Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1576

Karar No

2025/213

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1576 Esas
KARAR NO: 2025/213 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 01/06/2022
NUMARASI: 2019/920 Esas- 2022/372 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:13/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 1866 yılında Almanya'da kurulan bir sanayi şirketi olduğunu, Tartı ve Terazi üretimindeki teknolojik gelşmelir tüm dünyada önemli ölçüde şekillendirmiş olup , faaliyet gösterdiği alanda yabancı şirketlere satış yapan uluslar arası bir şirkettir. Davalı ... AŞ ise, davacının Türkiye'deki müşterisi olduğunu, müvekkil şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında toplam 282.256,06 Euro tutarında ... terazileri davalıya satılarak fatura ediliği ve teslim edildiğini, fatura bedelinin 161.745,20 Euro tutarındaki kısmın müvekkil şirkete ödediğini, bakiye 120.510,86 Euro müvekkil şirkete halen ödemediğini, davalıya pek çok kez yazılı ihtarda bulunulduğunu, ancak davalı tarafından bakiye bedeli ödenmediği gibi gecikmesine yönelik bir açıklamada bulunulmadığını, bu sebeple icra takibine başlanıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, 29/05/2019 tarihinde uyuşmazılığın çözümü için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin olumlu bir sonuç vermediğini ileri sürerek açılanan davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya ilişkin dava dilekçesinin müvekkiline 24/12/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacının likit olmayan icra inkar tazminatı talebinin redi gerektiğini, likit olmayan ve muhakemeyi gerektiren alacaklarda icra inkar tazminatına hükmedilmesi yasaların emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davacının yabancı uyruklu bir şirket olduğundan teminat yatırma zorunluluğunun bulunduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğundan kötü niyet tazminatı hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 01/06/2022 Tarih ve 2019/920 Esas - 2022/372 Karar sayılı kararında;".....Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, icra dosyası getirtilmiş ve dosya içerisine alınmıştır.Mahkememizde açılan işbu dava, taraflar arasındaki distirübütörlük sözleşmesi hükümlerine dayalı olarak icra takip tarihi itibariyle davalıdan ticari mal alacağının tahsili için yapılan icra takibine, davalının itirazının İİK.nun 67. Maddesi gereğince iptali istemine ilişkin olup, icra dosyası kapsamı ile davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı sabittir.Mahkememiz tarafından celp ve incelenen İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... icra dosyasının incelenmesinde;120.510,86-EURO asıl alacak (13.05.2019), 69,34-EURO işlemiş faiz olmak üzere 823.852,12-TL'nin tahsili için icra takibi yapıldığı, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine davalı şirket vekili tarafından yapılan takibe "borca, faiz, faiz oranına, borcun diğer ferilerine itiraz edildiği, icra dosyasının kapsamının incelenmesiyle itirazın yasal süre içerisinde yapıldığı Mahkememizce yapılan inceleme sonucunda belirlenmiştir. Mahkememizce, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan talep etmesi gereken alacak miktarının tespiti ile ayrıca davalı yanın davacı yandan icra takip ve dava tarihi itibari ile muaccel talep edebileceği bir alacağın bulunup-bulunmadığının raporda gösterilmesi için taraf ticari defter ve kayıtları ile dosyaya sunulan tüm delillerin değerlendirilmesi için dosya bilirkişiye tevdii edilmiştir. Mali Müşavir-Bağ.Den. ..., Öğretim Görevlisi Hukukçu Dr. ..., Mali Müşavir ... 25/06/2021 tarihli raporunda özetle; Davacı şirketin davalı borçludan alacak tutarının davalı şirket kayıtlarında 131.590,26-EURO olarak kayıtlı olduğu, Davacının davalı borçluya İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasında gönderdiği 16.09.2019 tarihli ödeme emri ile talep edilen fatura ve cari hesap bakiyesinden kaynaklı alacak 120.510,86 EURO'nın yerinde bulunduğu, 08.01.2019 tarihli yedek parça satım sözleşmesi belge bakımından değerlendirmede;Davalının iddiaları doğrultusunda somut olayda TBK m.139 uyarınca takasın koşullarının var olup olmadığının tartışıldığı, Takas hakkının varlığından bahsedilmek için davalının iddia ettiği alacağın eş deyişle sözleşmedan doğan karşı alacağının (350.000 EURO) var olması/tarafların özdeş olması gerektiği, bu hususun irdelenebilmesi için de davacının 01.08.2019 tarihli Yedek Parça Satım Sözleşmesi başlıklı belge ile davalının iddia ettiği gibi borç altına girip girmediğinin belirlenmesi gerektiği, Sözleşmede yer alan m.1 ve 2.2 arasındaki düzenlemeler değerlendirildiğinde, esasen bir taşınır satış sözleşmesi kurulmasının amaçlandığının anlaşıldığı, taşınır satışının kural olarak geçerlik bakımından şekle bağlı olmayan tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sözleşmenin kurulduğu yani her iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanının bulunduğu ve geçerlik şartlarını taşıdığı sonucuna varılması halinde alacak hakkının (350.000 EURO) varlığından bahsedileceği, Davalının cevap dilekçesinde, 01.08.2019 tarihli sözleşme için kesinlikle taraflar arasındaki sözleşmeyi kabul anlamına gelmemek kaydıyla-ifadesini kullandığı, devamlı bu sözleşmedeki 4.maddeyi kabul etmediğinden imzalamadığını beyan ettiği, şu halde tarafların karşılıklı ve birbirine uygun beyanlarının varlığından bahsedilemeyeceği için 01.08.2019 tarihli Yedek Parça Satım Sözleşmesinin kurulduğu sonucuna varılamadığı (TBK m.1), anılan yazılı metnin, davacı tarafından davalıya yöneltilmiş bir öneri olarak değerlendirilebileceği, karşı tarafın sözleşme m.4 hükmünü kabul etmediği için imzalamadığı ve sözleşmeyi kesinlikle kabul etmediği yönündeki beyanı karşısında kurulduğu sonucuna varılamayan işbu sözleşmeden hak ve borç doğmasının mümkün olmadığı, sözleşmenin kurulmaması nedeniyle metinde imzası olan davacı tarafın borç altına girmeyeceğini kabul etmesi halinde takasa konu karşı/özdeş alacağın varlığından bahsedilemeyeceği yönünde görüş bildirmişlerdir. Tarafların beyan ve itirazlarını karşılayacak şekilde ek rapor alınması için bilirkişilerden ek rapor alınması bakımından bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak bilirkişiler 04.04.2022 tarihli ek raporlarında özetle;Sözleşmenin tüm unsurları üzerinde karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanının var olduğu sonucuna varılamadığı, Türk İsviçre Hukukunda borcun kaynağı (hukuki işlem) sözleşme, vekaletsiz iş görme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve kanundan doğan borç ilişkileri olarak sınıflandırıldığı, somut olayda imzalı sözleşme metni ile kendilerine karşı davacının tek taraflı bir hukuki işlem ile kendilerine karşı borç altına girdiğini savunulmakta, bu halde davalının da kabul beyanına ihtiyaç duyulduğu (zira söz konusu olan bir taşınır satışı sözleşmesidir) kök raporda da değerlendirildiği, taraflar arasında sözlü bir sözleşme görüşmesi yapılmış olduğunun, bu sözleşme görüşmeleri sırasında tarafların sözlü öneri ve kabulünün uyuştuğunun ve bir taşınır satışı sözleşmesi kurulduğunun kabul edilmesi halinde bir alacak hakkının doğduğu sonucuna ulaşılabilir yönünde görüş bildirmişlerdir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizde açılan iş bu davada davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılmış bulunan dispititörlük anlaşmasına dayalı olarak davalı şirketin davacıdan satın aldığı, ... tartı ve terazi ürünlerinin bedelinin kısmen ödendiği belirtilerek kalan bedellin tahsili için davacının davalı aleyhine yaptığı , icra takibinin davalının itirazı üzerine ,mahkememize itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep edilmektedir. Mahkememiz tarafından alınan ve bilirkişi kurulu raporları ile; davacı şirketin Almanya Merkezli bir şirket olması nedeniyle Türkiye" de ticari defter kayıtları tutmadığı, dava dilekçesi ekinde alım satıma ilişkin fatura örnekleri ile taşıma belgelerinin dosyaya sunduğu tartışmasızdır, Davacının dosya ya sunduğu, fatura ve taşıma ve teslim belgelerine göre davalı ile toplam 282.256,06 EURO ticari alım satım yaptığı, davalının 161.745,20EURO ödediği ve davacının sunduğu kayıt ve belgelere göre 120.510,86 euro alacaklı olduğu, tespit edilmiştir. Davalı ... AŞ" nin ticari defter ve kayıtların 2009 yılından itibaren E defter olarak tutulan kayıtlarda izlediği yevmiye defteri tasdik yükümlülüğünün aylık ve çok sayıda işlem yapılmış olması nedeniyle, yevmiye defterinin tasdik edildiği tespit edilememiş ise de; ticare defter ve kayıtları , noter tasdiklerinin süresinde usulüne uygun olarak yapılmış olması aranmakta ise de, karşı taraf lehine delil teşkil etmesi için defter tasdiklerinin yapılıp yapılmamasının hukuki bir önemi yoktur. Davalının 2018/-2019 yılı ticari defter ve kayıtların hem orjina Doviz üzerinden hemde TL karşılığı olarak defter kayıtlarının tutulduğu ve dönem sonlarında, değerlendirme yapılarak dönem sonu kurundan Turk parası olarak karşılığının gösterildiği, davacı tarafından tanzim edilmiş ve dosyaya sunulmuş olan tüm Faturaların davalı kayıtların da yer aldığı, davalı kanun ve defter ve kayıtlarına göre davacının davalından 31/12/2018 tarihi itibarıyle 131.590,26 EURO karşılığı, 793.226,06 TL davacıya borçlu olduğu ve 2019 yılına iş bu bakiye devir edildiği, icra takip tarihi 15/05/2019 tarihi itibariyle hesabın bakiyesinin yine aynı olduğu ve 30/09/2009 tarihli ara dönem değerlendirmesinde iş bu 131.590,26 EURO dövizin karşılığının 813.751,13 TL olduğu ve 16/09/2019 takip tarihi ile davacının davalı defter ve kayıtlarına göre , davalıdan 131.590,26 EURO alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce icra takibinde 16/09/2019 takip tarihi itibariyle davacından 120.510,86 EURO talep ettiği ve asıl alacak yönündün taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı tespit edilmiştir. İcra takibi öncesinde davacının davalı yana 698 TB K sayılı 117. Maddesine göre icra takibinden önce davacı yanın davalı yanan temmürrüte düşürdüğüne ilişkin bir delile ve ihtarname rastlanılmamış olup takip tarihinden itibaren iş bu tarihe 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmesi gereğince mahkememizce benimsenmiştir.Taraflar arasında uyuşmazlık , davalı yanın cevap dilekçesinde belirttiği, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkinin dayanağı olan distribütörlük. Sözleşmesinin bu ... Noterliğinin 26/09/2017 gün ve ... yevmiye ihtarname ile hiç bir gerekçe göstermeksizin sözleşmenin 11. Maddesi gereğince 31/03/2018 tarihinden itibaren fesettiğini, Türkiye başka bir şirket kurarak operasyonu bu şirket üzerinden yürüttüğünü , bunun bir haksız rekabet olduğunu, müvekkiline satılan malların 350.000EURO geri alacağını beyan etmesine rağmen 08/01/2019 tarihli, davacının kendine gönderdikleri sözleşmede, müvekkilinin sözleşmenin haksız feshe dayalı davalardan feragat etmesini istediğini istemesi üzerine davalı yanan iş bu sözleşmeyi imzalamadığını belirterek, iş bu sözleşmeye dayalı olarak takas ve mahsup talep edilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce davacı ile davalı arasında sözleşmenin feshi sonrasında yapılan malların iadesi ve tazminatlar yönünden yapılan görüşmelerin , davalının da kabulünde olduğu üzere , taraflarca imzalanarak sözleşme haline gelmediği tespit edilmiştir. Mahkememizce alınan raporda da belirtilen 698 TBK"nın 139 . Maddesi gereğince ," taraflarını karşılıklı olarak bir miktar para ve ya özdeş diğer edimleri birbirlerine borçlu olduğu takdirde , her iki borç muaccel ise her biri alacağını burçuyla takas ede bilir. " şeklinde düzenleme dikkate alındığında , Yargıtay uygulamalarında da belirtildiği gibi . Davalı yanın doğmuş ve taraflar arasında tartışmasız vadesi gelmiş bir alacağın ispat etmesi gerektiği açıktır. Davalı yan 01/08/2019 tarihli yedek parça satış sözleşmesini imzalamamış TBK 1 maddesi gereğince davacının gönderdiği metin bir öneri ( teklif) den öteye geçmemiş, bu nedene davanın icra takip tarihi itibarıyle oluşmuş takas ve mahsup koşulları bulunan sözleşme veya mahkeme kararına dayalı tarihi gelmiş bir alacağın varlığı ispat edilemediğinden davalı yanın takas ve mahsup talebinin reddi gerektiğini sonucuna varılmıştır. Davacı mahkememizin 03/11/2021 günlük beyanında mahkememizce alınan 26/06/2021 günlü raporu kabul etmiş davalını itirazı üzerine, mahkememizce alınan 01/04/2022 günlü ek raporda davalının takas ve mahsuba konu edebileceği bir alacağının varlığını gösteren sözleşme koşullarının oluşmadığı, bu nedenle davalının takas talebinin kabul edililip edilmeyeceği takdiri mahkemeye ait olduğu belirtilmiş olup, mahkememizce de TBK 139, maddesi koşulları oluşmadığı benimsenmekle davalı yanan takas ve mahsup talepleri reddedilerek asıl ve ek raporda tespit edelen asıl alacak miktarı göz önünde bulundurulduğunda davacını icra takibine konu edilen, asıl alacak 120.510,86 EURO ile sınırlı olarak davanın kısmen kabulüne , dava tarihinden önce TBK 117 maddesine uygun temerrüt koşullarını oluşmuş olmaması ve sözleşmede ödeme tarihi açıkca belli olmadığı gibi , davalı yanın bilirkişi kurulunun asıl raporda tespit ettiği asıl alacak miktarı üzerinden karar verilmesine yönelik 03/11/2021 günlük duruşmadaki beyan ve talebi dikkate alınarak faiz talebinin reddine karar verilmek sonucuna varılmıştır.Ayrıca alacağın likit olması nedeniyle, İİK67 maddesi gereğince, c-Kabul edilen 120.510,86-Euro'nun icra takip tarihi 16.05.2019 tarihi itibariyle -TL karşılığı 823.330,15-TL üzerinden hesap edilen %20 icra inkar tazminatı olarak hesaplanan 164.666,00-TLicra inkar tazminatının İİK 67. maddesi gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; a-Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaına yaptığı itirazın 120.510,86-Euro asıl alacak üzerinden iptali ile takibin işbu miktar üzerinden 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankasının Euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulanacak en yüksek faiz oaranı uygulanması ve TAKİP TALEPNAMESİNDENKİ KOŞULLAR ÜZERİNDEN DEVAMINA,b-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,c-Kabul edilen 120.510,86-Euro'nun icra takip tarihi 16.05.2019 tarihi itibariyle -TL karşılığı 823.330,15-TL üzerinden hesap edilen %20 icra inkar tazminatı olarak hesaplanan 164.666,00-TLicra inkar tazminatının İİK 67. maddesi gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davalının takas ve mahsup talebinin icra takibi ve dava tarihi itibariyle takas ve mahsup koşulları oluşmadığından TBK 139. maddesi gereğince REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile müvekkili şirketin bağlı olduğu grup şirketleri arasındaki ticari ilişkinin 1993 yılına dayandığını, dava dışı ... San. Tic A.Ş. ile ... KG arasında 1993 yılında yazılı distribütörlük sözleşmesi düzenlendiğini, anılan sözleşmenin ilk derece yargılaması sırasında dosyaya sunulduğunu, Ayrıca belirtmek gerekir ki sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ... unvan degistirerek ... unvanını aldığını, anılan sözleşme hükümlerine göre; ... San. A.Ş.'nin sözleşme konusu ürünlerin Türkiye içerisinde satış ve dağıtımını yapmak üzere münhasıran yetkili kılındığını, Sözleşmenin imzalanmasından sonra, davalı müvekkili şirketin ... Paz. San. ve Tic. A.Ş., ... tarafından resmi acentası olarak kabul edildiğini ve bütün ürünlerini satma ve servis hizmetleri verilmesi yönünde yetkili kılındığını, bir başka deyişle, distribütörlük sözleşmesi çerçevesinde ... San. ve Tic A.Ş.'nin yetkilendirilmiş halefi olduğunu, Taraflar arasında distribütörlük ilişkisi devam etmekte iken ..., ... San. ve Tic. A.Ş. aleyhine Bursa ... Noterliğinin 26.09.2017 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek hiçbir nedene dayanmaksızın ve herhangi bir gerekçe göstermeksizin taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesi mucibince sözleşmenin 31.03.2018 tarihi itibariyle hüküm ifade etmek üzere feshedildiğini bildirdiğini, Davacı şirketin, bu süreçte Türkiye'de bir oluşum başlattığını ve bu oluşumun dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. ünvanlı şirket üzerinden yürütülmeye başlandığını, dava dışı bu şirket, müvekkili şirkete ait çalışanları ayartarak kendi bünyesine geçirdiğinden dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş.'ye İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1098 E. sayılı dava dosyası kapsamında haksız rekabet davası açılmıs olup, yargılamasının devam ettiğini,Feshedilen distribütörlük sözleşmesi kapsamında müvekkilinin elinde kalan mallar söz konusu olduğundan taraflar, söz konusu malların davacıya iadesine yönelik toplantılar ve yazışmalar gerçekleştirdiğini ve bunun sonucunda davacı yanın, müvekkili şirkete satmış olduğu malları 365.000 Euro tutarındaki bedel karşılığında alacağını açıkça beyan ve taahhüt ettiğini, hatta kesinlikle taraflar arasındaki sözleşmeyi kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bu konudaki taahhüdünü içerir 08.01.2019 imza tarihli sözleşmeyi de hazırlayarak müvekkili şirkete imzalı bir şekilde gönderdiğini,Buna karşın, davacı yanın müvekkiline göndermiş olduğu sözleşme metninde anlaşılanın aksi yönde değişiklik yaparak sözleşmeyi gönderdiğini, davacı yanın, tarafların mutabık kaldığı sözleşmenin aksine, sözleşmenin 4. maddesine, "Taraflar, diğer taraf ve diğer tarafın bağlı şirketleri aleyhine, distribütörlük sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklı dava açmamayı yahut hukuki süreç yürütmemeyi taahhüt eder. Bu doğrultuda "bağlı sirket" sözleşmenin bir tarafını kontrol eden, bir tarafın kontrolünde olan yahut ortak olarak kontrol edilen herhangi bir işletme anlamındadır. "kontrol etme" doğrudan veya dolaylı olarak oy hakkının %50sinden fazlasına sahip olunması halini yahut oy hakkına sahip olunmadığı durumunda diğer işletmedeki karar merciini ifade eder. Aynı doğrultuda taraflar, distribütörlük sözleşmesinin sona ermesi kaynaklı olarak diğer taraf aleyhine açılmıs bir davadan yahut yürütülen bir hukuki süreçten feragat etmeyi de kabul ve taahhüt eder," şeklinde hüküm eklediğini,Taraflar arasındaki yazışmalar ile de sabit olduğu üzere, davacı yanın taahhüdü ile bağdaşmayan bu davranışı akabinde müvekkilinin doğal olarak bu sözleşmede değiştirilmiş biçimde yer alan 4.maddeyi kabul etmediği için sözleşmeyi imzalamadığını, hiç şüphe yok ki davacı yanın bahsedilen değişikliği iyi niyetten uzak biçimde ve müvekkilini haklı davasından vazgeçirme saikiyle yaptığını, davacı yan, açıkça müvekkiline borçlu olduğunu kabul etmesine rağmen, müvekkilinin ilgili sözleşme hükmünü kabul etmemesi üzerine işbu davaya konu alacaklı olduğunu iddia ettiği bedel ile ilgili olarak müvekkili şirket aleyhinde işbu davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığını, Müvekkili şirketin, bu takibe ilişkin olarak takibe, borca ve tüm ferilerine yasal süre içinde itiraz etmiş olup buna istinaden icra müdürlüğü tarafından takip durdurulduğunu, İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında; "...Dosya kapsamındaki yazışmalardan sözleşmenin tüm unsurları üzerinde karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanının var olduğu sonucuna varılamamaktadır. Türk ve İsviçre Hukukunda borcun kaynağı, (hukuki işlem) sözleşme, vekaletsiz iş görme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve kanundan doğan borç ilişkileri olarak sınıflanmaktadır. Bu somut olayda, imzalı sözleşme metni ile kendilerine karşı davacının tek taraflı bir hukuki işlem ile kendilerine karsı borç altına girdiğini savunmaktadır, bu halde davalının da kabul beyanına ihtiyaç duyulduğu (zira söz konusu olan bir taşınır satışı sözlesmesidir) kök raporda da değerlendirilmiştir. Ancak nihai takdir yetkisi Sayın Mahkemede olup taraflar arasından sözlü bir sözleşme görüşmesi yapılmış olduğunun, bu sözleşme görüşmeleri sırasında tarafların sözlü öneri ve kabulünün uyuştuğunun ve bir taşınır satışı sözleşmesi kurulduğunun kabul edilmesi halinde bir alacak hakkının doğduğu sonucuna ulaşılabilir..." denilmektedir. Oysaki, taraflar arasındaki 08.01.2019 tarihli sözlesmeyi kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yan gerek bu sözleşmede yer alan hükümler gereği, gerekse de taraflar arasındaki yazışmalar gereği müvekkilimize 365.000 EURO ödemeyi açıkça kabul ve taahhüt ettiğini, Müvekkil şirkete satılan malların davacı tarafça 365.000 EURO karşılığında alınacağına ilişkin taahhüdün varlığı göz ardı edilmek suretiyle bilirkişi ek raporunda, tarafların birbirine uygun irade beyanının var olduğu sonucuna varılamayacağına ilişkin değerlendirme yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi ek raporunda yer alan bu hatalı değerlendirmelere ilişkin olarak itirazlarını da sunmalarına karşın, ilk derece mahkemesince itirazlarının kabul edilmeyerek, hatalı bilirkişi ek raporu esas alınarak müvekkil aleyhine karar verildiğini, ayrıca, gerek dosya kapsamında yer alan yazılı beyanları, gerekse de duruşma zabıtlarına geçen sözlü beyanlarında taraflarınca usulüne uygun biçimde bildirmiş oldukları tanıkların dinlenmesi de ilk derece mahkemesinden defalarca talep edilmiş olmasına karşın, talepleri uygun bulunmayarak, tanıklarının dinlenmediğini,Kaldı ki, HMK m. 279/4; "Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz." hükmüne haiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, rapor içeriğinde açıkça hukuki nitelendirme yaptığı, hukuki nitelendirmenin mahkemeye bırakılmak suretiyle bir hesaplama yapılmamış olduğunun da görüleceğini, bilindiği üzere, HMK m. 266 hükmünde de genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulması da açıkça yasaklandığını, dolayısıyla, istinafa konu kararda açıkça hukuki nitelendirmelere yer veren bilirkişi raporunun esas alınarak karar verilmiş olması HMK hükümlerine aykırı olduğunu, Sonuç olarak yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporları, usulüne uygun biçimde tanzim edilmemiş olup bilirkişilerce HMK m.279/4 hükmünün açıkça ihlal edildiğini, söz konusu bilirkişi kök ve ek raporlarını hükme esas alarak karar veren ilk derece mahkemesi kararının bu bakımdan da usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,Ayrıca, ilk derece mahkemesince alacağın likit mahiyette bulunduğu gözetildiğinden bahisle, İİK m. 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının da müvekkilinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiğini, alacağın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla likit olmayan alacağa ilişkin müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesinin mevzuata ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkeme kararının bu yönüyle de, yasaların emredici hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalı lehine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, Davalının takas ve mahsup talebinin icra takibi ve dava tarihi itibariyle takas ve mahsup koşulları oluşmadığından TBK 139. maddesi gereğince reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmış ve istinafa konu karar verilmiştir.Davalı vekili 01/06/2022 tarihli duruşmada, tanıklarının dinlenmesini talep ettiği, mahkemece aynı tarihli duruşmanın ara kararı ile; Davanın niteliği ve kapsamı dikkate alınarak davalı yanın tanık dinlenme talebinin reddine karar verildiği, dava değeri itibariyle davalı savunmasının tanıkla ispatı mümkün olmadığından, mahkemece tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin tanıklarının dinlenilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olup karar vermeye yeterli olduğu, mahkemece gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde,davalı vekilinin, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda; Davaya konu edilen faturaların tamamının davalı kayıtlarında mevcut olduğunun tespit edildiğini, davalı kanuni defterlerine göre; davacı ... hesabının 31.12.2018 tarihi itibariyle bakiyesi 131.590,26 EURO karşılığı 793.226,09 TL olup 2019 yılına bu tular ile devredildiğini, hesabın 2019 yılında hareketsiz olup 15.05.2019 takip tarihi itibariyle bakiyesi 131.590,26 EURO olduğunu, davacının örneklerini sunduğu 18 adet fatura bedelinden kaynaklı bakiye alacak olarak 120.510,86 EURO' yu takip konusu yaptığını, takip borçlusu davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre ise 16.09.2019 takip tarihi itibariyle davacının alacağının 131.590,26 EURO olarak görüldüğünü, davacının takibe konu ettiği alacağın 120.510,86 EURO alacağın varlığı davalı ticari defter kayıtlarında doğrulandığı belirtilmiştir.6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, İcra takibine ve davaya konu cari hesaba dayanak faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup davalının TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturalara itiraz edip iade etmediği gözetildiğinde fatura içeriği malların davalıya verildiği ve davacının faturaya dayalı alacağın varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca kanıtlamış olduğu, bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturaya dayalı malın alınmadığını/borcu ödediğini ancak yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, davalı taraf cevap dilekçesinde; Taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin davacı tarafça 31.03.2018 tarihi itibariyle hüküm ifade etmek üzere feshedildiğininin bildirdiğini, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi sebebi ile elinde kalan malları davacı şirketin 365.000 Euro tutarında bedel karşılığında almayı beyan ve taahhüt ettiğini, daha sonra davacı şirketin sözleşme metninde kararlaştırılanın aksine değişiklik yaparak sözleşmeyi gönderdiğini, bu sebeple ilgili sözleşmenin imzalanmadığını, taraflar arasındaki yazışmaların davacı şirketin 365.000 Euro ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin ispatı niteliğinde olduğunu ileri sürüp her türlü dava, hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla takas mahsup talebinde bulunduğunu ileri sürdüğü, mahkemece davalı tarafın takas-mahsup talebini değerlendirip gerekçesi yazılmak suretiyle takas ve mahsup talebinin reddine karar verildiği, HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi kök ve ek rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece davanın kısmen kabulüne ve davalının takas ve mahsup talebinin koşulları oluşmadığından reddine, yönelik karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak asıl alacak faturaya dayalı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğundan mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olup ilk derece mahkemesinin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin hukuki nitelendirmelere yer veren bilirkişi raporunun esas alınarak karar verildiğine ilişkin istinaf sebebi ve mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 56.242,00- TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 14.061,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 42.181,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 13/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim