak makbuzun dosyaya ibraz edilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından davacı vekilinin talebine rağmen ıslah için süre verilmemiş olması ayrıca harcın tamamlanmış olmasına karşılık KDV alacağına dair olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.Dava tarihinden itibaren çok sayıda bilirkişi raporu ve ek rapor alınmıştır. Mahkemenin hükme esas aldığı ve istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin hüküm tesis edilmesini talep ettiği bilirkişi heyet raporu 13.01.2017 tarihlidir. Davacı vekili, bilirkişi raporuna karşı 08.02.2017 tarihli dilekçesinde, raporundaki KDV ilavesi dışındaki değerlendirmelere itirazlarının bulunmadığını, KDV ilavesi konusundaki görüşe katılmadıklarını belirterek davanın kabulü ile taleplerinin KDV ilave edilerek hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen ara kararlar sonucunda davanın raporda belirtilen asıl alacak yönünden kabulüne karar vermiştir. Kararda dava dilekçesindeki KDV alacağına ilişkin eksik harcın yatırılmasına dair ara kararlara yer verilmediği gibi davacının KDV talebine ilişkin olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Gerekçede ise herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır. Hükümde aşan istemin reddi ifadesi ile yetinilmiştir. HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açık yargılamada belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. HMK'nın 297 maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiğine yer verilmiştir. Somut olayda ise, yukarıda açıklandığı üzere, mahkemece davacının dava dilekçesinde talep ettiği KDV'ye ilişkin ayrıca alacak miktarı olarak gösterilerek harcı ödenen KDV alacağına dair olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetli olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran tarafa iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.10.2023
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.