mahkeme 2020/1678 E. 2023/1667 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/1678
2023/1667
19 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1678
KARAR NO: 2023/1667
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19.02.2020
NUMARASI: 2016/304 E. -2020/160 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız rekabetten kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/911 Esas sayılı dosyası ile davacı şirket aleyhine İİK. 177/1 maddesine dayalı olarak 24.08.2015 tarihinde haksız yere iflas davası açtığını, davacı şirketin, davalı şirkette hiç bir borcu bulunmamasına rağmen davalı şirketin iflas davası açtığını, davalı şirket tarafından davacı şirketin çalıştığı bankalara ve müşterilerine 25/08/2015 tarihinde yazı yazdığını ve davacı şirket aleyhine karalama kampanyası yürüttüğünü, bu bildirimler karşısında bankalardan dönüşler olmaya başladığını, talep edilen kredilerin onaylanmadığını, bazı müşterilerin sözleşmeleri yenilemediğini, bazılarının da sözleşmeleri feshettiğini, davalının yapmış olduğu bildirimlerin, TTK 55 ve devamı maddeleri uyarınca düzenlenen haksız rekabet tanımına uygun bir eylem oluşturduğunu, davalı şirketin, davacı şirkete karşı haksız rekabet ettiğini, zarara uğratmak kastı ile hareket ettiğini ve sürekli olarak davacı şirket aleyhine takip ve davalar ikame ettiğini, Merkez Bankası kayıtlarına göre 30/06/2015 tarihi itibari ile bankalar nezdinde 16.000.000,00 TL'yi aşan kredi limiti bulunduğunu ancak, bankaların davacı şirketin kredi limitlerini dondurduklarını, ipotek, taşıt rehni, vesair yeni kullandırımlar yapmayıp, teminat mektuplarından boşalan limitleri kullandırmadıklarını, davacı şirketin, davalının haksız rekabet eylemi sebebi ile gerek bankaların yeni teminat mektupları vermemesi sonucu ihaleye katılamayarak ve gerekse bir çok sözleşmenin iflas davasının açılmış olmasına bağlı olarak feshi sonucu, davacı şirketin cirosunda önemli ölçüde düşüş olduğunu, şirketin uğramış olduğu maddi zararına karşılık şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile manevi zararına karşılık TBK'nın 58.maddesi uyarınca 500.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek banka mevduat faizi ile davalı şirketten tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davalı tarafın adresinin Esenyurt ilçesi olduğunu, HMK'nın 6. ve 19/2. maddeleri gereği Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davacı şirketin dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve olayların doğru olmadığını, davacı şirkette açılan iflas davasının davalı şirket tarafından 3. kişilere duyurulmadığını, 2015/911 E. Sayılı dava dosyası nedeniyle alınan karar gereği yasal ilanların mahkemesince Türkiye genelinde yayınlanan bir gazete ve Türkiye Ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, bu ilanların gizli olmadığını, haksız rekabet ettikleri iddiasını kabul etmediklerini, iflas davasını açtıklarını, davacı şirketin dava dilekçesinde nasıl zarara uğradığını açıklayamadığını, yazılı ve yasal belgelerin olmadığını, davacı şirketin ciro düşmesinin iflas davasıyla hiçbir illiyet bağının bulunmadığını, davacı şirket aleyhine açılan iflas davasından, davacı şirketin tüm mal varlıklarını dava dışı ... A.Ş.'ne devrettiğini, davacı şirketin cirosunun 3 katını ... A.Ş. üzerinden yaptığını ve 16.400.000,00 TL piyasa değeri olan araçları kaçırdıklarını, MASAK tarafından ilgili araştırmaların yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Haksız rekabet halinde temel unsur hukuka aykırı eylemin gerekliliği olup, haksız rekabete maruz kaldığını iddia eden ile rakipleri arasında veya tedarik edenlerle müşterileri arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Davalıya atfedilen, davacı şirketten alacaklı olmamasına rağmen davacı aleyhine haksız olarak iflas davası açtığı, bu dava nedeniyle haksız iflas ilanlarının yapıldığı olgusu, davalının Anayasa'nın 36. maddesinde ifadesini bulan; "herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu" yolundaki temel hakkın kullanılmasına ilişkin hak arama özgürlüğü kapsamında iddianın ileri sürülüş biçimi olduğu, bu nedenle nihayetinde haksız çıkmış da olsa dava açmasında hukuka aykırılığın mevcut olmadığı, davalı tarafça bankalara ve davacının bazı müşterilerine, davacı sanki iflas etmiş gibi yazı yazarak bildirimde bulunduğu iddiasının, hukuka aykırı eylem dairesinde yapıldığı yolunda yeterli delil ve emarenin sunulmadığı, kaldı ki, davalıya atfedilen eylemler sonrasında davacının kredibilitesinde azalma değil, tam tersine artışın olduğunun bilirkişi incelemeleri ile açıkça ortaya konulduğu, davacının zarar iddiasının da bu hal itibariyle kanıtlanmadığı, davadan ve atfedilen diğer eylemlerden bir kaç yıl sonrasında davacının bilançosundaki bozulmaların davalıya atfedilen eylemlerden kaynaklandığının da kanıtlanamadığı anlaşıldığından... " gerekçesiyle, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/911 Esas ve 2018/518 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine haksız iflas davaları açarak söz konusu davalara ilişkin belgeleri müvekkili şirketin çalıştığı bankalara ve müşterilerine gönderip haksız rekabette bulunması sebebiyle şirketin uğramış olduğu zararların tazmini için davanın açıldığını, mahkemenin iflas davalarının açılmasının Anayasanın 36.maddesinde belirtilen hak arama özgürlüğü kapsamında olması, davalı tarafça bankalara ve müvekkili şirketin müşterilerine bildirimde bulunulması hususunda yeterli delil ve emarenin bulunmadığı ,eylemler sonrasında müvekkili şirketin kredibilitesinin arttığı, zararın kanıtlanamadığı ve bilançolardaki bozulmaların davalıya atfedilen eylemlerden kaynaklandığının kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, kararın kaldırılması ve kabulü gerektiğini, davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine İİK 177/1 maddesine dayalı olarak 24.08,2015 tarihinde haksız iflas davasının açıldığını, müvekkili aleyhine karalama kampanyası yürüttüğünü, davalının davayı açmasının dahi bu eylemine temel teşkil etmesi amacını taşıdığını, müvekkili şirketin hiçbir borcu bulunmamasına rağmen iflas davası ile karşı karşıya kaldığını, davalının bununla da yetinmeyerek 12.10.2015 tarihli tensip tutanağı ile ticaret sicil gazetesi ve basın ilan kurumunda yapılacak müzekkereleri 16.11.2015 tarihinde müvekkili şirketin çalıştığı bankalara ve müşterilerine ileterek karalama kampanyasına devam ettiğini, iflas davasının reddedilerek ret kararının onandığını, davalının iflas davası dışında sahte kaşe ile düzenlenen 5 adet sahte senet ile ilgili icra takibi başlattığını, imzaya itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu, ayrıca davalının müvekkili aleyhine hileli iflas suçuna konu şikayette bulunduğunu, soruşturma sonucunda 16.03.2017 tarihli kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, itiraz üzerine takipsizlik kararının kaldırıldığını, soruşturmanın devam ettiğini, ve sonucunda 24.05.2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalı şirketin iflas davasının reddedilerek kesinleşmesi akabinde müvekkili aleyhine tekrar ve haksız olarak iflas davası açtığını, davanın reddedildiğini, davalı şirketin aynı iddia ve deliller ile açmış olduğu ... Esas sayılı iflas dosyasına www...com.tr uzantılı internet sitesinde alacaklarını alamadığı, iki lojistikçiye dava açtığı başlıklı yazı ile www...com internet sitesinde iflas davası açıldığına dair başka yazıyı yayınlattığını, haber ve reklam yaptığını, tüm bu sürecin mahkeme tarafından hak arama özgürlüğü olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin söz konusu eylemlerinin ancak hak arama özgürlüğünün kötüye kullanımı olarak değerlendirilebileceğini, yapmış olduğu eylemin TTK'nın 55 madde hükümlerinde tarifi yapılan haksız rekabet eyleminin tanımına açıkça girdiğini, dürüstlük kuralına aykırı davranışların ticari uygulamaların 55.maddenin a bendinin 1.fıkrasında gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek hükmünü içerdiğini, şirket yetkililerinin yapmış olduğu eylemin açıkça TTK'nın 55.maddesinde yapılan tanıma girdiğini, haksız rekabet oluşturduğunu, davalı şirketin karalama kampanyası neticesinde müvekkili şirketin kredi limitlerinin dondurulduğunu, ipotek, taşıt rehni vb kullandırılmadığının dava tarihine kadar yaklaşık olarak müvekkilinin zararının 7.000.000,00 TL üzerinde olduğunu, davanın müvekkilinin şahsiyet hakkına saldırı teşkil ettiğini, müvekkili lehine 500.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, gerek mahkeme gerekse bilirkişi raporlarında davalının hukuka aykırı eylemlerinin dikkate alınmadığını iddia ederek ,kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 55 vd. maddeleri gereğince haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflara arasında, birden fazla hukuki uyuşmazlığın olduğu, iflas talepli yargılamaların gerçekleştirildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davalı şirketin davacı şirket hakkında açmış olduğu iflas talepli davaların ve ceza soruşturmasına konu şikayetleri ile icra takiplerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği, bilirkişinin raporu ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı şirket hakkında 24.08.2015 tarihinde İİK 177.maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas talepli dava açıldığı, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/911 Esas, 2017/92 Karar ve 01.02.2017 tarihli kararı ile, davalı ile davacı arasında doğrudan alacak borç ilişkisi bulunmadığı, davacının alacaklı olduğu dava dışı şirketler ile davalı şirket arasındaki organik bağ nedeniyle tüzel kişilik perdesinin aralanmasına, iflasına karar verilmesini talep ettiği, İİK 177 maddeye göre gerçek borçlu ile ilgili belirlenen durumların mevcudiyeti halinde iflas kararı verilebileceği, yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, ret kararının istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2017/616 Esas, 2017/614 Karar ve 10.05.2017 tarihli kararı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2017/2061 Esas, 2018/299 Karar ve 07.02.2018 tarihli ilamı ile davacı ile davalı arasında doğrudan alacak borç ilişkisi bulunmadığı, davacının alacaklı olduğu dava dışı şirketler ile davalı şirket arasındaki organik bağın ispat edilip alacağın davalı şirketler aleyhine ilama bağlandıktan sonra iflas talebinde bulunulabileceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın onandığı, davalı şirket ve dava dışı şirketler tarafından 01.12.2017 tarihinde çok sayıda gerçek kişi ve şirketler hakkında tacir veya şirket yöneticileriyle kooperatif yöneticiliğinin dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik, hileli iflas vb suçlamalar ile şikayette bulunulduğu, şikayet sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/140512 soruşturma dosyasında 01.12.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, karar sonucunda müşteki şüpheli ... tarafından, müşteki şüpheli ... hakkında soruşturma yapılmışsa da Anayasanın 36.maddesinde belirtilen hak arama hürriyeti ve gerek Anayasa'da gerekse de TCK ve CMK'da karşılığı bulan şikayet hakkına göre unsurları oluşmadığından şüpheli ... hakkında suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalı şirket temsilcisi ... tarafından davacı şirket temsilcilerinin şüpheli olarak yer aldığı, hileli iflas iddiası ile 31.08.2015 tarihinde şikayette bulunduğu, şikayetinde şüphelilere ait ... AŞ aleyhine İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/911 Esas sayılı dosyasında iflas davası açtıklarını, dava devam ederken şüphelilerin şirketlerine ait 82 adet tırın 3. kişilere satmak suretiyle mal kaçırdıkları, hileli iflas suçunu işlediklerini beyan ettiği, iflas davasının reddine karar verildiği, iflas kararı bulunmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalı şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, kambiyo senetlerine özgü davacı şirket hakkında başlatmış olduğu takibe davacı şirketin itirazı üzerine İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/1254 Esas, 2015/671 Karar sayılı dosyasında 30.07.2015 tarihli karar ile imzalaya itirazın kabul edilerek imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesiyle takibin durdurulmasına dair karar verildiği, aynı mahkemenin ... Esas sayılı dosyasında, davalı şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takipte imzaya itirazı üzerine imzanın şirket yetkilisine ait olmadığının tepiti ile 30.07.2015 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/1152 Esas, 2015/984 Karar sayılı dosyasında, yine davalı şirket tarafından başlatılan icra takibindeki imzaya itirazı üzerine itirazın kabulüyle takibin durdurulmasına karar verildiği, davalı şirket yetkilisi ... adı ve imzası ile 25.08.2015 havaleli dilekçenin dava dışı ... Bankası Genel Müdürlüğüne hitaben düzenlendiği ,dilekçede, davacı şirket hakkında 2015/911 Esas sayılı dosyasında İİK 177 maddesi gereğince iflas davasının açıldığının bildirilerek bir örneğin yazı ekinde sunulduğunun ifade edildiği, dava dışı ... Sanayi AŞ şirketine hitaben davalı şirket kaşesi ile dilekçe hazırlandığı, dilekçe içerisinde iflas davası ile ilgili bilgi verildiği ve başka iddialara yer verildiği ancak söz konusu dilekçenin içerisinde davacı şirket adının yer almadığı, ekinde resmi ilan, Resmi Gazete olduğuna yer verildiği, yine dava dışı ... , ... AŞ şirketlerine hitaben benzer dilekçenin ibraz edildiği, 2015/911 Esas sayılı dosyada açılan iflas davasına ilişkin gazetede ilanın yer aldığı, bankalara gönderilen yazılı açıklamalar başlığı altında adi yazılı belgenin olduğu, ancak söz konusu yazıda imza veya herhangi bir şirket kaşesinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. 14.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacı şirket tarafından ibraz edilen 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin TTK m. 64, 66, VUK m. 220-226 ve 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliği'ne göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından VUK m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, dökümü yapılan ticari defterlerin davacı şirketlerin lehine veya aleyhine delil kabiliyetlerinin mahkemenin takdirinde olduğu, davacı tarafın ticari defterlerine göre; Davacı...hiz.a.ş.'nin, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile aralarında ticari ilişkinin bulunmadığı, davalı şirketin, İst. Anad. Tic. Mahkemesi'nin 2015/911 E. sayılı dosyası ile, davacı şirket aleyhine, İİK.md.177'ye dayalı olarak, 24.08.2015 tarihinde, haksız yere, iflas davası açtığını ve davacı şirketin iflasına karar verilmesini talep ettiğini, davalı şirketin kanun gereği yapılması gerekli olan ilan ile yetinmeyip, davacı şirketin çalıştığı Bankalara ve Müşterilere yazı yazdığını ve davanın tensip zaptını sanki davacı şirket iflas etmiş gibi bankalara ve müşterilere gönderdiğini, davalı şirketin bu davranışlarının (eylemlerinin) davacıya karşı haksız rekabet teşkil ettiğini; davalının bu eylemleri nedeniyle, hem davacının bankalardan aldığı kredi tutarında ciddi azalma olduğunu, hem de müşterileri ile olan sözleşmelerinin yenilenmeyip feshedilmesi nedeniyle müşterileri ile olan ticari ilişkilerinde ciddi azalma olduğunu; bunların sonucunda davacı şirketin kazancında azalma olduğunu ve dolayısıyla da maddi zarara uğradığını, ayrıca davalının söz konusu eylemleri nedeniyle davacı şirketin ticari itibarının zedelendiğini ve manevi zarara uğradığını İddia ettiği ve “şimdilik 10.000 TL tutarında maddi tazminat ile 500.000,00 tutarında manevi tazminatın tahsiline” karar verilmesini talep ettiği, kanaatlerince, davalı şirketin davacı aleyhine iflas davası açmış olması ve bu davanın açılması neticesinde kanunun gerekli kıldığı ilanların yapılmış olması tek başına haksız rekabet oluşturmadığı, fakat eğer davalının davacının iddia ettiği gibi, davacının çalıştığı bankalar ile müşterilere yazı yazarak ve davanın tensip zaptını sanki davacı şirket iflas etmiş gibi izlenim uyandıracak şekilde bankalara ve müşterilere göndermişse, davalının bu davranışlarının TBK.md.54/(1) ve md.55/(1)/a)/1 uyarınca haksız rekabet oluşturduğu, davacının davalının hangi bankalara hangi yazıları gönderdiğini detaylı olarak açıklamadığı gibi, bu hususu ispata yönelik delillerini de açıkça belirtmemiş ve ortaya koymadığı, bu nedenle davalının, davacının çalıştığı bankalara davacının iddia ettiği içerikli yazılar gönderdiği yönünde bir kanaate ulaşılamadığı, kaldı ki davalının, davacının iddia ettiği içerikli yazıları davacının çalıştığı Bankalara gönderdiği farz edilse bile, raporun mali kısmında, davalı şirket tarafından davacı şirkete açılan İflas davasının, 2015 yıl sonu (31.12.2015) ile 2016 yılsonu karşılaştırıldığında, 2016 yılı sonu (31.12.2016) itibari ile davacı şirketin bankalardan kredi kullanması (borçlanma) açısından bir etkisinin bulunmadığı, hatta davacı şirketin kredi kullanma tutarının 2.005.235,80 TL arttığının tespit edildiği, dolaysıyla da davacının, davalının bankalara yazı göndermesinden dolayı zarara uğradığı yönünde bir kanaate ulaşılamadığı, yine davacının davalının hangi müşterilere hangi yazıları gönderdiğini detaylı olarak açıklamadığı gibi, bu hususu ispata yönelik delillerini de açıkça belirtmediği ve ortaya koymadığı, bu nedenle davalının, davacının çalıştığı müşterilere davacının iddia ettiği içerikli yazılar gönderdiği yönünde bir kanaate de ulaşılamadığı, dolayısıyla davacının, davalının müşterilere yazı göndermesinden dolayı zarara uğradığı yönünde bir kanaate de ulaşılamadığı, sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan gerekçelerle; davalının davacıya karşı haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğu ve bu eylemler sonucunda davacının maddi zarara uğradığı yönünde bir kanaate ulaşılamadığı, davalının davacıya karşı haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğu anlaşılamadığından, davalının haksız rekabeti neticesinde davacının ticari itibarının zedelendiği ve manevi zarara uğradığı yönünde bir kanaate de ulaşılamadığı belirtilmiştir. Mahkemece davanın yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde, “Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar” kenar başlığı altında, altı ana başlık sayılmıştır. Bu ana başlığın ilk kategorisinde “Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" gelir (TTK md. 55/1.a-1). Buna göre, bir kişi bir başkasını ya da o kişilerin mal, iş ürünü, fiyat veya faaliyetlerini yanlış yere, yanıltıcı yere ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemektedir. Burada bir kimsenin başkası nezdindeki itibarı ile haksız biçimde oynamak, iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturduğu gibi aynı zamanda kişilik haklarına da tecavüz niteliğindedir. Kötüleme; karalama, perdeleme, değerini küçümsetme ve aşağıda bulunduğunu söyleme gibi fiilleri kapsar. Kanun koyucu, kötüleme fiilinin yanlış, yanıltıcı veya incitici bir temele dayanmasını aramıştır. Kötüleme, bir kimseyi karalamayı, bu kimsenin halihazırda var olan değerini diğerlerinin gözünde düşürmeyi veya küçümsemeyi içerir. Somut olayda, davalı şirket tarafından davacı şirket hakkında iflas talepli dava açılmış olması, icra takiplerinde bulunulması ve şikayet dilekçelerinin sunulması, Anayasa ve yasalarda yer verilen dava ve yasal şikayet hakkı kapsamında haksız rekabet teşkil eden hareketler olarak kabul edilemez. Çünkü, Anayasanın 36.maddesi gereğince tarafların hak arama özgürlüğü söz konusudur. Ancak, hak arama özgürlüğünün sınırlarının aşılması durumunda yani hakkın kötüye kullanılması durumunda söz konusu davranışların haksız rekabet teşkil edip etmediği husunun değerlendirilmesi uygun olacaktır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ve bilirkişi rapor kapsamından davalı şirket tarafından gerçekleştirilen başvuruların hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı ,ayrıca davacı şirketin davalının açmış olduğu davalar ve şikayetler neticesinde zarara uğradığına ilişkin iddiasını ispat edemediği kanaatine ulaşılmıştır. Dava ve/veya şikayet hakkının kötüye kullanıldığı,haksız rekabet oluşturacak şartların gerçekleştiğine dair davacının aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.19.10.2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.