Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1297

Karar No

2026/167

Karar Tarihi

29 Ocak 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/1297 Esas
KARAR NO:2026/167 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/325 Esas - 2025/185 Karar
TARİHİ:20/03/2025
DAVA :Tazminat
BİRLEŞEN İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/399 ESAS
2020/171 KARAR SAYILI DOSYASINDA
DAVA :İtirazın İptali
BİRLEŞEN İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/411 ESAS
2019/1011 KARAR SAYILI DOSYASINDA
DAVA :İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:29/01/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ile davalı firma tarafından Türkiye'de üretilen beyaz eşya vb. ürünlerin belirli bir bölgede davacı firma tarafından bayi adı altında pazarlanması ve satılması üzerine bir ticari ilişki bulunduğunu, ilişkinin ilk kurulduğu 2000 yılını müteakiben 2002 yılında 10 yıllık bir sözleşme yapıldığını ve 2012 yılına kadar bu sözleşme ile birlikte primler ve satış kotalarının muhafaza edildiğini, 2012 yılından itibaren ise her yıla özel prim ve destek miktarlarını gösteren ve asıl sözleşmeye ek olarak özel anlaşmalar yapıldığını, davalı firmanın Türkiye'deki faaliyetlerini sonlandırma kararı aldığını, uzun yıllardan beridir süre gelen ticari ilişkiden kaynaklı olarak anlaşmalardan doğan hak edişlerini almak için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, davacı firmanın söz konusu bayilik sözleşmesi gereğince, Kahramanmaraş,Mersin, Adana, Osmaniye, Antakya, Gaziantep, Adıyaman, ve Kilis illerinde davacı firmaya tekel hakkı tesis edildiğini, bundan dolayı davacının başka bir ... firması ile çalışmayacağını, buna karşılık davalının da doğrudan veya başka bir bayi üzerinden bölgeye mal satmayacağını taahhüt ettiğini, tüm şartların davalı firma tarafından belirlendiği sözleşmede uluslararası ... Grubu karşısında davacı firmanın sözleşmenin zayıf tarafı olduğunu, davalı firmanın, sözleşme gereğince üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini, çeşitli nedenlerden dolayı davacı firmanın zarara uğramasına sebep olduğunu, sözleşme gereği belirli bir bölgede ticari faaliyetleri sürdürme hususunun davacı firmaya bırakılmasına rağmen 2018 yılında davalı firma tarafından inhisar hakkı ihlal edilerek Adana'da başka bir bayi üzerinden satışlar gerçekleştirildiğini, bu durumun davacı firmanın yıllık satış miktarlarına da yansıdığını, davacının, 2009 yılından bu yana satışlarında artış ya da çok küçük azalmalar görülmekteyken, 2017 yılında 31.825 adet ürün, 2018 yılında 4.934 adet ürün satışı ile arada fahiş derecede fark oluştuğunu, 2017 yılındaki ciro miktarı ile 2018 yılındaki ciro miktarı mukayese edilerek ortaya çıkan azalma nispetinde maddi tazminat talep ettiklerini, yine davalı firma tarafından Kahramanmaraş ilinde bulunan ... AVM'de perakende satış mağazası açılması için davacı firma ile anlaştıklarını, davacı şirketin ticari faaliyetlerini daha çok toptan satış şeklinde yürütmekteyken ... AVM'de açılan satış mağazasına davalı firmanın hem prim hem de kira desteği vereceği şeklindeki taahhüdüne karşılık işe giriştiğini, 2017 ve 2018 yılları için ayrı ayrı düzenlenen ... Bildiriminde satış mağazası için kira desteği verileceği ve bu desteğin mağazanın açık kalması şartıyla 36 ay boyunca devam edeceğinin düzenlendiğini, davacı şirket tarafından belirli miktarlardaki cirolara ulaşıldığı halde söz konusu primlerin ödenmediğini, kira desteklerinin verilmediğini, kira sözleşmesinin fiilen bittiği tarihe kadar ödenmeyen kira destekleri ile ödenmesi gereken prim miktarlarının tazminini, satış mağazasının 3 yıllık olarak kiralandığını, sözleşmenin erken sonlandırılmasından ve mağazanın bu sürede faaliyet göstereceği düşünülerek yapılan yatırımlardan doğan zararların tazminini talep ettiklerini, taraflar arasında 2010 yılından bu yana teşvik primleri adı altında protokoller yapıldığını, buna göre davalı şirketin, yıl içinde tutturulan rakamlara göre davacı şirkete lojistik destek primi, ay bazında hedef gerçekleştirme primi ve bayi teşvik primi vermeyi taahhüt ettiğini, primlerin ay eksik ödendiğini ya da hiç ödenmediğini, davalı şirketin Türkiye'deki faaliyetlerini sonlandıracağına dair davacı şirkete yaptığı bildirim sonrasında bakiye bir ödemeyi teklif etmelerinin davacının iddialarını somut bir şekilde ortaya koyduğunu, davacı şirketin 2010 yılından bu yana ticari defterleri incelenerek ödenmeyen veya eksik ödenen primlerin tazminini talep ettiklerini, 2009 ve 2018 yılları arasındaki toplam ciro primlerinin; 2009 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 23.752,67 TL, 2010 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 106.026,56 TL, 2011 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 442.890,38 TL, 2012 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 932.731,44 TL, 2013 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 1.781.592,61 TL, 2014 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 2.538.197,82 TL, 2015 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 3.695.823,33 TL, 2016 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 924.989,00 TL, 2017 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 1.644.866,92 TL, 2018 yılı içerisinde; net ciro primi KDV hariç 380.011,58 TL almadığını tespit ettiklerini, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin davalı şirketin, Türkiye pazarından çıkacağını davacı şirkete bildirmesi ile sona erdiğini, bayilik ilişkisinin sona ermesinde davacı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, bu nedenle davacı şirketin uğramış olduğu zararların ve kayıpların da karşılanması gerektiğini, davacı şirketin sürdüremediği ticari ilişkilerden dolayı denkleştirme tazminatı talebi olduğunu, taraflar arasında 30.01.2015 tarihinde imzalanan Protokole göre... (... Ltd. Şti.)'nin lehdarı olduğu, keşidecisi ... Şti. olan 30.01.2015 keşide tarihli her biri 871.000,00 TL bedelli dört adet çekin usulüne uygun devri karşılığında davacı şirketin 2.500.000,00 TL tutarında 16 adet çek vermesi ve bedellerinin ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacı şirketin protokol kapsamında 16 adet çeki vadesinde davalı şirkete ödediğini, buna karşılık almış olduğu dört adet çekin muhatap bankaya ibraz edildiğini fakat karşılıksız çıktığı için arkalarının yazıldığını, icra takip yoluna başvurarak çekleri tahsil etme durumunun ortaya çıktığını fakat davalı şirketin protokole aykırı davranarak çek bedellerini kendisinin tahsil etmek istediğini, çeklerin davalı şirket tarafından ... şirketine karşı talep edilmesinin davacı şirketin icra takibi imkanını engellediğini, davacı şirketin yapılan işlerin güvencesi olarak maliki olduğu taşınmazlarda davalı şirket lehine ipotek tesis ettiğini, ipoteklerin herhangi bir borcun karşılığı olmadığını, taraflar arasında imzalanan protokollere istinaden verildiğini, ipoteklerin tanzim tarihleri ile anlaşma tarihlerinin yakın olmasının da bunu ispatladığını, bunlara rağmen davalı şirketin davacı şirkete karşı yazılı bir evrak ile borç miktarı ve muaccel durumu belgelemeden takip başlattığını, bu durumun taraflar arasında yıllardır süre gelen ticari ilişkiye halel getirdiğini, bu nedenle; Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi ... Mah. 6116 Ada 4 Parsel ... Cilt ... Sayfa no da kayıtlı Arsa iken daha sonra 17 adet bağımsız bölüm üzerinde kat irtifakına dönüşmüş olan taşınmazın; 27.08.2012 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 1. Dereceden aylık %10 faiz ile 750.000,00 TL kadar, Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi ... Mah. 6116 Ada 4 Parsel ... Cilt ... Sayfa no da kayıtlı Arsa iken daha sonra 17 adet bağımsız bölüm üzerinde kat irtifakına dönüşmüş olan taşınmazın; 27.10.2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 2. Dereceden aylık %10 faiz ile 1.000.000,00 TL kadar, Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi ... Mah. 6116 Ada 4 Parsel ... Cilt ... Sayfa no da kayıtlı Arsa iken daha sonra 17 adet bağımsız bölüm üzerinde kat irtifakına dönüşmüş olan taşınmazın; 30.05.2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 3. Dereceden aylık %5 faiz ile 950.000,00 TL kadar, Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi ... Mah. 500 Ada 4 Parsel ... Cilt...Sayfa no da kayıtlı; bir zemin, üç normal katlı, beş dükkan üç daireli kargir apartman niteliğinde olan taşınmaz üzerinde, ...cilt no ... sayfa noda kayıtlı 3/30 arsa paylı zemin kat, 1 nolu dükkan niteliğinde bağımsız bölüm meskeni, 27.08.2012 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 1. Dereceden aylık %10 faiz ile 100.000,00 TL kadar davalı şirket lehine ipotek tesis edildiğini, işbu ipoteklerin fekkini talep ettiklerini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını beyan ederek; davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak şartı ile şimdilik; Bayilik Sözleşmesi kapsamında özel anlaşmalarla belirlenen ve hüküm altına alınan doğmuş prim alacakları için şimdilik 60.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... AVM'deki satış mağazasın için taahhüt edilen kira alacağı için şimdilik 20.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı şirketin tek taraflı olarak sözleşmeyi sonlandırmış olmasından dolayı kusursuz olan davacı şirketin uğramış olduğu zarar için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gelir kaybından doğan denkleştirme tazminatını için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı şirkete protokol uyarınca verilen çek bedelleri için şimdilik 20.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı şirket lehine davacı şirket tarafından güvence olarak verilmiş ipoteklerin fekkine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ... Şirketi’nin bağlı bulunduğu ... tarafından alınan karar uyarınca, davacı şirketin satış ve pazarlama faaliyetlerini tamamen durdurduğunu, Türkiye içerisinde hali hazırda yeni bir ürün satışı yapılmadığını, ... Şirketi’nin ... Şirketi’ne tasfiyesiz infisah yoluyla vergisiz olarak bütün aktif ve pasifleri ile birlikte kül halinde devrolması suretiyle ... Şirketi ile birleşmesine karar verildiğini, birleşmenin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde 31.07.2019 tarihinde ilan edildiğini, işbu birleşme kapsamında davada taraf sıfatının yalnızca ... Şirketi üzerinde olacağından dosya kapsamındaki kayıtların UYAP kaydı dahil olmak üzere değiştirilmesini talep ettiklerini, davacının iddialarını kesinlikle kabul etmemek kaydıyla; davacının dava dilekçesinde doğduğunu iddia ettiği zararlarını açıkça belirttiğini, dava değerinin belirlenebilir olduğunu, talep sonucu belli olmayan davanın kısmi dava olarak mı yoksa belirsiz alacak davası olarak mı ikame edildiğinin davalıdan sorulmasını talep ettiklerini, davacının bizzat kendi beyan ve zarara uğradığını iddia ettiği kendi beyanları nazara alındığında HMK’nın 117/1. maddesi kapsamında davanın açıldığı tarihte alacağın miktar veya değerini tam ve kesin olarak belirlemesinin kendisinden beklenememesi veya bu durumun imkansız olması şartlarından birinin gerçekleşmediğini, dolayısı ile davacının işbu davayı usul hukuku açısından belirsiz alacak davası olarak açmasının mümkün olmadığını, davacının, dava dilekçesinde 2009’dan 2018 yılına kadar ciro primleri hak ettiği iddiasıyla birtakım hesaplamalar yaptığını ve bu hesaplamalara ilişkin rakamları her yıl için ayrı ayrı belirttiğini, yine birtakım haksız iddialarla alacak talebinde bulunduğunu, 2.500.000,00-TL çek bedelinin iade edilmesi gerektiğini ve ... AVM’de mağaza için taahhüt edilen kira alacağının ödenmediğini belirttiğini, davacının, talep sonucunu sırf daha az harç ödemek adına belirleyebildiği asgari miktardan daha az gösterdiğini, HMK’nın m. 29/1. maddesi uyarınca tarafların dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda olduklarını, bu nedenle, davacının talep sonucunun belirlenebilir olan kısmının eksiksiz olarak gösterilmesi ve eksik olan harcın tamamlatılmasını, davacıya eksik harcın tamamlatılması için kesin süre verilerek söz konusu eksiklikler giderildiği takdirde davaya devam edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının, işbu dava kapsamında 2009 tarihinden bugüne kadar var olduğunu iddia ettiği alacak ve zarar kalemleriyle ilgili olarak hiçbir belge sunmadığı için söz konusu taleplerini haksız fiil mi yoksa sözleşmesel bir hakka mı dayandırdığının belirsiz olduğunu, bu konuda açıklama yapılması için davacıya kesin süre verilmesini talep ettiklerini, herhangi bir hak kaybına mahal vermemek adına, davacının işbu davadaki tüm taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı itiraz sunduklarını, davacının dava konusu iddia ve taleplerinin haksız, dayanaksız, soyut ve kötü niyetli olduğunu, davacının dava dilekçesi kapsamında iddia ettiği sözleşmelerin, protokollerin ve anlaşmaların dava dosyasına sunulmadığını ve / veya davalıya tebliğ edilmediğini, bu nedenle tüm bahsi geçen belgelere karşı beyanda bulunma, karşı delil sunma ve imza inkarında bulunma haklarını saklı tuttuklarını, taraflar arasında hiçbir şekilde münhasır bayilik ilişkisi kurulmadığını, bu nedenle davacının iddia ettiği tüm zarar taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında imzalanan 16/06/2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi’nin 1. maddesi uyarınca “İşbu anlaşma, Anlaşma kapsamındaki Ürünler’in... tarafından Bayi’ye satılması ve teslim edilmesi ile Bayi’nin Indesit’in münhasır olmayan yeniden satıcısı ve bayisi olarak hareket etmesi ile ilgili karşılıklı hak ve yükümlülükleri düzenler." şeklinde olduğunu, davacı’nın münhasır bayilik yetkisine sahip olmadığının sözleşmede açıkça kararlaştırıldığını, davacının bölge ihlaline dayalı maddi kayıp iddiaları ve denkleştirme tazminatı talebinin hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu, TTK'nun denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için aradığı diğer şartları da davacı şirketin taşımadığını, ... Anonim Şirketi'nin pazarlama ve satış faaliyetlerini tamamen durdurduğunu, Türkiye içerisinde hali hazırda yeni bir ürün satışı yapılmadığını, bu durumun mevcut yeni birleşme sonrası için de geçerli olduğunu, dolayısıyla davalı şirket tarafından Türkiye yerel satış operasyonundan çıkma kararı alındığı göz önüne alındığında, davalı şirketin hiçbir şekilde davacının bulduğu yeni müşterilerden faydalanmasının mümkün olmadığını ayrıca davacı şirketin Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmekten başka davacı şirkete karşı kar taahhüdü ve/veya menfaat elde edeceği yönünde bir vaadi bulunmadığını, davacının mağdur olduğunu iddia ederek haksız menfaat elde etmeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini, tacir olan davacının irade özerkliği ile imzaladığı sözleşme uyarınca davacının Sözleşme akdedilmesi ile ilgili tüm ticari riskleri bilerek ve isteyerek üstlendiğini, bu kapsamda davalı şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağının sözleşmede açıkça kararlaştırıldığını, davacının hem sözleşme yönünden hem de Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen şartlar uyarınca hiçbir şekilde denkleştirme tazminatına hak kazanamadığını, davacının, davalı şirket nezdinde ödenmemiş prim, kira desteği ve sair hiçbir alacağı bulunmadığını, davacı şirketin ... AVM’de bulunan perakende mağaza ile ilgili almış olduğu kararların münhasıran kendi ticari kararları olduğunu, davacının, 2009-2018 yılları arasında yaklaşık 10 yıldır ticari ilişki boyunca ciro primlerinin ödenmediğini iddia etse de davalı şirketin herhangi bir ciro prim veya başka bir ad altında buna benzer bir borcu bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketin davacı şirkete ödenmemiş bir borcu bulunmadığını, tam aksine, davalı şirketin davacı şirketten 2.632.381,31-TL alacağı bulunduğunu, davacının soyut ve dayanaksız ciro primi taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasında 2016 yılında imzalanmış olan Sözleşmenin, davacının zaten 2016 yılı öncesine ilişkin herhangi bir alacak, hak ve iddasının olmadığını açıkça ve yazılı delil ile ispatlamış olduğunu, bu Sözleşmenin, davacının iddialarının aksine ortada zaten 2016 yılında imzalanmış münhasır olmayan bir bayilik ilişkisi olduğunu ve tüm ticari ilişkiye dair her türlü şart ve işleyişin yerini aldığını gösterdiğini, davacının, dava dilekçesinde ileri sürdüğü 2.500.000-TL tutarındaki çek bedellerine tahsiline yönelik taleplerinin soyut ve dayanaksız olduğunu, bu yöndeki iddialarını destekleyen, davalı şirket yetkililerinin imzasını taşıyan herhangi bir yazılı belge sunmadığını, davalı şirketin söz konusu çeklere ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davacı şirketin, ipoteklerin taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatı olarak verildiğini, herhangi bir borcun karşılığı olmadığını, bu nedenle ipoteklerin fekkini talep ettiğini fakat söz konusu iddianın haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, İpotek Resmi Senetlerinde “Davalı ...’ın Müvekkil Şirket’ten satın aldığı ve bundan böyle satın alacağı emtia nedeniyle doğmuş ve bundan sonra doğacak borçlarına karşılık” işbu dava konusu taşınmaz üzerinde davalı şirket lehine ipotek tesis edildiğini, davalı şirketin, Sözleşme kapsamında davacı şirkete mal satışı yaptığını, fatura konusu malları teslim ettiğini, böylece üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, davalının ticari defterleri incelendiğinde bu hususun açıkça görülebileceğini, davacı şirketin yapılan tüm uyarılara rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borcunu ödemede temerrüde düştüğünü, davalı şirket tarafından muaccel hale gelen alacakları için İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün ... ve ...sayılı dosyaları ile davacı tarafından borçlarının teminatı olarak davalı şirket lehine kurulan ipoteklerin paraya çevrilmesi için icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin icra takiplerine haksız olarak itiraz etmesi üzerine, davacı aleyhinde İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/399 Esas ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/411 Esas sayılı dosyaları ile itirazın iptali davaları açıldığını, dosyaların derdest olduğunu beyan ederek; öncelikle davacının alacak taleplerinin her birinin sözleşmeye mi haksız fiile mi dayandırıldığının davacıya açıklattırılmasına, talep sonucu belli olmayan davanın kısmi dava olarak mı yoksa belirsiz alacak davası olarak mı ikame edildiğinin davacıya açıklattırılmasına, alacak miktarlarının dava dilekçesinde açıkça belirtildiği kalemler yönünden eksik yatırılmış harcın tamamlatılmasına ve bu hususta davacıya kesin süre verilmesine, eksikliklerin davacı tarafından süresi içinde giderilmemesi halinde HMK’ya aykırı olarak açılmış sayılacak işbu davanın öncelikle usulden reddine, sair tüm esasa yönelik cevap ve itirazları kapsamında fiili ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın tüm talepleri ile birlikte reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/399 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; işbu dava konusu uyuşmazlığı ilişkin olarak davacı şirket adına arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk toplantısında yapılan müzakereler sonucunda tarafların anlaşmaya varamadığını, davacı şirket ile davalı ... arasında 01.01.2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, taşınmaz sahibi ve ipotek veren diğer davalı ...'ın, davalı şirket ...'ın doğmuş ve doğacak borçları için maliki bulunduğu; Kahramanmaraş İli, Onikişubat (Merkez) İlçesi, ... Mahallesi, 500 ada, 4 parsel, ... cilt, ... sayfa noda kayıtlı; Bir Zemin Üç Normal Katlı Beş Dükkan Üç Daireli Kargir Apartman niteliğinde olan taşınmaz üzerinde, .. cilt no, ... sayfa noda kayıtlı 3/30 arsa paylı Zemin kat, 1 nolu Dükkan niteliğindeki Bağımsız Bölüm Mesken'i; 27.08.2012 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 1. Derece'den, aylık %10 faiz ile 100.000,00 TL kadar davalı şirket lehine ipotek verdiğini, davacı şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı ...'a mal satışı yaptığını, fatura konusu malları teslim ettiğini, böylece üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, davalı şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı ...'dan alacaklı olduğunu fakat davalı ...'ın yapılan tüm uyarılara rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borcunu ödemede temerrüte düştüğünü ve cari hesap borcunu da ödemediğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından davalı ...'a ve ...'ın borçları için taşınmazını ipotek veren taşınmaz maliki ...'a Beşiktaş .... Noterliği aracılığıyla 25 Aralık 2018 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarname gönderildiğini, ihtarname ile davacı şirket alacaklarının 7 gün içerisinde ödenmemesi halinde davalılar aleyhinde İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İcra Takibi ve diğer yasal yollara başvurulacağı ihtaren bildirildiğini, ihtarnamenin davalılara 28/12/2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını ve haksız gerekçeler ile itiraz edildiğini, davalılar aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasından İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, davalıların, itiraz dilekçesinde; dava konusu ipoteklerin taraflar arasında imzalanan anlaşmaya istinaden davacı şirkete verildiğini, herhangi bir borcun karşılığı olmadığını beyan ettiklerini, söz konusu iddianın haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, İpotek Resmi Senedi incelendiğinde açıkça görüleceği üzere “Davalı ...'ın Müvekkil Şirket'ten satın aldığı ve bundan böyle satın alacağı emtia nedeniyle doğmuş ve bundan sonra doğacak borçlarına karşılık” taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine ipotek tesis edildiğini, İİK md:150 uyarınca rehin hakkının itiraz konusu yapılamayacağının açıkça hüküm altına alındığını, davalıların itiraz dilekçesinde davacı şirketten alacaklı olduğunu iddia ettiklerini, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı şirketin davalılara hiçbir borcu bulunmadığını, davacı şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı ...'ın yapılan tüm uyarılara rağmen vadesi gelmiş cari hesap borçlarını ödemememesi nedeniyle, davacı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatma hakkını kullanabileceğini, davalı ...'ın da davalı ...'ın borçlarının teminatı olarak maliki bulunduğu taşınmazı ipotek verdiği hususunun halihazırda resmi ipotek senedi ile de ispatlanmış olmasına rağmen, davalıların kendi içerişinde çelişen, ipoteğin doğasına aykırı, hakız ve dayanaksız gerekçeler ile icra takibine itiraz etmelerinin kabul edilemeyeceğini, davacı şirketin ticari defterlerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davacı şirketin alacaklı olduğunun görülebileceğini, resmi ipotek senedi gereğince davacı şirketin ticari defterlerinin tek taraflı delil olarak kabul edileceğinin taraflar arasında kararlaştırıldığını beyan ederek; davalıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa artan oranlarla işleyecek ticari avans faizi yürütülmesine, davalıların yapmış olduğu itirazın haksız ve alacak miktarının belirli olması nedeni ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/399 Esas sayılı dava dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında davalı firma tarafından Türkiye'de üretilen beyaz eşya vb. ürünlerin münhasıran belirli bir bölgede davalı firma tarafından bayi adı altında pazarlanması ve satılması üzerine kurulmuş bir ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin, davacı şirket ile yapılan ticari işlerin güvencesi olarak maliki olduğu taşınmazlarda davalı şirket lehine ipotek tesis ettiğini, bu ipoteklerin herhangi bir borcun karşılığı olmadığını, taraflar arasında imzalanan protokollere istinaden verildiğini, ipoteklerin tanzim tarihleri ile anlaşma tarihlerinin yaklaşık olmasının da bu durumu ispatladığını, bayilik sözleşmesi incelendiğinde de görüleceği üzere tüm şartların davacı firma tarafından belirlendiği bir ortamda uluslararası büyüklükteki ... Grubunun karşısında davalı ... Şirketinin yapılan bayilik sözleşmesinin zayıf tarafı olduğunu, ticari ilişkisini sürdürmek adına güven ilişkisi içerisinde vermiş olduğu ipoteklerin bu durumun en büyük delili olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki davalı şirket aleyhine yöneltmiş olduğu iddiaların gerçek dışı olduğunu, dava konusu ipoteklerin, taraflar arasında uzun zamandan beri süregelen ticari işlerin teminatı olarak verildiğini, ipotek belgeleri incelendiğinde bu durum gözükeceğini, nitekim resmi senetlerde ",..bundan böyle satın alacağı emtia nedeni ile doğmuş ve bundan böyle doğacak borçların teminatı...” ibaresinin yer aldığını, davacı tarafın hem ihtar aşamasında hem de takip aşamasında davalı şirkete karşı yazılı bir evrak ile borç miktarını ve muacceliyet durumunu belgelemediğini, bu durumda alacağın varlığı, miktarı ve bunların tahsilinin gerekip gerekmediğinin yargılamayı gerektirdiğini, teminat ipoteğine dayalı, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yapılamayacağını, öncelikle alacaklının dava açıp mahkemeden alacağını belirtir ilamdan; sonra takibe geçmesi gerektiğini fakat davacı şirketin, davalı şirketin de alacaklarını inkar ederek herhangi bir borç evrakı ibraz etmeden haksız olarak işbu davayı açtığını, davalı şirketin de davacı şirketten alacakları olduğunu, alacakların tahsili için yapılan arabuluculuk faaliyetleri neticesinde davacı taraf ile anlaşılamadığını, davalı şirketin alacağının tahsili için daha önce taraflar arasında imzalanan sözleşmelere istinaden talep edilen prim alacağı, kira alacağı, meydana gelen zararın tazmini, protokol uyarınca verilen çek bedellerinin iadesi, ipoteklerin fekki ve denkleştirme tazminatı için İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/325 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve dosyanın derdest olduğunu, davaların birleştirilmesi talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte işe açmış oldukları davanın akıbeti işbu dosyayı da etkileyeceğinden HMK madde 165 gereğince davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini beyan ederek; davanın reddine, davalılar lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, iş bu davanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/325 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/411 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; işbu dava konusu uyuşmazlığı ilişkin olarak davacı şirket adına arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk toplantısında yapılan müzakereler sonucunda tarafların anlaşmaya varamadığını, davacı şirket ile davalı ...arasında 01.01.2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, ...'ın doğmuş ve doğacak borçları için maliki bulunduğu; Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi ... Mah. 6116 Ada 4 Parsel ... Cilt... Sayfa noda kayıtlı Arsa iken daha sonra 17 adet bağımsız bölüm üzerinde kat irtifakına dönüşmüş olan taşınmazın; 27.08.2012 tarih ve 19598 yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 1. Dereceden aylık %10 faiz ile 750.000,00 TL kadar, Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi ... Mah. 6116 Ada 4 Parsel ...Cilt ... Sayfa noda kayıtlı Arsa iken daha sonra 17 adet bağımsız bölüm üzerinde kat irtifakına dönüşmüş olan taşınmazın; 27.10.2014 tarih ve... yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 2. Dereceden aylık %10 faiz ile 1.000.000,00 TL kadar, Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi... Mah. 6116 Ada 4 Parsel ... Cilt ...Sayfa no da kayıtlı Arsa iken daha sonra 17 adet bağımsız bölüm üzerinde kat irtifakına dönüşmüş olan taşınmazın; 30.05.2016 tarih ve 13097 yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 3. Dereceden aylık %5 faiz ile 950.000,00 TL kadar davacı şirket lehine ipotek verildiğini, daha sonra Onikişubat Tapu Müdürlüğü'nün 31/10/2018 tarihli yazısının davacı şirkete tebliğ edildiğini, yazı uyarınca davacı şirketin ipoteğin bulunduğu taşınmaz üzerindeki bağımsız bölümler üzerinde kat irtifakı tesis edildiği ve bu kapsamda taşınmazın yeni malikinin diğer davalı ... olduğunun bildirildiğini, davacı şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı ...'a mal satışı yaptığını, fatura konusu malları teslim ettiğini, böylece üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, davalı şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı ...'dan alacaklı olduğunu fakat davalı ...'ın yapılan tüm uyarılara rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borcunu ödemede temerrüte düştüğünü ve cari hesap borcunu da ödemediğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından davalı ...'a ve taşınmazın yeni maliki ...'ya Beşiktaş ...Noterliği aracılığıyla 25 Aralık 2018 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarname gönderildiğini, ihtarname ile davacı şirket alacaklarının 7 gün içerisinde ödenmemesi halinde davalılar aleyhinde İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İcra Takibi ve diğer yasal yollara başvurulacağı ihtaren bildirildiğini, ihtarnamenin davalılara 28/12/2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını ve haksız gerekçeler ile itiraz edildiğini, davalılar aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasından İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, davalıların, itiraz dilekçesinde; dava konusu ipoteklerin taraflar arasında imzalanan anlaşmaya istinaden davacı şirkete verildiğini, herhangi bir borcun karşılığı olmadığını beyan ettiklerini, söz konusu iddianın haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, İpotek Resmi Senedi incelendiğinde açıkça görüleceği üzere “Davalı ...'ın Müvekkil Şirket'ten satın aldığı ve bundan böyle satın alacağı emtia nedeniyle doğmuş ve bundan sonra doğacak borçlarına karşılık” taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine ipotek tesis edildiğini, İİK md:150 uyarınca rehin hakkının itiraz konusu yapılamayacağının açıkça hüküm altına alındığını, davalıların itiraz dilekçesinde sözleşme kapsamında davalı ...'ın davacı şirketten alacaklı olduğunu iddia ettiklerini, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı şirketin ...'a hiçbir borcu bulunmadığını, davacı şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı ...'ın yapılan tüm uyarılara rağmen vadesi gelmiş cari hesap borçlarını ödemememesi nedeniyle, davacı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatma hakkını kullanabileceğini, davalıların kendi içerişinde çelişen, ipoteğin doğasına aykırı, hakız ve dayanaksız gerekçeler ile icra takibine itiraz etmelerinin kabul edilemeyeceğini, davacı şirketin ticari defterlerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davacı şirketin alacaklı olduğunun görülebileceğini, resmi ipotek senedi gereğince davacı şirketin ticari defterlerinin tek taraflı delil olarak kabul edileceğinin taraflar arasında kararlaştırıldığını beyan ederek; davalıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa artan oranlarla işleyecek ticari avans faizi yürütülmesine, davalıların yapmış olduğu itirazın haksız ve alacak miktarının belirli olması nedeni ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/411 Esas sayılı dava dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında davalı firma tarafından Türkiye'de üretilen beyaz eşya vb. ürünlerin münhasıran belirli bir bölgede davalı firma tarafından bayi adı altında pazarlanması ve satılması üzerine kurulmuş bir ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin, davacı şirket ile yapılan ticari işlerin güvencesi olarak maliki olduğu taşınmazlarda davalı şirket lehine ipotek tesis ettiğini, bu ipoteklerin herhangi bir borcun karşılığı olmadığını, taraflar arasında imzalanan protokollere istinaden verildiğini, ipoteklerin tanzim tarihleri ile anlaşma tarihlerinin yaklaşık olmasının da bu durumu ispatladığını, bayilik sözleşmesi incelendiğinde de görüleceği üzere tüm şartların davacı firma tarafından belirlendiği bir ortamda uluslararası büyüklükteki ... Grubunun karşısında davalı ...Şirketinin yapılan bayilik sözleşmesinin zayıf tarafı olduğunu, ticari ilişkisini sürdürmek adına güven ilişkisi içerisinde vermiş olduğu ipoteklerin bu durumun en büyük delili olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki davalı şirket aleyhine yöneltmiş olduğu iddiaların gerçek dışı olduğunu, dava konusu ipoteklerin, taraflar arasında uzun zamandan beri süregelen ticari işlerin teminatı olarak verildiğini, ipotek belgeleri incelendiğinde bu durum gözükeceğini, nitekim resmi senetlerde ",..bundan böyle satın alacağı emtia nedeni ile doğmuş ve bundan böyle doğacak borçların teminatı...” ibaresinin yer aldığını, davacı tarafın hem ihtar aşamasında hem de takip aşamasında davalı şirkete karşı yazılı bir evrak ile borç miktarını ve muacceliyet durumunu belgelemediğini, bu durumda alacağın varlığı, miktarı ve bunların tahsilinin gerekip gerekmediğinin yargılamayı gerektirdiğini, teminat ipoteğine dayalı, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yapılamayacağını, öncelikle alacaklının dava açıp mahkemeden alacağını belirtir ilamdan; sonra takibe geçmesi gerektiğini fakat davacı şirketin, davalı şirketin de alacaklarını inkar ederek herhangi bir borç evrakı ibraz etmeden haksız olarak işbu davayı açtığını, davalı şirketin de davacı şirketten alacakları olduğunu, alacakların tahsili için yapılan arabuluculuk faaliyetleri neticesinde davacı taraf ile anlaşılamadığını, davalı şirketin alacağının tahsili için daha önce taraflar arasında imzalanan sözleşmelere istinaden talep edilen prim alacağı, kira alacağı, meydana gelen zararın tazmini, protokol uyarınca verilen çek bedellerinin iadesi, ipoteklerin fekki ve denkleştirme tazminatı için İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/325 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve dosyanın derdest olduğunu, davaların birleştirilmesi talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte işe açmış oldukları davanın akıbeti işbu dosyayı da etkileyeceğinden HMK madde 165 gereğince davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini beyan ederek; davanın reddine, davalılar lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, iş bu davanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/325 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 20/03/2025 tarih ve 2019/325 Esas - 2025/185 Karar sayılı kararında;".....Mahkememizce yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı deliller birlikte değerlendirildiğinde; ....Taraflar arasında yapılan bayilik ve destek sözleşmeleriyle ana dosya davacısına belirli bölgelerde münhasır yetki tanındığı, belirli miktarda ürün satması halinde prim verileceğinin taahhüt edildiği, yine kira desteği sağlanacağının da belirtildiği görülmektedir.Ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda, yapılan tespitler dikkate alındığında, davalı- birleşen dosyalar davacısının taahhüt etmiş olduğu prim ve kira destek ödemelerini eksik yaptığı anlaşılmaktadır. TBK. m. 112 hükmüne göre: “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” Bu durumda ana dosya davalısının taraflar arasındaki sözleşme gereği, sözleşme süresi boyunca taahhüt ettiği prim ve kira desteği ödemesini yerine getirmek zorunda olduğu, eksik ödenen prim ve kira destek alacağı sebebiyle ana dosya davacısının zararının doğduğu anlaşılmıştır. Yine TBK. m. 114 hükmüne göre: “Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır”.Görüldüğü üzere anılan yasa hükümleri gereği, prim ve kira destek ödemesini eksik yaparak sözleşmeyi ihlal eden davalının, davacının uğramış olduğu müspet zararları tazmin etmesi gerektiği açıktır Dolayısıyla bu kapsamda hesaplanan prim alacağı ile kira destek alacağının davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Mahkememizce dosyada mevcut tüm raporların birlikte incelenip değerlendirilmesi nedeniyle içeriğine itibar edilen 29.08.2023 tarihli kök ve 08.03.2024 tarihli ek rapor içerikleri birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Davalı- birleşen dosya davacı ... .... Şti. 'nin 2015-2016-2017-2018 yılına ait ticari defterlerinin 6102 Sayılı TTK' nun 64- ve 213 sayılı V.U.K. İlgili hükümleri gereğince yasal ve usulünce tutulduğu, ticari defterlerin açılış ve kapanış beratlarının yasal süresinde Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilmiş olduğu ve usulüne uygun tutulduğu, ticari defterler ve dayanağı belgeler ile yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK 85 md ve HMK 222.maddesi gereğince delil niteliğini haiz olduğu kanaati oluşmuştur.Davalı- birleşen dosya davacı ... A.Ş.'nin ticari defterlerinde Davacı .... Şti' nin cari hesap hareketleri ... nolu cari kartında takip ettiği ve Davacı- birleşen dosya davalı taraftan 2.632.381,31 TL alacaklı olduğu görülmüştür.İncelenen Davacı- birleşen dosya davalı... Şti nezdindeki Davalı ... A.Ş.'nin cari hesap hareketleri 320 satıcılar hesabında 320.01.001 nolu cari kartında takip ettiği ve davalı- birleşen dosya davacı tarafa 909.536,28 TL borçlu olduğu, ayrıca davacı- birleşen dosya davalı şirketin 2010-2011 yıllarına ait ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmadığı, davalı- birleşen dosya davacı şirketin ibraz ettiği muavin dökümün incelenmesinde, 2015 yılında taraflar arasında akdedilen “Protokol” kapsamında Dava ... şirketine ait 4 adet toplam tutarları (4x 871.000,00) 3.484.000,00 TL olan çekleri davalı, Davacı ... ciro yolu ile verecek karşılığında toplam 16 adet 2.500.000,00 TL tutarlı çeki teslim aldığı ticari defterlerde tespit edilmiştir. Ancak davalı- birleşen dosyalar davacının ödemesini gerçekleştirmediği 3.484.000 TL tutarındaki çekin Davacı şirketin cari hesabına kayıt edilmek suretiyle davalı- karşı davacının alacağının arttığı görülmüştür.İlgili çeklerin karşılıksız çıkması sonucunda cari hesapta iade kaydının yapılması gerekirken bu iade kaydının muhasebede yapılmadığı görüldüğünden davalının lehine delil olan ticari defterlerinde her ne kadar 2.632.831,31 TL alacaklı görünse de karşılıksız çıkan çeklerin cari hesapta düşümü yapılması sonucunda 2.632.831,31 TL -3.484.000,00 TL = - 851.168,69 TL davacı - birleşen dosyalar davalı şirkete borçlu olduğunun anlaşıldığı, davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirkete borcunun 909.536,28 TL olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde yapılan incelemede davacı şirkete 851.168,69 TL borçlu olduğu tespiti ile taraflar arasındaki cari hesap farklılığın 1.761.154,97 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı şirket ticari defterleri dikkate alınarak yapılacak hesaplamada davacı şirketten 2.632.381,31 TL alacaklı olduğu, Ancak uyuşmazlığa konu toplam tutarları 3.484.000,00 TL olan çeklerin düşümü ile ana dosya davacı şirkete 851.618,69 TL borçlu olduğu hesaplanmış olup, dosya kapsamında yer alan 07.02.2022 tarihli 2021/4 Sayılı Talimat raporunda yer alan mali inceleme ile 08.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan mali inceleme sonucunda da farklılık bulunmamaktadır.Bu haliyle asıl ve birleşen davalar yönünden mali sonuç ayrıştırılmış olmakla birlikte; taraf defterlerinin incelenmesinde cari hesap farklılığı tespit edilmiştir.Birleşen dosya davacısının ticari defterleri incelemesinde kendi defterlerinin lehe delil olması sebebi ile itiraz ederek kendi ticari defterlerinin esas alınmasını talep etmiş ve kendi ticari defterlerinde davacı- birleşen dosya davalı tarafa 851.168,69 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Ancak Davacı- birleşen dosya davalı defterlerinde ise karşı tarafa 909.536,28 TL borçlu olduğunun görüldüğü, alınan bütün raporlarda bu hususun tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce bu haliyle davacı - birleşen dosya davalı tarafın ticari defterlerinde görülen cari hesap borcu dikkate alınmakla bu tespite bağlı olarak da İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takip dosyaları hakkında da bu tespit doğrultusunda hüküm kurulmuştur.Davacı- birleşen dosya davalı şirketin cari hesap borcunun bulunması ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takiplerinin devamına karar verilmesi sebebiyle, davacı- birleşen dosya davalısının ipoteklerin fekki talebi yerinde görülmemiştir. Davalı- birleşen dosya davacı tarafın bayilik sözleşmesinde belirtilen davacının özel anlaşmalar ile belirlenen ve hüküm altına alınan doğmuş prim alacaklarının hesaplanması bakımından da alanında uzman bilirkişiler tarafından önceki rapor ve tespitler ile taraf vekillerinin itirazları da değerlendirilmek suretiyle oluşturulan 29.08.2023 tarihli kök ve aynı heyetin ek raporuna itibar olunduğu, buna göre yapılan hesaplamada; 2010 yılı için; davacı- birleşen dosya davalı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelendiği ve davalı- birleşen dosya davacı şirkete 2010 yılı içerisinde toplamda 864.206,70 TL tutarında destek faturası düzenlediğinin görüldüğü, bu tutarın içerisinde 106.026,56 TL'lik ciro priminin de yer aldığının anlaşıldığı, ancak 2002 yılında akdedilen sözleşmede “Ciro primi, KDV hariç ilgili dönem cirosu üzerinden hesaplanacaktır” şeklinde açık bir ifade olduğundan davalı- birleşen dosya davacı tarafın karşı tarafa olan satışları üzerinden ciro priminin hesaplanmasının gerektiği, diğer bir ifade ile destek tutarlarının düşümü yapılmaksızın hesaplanması gerektiği kanaatine varılmıştır.01.01.2002 tarihinde “Özel Satış ve Prim Sözleşmesi dikkate alındığında 24.000,00 birime kadar %2 bu eşiğin aşılması halinde cirodan %4 oranında prim verileceği anlaşılmış olup totalde davacı şirketin 27.139 birim 14.282.902,76 TL ( dönem cirosu) satıştan 946 prim alması ile 856.974,17 TL tutarında prim hakkettiği tespit edilmiştir. Hesaplanan 856.974,17 TL prim tutarından faturalandırılan 106.026,56 TL primin düşümü sonrası davacının 2010 yılında 750.947,61 TL primi ana dosya davalısından almadığı ve alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
2010 Yılında net ciro ( net satın alma tutarı) tespitini gerektiren bir unsur bulunmamaktadır. Sözleşmede açıkça "Ciro primi, KDV hariç ilgili dönem cirosu üzerinden hesaplanacaktır" şeklinde düzenlenmiştir. Prim Oranı , 01.01.2002 tarihindeki sözleşme esas alınarak hesaplanmıştır.2011 yılı için, Davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelenmesi sonucu davalı şirkete 2011 yılı içerisinde toplamda 1.194.606,18 TL tutarında destek faturası düzenlediği, bu tutarın içerisinde 442.890,38 TL'lik ciro priminin de yer aldığı anlaşılmaktadır. Ancak 2002 yılında akdedilen sözleşmede “Ciro primi, KDV hariç ilgili dönem cirosu üzerinden hesaplanacaktır” şeklinde açık bir ifade olduğundan davalının davacı şirkete olan satışları üzerinden ciro priminin hesaplanması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile destek tutarlarının düşümü yapılmaksızın hesaplanması gerekmektedir.
01.01.2002 tarihinde Özel Satış ve Prim Sözleşmesi dikkate alındığında 24.000 birime kadar %2 bu eşiğin aşılması halinde cirodan %4 oranında prim verileceği anlaşılmış olup totalde davacı şirketin 24.974 birim 15.070.153,14 TL satıştan %6 prim alması ile 904.209,19 TL tutarında prim hak ettiği tespit edilmiştir. Hesaplanan 904.209,19 TL prim tutarından faturalandırılan 442.890,38 TL primin düşümü sonrası davacının 2011 yılında 461.318.81 TL primi davalıdan almadığı ve alacaklı olduğu tespit edilmiştir. 2011 Yılında net ciro ( net satın alma tutarı) tespitini gerektiren bir unsur bulunmamaktadır. Sözleşmede açıkça "Ciro primi, KDV hariç ilgili dönem cirosu üzerinden hesaplanacaktır" şeklinde düzenlenmiştir. Prim Oranı= 01.01.2002 tarihindeki sözleşme esas alınarak hesaplanmıştır.2012 yılı için; Davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelenmesi sonucu davalı şirkete 2012 yılı içerisinde toplamda 1.834.906,73 TL tutarında destek faturası düzenlediği görülmüştür.Bu tutarın içerisinde 932.731,44 TL'lik ciro priminin de yer aldığı anlaşılmaktadır. Ancak 2002 yılında akdedilen sözleşmede “Ciro primi, KDV hariç ilgili dönem cirosu üzerinden hesaplanacaktır” şeklinde açık bir ifade olduğundan davalının davacı şirkete olan satışları üzerinden ciro priminin hesaplanması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile destek tutarlarının düşümü yapılmaksızın hesaplanması gerekmektedir.
Dosya kapsamında yer alan 14.02.2012 tarihli e-mail yazışmasında 2012 yılı sözleşmesinde hedeflerin değiştirildiği açıkça belirtilmiştir. ...; % 12 standart iskonto; max % 4, 3 aylık standart prim ; 2012 yılı içinde 32,000 adete % 2 ekstra ; 35,200 adete % 2 ekstra ; 32.000 adeti tutturması halinde tüm ... cirosuna ekstra % 2. 2012 yılında alınan toplam 35.389 adet ürün alınmıştır ve 1. Hedef 32.000, 2. Hedef 35.200 dolayısıyla da her iki hedefte gerçekleştirilmiştir.Davacı şirketin Davalıdan 35.389 Adet ürün karşılığı 20.632.559,96 TL mal alımında bulunduğu, davacının 2012 yılında 905.849,89 TL primi davalıdan almadığı ve alacaklı olduğu tespit edilmiştir. 2012 yıllında net ciro ( net satın alma tutarı) tespitini gerektiren bir unsur bulunmamaktadır. Sözleşmede açıkça "Ciro primi, KDV hariç ilgili dönem cirosu üzerinden hesaplanacaktır" şeklinde düzenlenmiştir. Prim Oranı, 14.12.2012 tarihindeki e-mail ile kademeli olarak değiştirilmiş ve hesaplama bu mail üzerinden gerçekleştirilmiştir.2013 yılı için; Davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelenmesi sonucu davalı şirkete 2013 yılı içerisinde toplamda 1.991.123,54 TL tutarında destek faturası düzenlediği görülmüştür. Bu tutarın içerisinde 1.781.592,60 TL'lik ciro priminin de yer aldığı anlaşılmaktadır. 2013 yılında net ciro ( net satın alma tutarı) tespitinde 14.03.2013 tarihinde düzenlenen Özel Anlaşma Gereği "...'nin ...'ya keseceği toplam satış fatura tutarından ...'nın Indesit'e kestiği her türlü prim vb fatura tutarının düşülmesi ile elde edilir" şeklinde düzenlenmiştir. Prim Oranı 14.12.2012 tarihindeki e-mail ile kademeli olarak değiştirilmiş ve hesaplama bu mail üzerinden gerçekleştirilmiştir.Taraflar arasındaki 14.02.2012 tarihli e-mail sonucu 2012 sonrasında hedeflerin değiştirildiği görülmüş olup, sözleşme gereği “max %4,3 aylık standart prim ; 2012 yılı içinde 32,000 adete %2 ekstra; 35,200 adete %2 ekstra 32.000 adeti tutturması halinde tüm ...cirosuna ekstra %2” şeklinde olup, toplam %8 prim verileceği anlaşılmış olup totalde davacı şirketin 36.700 adet satış karşılığı net cirosu 23.481.225,22 TL satıştan %8 prim alması ile 1.878.498,02 TL tutarında prim hakkettiği tespit edilmiştir. Hesaplanan 1.878.498,02 TL prim tutarından faturalandırılan 13.04.2013 tarihinde akdedilen Özel Anlaşma Hükümleri gereği davacı şirketin davalıya düzenlediği her türlü prim vb. faturalarının toplamı olan 1.781.591,61 TL düşümü sonrası davacının 2013 yılında 96.905,41 TL prim alacağı mevcuttur.2014 yılı için; Davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelenmesi sonucu davalı şirkete 2014 yılı içerisinde toplamda 2.927.765,67 TL tutarında destek faturası düzenlediği görülmüştür. Bu tutarın içerisinde 2.538.198,82 TL'lik ciro priminin de yer aldığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında 13.04.2013 tarihinde akdedilen “Özel Anlaşma” sözleşmesinin 7. Maddesi yol göstericidir. Taraflar arasındaki 14.02.2012 tarihli e-mail yazışması sonucu 2012 sonrasında hedeflerin değiştirildiği görülmüş olup, sözleşme gereği “max % 4, 3 aylık standart prim ; 2012 yılı içinde 32,000 adete % 2 ekstra ; 35,200 adete % 2 ekstra 32.000 adeti tutturması halinde tüm ... cirosuna ekstra % 2” şeklinde olup, toplam %8 prim verileceği anlaşılmış olup totalde davacı şirketin 34.166 adet satış karşılığı net cirosu 23.125.768,30 TL satıştan %8 prim alması ile 1.850.061,46 TL tutarında prim hakkettiği tespit edilmiştir. Hesaplanan 1.881.226,89 TL prim tutarından faturalandırılan 13.04.2013 tarihinde akdedilen Özel Anlaşma hükümleri gereği davacı şirketin davalıya düzenlediği her türlü prim vb. faturalarının toplamı olan 2.538.197,82 TL düşümü sonrası davacının 2014 yılında -688.136,36 TL primi davalıdan fazla prim aldığı, eksik prim alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir.2015 yılı için; davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelenmesi sonucu davalı şirkete 2015 yılı içerisinde toplamda 3.695.823,33 TL tutarında destek faturası düzenlediği görülmüştür. Bu tutarın içerisinde ciro priminin de yer almadığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında 13.04.2013 tarihinde akdedilen “Özel Anlaşma” sözleşmesinin 7. Maddesinde; "Net satın alma tutarı;...'nin ...'ya keseceği toplam satış fatura tutarından ...'nın ...'e kestiği her türlü prim vb fatura tutarının düşülmesi ile elde edilir." hükümleri düzenlenmiştir. Taraflar arasında 20.02.2015 tarihinde özel anlaşma akdedilmiş olup, 3 aylık ve yıllık prim oranları, alım adet ve ciro tutarları alanında uzman bilirkişi heyetince düzenlenen 29.08.2023 tarihli raporda tespit edilmiştir. Buna göre, davacının 2015 yılında akdedilen anlaşmalar gereği ay bazında hedefleri sadece Ocak-Mart döneminde tutturduğu, diğer dönemlerde ay bazlı hedefleri yakalayamadığından ciro pirim alacağı hesaplanmamıştır. Ancak teşvik primleri yönünden hedefleri yakaladığı ve lojistik destek primi yönünden de 2015 yılında akdedilen sözleşmede bir bağlayıcılık bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca 2015 yılı sözleşmesinde özel bir madde yer almaktadır.Buna göre 20/02/2015 ve 30/06/2016 Dönemi 40.400.000 TL Net Ciroyu yakalaması durumunda :%44 prim alacağı yönünden kararlaştırılmıştır.Davacının 20.02.2015-30.06.2016 dönemi karşılaştırılmış ve aylık ve dönemsel olarak ciro prim hedeflerini tutturamadığı görülmüştür. Bu nedenle 2016 yılı dönemi kendi içerisinde prim sistemi koşullarına göre hesaplanmıştır. Davacı şirketin 2015 yılında 46.535 adet satış karşılığı net cirosu 27.858.343.21 TL satıştan değişken oranlarda hesaplanan prim olarak alması gereken tutar 1.709.074,51 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacının 2015 yılında fatura edilen prim alacağı bulunmadığından davalıdan 1.709.074,51 TL prim alacağı bulunmaktadır.2016 yılı için; Davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelenmesi sonucu davalı şirkete 2016 yılı içerisinde toplamda 3.252.096,66 TL tutarında destek faturası düzenlediği görülmüştür. Bu tutarın içerisinde 924.989,00 TL'lik ciro ve 126.292,44 TL' lik satış destek primi de yer aldığı anlaşılmaktadır.Üç aylık dönemlerde; gerçekleşen net ciro hedefine bağlı % 3'e varan prim hak edişi olacaktır. ... Satış Ekibi tarafından verilen aylık ve üç aylık ciro hedefinin gerçekleşmesi halinde ilave %2 daha prim hak ederek ve satış ekibi tarafından verilen marka miksi hedefi ilave %2 daha prim hak ederek, her üç aylık dönem sonunda % 7'e varan prim kazanma fırsatı elde edecektir. ... Satış Ekibi tarafından verilen geçen senenin aynı 6 aylık dönemine göre %10 büyüme ciro hedefinin gerçekleşmesi halinde ilave %1 daha prim hak ederek, 6 ay sonunda % 8'e varan prim kazanma fırsatı elde edecektir. Tüm Prim hak edişleri KDV hariç, beyaz eşya net cirosu üzerinden yapılır.Davacı şirketin 2016 yılında net cirosu 21.205.765,13 TL satıştan 29.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere değişken oranlarda hesaplanan prim olarak alması gereken tutar 1.696.461,21 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacının 2016 yılında fatura edilen prim alacağının 1.051.281,44 TL olduğu ve 2016 yılı için Davalıdan 645.179,77 TL prim alacağı bulunmaktadır.2017 yılı için; Davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelenmesi sonucu davalı şirkete 2017 yılı içerisinde toplamda 3.318.240,93 TL tutarında destek faturası düzenlediği görülmüştür. Bu tutarın icerisinde 1.644.866.92 TL'lik ciro priminin de yer aldığı anlaşılmaktadır.Davacı şirketin 2017 yılında net cirosu 25.414.797,74 TL satıştan değişken oranlarda hesaplanan prim olarak alması gereken tutar 1.368.157,28 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacının 2017 yılında fatura edilen prim alacağının 1.644.866,92 TL olduğu ve 2017 yılı için davalıdan -276.709,64 TL fazla prim aldığı tespit edilmiştir.2018 yılı için; Davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği fatura suretlerinin incelenmesi sonucu davalı şirkete 2018 yılı içerisinde toplamda 380.011,58 TL tutarında destek faturası düzenlediği görülmüştür. Bu tutarın içerisinde 87.099,97 TL'lik satış destek priminin de yer aldığı anlaşılmaktadır.Davacı şirketin 2018 yılında net cirosu 4.640.566,58 TL satıştan içeriğine itibar edilen 29.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere değişken oranlarda hesaplanan prim olarak alması gereken tutar 278.433,99 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacının 2018 yılında fatura edilen prim alacağının 87.099,97 TL olduğu ve 2018 yılı için Davalıdan 191.334,02 TL prim alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.... AVM' deki satış mağazası için kira alacağı yönünden ana dosya davalısının sorumlu olup olmadığı açısından yapılan değerlendirmede; Dosya kapsamında yer alan ... AVM' deki mağazanın açık kalması koşuluyla 01.10.2017 den başlayarak 36 ay geçerli olmak üzere kira desteği verileceği davacı şirket yetkilerince imzalı dosyada bulunan “ticari kondisyon ve destekler bildirimi” başlıklı yazının 5.maddesinden anlaşılmaktadır. Ana dosya davacısı ... Avm' de yer alan işyeri için 01.10.2017 tarihinde 5 yıl süreli kira sözleşmesi akdetmiştir. Aylık kira bedelinin 4.088 € olduğu görülmüştür. Ana dosya davalı şirketin ... uzantısından ana dosya davacısına bildirildiği 2017 yılı Ticari Kondisyon ve Destekler Bildiriminde “... aylık 15.000 TL. + KDV Kira desteği verecektir. Kira desteği Kahramanmaraş ... Avm. ... mağazasının açık kalması koşulu ile 01.10.2017 ile 20.09.2020 tarihlerinde geçerlidir” ifadesinden 20.09.2020 tarihine kadar aylık 15.000,00 + KDV kira desteği sağlanacağı görülmüştür.Ana dosya davacısının 2017 Ekim-Kasım-Aralık kira dönemine ilişkin 05.02.2018 tarihli 45.000 TL + KDV tutarlı faturanın ana dosya davacısı tarafından karşı tarafa düzenlendiği ve fatura karşılığının davalı cari muavininden düşüldüğü görülmüştür.Dosya kapsamında yer alan 14/12/2018 tarihli mailde ... AVM' de bulunan mağazanın mobilyalarının sökümüne onay verildiği ve 31.12.2018 tarihli vergi dairesi kapanış yoklaması ile mağazanın kapatıldığı görülmektedir.... AVM' deki mağazanın fiili olarak boşaltıldığı tarih olan 2018/12 dönemi ile 2017/10. dönemi arasında toplamda 15 ay süreye karşılık, ana dosya davacısının 180.000 TL talep edebileceği anlaşılmıştır. Üzerindeki süreler için ( sözleşmenin 36 ay geçerli olacağı yönünde düzenlenmiş olup) ana dosya davacısının mağaza sahibine yaptığı ödeme ispat edilmediğinden mağazanın fiili olarak kullanım süresi esas alınmıştır.Ana dosya davalısına protokol uyarınca verilen çek bedelleri için ana dosya davalısının sorumlu olup olmadığı açısından yapılan değerlendirmede; 2015 yılında taraflar arasında “Protokol” akdedildiği beyan edilmiş olmakla birlikte, dosya kapsamına ibraz edilen protokolde tarafların kaşe/imzasının mevcut olduğu anlaşılmış olup protokolde akdedilme tarihi görülmemiştir. Bu protokole göre çek numaraları ve keşidecisi açıkça yazılı olan Dava Dışı ... şirketine ait 4 adet toplam tutarları (4x 871.000,00) 3.484.000,00 TL olan çekleri ana dosya davalısı, ana dosya davacısı ... ciro yolu ile verecek karşılığında toplam 16 adet 2.500.000,00 TL tutarlı çeki ana dosya davalısına keşide edecektir. Diğer bir ifade ile çeklerin karşılıklı takas edileceği anlaşılmıştır.Ana dosya davalısına verilen 2.500.000,00 TL tutarlı çeklerin ana dosya davacı şirketin ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, ancak karşı taraftan alınan (4x 871.000,00) toplam tutarları 3.484.000,00 TL olan 4 çekin ana dosya davacı defterinde kayıtlı olmadığı görülmüştür. Protokolün 2. Maddesince çeklerin ödenmemesi durumunda ...'in cirantalara karşı sorumlu olmayacağı bildirilmiştir. Ana dosya davacısı tarafından ana dosya davalı şirkete protokole konu verilen toplam 2.500.000 TL olan çeklerin tamamının 06.04.2015 tarihinde ... Yevmiye numarası ile ana dosya davacısının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı tarafından çeklerin tamamının ödendiği tespit edilmiştir. Bu ödenen çeklerin tamamı ana dosya davalısı olan cari hesap borcundan düşülmüştür.Ana dosya davalısının vermiş olduğu çeklerin davacı şirketin defterlerinde yer almadığı, bunun sebebinin Davalı talebi üzerine olduğu beyan edilmiş olmasına karşılık dosya kapsamında bu yönde bir belge bilgi bulunmamaktadır. Ana dosya davalısının protokole konu vermiş olduğu çeklerin (davacı şirketin 11.10.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde beyan ettiği üzere) karşılıksız çıktığı ve ödenmediği anlaşılmıştır.Fiyat farkı ve ciro primi faturası yönüyle varılan kanaate göre; ana dosya davacısı tarafından dosya kapsamında sunulan ve bilirkişi incelemesine ibraz maillerde; fiyat farkı faturalarına ilişkin davalı şirket tarafından kendilerine gönderilmiş mailler olduğu ve bu maillerde davalı firmanın davacıya fiyat farkı faturası kesmesi yönünde mailer olduğu görülmektedir. Dosya kapsamında yer alan faturaların arkasında açıklamaya yönelik faturaların tamamının ciro primi olduğunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Ayrıca bu ayrıma yönelik davalı tarafın dosya kapsamında sunduğu fiyat farkı faturalarının ciro primi olduğuna dair herhangi bir belge bulunmamaktadır. Yapılan incelemede davacı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturalarının bayinin deposunda satılmayan stokların hızlı satılmasını sağlamak, piyasa koşulları göz önüne alınarak diğer marka fiyatlarıyla rekabet etmeyi sağlamak, elektronik marketler ve Online satış kanallarıyla rekabet edebilmeyi sağlamak, bazı dönemlerde ise Bankalardaki ... Sistemlerine bildirilmiş vadesi gelmemiş faturaların erken tahsilatı neticesinde erken ödeme indirimi olarak ve daha fazla satış yapmak amacıyla fiyat farkı faturalarının düzenlediği, ticari hayatın olağan akışı içerisinde de bu durumun olağan olduğu dolayısıyla düzenlenen fiyat farkı faturalarının gerçeği yansıttığı (29.08.2023 tarihli bilirkişi raporundaki görüşe uygun olarak) kanaatine varılmıştır.Denkleştirme Talebi Bakımından, ana dosya davalısının Türkiye' de faaliyetlerini durdurması sebebiyle artık ana dosya davacısının portföyünden bir menfaat elde edemeyeceği, ana dosya davalısının Danıştay kararı içeriğine göre Türkiye'den çekilmesinin de haksız rekabet oluşturmadığı, bu durumda TTK 122. Maddesi gereği menfaat elde etme şartı gerçekleşmeyeceğinden, davacı bayi lehine denkleştirme tazminatına hükmedilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Asıl dava yönünden; HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2019/1585 sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan...'e 1.320,00-TL tarife bedeli üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilerek her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği gözetilerek; taraflar aleyhine ret ve kabul oranına göre arabulucuk ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/399 Esas 2020/171 Karar sayılı dosyası yönünden; HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2019/2091 sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan Hikmet Şenses'e 1.320,00-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak davalı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/411 Esas 2019/1011 Karar sayılı dosyası yönünden; HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2019/2079 sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ...'a 1.320,00-TL tarife bedeli üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilerek her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği gözetilerek; taraflar aleyhine ret ve kabul oranına göre arabulucuk ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile,
''A-Ana dosya açısından;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 3.795.764,02 TL prim alacağı ve 180.000,00 TL kira yardım alacağı olmak üzere toplam 3.975.764,02 TL’nin davalı birleşen davacıdan alınarak davacı birleşen davalıya verilmesine,
2-Tazminat bedelinin 80.000,00 TL’sine dava, kalan miktara ıslah tarihinden (25/12/2020) itibaren ticari avans faizi işletilmesine,
3-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
B-Birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/399 Esas 2020/171 Karar sayılı dosyası açısından;
11-Davanın kabulüne; İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasında borçluların yaptığı itirazın iptaline, takibin 100.000,00 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek üzere devamına,
12-20.000,00 TL icra inkâr tazminatının birleşen davalı borçlulardan alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine,
C-Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/411 Esas 2019/1011 Karar sayılı dosyası açısından;
17-Davanın kısmen kabul kısmen reddine; İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasında borçluların yaptığı itirazın 809.536,28 TL’lik kısmının iptaline, takibin 809.536,28 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
18-161.907,26 TL icra inkâr tazminatının birleşen davalı borçlulardan alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine,'' karar verilmiş ve asıl ve birleşen davalarda verilen kararlara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davalı / birleşen davalarda davacı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında her ne kadar taraflar arasındaki bayilik sözleşmesiyle davacı / birleşen davalar davalısına belirli bölgelerde münhasır yetki tanındığı belirtilse de müvekkil şirket ile davacı arasında hiçbir şekilde münhasır bayilik ilişkisi kurulmadığını, bu hususun sözleşmenin 1. Maddesinde açıkça belirtildiğini, davacı / birleşen davalar davalısının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu, 2016 yılında imzalanmış Bayilik Sözleşmesi bir kenara bırakılarak yerel mahkemece 2010 yılından itibaren prim alacağı hesaplaması yapılmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, ciro primi taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte 2010 yılından beri eksik ciro primi ödendiğini iddia eden davacı / birleşen davalar davalısının yaklaşık 10 yıl boyunca söz konusu ciro primi taleplerini müvekkil şirkete karşı ileri sürmediğini, yalnızca bu hususun dahi davacı / birleşen davalar davalısının tek taraflı olarak haksız menfaat sağlamaya çalıştığını ortaya koyduğunu, taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi’nin sona ermesinden sonra açılan davada taraflar arasında mutabık kalındığını, başta 2016 yılında imzalanan Bayilik Sözleşmesi olmak üzere ticari hayatın olağan akışı, tarafların basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün mahkemece dikkate alınmadığını ve bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını, yaklaşık 10 yıl önceki geçmiş döneme dayalı eksik ödenen prim alacağına hükmedilmesinin kesinlikle kabul edilemeyeceğini, hak edilen prim alacaklarına ilişkin davacı / birleşen davalar davalısı tarafından “fiyat farkı” açıklaması ile düzenlenen faturaların ciro primi olduğu hususunun değerlendirilmediğini, davacı / birleşen davalar davalısının yıllar boyu süren ve kendisi tarafından dosyaya sunulan yazışmaların hiçbirisinde prim ödeme tutarlarına / hedeflerine ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, davacı / birleşen davalar davalısının iddia ettiği bu prim alacağını yıllarca ileri sürmemesinin ve iddia ettiği yüksek tutardaki prim alacaklarını almaksızın müvekkil şirket ile ticari ilişkisine devam etmesinin, ayrıca ödenmediğini iddia ettiği afaki prim tutarlarına ilişkin olarak yıllar boyu hiçbir prim faturası kesmemesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yalnızca bu hususun dahi dava konusu taleplerin tamamen kötü niyetli olduğunu kanıtladığını, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde dosyadaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri gidermek amacıyla karşılaştırmalı olarak hazırlanan 07.02.2022 tarihli bilirkişi heyet raporu ile de müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu olmadığı ve aksine davacıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığını, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davacı / birleşen davalar davalısının ... AVM’de bulunan mağaza ile ilgili almış olduğu kararların münhasıran kendi ticari kararları olduğunu, bu kapsamda davacı / birleşen davalar davalısının sözleşme serbestisi içinde irade özerkliği ilkesine uygun olarak AVM ile sözleşme imzalamış olduğunu, davacı / birleşen davalar davalısının kendi ticari kararlarından müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceğini, bu kapsamda yerel mahkemece eksik ve hatalı incelemeye dayanılarak kira destek alacağı taleplerinin kabulüne karar verilmesinin kabul edilmediğini, müvekkili şirketi alacaklı olmasına rağmen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/411 E. sayılı dosyası ile görülen haklı davalarının eksik ve hatalı inceleme ile kısmen kabulüne karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, haklı davalarının tüm talepleriyle kabulüne karar verilmesi gerektiğini, birleşen davalara konu icra takiplerinde belirtilen oranlarda ve aylık olarak faiz işletilmesi talebinde bulunulmasına rağmen yerel mahkemece hiçbir somut gerekçe belirtilmeksizin faiz yönünden yıllık ticari avans faizi üzerinden karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davacı / birleşen davalarda davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl dava yönünden; çek alacağı yönüyle mahkeme tarafından bilirkişi raporunda yer alan görüş kabul edilerek herhangi bir başka araştırma yapılmadan karar verildiğini, kira alacağı yönüyle mahkeme tarafından sadece bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olduğunu, dosyaya sunulan ve davayı ispata yarayan diğer tüm deliller yok sayılarak karar verildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 36 ay geçerli olacağı şeklinde düzenlenmiş olduğunun bilirkişi raporunda da yer aldığını, davacı müvekkil şirket tarafından 36 aylığına ... AVM'de iş yeri kiralandığını, kiralamanın yapılması ile davalı sağlayıcı tarafından kira desteği verileceğinin taraflar arasındaki sözleşmede de yer aldığını, bilirkişi raporunda her ne kadar kiralanan iş yerinin 15 ay açık kaldığından bahsedilse de müvekkil şirketin yapılan sözleşmeye güvenerek 36 aylık kiralama için bir masraf yaptığını, davalı tarafın tek taraflı ve haksız şekilde tek satıcılık sözleşmesini feshetmesi sonucunda kiralanan iş yerinin ihtiyacı kalmadığını, ancak davacı müvekkil şirketçe yapılan sözleşmeye dayanarak tek satıcılık sözleşmesi için yaptığı masrafların karşılanması gerektiğini, bu masrafların kiralanan iş yerinin açık kaldığı 15 aylık süre için değil sözleşmede yer alan 36 aylık kiralama süresi için yapıldığını, davacı müvekkilin sözleşmeden kalan kira alacağının 495.000 TL olduğunu, yerel mahkeme kararında bu husus dikkate alınmadan karar verildiğini, denkleştirme tazminatı hükmedilmesinin adalet gereği olduğunu, prim alacaklarının tamamına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkillerinin karşı tarafa borçlu olmamalarına rağmen birleşen davalarda aleyhlerine hüküm kurulmasının, müvekkilleri lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin ve teminat olarak verilen ipoteğin fekkine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi uyarınca ödenmeyen prim alacağı, kira destek alacağı, sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi sebebiyle denkleştirme tazminatı, davalı şirkete aralarındaki protokol uyarınca verilen çek bedelinin iadesi, davalı şirket lehine tesis edilen ipoteklerin fekki talebine ilişkindir. Birleşen davalar, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2019/399 esas sayılı davanın kabulüne, birleşen 2019/411 esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl davada ve birleşen davalarda verilen kararlara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasındaki ticari ilişkisinin 2000 yılında başladığı, 2002 yılında aralarında "Özel Satış ve Prim Sözleşmesi" akdedildiği ve davacı-birleşen dosyalarda davalı ...'ın davalı-birleşen dosyalarda davacı ...'in bayiliğini üstlendiği, sözleşmede bayinin satın alacağı minimum ürün ile ödeneceği aylık ve yıllık ciro oranlarının ve hesaplanan ciro oranlarının karşılığının takip eden ay ve yılın son ayı yada takip eden yılın ocak ayında mal olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin altında el yazısı ile sadece bayinin satış yapacağı illerin ve yapmayacağı ilin belirtildiği ve altının davalı-birleşen dosyalarda davalı tarafından imzalandığı, 2012 yılında davalı-birleşen dosyalarda davalı tarafından bayiye gönderilen "2012 Sözleşmesi Hakkında" başlıklı mailde belirtilen illerde bayinin tek yetkili distribütör olacağının ve yeni ciro primi oranlarının belirtildiği, daha sonra taraflar arasında 2013 yılı "Özel Anlaşma", 2015 yılı Çalışma Koşullarına ilişkin mail, 20/02/2015 tarihli "Özel Anlaşma" 2016 yılı Ticari Kondisyon ve Destek Bildirimi, Buna ilişkin koşullar, Bildirimler ve Ekleri, 2017 yılı Ticari Kondisyon ve Destek Bildirimi, Buna ilişkin koşullar, Ekleri, 2018 yılı Ticari Kondisyon ve Destek Bildirimi, Buna ilişkin koşullar ve Ekleri, taraflar arasındaki mail yazışmaları ile satış ve ciro prim oranlarının belirlendiği ve ticari ilişkinin yürütüldüğü, taraflar arasında 16/06/2016 tarihinde "Bayilik Sözleşmesi" akdedilerek tarafların hak ve yükümlülüklerinin kapsamlı olarak düzenlendiği, bu sözleşmenin birinci maddesinde bayiden yeniden münhasır olmayan satıcı ve bayisi olarak bahsedildiği görülmüştür. Buna göre 2002 tarihinde imzalanan ilk bayilik sözleşmesinden 16/06/2016 tarihli "Bayilik Sözleşmesi"ne kadar ... tarafından bayi ...'a tek satıcılık yetkisi verildiği, ancak bu sözleşme ile tek satıcılık/münhasırlık yetkisinin kaldırıldığı görülmüştür. 16/06/2016 tarihli "Bayilik Sözleşmesi" ile bayinin münhasırlık yetkisi kaldırıldığından ve davalı-birleşen davalarda davacının Türkiye'deki pazarlama ve satış faaliyetlerini tamamen durdurulması sebebiyle menfaat koşulu gerçekleşmediğinden davacı-birleşen davalarda davalının denkleştirme tazminatı talep etmesi mümkün olmayıp, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında akdedilen tarihsiz "Protokol" ile davalı-birleşen davalarda davacı tarafından ...'a keşidecisi ... Şti. olan ve ... Bankası A.Ş. ... Şubesi nezdinde bulunan her biri 871.000,00 TL olmak üzere toplam 3.484.000,00 TL bedelli çeklerin ciro ve teslim yoluyla devretmeyi, ... ise; İndesit tehine toplamı 2.500.000 TL tutarında aşağıda listelenen 16 adat çeki keşide etmeyi istemekte olduğunun, taraflar Indesit tarafından devredilecek çekler'in ödenmemesi durumunda İndesit'in cirantalara karşı sorumlu olmayacağı hususunda mutabık kaldığı, devir sırasında çekler'e bu yönde bir ibare ekleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflar arasında daha sonra akdedilen "Tadil Protokol"ü ile bayinin vereceği çek keşide tarihlerinin revize edildiği görülmüştür. Söz konusu protokolde çeklerin hangi amaçla verildiğinin belirtilmediği, Indesit yani davalı-birleşen davalarda davacı tarafından devredilecek çekler'in ödenmemesi durumunda ...'in cirantalara karşı sorumlu olmayacağının belirtildiği, yoksa ... tarafından verilen ve cari hesap borcuna mahsup edilen çeklerin veya bedelinin geri iade edileceğinin kararlaştırılmadığı dikkate alındığında davacı- birleşen davalarda davalının çek bedelinin iadesini talep etmesi mümkün olmadığından aksi istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. 2017 yılı Ticari Kondisyon ve Destek Bildirimi ile davacı-birleşen davalarda davalılar ...'a ... AVM'deki mağazanın açık kalması koşuluyla 01/10/2017 tarihinden itibaren 36 ay geçerli olmak üzere belirtilen koşul ve miktarda kira desteği verileceğinin kararlaştırıldığı, kira desteğinin mağazanın açık kalması koşulu ile verileceğinin net bir şekilde belirtildiği dikkate alındığında mağazanın açık kaldığı döneme ilişkin kira desteğinin hüküm altına alınmasının isabetli olduğu, mağazanın açık kalmadığı ve ...'ın herhangi bir kira ödemediği döneme ilişkin kira desteği ödenmesinin ve söz konusu bildirimde dükkana ilişkin yatırım masraflarının ödeneceği belirtilmediğinden bunların kira desteği alacağı altında talep edilmesi de mümkün olmadığından davacı- birleşen davalarda davalının 36 ay üzerinden kira deste alacağına hükmedilmesi yönündeki istinaf sebebi, söz konusu bildirimde kira desteği verileceği açıkça hüküm altına alındığından davalı-birleşen davalarda davacının kira destek alacağına hak kazanılmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı- birleşen davalarda davalının ticari defter ve kayıtlarına göre kendisinin 909.536,28 TL borçlu olduğu, davalı-birleşen davalarda davacının ticari defter ve kayıtlarına göre karşı taraftan 2.632.381,30 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ancak Mahkemece alınan en son bilirkişi ek raporunda davacı-birleşen davalarda davalıya verilen 3.484.000,00 TL olan çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle bu miktarın mahsubu sonrasında davalı-birleşen davalarda davacının 851.618,69 TL borçlu olduğu tespit edilmiş, bakiye kısma ilişkin ise taraflar arasındaki cari ilişkinin 2006 yılında başlaması ve işlem yoğunluğu sebebiyle tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farkın tespit edilemediği belirtilmiştir.Taraflar arasındaki protokol uyarınca davacı-birleşen davalarda davalıya verilen 3.484.000,00 TL toplam bedelli çeklerin ödenmemesinden ...'in sorumlu olmadığının belirtilmesi, bu çeklerin ...'ın ticari defterlerinde bulunmaması ve ...'ın bizzat kendi defterlerine göre karşı tarafa borçlu olduğunun tespit edilmesi karşısında ...'in alacağından mahsubu mümkün değildir. Bununla birlikte ... tarafından ...'dan ticari defterlerinde 2.632.381,30 TL miktarında görünen alacağının dayanağını ispat etmekle yükümlü olup, bu miktar alacaklı olduğuna dair dayanakları yazılı olarak ispat edilemediğinden davacı-birleşen davalarda davalının kendi lehine ve aleyhine olan ticari defter ve kayıtlarına göre tespit edilen toplam 909.536,28 TL alacağın hüküm altına alınması ve davacı-birleşen davalarda davalının bu miktarda borçlu olması sebebiyle ipoteğin fekki talebinin reddine karar verilmesi, alacak faturalar ile likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi, davalı-birleşen davalarda davacı kendi ticari defter ve kaydındaki alacak üzerinden hukuki yoruma dayalı olarak takip başlatması ve kötü niyetli olduğu ispat edilememesi sebebiyle reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yerindedir. Birleşen davalarda davacı lehine üst sınır ipoteği kurulmuştur.Üst sınır ipoteğinde ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün değildir. Birleşen 2019/399 esas sayılı dosyada davacı lehine ipotek limiti 100.000,00 TL'dir. Mahkemece bu limit aşılamayacağından faize hükmedilmemesi gerekirken alacağa faiz işletilmesi yerinde olmamış ise de davacı vekili tarafından aleyhe istinafa gelinmediğinden söz konusu faiz hükmü kaldırılmamış, ipotek belgesinde kararlaştırılan faiz miktarı limiti aşamayacağından birleşen davada davacı vekilinin bu dava yönünden aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Birleşen 2019/411 esas sayılı dosyada davacı lehine üç taşınmazda kurulan toplam ipotek limiti 2.700.000,00 TL'dir. Dolayısıyla ipotek belgesinde kararlaştırılan faiz oranları söz konusu limiti geçmeyeceğinden Mahkemece kararlaştırılan oranda faiz ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken avans faizi işletilmesi yerinde olmamış, birleşen davada davacı vekilinin bu dava yönünden istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Davacı-birleşen davalarda davalı 2009-2018 yılları arasındaki ödenmeyen prim alacaklarının tahsili talebinde bulunmuş, Mahkemece de taraflar arasındaki yukarıda belirtilen yazılı anlaşmalar uyarınca bilirkişiler tarafından her yıla ilişkin ödenmediği tespit edilen ve hesaplanan prim alacakları hüküm altına alınmıştır.Taraflar arasındaki sözleşme ve cari hesap ilişkisine göre prim alacağının mal olarak ödeneceği belirlenmiştir. Mahkemece alınan tüm bilirkişi raporlarında davacı-birleşen davalarda davalı tarafından her yıl prim alacağına ilişkin faturaların düzenlenerek davalı-birleşen davalarda davacı tarafa gönderildiği, bunların ödendiğinin bilirkişiler tarafından tespit edildiği, davalı-birleşen davalarda davacı tarafından davacı-birleşen davalarda davalının cari hesabından mahsup edildiği,davacı-birleşen davalarda davalı tarafından ticari ilişki boyunca prim alacaklarının ödenmediğine ilişkin bir itiraz ileri sürülmediği, kendi ticari defter ve kayıtlarına göre dahi bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan miktarlarda her yıla ilişkin olarak prim alacağına ilişkin fatura düzenlenerek davalı tarafa gönderilmediği, kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalı-birleşen davalarda davacıya borçlu olduğunun tespit edildiği, bu durumda kendisi tarafından hesaplanarak karşı tarafa gönderilen ve bu miktar prim alacağını kabul eden davacı-birleşen davalarda davalının prim faturalarının daha sonradan taraflar arasındaki anlaşmaya göre az hesaplandığını ve aradaki farkın 2009 yılından itibaren geriye dönük olarak ödenmesi gerektiğini ileri sürmesinin yasal olarak mümkün olmadığı anlaşılmakla Mahkemece prim alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetli olmamış, davalı-birleşen davalarda davacının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç olarak, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı ... asıl davada verilen karara karşı, birleşen davada davalıların birleşen davalarda verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı-birleşen davalarda davacı ... A.Ş.'nin birleşen 2019/399 esas sayılı davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı-birleşen davalarda davacı ... A.Ş.'nin asıl davada verilen karara ve birleşen 2019/411 esas sayılı davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada davacı-birleşen davalardan davalı ... asıl davada verilen karara karşı, birleşen davada davalıların birleşen davalarda verilen karara karşı, davalı/ birleşen davalarda davacı ... A.Ş.'nin birleşen 2019/399 esas sayılı davada verilen karara karşı istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı- birleşen davalarda davacı ... A.Ş'nin asıl davada verilen karara karşı ve birleşen 2019/411 esas sayılı davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,
-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/03/2025 tarihli, 2019/325 Esas - 2025/185 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
A-Asıl davada;
3-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
-180.000,00 TL kira destek alacağının 20.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 160.000,00 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine,
B-Birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/399 Esas-2020/171 Karar sayılı dosyası açısından;
4-Davanın KABULÜ İLE,
-Davalı borçluların İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış oldukları itirazların iptali ile icra takibinin 100.000,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki oranları geçmemek üzere işleyecek yıllık avans faizi ile kaldığı yerden takip talebindeki koşullarla aynen devamına,
-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
C-Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/411 Esas- 2019/1011 Karar sayılı dosyası açısından;
5-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
-Davalı borçluların İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış oldukları itirazların kısmen iptali ile icra takibinin 809.536,28 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip talebinde talep edilen oranlarda faiz işletilmek suretiyle kaldığı yerden takip talebindeki koşullarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
Asıl Davada;
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 12.295,80 TL karar ve ilam harcının peşin harç, ıslah harcı ve tamamlama harcı olmak üzere yatırılan toplam 150.096,30 TL harçtan mahsubu ile 137.800,50 TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
7-Davacı tarafından yatırılan 12.295,80 TL peşin harç ve 44,40 TL başvuru harcı toplamı olan 12.340,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından bu dava sebebi yapılan 31.250,00-TL bilirkişi ücreti, 457,10-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 31.707,10‬-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 9,51-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından bu dava sebebi yapılan 22.250,00-TL bilirkişi ücreti ve 127,00-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 22.377,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 22.370,28-TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin ret ve kabul oranına göre 1.319,60-TL'sinin davacıdan, bakiye kısmının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
11-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
12-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan 740.659,20 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
13-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,Birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/399 Esas sayılı davada;
14-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 6.831,00-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 1.207,75-TL'nin mahsubu ile 5.623,25-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
15-Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan 70,95-TL tebligat, posta ve diğer masraflar, 6,40-TL vekalet harcı, 44,40-TL başvurma harcı, 1.207,75-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.329,50-TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
16-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
17-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
18-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/411 Esas sayılı davada;
19-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 55.299,42-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 32.609,25-TL'nin mahsubu ile 22.690,17-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
20-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvuru harcı ve 32.609,25 TL peşin harç toplamı olan 32.653,65 TLnin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
21-Davacı tarafından bu dava sebebi yapılan 59,60-TL tebligat, posta ve diğer masraflar, 6,40-TL vekalet harcı toplamı olan 66,00 TL nin kabul ve red oranına göre hesaplanan 19,78 TL sinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
22-Davalılar tarafından iş bu dava için ayrıca bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
23-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 127.430,44 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
22-Davalılar yargılama sırasında kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan 282.664,92 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
23-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre 395,73 TL'sinin davalılardan, 924,27 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
24-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
Asıl Davada;
25-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
26-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden ... Şirketi'nden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından asıl dava için peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
27-Asıl davada davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendisine iadesine,
28-Asıl davada davalı ... A.Ş tarafından sarf edildiği anlaşılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 310,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri olmak üzere toplam 1.993,10 TL yargılama giderinin asıl davada davacı ... Şirketi'nden tahsili ile asıl davada davalı ... A.Ş'ye verilmesine,
29-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,Birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/399 Esas sayılı davada;
30-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ... A.Ş. ve davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
31-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
32-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
33-İstinaf eden taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
34-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/411 Esas sayılı davada;
35-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ... A.Ş. ve davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
36-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 55.299,42 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 13.824,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 41.474,57 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
37-İstinaf eden davacı ... A.Ş. tarafından yatırılan karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep edilmesi halinde kendisine iadesine,
38-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
39-Davalılar tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
40-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim