Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/971

Karar No

2026/157

Karar Tarihi

29 Ocak 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/971 Esas
KARAR NO:2026/157 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2015/1189 Esas - 2023/208 Karar
TARİHİ:08/03/2023
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2015/1188 ESAS SAYILI DOSYASI :
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ:29/01/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/04/2007 tarıhinde davacı şirket ile ... arasında 4.935.000,00 USD bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalı ... AŞ ile davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeye imza attıklarını, süreç içerisinde borçlunun borcuna kısmi ödemeler yaptığını, borcun ödenmemesi üzerine, davalıların ve diğer borçlunun teminat olarak sundukları 3 adet geminin satışa çıktığını, satıştan elde edilen gelirin borcu kapamaya yetmediğini, kalan bakiye bedelin 488.953,51 USD kısmı için İstanbul Anadolu 11 İcra Müdürlüğü nezdinde ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalıların haksız itirazı ile takiıbin durduğunu, vaki itirazın şimdilik 383.111,69 USD lik alacak bakımından iptalini ve bu tutar üzerinden takibin devamını, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazmınatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar davaya cevap vermemiş, davalılar vekili ispat olunamayan davanın reddini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketinin ..., Amsterdam, Hollanda merkezli bir banka olduğunu, 07/11/2007 tarihinde ...Ltd. .... Ve müvekkil şirketi arasında 5.000.000-USD bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmede davalılar ... A.Ş. Ve ... ve diğer borçlular ... Limited ...., ..., ... Limited ... Şirketlerinin müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığını ve sözleşmede imzalarının bulunduğunu, genel kredi sözleşmesinin imzalanmasının ardından bir süre ödemeler zamanında yapılmışsa da bir süre sonra ödemelerin aksamaya başladığını, müvekkil şirketi tarafından borçlunun ödeme güçlüğü dikkate alınarak bir takım kolylıklar sağlanmışsa da borçlular tarafından kolaylıklara rağmen ödemelerin aksadığını, müvekkil şirketi tarafından genel kride sözleşmesinde yer alan şirketlere ait ipotekli olan üç adet geminin satışı yoluna gidildiğini, ancak işbu üç adet geminin satışından elde edilen bedelin borcu kapatmaya yetmediğini, konuya ilişkin taraflarınca borçlu şirkete ve müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmede yer alan kişi ve şirketlere Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 17/06/2013 tarihli ihtarnamesi ile bakiye borç bildirimi yapıldığını, borcun ödenmesini talep ettiklerini, muhatap şirketlerce işbu ihtarnameye cevap verilmediğini ve ödeme yapılmadığını, bunun üzerine taraflarınca İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000.000-USD bedelli ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalılar tarafından usul ve yasaya aykırı olarak borca ve takibe itiraz edildiğini, davalılar tarafından İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin devamını, davalıların alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar davaya cevap vermemiş, davalılar vekili ispat olunamayan davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/03/2023 tarih ve 2015/1189 Esas - 2023/208 Karar sayılı kararında;"...Asıl dava, Genel Kredi Sözleşmesi'nden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka ile dava dışı ... arasında 12.04.2007 tarihinde 4.935.000,00 USD bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, kredi geri ödemesinin aksaması üzerine davacı tarafça ihtar gönderildiği ancak ihtara cevap verilmediği gibi borcunda ödenmediği, bakiye borç miktarının ödenmesi için borçlular hakkında İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığı, davalıların borca itiraz ettikleri ve davacı tarafça da işbu itirazın iptali davası açılmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişiler ..., Prof. Dr. ...ve Dr. ... tarafından sunulan 04/09/2021 tarihli raporda yapılan hesaplamalar sonucu davacı tarafın takip tarihindeki alacağının 287.121,58 USD asıl alacak ve 52.912,08 USD faiz olmak üzere toplam 340.033,66 USD olduğunun hesaplandığı görülmüştür. Davalı kefiller sözleşme kapsamında kullanılan kredileri geri ödemediğinden hesabın kat edildiği ve temerrüte düşürüldükleri, kefaletin usulüne uygun olduğu ve borcun ödenmediği, borca karşılık verilen ... isimli geminin satışından elde edilen net satış gelirinin borçtan düşülmesi gerektiği anlaşıldığından bilirkişi tarafından tespit edilen değerler üzerinden davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir. Birleşen dava, Genel Kredi Sözleşmesi'nden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka ile dava dışı ... arasında 07.11.2007 tarihinde 5.000.000,00 USD bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, kredi geri ödemesinin aksaması üzerine davacı tarafça ihtar gönderildiği ancak ihtara cevap verilmediği gibi borcunda ödenmediği, bakiye borç miktarının ödenmesi için borçlular hakkında İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığı, davalıların borca itiraz ettikleri ve davacı tarafça da işbu itirazın iptali davası açılmıştır.Hükme esas alınan bilirkişiler ..., Prof. Dr. ... ve Dr. ... tarafından sunulan 04/09/2021 tarihli raporda yapılan hesaplamalar sonucu davacı tarafın takip tarihindeki alacağının 1.427.952,64 USD asıl alacak ve 269.575,50 USD faiz olmak üzere toplam 1.697.528,14 USD olduğunun hesaplandığı görülmüştür. Davalı kefiller sözleşme kapsamında kullanılan kredileri geri ödemediğinden hesabın kat edildiği ve temerrüte düşürüldükleri, kefaletin usulüne uygun olduğu ve borcun ödenmediği, borca karşılık verilen ..., ... ve... isimli gemilerin satışından elde edilen net satış gelirinin borçtan düşülmesi gerektiği anlaşıldığından bilirkişi tarafından tespit edilen değerler üzerinden taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.Yargılama devam ederken davalı tarafça davacı taraf aleyhine İstanbul 17. Aslİye Ticaret Mahkemesi'nde kredi borcuna karşılık verilen gemilerin düşük bedelle satılarak zarara uğratıldıklarından bahisle tazminat talep edilmiş ise de, bu davada verilecek bir kararın mahkememizde kurulacak hükmü değiştirmeyeceği anlaşıldığından bekletici mesele yapılmamıştır." gerekçesi ile, ''Asıl Davada,
1-Asıl dava mahkememizin 2015/1189 Esas sayılı dosyasının KISMEN KABULÜ ile,
-İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin... sayılı dosyasında davalılar / borçlular ... ve ...'nin yapmış oldukları İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 287.121,58 USD asıl alacak ve 52.912,08 USD faiz olmak üzere toplam 340.033,66 USD üzerinden AYNEN DEVAMINA,
-Asıl alacak 287.121,58 USD nin dava tarihi itibariyle TL karşılığı 833.169,40 TL üzerinden hesap edilecek % 20 icra inkar tazminatı 166.633,88 TL'nin davalılar / borçlular ... ve ...'nden alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, Birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1188 Esas Sayılı Dosyasında:
1-Birleşen dava mahkememizin 2015/1188 Esas sayılı dosyasının KABULÜ ile,
-İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında davalılar / borçlular ... ve ...'nin yapmış oldukları İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 1.000.000,00 USD asıl alacak ve 231.972,87 USD faiz olmak üzere toplam 1.231.972,87 USD üzerinden AYNEN DEVAMINA,
-Asıl alacak 1.000.000,00 USD nin dava tarihi itibariyle TL karşılığı 2.901.800,00 TL üzerinden hesap edilecek % 20 icra inkar tazminatı 580.360,00 TL'nin davalılar / borçlular ... ve ...'nden alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararının genel ifadeler içerdiğini, iddia ve savunmalara ilişkin hiçbir açıklama olmadığını, davacı bankanın dosyaya sadece ana kayıtlarını sunduğunu, bu kayıtlarda geminin satış bedeli ve kalan borcun yer aldığını, ancak gemilerin banka tarafından icraen değil fiilen satıldığından satışlara ve masraflara ilşkin alt belgelerin olmadığını, mahkemenin istemine ve kesin sürelere rağmen dosyaya sunulmadığını, o halde borçlu olduklarının mahkemece nasıl tespit edildiğinin gerekçeden de anlaşılamadığını, 09/03/2021 tarihli raporun eksiklik ve hatalarına rağmen genel olarak iddialarını doğruladığını; gemilerin teslim ve satış tarihindeki değerleri ile satış bedellerinin kıyaslandığında bankanın satış bedeli ile gemilerin satış tarihindeki değerleri belirtir rakamlar arasında %100 ve %130 fark bulunduğunu belirttiklerini, ele alınması gereken hususun gemilerin bankaya tesliminden sonra yapılan masraflarda ve geminin satılmasında bankanın müdebbir bir tüccar gibi davranıp davranmadığını, gemilerin tesliminden sonra tüm yönetimin bankaya geçtiğini, gemilerin bankaya hukuki takip sonucu değil banka tarafından satılarak borcun kapanması için sulhen verildiğini, bilirkişiler tarafından sunulan raporun değerlendirme bölümünde tespit olunan geminin teslim ve satış tarihindeki değerlerin bu tespitlere uygun olarak saptandığını, gemiyi cebri icra yolu ile değil anlaşma ile teslim alan ve müvekkil ile ibralaşmak üzere anlaşan bankanın bu gemileri teslim aldıktan sonra satış sürecinde müdebbir ve basiretli bir iş adamı gibi davranmayarak borcun şişmesine sebep olduğunu, bir anlamda ifa yerine edim şeklindeki anlaşmayı bozarak müvekkili haksız yere borçlandırdığını, bilirkişi raporunun bu savı teyit ettiğini, raporun 4. sayfasında bilirkişilerin gemilerin mahkeme kararı ile satıldığını ve böyle bir satışta gemi değerlerinin yarıya kadar düşebileceğini işaret ettiklerini, gemilerin davacı bankaya icraen değil bir anlamda ifa yerine edim şeklinde sulhen ve fiilen teslim edildiklerini, o aşamada taraflar arasında da bir çekişme olmadığını, sonuç olarak geminin mahkeme kararı ile satılmasına gerek olmadığını, donatan yetkilisinin çağrılması veya vekaletname alınarak satılması mümkünken gemilerin mahkeme kararı ile satılması da bankanın eğer kötü niyet yoksa müdebbir bir tüccar gibi davranmadığının açık kanıtı olduğunu, gemilerin satış yerlerinin tespiti içinde bu kriterin önemli olduğunu, hurda fiyata satılmış olabileceğini ancak burada hurda satış değerinin hesaplanabilmesi için geminin çıplak ağırlığı ile ilgili bilgilerin gerektiğini ve bunun da bilinmediğini bildirdiklerini, kesin sürelere rağmen bankanın sunmadığı satış belgelerinin dosyaya ibrazı gerekliliğinin yine ortaya çıktığını, bu olmadan satış değerinin mesnetsiz kaldığını, Bankaya teslim edilen her 3 geminin de yük tankları / ambarları normal demir saçtan değil krom / nikel plakalardan inşa edildiğini, dolayısıyla bu gemilerin hurda değerlerinin normal demir saçtan inşa edilmiş yük gemilerinin ton başına hurda değerlerinin 2 katı olduğunu, ayrıca bu gemilerin hem tonajlarının çok büyük olmaması hemde inşa malzemelerinin çok kaiteli ve Avrupa yapımı olmaları nedeni ile yaşam / ticaret sürelerinin çok uzun olduğunu, bunların da değer tespitinde etkili olduğunu, gemilerin satış değerleri ile yapılan masraflar arasındaki oransızlığın raporda da tespit edildiğini, taraflarınca zararın tespitine ilişkin İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/438 Esas numarası ile dava açıldığını ve Mahkemece bekletici mesele yapıldığını, ancak sonrasında aniden bu karardan dönüldüğünü, ortada bankanın alacağını gösterir kök belgeler olmadan sadece defter kayıtlarına dayanarak davanın kabulüne karar verdiğini, bu hususun bilirkişi beyanları ile sabit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen dava, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ...arasında akdedilen ve davalıların müteselsil kefil olduğu 12/04/2007 tarihli ve 07/11/2007 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, asıl ve birleşen davada verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ....arasında 12/04/2007 tarihli ve 07/11/2007 tarihli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği, davalıların söz konusu kredi sözleşmelerine müteselsil kefil olduğu, kredi sözleşmeleri kapsamında asıl borçluya kredi kullandırıldığı ve kredi borcunu ödemede temerrüte düşülmesi sebebiyle hesabın kat edildiği, buna rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve davalılar aleyhine icra takibine geçildiği, davalılar tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davalılar tarafından asıl ve birleşen davada süresinde cevap dilekçesi sunulmamış ve davacı iddiaları inkar edilmiştir. Davalılar vekili tarafından aşamalardaki beyan dilekçeleri ile dilekçede belirtilen ve banka lehine ipotekli üç adet geminin davacıya kredi borcuna karşılık ifa yerine verildiği, söz konusu gemilerin davacının basiretli bir tacir gibi davranarak zamanında ve rayiç bedellerine uygun olarak satmayıp borcun artmasına sebep olduğu ve satış için yapılan masrafların belgelendirmediğini, bu sebeple takibe konu miktarlarda davacıya borçlu olmadıklarını ileri sürmüştür. Davalılar tarafından davacıya kredi borcuna ilişkin verilen gemilerin ifa yerine verildiğini savunulmuş ise de, tarafların arasında gemilerin ifa yerine verildiğine ilişkin yazılı bir anlaşmanın bulunmadığı, taraflar tarafından iş bu dosyaya ve İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/438 esas sayılı dosyasına sunulan tüm beyan dilekçeleri, mail yazışmaları ve deliller incelendiğinde gemilerin satışına ilişkin sürecin birlikte yürütüldüğü, söz konusu satış süreci içerisinde davalıların da olduğu, gemilerin satışı sonrasında tahsil edilen paranın davacı alacağından mahsup edildiği gözetildiğinde gemilerin ifa yerine değil, ifa amacıyla verildiği anlaşıldığından davalının gemilerin davacıya verildiği tarih itibariyle değerleri dikkate alınarak borcun sona erdiği istinaf sebebi yerinde değildir. Taraflar arasında gemilerin ifa amacıyla davacıya verilmesi hususunda sözlü olarak anlaşıldığı, resmi olarak mülkiyet tescilinin yapılmadığı, söz konusu gemilerin satılıncaya kadar davalıların idaresinde olduğu, davalılar tarafından davacının gemileri gemi adamları ile birlikte teslim aldığı ve operasyon departmanları olmadığından davalıları yanıltarak hizmet aldığını ileri sürmüş ise de bu savunmasına ve geminin bu süreçte davacı adına işletildiğine ilişkin somut bir delil sunulmadığı, davalılar tarafından davacının sürekli bilgilendirilmesinin gemilerin ifa uğruna teslimi konusunda anlaşılması sebebiyle olağan bir durum olduğu, bu hususun tek başına gemilerin davacı adına işletildiğini göstermeyeceği, taraflar arasındaki mail yazışmaları incelendiğinde gemilerin satışına ilişkin sürecin birlikte yürütüldüğü, davalılar tarafından brokerler ile görüşüldüğü ve verilen tekliflerin davacıya iletildiği, hatta gemilerin satılma döneminde emtia fiyatlarında düşüş olduğunun ve bunun hurda değerlerine de yansıdığının belirtildiği, mülkiyetin davacıya devredilmediği dikkate alındığında da davalıların geminin satışına ilişkin sürecin dışında olmasının mümkün olmadığı, bu süreçte gemi bedellerine, gemilerin başka yere götürülmesine ve masraflarına ilişkin herhangi bir itirazlarının bulunmadığı, hatta bunlara ilişkin masrafların bildirildiği ve masrafların bir kısmının davalıların talebi üzerine ödendiği, söz konusu masrafların alacaklı olan ve alacağını tahsil için satış yapan davacı tarafından karşılanmasının taraflar arasında aksi kararlaştırılmaması halinde hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bunun yanında alacağın sebebi olan genel kredi sözleşmesinde de borç için verilen teminatların başka bir yere nakli ve satışına ilişkin tüm masrafların borçlulara ait olacağının kararlaştırıldığı, söz konusu sözleşme hükmü aksinin yani gemilerin davacıya ifa uğruna teslimine ilişkin anlaşmada geminin satışı için ve satış sürecinde yapılan masrafların davacıya ait olacağının kararlaştırıldığına dair davalı tarafından somut bir delil sunulmadığı, davacı tarafından satışa ilişkin yapılan masrafların sunulduğu ve alacaktan mahsup edildiği, genel kredi sözleşmesinde uyuşmazlık halinde davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edileceğinin davalılar tarafından kabul edildiği dikkate alındığında yapılan masrafların ispat edilemediği istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, davalılar tarafından gemilerin satılan bedellerden daha yüksek fiyatlara alıcı bulduğuna ve yüksek bedellerle satılma imkanının olduğuna dair somut bir delil sunulmadığı, satış sürecinin içerisinde olunmasına ve sürece ve masraflar ilişkin herhangi bir itiraz sunulmamasına rağmen satıştan uzun bir süre sonra bu şekilde itirazda bulunulmasının TMK'nın 2 maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına uygun olmadığının da kabulünün gerektiği, davalının ileri sürdüğü bu hususların iş bu yargılamada aşamalarda savunma olarak ileri sürülmesi sebebiyle itibar edilip edilmeyeceği Mahkemece değerlendirilecek bir husus olup, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/438 esas numarası aynı konuda açılan davanın sonucunun beklenmesinin zorunlu olmadığı gibi, Uyap ortamından yapılan incelemede adı geçen dosyada da henüz kesinleşmemekle birlikte aynı gerekçeler ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla davalılar vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalıların asıl ve birleşen davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalıların asıl ve birleşen davada verilen karara yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik alınması gereken 67.148,95 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 18.985,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 48.163,68 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davaya yönelik alınması gereken 243.286,77 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 60.821,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 182.465,07 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim