mahkeme 2023/1352 E. 2023/2122 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1352

Karar No

2023/2122

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1352 Esas
KARAR NO: 2023/2122 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/78 Esas - 2023/405 Karar
TARİHİ:18/05/2023
DAVA: Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, terkin edilen ve ihyasını talep ettikleri ... A.Ş. isimli şirkette pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğunu, ilgili şirketin 14.04.2015 tarihinde resen terkin edildiğini, şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinme ile sona erdiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi içinde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, somut olayda şirketin tasfiye dışında kalmış menkul mallar olduğu sabit olduğundan usulsüz olarak tasfiye edildiğini, şirket uhdesinde tasfiye yapılmamış menkul malların bulunmasının, müvekkilinin ve diğer şirket ortaklarının huhuki menfaatlerini ihlal ettiğinden tasfiyenin usulüne uygun olarak yapılması için şirketin faaliyetine devam etmesi ve ihya edilmemsi gerektiğini, bundan dolayı şirketin ihya edilerek sicil kaydına tescilinin yapılmasının gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile ... A.Ş. isimli şirketin ihyası ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı TTK. m. 32 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkilince yapılan resen terkin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını, dava konusu şirketin "sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı" hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 14.04.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını, müvekkilince söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceğinin, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra hazineye intikal edeceğinin ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirketin yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, dava dilekçesinde yapılan resen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediğini, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/05/2023 tarih 2023/78 Esas - 2023/405 Karar sayılı kararında; "Dava, TTK. ilgili hükümleri gereği resen terkin ve tasfiye edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa 6335 sayılı kanunun 38.madde ile eklenen ek geçici 7/15. MADDE: "Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa 6335 sayılı kanunun 38. madde ile eklenen ek geçici 7. madde uyarınca şirketin sicil kaydının ticaret sicilinden terkin edildiği ve trafik tescil kayıtlarının incelenmesinde ihyası istenen şirketin üzerine kayıtlı araçların tasfiye olunmaksızın davalı tarafça şirketin terkin edildiği anlaşılmakla, davacının davasında haklı ve hukuki yararının ve bu nedenle de ihya talebi için haklı gerekçenin bulunduğu anlaşılmış bu nedenle şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, "1-Davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil numarasına kayıtlı iken terkin edilen ...Sanayii Anonim Şirketinin TTK 547.maddesi gereğince göre tüzel kişiliğinin ihyasına -Kararın tescil ve ilanına, -Ticaret Sicil Memurluğu da yasal hasım konumun da bulunup, ihya nedenine göre kusuru da bulunmadığından yargılama giderinin davacı üzerin de bırakılmasına" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi hususunda takdir mahkemeye ait olmakla birlikte dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, Müvekkili Müdürlüğün re'sen terkin işleminin, gerek usuli yönüyle gerekse de dava konusu şirketin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi kapsamında olması münasebetiyle hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, Bu hususların, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.03.2022 tarihli, E. 2022/1741 K. 2022/2360 sayılı ve 14.10.2020 tarihli, E. 2020/2299 K. 2020/4113 sayılı ilâmları ile sabit olduğunu; ilk derece mahkemesince de, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi bakımından istinafa konu kararın hukuka, mevzuata ve yerleşik içtihatlara uygun olduğunu, Ancak dava konusu şirketin, "sınırlı olmak üzere ihyasına" (TTK 547. maddesi gereğince) karar verilmesine rağmen tasfiye memuru atanmaması mevzuata aykırı olduğundan, yalnız bu sebeple istinaf kanun yoluna müracaat edilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince, dava konusu şirketin sınırlı olmak üzere ihyası (ek tasfiyesi) yönünde hüküm kurulmuşken tasfiye memuru atamamasının mevzuata aykırı olduğunu, TTK Geçici 7. madde fıkra 15 gereğince uygulanması gereken ("Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir.") TTK m. 547/2 gereğince, sınırlı olarak ihyasına karar verilen şirketlerin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanmasının Kanun'un bir gereği olduğu gibi zorunluluk da arz etmekte olduğunu, Belirli bir işin görülmesi, bir dava veya icra takibi kapsamında ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilen şirketle ilgili işlemlerin yürütülebilmesi tasfiye memuru atanmasının şart olduğunu; dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmaması durumunda ilk mahkemesince verilen kararla ilgili olarak MERSİS'te işlem yapılmasının da mümkün olmadığını, yine ilgili maddenin gerekçesinde de ifade edildiği üzere, ek tasfiyenin/sınırlı ihyanın sona ermesinden sonra kapanış bildirimi vb. işlemlerin yapılmasının da mümkün olmayacağını, Son bir husus olarak da, TTK Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin, neredeyse tamamının gayrifaal olması karşısında da, ek tasfiyenin akabinde bu kapsamdaki şirketlerin ve davaya konu şirketin ticaret sicilinden tekrar terkin ettirilmesinin TTK Geçici 7. maddesinin düzenlenme amacına (yalnızca resmi kayıtlarda var olan kabuk şirketlerin hukuken de ortadan kaldırılması) uygun olacağını, Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28.09.2021 tarihli, 2017/11-3184 esas 2021/1107 karar sayılı ilâmında da bu hususa işret edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli, 2014/4365 esas, 2014/6858 karar sayılı ilâmının da bu yönde olduğunu, Doktrinde de, ...'in Anonim Ortaklıkta Ek Tasfiye (İhya) isimli eserinde konuya ilişkin olarak; mahkemece ek tasfiye kararı verilirse, gerçekleştirilecek ek tasfiye işlemleri için atanacak ek tasfiye memurunun mahkemece seçilmesine ilişkin bir kuralın TTK Geçici 7. maddede yer almadığını belirttikten sonra bu hâlde mahkemenin, TTK 547'de olduğu gibi sadece ek tasfiyeye karar vermekle yetinilmesini, aynı zamanda ek tasfiye memurlarını da seçmesi gerektiğini ifade ettiğini; yazara göre, Kanunun amacının TTK Geçici 7. maddenin kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi olduğundan, ihtilaf çıkarıcı çözümlerden uzak durmak ve mahkemece ek tasfiye memurlarının seçilmesi gerektiği yönündeki TTK 547'deki çözümün burada da benimsenmesinin yerinde olacağı yönünde olduğunu (Bkz. Oruç Hami ŞENER, Anonim Ortaklıkta Ek Tasfiye (İhya), Adalet Yayınevi, 2015, s. 245.). Sonuç olarak; yukarıda açıklanan gerekçerler ve emsal hukuk genel kurul kararı da gözetilerek, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmaması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup; dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmasını arz ve talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz edilen ve inceleme sırasında re’sen tespit edilecek diğer nedenler de göz önüne alınarak; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/405 sayılı kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda; dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen şirketin tasfiyeye tabi malvarlığı bulunması sebebiyle tüzel kişiliğinin ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından, ek tasfiye amacıyla ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken atanmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhyası talep edilen ...Sanayii Anonim Şirketi'nin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 14/05/2014 tarihinde sicilden re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır. Davalı Sicil Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen yazı cevabında hangi sebebe dayalı re'sen terkin işlemi yapıldığı anlaşılamamaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde " Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz." denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Mezkur maddenin ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 15. fıkrası ile "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." düzenlemesi getirilerek hukuki menfaatleri bulunanlar ile alacaklılara şirket ve kooperatifin ihyası için dava açma hakkı tanınmıştır. Ancak ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22/06/2023 tarihli ve 2023/33 esas, 2023/117 kararı ile 6102 Sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazete'nin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Mahkemece Türkiye Noterler Birliği'ne yazılan yazı cevabından ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... plakalı araçların malikinin halen ihyası talep edilen şirket olduğu, bu araçların tasfiye dışında kaldığı tespit edilmiştir. Şu halde bu araçların tasfiyesinin sağlanması, ihyası talep edilen eski yönetim kurulu üyesi davacının ihya talep etmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece, ihyası talep edilen şirketin ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... plakalı araçların tasfiye işlemlerinin tamamlanması amacıyla ihyasına karar verilmesi gerekirken, ihyanın amacına ilişkin sınırlama getirilmeksizin, terkin edilen ...Sanayii Anonim Şirketinin TTK'nun 547 maddesi gereğince göre tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesi yerinde olmadığı, TTK'nun 547 maddesine göre ek tasfiye için ihya kararı verildi ise muhakkak tasfiye memuru atanması gerektiği hususunun gözden kaçırılması da yerinde olmamıştır. İhyasına karar verilen şirketin, re'sen terkin işleminden önce tasfiye halinde olmaması, re'sen terkin sebebinin anlaşılamaması karşısında, re'sen terkin edilen ve ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına kural olarak gerek bulunmamakla birlikte, davalının yalnızca bu nedenle istinaf kanun yoluna başvurduğu, Davacı vekili tarafından ibraz edilen istinafa cevap dilekçesinde de, ihyasına karar verilen şirkette pay sahibi ayrıca yönetim kurulu üyesi olan davacının tasfiye memuru olarak atanmasına, şirketin ..., ..., ..., ..., ...,... ve ... plakalı araçların tasfiye işlemlerinin tamamlanması amacıyla sınırlı olarak ihyasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşıldığından, davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...sicil numarasına kayıtlı iken re'sen terkin edilen ...Sanayii Anonim Şirketinin, halen şirket adına kayıtlı ..., ..., ..., ...,...,... ve ... plakalı araçların ek tasfiyelerinin sağlanması amacıyla sınırlı olarak ihyasına, davacı ... T.C. kimlik numaralı ...'un tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın kesinleşmesi halinde ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/10/2020 tarih ve 2023/78 Esas - 2023/405 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2- Davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı iken re'sen terkin edilen ...SANAYİİ ANONİM ŞİRKETİ' nin, halen şirket adına kayıtlı ..., ..., ..., ...,..., ... ve ... plakalı araçların ek tasfiyelerinin sağlanması amacıyla sınırlı olarak İHYASINA,3- Davacı ... T.C. kimlik numaralı ...'un tasfiye memuru olarak atanmasına, 4- Kararın kesinleşmesi halinde ticaret siciline tescil ve sicil gazetesinde ilanına
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 89,95‬‬‬-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına 6-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7- Davalı ... Sicil Memurluğu yasal hasım konumunda olduğundan davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,8-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen iadesine, 9-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 11-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 250.00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 742‬,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim