mahkeme 2025/1516 E. 2025/1343 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1516
2025/1343
11 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1516 Esas
KARAR NO : 2025/1343 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO: 2025/688 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 21/07/2025 (Ara Karar Tarihi )
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
İhtiyati Haciz Talep Eden Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çok eskiden beri hayalini kurduğu, ürünlerinin modellerini, renklerini, aksesuarlarını bizzat tek tek kendisinin seçerek tasarlayıp hazırlık yaptığı bu ürünleri satışa arz etmek, sırf bu işi hayata geçirebilmek için genç bir kadın girişimci olarak ticari hayata atılma kararı almış olduğunu, müvekkilinin bu yönde bir şahıs şirketi kurmuş, ürünleri çatısı altında toplayacağı markaya da "..." ünvanını vermiş olduğunu, satışa arz etmek istediği ürünlerin üretimi için firma arayışına girişen müvekkilinin, piyasada ... firması olarak tanınırlığı ve tekstilde kökeni olan, kendisini ticari faaliyet alanında profesyonel olarak lanse eden davalı ... ... ... Sanayi ve Dış Tic. A.Ş. ile iletişime geçmiş olduğunu, tarafların 8 Eylül 2022 tarihinde davalı'nın fabrikasında toplantı gerçekleştirmiş, bu toplantıya müvekkili ... ve ...'ın, davalı adına firmayı temsilen yetkililerinin katılmış olduğunu, müvekkilinin, davalı tarafın yetkilileri ile bir araya gelerek gerçekleştirilen 25 Ekim 2022 tarihli toplantı akabinde, ticari satışa konu süreçte, kararlaştırılan üretim planı çerçevesinde, 3 farklı 4 farklı ürün modelinin kusursuz, eksiksiz ve ayıpsız şekilde, müvekkilinin talep ettiği siparişe uygun olarak üretimi hususunda anlaşmaya varılmış olduğunu, taraflar arasında hem eser hem de ticari taşınır satışı kapsamlı karma bir hukuki sözleşme bulunduğunu, davalı tarafın, tüm ticari satış bedelinin en baştan peşinen ödenmesini talep etmiş, ticari bilgi birikimi olmayan piyasada bu yöndeki örf ve adete hakim olmayan genç yaştaki kadın girişimci müvekkilinin, ticari teamülün bu şekilde ilerlediğini zannederek siparişe konu ürünlerin tüm satış bedelini davalı tarafa ödemeyi kabul etmek zorunda kalmış olduğunu, henüz hiçbir üretim yapılmadan, davalı tarafından ilk önce %8 KDV dahil toplam 77.310$ (Yetmişyedibinüçyüzon Amerikan Doları) bedelli 15.12.2022 tarihli proforma düzenlenmiş, müvekkili ...'in, davalı firma yetkilileri ile görüşerek bu bedel üzerinden indirim istemiş, bunun neticesinde davalının indirim yaparak kendisine 73.800 $ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarı bedelin ödenmesi hususunda yeni bir ödeme tutarı belirlemiş olduğunu, davalı firma yetkilisi ... tarafından gönderilen 26.12.2022 tarihli e-posta ekinde 15.12.2022 tarihli ve 73.800 $ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarlı proforma fatura gönderilmiş olduğunu, müvekkilinin, bu ticari satış bedelinin karşılanabilmesi için, varını yoğunu ortaya koyarak ...Bankası Kalamış Şubesinden 26.12.2022 tarihinde 152404 numaralı 1.400.000,00TL (Bir Milyon Dörtyüz Bin Türk Lirası) kredi kullanmış olduğunu, kredi kullanımına bağlı geri ödeme tutarının 1.537,347,00-TL (Birmilyonbeşyüzotuzyedibinüçyüzkırkyedi Türk Lirası) olarak belirlenmiş olduğunu, müvekkilinin ...Bankası'ndan kullanmış olduğu kredi neticesinde, davalının tanzim ettiği 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden %8 KDV dahil toplam 73.800 $ karşılığı 1.390.000,00-TL tutarlı ödemeyi "... 20221215 15.12.2022 TRH ...ÜRETIM ÖDEME" açıklaması ile peşinen ...Bankası ... Şubesinde bulunan TR37 ... 76 iban numaralı banka hesabına 26.12.2022 tarihinde ödemiş olduğunu, ödeme akabinde başlayan üretim sürecinde, müvekkilinin şahitlerinin de tanıklık ettiği üzere, davalının öncelikle ürün numunelerini üretmeye başlamış, her numune üretimi akabinde müvekkilinin kendisinin siparişi ile örtüşmeyen, eksik, hatalı ve ayıplı işler hususunda davalı tarafa e-mail, sms, telefon ve whatsapp yolu ile yazılı olarak ihbarda bulunarak defalarca iyiniyetli olarak bu ticari satış sürecini yürütmeye çalışmış olduğunu, davacının siparişe konu kadın iç giyim ürünlerinin kendisinin taleplerine uygun nitelikte, kalitede, renk ve modelde, seçilen aksesuar kullanılarak, kusursuz ve ayıpsız üretilmemesi, siparişlerin bu eksiklikler giderilerek süresinde teslim edilmemesi sebebi ile karşı taraf ile sürekli iletişim kurmaya çalışmış ise de, davalı tarafın bu eksiklikleri düzeltmek yerine iletişimi azaltmış, davacının taleplerini karşılıksız bırakmış ve kendisinin basiretli bir tacir olarak asgari düzeyde dahi yerine getirmesi gerekli yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, taraflarınca davalıya İstanbul 15. Noterliği'nin 08.07.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "Sözleşmeden dönme ve ticari satışa konu ayıplı ve eksik ürünlerin iadesi ihtarı ile Müvekkilin ihtarname konusu bedel iadesi taleplerinin ve zararlarının tazmini talebidir" konulu ihtarname gönderilmiş olduğunu, müvekkilinin bu ihtarname ile, menfi ve müspet zararları, ticari itibar kaybı, maddi ve manevi zararları, kar kaybı ve ayıplı ve eksik ifa sebebi ile uğradığı zararın tazmini hususunda yasal yollara başvurmadan evvel son olarak müvekkilinin TBK m. 229 uyarınca sözleşmeden dönme iradesini kullanmakta olduğunu ihtarname ile karşı tarafa bildiren müvekkilinin, satış sözleşmesinden döndüğünü ve kendisine ayıplı ve eksik olarak sevk edilen bir kısım numuneleri geri vermeye hazır olduğunu, buna karşılık da ilk etapta; 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden 26.12.2022 tarihinde ödemiş olduğu bedelin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte kendisine iadesini, satılan için yapmış olduğu 207.361,75-TL tutarındaki harcamanın kendisine ödenmesini, ayıplı ve eksik mal ve iş sebebi ile doğan doğrudan zararının giderilmesini talep etmiş olduğunu, müvekkilinin süreç içindeki tüm iyi niyetli çabalarının davalı tarafça sonuçsuz bırakılmış, müvekkilinin alacağına kavuşamamış, müvekkilinin asıl alacağı, işlemiş ve işlemekte olan faizin yanı sıra, yabancı para kur artışı ve bu süreçte de alacağına kavuşamamasının aşkın zararın oluşmasına neden olmuş olduğunu, ihtarnamenin davalı tarafından tebliğ alındığını, ancak kötü niyetli davalının bu talebe de cevap vermemiş olduğunu, davacının "..." markası altında satışa sunacağı ürünler için bir e-ticaret sitesi kurmuş olduğunu, davalının gerçekleştirilen ticari işin kusursuz, eksiksiz, ayıpsız, süresinde ve tam olarak ifa edileceği inancı ile piyasada üst segment markalaşarak ürün satışına başlayacak olan müvekkilinin, bu taahhütler ve inanç doğrultusunda, davalının müvekkilini siparişe konu ürünlerin talebe uygun olarak teslim edileceği hususundaki iknası neticesinde, davalı tarafın da bilgisi çerçevesinde, 10.03.2023 tarihinde sektörün önde gelen fotoğrafçılarından ..., videographer ..., prodüksiyon amiri ... ... ’in ekibi ile, sayısız mankenin katılımı ile, kiralanan stüdyoda bir fotoğraf çekimi gerçekleştirmiş olduğunu, müvekkilinin, ürünlerinin satışa arz edileceği web sitesinde kullanılmak üzere gerçekleştirdiği bu fotoğraf çekimine istinaden hizmet alımlarına dair toplamda 207.361,75-TL harcama yapmış olduğunu, davalının vaad ettiği terminlere uygun olarak üretim ve teslim yapılacağına ikna edilen Müvekkilinin, fotoğraf çekiminde kullandığı ve web sitesine koyarak tüketicilerin satışına arz edeceği ürünleri elde edememiş olması sebebi ile davalı'nın ağır kusuru sebebi ile fotoğraf çekimi için boş yere 207.361,75-TL harcama yaptığının sabit olduğunu, sırf yeni bir fotoğraf çekimi için aynı ekipten aynı koşullarda alınan fiyat teklifinin dahi EKİM 2023 tarihinde 642,475.00-TL olduğu gözetildiğinde, müvekkili açısından doğan zarar boyutunun daha net anlaşılacak olduğunu, daha numune aşamasında dahi kısmi olarak üretilen yamalı, ayıplı ve hasarlı ürünleri müvekkiline teslim etmek konusunda ısrarcı olunması, üretim planına aykırı davranarak hem eksik hem de ayıplı üretim yapılarak müvekkiline bu ürünlerin düzeltilmiş gibi dayatılmaya çalışılması ve üretim sürecini iletişimsizlikle baltalayarak müvekkilinin maddi ve manevi kaybına sebebiyet vermeleri neticesinde müvekkilinin artır davalı firma ile gerçekleştirdiği bu ticari işten beklediği menfaati elde etme ve sürdürebilmesi imkanının ortadan kalkmış olduğunu, müvekkilinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde eksik, kötü ve ayıplı, taraflar arasında kararlaştırılan ticari işin mahiyeti ile uyuşmayan bu sürecin sonlandırılmasının zaruri olduğunu, somut olayda davalı yan'ın temerrüde düşürülmüş olup, müvekkilinin ifa etmiş olduğu edimlerin iadesini yani bir diğer anlatımla sözleşme kapsamında davalı yana yapmış olduğu ödemelerin iadesini talep etmekte olduğunu, müvekkilinin alacağının herhangi bir rehine de bağlanmış olmadığını, hal böyle iken artık müvekkilinin para alacağın muaccel hale geldiğinin kabulü gerektiğini, ayrıca haricen elde edilen bilgilere göre davalı tarafın mevcut işyerini kapatmış ve piyasadaki alacaklılarına haber vermeden ortadan kaybolmuş olduğunu, davalı yan'ın mallarını kaçırma eyleminin boyutlarının haksız menfaat elde etmek boyutuna taşınmış olduğunu, dolayısı ile yukarıda izah edildiği üzere davadaki yaklaşık ispatın sağlanmış olması gerekse davalı yanın mal kaçırma teşebbüslerine ilişkin eylemlerinin sabit olması karşısında; müvekkilinin davayı kazanması halinde alacağını tahsil etmesinin uzun süreç alacağı ve dahi tahsil edememe olasılığının çok yüksek olması karşısında, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine iik madde 257 gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; davanın kabulü ile, davalının ayıplı, kötü ve eksik ifa eylemleri sebebi ile, ayıba karşı tekeffül hükümleri ve genel düzenleme niteliğinde olan TBK m.112 kapsamında, davacının sözleşmeden dönmesinin haklı olduğunun tespitine, müvekkilinin taraflar arasındaki anlaşma kapsamında davalı yana ifa etmiş olduğu edimlerin iadesi kapsamında, belirsiz alacak talebi çerçevesinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve sonradan ıslah edilmek kaydıyla şimdilik; davacının 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden 26.12.2022 tarihinde ödemiş olduğu %8 KDV dahil toplam 73.800 $ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarındaki bedelin şimdilik 50.000$ tutarındaki kısmının, 26.12.2022 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte müvekkiline aynen ödenmesini veya mahkememiz aksi kanaatte ise fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının uğramış olduğu menfi zararları, ticari itibar kaybı, maddi ve manevi zararları, kar kaybı ve ayıplı, kötü ve eksik ifa sebebi ile uğradığı tüm zararın; fotoğraf çekimi için ödediği bedellerin, web sitesi kurulum ücretlerinin, müvekkilinin sermayesini kullanamadığı dönemde mahrum kaldığı karın ve diğer zararlarının toplamının bilirkişi incelemesi ile tespiti ve tazmini hususunda şimdilik belirsiz alacak talebi çerçevesinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve sonradan ıslah edilmek kaydıyla şimdilik 100.000,00-TL (Yüzbin Türk Lirası) maddi zararın hesaplanacak ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacı'ya verilmesine, dava konusu edilen para alacağı bakımından tensip zaptı ile birlikte davalı yanın menkul ve gayrimenkulleri ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına İHTİYATİ HACİZ KARARI verilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 21/07/2025 tarih ve 2025/688 Esas sayılı ara kararında;".........İhtiyati haciz talebi bakımından; davacının talep ettiği alacağına ilişkin alacak istemi ve miktarı, dava konusu alacağın oluşup oluşmadığı, talep tarihi itibariyle sunulan belge ve delillerle birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin belirlenmesi, varsa bu alacağın miktarının ancak yargılama aşamasında tarafların delil ve beyanları ile belirlenebileceği, sunulan bilgi ve belgelerin bu aşamada tek başına bir alacağın varlığını ve borcun ödenmediğini yaklaşık ispata elverişli olmadığı, bu nedenle muaccel bir alacağın varlığı hususunun bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilemediği kanaatine varıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İhtiyati Haciz Talep Eden Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil davacı ...'in genç bir kadın girişimci olarak uzun süredir hayalini kurduğu projeyi hayata geçirmek amacıyla şahıs şirketi kurduğunu, “...” markası altında ürünlerini satışa sunmak üzere ticari faaliyete başladığını, ürünlerin model, renk ve aksesuarlarını bizzat kendisi belirleyerek üretim sürecini başlattığını, bu kapsamda davalı şirketle anlaşarak sipariş verdiğini, ancak davalı tarafından teslim edilen ürünlerin gönderilen numunelere ve taraflar arasında yapılan anlaşmalara açıkça aykırı şekilde; eksik, kusurlu ve ayıplı bir biçimde ifa edildiğini, davalı tarafın tüm ticari satış bedelinin en baştan peşinen ödenmesini talep ettiğini, ticari bilgi birikimi olmayan piyasada bu yöndeki örf ve adete hakim olmayan genç yaştaki kadın girişimci müvekkilin ticari teamülün bu şekilde ilerlediğini zannederek siparişe konu ürünlerin tüm satış bedelini davalı tarafa ödemeyi kabul etmek zorunda kaldığını, henüz hiçbir üretim yapılmadan, davalı tarafından ilk önce %8KDV dahil toplam 77.310$ (Yetmişyedibinüçyüzon Amerikan Doları) bedelli 15.12.2022 tarihli proforma düzenlendiğini, müvekkil ...'in davalı firma yetkilileri ile görüşerek bu bedel üzerinden indirim istediğini, bunun neticesinde davalının indirim yaparak kendisine 73.800 $ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarı bedelin ödenmesi hususunda yeni bir ödeme tutarı belirlediğini, davalı firma yetkilisi ... tarafından davalı firma yetkilisi ... tarafından gönderilen 26.12.2022 tarihli e-posta ekinde 15.12.2022 tarihli ve 73.800$ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarlı proforma fatura gönderildiğini, Müvekkilin bu ticari satış bedelinin karşılanabilmesi için, varını yoğunu ortaya koyarak ...Bankası Kalamış Şubesinden 26.12.2022 tarihinde 152404 numaralı 1.400.000,00TL (Bir Milyon Dörtyüz Bin Türk Lirası) kredi kullandığını, kredi kullanımına bağlı geri ödeme tutarının 1.537,347,00-TL (Birmilyonbeşyüzotuzyedibinüçyüzkırkyedi Türk Lirası) olarak belirlendiğini, müvekkilin ...Bankası'ndan kullanmış olduğu kredi neticesinde davalının tanzim ettiği 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden %8 KDV dahil toplam 73.800 $ karşılığı 1.390.000,00 TL tutarlı ödemenin "... 20221215 15.12.2022 TRH ...Üretım Ödeme" açıklaması ile peşinen ...Bankası ... Şubesinde bulunan TR37 ... 76 iban numaralı banka hesabına 26.12.2022 tarihinde ödendiğini, Müvekkilin davalıdan şipariş ettiği ürünleri belirlenen süre içerisinde eksiksiz ve kusursuz olarak siparişine uygun vaziyette teslim alarak satışa arz edememesi sebebi ile doğan kar ve kazanç kaybı, buna bağlı menfi ve müspet zararları, kredi sözleşmesi kullanmak sureti ile davalıya 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden %8 KDV dahil toplam 73.800 $ tutarında yapmış olduğu ödeme ve fotoğraf çekimi için boş yere ödediği 207.361,75 TL tutarındaki hizmet bedelinden oluşan zararlarının ayıplı ve eksik ifa sebebi ile uğradığı zararların yanı sıra, sırf yeni bir fotoğraf çekimi için aynı ekipten aynı koşullarda alınan fiyat teklifinin dahi yakın zamanda 642,475.00 TL olduğu gözetildiğinde, müvekkilimiz açısından doğan zararın boyutunun daha net anlaşılacağını, taraflarınca davalının ayıplı, kötü ve eksik ifa eylemleri sebebi ile, ayıba karşı tekeffül hükümleri ve genel düzenleme niteliğinde olan TBK m.112 kapsamında davacının sözleşmeden dönmesinin haklı olduğunun tespitine, müvekkilin taraflar arasındaki anlaşma kapsamında davalı yana ifa etmiş olduğu edimlerin iadesi kapsamında ve belirsiz alacak talebi çerçevesinde şimdilik;a)Davacının 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden 26.12.2022 tarihinde ödemiş olduğu %8 KDV dahil toplam 73.800 $ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarındaki bedelin şimdilik 50.000 $ tutarındaki kısmının, 26.12.2022 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte müvekkile aynen ödenmesi veya mahkeme aksi kanaatte ise fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının ödenmesi,b)Davacının uğramış olduğu menfi zararları, ticari itibar kaybı, maddi ve manevi zararları, kar kaybı ve ayıplı, kötü ve eksik ifa sebebi ile uğradığı tüm zararın; fotoğraf çekimi için ödediği bedellerin, web sitesi kurulum ücretlerinin, müvekkilin sermayesini kullanamadığı dönemde mahrum kaldığı karın ve diğer zararlarının toplamının bilirkişi incelemesi ile tespiti ve tazmini hususunda şimdilik belirsiz alacak talebi çerçevesinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve sonradan ıslah edilmek kaydıyla şimdilik 100.000,00-TL (Yüzbin Türk Lirası) maddi zararın hesaplanacak ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile dava konusu edilen para alacağı bakımından tensip zaptı ile birlikte davalı yanın menkul ve gayrimenkulleri ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin reddedildiğini, Dava dilekçesinde tarafların arasındaki somut durumun mahkemeye izah edildiğini, akabinde somut durumun yaratmış olduğu hukuki uyuşmazlık aktarılarak müvekkilin ortaya çıkan bu durum karşısında talebine yer verildiğini ve dilekçe ekinde sunulan delillerin müvekkilin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmiş olması karşısında, yargılamanın uzun sürecek olması ve davalı yanın mal kaçırma ve/veya ödeme güçlüğüne düşmesinin muhtemel olması karşısında teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiğini, zira konusu para ve teminat olan alacak davalarında, alacağını güvence altına almak isteyen alacaklının mahkemeden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep edebileceğini, ihtiyati haciz talebi için alacak davası açılmadan önce mahkemeye başvurulabileceği gibi, ihtiyati haczin mahkemeden dava açılırken dava dilekçesi ile talep edilmesinin de mümkün olduğunu, ihtiyati haczin şartlarının İİK'nın 257 maddesinde sayıldığını, Somut olayda davalı yanın temerrüde düşürülmüş olduğunu, müvekkilin ifa etmiş olduğu edimlerin iadesini yani bir diğer anlatımla sözleşme kapsamında davalı yana yapmış olduğu ödemelerin iadesini talep ettiğini, müvekkilin alacağının herhangi bir rehine de bağlanmadığını, hal böyle iken artık müvekkilin para alacağının muaccel hale geldiğinin kabulünün gerektiğini, ayrıca haricen elde edilen bilgilere göre davalı tarafın mevcut işyerini kapattığını ve piyasadaki alacaklılarına haber vermeden ortadan kaybolduğunu, davalı yanın mallarını kaçırma eyleminin haksız menfaat elde etmek boyutuna taşındığını, dolayısı davadaki yaklaşık ispatın sağlanmış olması ve davalı yanın mal kaçırma teşebbüslerine ilişkin eylemlerinin sabit olması karşısında müvekkilin davayı kazanması halinde alacağını tahsil etmesinin uzun süreç alacağı ve dahi tahsil edememe olasılığının çok yüksek olması karşısında, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine iik madde 257 gereğince ihtiyati haciz konulması gerektiğini, ihtiyati haciz taleplerinin mahkemece muaccel olduğunun ve borcun ödenmediğinin yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesiyle reddedildiğini, ancak verilen bu ret kararının hem İİK'nin ilgili hükümleri hem de doktrinde ve yargı içtihatlarında yer bulan “yaklaşık ispat” ilkesi bakımından hukuken isabetli olmadığını, davacı müvekkilin bankadan kredi çekmek suretiyle davalıya banka kanalıyla açıklamalı olarak göndermiş olduğu ödemelere rağmen davalının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği ve kendisine gönderilen ihtarnameye cevap vermeyerek ayrıca arabuluculuk safhasında da anlaşmama yönünde iradesini ortaya koyduğu gözetildiğinde davacının açık ve net bir şeklide "yaklaşık ispat” kuralına uygun olarak ispatta bulunduğunun anlaşılacağını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesi gereği, rehinle teminat altına alınmamış ve muaccel hale gelmiş para borçlarında, alacaklının, borçlunun malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz talebinde bulunma hakkı olduğunu, ihtiyati haciz talep edenin İİK’nın 257/1. maddesi uyarınca;-Bir para borcunun alacaklısı olduğunu,-Bu borcun rehinle temin edilmemiş olduğunu,-Borcun vadesinin gelmiş olduğunuyaklaşık olarak ispat etmek durumunda olduğunu, yaklaşık ispatın klasik yargılamadaki gibi “kesin ispat” düzeyinde olmadığını, mahkemenin kanaatini oluşturmaya yetecek düzeyde deliller sunulmasının yeterli olduğunu, mahkemenin talep edenin ileri sürdüğü alacağın gerçekten varlığını ve muacceliyetini kuvvetle muhtemel veya “ağır basan ihtimal” şeklinde görmesinin yeterli kabul edildiğini, somut olayda müvekkilin dava konusu alacağa ilişkin olarak;-Taraflar arasında kurulan ticari ilişkiye dair yazılı belgeler,-Proforma fatura ve üretim planı,-Ödeme dekontları,-Kredi Sözleşmesi,-Davalının borcunu ifa etmediğine dair ihtarname,-Arabuluculuk anlaşamama tutanağının dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulduğunu, tüm bu belgelerin alacağın varlığını ve davalının borcunu ödemediğini gösterir nitelikte olduğunu, yaklaşık ispat yükünü fazlasıyla karşıladığını, özellikle davalının işyerini kapatması ve alacaklılara haber vermeden ortadan kaybolması gibi fiillerin, İİK m. 257/2 anlamında mal kaçırma teşebbüsü olarak yorumlanması gerektiğini, Ayrıca, İİK m. 264 çerçevesinde alacağın yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati hacze engel olmadığını, zira mahkemenin sunulan delilleri değerlendirerek alacağın varlığına kanaat getirirse hacze karar verebileceğini, bu bağlamda yalnızca “alacak yargılamayı gerektiriyor” gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, mahkemenin yapması gerekenin ibraz edilen delilleri değerlendirip kanaat oluşup oluşmadığını tespit etmekten ibaret olduğunu, Mahkemenin, açıkça yasada aranmayan şekilde "Alacağın ancak yargılamada netleşeceği" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmesinin yasal mevzuatta alacaklıya tanınan bir hukuki koruma olan tedbirin var oluş amacıyla bağdaşmadığını, zira ihtiyati haciz tedbirinin zaten yargılamanın sonunda verilecek hükmün etkisiz kalmasını önlemeye yönelik olduğunu, Yargılamada netleşecek bir alacak için ihtiyati haciz talep edilemez gibi bir kabulün İİK’nın öngördüğü sistemi fiilen işlemez hale getireceğini, bu durumun hem alacaklının hakkını güvence altına alma hakkını ihlal ettiğini, hem de ihtiyati haciz kurumunun etkinliğini ortadan kaldırdığını, bu nedenle ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, alacaklarının yaklaşık olarak ispatlandığı ve haciz şartlarının oluştuğu kanaatinde olduklarını, alacaklarının korunması amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, taraflar arasındaki ürün satış sözleşmesininden davalı satıcının ayıplı, kötü ve eksik ifa eylemleri sebebi ile davacı alıcının sözleşmeden döndüğü iddiasıyla ödenen bedelin istirdadı ve maddi zararlarının tazmini talebiyle açılan alacak davasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Somut olayda, taraflar arasındaki ürün satış sözleşmesi uyarınca davalı satıcının ayıplı, kötü ve eksik ifada bulunup bulunmadığı ve sözleşmeden dönme ile ödenen bedelin istirdadı ve maddi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller ve yapılan yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır. Davacı tarafça ibraz edilen belgeler, ara karar tarihi itibariyle HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendilerinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati Haciz Talep Eden Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.