Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/69
2025/219
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/69 Esas
KARAR NO: 2025/219 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/11/2024
NUMARASI: 2024/100 Esas - 2024/1138 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:13/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile aralarında gerçekleşen ticari ilişki sonrasında ödeme yapılmadığını, ödemelerin yapılması için bir süre beklendiğini, ancak ödeme yapılmadığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine, takibin durduğunu belirterek, itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacıya karşı böyle bir borcu bulunmadığını, davalı tarafın sözleşmeden dönme hakkını kullanarak davacıya borcu bulunmadığını, herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen davacının bu davayı ikame ettiğini, bu sebeple davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/11/2024 Tarih ve 2024/100 Esas - 2024/1138 Karar Sayılı kararında; "....Dava konusu somut olayda, davacının davalı tarafça satın alınan ürünler neticesinde bakiye olarak cari hesap alacağına ilişkin başlattığı Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalının itirazının iptalini talep etmekle, her ne kadar davalı, dava konusu faturaya konu malların ayıplı olduğu, sözleşmeden dönem hakkını kullandığını ve davacıya borcu olmadığına dair savunmaları doğrultusunda cevap dilekçesi ibraz etmiş ise de işbu iddiaları kapsamında ispat yükünün üzerinde bulunduğu ve ancak bu iddialarının ispatına yönelik delil ibraz etmediği ve iddialarını somutlaştırmadığı anlaşılarak, tarafların tacir olması sebebiyle ticari defter ve belgelerinin incelenmesine dair mahkememizce kurulan ara kararlar doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılmış olup, yapılan inceleme sonucunda tarafların defter ve belgelerindeki kayıtların karşılıklı olarak birbirini doğruladığı, yine tarafların karine olarak incelenen Ba-Bs kayıtlarının da birbirini doğrular şekilde ibraz edildiği tespit edilmiş olup davalının kendi kayıtları ile davacıya 35.551,71 TL borçlu olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KABULÜ ile, davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı koşullar ile devamına, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilecek olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası ile; taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki sonrasında müvekkil şirket tarafından davacıya ödeme yapılmaması sebebiyle, cari hesaba dayalı olarak ilamsız icra takibi ikame edildiği, davalı tarafından icra takibine konu borca, böyle bir borcun bulunmadığı gerekçesiyle haksız ve yersiz olarak itiraz ettiği gerekçesiyle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyadaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de; davacı tarafından ileri sürülen tüm iddialar son derece haksız ve mesnetsiz olup, mezkur davanın reddi gerekmektedir. şöyle ki; Dava dilekçesinde iddia edildiği gibi davalı müvekkilin davacıya karşı böyle bir borcu bulunmamakla bilikte ispat yükü üzerinde olan davacı davasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmelidir. Dava dilekçesinde; taraflar arasındaki cari hesap ektresi gereğince müvekkilin, davacıya borcu olduğu iddia edilmiştir. Ancak müvekkil şirket kayıtları incelendiğinde böyle bir borç olmadığı ortaya çıkacaktır. Davacı taraf iddia ettiği alacağın varlığını ispatla mükelleftir. Ancak buna yönelik dosya muhteviyatında bir delil bulunmamaktadır. Tek taraflı bir cari hesap ektresine dayanılarak alacak iddiasında bulunulması kötüniyetlidir. Nitekim ticari defterlerde de buna ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Tarafların ticari defterleri incelendiğinde de haklılığımız sübuta erecektir. Davacı ile müvekkil arasındaki alışverişte davalı geç ve ayıplı ifada yapılmak istenmiş olup bu durum karşısında müvekkil tarafından bedelde indirim talep edilerek reklamasyon teklif edilmiş ancak davacı taraf bunu kabul etmemiştir. bu nedenle sözleşmeden dönme hakkı kullanılmış olup müvekkilin davacıya borcu bulunmamaktadır. Ayıp, satılanın mevcut vasıflarının, onun taşıması gereken vasıflardan farklı olmasını ifade eder. Başka bir ifade ile satılanın elverişliliğini ve kullanılabilirliğini etkileyen her türlü özelliklerdir. Taşınır satışı TBK'da düzenlenmiş olup, satıcının ayıplı maldan doğan sorumluluğu karşısında alıcının sahip olduğu seçimlik haklar da yine TBK’da açıklanmıştır. TTK'da da TBK'ya atıf yapılmak suretiyle, özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de TBK'nın satış sözleşmesi ile mal değişim (trampa) sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'da ayıptan sorumluluk ilk kez özel hükümlerinde düzenlenen Satış Sözleşmeleri başlıklı birinci bölümünün içerisindeki 219. maddede yer almıştır. Söz konusu maddeye göre: "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliğini etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan belediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." 6098 sayılı TBK' nın 227. maddesinin 1. fıkrasına göre ayıplı ifa durumunda alıcıya 4 seçimlik yetki tanınmıştır. Somut olayda da, davacı tarafından müvekkile teslim edilmesi gereken ürünler hem ayıplıolarak hem de geç teslim edilmek istenmiştir. Bu nedenle müvekkil tarafından bu ifa kabul edilmemiştir. Müvekkil hal böyle olunca bedelde indirim istemiş ve reklamasyon teklifinde bulunmuş ancak davacı tarafça bu husus kabul edilmemiştir. İşbu nedenlerle müvekkilin davacıya karşı böyle bir borcu olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu sebeple davanın reddine karar verilmelidir. Davacı, müvekkilin anılan şekilde bir borcu olmamasına karşın kötüniyetli ve haksız olarak müvekkil şirket hakkında takip başlatmış ve itirazımız üzerine akabinde huzurdaki davayı ikame etmiştir. işbu sebeple davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Kötü niyet tazminatı, İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca ‘…takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir…’ şeklinde tanımlanmıştır. İtirazın iptali davası davacı aleyhine sonuçlandığı takdirde borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilir. Davacı da müvekkilin böyle bir borcu olmamasına rağmen kötü niyetli olarak takip başlatmıştır. Nitekim iddia edilen alacağa dair somut bir delil sayın mahkemeye sunulmamıştır.Bu durum dahi kötü niyetinin bir göstergesi olup davacı aleyhine%20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmelidir, " şeklinde istinaf sebeplerini ileri sürerek, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilen davacının mal ve hizmet satımına ilişkin BS formu, davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA formu ile tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, vergi dairesi müdürlüklerinden gönderilen cevabi yazılara göre; Davacı şirket tarafından davalı şirket adına 2023 yılında 3 adet Toplam 126.133,52 TL BA Kaydı , 5 adet Toplam 238.500,00 TL BS Kaydı göründüğü, Davalı şirket tarafından da davacı şirket adına 2023 yılında 5 adet Toplam 238.500,00TL BA, 3 adet Toplam 126.133,52 TL BS kaydı göründüğü, davacı ve davalının bağlı bulundukları vergi dairelerine bildirdikleri 2023 kayıtlarının birbirleriyle ile uyumlu olduğu ve BS ve BA bildirimlerinde fark olmadığı, davalının BA formu ile vergi dairesine bildirdiği 5 adet KDV hariç toplam 238.500,00 TL. miktarlı faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz edip iade ettiğini iddia etmediği gibi bu yönde dosya kapsamında delil olmadığı, davalının BA formu ile vergi dairesine bildirdiği ve ticari defterlerinde kayıtlı 5 adet faturanın ve içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Davacının faturaya dayalı alacağın varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca kanıtlamış olduğu, bu tesbitler doğrultusunda davacının davalıya mal teslim ettiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Davacının davaya konu icra takibi ile cari hesaba ilişkin davalıdan 35.551, 71 TL. Alacak talebinde bulunduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 35.551,71 TL borcu olduğu, bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturaya dayalı malların teslim süresinde teslim alınmadığını, ayıplı olduğunu , borcu ödediğini ancak yazılı delillerle ispat edebilir. Davalı tarafça yazılı delillerle malların teslim alınmadığını, malların ayıplı olduğunu ispat edemediği gibi davacı tarafa ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin de sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak alacak faturadan kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin davacı tarafından müvekkiline teslim edilmesi gereken ürünlerin hem ayıplı olarak hem de geç teslim edilmek istendiğini, bu nedenle müvekkili tarafından bu ifa kabul edilmediğini, hal böyle olunca fatura içeriği malların müvekkiline teslim edilmediği ve borcu olmadığı ve mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.428,53 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 607,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.821,4 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.