mahkeme 2025/639 E. 2025/1332 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/639

Karar No

2025/1332

Karar Tarihi

11 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/639 Esas
KARAR NO : 2025/1332 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/689 Esas - 2025/107 Karar
TARİHİ: 05/02/2025
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Asıl davada davacı vekili dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin Gebze ve Karasu'da bulunan işyerleri için ... 2012 yazılımını satın almak ve kullanmak amacıyla davalılardan ...Yazılım Hizmetleri Limited Şirketinin iş ortağı ve diğer davalı ... İş Çözümlemeleri ve Hizmetleri Ticaret limited Şirketi ile 28.08.2014 tarihli ... Uygulama Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşmeye göre yazılımın tam çalışır vaziyette 28.02.2015 tarihinde teslim edileceği taahhüt edilmiş olmasına rağmen bu tarihte proje teslim edilecek durumun çok çok gerisinde kalındığını, projenin zamanında teslim edilmemiş olmasından dolayı müvekkili şirketin maddi olarak çok büyük kayba uğradığını, ancak buna rağmen tüm iyiniyeti ile projenin yarım kalmaması için birçok kez ek süreler verildiğini, taraflar arasında kararlaştırılan teslim süresinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmiş olmasına rağmen hali hazırda tüm uyarılara rağmen hala projenin teslim edilmediğini,yine projenin gecikmesi nedeni ile geçerliliğini yitiren teminat mektubunun yenilenmesine yönelik taleplerin de defalarca iletilmesine rağmen bu yönde de müvekkili şirketin taleplerinin karşılıksız kaldığını, yine sorunların çözümü için defalarca toplantı ve görüşme talep edilmesine rağmen bu görüşme taleplerinin de defalarca ertelendiğini, tüm bunlara ek olarak davalılardan ... İş Çözümlemeleri ve Hizmetleri Ticaret Limited Şirketinde yaşanan işten ayrılmaların sürekli bir hal aldığını ve yeni çalışanlara proje kapsamındaki eksiklikler ve beklentilerin tekrar tekrar anlatılmak zorunda kalındığını, müvekkilinin zaman ve emek kaybının çok büyük olduğunu ve bu takiplerin artarak devam ettiğini, bunun üzerine ihtarname keşide edilerek, sözleşmenin müvekkili şirket tarafından feshedildiğini ve müvekkili şirketin sözleşme sebebiyle tahakkuk etmiş ve edecek zararların tazminini talep etmek hakkı saklı kalmak kaydı ile ihtarnamenin tebliğinden itibarern üç iş günü içinde o ana kadar ödenen toplam 129.250.00 Amerikan Dolarının ödeme tarihlerinden itibaren aylık % 5faizi ile birlikte geri ödenmesi, aksi halde her türlü hukuki ve cezai yasal yollara müraccat edileceğinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen sözleşme konusu yazılımın çalıştırılmadığını ve teslim edilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili şirket tarafından davalılara ödenen 129.250.00 Amerikan dolarının temerrüt tarihinden itibaren sözleşme gereğince aylık % 5 faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı ...Yazılım Hiz Ltd Şti vekili cevap dilekçesini özetle ; müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir sözleşme yada borç ilişkisi bulunmadığını., müvekkilinin davaya konu sözleşmenin bir tarafı olmadığı gibi bu sözleşmenin ifasına ilişkin herhangi bir taahhütte de bulunmadığını, müvekkilinin ilgili yazılımın satış ve entegrasyonuna ilişkin herhangi bir taahhüdü ve yükümlülüğünün de olmadığını, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine açılan davanın husemet yokluğundan reddi gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarında da; müvekkili şirket ile diğer davalı arasında dava konusu sözleşmeye ilişkin herhangi bir iş ortaklığından bahsetmenin mümkün olmadığını, davacının tarafı olmadıkları sözleşme nedeni ile müvekkili şirketi sorumlu tutmasının, uyuşmazlığa konu yazılımın entegrasyonu için yapılmış olan bu sözleşmede taraf olmamasına rağmen entegrasyondan müvekkili şirket sorumluymuş gibi talepte bulunmasının hukuken olanaklı olmadığını belirterek davanın öncelikle husumetten reddini, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise davanın esastan reddini talep etmiştir.Asıl davada davalı ... ... ve Hiz. Tic Ltd Şti vekili cevap dilekçesini özetle; Davacı ile müvekikli şirket arasında 03.09.2014 tarihinde ... Uygulama Hizmet Sözleşmesi imzalandığını , müvekkili şirketin imzalanan sözleşme uyarınca üzerine düşen bütün sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davacı şirketin sözleşme ile mbelirlenen yükümlülüklerine uymadığını, davacı şirketin kendi kusurundan kaynaklanan nedenlerle projenin teslim süresinin uzatıldığını, projenin teslim sürecinin uzamasında müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını davacı taleplerinin haksız bulunduğunu, davacının lisans bedellerini ve yıllık bakım ücretinin iadesini talep edemeyeceğini, davacı şirketin sözleşme ile belirlenen mali yükümlülüklerine uymadığını, sorumluluklarını da yerine getirmediğini, projenin teslim sürecinin uzamasında müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, davacının proje sürecine ayak uyduramadığını, hangi çalışma yapılırsa yapılsın mevcut personel yapısı ve işleyiş ile sürece ayak uyduramayacağı düşüncesine kapılarak kendi tabirleri ile havlu attığını ve projeyi durdurduğunu, davacı şirketin müvekkiline ödemesi gereken bedelleri ödemediği gibi sözleşme ile üstlendiği sorumlulukları yerine getirmediğini ve sözleşmeye aykırı olarak proje kapsamında olmayan ek taleplerde bulunduğunu, gebze fabrikasını da projeye dahil ettiğini ve projenin uzamasına kendisinin sebebiyet verdiğini belirterek haksız davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Birleşen davada davacı ...Çözümleri ve Hizm Tic Ltd Şti vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkil şirekete olan borcu nedeni ile İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı sonucu icra takibinin durduğunu, müvekkil ile davalı arasında 03/09/2014 tarihli ... Uygulama Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasındaki akdi ilişi bu sözleşmeye dayandığını, müvekkilinin sözleşme gereğince üstlendiği hizmeti ifa ettiğini, ifa ettiği hizmetin bedelini sözleşmeye uygun olarak faturalandırıldığını, faturaları davalı tarafa gönderdiğini, davalı tarafın faturaları aldığını ve itiraz etmediğini, davalının borcunu ödememesi üzerine açılan icra takibine dayalı tarafça müvekkiline hiç bir borcu olmadığı tam tersine alacaklı olduğu gerekçesiyle itiraz edildiğini, davalının icra takibine yönelik itirazının haksız ve alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu, davalı tarafın itirazının iptali ile takibin devamına, davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahküm edilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesini özetle; Davacı tarafından yazılımın tam çalışır vaziyette 28.02.2015 tarihinde teslim edileceği taahhüt edilmiş olmasına rağmen bu tarihte proje teslim edilecek durumun çok çok gerisinde kaldığını , bu nedenle de müvekkili şirketin maddi olarak çok büyük kayba uğradığını, ihtarname keşide edilip tebliğ edilmesine rağmen sözleşme konusu yazılımın çalıştırılmadığını ve teslim edilmediğini bunun üzerine İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/792 esas sapyılı dosyası ile davacı şirket ile davacının Türkiye İş ortağı dava dışı ... Bilgisayar Yazılım Hiz. Ltd Şti aleyhine alacak davası ikame edildiğini ve davanın derdest olduğunu, davacı şirketin tüm ihmal ve kusurlu davranışlarına ek olarak birde müvekkili şirketin aleyhine itiraza konu İstanbul Anadolu 17. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibi başlattığını, icra takibine konu fatura bedellerinin davacı şirkete ödendiğini, müvekkili şirketin sözleşme ile taahhüt ettiği tüm ödemelerini düzenli olarak tam zamanında yaptığını, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu olmadığını aksine davacı şirketten alacaklı olduğunu , icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu belirterek davanın reddini talep ve beyan etmiştir. Birleşen davada davacı-birleşen davalı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmediklerini, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 4.1 maddesi gereğince müvekkilinin davalının ...' dan satın alacağı sözleşme konusu program lisansının alımına aracılık edecek ve sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca lisansa konu ürünün var olan fonksiyonları ile birlikte davalıya ait Karasu fabrikasına kurulumunu yapıp danışmanlık hizmeti vereceğini, Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 6. Maddesi fiyatlandırma ve mali yükümlükleri düzenlendiğini, sözleşmenin 6.1 maddesi fiyatlandırma kabulleri, 6.2 maddesi fiyatlandırma, 6.3 maddesi mali yükümlükleri düzenlendiğini, Müvekkili sözleşme ile üstlendiği yükümlüklerini yerine getirdiğini, davalı tarafa fatura konusu hizmeti verdiğini, verdiği hizmeti sözleşmede belirlenen usule göre faturalandırdığını, davalı faturaları kabul ettiğini ancak fatura bedellerini ödemediğini, Davalı taraf cevap dilekçesinde icra takibine konu bedelleri ödediğini belirttiğini, davacı tarafın bu beyanı fatura konusu hizmeti aldığının da kabulü mahiyetinde olduğunu, Takip konusu faturaları ödediğini beyan eden davalının ödeme iddiasını kanıtlaması gerektiğini, Davalı tarafın sözleşme konusu yazılımın tam çalışır vaziyette zamanında teslim edilmediği yönündeki savunmalarının takip konusu faturaların ödenmemesi ile bir ilgisi olmadığını, Sözleşme konusu program kullanıma hazır halde olup programın canlı kullanıma geçiş süreci davalı tarafın sözleşmedeki yükümlülüklerine uymaması ve sözleşmeye aykırı taleplerde bulunması nedeniyle uzadığını, davalı tarafın aksi yöndeki beyanlarının hiç birisini kabul etmediklerini, davalı tarafın sözleşmede olmadığı halde Gebze fabrikasını projeye dahil etmesi, sözleşmede olmadığı halde kod geliştirme gerektiren taleplerde bulunması, eğitim süreçlerine yeterince vakit ayırmaması, canlı ortama geçiş için programa veri girişi yapmaması gibi nedenler davalının sözleşmeye aykırı davranışlarından olduğunu, Davalının cevap dilekçesinde belirttiği İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/792 E. sayılı dosyası davacının ...' dan satın aldığı lisans bedellerinin iadesi için açmış olduğu bir dava olduğunu, huzurdaki dava ise müvekkilin sözleşme uyarınca vermiş olduğu hizmet bedelinin tahsiline ilişkin takibe itirazın iptali davası olduğunu, iki davanın konusunun birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin vereceği hizmetin kapsamı sözleşmenin 4.2 maddesinde açıkça belirtildiğini, Müvekkilinin fatura konusu hizmeti eksiksiz olarak davalıya verdiğini, Davalının ödeme iddiasının da hizmeti aldığının kabulü olduğunu, bu durumda takip konusu faturaların ödendiğini ispat külfetinin de davalı şirkete ait olduğunu, davalının itirazının iptalini, icra inkar tazminatına ve kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.Birleşen davada davalı-birleşen davacı vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle; Davacının 24.01.2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü tüm iddiaların usul ve esas hükümlerine aykırı, haksız ve mesnetsiz iddialar olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin iki tarafa da borç yükleyen çift taraflı ve sürekli edimli bir sözleşme olduğunu, davacının bu sözleşmedeki bir kısım maddeleri alıntı yaptığını ve sözleşmenin ifası sırasında tanzim ettiği bir kısım faturaların ödenmesi hususunu, sanki sözleşmenin tek konusu, iş bu faturalarda yazılı işlerin yapılması ve karşılığında bedellerinin ödenmesi imiş gibi göstererek haksız iddialarını haklı göstermeye çalıştığını, zira sözleşmenin yegane konusu davacının ilamsız takibe konu yaptığı fatura konusu işlerin yapılması ve bedellerinin ödenmesinden ibaret olmadığını, aslında taraflar, arasında akdedilen ... Uygulama Hizmet Sözleşmesinin konusu; en geç 28.02.2015 tarihinde canlı kullanımda olacak şekilde, ... 2012 yazılımının lisanslarının alınarak müvekkil şirketin Karasu ve Gebze’deki fabrikalarında birbirleriyle entegre olacak şekilde kurulması, tüm çalışanların eğitimlerinin sağlanması ve devamında danışmanlık hizmetinin verilmesi olduğunu, davacı tarafın, tamamen kendisinden kaynaklanan kusurlar sebebiyle, 28.02.2015 tarihinde ve hatta kendisine verilen ek sürelere bu sürelerin sonunda, sözleşme ile yüklendiği edimlerini ifa etmediğini ve canlı kullanıma geçişi sağlamadığını, nitekim bu gelişmeler neticesinde tarafımızdan Kartal 3. Noterliğinin 11.02.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek sözleşmenin feshedildiğini ve akabinde de hem davacı hem de ...Yazılım Hizmetleri Limited Şirketi aleyhine Sayın Mahkemenin 2016/792 esas sayılı dosyası ile alacak davası ikame edildiğini, anılan dava iddia edildiği gibi sadece lisans bedellerinin iadesi davası olmadığını, sözleşme gereğince davacıya ödenen tüm bedellerin iadesi davası olduğunu, İş bu itirazın iptali davası ise taraflarınca alacak davasının ikame edilmesinden sonra açıldığını, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde, davacı tarafın sözleşme hükümleri gereğince tanzim ettiği faturaların bedelleri de müstakil olarak davacıya ödendiğini, davacı tarafın cevap dilekçesinde, sözleşmenin teslim sürecinin uzamış ve neticede de feshedilmiş olmasının, sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmadığı için fatura bedelinin ödenmemesine haklı sebep oluşturmayacağını iddia ettiğini, bu iddianın tüm hukuk kurallarına ters düşen bir iddia olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, kötü niyetli davacının en az %20 oranında tazminata mahkum edilmesini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 05/02/2025 tarih ve 2021/689 Esas - 2025/107 Karar sayılı kararında;"...Asıl davada davacı- birleşen davalı vekilinin bilirikişi raporuna karşı beyan dilekçesini özetle; ... tarafından sağlanan yazılım lisanslarının, genel standart özellikleriyle sorunsuz bir şekilde çalıştığının tespit edildiğini, Ancak, lisansların etkin şekilde kullanılabilmesi için, yazılımın davacının sektörel ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi gerekmekte olduğunu, ...’in taahhüt ettiği sektörel özelleştirmelerin yerine getirilmemesinin, davacının yazılımı kullanamamasına yol açmış olduğunu ve bu durumun ... tarafından sağlanan lisansların da etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını engellemiş olduğunu, Bu bağlamda, yazılım lisanslarının davacı açısından gereksiz hale geldiği kanaati oluştuğunuf. Bunun temel nedeninin yazılımın özelleştirilerek davacı-birleşen davalının iş süreçlerine uygun hale getirilememesi olduğunu, Davalı-birleşen davacı ..., ... tarafından çözüm ortağı olarak yetkilendirildiğini ve davaya konu projede görevlendirilmiş olduğunun anlaşıldığını, Teknik incelemeler, ...’in, çözüm ortağı olarak projeyi davacının beklentilerine uygun şekilde tamamlayamadığını göstermekte olduğunu, ...’un, çözüm ortağı olarak yetkilendirdiği ...’in projedeki yetersizliği, yazılım lisanslarının etkin kullanılamamasına katkı sağladığını ve lisansların işlevsiz hale gelmesine neden olduğunu, ... firmasının, davaya konu yazılımı genel standartları ve ana hatlarıyla eksiksiz bir şekilde teslim etmiş olduğunu, teknik açıdan yazılımın bu kısmında herhangi bir kusuru bulunmadığını, Ancak, ...’un çözüm ortağı olarak yetkilendirdiği davalı ...’in, sektörel ihtiyaçları karşılamak üzere yazılımı özelleştirme ve modül geliştirme yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle, yazılımın davacı tarafından kullanılabilir hale gelemediğini, Her iki şirket arasında bir organik bağ olduğunu, 09.10.2022 tarihli kök raporda da yazılı olduğu üzere yazılımın sözleşmeye göre tam çalışır vaziyette 28.02.2015 tarihinde teslim edilmemesi üzerine her iki davalı şirket yetkililerinin birlikte tüm toplantılara katıldıklarını, tüm yazışmalarda yer aldıkları ve davalı ... ... ve Hizmetleri Ticaret Limited Şirketinin taahhüt ettiği edimleri dahi bizzat ...Yazılım Hizmetleri Limited Şirketi yetkililerinin de taahhüt ettiklerini, bilirkişi ek raporuna beyan dilekçesi doğrultusunda Asıl davanın her iki davalı bakımından da kabulüyle müvekkil şirketin uğradığı ve uğrayacağı zararlarının tazminini talep etmek ve fazlaya dair tüm haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkil şirket tarafından davalılara ödenen 129.250,00 Amerikan Dolarının, temerrüt tarihinden itibaren sözleşme gereğince aylık yüzde beş faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesini, birleşen davanın reddini ve Her iki dava açısından da her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Asıl davada Davalı-birleşen davacı ... vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesini özetle; Huzurdaki davanın istinaf incelemesinde, tarafların ilk yargılama esnasında bilirkişi raporlarına karşı ileri sürdüğü itirazların yeterli derecede incelenmediğinin tespit edilmesi üzerine, eksikliğin giderilmesi amacıyla iade edildiğini, Mahkeme tarafından evvela 09.10.2022 tarihli bilirkişi raporu ile ona ek rapor alındığını; daha sonra da işbu beyanımıza konu İkinci Ek Raporun ilişkili olduğu 06.10.2024 tarihli kök bilirkişi raporu alındığını, 09.10.2022 tarihli bilirkişi raporu ile ona ek rapora gerekse de 06.10.2024 tarihli kök rapora beyanlarımız süresi içinde sunulmuş olup bu raporlara göre Müvekkil Şirket’in huzurdaki davada hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı sabit olduğundan davanın reddedilmesi gerekeceğinin ifade edildiğini, nitekim anılan raporların tümünde yapılan teknik, hukuki ve mali incelemeler neticesinde son derece açık bir biçimde ...’a hiçbir şekilde sorumluluk atfedilemeyeceği ifade edildiğini, bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi doğrultusunda davanın, Müvekkil Şirket açısından husumet yokluğu nedeniyle usulden ve her halükârda, husumet bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ifade edilen gerekçelerle esastan reddedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. Asıl davada Davalı-birleşen davacı B4dynamıcs vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini özetle; Lisans bedelinden müvekkilinin sorumlu tutulmasına karşı kök rapora yönelik itirazlarına karşı ek raporda; "... firması, davaya konu yazılımı genel standartları ve ana hatlarıyla eksiksiz bir şekilde teslim etmiş olup, teknik açıdan yazılımın bu kısmında herhangi bir kusuru bulunmamaktadır","Ancak, ...’un çözüm ortağı olarak yetkilendirdiği davalı ...’in, sektörel ihtiyaçları karşılamak üzere yazılımı özelleştirme ve modül geliştirme yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle, yazılımın davacı tarafından kullanılabilir hale gelmediği tespit edilmiştir.", "Bu durum, ... tarafından sağlanan lisansların da etkin bir şekilde kullanılmasını engellemiş ve lisansların davacı açısından gereksiz hale gelmesine neden olmuştur." denildiğini ve yine yapılan hesaplamalardan lisans bedeli dışlanmadığını, bilirkişinin bu değerlendirmesi taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, elbette teknik yönden inceleme yapan bilirkişilerin, yaptıkları teknik inceleme sonucuna göre sözleşme konusu yazılımın mevcut durumu ile görüşlerini açıklamaları görevlerinin bir gereği olduğunu, ancak sözleşmenin müvekkile yüklemediği bir yükümlülüğünün bilirkişinin sübjektif yorumlamalarıyla müvekkile yüklenmesi mümkün olmadığını, Oysa kök raporda olduğu gibi ek raporda da sözleşmenin açık hükümleri bilirkişilerce müvekkil aleyhine genişletildiğini, sözleşmenin müvekkiline yüklemediği yükümlülükler hatalı yorumlamalarla bilirkişi heyeti tarafından müvekkile yüklenildiğini, tüm hususların ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde müvekkilinin tam kusurlu kabul edilemeyeceğini, birleşen davanın kabulünü, müvekkilin raporda tespit edilen alacaklarına yönelik itirazın iptalini, asıl davanın tümden reddini, birleşen davanın kabulünü, farklı bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasını talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Asıl dava, 28.08.2018 tarihli ... uygulama hizmet sözleşmesinin davalı tarafça ihlali nedeniyle sözleşme uyarınca davalı tarafa ödenen bedelin iadesi talebine , birleşen dava ise aynı sözleşme uyarınca yerine getirildiği iddia olunan edim uyarınca ödenmeyen bedelin tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların asıl davada iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Davacı ile davalılardan ...... ve Hizmetleri Ltd Şti arasında 28/08/2014 tarihinde konusu davacının gerçekleştirmeyi düşündüğü proje için satın alacağı ERP uygulaması ile ilgili kullanılacak hizmetlerin alımı, kullanımı olan lisans satın alma hizmeti, danışmanlık hizmeti kapsamlı sözleşme yapıldığı, uyuşmazlık konusu olmayıp bu sözleşme uyarınca davalıların birlikte sorumluluğu bulunup bulunmadığı, sözleşme konusu edimin tam olarak yerine getirilip getirilmediği, edimin yerine getirilmesinde gecikme yada ayıp bulunup bulunmadığı, edimde gecikme yada ayıplı ifa var ise buna hangi tarafın neden olduğu, dolayısıyla davacının 11.02.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı, davacının iadesini istediği ödemelerin davaya dayanak yapılan ve feshedilen sözleşme uyarınca verilen ödemeyi iade koşullarının oluşup oluşmadığı iade koşulları oluşmuş ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadıkları konularının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Birleşen davada davacı tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 17. İcra dairesinin ... esas sayılı icra dosyasında takibe konu alacağın dayanağı taraflar arasında ihtilafsız olan sözleşme uyarınca davacının edimini tam ve ayıpsız olarak yerine getirerek teslim edip etmediği ile davalıdan bir alacağı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkememizin birleşen 2016/1267 esas sayılı dava dosyasına konu İstanbul Anadolu 17. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının celbolunarak yapılan incelenmesi sonucunda ; asıl davalı-birleşen davacı ... ... ...Ltd Şti tarafından asıl davacı-birleşen davalı aleyhine 03.09.2014 tarihli sözleşme uyarınca düzenlenen faturalar dayanak gösterilerek 49.013.94 USD asıl alacak, 3.891,14 USD işlemiş faiz olmak üzere 52.905,08 USD alacağın tahsili için genel haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, birleşen davalının yasal süresinde itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.Asıl davacı şirket ile asıl davalı ... ......... Ltd Şti arasında 03.09.2014 tarihli toplam 16 maddeden oluşan ve konusunun ...'in gerçekleştirmeyi düşündüğü proje için satın alacağı ERP uygulaması ile ilgili kullanılacak hizmetlerin alımı ve kullanımının olduğu, proje süresince ... tarafından sunulacak hizmetlerin 4.2.1 maddesinde ; süreç analizi, proje yönetimi, yazılım gerçekleştirme (dış sistemlere entegrasyon dahil) , süreç modelleme, testler, eğitim, dökümantasyon ve ... ile yapılacak toplantılar, danışmanlık hizmeti kapsamında değerlendirileceği, donanım temini, ... lisansları hariç lisansların temini, donanımların çalışacağı ortamın hazırlanması ve bunlarla sınırlı olmamak üzere tüm donanım işlerinin hizmet kapsamı dışında olacağı, sunulacak danışmanlık hizmetinin 4.2.2 maddesinde düzenlenen süreçler için ... ve ... modüllerinin yazılım ürünleri içerisinde varolan fonksiyonların uyarlanarak kod geliştirmeden kullanıma hazır hale getirilmesi ile sınırlı olduğu, ... lisansının satın alınması ile birlikte ... tarafından sağlanan ... ürünlerinin tüm modüllerinin kullanıma açılacağı, ... tarafından süreçlere uyarlanması istenen modüllerin ... tarafından ayarlanacağı, ... içerisinde yer almayan bordro ve e-fatura uygulamaları için ... tarafından geliştirilmiş modüllerin sisteme yükleneceği, 4.2.2.1 maddesinde, finans süreçlerinin 4.2.2.2 maddesinde E-fatura süreçlerinin, 4.2.2.3 maddesinde E-devlet süreçlerinin, 4.2.2.4 maddesinde satın alma süreçlerinin, 4.2.2.5 maddesinde stok yönetimi süreçlerinin, 4.2.2.6 maddesinde satış süreçlerinde satış ve pazarlama, alacak hesapları modüllerinin, 4.2.2.7 maddesinde bordro modülünün, 4.2.2.8 maddesinde üretim planlama süreçlerinin, 4.2.2.9 maddesinde üretim yönetim süreçlerinin, 4.2.2.10 maddesinde kalite yönetiminin , 4.3.maddesinde destek hizmetinin, 5. Maddesinde tarafların sorumluluklarının, 6.maddesinde fiyatlandırma ve mali yükümlülüklerin , 7.maddesinde sözleşme süresi ve geçerlilik başlangıcının , 9.maddesinde sözleşmenin feshi hususlarının hükme bağlandığı anlaşılmıştır.Somut olayda davalı ... firması, davaya konu yazılımı uygun şekilde teslim etmiş olduğu, teknik açıdan yazılımın bu kısmında herhangi bir kusuru bulunmadığı, davalı ...'un yetkilendirdiği davalı-birleşen davacının sektörel ihtiyaçları karşılamak üzere yazılımı özelleştirme ve modül geliştirme yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle, yazılımın davacı- birleşen davalı tarafından kullanılabilir hale gelemediği, bu durumun ... tarafından sağlanan lisansların da etkin bir şekilde kullanılmasını engellediği ve lisansların davacı- birleşen davalı açısından gereksiz hale gelmesine neden olduğu bu yönüyle davacı- birleşen davalı açısından ödemiş olduğu bedelin iadesini talep etme hakkı olduğundan birleşen davacı şirketin bu yönüyle bakiye alacağını talep edemeyeceğinden birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin birleşen dava kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir. Bilirkişi raporuna davalı-birleşen davacı tarafından itiraz edilmiş ise de itiraz dilekçesi içeriği, tüm dosya kapsamı dikkate alınarak mahkememizce yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmediği gibi, yeni bir ek rapor alınmasınada yer ve gerek görülmemekle davalı- birleşen davacı tarafın itirazının reddi ile ek rapor alınmasına ve yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... şirketinin sorumluluğu olmadığı tespit edildiğinden ve bu davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler ve İstinaf ilamı doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı değerlendirme hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davalar aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1A-Davacının talebinin KISMEN KABULÜ İLE; 129.250 USD 'nin 99.180,09 USD'lik kısmı 07.11.2014 tarihinden, 16.052,08 USD'lik kısmı 07.11.2014 tarihinden 14.017,83 USD'lik kısmı 5.12.2014 tarihinden işleyecek aylık %5 faiziyle birlikte davalı ...Çözümleri ve Hiz.Tic.Ltd.Şti şirketinden alınarak davacıya verilmesine, diğer davalıya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine1B-DAVALI-BİRLEŞEN DOSYA DAVACISININ birleşen davada talebinin REDDİNE, davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine '' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davalı / birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Asıl Davada Davalı / Birleşen Davada Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl Dava Yönünden; lisansta bir ayıp olmadığı ve davacının lisans kullanım haklarının durdurulmadığının tüm bilirkişi raporlarında tespit edildiğini, mahkemenin de kabulünde olmasına rağmen, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.2 maddesindeki açık hüküm gözetilmeksizin Lisans bedelinin müvekkilden tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye, dosya kapsamına ve usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın ödediği 129.250-USD'nin iadesini talep ettiğini, bu tutarın 117.159,84-USD kısmının diğer davalı ...'tan satın alınan lisans bedeli olduğunu ve müvekkil tarafından diğer davalı ...'a gönderildiğinin dosyada bulunan ödeme belgeleri ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, hükme esas kök raporun faturalar kısmında da bu hususun tespit edildiğini, Müvekkilin lisansla ilgili yükümlülüğünün lisansın ...'tan satın alma sürecini tamamlamaktan ibarettir olduğunu ve bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini, lisans bedelinin hangi koşullarda iade istenebileceğinin de sözleşmenin 9.2 maddesinde açık şekilde düzenlendiğini, tüm dosya kapsamına göre lisans bedelinin iade koşulları oluşmadığı halde mahkemece lisans bedelinin de iadesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sözleşmeye göre müvekkil şirketin lisans ile ilgili yükümlülüğünün lisansı sipariş etmek, lisans anahtarını ...'e teslim ederek satın alma sürecini tamamlamaktan ibaret olduğunu, müvekkil şirketin de sözleşmeye uygun şekilde lisansı sipariş ettiğini, davacı tarafça ödenen lisans bedelini ...'a gönderdiğini, lisans anahtarını da davacı tarafa teslim ederek lisans satın alımı konusundaki yükümlülüğünü yerine getirdiğini, Sözleşmenin 9.2 maddesindeki açık düzenleme uyarınca lisans bedelinin iade istenebilmesi için öncelikle davacının lisans kullanım haklarının ... tarafından durdurulmuş olması gerektiğini, ikinci olarak ise bunun müvekkilden kaynaklanmış olması gerektiğini, davacının lisans kullanım haklarının durdurulmadığı, lisansta ayıp olmadığı, lisansın çalışır durumda olduğu, davacının lisansın süresiz kullanım hakkına sahip olduğu, lisansın başka projelerde de kullanılabilir olduğunun tüm bilirkişi raporlarında tespit edildiğini,Bilirkişilerce yapılan tüm teknik incelemelerde lisansta bir ayıp olmadığı, davacının lisansın süresiz kullanım haklarına sahip olduğu ve lisansın başka projelerde de kullanılabilir olduğunun tespit edildiğini, bu durumda sözleşmenin 9.2 maddesindeki açık hüküm uyarınca davacının hiçbir şekilde lisans bedelinin iadesini istemesinin mümkün olmadığını, hükme esas bilirkişi raporunda hem lisansta bir ayıp olmadığının tespit edildiği ve lisansta bir kusur olmadığı gerekçesiyle diğer davalı ...'un lisans bedelinden sorumlu olmayacağının belirtildiğini, hem de sözleşmenin 9.2 maddesindeki açık hükme rağmen lisans bedelinin müvekkilden iade istenebileceğine yönelik çelişkili görüş beyan edildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında da lisansta bir kusur olmadığının kabul edildiğini, ... hakkındaki dava reddedilmesine rağmen sözleşmenin 9.2 maddesindeki açık hüküm gözetilmeksizin çelişkili biçimde lisans bedelinin müvekkilden tahsiline karar verildiğini, bilirkişinin teknik inceleme kısmında yaptığı değerlendirmeler ile raporun sonuç kısmında bildirdikleri görüşlerin birbiriyle çeliştiğini, mahkemece çelişkilere yönelik itirazları dikkate alınmaksızın bu hatalı görüş hükme esas alınarak hatalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hükme esas raporda, lisansta bir ayıp olmadığı, ancak müvekkilin davacının sektörel ihtiyaçları karşılamak üzere yazılımı özelleştirme ve modül geliştirme yükümlülüklerini yerine getiremediği, bu nedenle de "lisansın davacı için gereksiz hale geldiği" bu nedenle müvekkilin lisans bedelinden sorumlu olacağı şeklinde görüş belirtildiğini, sözleşmenin 9.2 maddesinde lisans bedelinin hangi hallerde iade istenebileceğinin açıkça düzenlendiğini, bilirkişilerin dosya kapsamı ile örtüşmeyen hatalı, çelişkili ve sübjektif değerlendirmelerle müvekkile sözleşmenin yüklemediği bir yükümlülük yüklemelerinin müvekkilin sözleşmedeki yükümlülüklerini aleyhine olacak şekilde genişletmelerinin mümkün olmadığını, bu konuda yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi lisansın davacı için gereksiz hale gelmesinin söz konusu dahi olmadığını, lisans ile müvekkilin bu lisans ile yazılımın kurulumu için vereceği danışmanlık hizmetinin farklı bir konu olduğunu, lisansın ticari mal olduğunu, ... ... platformuna ve ömür boyu lisansına sahip olan davacı tarafın, müvekkil şirketin iddia edildiği gibi bir danışmanlık hizmetini gereği gibi ifa edemediyse başka bir danışman firma ile projeye devam edebilmesinin mümkün olduğunu, nitekim bu hususun bilirkişi raporlarında da "lisansın başka projelerde de kullanılabilir olduğu", "ömür boyu lisansına sahip olan davacı tarafın bu platformu başka bir yazılımcı firma ile ayıpsız olarak kullanabilmesi mümkün olduğu" şeklindeki tespitlerle belirtildiğini, dolayısıyla lisansın gereksiz hale gelmesinin söz konusu olmadığını, Bilirkişilerin görevinin teknik yönden inceleme yapmak olduğunu, bilirkişilerin davanın esasına yönelik hukuki görüş beyan etmelerinin mümkün olmadığını, mahkemenin de bilirkişinin hukuki görüşü ile bağlı olmadığını, bilirkişilerin teknik yönden yaptıkları incelemede lisansta bir ayıp olmadığını zaten tespit ettiklerini, sözleşme hükümlerini gözetme ve uygulamanın mahkemenin takdir yetkisinde olan bir husus olduğunu, Davacı tarafın lisansla ilgili bir ayıp ihbarında bulunmadığını, ne müvekkile gönderdiği ihtarnamede ne de dava dilekçesinde lisansın ayıplı olduğunu iddia etmediğini, mahkemece herhangi bir ayıp olmadığı teknik olarak tespit edilen ve davacının ayıp iddiası da bulunmayan lisans bedeli ile ilgili olarak, sözleşmenin 9.2 maddesindeki açık düzenlemenin dikkate alınması ve davacının talep ettiği 129.250-USD bedelden lisans için ...'a ödenen 117.159,84 USD tutarın her halükarda dışlanması gerekirken, kendi içerisinde çelişkili bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hükme esas bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararında hem lisansta bir ayıp olmadığı belirtilerek diğer davalının ... lisans bedelinden sorumlu tutulmadığını ve hakkındaki davanın reddedildiğini, hem de herhangi bir ayıp bulunmayan ve bedelini ...'un tahsil ettiği, davacının da ömür boyu kullanım hakkına sahip olduğu lisans bedelinin müvekkilden iadesine karar verildiğini, mahkeme kararının gerekçesinde bu açık çelişki hakkında hukuki hiçbir gerekçe bulunmadığını, lisansta bir ayıp olmadığı kabul edilerek davalı ... hakkındaki dava reddedildiğine göre herhangi bir kusur bulunmayan ve bedelini ...'un aldığı Lisans bedelini iade etmekle müvekkilin neden yükümlü tutulduğunun anlaşılamadığını, dosya kapsamı, bilirkişilerin lisansla ilgili teknik değerlendirmeleri, sözleşme hükümleri ve lisans bedelinin ...'a gönderildiğine dair belgeler gözetildiğinde davacının ödediği lisans bedelini müvekkilden talep etmesinin mümkün olmadığını, Müvekkilin ise herhangi bir ayıp ve kusur bulunmayan ve sadece sipariş sürecine aracılık ettiği ve bedelini ... gönderdiği lisans bedelini, sözleşmenin 9.2 maddesindeki koşullar da bulunmadığı halde aylık %5 gibi fahiş bir faizle iade etmekle yükümlü tutulduğunu, davacının müvekkile ödediği hizmet bedelini iade istemesinin mümkün olmadığını, verilen kararın hakkaniyete, hukukun temel prensiplerine, taraflar arasındaki sözleşmeye, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Müvekkil tarafından verilecek danışmanlık hizmetinin kapsamının sözleşmenin 4.2.1 maddesinde düzenlendiğini, buna göre müvekkilin yükümlülüğünün ...modüllerinin yazılım ürünleri içerisinde "var olan fonksiyonların uyarlanarak kod geliştirmeden kullanıma hazır hale getirilmesi" ile sınırlı olduğunu, sözleşmede davacının "özel taleplerinin" yerine getirilmesi konusunda müvekkilin bir taahhüdünün olmadığını, sözleşmede yazılımın kod geliştirme gerektirmeden kullanıma hazır hale getirileceğinin taahhüt edildiğini, dolayısıyla müvekkilin bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde bir yükümlülüğünün olmadığını, bilirkişinin sözleşmeye ve dosya kapsamına aykırı sübjektif değerlendirmelerle müvekkilin sözleşmedeki yükümlülüklerini genişletmesi ve müvekkile sözleşmede olmayan bir yükümlülük atfederek kusur yüklemesinin hatalı olduğunu, Taraflar arasındaki sözleşmenin imza tarihinin 03.09.2014 olduğunu, davacının fesih ihtarı gönderdiği tarihin ise 11.02.2016 tarihi olduğunu, müvekkilin 2016 yılından sonra program üzerinde herhangi bir tasarruf imkanının olmadığını, aradan geçen seneler boyunca davacı tarafça uhdesinde bulunan program üzerinde bir bakım ve güncelleme de yapılmadığını, nitekim son yerinde inceleme sırasında yazılımın müvekkilce kurulumu sırasında var olmadığı belirtilen hataların da tespit edildiğini, Netice olarak yazlımın genel standart hatlarıyla çalıştığının hükme esas raporda teknik olarak belirlenmiş olduğunu, bu hususun müvekkilin sözleşmedeki yükümlüğünü de yerine getirdiğini gösterdiğini, buna rağmen teknik inceleme içeriğiyle çelişkili şekilde, müvekkile sözleşmede olmayan yükümlülükler atfedilerek kusurun tamamen müvekkile verilmiş olmasının dosya kapsamına aykırı olduğunu, mahkemece sözleşme hükümleri esas alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Ayrıca davacı tarafın sözleşmedeki mali yükümlülüklerine uymadığını, yapması gereken ödemeleri yapmadığını, kod geliştirme gerektiren ekstra taleplerde bulunduğunu, ilave maliyet gerektiren bu ek talepler için bütçe ayırmadığını, ayrıca proje ekibini sık sık değiştirdiğini, müşteri süreçleri ve programa veri girişleri konusunda müvekkil şirkete yeterli desteği vermediğini, eğitim toplantılarına yeterli katılımı sağlamadığını, sözleşmede olmamasına rağmen Gebze fabrikasını da projeye dâhil ettiğini, bütün bunların dosyada bulunan e-posta yazışmalarıyla, tanık beyanlarıyla ve tüm dosya kapsamıyla sabit olduğunu ve ayrıca istinaf kararı öncesi verilen ilk hükme esas raporda bu hususların tespit edildiğini, tüm bunlar teslim sürecini uzatan ve kusurlu olan tarafın davacı olduğunu göstermesine rağmen, hükme esas raporda bu hususların irdelenmediğini ve davacı tarafa herhangi bir kusur verilmediğini, Müvekkilin yazılımı sözleşmeye uygun şekilde davacının bilgisayarlarına kurmasına rağmen davacı tarafın yazılımı kullanmaktan vazgeçtiğini, yazılımı kullanmaktan keyfi olarak vazgeçen davacının müvekkilden hizmet bedellerinin iadesini istemeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın müvekkilin yıllar süren çalışmasının karşılığını ödemediği gibi verilen usul ve yasaya aykırı karar nedeniyle ödediği tüm bedeli de müvekkilden talep etme hakkına sahip olduğunu, Müvekkilin sözleşmedeki yükümlülüğünün yazılımın kurulması ve danışmanlık hizmetiyle ilgili olduğunu, sözleşme konusu yazılımın davacının bilgisayarlarına kurulmasının niteliği itibariyle eser sözleşmesi olduğunu, müvekkilin yazılımı sözleşmeye uygun şekilde kurduğunu ve herhangi bir kusuru olmadığını, işin tamamlanma seviyesi ile ilgili bir inceleme yapılması ve işin davacının kabulden kaçınamayacağı bir oranda olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, zira TBK 475. maddesi uyarınca eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibinin seçimlik haklarının bulunduğunu, davacı tarafın sözleşmeden dönerek bedel iadesi talep ettiğini, müvekkilin eseri teslim borcunda kusurlu olduğunun kabul edilecek olması faraziyesinde davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanabilmesi için "Eserin işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olması" şartının bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilin yazılımın kurulumunu davacının kabulden kaçamayacağı bir oranda tamamlamış ise davacının sözleşmeden dönüp ödediği bedeli iade istemesinin mümkün olmayacağını, Mahkemece verilen davanın kabulüne dair karar hatalı olduğu gibi, hatalı kabule göre de hüküm altına alınan yabancı para cinsinden alacağa uygulanan aylık %5 fahiş faiz oranı ve faiz başlangıç tarihleri ile ilgili verilen kararın da birçok yönden usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi kök raporuna, hesaplanan faiz oranı ve miktarıyla ilgili itirazları sonucunda bilirkişi ek raporunda faiz yönünden seçenekli ber hesaplama yapıldığını, bu hesaplamalarda lisans bedeli ile danışmanlık hizmet bedellerinin ayrıldığını, sözleşmedeki aylık %5 faiz üzerinden ve Yabancı Para Alacaklarına uygulanacak faiz oranı üzerinden seçenekli hesaplama yapıldığını, mahkemece yabancı para alacağına ödeme tarihlerinden itibaren aylık %5 gibi yasal sınırlamaların çok üzerinde fahiş oranda faiz işletildiğini, ancak gerekçeli kararda aylık %5 gibi fahiş faiz işletilmesinin hukuki gerekçesine yer verilmediği gibi, diğer seçeneklerdeki faiz hesaplarına neden itibar edilmediğinin de açıklanmadığını, faiz yönünden verilen kararın öncelikle bu yönden usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca sözleşmenin 9.2 maddesinde yazılı olan aylık %5 faiz oranının yasal mevzuatta yer alan emredici hükümlere ve sınırlamalara açıkça aykırı olduğunu ve geçerliliğinin olmadığını, mahkemece yasal sınırlamalar dikkate alınmaksızın yabancı para alacağına fahiş oranda faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilgili maddede düzenlenen faizin sadece lisans bedeli ile ilgili olduğunu, danışmanlık bedeli için de uygulanmasının mümkün olmadığını, Ayrıca mahkemece verilen kararın faiz başlangıç tarihi yönünden de talebe ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde 129.250 Amerikan Dolarının "temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte" iadesini talep ettiğini, kural olarak temerrüdün ancak ihtarla oluşacağını, mahkemece davacı tarafın talebini aşarak ödeme tarihinden itibaren fahiş oranda faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ödediği 129.250-USD'nin dava tarihindeki karşılığının 370.576,05-TL olduğunu, usul ve yasaya aykırı olarak hükmedilen faiz nedeniyle karar sonrasında başlatılan takip dosyasında oluşan borcun 35.000.000,00-TL olduğunu, davacının ödeme yaptığı tarih iel karar tarihi arasında dolar kurunun on katın üzerinde arttığını, bir de bu alacağa yine usul ve yasaya aykırı olarak fahiş bir faiz işletilmesi nedeniyle müvekkilin ödediği bedelin USD bazında on katı, TL bazında ise yaklaşık yüz katını iade etmekle yükümlü tutulduğunu, sözleşmede yazılı olan faiz oranının TMK 2. maddesine aykırı olduğunu ve müvekkil şirketin ekonomik mahvına neden olacak düzeyde fahiş olduğunu, Mahkemece hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de hatalı olarak yüksek hesaplandığını ve kararın bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Dava Yönünden; müvekkil ile birleşen davalı arasındaki ihtilafın esasen müvekkilin yazılımın kurulumu konusunda verdiği danışmanlık hizmeti ve hizmet bedeli alacağına ilişkin olduğunu, müvekkilin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, verdiği hizmeti faturalandırdığını, birleşen davalı tarafça faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, müvekkil tarafından fatura alacakları nedeniyle İstanbul Anadolu 17.İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyadan 49.013,94-USD asıl üzerinden icra takibi başlatıldığını, yapılan bilirkişi incelemelerinde ve hükme esas 06.10.2024 tarihli kök bilirkişi raporunda; hak kazanma koşullarının takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre müvekkilin birleşen davalıdan 49.013,94-USD alacağı bulunduğunun belirtildiğini, ancak teknik incelemelerde kusur tamamen müvekkil şirkete verildiğinden müvekkilin alacağını talep hakkı olmadığının belirtildiğini, mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının reddedildiğini ve hatalı raporun hükme esas alındığını, oysa ki tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarındaki teknik inceleme sonuçları ile sözleşme hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde tüm kusurun müvekkile verilmesinin mümkün olmadığını, Bilirkişi raporunda müvekkilin davacı-birleşen davalının sektörel ihtiyaçlarını karşılamak üzere yazılımı özelleştirme ve modül geliştirme yükümlülüklerini yerine getiremediği ve tam kusurlu olduğu, bu nedenle herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağının belirtildiğini, müvekkil tarafından verilecek danışmanlık hizmetinin kapsamının sözleşmenin 4.2.1 maddesinde düzenlendiğini, buna göre müvekkilin yükümlülüğünün, ...modüllerinin yazılım ürünleri içerisinde "var olan fonksiyonların uyarlanarak kod geliştirmeden kullanıma hazır hale getirilmesi" ile sınırlı olduğunu, bilirkişi raporunda yazılımın standart olarak çalışmakta olduğunun tespit edildiğini, zaten raporda sunulan ekran görüntülerinin tamamına yakınında sistemde herhangi bir hata olmadığının sabit olduğunu, bir kısım hataların ise yazılım kurulduğunda olmadığı ve sonradan ortaya çıktığının belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 03.09.2014 imza tarihli olduğunu, davacının fesih ihtarı gönderdiği tarihin ise 2016 yılı olduğunu, müvekkilin 2016 yılından sonra program üzerinde herhangi bir tasarruf imkanının da olmadığını, aradan geçen uzun yıllar boyunca birleşen davalı tarafça program üzerinde bir bakım ve güncelleme de yapılmadığından yazılımın teslimi sırasında olmayan hataların sonradan ortaya çıkmasının da olası olduğunu, Yazılımın genel standart özellikleriyle çalıştığı tespit edildiğinden müvekkilin sorumluluğunu yerine getirdiğini, kusurunun olmadığı ve hizmet bedeli alacaklarına hak kazandığının açık olduğunu, raporda sözleşmenin açık hükümlerinin bilirkişilerce müvekkil aleyhine genişletildiğini, sözleşmenin müvekkile yüklemediği yükümlülüklerin hatalı yorumlamalarla bilirkişi heyeti tarafından müvekkile yüklenildiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, Tüm dosya kapsamına göre kusurun birleşen davalı tarafta olduğu açık olmasına ve müvekkilin alacakları ticari defter ve kayıtlarla sabit olmasına rağmen hatalı bilirkişi görüşünün hükme esas alınması ve birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkilin kusurlu olduğunu kabul etmemekle birlikte; bir an için müvekkilin de kusurunun bulunduğu faraziyesinde de; yazılımın davacının bilgisayarlarına kurulması işinin niteliği itibariyle bir eser sözleşmesi olduğu gözetilerek, TBK 475. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılmaması, işin davacının kabulden kaçınamayacağı bir oranda olup olmadığı hususunun, tarafların kusur oranlarının ve karşı tarafın kusuruna denk gelen alacağının hesaplanmaması, bu konudaki itiraz ve taleplerimiz dikkate alınmaksızın eksik incelemeyle birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; ... uygulama hizmet sözleşmesinin davalı tarafça ihlali nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği iddiasıyla sözleşme uyarınca davalı tarafa ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Birleşen dava ise; aynı sözleşme kapsamında yerine getirildiği iddia olunan edim karşılığı ödenmeyen bakiye bedelin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine, karar verilmiş, karara karşı asıl davada davalı/ birleşen davada davacı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, dairemizin 23/09/2021 tarih ve 2019/1857 Esas-2021/1250 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Asıl davada davacı taraf dava dilekçesi ile; “.. davalı ... İş Çözümlemeleri ve Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi ile 28.08.2014 tarihli ... Uygulama Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşmeye göre yazılımın tam çalışır vaziyette 28.02.2015 tarihinde teslim edileceği taahhüt edilmiş olmasına rağmen bu tarihte projenin teslim edilecek durumun çok çok gerisinde kaldığını, projenin zamanında teslim edilmemiş olmasından dolayı maddi olarak çok büyük kayba uğradığını, ancak buna rağmen tüm iyi niyeti ile projenin yarım kalmaması için birçok kez ek süreler verildiğini, taraflar arasında kararlaştırılan teslim süresinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmiş olmasına rağmen hali hazırda tüm uyarılara rağmen hala projenin teslim edilmediğini, zaman ve emek kaybının çok büyük olması nedeniyle ihtarname keşide edilerek, sözleşmenin feshedildiği belirtilerek, sözleşme nedeniyle yapılan ödemelerin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca tarafların yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği , sözleşme konusu yazılım sisteminin davalı tarafından davacıya yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne kadarının yapıldığı, anlaşmazlığın temelinin ne olduğunun belirlenmesi açısından dosya kapsamında ve bilirkişilerce yerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda; Davaya konu “... ...” isimli yazılımın ... ve iş ortakları — çözüm ortakları tarafından geliştirilmiş bir yazılım olduğu ve hali hazırda mevcut alt yapısı ile kurumların ihtiyaçlarına göre ... iş ortakları tarafından uyarlanmak suretiyle kurumlarda sorunsuz şekilde çalışır vaziyete gelmekte olduğu anlaşıldığı ve yerinde incelemede yapılan detaylı kontrollerde tespit edilen hususlarla ilgili alınan ve rapor içeriğinde ayrıntılı olarak değerlendirildiği üzere teknik açıdan değerlendirildiğinde davaya konu yazılımın davacının özellikle talep ettiği sektörel ihtiyaçları dışındaki genel standart hatlarıyla çalışmakta olduğunun anlaşıldığı; Ancak dava konusu yazılım projesinde Davalı “... ... " firmanın “...” firmasının Türkiye iş ortakları — çözüm ortakları arasında olduğu ve davacı için ilgili yazılımı davacının özellikle talep ettiği sektörel ihtiyaçlarını / taleplerini de ilgili yazılıma sorunsuz bir şekilde gerek modüller geliştirerek gerekse mevcut yazılımdaki modüllerle karşılayacak duruma getirerek aktif hale getirmeyi taahhüt etmiş olduğu, ancak davacının bulunduğu sektörel açıdan önem arz eden taleplerin davalının taahhüt etmiş olduğu hususlarda - kısımlarında eksikliklerin / hataların bulunduğu ve ilgili eksikliklerin / hataların tam olarak düzeltilmediği gerek dosyaya sunulan yazışmalardan gerekse yerinde incelemede alınan bilgilerden anlaşıldığı, genel itibariyle yazılımın davacıya teslim edilen mevcut haliyle sözleşme konusu yazılım için davacı tarafın gereksinimleri doğrultusunda önem arz eden hatalı / eksik veya yapılandırılmamış isteklerin satın alınan yazılım ürününden beklenen makul faydanın tam olarak karşılanamamasına sebebiyet verdiği, bu nedenle davalının sözleşme gereği üstlenmiş olduğu hizmeti yerine getiremediğinden dolayı tamamen kusurlu olduğu, davacının sözleşme kapsamında davalıya 130.575,31 USD ödeme yaptığı ödeme tarihlerinden itibaren sözleşmede öngörülen faiz Oranına göre işlemiş faiz talep edebileceği belirtilmiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, ... firması, davaya konu yazılımı genel standartları ve ana hatlarıyla eksiksiz bir şekilde teslim etmiş olup, teknik açıdan yazılımın bu kısmında herhangi bir kusuru bulunmadığı, ancak, ...'un çözüm ortağı olarak yetkilendirdiği davalı ...'in, sektörel ihtiyaçları karşılamak üzere yazılımı özelleştirme ve modül geliştirme yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle, yazılımın davacı tarafından kullanılabilir hale gelemediği, bu durum, ... tarafından sağlanan lisansların da etkin bir şekilde kullanılmasını engellemiş ve lisansların davacı açısından gereksiz hale gelmesine neden olduğu, anlaşılmakla; Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine, yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik asıl davada davalı/ birleşen davada davacı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti vekilinin davanın esasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. Göre hükmedilen vekalet ücretine ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, asıl davada davalı/ birleşen davada davacı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada davalı / birleşen davada davacı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti'nin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden asıl davada davalı / birleşen davada davacı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti tarafından asıl ve birleşen dava yönünden yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Asıl dava yönünden; Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 25.552,20 TL istinaf karar harcından istinaf eden asıl davada davalı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti tarafından peşin olarak yatırılan 6.388,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.164,15 TL'nin asıl davada davalı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Birleşen dava yönünden; Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden birleşen dava davacısı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden asıl davada davalı / birleşen davada davacı ...Çözümleri Ve Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 11/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim