Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/951

Karar No

2026/154

Karar Tarihi

29 Ocak 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/951 Esas
KARAR NO:2026/154 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2022/146 Esas - 2023/160 Karar
TARİH:09/02/2023
DAVA:Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
BİRLEŞEN İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2022/699 ESAS-2022/749 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
KARAR TARİHİ:29/01/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin iki kurucusu bulunduğunu bunlardan birinin davacı şirket/ ... A.Ş, ikincisinin ... olduğunu, Davalı şirketin sermayesi davacı şirket ve ...’un sermaye paylarından oluştuğunu, davalı şirketin yönetimi ve dışarıya karşı temsili Yönetim Kurulu’na ait olduğunu, Yönetim Kurulu üyesi olarak da davalı şirketin tescil tarihinden itibaren 3 yıllığına ... ve ... A.Ş’nin yetkilisi ... seçildiğini, davalı şirketin tescil tarihi üzerinden çok geçmemesine rağmen, neredeyse şirketin kurulduğu tarihten bu zamana kadar yönetim kurulu ve karar mekanizması hiç işlemediğini, davalı şirkete gelen aktifler, kısacası bütün destek davacı şirket tarafından sağlandığını, bu durumun davalı şirketi çıkmaza, müvekkili şirketi ise oldukça zor duruma soktuğunu, davalının borcu bulunan birçok şirket ve şahıslar olduğunu, davalı aleyhine açılmış çok fazla icra takibi bulunduğunu, ancak vaki şirkette hem çalışanların durumunu takip eden hem de şirketten alacakları olan kişi ve şirketlerin yasal takip ve davalarında herhangi bir temsil organı bulunmadığını, müvekkili şirketin kurucu ortağı olan ve aynı zamanda davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan ... un, 19/10/2021 tarihinde ‘... A.Ş’yi kurduğunu, bu şirketin ...’ın iş kolunda ve müşteri çevresinde faaliyet gösterdiğini, ...’un kurucusu olan ..., ...’da çalışma faaliyetine devam ettiği kısa süreçte edinmiş olduğu müşteri potansiyelini ve pazarlama alanını kendisi ve davalı şirket lehine kullanmaya başladığını, davalı şirketin Yönetim Kurulu Üyesi ..., davalı şirketin işleyişi ve menfaatleri ile ilgilenmediğini, davalı şirket/..., fiilen işlevsiz ve yönetimsiz kaldığını, Organsız kalan davalı şirketin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 530. Maddesi uyarınca öncelikle yönetim kurulunun dinlenerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için belirli bir süre verilmesi, düzelmemesi akabinde davalı şirketin feshine ve tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak cevap dilekçesi sunmamıştır.Davacı ... vekili birleşen davaya yönelik dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı ... ... A.Ş. de %50 pay sahibi olduğunu ve diğer paydaş ... ... A.Ş ile birlikte şirketi müşterek imza ile temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğunu, Davalı şirketin, diğer paydaş olan ve huzurdaki davayı açan ... A.Ş'ye ait binanın 2'nci katında faaliyet gösterdiğini, şirketin muhasebe ve finans işlemleri de ... A.Ş. çalışanları tarafından yürütüldüğünü, dolayısıyla şirkete giren çıkan tüm mal hareketleri, davacı pay sahibinin kontrolü altında olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan ihracatlara ilişkin bedeller şirkete ait banka hesabına geldiğini, ancak davacı tarafın şirketin temsil ve ilzamı çift imza ile kararlaştırılmış olmasına rağmen kopyala-yapıştır yöntemi ile müvekkilimin imzasını sahte olarak kullanarak, gelen tüm paraları sahte havale emirleri ve internet bankacılığı işlemleri ile kendi adına olan banka hesaplarına gönderildiğini, müvekkilinin bu duruma vakıf olduğunda bankaya yazılı dilekçe vermek suretiyle şirket hesabında kalan son ihracat bedelinin davacıya gitmesini önleyebildiğini, tüm bu hususların müvekkilinin davacı pay sahibi şirketle ortaklık yapma koşullarını ortadan kaldırdığını bildirerek; HMK 65.madde hükmü uyarınca İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/146 E.sayılı dosyada görülmekte olan davaya asli müdahale taleplerinin kabulüne, TTK 531.madde hükmü uyarınca ortaklığın haklı sebeple feshini talep eden ... A.Ş nin şirketteki pay değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına, dava sonuna kadar ... A.Ş'nin kayyum tarafından yönetilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya ödenmesine karar verilmesini İstanbul 5 ATM 2022/673 Esas sayılı dosyasında talep ve dava etmiştir. Mahkememizce davacının asli müdahale talep ettiği 2022/146 esas sayılı dosya ile birleştirilmesine dair 10/10/2022 tarihli karar verilerek davacının talebi asıl dosya üzerinden değerlendirilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 09/02/2023 tarih ve 2022/146 Esas - 2023/160 Karar sayılı kararında;"....Tüm dosya kapsamına göre;Alınan heyet bilirkişi kök ve ek raporundaki tespitlere göre; davalı şirketin sermaye ve kanuni yedek akçelerinin tamamını yitirdiği,Şirket yönetim kurulu başkanı ve asli müdahil davacı ... un İstanbul 33 İcra Müdürlüğü nün ... numaralı takip dosyasında davalı şirkete karşı 08/02/2022 tarihinde 1.600.000,00 TL alacağın tahsili için ilamsız takiplerde ödeme emri gönderdiği, şirketin temsilinin müştereken imza olması nedeniyle icra takibine itirazın mümkün olmadığı, davalı şirket aleyhine 1.922.090,94 TL, 3.322,96 USD ve 402,05 Euro tutarında icra takipleri başlatıldığı, İcra dairelerinden alınan kapak hesaplarından davalı şirketin 20/09/2022 tarihi itibariyle borcunun 2.571.228,70 TL olduğu,Davacı ... A.Ş.'nin şirketten alacağının 5.619.621,12 TL olduğu,Davalı şirketin 31.08.2022 tarihi itibariyle vadesi gelmemiş ödenecek toplam 197.493,27 TL ve 14.080,38 Euro kredi borcunun olduğu, 14.080,38 Euro kredi borcunun TL karşılığının 255.663,09 TL olduğu hesaplandığında, davalı şirketin kredi borcunun toplam 453.156,36 (197.493,27 TL+ 255.663,09 TL) TL olduğu,Şirketin kurulduğu günden bu yana zarar ettiği, 1.000.000,00 TL sermayesini kaybettiği, 31.08.2022 tarihi itibariyle rayiç değerden hesaplanmış mali verilerine göre özvarlığının (-)2.240.800,21 TL olduğu, öz sermayenin (-)2.240.800,21 TL olmasına rağmen, böylece davalı şirketin sermayesinin ve kanuni yedek akçelerinin tamamını yitirdiği, borca batık olduğu, yöneticilerin, şirketin fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, 6102 sayılı TTK'nın 376'ncı maddesi gereğince genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmadıkları, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarmadıkları,böylece yönetim kurulu başkanı ve müştereken imzaya yetkili... ile şirket yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcısı ... A.Ş adına ... un 6102 sayılı TTK'nın 376'ncı maddesindeki gereklilikleri yerine getirmediğiŞirketin borca batık olması nedeniyle işletme konusunun imkansız hale geldiği, TTK'nın 531/1'inci maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığının gerçekleştiği, alternatif çözüm konusunda ortakların anlaşamadığı, sabittir.Mahkememizce davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, '' 1-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nün ... sicil numarasında kayıtlı...nin TTK 531 gereğince FESHİ VE TASFİYESİNE,Davalı şirketin tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere ... nun aylık 4.000 TL ücretle TTK'nın 536/3. maddesi uyarınca davalı şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına,tasfiye memuruna ücretinin aylık ve peşin olarak ödenmesine, bu hususta dosyaya tasfiye memuru sıfatıyla eklenerek Mahkeme kararı kesinleştikten sonra gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde görevine başlamak üzere tasfiye memuruna yetki verilmesine, tasfiyesine karar verilen davalı şirketin TTK'nın 533/2. maddesi uyarınca ticari unvanını "Tasfiye Halinde" ibaresi eklenmiş olarak kullanmasına ve şirket organlarının yetkilerinin tasfiye amacıyla sınırlı olduğunun bilinmesine, karar kesinleşince bir suretin tescil ve ilanı için ayrıca bilgi mahiyetinde derhal İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne gönderilmesine,Yönetim kayyumu ... ın görevinin mahkememiz kararı kesinleşinceye kadar devamına,
2-Birleşen davada asli müdahil davacı ... un asıl davacı ortak ... AŞ nin ortaklıktan çıkarılması taleplerinin reddine,'' karar verilmiş ve asıl davada verilen karara karşı asıl davada davacı ... A.Ş. vekili ve davalı şirket vekili, asıl ve birleşen davada verilen karara karşı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin borca batık olduğunun tespit edilmesi sebebiyle davalı şirketin TTK 376 ve İİK 179 maddelere göre “iflas yolu ile tasfiyesine” ilişkin hüküm kurulması gerekmesine rağmen bu taleplerinin dikkate alınmaması sebebiyle kararın kaldırılmasını ve davalı şirketin TTK 376 ve İİK 179 maddelere göre “iflas yolu ile tasfiyesine” ilişkin hüküm kurulmasını veya "hükmen iflas yolu ile tasfiyesine" şeklinde kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A. Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket adına kayyum tarafından düzenlenen 24.05.2022 tarihli, kayyum raporunda, envanter çalışması yapıldığının belirtildiğini ve tutanaklar tutulduğunu; buna göre, raporun 3 numaralı maddesinde, 17.05.2022 tarihinde, şirket merkezi olarak kullanılan kiralık yerde envanter sayımı yapılarak kaydı-fiili farklar tespit edilerek (Ek -3, Ek -4 ) tutanak altına alındığının belirtildiğini; rapora 4 numara ile eklenmiş tutanakta görüleceği üzere, kaydi miktarları ile fiili miktarları arasındaki toplam fark bedelinin 2.774.994,97-TL olarak tespit edildiğini; bu ürün ve makinelerin nerede olduğunun henüz tespit edilemediğini; yine, ortaklardan ... tarafından davacıya karşı açılan ceza davasıyla ilgili sonuç beklenmediğini; ortaklardan ...'un, diğer ortak ... A.Ş. tarafından müvekkili şirketi borçlandıran faturalara ilişkin itirazlarının göz önünde bulundurulmadığını; tüm bu ihtilaflı hususlar dikkate alındığında da, şirketin borca batık olduğu sonucuna net olarak varılması mümkün bulunmamakta olduğunu; bu borca batık olma halinin büyük bir kısmını davacı ... A.Ş. 'ye olan 5.619.621,12-TL tutarındaki borcun oluşturmakta kolduğunu ve bu borca ilişkin ortaklardan ... tarafından yürütülen hukuki ve cezai sürecin mevcut olduğunu; işbu hukuki süreçlerin sonucuna göre, müvekkili şirketin bu tutar oranında borçlu bulunmadığı sonucuna varılmasının da mümkün olduğunu; yine kayyum raporunda eksik olduğu belirlenen ürün ve makinelerin yerinin tespit edilmesi halinde de, müvekkili şirketin borca batık olmadığı sonucuna varılacağını; bu nedenlerle, bu hususların araştırılmamış olmasının yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayandığını göstermekte olduğunu, müvekkili şirketin borca batık olduğu, iflas talebine ilişkin olarak incelenmediğini; bir sermaye şirketinin borca batık olduğu, İİK 179. Maddesinde " aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre belirlenir" denilmekte olduğunu; işbu dosyadan alınan bilirkişi raporunun, TTK 531 uyarınca haklı nedenle fesih sebebi oluşup oluşmadığı yönünden inceleme içermekte olduğunu; dolayısıyla şirketin borca batık olduğunu ispat eden bir bilirkişi raporundan bahsedilemeyeceğini, "6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” uyarınca da TTK 376 maddesi uyarınca tespit edilecek borca batık olma durumunun belirlenme kriterlerinin değiştirildiğini; dosyada alınan bilirkişi raporunun bu anlamda inceleme içermediğini, mezkur Tebliğin 13/1 maddesinin, "Şirketlerin sermaye kaybı veya borca batık olma durumları, Kanunun 88 inci maddesine göre hazırlanacak finansal tablolar esas alınarak belirlenir. Finansal tabloların düzenlenmesinde iht iyari olarak Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanmasının tercih edilmesi halinde, bahsi geçen durum bu şekilde hazırlanan finansal tablolar üzerinden değerlendirilir.” Şeklinde olduğunu; bilirkişi incelemesinde bu standartlarda incelenen finansal tablolar da bulunmamakta olduğunu, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Birleşen davada asli müdahale talep eden davacı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından asli müdahil olarak dosyaya sunulan delilleri toplanmadan ve “feshin son çare olması” ilkesi gözetilmeden hüküm kurulduğunu; bu nedenle aşağıdaki sebeplerle ilk derece mahkemesi kararını istinaf ettiklerini, hükme esas alınan kök ve ek rapora göre davalı şirket ortağı olan ...'nin şirketten 9.147.299,60 TL alacaklı olduğu, şirkete borcunun ise 3.528.037,48 TL olduğu, mahsup yapıldığında 5.619.621.12 TL alacağının kaldığı yönündeki tespit ile davalı şirketin ortağı olan ... A.Ş' ye olan bu borcun, şirketin özvarlık bakımından sermayesini kaybetmesi ve özvarlığının negatif olması sonucunu doğurduğunu, ancak bu borcun gerçek bir borç olmadığını, davalı şirketin temsil ve ilzamı çift imza ile mümkün olmasına rağmen davacı olan ortak ... A.Ş. yetkilisi ...'ın kendi imzasının yanına müvekkiline ait imzayı kopyala yapıştır yöntemiyle ekleyerek davalı şirketin banka hesaplarına gelen ihracat bedellerinin tamamını aynı gün kendi hesabına aktardığını, yine müşterek imza ile temsil ve ilzam olmasına rağmen davacı şirket yetkilisi ...'ın, tek imza atarak davalı şirketin aracı ihracatçı şirket olan ... firmasındaki yaklaşık 1.800.000 TL tutarındaki KDV alacaklarını, önden komisyon karşılığında tahsil ederek kendi hesabına aktardığını, davalı şirket ile ... A.Ş. arasında kiracılık ilişkisi dışında herhangi bir ticari bir ilişki olmadığını; şirket defterlerinde kayıtlı davacı şirket alacağının gerçek olmadığını; şirketin defterleri davacı şirketin çalışanları tarafından tutulduğundan davacı şirket lehine ticari defter kayıtlarında gösterilen alacak kayıtları fiktif olduğunu; davacı şirket hiç bir mal satışı yapmadığı ve sadece kira faturaları kestiği halde kendisini ticari defterlerde 9.147.299,60 TL alacaklı olarak gösterdiğini;davalı şirketin 3.528.037,48 TL alacağının ise stoklarında mevcut mamul malların ve demirbaşların davacı şirkete kaçırılması amacıyla kesilen düşük bedelli faturalardan kaynaklanmakta olduğunu, davacı şirket, davalı şirketin deposunda ne kadar mamül varsa tamamını son derece düşük bedellerle 27.01.2022 tarihinde fatura ettiğini; yine faturayı tek imza ile imzalayarak 2.777.912,82 TL bedelle kendi şirketine, yani ... A.Ş.'ne satış gibi gösterdiğini, fatura içeriği incelendiğinde, bu malların birim fiyatlarının maaliyetin bile çok altında olduğu, malların bugünkü piyasa değerinin 500.000 Euro'nun çok üstünde olmasına rağmen tüm malların sadece 2.777.912,82 TL bedelle satılmış gibi gösterildiği ve faturanın yetkili olmayan şahıs tarafından tek imza ile düzenlendiği, böylece şirketin tüm aktif varlığının stoktaki mamüllerinin düşük bedelle ...'ne kaçırılarak davalı şirketin içinin boşaltıldığının açıkça anlaşılmakta olduğunu, şirkette ortaklar arasında yaşanan uyuşmazlık sebebiyle ticari faaliyetlerin 2021 yılı Eylül ayı itibariyle durdurulmuş olmasına rağmen davacının ortak, önce şirketin stokunda bulunan tüm malları son derece düşük bedelle kendisine 27.0.1.2022 tarihinde fatura ettiğini; böylece şirketin içini boşalttığını ve hemen akabinde 24.02.2022 tarihinde haklı sebeple ortaklığın fesih ve tasfiyesi için dava açtığını; davacının bu tutumunun kötü niyetini açıkça ortaya koymakta olduğunu, kayyum tarafından düzenlenen raporda şirketin demirbaşlarının ve stoklarının göründüğü,ancak bu demirbaş ve stokların fiilen şirket merkezinde bulunmadığının tespit edildiğini, bu tespitin doğru olduğunu; çünkü şirketin tüm demirbaş ve stoklarının da davacı ortak tarafından fiilen şirket merkezinde çıkarılarak ... A.Ş. nin faaliyet gösterdiği birinci kata kaçırıldığını; başka bir ihtimal olmadığını; davalı şirket ortağı olan ... A.Ş.'ye ait olan binanın ikinci katında kiracı olduğunu; binanın birinci katında ise davacı ... A.Ş.'nin bulunduğunu; binanın tamamı ... A.Ş. Ait olduğundan bahçesi çevrili ve güvenlik tarafından 7/24 olacak şekilde koruma altında olduğunu; yani binaya giren ve çıkan tüm malların ... A.Ş.' nin kontrolünde olduğunu; bu nedenle müvekkili şirkete ait demirbaş ve stokların çalınması üçüncü şahıslar tarafından alınmasının fiilen imkansız olduğunu, tüm bu hususlarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığının 2022/ 136523 soruşturma numaralı dosyası üzerinden müvekkili tarafından savcılığa şikayet yapıldığını; soruşturmanın halen devam etmekte olduğunu; bu nedenle öncelikle bu soruşturma sonucunun Mahkeme tarafından beklenmesinin talep edildiğini; ayrıca menfaatlerinin şirkete ait olmak üzre 21.01.2022 t.li 2.777.912,82 tl. Bedelli fatura ile ... A.Ş. Ne ve şirket yönetim kurulu üyesi ... aleyhine dava açıldığını ve sonucunun beklenmesi gerektiğini, şirket demirbaş ve stokundaki malların bulunarak güncel değerlerinin bilançoda yer alması halinde şirketin net aktif varlığının negatif olmadığı, aksine şirketin aktif varlığa sahip sermayesini koruyan bir şirket olduğunun anlaşılacağını, aynı şekilde davacı şirketin davalı şirketteki alacağının gerçekte olmadığı tespit edildiğinde, şirketin gerçek bilançosunun ortaya çıkacak ve bilançonun borca batık olmadığı anlaşılacağını, ancak ilk derece Mahkemesi tarafından bu yöndeki beyanları ve delilleri dikkate alınmadan, feshin son çare olması ilkesi gözetilerek davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken tasfiyesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava; davalı şirketin ilk önce TTK'nın 530 maddesi uyarınca organ eksikliği sebebiyle fesih ve tasfiyesi, bunun mümkün olmaması halinde TTK'nın 531 maddesi uyarınca haklı sebeple fesih ve tasfiyesi, birleşen dava; davalı şirketin ortağı olan davalı ...'nin TTK'nın 531 maddesi uyarınca haklı sebeple ayrılma akçesinin ödenerek şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kabulü ile şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, asıl davada verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından, asıl davada ve birleşen davada verilen karara karşı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada davacı vekili, ortakların ve yönetim kurulunun, şirketin amaç ve işlevleri doğrultusunda birlikte hareket etmemeleri sonucunda şirketin her gün zarar ettiği, davacının haklı nedenlerin ortaya çıkmasında olumsuz bir katkısının bulunmadığı ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle şirketin haklı sebeple feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. Somut uyuşmazlığa konu şirketin ortakları %50'şer hisse ile davacı ile birleşen davada davacı olup, birleşen davada davacı ... ile davacı şirketin yetkilisi dava dışı ... aynı zamanda şirketi müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyeleridir. Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile kayyım raporlarına göre davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri arasındaki iletişimsizlik sebebiyle bir araya gelerek karar alamadıkları, şirketin kuruluşundan itibaren yönetim kurulu kararı ve genel kurulu kararı alınmadığı, şirketin gayri faal olduğu, kuruluşundan itibaren sürekli zarar ettiği, sermayesini kaybettiği, şirketin ortaklara ve başka kişilere borçlarının olduğu, dağıtılacak öz varlığının kalmadığı tespit edilmiş olup, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmadığı, şirketin fiilen iflas ettiği ve borca batık olduğu ve bu haliyle şirketin amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, şirketin mevcut haliyle duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözümde bulunmadığı anlaşılmakla Mahkemece şirketin haklı sebeple feshine ve tasfiyesine karar verilmesi isabetlidir. Davacı tarafından şirketin borca batık olduğu ve iflas hükümlerine göre tasfiyesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davanın konusunun şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi olduğu, davacı tarafından yargılama aşamasında bu talebine ilişkin usulüne uygun ıslah dilekçesi sunulmadığı gibi TTK'nın 376 maddesindeki usulün ancak yönetim kurulu tarafından işletilecek bir usul olup, söz konusu usul işletilmediğinden bu hükme dayalı olarak şirketin iflasına ve iflas hükümlerine göre tasfiyesine iş bu davada karar verilemeyeceğinden asıl davada davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nın "Asli müdahale" talepli 65. maddesinde "(1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır." hükmü, HMK'nın "Fer'i müdahale" başlıklı 66. Maddesinde "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'î müdahil olarak davada yer alabilir." hükmü düzenlenmiştir.Buna göre asli müdahale talebinde bulunanın dava konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia etmesi gerekmektedir. Oysa somut uyuşmazlığa konu dava, davalı şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesine ilişkin olup, birleşen davada davacı şirketin feshi yerine diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını talep etmiştir. Birleşen davada davacının talebinin niteliği asli müdahale değil fer'i müdahale niteliğinde olmasına ve usulünün kanuna uygun olmamasına rağmen Mahkemece asli müdahale talebi olarak kabulü kanuna uygun olmadığı gibi, Anonim şirkette bir ortağın diğer ortağın ortaklıktan çıkarılmasını talep etmesi yasal olarak mümkün olmadığından birleşen davada davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Asıl davada davalı vekili ve birleşen davada davacı vekili, asıl davada davacının şirketten olan alacağının gerçek bir alacak olmadığını, kayyım tarafından belirlenen kaydi miktarları ile fiili miktarları arasındaki toplam fark bedeli değerindeki ürün ve makinelerin nerede olduğunun henüz tespit edilemediğini ve bunların davacıda olması gerektiğini, davacı tarafından düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığını, sahte imza ile işlemler yapıldığını, bu değerler katıldığında şirketin borca batık olmadığını ve borca batıklığın usulüne uygun olarak tespit edilmediğini, bu hususlara ilişkin soruşturma ve dava dosyasının beklenmesi gerektiğini ileri sürülmüşler ise de, iddia edilen hususlara ilişkin somut bir delil sunulmadığı, beklenmesi talep edilen soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, iddia edilen hususların sorumluluk davasının konusu olduğu ve bu hususta açılan davanın derdest olduğu, her davanın dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğinden söz konusu dosyanın bekletici mesele yapılmasının sonuca etkisinin bulunmadığı, bilirkişi kök ve ek raporu ve kayyım raporlarına göre yukarıda belirtilen sebepler ve şirketin rayiç durumuna göre borca batık olduğunun tespiti karşısında şirketin haklı sebeple feshine ve tasfiyesine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, asıl davada verilen karara karşı tarafların, asıl ve birleşen davada verilen karara karşı birleşen dava davacısının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada verilen karara karşı tarafların, asıl ve birleşen davada verilen karara karşı birleşen dava davacısının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından asıl davada istinaf eden davacı ... A.Ş tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin bu davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından asıl davada istinaf eden davalı ... A.Ş tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından asıl davada istinaf eden birleşen dava davacısı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından birleşen davada istinaf eden davacı ... tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin bu davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim